EVLAT – Her Şey Çok Zor

Tahmin edilebilir klişe bir konu ve güçlü olmayan bir metinin ses, dekor ve güçlü oyunculuklarla desteklenirse bambaşka bir ambiyans yaratılabileceğinin kanıtı Evlat.  Dolayısı ile klasik bir aile dramı temelinde, günlük hayatımızdan repliklerle bezenmiş klişe bir konunun performanslarla güçlendirildiği bir oyun izledim. Replikler o kadar sıradan bir hayattan ki, sanki bir metin takip edilmiyor da doğaçlama oynuyor gibiydiler… Sanırım tiyatro oyununda gündelik dil yerine daha vurucu cümleler bezenmiş bir metin arıyorum.

 

 
   
 

“Baba ve oğul olmaya çalışanların hikayesi. Veda ederken bile iz bırakmaya çalışan, bencil, sert, acımasız insanların hikayesi.

Bu oyun bize gidilen yerleri, kalınan sevgileri, görülen düşleri ve elini uzatan bir çocuğu anlatıyor.

En sevdiğin giderken güçlü kalabilir misin?

Bilmem.

Belki.”

 

 

Nikola sevilen bir çocuk. Hem anne hem de baba onun iyiliğini istiyor. Ama asıl sorunun kaynağına inmedikten sonra anlık isteklerini gerçekleştirmek ve bununla kendini ‘iyi’ anne / baba olarak görmek çözüm mü?

 

Oyun başlamadan önce sahnede birinin oturuyor olmasını ‘setten biri, not alıyor herhalde’ye yormuştum. Sonra dikkatli baktığımda oturan kişinin Cem Yiğit Üzümoğlu olduğunu fark ettim. Demek ki seyircinin oyun öncesi koltuklarına geçerken çıkan sesler ile fondaki müzik karakterimiz Nikola’nın beynin içinde susturamadığı sesler idi. Oyundan sonra daha iyi anladım ki başlangıç karakterin hayata karşı duyduğu bıkkınlığı, yalnızlığını anlatıyordu.  Sahne tasarımı yalnızlığı destekleyecek şekilde; tek sahnede birden fazla mekan kullanımını pek sevdim. Dönüşebilen dekor çok iyi fikirmiş.

 

 

Kadro yan oyuncular hariç dört kişiden oluşuyor Onur Saylak, Sezin Akbaşoğulları, Cem Yiğit Üzümoğlu ve Şükran Ovalı.

Onur Saylak’ın oyunculuğunu da – tüm projelerini izlemişim olabilirim ve yönetmenliğini de (dizi Şahsiyet, film Daha) seven biri olarak onu ilk defa sahnede izlemek farklı bir keyifti. Canlandırdığı x karakterinde, dizilerinde canlandırdığı karakterlerden daha farklı daha özel bir değer katmadığını düşünsem de bu performans bile güzeldi. Ama oyunun finalinde devleştiğini belirtmem gerekir: “Her gece her şey zor, her gece sen her şeyin üstesinden geliyorsun.”

Cem Yiğit Üzümoğlu birkaç bölüm Netflix Fatih’de izledim kendisini. Bu kadar iyi bir oyuncu olduğunu bilmiyordum. Özellikle psikiyatr kliniğinde kalmak istemediği için anne-babasına yalvardığı sahne (finalinde doktora saldırdı ^^) oyun içindeki en başarılı performansıydı.

Sezin Akbaşoğulları’yı özlemişim. Ne oynasa izlerim.  Unutmadan çıplak sesi de pek güzelmiş (Feeling Good’u seslendirdi.)

Şükran Ovalı’nın ismini bu ilk üçlüye yakıştıramamıştım. Önyargı kötü bir şey!  Ama oyunda güzel bir enerjisi vardı ve gayet iyi bir performans çıkarttı.

 

27 Eylül 2020 – Sanat Parkta

 

Ezcümle, kaybedilen evlat, boşanma nedeni ile ayrı düşülen evlat sahibi iseniz, ya da yaşananlarla empati kurabiliyorsunuz sizi etkileyecek bir oyun Evlat. Ben bu kategorilerin ikisine de uymadığım halde finalde gözümden bir damla yaş süzüldü. Yalan! Bir damla yaş falan süzülmedi, ağladım; ama beni baz almayın, zaten sulu göz biriyimdir. Aslında oyunun finalde izleyiciyi şok edeyim, dram dozunu arttırıp ağlatayım gibi bir iddia ile yola çıkmış değil, hatta tahmin edilebilir bir finali var. Ama finale odaklanmayın; 110 dakika ve tek perdelik oyunda yazılı süre uzun gibi geliyor ama yüksek temposu sebebi su gibi akıyor ve saate bakma ihtiyacı duymuyorsunuz. (Ah bir de koltuklar rahat olsaydı…)

(Fotoğraflar resmi siteden alınmıştır)

 

Unutmadan, ilgili diğer yazılar için blogun SAHNE SANATLARI kategorisini mutlaka ziyaret edin. 

 

 

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

İlgili diğer Yazılar