İzledim

ERKEK SEVERSE – Yürürüm Sana Doğru, Aşka Doğru

Neden Erkek Severse izliyorum? Alperen Duymaz’ın güzel gülmesi ile ilintili Kenan Acarsoy fanı olmamdan bağımsız ^^,  bir saat süreli bölümleri ile izlerken düşündürmeyen, çoğu sahneyi yüzümde bir gülümseme ile karşıladığım bir dizi olduğu için. Böylesine bir romantik komediye bünyemin ihtiyacı varmış.

 

Yazıda bir Alperen Duymaz gülüşü olmasın mı?

 

Bölüm Zeynep’in Yelda’nın asistanı olduğunun ortaya çıkması ile başladı. Bir önceki yazıda bahsetmiştim; Zeynep’in Kenan ile kaçma kovalamaca oynamasına gerek yoktu ki? Yalan söylediği kişi Yelda iken Kenan’dan niye saklandığına anlam verememiştim. Bu karşılaşmadan sonra sadece bir açıklama yeterli olacaktı bana göre. Yeterli olduğunu da izledik gördük. Ama günün devamında her ikisinin de gözünün telefonda olması da dikkat çekici idi…

Fotoğraf: @SaniSani112

Telefonda da ofis ortamında da gelemeyen açıklama ofis ertesi geldi. Özetle “benim ‘cadı’ patronum Yelda ve çocuklarım olduğunu bilmiyor.” itirafı ile Kenan da Zeynep’in yalanının gönüllü ortağı oldu. Zeynep’in hem kendini hem de Kenan’ı zor durumda bırakmama adına Kenan ile daha az görüşmek istemesi bulunduğu çerçevede mantıklı ama bunu uygulamak ne kadar zor.  Varsın aynı ortamda bir araya gelmelerine, hatta aynı masada oturmalarına sebep olan şey aşk meşkten başka bir şey olsun, insan ‘aşık olunca’ bir arada olmak bile yeter. Kenan Zeynep masadan kalkarken “Biraz daha dursaydık” derken tam da onunla her şartta bir arada olmaktan ne kadar keyif aldığını anlatmak istedi aslında…

 

 

 

Zeynep ‘hoşça kal’ ın şokunda iken, bir de ona umut veren anların şahidi Kenan’ın mendilini ona geri vermek ağır geldi. Bir kez daha göz yaşlarına teslim olacakken, Kenan’ın ‘yapma’ demesi yeni bir güç kaynağı aslında. Tam da bu nedenle, en sevdiğim sahneler Kenan’ın Zeynep’e sarılması galiba. O kucaklaşma bana çok daha güven ve umut veriyor. Bu masum kucaklaşma Oktay’ın ‘dark side’a geçmesine sebep olmasaydı iyiydi.

Oktay’ın ilk yumruğuna sakin kalışı, yanıt vermeyişi ile takdirimizi kazanan Kenan, Oktay’ın Zeynep’e fiziksel ve duygusal şiddet uygulaması ile eski günlere gitti. Artık annesini koruyamayacak kadar güçsüz bir çocuk olmadığının farkına vararak Oktay’a gereken cezayı verdi. Elleri dert görmesin. Ama Kenan’ın içinden de çıkan -belki de daha önce hiç karşılaşmadığı- bu şiddet eğilimine yönelik şaşkınlığı, Zeynep’in tepkisi ile yaşananları yalnız bir şekilde sindirmek istemesi çok doğal değil mi?

 

 

Zeynep yumruk olayından sonra kaçıp kendine dönen Kenan’ın yerini enteresan bir şekilde öğrendi. Yine de azmini alkışlamak lazım. Onca yoğun duyguyu bir arada yaşarken kurdun inine girmek gibi bir risk bu. Ama günün sonunda uzak duramıyorsan da bir bahane ile -Oktay’ın şikayeti geçerli bir bahane ama- yanına gitmeye çalışırsın tabii…

 

 

Sakin, duyguların açığa çıktı güzel sonuçlanan <3 bir buluşma oldu bu. Zeynep’in kardeşine de bahsettiği gibi bir anne ve bir eş değil ZEYNEP olduğu, Kenan’ın ablasının sözlerinin gerçek anlamını idrak edebildiği bir gece.

Alaylı değil mektepli olduğunu öğrendiğime şaşırdığım, oyunculuğu gözlerimi kanatan -epeyce estetikli olduğunu tahmin ettiğim– abladan şamar gibi sözler belki de Zeynep’ten önceki Kenan’ı çok güzel tasvir ediyordu.

 

“Hiçbir kadını sevemiyorsun. Hiçbir kadınla bir ilişki yaşayamıyorsun sen. Daha mı iyi böyle? Güvensiz, sevgisiz, daha mı az kırıcı? Böyle yalnız daha mı güzel? Ben en azından deniyorum, sen ne yapıyorsun? Kurmuşsun duvarlarını, oturmuşsun içine; ahkam kesiyorsun. Sen babamın gölgesine hapsolmuşsun, fark et”

 

Yeri gelmişken çiftlik evinden bu abla kardeş konuşmasına hızlı bir dönüş yapayım. Bu sahnede Alperen Duymaz’a özel bir alkış, tek bir kelime etmeden, sadece bakışı ile keder, öfke, hayal kırıklığı, endişe ve acıyı ekran karşısındaki izleyiciye geçirebildi.

Ah be Kenan’ım; “Sevmek ne kadar hastalıklı gözü kör eden bir şeymiş böyle” derken, Zeynep’e doğru aşk ile çekilip bambaşka bir adama everilmenin meraklı takipçileri olacağız.

 

 

Kenan’ın çiftlik evi çok tanıdık. Karşılıklı uykuya teslim oldukları koltuklarda. Her ikisi de -dile getirmeseler de- bu kadar aşık iken, en azından birbirlerine uykuda iken bile dokunmaktan çekinmeleri enteresan geldi. Olur ya yazar yazmaktan çekindiyse yine aynı mekanda çekilen Çukur Efsun-Yamaç sahnelerine buradan göz atmasını öneririm. Üstelik dijital platform sınırları içinde çok daha iyisi çekilebilir.

Zeynep’in anneliğini sorgulamam ama ev kadınlığını sorgulayabilirim. Peynir tabağını ben kaldırırım deyip mutfağa götürmek yerine ileride masaya bırakması (Kenan kaldırdı),  uyanıp koltuktan kalkarken üstüne örtülen battaniye bile katlamadan evden kaçması ile benden zayıf not aldı. Otur, sıfır!

 

twitter

 

 

Dizi romantik komedi olarak elbette esas kız, esas oğlan temeline oturuyor ama diğer karakterlere de kısaca bir değinmek lazım. Öncelikle dizinin kötü kadın kadrosunda yer alan Yelda’nın salt ‘kötü’ olarak çizilmemesi hoşuma gidiyor. Adı konulmamış olsa da Kenan Acarsoy ile bir birlikteliği var ve bu birlikteliği gerek statü gerekse maddi nedenlerden dolayı resmileştirmek istiyor. Birkaç gün önce birlikte olduğu adamın şehir dışında bir otelde gizemli bir kadın ile öpüşüyor olmasını kabullenememesi bir bana mı doğal geldi? Gizli kapaklı çevirdiği işler Kenan’ı bir nebze olsun takip edebilmek için ofisine sekreter yerleştirmekten öteye gitmedi (henüz!)

Yelda’nın kuzeni Cenk’in gizemli kadının Zeynep olduğu gerçeğini neden sakladığı bu bölümde de ortaya çıkmadı, umarım mantıklı bir sebebi vardır, benim aklıma gelmiyor doğrusu. Ezgi ile Cenk arasına hukuki konularında girmesi ile başlayacak yakınlaşma yeni bir ‘ship’ doğuracak belli ki. Belki de Ezgi, Yelda ile Kenan’ın uzun soluklu bir ilişkisi olmadığını Cenk’ten öğrenecek kim bilir?

 

 

Bir de Oktay cephesi var. Oktay’ın avukatının gazına gelip Zeynep’i anneliği ile vurmayacak olmasına tam sevinmişken kabullenemediği ‘eski’ koca rolü, yoğun bir kıskançlıkla devreye girdi ve beş dakika önceki Oktay’dan eser kalmadı. Eski eşinin yanında ondan yakışıklı, ondan zengin üstüne üstlük Zeynep’in ilgi duyduğu kesin bir adam ise o da intikamını çocuklar üzerinden almaya kararlı. Bakalım bu karar mevcut ilişkisini nasıl etkileyecek…

Velayet davasından Oktay’ın nişanlısı belki de Zeynep’in en büyük yardımcısı olacak.  Aile hukukuna çok hakim olmadığım için bilemiyorum ama karısını aldattığı kadın ile nişanlanarak birlikte yaşayan Oktay mı flört aşamasına henüz geçmiş Zeynep’ten daha iyi bir örnek ebeveyn olacak?

Romcom’ların olmazsa olmazı esas oğlanın iş ortağı, dert arkadaşı bir karakterdir. Erkek Severse’de de bu karakteri Mete olarak pek sevdiğim Çağrı Çıtanak canlandırıyor. Ama bu karakter o kadar zayıf, o kadar etkisiz yazılıyor ki, izlemek pek bir can yakıcı…

 

 

Zeynep’in Kenan ile birlikte üzerindeki ağırlıklardan biraz olsun sıyrılıp gerçek Zeynep’i keşfetme yolculuğunu merakla bekliyorum. Kenan Oktay’dan o kadar farklı biri ki; bu yolculukta ona epeyce destek olacaktır.  Çünkü günün sonunda o bir Kenan Acarsoy <3

 

“Şimdiye kadar Oktay’ın kabahatlerini sorumluluklarını sen üstlenmiş olabilirsin. Öyle değil, yani bende öyle değil. Ben senin yanındayken kendi yaptığım hataların sorumluluklarını sana yüklemem yani ben böyle biri değilim.”

 

 

“En azından denesek?”  sorusuna Zeynep’in olumlu yanıtı ile as bayrakları sayın izleyici… Haftaya Perşembe ekran başına!

 

Kapak fotoğrafı için teşekkürler @SaniSani112

 

Göz atmanızı öneririz: Erkek Severse  Bölüm Yorumları

 

Diziden bağımsız, geçtiğimiz hafta gündem olan konuya dair de birkaç cümlem olacak.  İstanbul trafiğinde araç kullanmak stresli bir eylem, öyle bir stres ki bu bir yere yetişmeye çalışıyorken katlanıyor. Ama bu stres hiç bir araç sürücüsüne trafik kurallarını ihlal etme, hiçe sayma hakkı tanımaz. karşıdan karşıya geçen yolcunun araca zarar vermek için değil, tepki için araca vurduğu tezine karşılık haksız iken yanımda eşim vardı bahanesi ve üstüne üstlük ‘lavuk’ tepkisi Alperen Durmaz’a hiç yakışmadı. Hem suçlu, hem de güçlü olmak buna nedir. 

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
Poldark
POLDARK – Eve Dönüş
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap