İzledim

ÇUKUR – Acıyor…

Bu sezonun en güzel şeyi #EfYam. İncelikle yazılıyor. Elbette bu ikiliyi birbirlerine fiziken / ruhen yakıştırmayanlar, Yamaç ’ın düşmanı ile birlikte olmasını uygun bulmayanlar, Sena’nın ardından birine bu kadar çabuk ve bu kadar güçlü (kapılar kırılıyor malum ^^) hisler beslemesini yadırgayanlar ve hatta Nehir ile olmasını destekleyenler olabilir. Ama bu birkaç hafta önce sezon başından o güne Efsun – Yamaç sahnelerinin altında yatanı kronolojik olarak açıkladığım yazı ile  (*) desteklediğim üzere bu ilişkinin sezon başından planlı programlı ilerlediği gerçeğini değiştirmiyor.  Haftalar önce yazılmış bir repliğin anlamını haftalar sonra bambaşka bir sahnede çıkartabiliyorsunuz. Bu ikili için yazılanların hiçbiri havada değil, anlamlı…  Öyle ki uzun süre etkisi altına alıyor. En azından beni ^^ Ya sizi?

 

Mesela Yamaç “Keşke bir kere gözlerim açıkken saçlarımı okşasan” derken Efsun’un hislerini bu şekilde dile getirmesini dilemesi değil de ne?

 

Efsun’un Çağatay’ın misafiri olduğunu -hafif bir kıskançlık ile ^^ – öğrendikten sonra  Yamaç’ın ‘Mutlaka görüşücez’ sözü gerçek oldu.

-Eve döndün mü?

-Yoldayım.Gelicem.

-Kapıya adamlarını bırakmış.

– Gelicem!!!

 

Geldi…

 

“Gözlerin… O gece, buradan gittikten sonra her aklıma geldiğinde nasıl geri dönebilirim diye düşündüm”

 

Gerçi bu geri dönüşün Efsun’un efsunlu gözlerini bir kez daha görebilmekten çok daha farklı bir sebebi vardı. Nehir!

Yamaç’ın gitmek zorunluluğuna dair geçmişinin kapılarını Efsun’a açarken aslında olmak istediği yerin onun yanında olmak olduğunu da hissettirebildi. O sahneyi lütfen bir kez daha izleyin… “hem de…”yi takip eden duraksama,  Efsun ile kalma ihtimalinin yüzüne yerleştirdiği gülümseme… Bir anda gerçek hayata dönüş ile yüz ifadesinin bir anda değişmesi: “ne kadar istersem isteyeyim…”

Galiba bu ikilinin didişmelerini de pek seviyorum ^^  Tabii ses yükselmesi iyi bir şey değil…

 

–             Kalmak istiyorum, ama gitmek zorundayım.

–             Git o zaman

–             Gerçekten mi? Gerçekten umurunda değil öyle mi?

–             Cevap ver (bağırarak)

–             Bağırma bana

–             Bağırmıyorum. (bağırarak)

 

Yamaç Efsun’u ne kadar iyi tanıyor değil mi? “Sen yaralandığında saklamak için hep saldırır mısın?” tespiti tam da nokta atışı.  Acıların kadını olup, kırılmak ve kabuğuna çekilmek yerine acısını bastırmak için daha da güçlü saldırıyor.  Ama Yamaç hiçbir zaman çabuk pes eden biri olmadı ki… O bir adım attıkça Efsun  – Damla Sönmez’in performansına alkışlar, kararsızlıklar içinde, ne yapacağını bilemeden…  Hele ki o son “Git Yamaç!” sözünden sonra kapının kapanışına kadar kendini tutuşu ve kapı sesi ertesine yıkılışı…

Bu ilişkideki Nehir dışındaki bir diğer faktör de Çağatay! Onun Efsun’a duyduğu ilgi bu ilişkiyi epeyce zor hale getirecek besbelli ^^.

 

Nehir ile ilgili hislerim – uzun zamandır Yamaç’ın sanrısı olmalıydı yazmamıştım değil mi? Nehir’in kanlı canlı olması hikayemiz için büyük hatadır!  – Kemal’in anısına yaptığı saygısızlıkla sıfırın altına düşmüştü. Hamileliğini açıkladığı bölümde ise sadece kırılgan ama kendi kırıklarından güçlü bir kadın çıkartan kadının teslimiyetçi tavrını garipsemiştim. Bugüne geldiğimizde ise Sena’nın yatağına kıvrılmasını, belki de onun kıyafetlerini giymesini garipsiyoruz ya, sahi onu o odaya sokan Sultan Hanım, beter ol! – o gün toprağa verilen can dosta saygısı olmayan birinden aylar önce ölmüş eşe saygı duymasını beklemek biraz komik ^^ En azından Yamaç ile Sena’nın fotoğraflarını kaldırmadı, inanın şaşırmazdım.  Oda konusuna geri dönersek -sinir olduğum için değinmek istiyorum; en azından Yamaç’tan Nehir’in onun odasına yerleştirilmesi konusunda bir tepki beklerdim. Ben bile tek karede Sena ile Paris’te evlenebilmek için yok pahasına elden çıkarttığı Erkin Koray gitarını, Sena’nın ölümü ardından üzerinde yatamadığı için kanepeye kıvrıldığı yatağı görebiliyorsam…

 

Yamaç Çukur

 

Acıma acınacak duruma düşersin derler ama Sena’nın anıları ile dolu bir odada onu sevmediğini ve hatta sevmeyeceğini dile getiren bir adam için oturuyor Nehir. Acı, gerçekten çok acı…

Yamaç altını çize çize ‘bebek için buradasın’ diyor, ‘babama sözüm’ için…  Ama yine de son kararın Nehir’e bırakıyor. Bu bebeği Nehir’in istemesi her şeyden daha önemli diyor ama anlayana… Nehir Hanım ısrarla bir ‘ilişki’ diye tutturmuş…

Madem Sultan Hanım’ın lafı geçti, biraz da minnoş mu minnoş kayınvalideliğini konuşalım. Kahvaltıda çayı bekleyemeyecekse elcaaazlarıyla portakal suyu sıkmayı teklif eden Sultan Hanım ilk sezon ona yakın bölüm boyunca Yamaç’ın resmi eşi Sena’yı kabul etmemişti. Ama Nehir ve gayrimeşru torununa nasıl da kolay kucak açtı değil mi? Sadiş’e yaptıklarını hiç saymayalım. Herkes her şeyi biliyor. Yatacak yerin yok Sultan Hanım!  Sahi bu davetsiz misafir aynı şartlarda Yamaç değil de aileden başkası tarafından gelseydi böylesine sorgusuz sualsiz ve hatta içten kabul edilir miydi? İmkansız!

 

 

Daha EfYam’a doyamasam da 4 . Sezon fikrinden bile koşarak kaçmak istediğimden belki, bu tweete çok güldüm.  Sahi madem bir aile yemeği düzenleniyor, Aliço bile var; damat Celasun nerede? Sandalye mi yoktu ^^  (Sahi bölümde de yoktu değil mi?)

Ve Cumali… Seni severim Cumali… Ama ‘gelin’ de nereden çıktı? Baba olacağına dair duyduğun sevince veriyorum. Lütfen, bir daha olmasın!

Yemek sırasında Yamaç’ın çaresizliği gözlerinden okunuyordu. Nehir’le göz göze gelince aynı masada oturmaya bile tahammül edemedi besbelli ki, masadan kalmayı tercih etti. Ama hakkını vermek lazım, denedi. Son bir kez daha… Eli Nehir’in saçına doğru giderken onu sevebilme ihtimalini düşündü belki de… En azından sevebilmeyi denedi. Ama kalbi Efsun için ‘Ben sana mecburum’ derken böyle bir ihtimal var mı ki? Kırılan kapı ve kavuşma ile olamayacağını gördük ^^

 

Efsun Yamaç’a iyi geliyor. Aralarındaki kimyadan bağımsız olarak üstelik. Düşünsenize herkes Yamaç’ı çok seviyor ama Efsun dışında numunelik bir kişi bile “iyi misin?” diye sormuyor. Oysa Efsun’un ilk sorusu: “İyi misin?”.  Gerçi hakkını yemeyelim Salih’ciğim geçtiğimiz bölümlerden birinde sormuştu^^  Ama son iki bölüm özelinde konuşursak kaç gün hesaplayamadım üzerinde kanlı kazak ile üstelik yarasını tutarak dolandı durdu.  Bir kişi de sormaz mı yahu?

 

Tüm yaşananları bir tweette özetle dersen de bu olurdu:

Hep Efsun hep Yamaç… AzKar’a da değinmek lazım. Bu hafta kesin! onlar için özel yazı gelecek… Ama kısaca ; bu davada asıl mağdur Azer’dir. Yok yere Yücel’in oyununa gelmesi bir yana, kız kardeşinin dolaylı da olsa Yamaç yüzünden intiharını, bir diğer kardeşinin de gözleri önünde katledilişini görmedi mi? Ve yaşanan onca şeye rağmen insan düşman bildiğini sevebiliyormuş. Bu en iyi Yamaç bilmiyor mu?  İşin komiği Sultan’ın Fadik’in gazı ile ‘sevmişler birbirlerini’ demesi oldu… Ama o Sultan Hanım!!!! İle kesilen sesi var ya… Mis, misss… Aman yanlış anlamayın, sevenleri ayırmak istediğimden değil, Sultan Hanım’a haddinin bildirilmesinden ^^

 

Unutmadan; yok hükmünde bir sahne var benim için. Acaba yok hükmünde olduğu için hiç dile getirmesem mi? Ama unutamıyorum ki… Salih’in Sultan Hanım’ın elini öptüğü sahneyi hafızamdan silmek için bir yöntem önerebilir misiniz?

 

Tweet’leriyle yazıma renk katanlara çok teşekkürler.

 

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim / Çukur  kategorisini ziyaret edebilirsiniz…

 

Başlığı seçerken Göksel’in Acıyor şarkısını mırıldandım durdum:

… Acıyor, acıyor, acıyor
Her yolu denedim, bitmiyor
Kalbimin ortasına bıraktın aşkını, batıyor…

 

(*)  ÇUKUR – BEN SENİ ÖLMENİ HİÇ İSTEMEYECEK KADAR SEVDİM

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap