İzledim

SEN ÇAL KAPIMI – Hayatın Mucizeleri

Sen Çal Kapımı 35.bölüm reyting sonuçları bir önceki haftadan geride, Serkan’ın hafızasının 7 bölüm sonunda geldiğini düşünürsek bu sonuç pek de şaşırtıcı değil, ama üzücü! Dizi Total’de 3,11 reytingle 11.,  AB’de 3,80 reytingle 4. ve ABC1’de 3,74 reytingle 7. oldu. Bölüm yorumu konuk yazar Sevil ‘in kaleminden, keyifli okumalar ^^

 

35. bölüm; karakterlerin bozulması, bölümlerin yan karakterlerin sıkıcı hikayeleriyle doldurulması ve konunun ilerleyememesi gibi haftalarca izlediğimiz saçmalıklardan sonra ilaç gibi geldi ve beş hafta sonra ilk kez izlediklerimden zevk aldığımı söyleyebilirim. Evet, yine tutarsızlıklar ve mantık hataları vardı. Belli ki bir şeyleri düzeltmeye çalışmışlar ve gidilen yoldan dönmeye çalışırken normalde uzun bir zamana yayarak işlenmesi gereken konular aceleye gelmiş; fakat bırakılan enkazın hemen toplanmasını beklemek pek de adil olmaz. Hedefe giden yolda bazen tali hasarlar oluşabiliyor; ama 35. bölümü izledikten sonra ileriki zamanlarda yine güzel ve kaliteli bir içerik izleyeceğimiz konusunda umutlandım. Birkaç gündür senaristlerin yeniden değişeceği ve yeni senaristlerin 36. bölümden itibaren yazmaya başlayacağı ile ilgili söylentiler var; fakat 35. bölümü yazanlar Duygu Tankaş, Tunus Taşçı ve ekibi. Kafamda şöyle bir soru var: Eğer bu bölümü de onlar yazdıysa bundan önceki beş bölümü kim yazdı? Eğer bundan önceki beş bölümü onlar yazdıysa 35. bölümü kim yazdı? Eğer böyle bir bölüm yazacak potansiyelleri varsa bunu neden daha önce yazmadılar ve neden bunu bizden esirgediler?

 

 

Selin’in Eda için yardım istemesi beni bayağı şaşırttı açıkçası. Olması gereken de bu; fakat Selin’den böyle insani bir hareket beklemiyordum. Eda’yı denizden kurtararak yeni karakter Kemal Özcan’ı canlandıran oyuncu Sinan Albayrak da diziye giriş yapmış oldu. Bir karakteri diziye sokmak için bu kadar aksiyona gerek var mıydı, pek emin değilim; ama hem Serkan’ın telaşlanmasını hem de Selin’in buna şahit oluşunu izlemiş olduk bu sayede. Serkan’ın Eda için endişe ettiğini görmek, Selin’in hem olmadığına kendini inandırdığı hem de daha önce inkar ettiği Eda ve Serkan arasındaki bağı kabullenmesine yardımcı olduğu izlenimini verdi bana. Zaten Selin, Deniz’le konuşurken de Eda’ya yenildiğini söyledi.

 

 

Aydan’ın çocukluk aşkı Kemal’in sadece Aydan’ı değil, aynı zamanda da Serkan’ı da takip etmesi ve Eda’yı denizden kurtarıp kıyıya yanaştıktan sonra Serkan’ı bakışlarıyla süzmesi Serkan’la da bir bağlarının olduğu konusunda beni işkillendirdi ve Kemal’in, Eda’nın kim olduğuyla ve Serkan’ın hayatıyla ilgili bilgi sahibi olduğu izlenimini verdi bana. Deniz geldikten sonra Serkan’ın Eda’nın yanından birden geri çekilmesini de fark etti. Kemal benim ilgimi çekti ve karakterin hikayesini açıkçası bayağı merak ediyorum.

 

Kemal: “Hayat sürprizlerle dolu, belki yine karşılaşırız.”

 

Selin bile Deniz’in beni rahatsız ettiği kadar rahatsız etmiyor. Selin, Deniz’e kıyasla kartlarını daha açık oynayan biri ve en azından Eda’ya karşı olduğundan daha farklı görünmeye çalışan biri değil; fakat Deniz çok sinsi ve biliyoruz ki arkadaş numarasıyla hem Eda’yı manipüle ediyor hem onun güvenini suiistimal ediyor hem de Eda’nın durumundan faydalanmaya çalışıyor. Oyun bahanesiyle Eda’ya fiziksel olarak gereğinden fazla yaklaşması, gerek olmadığı halde Eda’dan nişanlım diye bahsetmesi, taciz eder gibi Eda’nın sırtını okşaması, Eda’ya “Hayatım” diye seslenmesi, bakışları, kısacası Deniz’in yaptığı her şey tüylerimi diken diken ediyor. Aşağıdaki resimde Deniz’in bakışlarının bana hissettirdiklerini tarif bile edemem. Sapık bir insan nasıl bakar diye bana soracak olsanız size Deniz’in bu vıcık vıcık bakışlarını gösterirdim.

 

 

Ceren’in ‘fabrika ayarlarına’ geri dönmesine çok sevindim. Ceren sempati duyduğum bir karakter değildi; fakat hem Eda’yla arkadaşlıklarının bozulması hem de psikolojik sorunları olan karakterlerin otomatikman kötü karakter olarak yazılmasından hoşnut değildim. Ceren’in ayarlarının neden bozulduğunu ve ilaçlarını almayı neden bıraktığını öğrenemedik, ama olsun! Aramıza geri döndüğü için mutluyum.

 

 

Sonunda zarfı kimin gönderdiğini de öğrenmiş olduk. Zarfı Ferit’in göndermiş olabileceği teoriler arasındaydı, ama Ferit’in gönderdiği konusunda benim şüphelerim vardı; çünkü Ferit’in tarzı olmadığını düşünüyorum. Öyle ya da böyle bu konunun daha fazla uzamadan kapatılmasından memnunum. Pelerinli admin Aslı’nın da dediği gibi; Serkan, Ferit’ten gördüğü iyiliği arkadaşlarım dediği Engin’den ve Pırıl’dan bile görmedi. Zaten Serkan’ın çevresindeki hemen hemen herkesin Serkan’ın durumunu kabullenip şu ana kadar hiçbir tepki göstermemesine gıcık olmuştum.

 

 

Ferit the King: “Serkan’ın hafızasını kaybetmesini fırsat bilip kendine Serkan’la bir hayat kurmaya çalışıyorsun.”

 

Serkan, Eda’ya olan duygularının da birden farkına vardı nedense; keşke bu süreci biz de görebilseydik. Şu son bölümde gördüğü flashbackleri son beş bölümün toplamında bile görmedi. Hafızasını kaybettikten sonra ilk kez Serkan’ın hırçın davranışlarına bir anlam verebildim. Belki de Eda’ya olan duygularını kabul etmesinin de hatırlamasına bir katkısı olmuştur; fakat Yeşilçam filmlerine taş çıkarırcasına kafasına yediği bir darbeyle mucizevi bir şekilde birdenbire hafızası yerine geldi. Hafızasının bir dayağa baktığını bilseydik, beş hafta önce biz de eşek sudan gelene kadar döverdik Serkan’ı. Neyse; geç olsun, güç olmasın! Serkan’ın kendi yaptığı hataların sonucu olarak ve hissettiği suçluluk duygusundan dolayı yine Eda’dan vazgeçecek raddeye gelmesi beni sinir etti. Benim gönlümden geçen, Serkan’ın hatırlamadan önce Eda’ya aşkını itiraf etmesiydi; çünkü “Bu dünyaya yüz kere gelsem yüzünde de sana aşık olurdum.” demişti. Evet, hatırlamadan önce duygularının farkına vardı; ama biz ne o süreci görebildik ne de Serkan’ın süründüğünü; ama genel olarak bu konu daha fazla uzamadan kapandığı için memnunum. Eda’nın başka biriyle evli olduğu düşüncesinin Serkan’ı yiyip bitirdiğini izlemek için sabırsızlanıyorum.

 

 

Serkan: “Selin adına özür dilerim. Yani hiç öyle saçını çekmesine gerek yoktu; ama annesiyle ve babasıyla konuştum, o yüzden cezalandıracaklar.”

Eda: “Selin’in yaptıkları için özür dileyeceksin bir gün; ama o gün bugün değil.”

Serkan: “Hangi günden bahsediyorsun?”

Eda: “O gün geldiğinde anlarsın…”

 

 

Serkan: “Hatırlıyorum, Engin; hatırlıyorum!”

 

Uzun bir zaman sonra ilk kez yan karakterler üzerine kurulu olmayan ve yan karakterlerin hikayenin gelişimine katkıda bulunduğu bir bölüm izledik. Hatta Aydan ve Ayfer sahnelerinden zevk bile aldım. Seyfi’nin de performansı iyiydi. Aydan ve Ayfer sonunda sadece kendileriyle meşgul olmayıp kendileri dışında da sorunlar olduğunu hatırlayıp Eda’yı ve Serkan’ı bir araya getirmek için Seyfi’yle birlikte kafa kafaya verdiler. Bunun sonucunda da güzel ve eğlenceli sahneler izledik.  Aydan’ı affettim mi? Hayır! Serkan’ı kurtların ortasına attığını unutmadım. Seyfi’yle Aydan’ın cenazeye gider gibi giyinmesi de Eda’nın ruh durumunu yansıtan bir seçim olmuş. Zira Eda da kendi düğüne değil de infaza gider gibiydi.

 

 

Selin: “Cenazeye gidiyor gibisiniz.”

Aydan: “Serkan’ın sana kalması cenaze zaten…”

Seyfi: “Daha büyük acı mı olur? Biz de gidip acımızı yaşayalım.”

 

Bremen Mızıkacıları: “Gülüyorlar, gülecek de bir şey yok aslında. Tabloda aşk var diyor, halbuki yok!”

 

Popeye, namı diğer Temel Reis…

 

 

Eda: “Ben sana hep aşk sandviçi yaparım.”

Serkan: “Ama Deniz yiyecek aşk sandviçlerini…”

 

Nikah olayında neden bu kadar ileri gittiklerini anlamadım. Eda’ya da nikah masasına oturması için ve evet demesi için ısrar etmelerine gıcık oldum. Ne yapacaklardı Serkan gelmeseydi? Evlilik oyunu mu oynayacaklardı? Büyük bir ihtimalle çatışmaya bu yoldan devam edecekler. Deniz ise ne düşündü acaba? Eda’yı kandırıp nikahı oldu bittiye getirirsem bir gün beni sever diye mi düşündü? Başkasını sevdiğini bildiği biriyle evlenmeyi nasıl kendine yedirebildi? Deniz’in nasıl bir açıklama yapacağını çok merak ediyorum. Umuyorum ki hem Eda hem Serkan, Deniz’e ve Selin’e dünyayı dar ederler.

 

 

Serkan: “Eda, evlenemezsin; evlenme!”

 

Sanki oyuncuların da enerjisi geri gelmiş ve oynadıklarından zevk almış gibiydiler.  Yarım kalmayan, başkalarının araya girmediği, karakterlerin birbirleriyle iletişim kurabildiği sahneler izlemek çok iyi geldi. Umuyorum ki bir defaya mahsus bir şey değildi ve devamı gelir. Eski günlerin heyecanıyla izlediğim bir bölüm oldu. Aynı heyecanla da gelecek bölümü bekliyorum.

 

Göz atmanızı öneririz: Sen Çal Kapımı Bölüm Yorumları

 

YORUM

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap