İzledim

GÖNÜLDAĞI – Bozkırda Hayaller ve Gerçekler

Gönül Dağı bu sezonun en sürpriz projelerinden. Cumartesi gününde  Total’de 8,16 reyting, AB’de 7,33 reyting ve ABC’de 8,19 reyting ile her üç kategoride  zirvede.  Dizinin 7. bölüm yazısı konuk yazar Naim Baycan‘ın kaleminden. Keyifli okumalar…

Merhaba, yazımı okuyacak herkese. Bir önceki yazımda bahsetmiştim;  Gönül Dağı her hafta bir karakterin hikayesini anlatıyor, bu özelliği beni diziye iki kat daha bağlıyor. İşte bu hafta, Cemile’nin hikayesine doğru bir yolculuğa çıktık. Diğer karakterlerin hikayesininki gibi etkileyiciydi. Fakat buna geçmeden önce Taner ve Dilek, peşinden de bizim amcaoğulları bu bölüm ne yaptı bir bakalım…

 

 

Bazıları vardır, hayal kurar ama sadece kurduğu hayal ile kalır. Bazıları vardır bu hayallerini gerçeğe dönüştürür. Taner, Veysel ve Ramazan, kurdukları hayali gerçekleştirdiler. Yıllardır uğraştıkları “66” uçtu. Önceki bölümde; uçağı uçuramadıklarında herkes tarafından dalga konusu olmuşlardı fakat bu bölümde işler tersine döndü, bu kez alkışlandılar “Gedelli’nin gururusunuz” gibi tavırlarla karşılaştılar.

Uçak hepsinin hayali tamam ama uçağın bir özelliği daha var: Taner’in uçağı Dilek için yapması. Pilot olmak isteyen Dilek için… Taner’in ablası Zahide’nin dediği gibi: “Dilek Hanım için yapılan uçak Dilek Hanım ile birlikte uçuruluyor.  Evet, uçak Dilek ile birlikte uçuruldu. Taner ile Dilek yakınlaştı.  Dilek’in “Taner, neden gitmediğimi ve neden burada olduğumun cevabını veremiyordum kendime. Ama artık biliyorum.” diyerek Taner’e sarılması ve ikisinin de sımsıcak gülümsemesi bölüme damga vuran sahnelerden…

Devamında Dilek akşam yemeğine geldi; Taner, Dilek’e ev buldu. Beraber evde tadilat yaptılar derken Dilek, Taner’in ilk başta teklif ettiği, çocukken oynadıkları, beraber vakit geçirdikleri yer olan tren yolunda buluşma teklifini kabul etti. Fakat her şey iyiye giderken Dilek’in annesi geldi. Ve Dilek Taner’in yanına gidemeden annesi ile birlikte arabaya binip gittiler. Taner yine yalnız kaldı, hayali yarım kaldı…

 

  

“66″‘nın uçtuğundan yukarıda bahsetmiştim. Şimdi uçak uçmasına uçtu da başına neler geldi neler. ^^ Önceki bölümde uçağı tamamlamak için para lazımdı ve ailedeki kadınların yardımı ile para bulundu, bu sayede uçak uçtu. Fakat bu paranın bir kısmı Muammer ve Hüseyin’in (Veysel ile Ramazan’ın babaları) parasıydı. Bunu öğrendiler ve uçağı alıp satmak için sakladılar.^^ Bize eğlenceli dakikalar yaşattılar. Bizim amcaoğulları sonunda uçağı buldular ve dedeleri sayesinde babaları hiçbir şey yapamadı. Fakat bir sıkıntı vardı. Muammer ve Hüseyin’in uçağı sakladıkları yerde uçak yoktu. Herkesin tahmini ve Serdar’ı orda görmemizden, uçağı onun aldığını zaten anladık fakat burada önemli olan uçağı nasıl bulacakları ve bizi nerelerin beklediği…  Ben heyecanla bekliyorum, ya siz?

  

 

Evet. Şimdi sırada Cemile’nin hikayesi var. Aslında her insanın, dışardan görünmeyen, sakladığı yaraları vardır. Burada da Cemile’nin yaralarını göreceğiz.

“İnsanın her şeyi apaçık anlatamadığı zamanlar vardır. İnsanın, kelimelerin acizliğine maruz kaldığı zamanlar. Tıpkı pembeyi anlamak gibi. Pembe; bir renk midir sadece, yoksa bir çocuğun boğazında yutkunamadığı kocaman bir yumruk mu?”

Cemile’nin en büyük yarası annesizlik. Onu yaşatabilmek ve onunla yarım kalmış hikayesini tamamlamak için yuvasına bir kuş istiyor. Çünkü annesi “Dünyaya gelen her bebek bir kuştur, dua kuşu. Dünyanın daha güzel bir yer olması için edilmiş bir dua. İnsanların kalplerine dokunan bir umuttur.” diyormuş. Bu yüzden Cemile bir yavru istiyor. Tam da bu yüzden Cemile’nin hikayesi, diğerlerinin hikayeleri gibi beni derinden etkiledi. En çok da Veysel ile sahnesi, konuştukları… Veysel’in Cemile’yi yanlış anlaması ve ardından bunun farkına varması ve o sahnelerdeki duygu yoğunluğu…  Bu dizi bizi bir yerden alıp başka bir yere götürüyor sanki, hem fikir misiniz? İlk izlediğimden beri Veysel ile Cemile’nin aşkına hayranım. Bir önceki yazımda da belirtmiştim: İyi ki siz birbirinizi tercih etmişsiniz…

 

Benzer bir konu olduğu için, Taner ve babasının da hikayesine de biraz değinmek istiyorum. Benzer derken, birinin küçük yaşta annesiz, bir diğerinin ise küçük yaşta babasız kalması. Bu konuda Taner’in yeğenlerine, babası ile ilgili bir şeyler anlattığı bir sahne vardı ve çok güzeldi. Taner babasını anlatırken çalışmak için gittiğinden ve aylarca gelmediğinden bahsediyor:

 

“Bir gün hiç unutmuyorum, okuldaydım. Okuldan döndüğüm zaman babamla yılkı atlarını izlemeye gidecektik. Eve geldim, ayakkabısı yoktu. İçeri girdim, paltosu yoktu. Valizi hep kapıda dururdu, baktım valizi de yoktu.”

 

Taner babası gittiği için küstüğünden, 1 hafta telefonlarına çıkmadığından fakat babasının bir daha dönmediğinden bahsediyor. Taner de küçük yaşta, tıpkı Cemile gibi yarısı eksik kalsa da hayata dair hep umut etmekten vazgeçmiyor…

 

 

Ramazan, Asuman’ın yaptığını, gururunu kırdığını unutamıyor ve uzak duruyor. Bu bölümde Ramazan ve Asuman çok azdı. Yalnız Ramazan’ın aşağıdaki sözleri ve bu sözlerin değerleri çok fazla…

 

“Ben bir güzel aşığım işte. Belki de aşkın kendisini seviyorum. Belki, belki de senin de ötende; senden ziyade bir Asuman seviyorum. Ama bunların ne önemi var ki? Ben seni seviyorum ya, aha burada böyle emanet gibi duruyor aşkın. Varsın kavuşma olmasın Asuman, varsın tek taraflı olsun ya.”

 

Bu cümleler “Çok güzel seviyorsun be Ramazan!” dedirtti. Ramazan’ı ve aşkını izlemek büyük bir keyif. Fakat bu bölümde Ramazan ve Asuman sahnelerinin azlığından şikâyetçiyim, daha fazla istiyorum. 🙂 

 

 

“Kimseyi kaderime ortak etmem, edemem.”

 

Bu cümleler döküldü Zahide’nin ağzından. Sefer dinledi, dinledi… Bir şey diyemedi. Bize düşen de bu sahneleri kalplerimiz hüzün dolu izlemek oldu. Dizi içinde en merak ettiğim, hikaye ilerledikçe nereye varacak dediğim, imkansız aşktan öte çaresiz aşk olarak gördüğüm; Zahide ve Sefer ilişkisi. Çok özel  ve değerli…

Karakterlerin hikayeleri belki klişe fakat hepsi  kendi içinde özel… Bu nedenle ayrı bir seyir keyfi veriyor, bana ve tüm izleyenlere…

Okuduğunuz için teşekkürler. 8. bölüm yazısında görüşmek üzere…

Gönül Dağı bölüm yorumları için tıklayın

 

Gönül Dağı 8. Bölüm Fragman

 

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
DARK – Finalde Cevapsız Kalan Sorular
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
BİZ İYİ İNSANLARIZ – İçimde Büyüyen Bir Canavar Var
Copy link
Powered by Social Snap