İzledim

GÖNÜL DAĞI – Bozkırda Aşıkların Gönüllerinden Düşen Taşlar

Başrollerinde Berk Atan ve Gülsim Ali yer aldığı Gönül Dağı TRT1 ekranlarında  Cumartesi günü 6 haftadır izleyicilerle buluşuyor. Son bölümünde Total’de 7.47 reyting, AB ‘de 7.16 reyting ve ABC 7.70 reyting ile zirve yarışında olduğunu gösteren dizi bölüm yazısı konuk yazar Naim Baycan‘ın kaleminden. Keyifli okumalar…

Yazıya nasıl başlayacağımı gerçekten bilemiyorum. Bu sezon beni şaşırtan, heyecanlandıran ve izlerken beni bir yerden alıp bir yere götüren bir dizi. Şaşırtan demişken bunu da açıklamak istiyorum. İlk Gönül Dağı haberi yapıldığında bu kadar iyi bir iş olacağını düşünmemiştim. (Belki benim önyargım, ya da başlayacak çok dizi olduğu için Gönül Dağı’nın farkında değildim.) İlk bölümü ve devamında artarak devam eden enerjisi, aşkları, doğallığı, hayattan bir parça olması ve bozkır. Yani “Bozkır”ı bize çok güzel anlatması.  Taner’in de dediği gibi:

 

“Bir de gitmeleri vardır bizim buraların. Çok meşhurdur bu zamansız gitmeleri. Önce bir fısıltı yayılır dilden dile. Annesinin tayini çıkmış derler, babası iş bulmuş derler, Almanya’dan amcasıgil çağırmış derler. Sonra bir bakmışsın evlerinin önüne kocaman bir kamyonet yanaşmış; bütün gülücüklerini, hatıralarını, hayallerini yüklenmiş gidiyor. Geride bir çift ıslak bakış kalmış mı, kalmamış mı aldırmadan. Bozkırın iklimi hep böyledir sizin anlayacağınız. Aşkları naif ve güzel, kavuşmaları ise çetin ve imkânsızdır.”

 

Taner ne güzel anlatmış bozkırı. Annesinin tayini çıkması ile Dilek’in gitmesi, babasının iş için gitmesi…  Ben de bu dizi için yazı yazmak istedim. Dünyayı düz hayal eden Ramazan’dan, tercihlerinin bedelini ödeyen Veysel’den, kavuşması çetin ve imkânsız olan Taner’den ve diğerlerinden bahsetmek için yazmak istedim.

Gönül Dağı’nın en sevdiğim yanlarından biri her bölüm bir karakterin hikayesinin anlatılması, o karakteri içimize işlemeleri… Bir bakıyorsun Veysel ile ağlıyorsun, Ramazan ile gülüyorsun… Taner gibi hasret çekiyorsun, Dilek gibi bir yere ait hissetmek istiyorsun. Bu insanların hayatlarına, aşklarına tanık oluyorsun…

 

Bozkırda Hayaller

 

 

Eğer hayal ediyorsanız varsınız. Hayal bizi bir şeye bağlayan, bunun için çabalamamızı sağlayan bir unsur. Veysel, Ramazan ve Taner’in bir hayali vardı. Yaptıkları “66” isimli uçağı uçurmak. Küçüklükten başlayan icat yapmaları, büyük bir hayale dönüştü. Uçurdular mı? Hayır. Vazgeçtiler mi? Tabi ki hayır. Hedeflerine ulaşmak için diğer insanların deyimi ile madara oldular ama -bence olmadılar- onlar vazgeçmedi. Parasızlık çektiler fakat içlerindeki iyilik ile her şeyi güzel karşıladılar. Taner Dilek’i bekledi, belki bir gün bozkıra yolu düşer diye. Dilek’in de bir hayali vardı. Pilot olmak istiyordu, bu yüzden uçak yapmaya başladı Taner. Taner hep hayal etti, bekledi…

Fakat hayal deyince benim aklıma asıl Ramazan geliyor. Çünkü hep hayalle masalla yaşıyor.

Ben bilmiyor muyum amcaoğlu? Asuman’ın beni sevmeyeceğini ben bilmiyor muyum? Dünyanın yuvarlak olduğunu ben bilmiyor muyum amcaoğlu? İnanmak istiyordum ya, inanmak istiyordum ben amcaoğlu ya. Ben dünyanın düz olduğuna inanmak istiyordum amcaoğlu. Ben Asuman’ın beni seveceğine inanmak istiyordum ya.”

 

 Bozkırda Aşklar ve Hayal Kırıklıkları

 

 

Yıllardır çok yer gezen, çok insan tanıyan bir Dilek var. Memleketi olmayan, kendini bir yere ait hissetmek isteyen bir Dilek. Çok yer gezmesine karşın, buraların bir başka olduğu söylüyor.

Taner ise ilk başta anlattığı gibi “Buraların gitmeleri çok meşhurdur.” diyor. Dilek gitmiş, babası gitmiş… Kendi hayatından öncelikleri var. Ama vazgeçmiyor, zorluklar yıldırmıyor. ‘Belki Dilek gelir’ diye, ‘belki bir yerlerde tekrar görürüm’ diye hep umut ediyor. Bu umudundan hiç vazgeçmiyor.

2.bölümün sonunda mağaradan kurtulduklarında tam Dilek’e bir şeyler söyleyecekken Taner bir kere daha yıkılıyor. Çünkü “Dilek nişanlın geldi.” cümlesini duyuyor. Devamında ayrıldıklarını öğrense de amcaları yarış içinde Taner’e Dilek’i istediklerinde, Taner’in Dilek’e aşık olduğu söyleseler de Taner bir türlü açılamıyor. Ben izlerken “Hadi Taner, hadi be oğlum söyle diyordum, ta ki Dilek’in işleri bitip kasabadan ayrılacağı zaman -öncesinde Taner taşlar ile ilgili bir şeyler bulsa da Dilek’in gitmesine engel olamıyor- Dilek’e vereceği kitabı hâlâ sakladığını, Dilek’in her gittiği yerden arkasında bir parçası olarak bıraktığı kolyesini sakladığını anlatıyor. Fakat Dilek gidiyor. Giderken Taner’in anlattıkları, buradaki bağı, gördüğü yılkı atları gitmesine engel oluyor. Bakalım Taner ile Dilek’le ilgili bizi neler bekliyor…

 

 

Deli dolu, umut ve hayal ile büyüyen Ramazan… Bu kadar derin, hayat içinden ve edebi bir yönü olan dizide bir ayrım yapmaktan hoşlanmıyorum; sadece Ramazan’ı kendime çok yakın hissettiğim için bir tık fazla seviyorum. (Bakarsak hepsini öyle hissediyorum.) Neyse dediğim gibi bir ayrım yapmak istemiyorum. Ramazan ile devam edelim. Deli dolu biri. Belediye başkanının kızını seviyor. O da Asuman. Saz evi ile ilgilenen, çok güzel sesi olan biri. Ramazan’ın deyimiyle:

 

“Ben seni hiç daha görmeden sevdim kızım. Aha tam da buradan geçiyordum. Bu saz evinin bahçesinden senin sesin geliyordu. ‘Ervah-ı Ezelden’ söylüyordun sen. Asuman içimin şurasında bir yanma olmadıysa ben trenin altında kalayım. Gözlerimin önünden hareler uçuşmadıysa benim külümü bozkırın ortasına savursunlar…”

 

Bence Asuman da Ramazan’ı seviyor ama ya kabullenmek istemiyor ya da farkında değil. Ramazan’ın deli dolu hareketleri yapmasını istemeyen Asuman, Ramazan’ı saz evinin dinletisine davet etti. Araları düzeliyor derken yanlış anlama yüzünden Ramazan’ın kalbini çok kırdı Asuman! Başkasına gelen çiçeklerin yanlışlıkla Asuman’a verilmesi, Asuman’ın da bunu yine Ramazan yapıyor, huyundan vazgeçmiyor sanıp Ramazan’ın gururunu kırması çok üzücüydü. İzlerken benim de içim acıdı…

 

 

Sefer kasabadan, ilçeye dolmuşçuluk yapan biri. Taner’in ablası Zahide’yi seviyor. Zahide kötü bir evlilik yaşamış ve boşanmış 3 çocuğu ile baba evinde annesi ve kardeşi ile yaşıyor. Sefer sevdiğini söyleyemiyor ama iyilik dolu kalbi ile Zahide’nin yapıp sattığı oyuncakları başkasının adına sipariş veriyor. Beğendiği ve alamadığı elbiseyi alıyor ama veremiyor. O elbise yere düştüğünde benim de içimden bir parçam koptu be Sefer… Zahide’nin çocukları babaları ile görüşeceği ama babalarını gelmediği zaman, çocuklar üzüldüğünde onları eğlendirmesini unutmayalım. Kalbi iyilik dolu Sefer…

  

Bozkırda Tercihler

 

 

 “İnsanoğlunun hamuru iyilikse, mayası tercihleridir.”

Bu kısmı 4. bölümde harika bir oyunculuk izlediğimiz Veysel’e (Semih Ertürk’e) armağan ediyorum.

“Ne yapmaya çalışırsan çalış; ne olmak istersen iste, sen tercihlerin kadarsın. Bazen kendi tercihlerin, bazen de başkalarının tercihleri kadar.

Veysel amcaoğlu için okul bırakmak zorunda kaldı. Veysel babası yüzünden, okumak yerine kaportacı oldu. Belki tek istediği baba sevgisiydi. Babasının onu sevdiğini bilmekti. Bir tercihte bulundu yine amcaoğlu için; ona zarar verdikleri için, kendi hayatını yola koymak için attığı bir adımdan gene kendi tercihiyle vazgeçti. Peki Veysel’in yaşadığı her şey kendi tercihi miydi? Veysel’in deyimi ile:

“Ben hayatım boyunca bu tercihlerin bedelini ödedim. Hayatımla ödedim. Hayallerimle ödedim. Ama deseniz ki pişman mısın, zerrece pişman değilim.”

Veysel ile Cemile’nin en güzel tercihleri birbirlerini sevmeleri olmuş. Diğer şeyleri boş verin siz çok güzelsiniz…

 

 

Yukarıda 6. bölüme kadar biraz bahsetmek istedim, madem bölüm değerlendirme yazısı yazıyorum, direk yeni bölümle başlamak olmaz. Şimdi gelelim 6.bölüme…

 

 

Demiştim ya her bölüm dizide bir karakteri anlatıyorlar, o karakterin penceresinden bakıyoruz. 6. bölümde de Zahide’yi dinledik; hatalarını, hayal kırıklığını gördük. Kardeşine yük oluyorum diye düşünüyor, küçük bir katkı yapmak de için çalışıyor. Herkes hata yapar ama bu senin hatan mı, yoksa başkasının hatası mı işte bu belli olmaz. Bölümü yine Zahide ile bitirdik; yaptığı oyuncakları Sefer’in aldığını öğrendi. İşte bu sahne Zahide için uykudan uyanmak gibi oldu. Zahide için kelimeler kifayetsiz kaldı… Sefer sen çok güzel seviyorsun valla, içten içe iyilik dolu kalbinle…

 

 

6.bölümde bizim amcaoğlu’larına bakacak olursak; bekledikleri, hayal ettikleri uçağı sonunda uçurdular. Tabii bu kez de kolay olmadı. İlk olarak havacılık şirketinden bekledikleri mühendisler geldi. Fakat uçağın uçup uçmayacağı henüz belli değilken belediye başkanının herkesi harekete geçirip, insanlara haber verip, televizyondan da yayın yapması bizim amcaoğlu’larını biraz düşündürdü. (Anons ederken Taner ve Veysel deyip, Ramazan’ı sadece amcaoğlu dedirtmesi çok güzel ve komikti.) Düşündürdü çünkü uçağın uçup uçmayacağı belli değildi. Ve herkes izlerken uçak denemesi başarısızla bitti. Yine vazgeçmediler. Bu sefer bakış açısını değiştirip nerede hata yaptıklarına baktılar; kanat sisteminde olduğunu öğrenince uçak için lazım olan parayı, annelerinin, abla Zahide’nin, Cemile’nin ve Ramazan’ı şaşırttığı gibi beni de şaşırtan Asuman’ın yardımı ile buldular. Bu paranın hikayesi bir dahaki bölümde bizi çok eğlendirecek, tanıtımdan belli. (Bu para yani uçak için buldukları paranın bir kısmı babalarının sakladıkları para^^)

Uçak yapıldı ve Taner, Dilek’in pilot olma hayalini gerçekleştirdi. Uçağın uçtuğu sahne benim içimdeki hayata dair umutları arttı.

 

Bozkırı ve hayatı olduğu gibi, biraz da deli dolu anlatan Gönül Dağı ekibi; emeğinize sağlık, bu kadar harika bir iş için…

Bir hata, yanlışlık varsa affola; 7. bölüm yazısında görüşmek üzere…

 

Gönül Dağı 7. Bölüm Fragman

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap