ÇUKUR – 3. Sezon İzlenimleri

Biliyorsunuz ki dünya genelinde Covid-19’e karşı zor bir savaş veriliyor. Bu doğrultuda dizi setlerinin de durdurulması (hala devam eden setler ya da bir haftalık aradan sonra sete çağrılan ekipler var, anlaşılır gibi değil!) çok doğru karardı. Ay Yapım bu doğru karara ilk imza atanlardandı, tebrikler… Ama Çukur için yapımın elinde stok bölüm de olmayınca son bölümü Çağatay Erdenet’in ‘azılı düşman’ kadrosunu kardeşi Arık Böke Erdenet’e emanet etmesi ile bitirdik. Belki de setler yeniden başlamaz ise bu bölüm Çukur 3. sezon finali olacak ne dersiniz?

“Çukur’da yeni bölüm yok, dolayısı ile yeni tartışacak bir şey de yok” derken, tam da bu zamanda bölüm yazılarının altında yorum yapan ziyaretçilerimden Rizet16’nın üçüncü sezon değerlendirmeleri geldi…  Madem yeni bölüm ve gelecek bölümler üzerine kafa yormuyoruz, gelin üçüncü sezonu Rizet16’nın yazısı vesilesiyle masaya yatıralım. Keyifli okumalar ^^  (For my foreign followers, please go to select language section on the top right side of the screen for google translate.)

 
   
 

 

 

Bu sezon genelinde bir değerlendirme yapmak istedim kendimce (ne de olsa vakitte bol bu ara)  Bu yazacaklarımın hepsi kendi görüşümdür, başka kesin bir kaynağa vb. dayanmamaktadır. Benim teorilerim de denilebilir. Yazının altında yorumlarınızla katkı yaparsanız sevinirim.  Rizet16

Çukur 3. Sezon – BEĞENDİKLERİM

 

çukur 3.sezon 1. Bölüm

 

– Sezonun ilk bölümü.

– Yamaç’ın babasının katili olmayı en derinden hissettiği anlar ve sahneler. Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğu ve verdiği duygu geçişleri kusursuzdu.

– Akın’ın kankası Kutay. Renkli karakterdi keşke bitmeseydi şimdilerde bol bol izlerdik ikiliyi.

 

 

– Yamaç ve Nehir’in tımarhanedeki sahneleri.

– Aliço’nun aile ve geçmiş hikayesi detayı, en azından birçok şeyi öğrendik.

– Az görünmüş olsa da, Vartolu’nun sonradan gelen insaflı hapishane müdürü.

 

çukur dizi

 

– Azer, Karaca’yı kaçırıp kendi evinde tutsak tuttuğunda (Çukur 3. sezon 8. (75.) bölüm) Azer’in “Sizinkiler tek gelmez, bir ordu adam takarlar peşlerine.” sözlerinin üzerine, Selim’in tek başına, dimdik gelip Karaca’yı alması. 10 numara hareketti…

– Vartolu’nun babasının asıl katilinin Yamaç olduğu görüntüleri izlediği sahne ve gerçeği öğrendiğinde verdiği tepki. Erkan Kolçak Köstendil’in  oyunculuğu harikaydı. Bu sahneye ciğerimi bıraktım diyebilirim.

 

Çukur büyük yüzleşme

 

 

– Vartolu’nun Yamaç’ı alıp (sözde) Erbaa götürüp terapi uygulaması, orada yaşananlar, yüzleşmeleri ve kardeşini kendine getirmesi.

– Damla’nın Cumali’ye çatıda hamile olduğunu söylemesi ve Cumali’nin baba olacağına verdiği tepki sahnesi.

– Karaca’nın hayatında ilk defa gerçekten sevilmesi, merak edilmesi. En önemlisi de bunları görmesi ve kendisine hissettirilmesi.

 

 

– NEJAT İŞLER. (Rüzgar gibi geçti, umarım tekrar görürüz ilerleyen zamanlarda.)

– Çağatay Erdenet’in diziye katıldığı ilk 2 bölümdeki tarzı, zekası, söylemleri. “İşte İstanbul’un Gerçek Kralı benim!” diyordu.

 

 

– Damla ve Cumali bebeğini kaybettikten sonraki Cumali – Yamaç yüzleşmesi. “Ben babamı çok özledim” sahnesi için Necip Memilli’ye de özel bir alkış – Ciğer gitti yine 🙁

– Çukur’un çocuğu Aykut’lu sahneler. Aykut’u canlandıran oyuncu her kimse o da çok başarılı.

 

 

– Arık Böke’nin diziye girişi. Bu giriş ihtişamı, daha çok sahada savaşacak izlenimi vermesi ve müziği ile oldukça heyecan katacak gibi duruyor.

 

 
   
 

 

 Çukur 3. Sezon – BEĞENMEDİKLERİM

 

– Akın Koçovalı karakterinin sivri, sert, kendine has özelliklerinin törpülenerek yumuşatılması, daha sonrasında da işlevsizleştirilerek kenara atılması.

 

çukur 80.bölüm

 

– Vartolu’nun gereksiz Almanya sahneleri, Ziya olayının zorlama uzatılması.

 

 

– Yamaç (ilk seferde) ve Celasun’un Yücel’i öldürmemeleri. Şahsen geçenlerde Yücel’in geçen sezon Sena ve Akşın’ı öldürme sahnelerini tekrardan izledim de, aklım almadı ona acımalarını.

– Bu sezon yardımcı senarist olarak diziye dahil olan Damla Serim (etkisi).

– Birçok sahnede gözümüze gözümüze sokulan; senarist, teknik veya yapım ekibi tarafından yapılan oyuncu ve sahne çekim, düzen, kıyafet, makyaj vs. ayrımcılığı.

– Saadet’in tripleri, bir türlü Salih’i ve ne yapmaya çalıştığını anlamamak için diretmesi.

 

çukur Yamaç baba

 

– Mahsun’a çizilen yeni yol ve sokulmaya çalışılan durum. Ne af dilemesi be de affedilmesi geçen sezonun üzerine hiç olmadı.

– Hala Karakuzular zorlaması.

– Her ne durumda olursa olsun Vartolu’nun Sultan’ın elini öpmesi. Bu 1. sezon Vartolu’suna ve onun geçmişine, çocukluğuna ihanetti.

– Sonradan Çağatay Erdenet’in adamı olduğu anlaşılan Fatih’in Yamaç’a öldürülmesi. Aslında aralarında hesaplaşma olan Azer tarafından öldürülmesi daha uygundu ama onu da yine Yamaç’a yaptırdılar.

 

 

Yamaç Koçovalı Çukur 3.sezon

 

– Çağatay Erdenet’in o güçlü, ihtişamlı girişi sonrasında yaptığı sığ tehditler ve bel altı vurma çalışmaları. Boğazın ortasında gemi patlatabilen, Koçovalıları helikopterle takip ettirebilen adamın gidip Mahsun’la Yücel’le iş birliği yapması, Cumali’yi Damla ile, Selim’i gizli görüntüleri ile tehdit edecek bir karaktere dönüşmesini aklım almıyor.

 

 

– Çağatay’ın da Efsun’a zaafı olması. Arık Böke için yazılsaydı daha mantıklı olurdu ama işte yine bir aşk üçgeni pahasına harcandı karakterin bu yanı. Gerçi Arık için de yazılmayacağı ne malum, Savaş ganimeti abiden kardeşe geçer…

– Damla’nın hapishanede çocuğu düşürme sahnesinin anlatım ve çekimler açısından zayıf olması.

 

 

–  Timsah Celil’in diziden çıkışı. Aceleye getirilmiş ölümü gayet güzel işlenen karaktere kötü bir veda oldu. (Yapım ile oyuncu arasındaki sorunlar sosyal medyaya yansıdı, bu durumlar pek hoş değil.)

 

 

– Çağatay’a kurulan oyunun çok alelacele olması. O kadar organizasyonun o hızda yapılması ve son anda polise haber verilmesi… Her şey çok hızlandırılmış, yangından mal kaçırır gibiydi. Son bölümün ilk bir saatinde flashbackini izlememize rağmen bence oturmadı.

– İdealist gazeteci olarak lanse edilen Emir’in Çukur’u övmesi, güzellemesi. Bence hiç olmadı; tamam bu mahallenin güzel yanları elbette var da bunun yanında birçok illegal işleri de var…

 

 

– Yamaç’ın, Karaca ile Celasun’u evlendirme kararı, bunu açıklama tarzı ve ortamdaki herkesin tepkisizliği.

 

Sevmediklerimde son olarak;

– Bu sezon ki Yamaç dengesizliği ve tutarsızlığı. Buna ek olarak (burası senaryo ve yapımla alakalı) karakterin her şeyin üstünde gösterilmesi, sürekli ön planda tutulması, her durumu o karakterin çözmesi, öldürmesi, kurtarması vs. Kendi kanımca bu çaba izleyiciyi zaman zaman sıkarak “ee tamam abi başrol de, diğer karakterler de oyuna girsin, azıcık onların hikayeleri de işlensin”  düşüncesi yaratmıyor değil.

 

 
   
 

 

Çukur 3. Sezon – HAVADA KALANLAR

 

 

Çare Akın Koçovalı :

Bir ara mahalle ona kaldı gerçekten, “acaba mı?” dedik ama olmadı zaten o durumda bir bölüm sürdü sürmedi, geçiştirildi gitti.

 

Ebu Kayser :

Bu karakter ile ilgili büyük beklenti içerisindeydim ve olaylar hızlı ilerler diye düşünüyordum fakat şimdiye kadar hiçbir gelişme olmadı, herhalde bu düşmanı cepte tutuyorlar sezon finali ya da önümüzdeki sezon kullanacaklar bilemiyorum.

 

 

İdris & Meliha sırrı :

Tam olarak havada kaldı diyemeyiz aslında muhtemelen ortaya çıkması yaklaştı ama çok uzatıldığı kanaatindeyim, böyle olunca işin biraz gazı kaçıyor gibi; dizide konumuz çok ama işlenmiyor ne yazık ki…

 

Akın – Songül hikayesi :

Konuya girizgah mı yapıldı, yoksa izlediğimiz kadarı ile kesilip atıldı mı? Anlayamadım. Bu hikaye bu kadar olacaksa bir sahne için kalkıp Gebze’ye gidilmesinin ne anlamı vardı ki?

 

Nehir :

 

 

Çukur 3. sezon 2. (69.) bölüm – Yamaç gördüğü rüya üzerine tımarhaneye Nehir’i ziyarete gider, onu tiyatro salonunda şarkı söylerken (playback yaparken) bulur ve konuşmalarında şunlar geçer:

Nehir: Sakın. Sakın bana yaklaşma! Çirkin yüzümü görmek istemezsin, gerçekten…
Yamaç: Sen benim hakkımda bu kadar şeyi nereden biliyorsun?
Nehir: Yani… Burada hasta kayıtlarına ulaşmak senin sandığından çok daha kolay. Ne oldu? Şaşırdın mı Yamaç Koçovalı? Aa, şaşırdın. İyi de niye şaşırıyorsun ki; benim evim burası evim. Sen misafirsin. BENİM ELİM KOLUM HER YERE UZANIR.

Bu söylem ve karakterin kendine güveni, özgür-özgün tarzı ne yazık ki daha sonra havada kaldı.

 

çukur 80.bölüm

 

 

Efsun :

 

 

Çukur 3. sezon 3. (70.) bölüm – Efsun, hastanede olduğunu öğrendiği Yücel’i ziyarete gider ve o baygın halde yatarken geçmişi ile ilgili bir konuşma yapar, konuşmanın sonunda odayı terk etmeden önce;

“Ama ben bir söz verdim, sen beni tanıyorsun Yücel. BEN BİR SÖZ VERDİYSEM ONU TUTARIM”

Aslında karakter salt vamp bir kadın düşman olarak yazıldı ama bir türlü olmayınca başka bir yola sokuldu, böylece bu söylenen söz de havada kalmış oldu.

 

 

Dip not:

Çukur 3. sezon 2. (69.) bölüm – Yamaç & Efsun ilk karşılaşması (Makbule’nin Yamaç’ı omzundan vurması sonrası) ilk görüş, ilk temas, Yamaç’ın yarasının dikilmesi, Masal (Nehir ve bebekli rüya).

Çukur 3. sezon 5. bölüm (72.) bölüm – Efsun, Azer’e Yamaç’ı bitirmeleri için kendi (Efsun’un) yöntem ve kurallarını kullanmaları gerektiğini anlatıyor. – Bu durumda benim çıkarımım bu bölümler ışığında ikili arasında AŞK yok, herkes kendi yolu ve intikamı peşinde iken bu durum nedense sonradan değiştiriliyor.

 

– İdris Koçovalı intikam mevzusu ve yüzleşmeler:

 

Çukur büyük yüzleşme

 

Çukur 3. sezon 19. (86.) bölüm – Vartolu, babasını öldürdüğünü öğrendiği Yamaç’ı, öldü süsü vererek kendine getirmek amacıyla (sözde) Erbaa götürüyor ve orada yaşananlar, telkinler sonrası Yamaç’ın daha iyi hissetmesini sağlıyor,

Çukur 3. sezon 20. (87.) bölüm – Bu ikili İstanbul’a dönüyorlar. Yamaç soluğu Efsun’un (bir önceki bölümde değinilen Baykal’ın kızı :)) ) yanında alıyor. Çağatay’ın ani gelişi ile acilen evden çıkmak zorunda kalan Yamaç, vurulmak üzereyken Selim ve Cumali tarafından kurtarılıyor.

Çukur 3. sezon 21. (88.) bölüm – Çağatay’ın helikopter takibi vs. sonrası Koçovalı biraderler bir tekne bulup, denize açılıyorlar. Bu bölümde teknede Cumali Yamaç’ı öldüğü için dövüyor (mizanseni güzel en azından :)) Sonrasında Selim ile Yamaç arasında duygusal bir konuşma geçiyor, fakat yine Yamaç’ı öldü sandıkları ile ilgili… Hatta tekrardan Selim geçmişe dönüyor (ben haindim, biz dağılmıştık sen topladın iyileştirdin falan filan)

 

çukur yüzleşme yamaç vartolu

 

Fakat bu olaylar ve sonrasında da bu iki abiden biri (özellikle Cumali – her fırsatta “benim adım Cumali Koçovalı, ben intikamımı alırım” diyen adam)  “bizim babamızın kanı, katili ne oldu? İntikamını alacaktık” diye sorup sorgulamayıp, babalarının katilini hiç öğrenmeye çalışmadılar;  ne Yamaç’dan ne Vartolu’dan… Hiçbir şeyi unutmayan Koçovalılar bunu unuttular mı ki? Hal böyle olunca tabi gerçeklerin ortaya çıkması durumunda İdris Koçovalı ölümü konusu üzerine olası yaşanması beklenen YAMAÇ – SELİM ve YAMAÇ – CUMALİ tramvatik yüzleşmeleri gerçekleşmedi.

Sadece Sultan, kapı girişinde Vartolu’ya sordu: “ne oldu o iş? yaptın mı?” diye “Yaptım.” dedi ve geçti bitti gitti.

 

 
   
 

 

Çukur 3. Sezon – SEZON HİKAYESİNDEKİ DEĞİŞİKLİK YA DA MÜDAHALE SİNYALLERİ

 

Beyaz Mercedes:

 

 

Çukur 3. sezon 3. (70.) bölüm – Efsun’la otelde karşılıklı silah çekilme ve konuşma sahnesi sonrasında, Yamaç’ın peşine takılan Timsah ve Akın, onun kaza yapıp araçla ormana girmesini ve ardından ölmesini sağlayacaklardır. Fakat beyaz Mercedes’li gizemli bir kişi Yamaç’ı araçtan kurtarır. (Bu bölümde kurtaran kişiye dair sadece direksiyondaki elleri gösterilir, birçok izleyici bu ellerin bir kadına ait olabileceği düşüncesini bile taşımaktadır, el çıplaktır herhangi bir parmaksız ya da parmaklı eldiven detayı yoktur.)

Çukur 3. sezon 11. (78.) bölüm – Yamaç’ı tekrar pusuya düşüren Timsah, bu kez araçla yolunu keserek onu yaylım ateşine maruz bırakarak yok etmeye çalışır. Beyaz Mercedes kullanan gizemli kişi (bu kez kar maskeli ve parmaksız eldivenli) tekrar ortaya çıkarak adamımızı kurtarır.

Çukur 3. sezon 14. (81.) bölüm – Yamaç tek başına lunaparkta iken saldırıya uğrar, Beyaz Mercedes’li koruyucu melek yine takiptedir, adamları öldürür fakat kendisi de yaralanır, yerde baygın halde yatarken Yamaç’ın yüzündeki maskeyi çıkartması ile bu kişinin aslında (reenkarnasyona uğramış) Mahsun olduğunu görür ve şoka girer.

Çukur 3. sezon 15. (82.) bölüm – Geçen sezon ölen Mahsun’a bir canlandırma hikayesi yazılarak, en başından beri olan kurtarma sahnelerindeki gizemli kişinin o olduğu sahne tekrarlarına Mahsun eklenerek gösterilir.

 

 

Burada benim kanımca 3. bölümdeki ilk kurtarma sahnesinde hikaye başka şekildeydi fakat dizinin bu sezon sert bir hikaye değişimine gittiği 3. sezon 10. (77.) bölümden sonra muhtemelen bu kurtarıcı kişi hikayesinde de değişikli oldu, Mahsun hayata döndürüldü, Yamaç’ın koruyucusu oluverdi. Bize de zamanında KARAkuzuların lideri olan kişinin BEMBEYAZ Mercedes kullandığı ironisine maruz kaldığımız sahneler kaldı. Bence tüm bu durumlar Berkay Ateş’in diziye tekrar dönüşü falan mecburi ya da müdahaleli hikaye değişikliği sonucu gerçekleşti. ASIL KURTARICI GİZEMLİ KİŞİ KİM ÇIKACAKTI ACABA?

 

Efsun:

 

 

Çukur 3. sezon 9. (76.) bölüm – Yamaç & Azer (Şenol’un mekanında) teke tek dövüş ve ‘güle güle Azer’ kızgın şiş ile şişleme sahnesinde araya Efsun sokularak taraflar ayrılır.

Çukur 3. sezon 10. (77.) bölüm – (Benim düşünce ve izlenimime göre dananın kuyruğunun koptuğu, karakterlerin hikayeleri ve geleceklerine etki edecek senaryo değişikliğinin sert bir dönüş ile gösterildiği bölüm). Bu bölümde anlatım biraz fazla zamanda ileri ve geri giderek yapılmıştı umarım kafanızı çok karıştırmadan aktarabilirim. Kronoloji kafasında çok karışan olursa o bölüme tekrardan göz atabilir.

Efsun Yamaç’ı köşede bir yere gizleyerek, sonrasında gelen kardeşlerine yaralı Azer’i vererek acilen hastaneye yetiştirmelerini söyler (Sahne değişir-1)

 

 

Bölüm içerisinde (ortalarında) Yamaç, babasını vurma anını hatırlaması ve kulak çınlaması üzerine, Efsun’un kapısına dayanır. Efsun babaannesine rağmen Yamaç’ı dizlerine yatırır, başını okşayarak masal anlatır ve Yamaç’ı uyutur. Bölüm duvar yazısı: ” Sonunda Uyudu, Teşekkürler Efsunumun! ” – Bu durum Efsun’un Yamaç’ı köşede gizlemesi ve sonrasında yaşanmış olanların ardından gelişmiştir aslında…

Efsun, Yamaç’ı takip ettirdiği adamını arayarak, nerede olduğunu sorar ve aldığı bilgi üzerine oraya giderek Nehir ile Yamaç’ı tımarhanenin çatısında otururlarken görür. (Aha da aşk üçgeni)

 

 

Buradan sonra Sahne değişir-1’in in kaldığı yerden gösterilir; Kardeşlerinin Azer’i götürmeleri üzerine, tekrardan içeri girerek Yamaç’ı kontrol etmeye gider. Yerde baygın yatarken yere düşmüş olan (Nehir’in Yamaç’a daha önce verdiği) kolyeyi avucuna tutuşturup, Özür dilerim deyip Yamaç ‘ı öper ve onu sevdiğini sözlerle de ifade eder. Bölüm biter

Anlatmaya çalıştığım gibi bölümde olayların izletilme sıralaması karmaşık, gelişmeler sorunluydu şöyle özetlemek gerekir ise bu bölümde verilmek istenen mesajlar bence; Efsun meğerse Yamaç’a baştan beri aşıkmış (Yersen!) , aslında Yamaç’ın da ilacı, şifası en baştan beri Efsun’daymış da Yamaç şimdiye kadar başka biriyle gönül eğlendiriyormuş gibi gibi…

 

 

Daha keskin ve net ifade etmek gerekirse; (Yapım veya senaryo ekibi dilinden) bu kızımız güzel, başarılı bir oyuncu, biz kendisini salt, güçlü ve vamp bir kadın düşman karakter olarak diziye transfer ettik fakat olmadı, yürümedi mecburen senaryo hikaye değişiklikleri ile başka bir şekilde kullanacağız deyip; bu bölüme kadar düşman karakter olarak zorlanan Efsun’u değiştirip, haliyle Yamaç ve Nehir’i de işin içine katıp bir aşk üçgenine dönüştürüldü olay. (Tekrar söylüyorum bunlar tamamen benim düşünce ve teorilerimdir, hiçbir gerçekliği de olmayabilir.)

Bu bölümdeki keskin dönüş sonrasında Efsun düşman rolünden adım adım uzaklaştırılır, bu arada Koçovalılar birkaç bölüm Azer ile çatışırlar sonrasında Çukur altınları çalar ve yeni büyük düşman Erdenet’ler ortaya çıkar (yaratılır).

Tabi bu geçişteki hikaye kaymaları beraberinde bazı karakterlerin mecburi değiştirilmesini gerektirir.

Misal; 3. sezon 13. (80.) bölüm – Kemal ölmüş, cenazesi yeni kaldırılmış. Nehir birden umarsızca ortaya çıkar ve Yamaç’ı bara götürür, içip eğlenirler. O gece birlikte olurlar (aceleye bakın), sonrasında apar topar hamilelik ve o özgür yaratılmış, kendine güvenen karakterin Koçova malikanesine tıkılması (resmen karakterin kolu kanadı kesilip başka bir şeye evrilmiştir, muhtemelen hikayesi ve geçmişine dair konular işlenmeyecektir.)

Dolayısı ile 3. sezon 10. (77.) bölümdeki hikaye oynamaları, bir önceki bahsettiğim konu olan Yamaç’ı kurtaran kişinin Mahsun’a çevrilmesi ile de muhtemelen bağlantılı, belki de kurtaran gizemli kişi başka biri olarak düşünülüp yazılmıştı ilk başta ama kısmet olmadı sanırım.

 

Başlıktan bağımsız olarak; 10. bölüm yani bu bölümde ilk kez konusu geçen bir başka detay da, sonradan Dostlar Kıraathanesi’nde çalışmaya başlayacak olan, bir ayağı topallayan Nedim Bey. Koçovalıların yaptığı pavyon mekan baskını ve mekana çökmeleri sonrasında, Yamaç’ın orada çalışan elemanlardan biri ile yaptığı konuşmada ortaya çıktı ilk kez, Yamaç’ın “O abiye söyle, Çukur’a uğrasın bir zahmet” demesi ile de birkaç bölüm sonra mahalleye geldi. Yamaç’ı buldu ve kahvede çalışmaya başladı. (Muhtemelen senarist bile henüz- şu an bu karakteri nereye bağlar ya da bir yere bağlar mı bilmiyordur ama bence o kadar hikaye değişimi ve geçişi içinde kendisine olası bir koz karakter yarattı ve içeri soktu, kim bilir belki konu tıkandığı bir yerlerde ya da sezon finali benzeri bir durumda olası düşman, işbirlikçi veya casus çıkartılacak, izleyip göreceğiz.)

 

 
   
 

 

Çukur 3. Sezon – KARAKTER EVRİLTİLMESİ

AKIN KOÇOVALI

 

 

Bu karakterin nasıl dönüştürüldüğünü öyle uzun uzadıya, bölüm bölüm irdeleyerek yazmayacağım çünkü gerçekten çok net bir yumuşatma oldu. Hani geçen sezon o kadar merakla beklediğimiz, psikopatlığı alttan alttan mesajlarla verilen hatta bir ara çare olabileceği şeklinde bile lanse edilen karakter maalesef önce Yamaç amcası tarafından mahalleden kovulup, bir dönem Koçovalı soyadından bile dışarı itilip sonrasında (eski sevgili) Songül detayı ile birlikte sözde kendine getirilip tırnak içinde ponçikleştirilerek, neredeyse bir kedi yavrusu kıvamına gelince de kapıdan içeri alınarak, aileye tekrar kabul edilmesi sonucu süreç tamamlandı bence. Tamam, Akın bazı konularda sınırını aştı, hainlikte ileri gittiği zamanlar da oldu fakat bu karakterin kendi yapısında sertliğinde, sivriliğinde var olan şeylerin sonucunda gelişiyordu, cezalandırılırdı vs. fakat böyle özelliklerinin törpülenmesi ile maalesef ki oyuncuya, karaktere ve hikayesine yazık edildi.

 

AZER KURTULUŞ

 

 

2. sezonun 31. bölümünde Çukur’da para yakma raconuyla giriş yapan Adana kökenli İstanbul uyuşturucu baronu çok güçlü ve sertti. Oyuncunun yeteneği ve ışığı sayesinde diziye yeni bir heyecan kattı. Bana göre belki de Vartolu sonrası en çok sempati duyulan ve sevilen düşman karakteri olmayı başardı.

2. Sezonda karakter gayet güzel işlendi, 3. sezona da bomba gibi girmişti aslında, 3. sezon 2.(69.) bölümde Rus mafya liderini uzaktan balta fırlatarak öldürmesi, karakterin kendine has tarzını, gücünü ve sertliğini koruduğunun göstergesiydi.

Fakat işte ne oluyor, nasıl oluyorsa bir karakter biraz ön plana çıkmaya başlayınca sanki onun dizideki geleceği ile ilgili gizli bir el devreye giriyor ve birtakım değişiklikler müdahaleler gelmeye başlıyor. Dizi ile ilgili bu tarz kararları kim ya da kimler veriyorsa bence dizi izlenilirliği açısından çok da iyi yapmıyorlar. Şöyle ki Azer’in geri plana alınma sürecine bir göz atalım;

Çukur 3. sezon 7. (74.) bölüm – Yamaç, Azer’in annesini kurtararak, Koçova malikanesinde koruma altına alır. Burada verilen ilk alt mesaj Azer artık Yamaç’a bir can borçludur.

Çukur 3. sezon 9. (76.) bölüm – Azer, Yamaç’ın korumasında olduğunu öğrendiği annesini almak için Koçova malikanesine gelir, misafir edilir. İdris Koçovalı ve Çukur’u neden kurduğuna dair güzellemeler dinler. Ziyaret sonrası evden ayrılma sahnesinde; Yamaç, Azer’e (arabasına binmeden önce) bir tespih hediye eder ve seni öldüreceğim raconu keser.

 

 

Aynı bölümün sonunda Yamaç ve Azer (Şenol’un olduğunu düşündüğümüz) depo tarzı bir yerde teke tek kavga ederler, kavga sahneleri sonunda Yamaç, kızgın şiş ile ”GÜLE GÜLE AZER” diyerek Azer’i şişle öldürmek üzereyken (burada 77. bölüme geçiş) araya Efsun girerek Yamaç’ı bayıltır, Azer’i kurtarır.

Normal olası bir durum olarak izlediğimiz bu sahne aslında (yapım ya da senarist ekibi tarafından) bizlere şu alt mesajı veriyor; hepinizin bildiği Adanalı güçlü İstanbul uyuşturucu baronu olan (gerçek) Azer Kurtuluş bu bölümde (kahramanımız) Yamaç Koçovalı tarafından öldürüldü.

3.sezon 10. (77.) bölüm – Efsun tarafından kurtarılıp, kardeşlerine teslim edilen Azer hastanede yatmaktadır, Yamaç onun yattığı odaya, gizlice doğum günü pastalı bir ziyaret gerçekleştirir ve şu sözleri sarf eder;

 

”Bugün senin hayatının – geri kalan hayatının –  ilk günü. İlk yaşın. Öyle bakma, bu bir hayat fırsatı. Ne bileyim yeniden doğ. s*ktir git İstanbul’dan, Adana’na dön, kendi çöplüğüne.”

 

 

Böyle dizi içindeki repliklerle alttan alttan oyunculara mesaj verilme teorisini ilk kez burada yorum yazan bir diğer arkadaşımız olan Nur’dan okumuştum, mantıklı geldi. Burada da aslında Cihangir Ceyhan’ın dizide çok istenmediği gibi bir mesaj yatıyor maalesef ama işleyiş açısından bakarsak verilen net mesaj şu: ”Bir önceki bölümde zaten gerçek Azer Kurtuluş karakteri öldü, bundan sonra yeniden doğuş yani dizideki geleceğine bu değişimi yaşayarak devam edeceksin.”

3. sezon 10. (77.) bölüm sonrası Efsun’un da lider düşman kontenjanını dolduramaması sebebiyle, yeni büyük düşmana zemin hazırlanana kadar geçiş dönemini yine Azer Kurtuluş – Koçovalılar çatışmaları ile doldursalar da, Azer Kurtuluş maalesef o ilk girişindeki güçlü, sert, kendi tarzında raconu olan haline yaklaşamadı bile.

 

çukur AzKar

 

Sonrasında zaten 3. sezon 14. (81.) bölümden itibaren Karaca sözde savaşı bitirmek için Azer’in evindedir. (Artık bu gerçekten dizi içinde Koçovalılar ile Azer Kurtuluş savaşı mıdır? Yoksa gerçek hayatta Aras Bulut İynemli – Cihangir Ceyhan savaşı mıdır? Ya da yapım içindeki Cihangir isteyenler ile istemeyenlerin savaşı mıdır? bilinmez) O günden sonra Azer – Karaca aşkı başlar, bunun sonucunda karakter zaten başkalaşmıştır bile; bırakın racon kesmeyi, kendi işini gücünü bile neredeyse takip etmez. Ha burada yanlış anlaşılmasın ‘Azer – Karaca aşkı niye oldu’ vs. demiyorum aksine bunlar duygu işi, hikayeye genel olarak pozitif katkılar sunan gelişmeler ama öylesine güçlü ve potansiyeli olan bir oyuncu ve karakterin de tüm özelliklerini alıp, bir aşk böceği haline getirilip ortalıktan çekilmesi de hiç olmadı.

3. sezon 15. (82.) bölüm – Çağatay Erdenet giriş yaparak, Çukur’un lider düşman kontenjanını da (bir sürelik) doldurdu.

 

 

Yazı içerisinde de belirttiğim gibi dizi akışı içerisinde, bazı oyunculara replikler arkasından (Yapım ve senaryo ekibi tarafından) mesajlar verildiğini ilk kez forumda Nur’dan okumuştum, hatta şimdi belirteceğim sahne ile ilgili kendisinin daha önce bölüm altı yorumlarında yazdığı kısımdan alıntı yapayım;

Çukur 3. sezon 16. (83.) bölüm ile ilgili Aslı’nın yazdığı ”Acısına Son Vermemi İstiyor” başlıklı yazıdaki Nur’un yorumlarından; bölüm içerisindeki Azer – Çağatay görüşmesi üzerine;

”Bu görüşmenin Kerem Çatay ve Cihangir Ceyhan arasında olduğunu kurgulayınca çok gülüyorum. Azer’i arkası dönük karşılıyor ‘arkamda olanlardan haberim var’ der gibi. Azer’in kıyafetine laf atıyor, Cio eşofmanla falan mı gitti oraya? Özel dikim/ hazır giyim? Azer, Yamaç’dan bahsedecek ama Çatay sözünü kesiyor: “İkinizde benim için aynısınız’= Başrol- Yanrol ayrımı yapmam. İkinizde sorun çıkarıyorsunuz= Aras&Cio. Sorunlarımla yüzleşmeyi sevmem”  (en güldüğüm cümle bu) Çatay bu arada Yamaç ile görüşmesinde olduğu gibi elinde puro kesiciyle oynuyor. İkisine de savaş ilanı.”

 

Ben de bu konuşmada Çağatay’ı Yapımcı Kerem Çatay olarak düşünmüştüm, Azer ‘e – Cihangir Ceyhan’a yaptığı o konuşma kısmını hatırlatayım;

”Benim gözümde Yamaç (Aras?)’la aranızda bir fark yok, aslında bariz farklar var daa … Yani ben sizi Yamaç’la aynı görüyorum. Azer Bey, bu Yamaç’la aranızdaki manasız savaş beni zarara uğrattı, yani siz benim için bir çözüm değilsiniz, sorunun ta kendisisiniz ve ben sorunlarımla yüzleşmekten nefret ederim.”

Nasıl bu açıdan bakında konu biraz daha değişik değil mi?

 

Yazım dilim döndüğünce kendi gözlem ve teorilerimi yazdım; umarım hoşunuza gitmiştir. Mantığınıza yatmayan ya da yok bence burası şöyle dediğiniz yerler var ise yorumlarınızla katkı yaparsanız sevinirim.

Son olarak yazı içerisinde kendisinden alıntı yaptığım ve her zaman yorumlarını, çıkarımlarını ve teorilerini beğenerek okuduğum, dikkatimizi dizinin bu kısımlarına da çekmemizi sağlayan Nur’a da teşekkür ederim.

 

 

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim / Çukur  kategorisini ziyaret edebilirsiniz…

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

İlgili diğer Yazılar

  • Aboudiaby

    Celasuna da partner gelecekmiş hikayeye katkısı ne bu olayın.Dizide ki aşkların hikayeye katkısı yok bir tek Efsun-Yamaç-Arık üçgeninin hikayeye katkısı olacak tabii ki Yamacı sadece kıskanç adam moduna sokmasınlar.Ciddi ciddi bir yaz dizisinden daha fazla aşk olucak.Çukur gibi bir dizide aşkın reytinge katkısı yok.Bu kadar aşk yazacakları yerde Cengiz Erdenet için Haluk Bilgineri getirmeye çalışsanız o zaman görün reytingi.Haluk Bilginerin diziye katacağı hava 3sezondur olan aşkların kattığı havanın 20 katı falandır.4.sezon için umudum vardı ama yine çöp bir sezon izleyeceğiz gibi.

    • Sezon erken başlayacak ya yaz dizisi misali açığı kapatacaktır. 😍

      Esinlenmeler açığa çıkınca yerli dizi mantığına dönmüş de olabilirler. Minik uçgencikler…

      Off.. Çok soğudum diziden, bari diğer erdenetler gelse de

  • balvin

    Jax intihar etmeye karar verdiğinde liderlik koltuğunu abi gibi gördüğü Chibs’e yani Cumali karakterine karşılık gelen adama teslim etmişti. Finalde koltuk Cumali’ye tekabül eden kişiye kalmıştı yani. Hatta Chibs de kasabanın şerifi olan polis bir kadınla sevgiliydi, Cumali’nin Damla’sı gibi eli silah tutan, sert bir kadınla yani 🙂 Sultan’ın da giderayak ölmesi gerekiyor, çünkü o hastalıklı aile yaşantısını bir arada tutan şey SoA daki Gemma gibi bizde de Sultan. Sultan hayatta kaldığı sürece Yamaç’ın yapacağı hiçbir fedakarlık bir anlam ifade etmeyecek Yamaç ölse bile Sultan yine bildiğini okuyup aynı düzeni devam ettirecek. O yüzden Gemma gibi onun da ölmesi gerekiyor, radikal değişimler için.

    Efsun kısmında hiçbir tahmin yürütemiyorum. Ölecek desem Sena’daki hikayenin tekrarı olur biraz, ölmeyecek desem Efsun var olduğu sürece Yamaç yeniden 2. sezon sonu gibi dağılamaz. Efsun onu ayakta tutar ne olursa olsun, o yüzden Yamaç yeniden darmaduman olacaksa finale doğru Efsun’u kaybetmesi şart. Mesela SoA da geçen bir söz vardı “Bizler sadece beraber olmamız gereken insanlarla olduğumuzda iyi adamlar olabiliriz” diye. Çete üyelerini tasvir ediyordu bu söz. Doğruydu da nitekim. Mesela Tara yaşadığı sürece Jax ne kadar uçlara savrulursa savrulsun hep toparlanmanın bir yolunu bulmuştu, ne zamanki Tara öldü Jax’in kayışta tamamen koptu. Yamaç için de benzer mantık geçerli. Efsun Yamaç’ı ne olursa olsun olumlu etkileyecek bir karakter, Yamaç Efsun olduğu sürece düşse de kalkmanın bir yolunu bulacak hep. Yani sezon başında Efsun’a biçilen büyülü eller ve iyileştirme kısmı yine buraya dayanıyor.

    Tabii bir de İdris’in sırrı olayı var. SoA da Jax’in bir öz bir de üvey babası vardı dediğim gibi. Ve ikisinin de birer sırrı vardı. Öz babası John Teller’in sırrı İrlanda’da bir metresi ve gayrı meşru bir kızı olmasıydı. Üvey babası Clay’in sırrı ise John Teller’i öldürtmüş olmasıydı. Bu noktada İdris’in sırrı ile bir paralellik yaşanır mı bilemiyorum tabii. Ama iki sır da İdris’e uyarlanabilir, İdris’in de bir gayrı meşru kızı çıkabilir, ya da o da Clay gibi geçmişte kardeşi Cumali’yi öldürmüş olabilir.

    • Nur

      Chibs nasıl bir karakterdi?
      Cumali dar görüşlü. Sabit fikirli. Sonucunu düşünmeden ani kararlar alıyor. Öfkesini kontrol edemiyor.
      Tüm bunların farkında olarak sorumluluk alamayacağını Yamaç’a Selami’nin evinde söylemişti.
      Damla, Sultan’ın yerine geçer, Damla’da sorun yok ama Cumali, İdris’in yerine geçemez.

      Yamaç’tan sonra Çukur’un başına Koçovalı bir çift geçecekse Akın ve Songül daha uygun. Songül de yaman bir kızdı hem de Çukur’un kızı..

      Yamaç’ın Efsun’dan büyülendiğini, büyünün bir noktada bozulacağını ve kanlı bıçaklı hasım olacaklarını iddia ediyordum.
      SoA’de anladığım kadarı ile Tara ölene kadar aşkları devam etmiş. Efsun ve Yamaç konusunda SoA’dan farklı bir yol izlenebilir.

      Efsun, Nehir’i izletmişti. Nehir’i izletmesi, arkadaş olması, test’i ilk Efsun’un görmesi.. Burada bir düğüm var. O bebek bir şekilde Efsun’un kucağına gidecek, test’i ilk gören (anneden sonra) kişi olmasının bir anlamı olmalı. Efsun bebeği kaçırıp gerçek annesinin kendisi olduğunu iddia edebilir. Böyle bir şeyi bir şizofren yapabilir.. dermişim:))

  • balvin

    Altta yazılarda ara ara belirttiğim gibi Jax’in bir öz, bir de üvey babası var. Jax’in öz babası John Teller klubün/çetenin kurucu başkanıdır. Tıpkı büyüdüğünde Jax’in de içine düşeceği bir buhrana düşer. Jax çocukken,klubün yasadışı işler yapmasından son derece rahatsızdır, her şeyi bırakma eğilimindedir, o dönemde karısı Gemma ve arkadaşı/sağ kolu Clay arasında yasak bir ilişki başlar ve beraber bir komplo kurup John’un motorunu bozdururlar, o da tırın altında kalıp can verir çok derinine inmeyeyim. Jax daha çocuk o dönem, aklı ermiyor hiçbir şeye tabii, sonra da Clay başkan olur ve Gemma ile evlenir, yani üvey babası olur ve çetenin de yeni lideri olur. Jax de üvey babası ve annesinin öz babasını öldürttüğünü bilmeden çete içinde büyür ve bu sır açığa çıkacağı zamanı bekler. Bu orijin bir şaheser olan Hamlet’e dayanıyor.

    Tıpkı Çukur gibi SoA da bir klasiğe dayanır yani ve bu bile bir benzerlik aslında 🙂 Ama tabii iki dizide birer suç draması ve dayandıkları eserlerden bir noktaya kadar faydalanıp genişleyerek ve suç-aksiyon-dram yönlerine ağırlık vererek ilerliyorlar. Hem lider, hem de ebeveyn olarak “baba” olmanın irdelendiği iki eserden esinlenilmiş olmaları bile büyük bir ortak payda.

    Jax’in öz babası (ki biz onu hiç izlemedik dizide, sadece resimlerini gördük, hikayeyi olan biteni hep o döneme tanık olanların ağzından dinledik, flashback falan hiç olmadı yani ) John Teller’in de bir metresi varmış mesela, İdris gibi. İrlanda da yaşıyordu bu kadın, SoA irlandalılarla çok iş yapıyor ve gidip geliyor sürekli oraya, John da orada görmüş aşık olmuş bu kadına hatta bir de gayrı meşru kızı olmuş ondan. Jax olmasa Gemma’yı da klubü de terk edip bu kadının yanına kaçacakmış mektupları falan çıkmıştı ortaya, yazmış hep orda. Gemma o mektuplar Jax’in eline geçmesin diye ne entrikalar çevirmişti ne entrikalar 🙂 İdris-Meliha bile var yani 🙂 Tabii İdris-Meliha kısmı izlediğimiz çoğu kabadayı içeren dizilerde mevcut.

    Jax’in öz babası olan ve sons of anarchy adlı motorsiklet klubünü kuran John Teller hikayenin geçtiği hayali Charming kasabasında doğmamıştı mesela, orası onun memleketi değildi, bir ailesi de yoktu. 70’li yıllardaki Vietnam savaşında falan bulunmuş bu John, oradan gazi olarak dönünce de yanına asker arkadaşları ve Gemma’yı alıp Charming kasabasına gelmiş yerleşmiş ve burada çeteyi kurmuşlar beraber. Tıpkı İdris’in başka bir yerden Çukura gelip orada kök salması gibi. Bu da aynı.

  • Ben dizi için ekşiye bakanlardanım. diyalog görünce hemen taşıyayım dedim.

    ”every time ı think maybe ı’m heading in the right direction, ı end up in a place ı never even knew could feel this bad.”

    jax teller, season 3 ep 1.

    “Her zaman doğru yöne gittiğimi her düşündüğümde, bu kadar kötü hissedebileceğimi bilemediğim (tahmin edemediğim) bir yere geliyorum (bir yerde buluyorum kendimi).”

  • Mervepus

    Buarada SOA’nın muazzam finalinin bölüm adı “Papa’s goods”

    • Nur

      Gülmeye başladım artık Merve:))

  • Aboudiaby

    Bir şey sormak istiyorum.Bildiğiniz üzere Çukur bir Arnavutluk kanalında kesilen sahnelerle beraber sansürsüz yayınlanıyor.22.bölümde Yamaç Efsunun kapısını kırıp içeri girip öpüşmeye başlayınca sahne biranda kesiliyor.O sahne de sansür mü vardı yoksa sahne sadece o kadar mıydı hala anlayamadım.Bunun cevabını o bölüm yayınlandığında alacağız.Eğer sahnenin devamı varsa niye sansür uygulanır ki.Arasın Dilan ve Hazal ile sahnelerini sansürsüz izledik.Rtük kaygısı var diyeceğim bu sene Aras ve Hazalın sahnesi de yayınlanmazdı.En kötü Youtube var İnternet Özel diye koy sahneyi.Sansür yapacaksanız çekmeyin sahneyi oyunculara saygısızlık zaten sahnenin devamı çıkarsa büyük kaos olur.Sizce Sahnenin devamı var mıydı ?

    • En fazla biraz daha uzundur… (duvara yaslama klişeli) Devamı olduğunu zannetmiyorum.

      • incell

        ahh keşke bir çift fanı olsaydım da diziyi beklemek için bir sebebim olsaydı… fanların dertlerine bak 🙂 keşke benim de öyle dertlerim olsaydı. en azından çekilir olurdu bu durum.

        • Aboudiaby

          Çukuru zaten 3.sezondur Aras için izliyorum.3.sezonda sadece hoşuma giden Damla ve Arasın partnerliği oldu.Bunun suçlusu horzum.Dizide o kadar karakter var ki sadece 3-4 tanesinin hikayesine odaklanmak en iyisi

    • dalavere

      efyam fanısınız galiba. kesilmişse en fazla 10 saniye. duvara yasladığı an artı bir şey olabilir. yani abartıya kaçılmıştır şimdi böyle deyince tuhaf duracak ama bedensel olarak aşırıya kaçma olabilir. tabii aşırı kaçmadan kastım, rtük’e göre aşırı kaçma. kucağına almıştır belki falan yani hayal gücüne bağlı 🙂 başka türlü kesilme ihtimali yok. nehir’de olandan bir farkı yoktu çünkü. ekstra bir şey gelişmiş olmalı ki kesilsin.

      • Aboudiaby

        Aras sever diyelim.Bu sene hoşuma giden tek şey Efyamdır.Birde Barış Arduç.Kapı kırma sahnesinin kesilme nedeni aslında Yapımın zarf atması tüm analizciler 22.bölümden sonra Efsun hamile dediler.Kesinlikle planlıydı.Koskoca Ayyapım analizcilere gelen tepkilere göre hareket ediyor.Gözümde gittikçe düşüyorlar.

  • balvin

    Mesela Yamaç gibi Jax de sürekli çatılarda oturur, dertli dertli düşünür, ya da babasının günlüğünü falan okurdu. Jax’de hep çatılarda otururdu. Çukurdaki hemen hemen tüm önemli karakterin SoA da bir karşılığı var Efsun hariç, bir Efsun’a benzer hiçbir karakter yoktu SoA da.
    https://uploads.disquscdn.com/images/a8662c8fa13c9bb6d1ca9b1a43c00e9e09371c93d045772d27e665817d3d76d6.jpg

    Hatta son bölümde Çağatay’ı bitirmek için Yamaç’ın polisle işbirliği yaptığı gibi Jax de düşmanlardan birini bitirmek için polis bir kadınla anlaşma yapmıştı ama günün sonunda o polis kadını da tuzağa düşürüp ikisini birden haklamıştı. Yamaç daha o kadar olamadı 🙂

    Sena-Nehir ve Tara arasında benzerlik kurdum ve Nehir Sena’nın devamı dedim ama olmayadabilir mesela. Jax’in Tara’dan önce bir karısı daha vardı mesela onu hiç yazmadım halbuki önemli bir karakterdi. Wendy idi adı. Bu Wendy Nehir’e karşılık gelebilir düşününce. Çünkü Jax onu sevmiyordu, öylesine takılıyordu sadece, annesinin zoru ile evlenmiş sonrada boşanmıştı, uyuşturucu bağımlısı serseri bir kızdı bu Wendy, Jax’in büyük oğlunun da annesiydi ama Wendy daha kendine bile bakamadığı için Tara bakmıştı çocuğa. Sonra Tara da bir tane doğurmuş totalde 2 oğlan babası olmuştu Jax. Efsun da Nehir’in oğluna analık yapar mı acaba????

    Aslında dizi eğer 5.sezona uzayacaksa -bence olmamalı- Efsun=Tara gibi olabilir. Wendy/Nehir ölünce çocuğa diğer aşık olduğu kadın bakıyordu. Fakat Tara, Jax’ın annesi ile başta Sena gibi didişip sonra iyice kaynaşmıştı. O da hamile kalmıştı. Sonra kendi benliği aklına geldi ve kaynanasına yine ters düştü ve kaynanası onu öldürdü. Senaryo aynı olmayabilir ama değişik şeyler var.

    • ekleniyor resim de linkte…:)

      • balvin

        Sonradan fark ettim 🙂

    • Ya damda oturuyor dedin ya… Söylecek birşey bulamıyorum…

  • balvin

    Biraz daha devam edeyim o zaman aklımda kalanlardan.

    Nasıl ki Çukur “çukur” adındaki hayali bir mahallede geçiyorsa, SoA’da “Charming” adında hayali bir kasabada geçiyordu. SoA görünüşte bir motorsiklet kulübüydü sadece ama işin yeraltına inen kısmında kasabayı yöneten illegal bir çeteydi aslında. Silah kaçakçılığı yapan sons of anarchy adındaki bu çete, dış tehdit ve başka çetelere karşı da kasabayı koruyor ve kasabaya uyuşturucu girmesine ise asla izin vermiyordu. Koçovalıların çukura uyuşturucu sokmama konusundaki prensibinin aynısı yani

    Bu kadar da değil. Charming adındaki bu kasabaya yatırım yapmak, büyük binalar, alışveriş merkezleri dikmek isteyen bir iş adamı da vardı ilk sezonda, tabii bu görünüşteki niyetti altında illegal çıkarlar da vardı. Alışveriş merkezleri vs ile Charming kabuğundan çıkıp büyüyünce kasabadaki hakimiyetini kaybedecek olan SoA da buna şiddetle karşıydı ve bu iş adamımızla epey kanlı bir mücadele içine girmişti. Adamın adını şu an ben de hatırlamıyorum, kısaca Baykal mı desek?

    Bir de 2 ya da 3. sezonda düşman olarak ırkçı aryan bir grup dadanmıştı Charming’e, arka planda Charming’e alışveriş merkezi falan dikmek isteyen zengin iş adamı tarafından finanse edilen bu sokak çetesi Charming’i ele geçirip uyuşturucu muyuşturucu ne varsa sokmak istiyordu, bayağı yumruk yumruğa sokak kavgaları falan yapmışlardı SoA ile. Onlara da kısaca karakuzular mı desek?

    Jax kulübün/çetenin illegal işler yapmasına son derece karşı bir çocuktu dizinin ilk sezonlarında. Bu konuda atılımları da oldu mesela çeteye ait büyük bir depoyu p*rno film yapımcısı olan aileden bir kadına kiraladı ve onların korumasını da çete olarak üstlendiler. Yani bizim ağır abiler bir anda p*rno film işine girdiler. Jax bundan hiç gocunmadı bile, ailesini yasadışı, tehlikeli işlerden koparmak için yapamayacağı şey yoktu ama en sevdiklerini kaybetmeye başlayınca kafası da koptu gitti. En yakın arkadaşı ve karısının ölümünden önce üvey babasının tam zıttı, tam tersi bir insanı temsil ediyorken, bu kayıplardan sonra üvey babası Clay’i bile mumla aratacak kadar acımasız ve yanlış kararlar veren bir adam haline geldi. Yamaç’ın yaşamakta olduğu sürecin hemen hemen aynısı yani.

    SoA’nın nasıl bittiğini biliyorum ama bundan yola çıkarak çukur’un nasıl biteceğini tahmin edemem. O ayrı bir konu ama kesinlikle çukur’un gelecek zamandaki liderine yani Yamaç’ın çocuğuna dair bir mesaj çakılacağını düşünüyorum. !Spoiler! içeren bir ufak anekdot düşeyim; SoA’nın finalinde Jax oğullarını Charming’ten gönderdi. Eğer Charming’te yaşamazlarsa kaderleri de onun kaderinden farklı olur diye düşündü çünkü Jax adım adım kendi babasının kaderine yürüdü finalde. Öz babasına Jax daha çocukken bir tır çarpmıştı ve babası bir tırın altında kalarak ölmüştü. Jax de çetenin tüm düşmanlarını kendi elleriyle öldürüp, tüm problemleri temizledikten sonra babasının öldüğü mevkide, aynı yolda, aynı yerde motorunu bir tırın üzerine sürerek intihar etti. Jax’ çarpan tırın üzerinde kocaman bir logo vardı ve o logoda “BABA’NIN EMANETİ” yazıyordu. Efsun’un Yamaç’a anlattığı ilk masalın adı yani .

    Yani Jax Charming de kaldığı sürece babasının kaderinden kaçamayacağını anladığı için oğullarını Charming’ten gönderdi. En azından ölürken bu konuda içi rahattı, çocukları daha küçüktü nasıl olsa, bütün bu olanları, Sons of Anarchy adlı çeteyi, babalarını, dedelerini bilmeden büyüyeceklerdi. Ama öyle olmadı. Annesi Gemma giderayak yine yaptı yapacağını ve tıpkı Jax’i Charming’e mahkum ettiği gibi torununa da zehri saldı. Final bölümünde kısacık bir anda kaşla gözün arasında Jax’in büyük oğlunun eline üzerinde “SON” yani “oğul” yazan çete yüzüğünü tutuşturdu. Ve biz en son sahnede Charming’ten ayrılırken “son” yüzüğünü parmağına takan Jax’in oğlunu gördük. Çukur’daki tohum hikayesi yani, Yamaç ölse de bitmeyecek olan lanet 🙂

    Çukur’un finalinde kim ölecek kim kalacak bilmem ama aynı SoA’daki gibi tohum mesajıyla biteceğini düşünüyorum ben.

    • Şaka gibi. Diyecek söz bulamıyorum. Bu kadar benzerliğe uyarlama haklarını satın almış olmaları gerek. Uyuyan devi uyandıralım mı? Evladım bana SutterInk ile Linson Entertainment’ı bağla 🙂

      • Nur

        Şayet şirket dava açsa, sonuna kadar haklılar. Bu kadarı esinti falan değil.

        • Haberleri yoktur 😇

    • Mervepus

      Balvin çok yaşa 🙂
      Arada sevdiğim bölümleri açar izlerim. Çokta benzerlik bulduk ama ne kadar unutmuşum kaç sene olmuş. Sen yazınca hakkaten falan dedim hatırlayıp. SOA tam bir kaliteydi baştan sona. Çukur öyle başladı ama daha 2.sezon sonunda üzdü bizi.

  • balvin

    Bu arada Sons of Anarchy konusu açılınca canım çekti biraz sevdiğim sahneleri falan izledim, özlemişim. Çok sevdiğim bir diziydi. Sonra da yeni yeni paralellikler/benzerlikler fark etmeye başladım, biraz daha üstüne düşününce. Mesela alttaki yazıda Vartolu ve Opie arasındaki benzerlikten bahsetmiştim. Bu iki karakterin de ana karakterler Yamaç ve Jax’in en yakın arkadaşları/kardeşleri olması, üstelik Yamaç ve Jax’ten daha çok sevilmeleri benzer özelliklerdi. Bunu yazıyı yazarken kendiliğinden aklıma gelip eklemiştim. Hiç öyle karakter özelinde benzerlik aramamıştım bilinçli olarak. Ama o şekilde düşününce daha da şaşırtıcı hale geldi iki dizi arasındaki paralellikler.

    Mesela nasıl ki Yamaç’ın bir Vartolu’lusu olduğu gibi bir de en büyük abisi, koruyucusu, kollayıcısı Cumali varsa Jax’in de aynı şekilde kendinden yaşça daha büyük olan, sürekli arkasını kollayan, ona kızma azarlama hakkı da olan Chibs adlı bir çete üyesi de vardı. Jax çetenin başkanı/lideri olduğu için Chibs’ten rütbe olarak yüksek olmasına rağmen, Chibs Jax’i küçük kardeşi gibi görür ve korurdu. Hatta ve hatta Chibs’in Jax’e taktığı bir lakap vardı ve hep öyle seslenirdi “jackie boy”. Tıpkı Cumali’nin Yamaç’a “bebe” demesi gibi, Chibs de Jax’e “oğlan çocuğu” anlamına gelen “boy” lakabıyla seslenirdi hep. Bunlar bir tesadüf için biraz fazla bence .

    Daha da devam edebilirim. Tıpkı Akın gibi Sons of Anarchy’de de Jax’e ihanet eden Juice adında yaşça herkesten daha küçük ve toy bir karakter vardı ve tıpkı Yamaç’ın Akın’a güvenmediği gibi Jax de Juice’e güvenmiyordu, hatta bir keresinde kulağına sessizce “bana ihanet ettiğini biliyorum” diye fısıldayıp yanağından öpmüştü 🙂

    Selim’e karşılık da çetenin muhasebecisi olan, para işlerine bakan ve hep aklını mantığını kullanarak çözüm üretmesiyle bilinen Bobby vardı.

    Devamı hala var. Tıpkı Emmi karakteri gibi Jax’in de “old man” diye hitap ettiği Piney adında yaşlı bir karakter de vardı çetede. Piney Jax’in ölen öz babasının en yakın arkadaşıydı ve dizi boyunca kritik anlarda Jax’e akıl veren, uyaran, babasından bahsedip yol gösteren bir karakterdi.

    Bitmedi. Tıpkı Aliço gibi Jax’in de ara sıra bir yerlerde rastladığı çöp toplayan meczup bir kadın karakter vardı Sons of Anarchy’de. Aliço kadar etkin bir rolü olmasa da sezon finali ve final bölümü gibi önemli anlarda ortaya çıkıp Jax’e yardım ediyordu.

    Hatta inanır mısınız İdris-Paşa ikilisinin bile karşılığı var, Clay-Tig. Jax’in üvey babası ve çetenin ondan önceki lideri olan Clay bütün kirli ve gizli işlerini Tig adındaki sağ koluyla yapardı. Tig Clay’in olduğu kadar Clay’in karısı ve Jax’in de annesi olan Gemma’nın da gizli saklı kirli işlerini yapardı aynı zamanda. Jax lider olunca Tig’i de kontrolü altına aldı.

    Kemal’a karşılık gelen bir karakter de var çünkü; Happy. Happy de fiziksel kuvveti ve kavga/çatışma/aksiyon olaylarında çok büyük varlık gösteren, onun harici düz bir adamdı ve tıpkı Kemal’i oynayan oyuncu gibi Happy’i oynayan oyuncu da dizinin kamera arkasında emeği, katkıları olan bir adamdı 🙂

    Hep bir Peaky Blinders muhabbeti dönüyor Çukur mecralarında. Ama bana göre Çukur Peaky Blinders’dan ziyade Sons of Anarchy esinlenmeleri/öykünmeleri taşıyan bir dizi.Çukur’da Muhittin abi karakterini canlandıran oyuncu da Sons of Anarchy hayranıymış bu arada. Sons of Anarchy baskılı tişörtle pozu var adamın 🙂

    Yine altta Jax-Terra-Gemma üçlüsünün bildiğimiz Yamaç-Sena-Sultan hikayesinin kopyası olduğunu söylemiştim. Yahut Yamaç’ın bu sezonki babasına benzeme evresi yine burada da var. Jax karakterinin günlüğüne yazdığı satırları yine alttaki yorumda belirtmiştim. Yamaç’ın benzemekten kaçtığı şeye yakalanması SoA’da aynen işlenmişti. Yani Çukur için hep bir Godfather, Peaky Blinders, Narcos adı geçiyor ama baştan aşağıya Sons of Anarchy kokuyor. ‘dalavere’nin de dediği gibi Gökhan Horzum hikaye üretmiyor, karakter yaratmıyor. Sadece çatıştırıyor. Özgünlük 0.

    • incell

      ee yuh! bildiğin Çukur’u anlattın balvin. Bu sene gördüğüm ve duyduğum şeylere Gökhan Horzum beni çok şaşırttı. Özgünlüğü yok dizinin. Biraz daha bu sitede durursam, diziden soğuyacağım galiba 🙂 Bir de aşağıya pek inemiyorum. Çok karışmış. Sena, Yamaç ve Sultan durumu için yazdığın şeyin linkini atabilirsen iyi olur.

      • balvin

        Bıraktım buraya incell. http://disq.us/p/29icdo0

        • hayalmeyal

          Bir önceki yazdığın yorumu da okumamıştım. Bununla beraber okuyunca Harbiden de oha diyorum. bu kadar da olmaz. kral tsongordaki efsun ve arık böke’den sonra bunu ben de kaldıramadım. çok garip geldi.

        • incell

          okudum şimdi 🙂 Çukur’daki dövme, Sena’nın Sultan’ın didişmesi, Yamaç’ın kaçmaya çalıştığı adama dönüşmesi artı olarak Cumali, Kemal, aliço, paşa, emmi, Selim, Akın, vartolu gibi örnekleri de görünce diziye bakış açım ciddi manada değişti.

          • diziden giderek soğuyor muyuz 🙁

          • incell

            ben buz gibi oldum bile 🙂

          • Nur

            Bu kadarı bana da çok fazla geldi.

    • Nur

      Balvin, ne kadar ilginç!! Çok şaşırdım. Tamam ordan esinti burdan esinti olduğunu biliyorduk ama bu çok fazla.
      SoA’yı bu günler geçsin izleyeceğim. Bu günlerde odak sorunum var da..

      Aslında Kral Tsongor incelemesi yapmışsın ya onun benzerini SoA- Çukur için yapabilirsen çok iyi olur.

      Aklımının almadığı bu kadar yerden bu kadar irili ufaklı esinti zihni yormaz mı? Daha zor değil mi?

      Bu arada pek alakalı değil ama aklıma geldi.
      Taaa aylar önce nette bir şeye bakıyordum önüme bir tez düştü. Hacettepe Üniversitesi diye hatırlıyorum ama Ortadoğu Üniversitesi de olabilir. Galiba master teziydi ya da doktora, unuttum. Eski türklerde ordu düzeni, Mete Han’ın ordu düzeni vs.. Tezin yazarı bir Afgan ve İsmi Raşit Fazlullah. Raşit Fazlullah’ın rolü dizide bitmişti o yüzden anlık şaşırıp geçmiştim. Bu sezon Erdenetleri anlattığı sahnede aklıma geldi. Gerçek Raşit Fazlullah’ı Hoca tanıyor olmalı ya da nette diziye katkı için bakarken o tez’e mi denk geldi ve ekledi, bilmiyorum.

      KaraKuzular’ın sembolü de Runik alfabesinde var. Çukur’un sembolü de bir yerden alınmaydı. Ama bu tür şeyleri sanat grubu yapıyor galiba.

      • balvin

        Nur, Karakuzular ve Baykal’ın bile SoA’dan alındığını söylesem… Şaşırır mısınız bilmem ama ben artık şaşırmıyorum 🙂 Şuan yazmaya üşendim.

        • Nur

          Ahhaaaa!! Karakuzular’da mı!!
          Karakuzular’ın Hoca’nın özgün fikri olduğunu sanıyordum. Baykal neyse de KaraKuzular da.. Şaşkınlık içindeyim.

    • Nur

      Jax’ın Juice’a ” Bana ihanet ettiğini biliyorum” demesi, S1’de Yamaç’ın Selim’e aynı sözü söylemesiyle eşleşiyor. O sahnenin gerçekte yaşanmadığı zihinsel bir oyun olduğu daha sonra verilmişti…

    • Aaa… Ee çukur bu…

      • Nur

        Evet yaa…

    • Nur’un fikrini çok sevdim. 🙂 ayrı bir yazıda toparlasak mı?

      • balvin

        Aslı, yalan olmasın çok üşeniyorum. Belki erinirsem bir gün. Karkuzular ve Baykal kısmı da var bunun…

        • Nur

          Balvin lütfen kafan rahat olduğu bir zaman yaz. Ben de üzerimdeki ruh halini atlattığımda diziyi izler ve yazının altına yorumda bulunurum.

          • balvin

            Dediğim gibi diziye tekrar bi göz atmam lazım. Kral Tsongor yazılı bir metindi. Onları birebir yazmıştım. Bu çok farklı. Şuan detaylı anlatamıyorum çünkü aklımda kalan o kadar 🙂 10 sene oldu neredeyse. Dizi tabii 2014’te bitti ama bahsettiğim kısımlar 7-8 sene oldu. Bunları yazı olarak toplamak için daha fazla argüman lazım. Bu 1 aylık süreçte yapabileceğim bir şey değil bu.

          • Yaz uzun 🙂 Keyfine göre toparlarsın bir ara 🙂

          • Nur

            Balvin, lütfen.. lütfen..
            Şu an’a kadar yazdıklarını düzenleyip fotoğraf eşleştirmeleri falan.. Bu başlık açılır burda durur biz de yorumlarız.
            Hepimiz için faydalı bir yazı olur.

            Bambaşka bir açılım yaptın sen. Yazdıklarını şaşkınlıkla okuyorum.

          • Mervepus

            Nur kesinlikle izle. Aslı bence sen de çok seversin bence. Gerçi yukarıdaki yorumda çoğu şeyi yazmış balvin. Spoiler bile denmez diziyi yazmış 😅

          • Nur

            İzleyeceğim Merve. Kesinlikle.
            Spoiler ile sorunum hiç yok. Hatta böyle olunca daha da merak ettim.

          • Mervepus

            Kesinlikle!! Asıl o olay o duruma nasıl geldi diye merak ediyorsun

          • Yazın bakabilirim aslında… Haziran’da Dark 3 başlamadan 1 tekrar ve 2’yi izleme planım var. İş, gaz gelip aldığım online kurs derken bu arada sadece mini dizi izyebiliyorum. 6- 8 bölüm. the end.

          • Mervepus

            Dark kim kimdi görselini indirdim bakıyorum hazırlık önemli 😅 uzun olduğu için yazın daha mantıklı

  • Nur

    Sevgili Aslı.

    Bir sorunu dile getirmek istiyorum.
    Sayfanın sağında Facebook, Twitter ve Mail logoları onların biraz altında çan logosu var.

    Yazarken bu logolara gelince logolar üstte yazı altta kalıyor. Yazdığımı göremiyorum. Zaten imlâm bozuk. Bu yeni uygulamayla çok fazla imlâ hatası yapıyorum. Hataları sonradan düzeltmeye çalıştığımda yine bu logolar oluyor. Birine yanlışlıkla dokununca sayfa gidiyor, geri getirmek ayrı bir sorun.

    Logoları yazı alanının en altına bir yere koyma imkânın var mı?
    Belki diğer arkadaşlar da bu dertten muzdariptir belki yazarken onların ekrana bakması gerekmiyordur ve sorun olmuyordur. Benim bu denli hatalı yazmamın nedeni logolar.

    Aklında olsun istedim.

    • Minik kırmızı alarmı tıklarsan bloga yeni yazı geldiğinde bildirim geliyor. Eğer bu opsiyonu istemezsen onu direk kapatabiliyorsun. Evet yada Hayır olarak tıklamadığından sürekli çıkıyordur.

      Yazıyı sosyal medyada paylaş bir sitenin olmazsa olmazı. Bunu sitede farklı yerlere yerleştirebiliyorum ama en doğru yer sayfanın sağı. Sürekli paylaşmaya yönlendirmesi için (Paylaştıkça artar sevgiler 🙂 ) yapışkan bir şekilde yazı kaydıkça bu ikoncuklar da kayıyor. Seni takip ediyor 🙂

      İkonun büyüklükleri ayarlanabiliyor. Ama benim seçim en küçük. Mobil ekran boyutun nedeni ile büyük görünüyordur.

      • Düzeltme, bildirimleri iptal etsen de kırmızı alarm görünüyormuş 🙂 belki fikrini değiştirirsin diye ^^

        • Nur

          Bir de yazı bitip göndere gelince ‘gönder’ mail ve alarm logosu arasına sıkışıyor. İkisinin arasını ayarlayıp tıklama maharet gerektiriyor.
          Neyse zaten hatalı mı falan bakmadan yolluyorum. Okuyanlar kusura bakmasın artık:)

  • Nur

    Mafia film ve dizilerinde kadın ön planda olmuyor zaten ama kadın olmadan zaten hikayeyi kuramazsın. İlk sezon Hale’den itibaren çıkar kadınları geriye bir şey kalmaz. Sena’yı Yamaç’ın Sadiş’i Salih’in, Sultan’ı İdris’in hayatından çıkaralım geriye kalan ne? Mihriban’ı çıkar bakalım geriye kalanı gör. Kadınların silah kullanmasına gelince; genelde sevmiyorum ama Damla’ya (Koçovalı) yakıştırmıştım. Geçenlerde burda Elvis’in sevgilisinin konusu açılmıştı mesela o kadına da yakışmıştı. Böyle kadınlar olabilir, neden olmasınlar ki? Gerçek yaşamda asker- polis- sivil dünya kadar kadın silah kullanıyor. Damla gibi karaktere oturan bir şey olursa severim.

    Nehir’den bana duygu geçmiş ve sevmiştim. Efsun’u sevmiyorum ben de. Bu konu göreceli. Nehir beni kendisine ikna etti. Oyunculuk kriterimin en başında gelir bu.Onunla empati yapabiliyordum. Duygularına hakimdim. Mutlu olunca ben de seviniyordum, ağladığında ( Aliço’nun kulübesinde) çok üzülmüştüm. Kürtaj+köşk, farklı bir nehir var ve içimi acıtıyor. Vartolu’nun değişimini çok uzun süre kabullenememiştim Vartolu’dan deneyimle yok sayıyorum. O eski Nehir yok, gitti diye.
    Efsun’u başlarda anlamaya çalışıyordum. Kendimce epeyce de gayret ettim.. Bana hitap etmiyor. Hiçbir şey hissetmiyorum. Oyunculuğu da ilgilendirmiyor beni. Sevmiyorum.

    Ece Yaşar’a bir haller oldu bu sezon. Aşık kadın rolüne giremiyor. Diğer sahneleri tamam bence. Yemek esnasında tuhaf bir tepki verdi, evet. Ama acaba yönetmen masada herkese tepkisiz kalın falan bir şey mi dedi? Masadakilerin hepsi tuhaftı. Hele Öner Erkan, Selim, en çok ona şaşırdım. Nasıl soğuk, bir şey olmamış gibiydi, bilemedim.

    Azer’i 4.sezonda aksiyonlara sokarlar. Sevdiği kızın düğününde Vartolu’nun İdris’e yalvardığı gibi gider Yamaç’a yalvarırsa at Azer’i çöpe. O düğünü dağıtması lazım. Başka türlü olmaz. Ha orda öldürülür mü? Belki.

    Efsun’un hikayesi aşk hikayesi. O anlamda çıkmaz yok tabi. Sevenleri izler. Onlardan biri ben değilim.

    Arık bir kaç kişiyi götürecek, belli oldu. Zaten kadro kalabalık. Koçovalılar’dan can alacaksa Vartolu ve Selim’e veda etmek zor olur. İçimde Vartolu ölecek gibi bir ihtimal var. Erkan çok bıktı diziden. Vartolu’yu da anca Arık gibi yüksek profilli biri öldürürse olur ( neyse belki Vartolu eski haline döner. Ölmesin. Umut etmeye devam)

  • dalavere

    merhabalar, 3.sezona ve gökhan horzuma bir ufak dokundurup çıkacağım.

    Öncelikle gökhan horzum sen bir korkak adamsın. yazdığın tüm karakterlere ihanet ediyorsun. o çok önem verdiğin yamaç da dahil. bu sezon izlettiğin şey veya izletmeye çalıştığın olaylar silsilesi bomboştu. dizinin castına yazık, 2 saat oturup izlediğimiz 26 bölümün hepsine yazık. bu diziyi biz, mahalle, koçovalıların aile bütünü için izledik. koçovalılar hadi neyse de o mahalle artık yok. bir kere mahalleyi bağlamıyor hikayen. yani sadece iki üç ergenin kol gezdiği bir mahalle oldu. bir kere artık mahallede gördüğümüz tanıdık yüzler de dizide değil. çukur kahvesi yol geçen hanı. hani bu mahalleye giren yabancıları izleyen çatıcılar? nerede haber veren çatıcılar? arık böke elini kolunu sallaya sallaya girdi. tamam belki vermek istediğin bir mesaj bu ama mantıksız. adam gitmiş kahveye oturmuş, çaycı gelip haber veriyor yamaça. normalde o adam gelmeden yamaça haber gitmesi gerekmiyor mu?

    yanlış castlar ve harcanan karakterler de var. örneğin burak dakak ve akın koçovalı tamamen apayrı, uyuşmayan cast. yok abi olmaz. burak dadak iyi oyuncu olabilir ama casta uymuyor. akın koçovalı karakteri için burak dakak fazla sırıtıyor. oyunculukla kapanmayacak durumlar var. dışarıdan baktığın zaman bu adam karacadan küçük duruyor bir kere. 3.sezonun çuvallamasının en büyük nedeni bu karakter. oyunculuğu iyi, cocuk oynuyor ona lafım yok. karakterle uyuşmuyor bence. mesela ilk sezon bu çocukla celasun kapışıyor demişlerdi değil mi? şimdi bu çocukla celasun kapışabilir mi allah aşkına 🙂 mesela geçen sezon akşını öldürdüğü zaman karaca-celasun yakınlaşması yazacaktı. sonra akın çıkınca celasun-akın çatışması olarak bir yan hikaye oluşturacaktı. fakat çok tepki alınca karaca-celasun’u çekti el atından. çünkü karaca’nın “bana geleceksin” repliği ilk sezon boşuna yazılmadı.

    azer kurtulus… gerek yoktu, hem de hiç. aksiyon unsuru mu gerekiyor? istesen yazarsın, kendi içinden bile çıkarırsın bunu. şimdi fancıklar var. sırf oyuncuyu seviyorlar diye adama laf etmiyorlar üstüne ettirmiyorlar. yakışıklı, fiziği var oyunculuğu yok. yani abi, bu cukur kadrosu içindeki en çürüğü o. adam toy, diyalog okuyor sonrası yok. ekstra karaktere kattığı bir şivesi ve tonlaması var o da adanalı oluşundan kaynaklı yani çalışılmış bir durum değil. jest ve mimik yok. kendinden kattığı bir şey yok. karaca ile sahnelerindeki diyaloglarında hani ilkokul tiyatrosunda olur ya, karşı tarafı dinler direk konuşursun. aynen öyle, istiklal marşı okuma yarışmaları olur ya hani, küçücük çocuklar ezberledikleri on kıtayı abarta abarta oynarlar. diyalog, diyalog, diyalog fazlası yok. gerekirse ne diyeceğini bilip doğaçlama bile yap, ama sakın ‘ben ezberim, ben ezberim’ diye bağıran diyalog oyunculuğu yapma demek istiyorum. oynadığı karakter de diziye katkı vermedi. 30 bölümdür dizide, şuan ön planda olduğu bölümler dahil etkisi yok. bakın bu adam testosteron diye izletiliyor o kadar.

    velhasıl kelam sezon tamamiyle çöp. duvar yazılarında imdat diye bağırıyordu bazen 🙂 “her şey her şeye bağlıdır” “her şey iptal” gibi duvar yazılarıyla tamam biliyorum çok dağıttım konuyu ama toplayacağım sabredin diye çığlık atıyordu. allahtan corona geldi de nefes aldı. yoksa 4.sezonun ortasında final yapacaktı veya şuan finali izlemiş olacaktık.

    yani en büyük sıkıntısı hikayesine, karakterine sadık bir adam değil. vartoluya sadık kalmadın. karakter elin yancısı oldu. 2.sezon yücel-baykal-karakuzu işini sıvadı da sıvadı. karakuzular ve bulgar mafyası, şampiyonlar ligi gibi ifadeler vardı. yani aslında bu tür şeyleri bazen kurnazlık yaparak beklenti yükseltip ekrana bağlama mantığıyla yapıyor. yani yazacağından değil. biri yazmış buraya. hikayeyi o yazmıyor diye. evet o yazmıyor yani hikaye yaratma yok adamda. çünkü ilk mafya işi. ve deneyimi yok. senaryo matematiği var ama hikayesi yok. çalıp çalıp hikayeleri yutturuyor izleyiciye. başarılı bir senarist değil. asla da olamayacak. bu güzelim oyuncu castıyla türkiyenin en iyi dizileri arasında listeye adını yazdıracakken, overrated diziler listesine kaydırdı kendini. ne diyelim kına yaksın.

    • Nur

      Merhaba Dalavere. Hoş geldin.

      Aslı beni blog’una nöbetçi bıraktı. Geleni karşılıyorum:) Laf dokundurup çıkmak yok. Sana laflar hazırladım. Hele onları bi oku bakalım. Neler diyeceksin, görelim.

      Akın’ın astımı vardı. Astım ilaçları beden gelişimini etkiler. Akın’ın astımı olmasa dahi minyon olması hiç önemli değil. İlk sahnesi hepimiz için sürprizdi ve karakter çok net bedenine oturmuştu. Celasun’u çocukken döver zira İdris’in torunu. Celasun’un İdris’in torununun ağzını burnunu kıracak hali yok. Kaldı ki avukatın başını ezerken deli kuvveti vardı. Ringde Songül’ün ağabeyini dövdü. Deli kuvveti var Akın’da.

      Mahalle, çatıcılar, kahve konusunda haklısın. Mahallenin kendine has imajı kayboldu.

      Cihangir, Azer’i benimsetmişti. Hikayesi dağıldı ve savruldu. Azer de senaryonun kurbanı oldu.

      Salgının şans olduğuna ben de inanıyorum. Reytingler iyiyken bile dizi çok yanlış bir yoldaydı. İzleyici tepkisini algılayamadılar. Çukur’un çatışmaları hep olay olurdu düşman karakteri canlandıran oyuncular ünlenirdi. Çatışmanın nedenine ikna olur adım adım süreci izler tahminlerde bulunurduk. İstanbul Savaşına ikna olmadık. Azer’in ha bire pusu kurmasına, kadınları kaçırmasına ikna olmadık. Akın’ın babaannesini, annesini, kardeşini düşmana verecek, dedesini öldürtecek kadar kini niyeydi, ikna olmadık. Çağatay’ın sokaktan bir it kopuk gibi bel altı vurmalarına ikna olmadık.
      Nehir’le neden aynı rüya görüldü, gidişat rüyayı anlamsız kıldı, anlamadık. Efsun’un önce kararlılığı sonra kandırılmışlığı, milyarlar idare eden iş kadını portresine aykırılığı++
      Çukur’a bir anda uyuşturucu girmesi, Metin’in bağımlılığı ++ say say bitmiyor. Gidişat iyi değildi. Allah’tan Arık geldi, ara verildi. Toparlanır.

      Mafya dizisi tam Hoca’nın kalemiymiş. Çukur’u sevdiren ana etken Gökhan Horzum’du. Bu sezon Damla Serim bırakmış olmalı. Damla Hanım’ın ismi hiç bir dizide yok. Deneyimsiz birinin Çukur gibi çok karakterli, komplike bir dizide inisiyatif alması inanılır gibi değildi ama oldu. Salgın arasında Hoca dinlenmiştir. O yazmaya başlayınca eski Çukur’umuza kavuşacağız.

      • dalavere

        merhaba nur, hoşbuldum

        akın astım hastası sebebiyle minyon olması fikrini benimsemiş olsaydı eğer, yangının içine atıp yüceli kurtaran kişi olarak yazmazdı galiba. o kısmı atladığını düşünüyorum. bile bile yazdığını düşünmek dahi istemiyorum. ha dediğin gibi astım olmasa bile bedeni oturmuştu kısmına katılmıyorum hala. bu karakterin gerçekçiliği zaten yok. o psikopatlığını alamıyorum bir türlü. tüm koçovalılarda o psikopatlık hissini alıyorum ama bir tek akın’da alamıyorum.
        avukat olayı derken, geçen gün sansürsüz haline denk geldim. iyice emin oldum. izleyen oldu mu bilmiyorum. yine arnavutluk kanalında verilmiş sahne. akın, avukatın kafasını bildiğin eziyor. her yer kan revan oluyor. ezilmiş hali bile gösteriliyor. o sahnedeki performansı bana geçmedi. ezerken bağırmaya devam ediyor. remzi de
        yanında iğreniyor falan.performansı iyi gelmedi daha doğrusu midem bulanınca odaklanamadım.

        cihangir bana 3.sezon 1.bölümden beri itici geliyor. daha dogrusu ben ilk geldiği zamanda performansını aynı buldum. seyhan’ın öldüğü sahnede ağlamıyor bile. direk kesip atmışlar zaten orayı. yok olmuyor, çok zayıf. bağırıp çağırma dışında vasat. karakter de sıkıntı yok.

        vallahi düşmanlara gelince yücelden sonrası tutmadı.yücel hele en anlamsızıydı. boş kutu, adamda öfke yoktu hiç. bir kere intikamı yamaçtan alması yine saçma. idris’e acı çektirse tamam da yamaç ne alaka yani.

        nehir-efsun durumuna girmeyeeceğim. yazmaktan bıktım, içim dışım efsun-nehir oldu. beni bağlamıyor o kısım. yamaç özelinde belli başlı şeylere sadık kaldığı için eleştirmiyorum. inatla kendi hikayesini yazıyor yamaçta. tepkilere rağmen yamaçı itici hale getiriyor. bundan çekinmiyor. bu yüzden ekseninde bulunan nehir-efsun durumuna yorum yapmıyorum. daha doğrusu nehir sadece yamaçın ekseninde. efsunun hikayedeki yeri ayrı.

        efsuna gelirsem, karakterin bir sebebi net değil. kararlılığı yok. her bölüm farklı bir odağı var. babası yok sayıldı bir anda ve yamaçın safına geçti. sorgu-sual kısmı yok. garip ve saçma. yazmak istediğini yazamadı. çok güçlü bir düşman aşkı yazmayı planlamış sezon başı. güçlüden kastım, öldürecek kadar sevmek gibi bir şey. birbirlerinin canına kast ederken birbirlerini seveceklerdi, yani o yöndeydi hikaye. efsun, yamaça inandı peki, babasını öldürenin peşine neden düşmedi ve nehir ile aynı statüye düşürüldü hala anlamadım ve anlayamayacağım. sadece aşk ile romantiklik durumuna geçildi. arık gelince senaryosu açılsa da yeni hikayelerine girilecek olsa da hikayeye giriş yaptığı yerden koptu ve inandırıcılığı kalmadı. seyirci de zaten buna takılmıyor. efsun erkek izleyici gözünde çok güzel bir kadın. yamaça eksisi yok artı olarak yardımı var. yani izleyici seviyor genel manada. o yüzden de tepki çekmiyor azer ve akın’da olduğu kadar.

        mafya hocanın kalemiymişten ziyade hocanın mafyatik olayları ve dramaları bağlaması, çatıştırması güzel. hikaye kendisinin değil. mafyatik olaylara hakim değil. yüzde yüz yardım alıyor bu kısımda. önüne gelen hikayeyi bağlamada iyi. daha doğrusu iyiydi. artık o da yok. damla serim’e fazla bırakması da onun saygısızlığıdır. eğer ona bıraktıysa çoğunluğu iyice nefretim artar.

        • Nur

          Akın’ı en başta yadırgamışsınız. Ben baştan kabullendiğim için sorun yaşamıyorum.

          Akın’ın kesilen sahnesini izledim RTÜK’ten dolayı kesilmiştir. Gereksiz vahşetti. Bu tür sahneleri sevmiyorum zaten.
          Bu arada Akın’ın bir avukatın başını ezmesi manidardı. Hukuku katletmiş oldu..

          Akın’ın Yücel’i kurtarma operasyonu inandırıcı değildi. Saçmaydı. Kaale almıyorum onu.

          Seyhan’ın ölümünde mizansen kötüydü. O sahnede bir tek Cihangir’i beğenmiştim. Seyhan ve Yamaç çok yapaydı.

          Çeto’yu öldürmeyeceklerdi. S2’nin zaafiyeti o oldu.
          Karakuzular’ın sezon sonuna kadar devam etmesi şarttı.

          S3 onayı alınınca senaryoda yeni sezona göre değişiklik yapıldı.

          KK 01 Meliha’ydı, vazgeçildi. Yücel anlaşması bitenleri öldürmek için yüzüklü yapıldı.
          KK 01 konusu kapandı.

          Bildiğim kadarıyla Sena ve Akşın depoda Karakuzular baskınında öldürülmüşlerdi, değişti.

          İdris Baba, Meliha’ya giderken arabasında saldırıya uğramış yaralanmıştı ölüp ölmediği belli değildi. Değişti.
          Meke ve Celasun mahalleye saldırıda yaralanmışlardı büyük olasılıkla ölmüşlerdi, değişti.

          Depoya baskın sahnesi değişti. Mahsun, Sena’yı aldı.
          Sena ve Akşın tekrardan öldü ama bu kez çok trajik ve unutulmaz biçimde.

          Tüm bunlar, Yücel’in yüzüklüye evrilmesiyle sağlandı ve tabi ki
          inandırıcılık zedelendi.

          Nehir’in misyonu baştan belliydi. Bebek. Rüya ile hemen tescil edildi ve hep o yönde ilerledi.
          Bence başka bir misyonu da vardı. Yamaç’ı ilk kurtaranın o olduğuna inanıyorum. O hikaye her nereye varacaksa iptal edildi. Nehir’i olmasa da bebeği Yamaç’ın isteyeceğini sanıyordum hatta bence o istememe durumu da sonradan yaratıldı. Nehir karnında bebekle Yamaç’ın kamburu oldu. Baştan böyle planlandığını hiç sanmıyorum.

          Efsun konusu daha da karışık.
          S2 finalde Topuklu ile çok güçlü ve kararlı düşman portresi çizildi. S3, işbirlikçileriyle 2 teras sahnesi, Yücel’i hastanede ziyareti baştaki profile uyuyordu.
          Bence Damla Sönmez çok narin ve zarif kaldı, bir şekilde imaj üstüne oturmadı Yamaç’la aşk öne geçirildi arkada kalan soru işaretleri boş bırakıldı. Zaten çiftin hayranları onları sorgulamıyor hatta sorgulanmasından rahatsızlar. Diğer izleyici de umursamıyor. Aksiyon izleyicisi psikopat, racon sahibi “erkek” düşman seviyor. Efsun o kategorinin yanından dahi geçmedi. Çukur için iddiası yok. Koçovalılarla alıp vermediği kalmadı. Yamaç’ın üçgeninin gözde olan tarafı. Başka da hiç bir hikayesi ve amacı yok. Belki 4’te bir şeyler değişir ama sanmam.

          Mafia kesinlikle Hoca’nın kalemi. Aslında mafya değil. Kabadayılı. Mafyayı yazamaması konusunda haklısın. Eski İstanbul kabadayılığını yazıyordu ve çok başarılıydı. Özellikle İdris Baba karakteri. Ercan Kesal’ın da sayesinde çok inandırıcıydı. Yamaç mesela, bence hiç olmuyor. Kabadayı değil, mafya babası değil. Mahallenin kabadayı babası profiline İdris ve Vartolu uygundu. Vartolu çok evrildi ve olmaz zaten ama bu denli evrilmese en uygun karakter oydu. Yamaç asla değil.

          • dalavere

            akın’ı baştan değil de sezon finalinde cukurun başında boğazına kadar iliklenmiş gömleği ile görünce yadırgadım ve daha sonra mahallede gezmesi, hal ve hareketleri ile inandırıcı bulamadım. belki bir bocalama işiydi deyip geçtim fakat 2.bölüm sonunda uyuşturucu işince karaca tarafından salak durumuna düşürülünce karakteri yadırgadım. bu kadar zeki lanse edilen bir karakter karaca gibi bir gereksizin elinde oyuncak oldu. orada ipler koptu bende.

            seyhan durumunda tam tersine seyhan’ı başarılı buldum. aras zaten orada değildi. hele cihangir’in ses çıkarmadan ağlama seansına gülmüştüm. seyhan onu iteklerken ki ağlayamaması falan…

            kk 01 olayı meliha olsa yerden yere vururdum bunu. iyi ki de olmamış. eğer dedikleriniz kesin doğruysa bu iş yine gokhan horzuma patlar. şimdi zorunda kaldı gibi söylemlere gelemiyorum. bir kere bu adam her seferinde “daha iyisini bulursam bozuyorum” diye defalarca söylemde bulunmuş birisi. yok yapım ona öyle söyletiyor falan gibi komploya gerek yok. adam doğal doğal söylüyor bunları üstüne soru-cevap bir şey de yapıyor bunu. son anda çok bozduğum senaryo oldu diyor defalarca. plansız, dam dum gidiyorsun abicim sen işte. yok sene başı şunu planlamış da falan fiso onlar. şu dizide sene başı planladığının %95’ini yapmıyor bu kesin. daha doğrusu uzun vadeli planı yok.

            nehir’in misyonundan evvel nehir karakterine neden ihtiyaç duyuldu onu sormak lazım. ne alaka ile ne bağlamla, hikayemize ve çukura nasıl bir etkisi olacaktı bu karakterin? sizin dediğiniz üzere böyle misyonu varsa yanlış anlaşılmasın koca yapım tutup da bu kızı oraya o misyonla koymaz. daha sağlam bir cast atar oraya. fazla derinleştiriyoruz bence. basit bir ikilem kurmuş. babasınınoğlu yapmak istemiş yamaçı. yamaç da dönüş yok bakın buradan kesin yargıya varabiliriz. yamaç da törpü yok, yamaçın evrimini başından sonuna kafasındaki ile gelmiş. mantık hatası yok yamaç’ta. babasınınoğlu olacaktı. nehir bir mihriban’dı. efsun ise meliha. hatta sizin dediğiniz kk 01 olayını da doğrular meliha/efsun durumu. kafasında kk 01 ile melihayı düşünmüşse bu zaat, efsun/meliha durumu sezon başında paralellik olarak kesinleşmiş demektir.

            yani nehir yamaçı kurtaran kişiymiş de, bebek ile gelmiş de gerek yoktu. hem de hiç. alakasızdı, saçmaydı, karakteri hayal/gerçek ikilemi ile heyecan olsun diye saçma bir yola götürdü. en büyük hatası orada. sanrı-gerçek ikilemi yapayım derken izleyiciyi karakterden uzaklaştı. dizide gerçek olması en uç karakter nehir. hamile kalana kadar karakterin gerçekçiliği yoktu. izleyici de orada koptu karakterle ve bir daha bağ kuramadı. siz kurmuş olabilirsiniz ama karakterin genel olarak kaale alınmamasının sebebi bu.

            yamaçın bebeği istememe konusu da en baştan netti. çünkü 2 sevişme yaşadılar. ikisinden de önce üstüne basa basa “sorumluluk almıyorum” dedi nehir. sonrasında ise “pişman olmayız” dedi. bunlar da yamaçın ileride pişman olacağının kanıtıydı.

            efsun full+full karışık. ama bu topuklu hali nasıl böyle oldu durumunu çok konuşmuşsunuz hepiniz. yani neden şaşırdınız bu kadar anlamadım. timsah celil de böyle girmedi mi? çağatay da böyle girmedi mi? azer de böyle girmedi mi? akın da böyle girmedi mi? bunlar daha çok havada kaldı aslında. fakat efsun neden amacından vazgeçti de öyle böyle diye burada baya kişi konuşmuş. yorumların yarısı da bunlarla dolu. bence gereksiz polemik bu. dediğim gibi planlanan hiçbir şey uzun vadeye yayılmıyor. “bence bu x olayı/karakteri başından böyle planlanmadı” yorumu yapmak saçma. tüm olayların içinde bunlar var. her olay kopuk ve bezdiriyor artık.

            kabadayı da hocanın kalemi değil mafia da. daha önce hiç mafia dizisi izlediniz mi bilmem ama idris koçovalı ekstra, üstüne düşünülerek, derin bir kabadayı olarak yazılmamış. aksine gördüğümüz tüm mafya baba tiplemelerinin, eski kabadayıların her birinden, gerçekte de yaşamış birkaç isimden esintilerle oluşmuş ‘çakma karakter’. inatla söylüyorum gokhan h.’nin kendine has tarzı olabilir ama kendine has hikayesi, karakteri yok.

            yamaç’a kabadayı gözüyle mi bakıyorsunuz? valla ben hiçbir zaman bakmadım. çünkü g.horzum onu yazmaya çalışıyordu zaten 2.sezon. bu adam kabadayı değildi hiç. olmadı zaten. yürüyüşü bile öyle değil. kimyager mafya mı olur ya 🙂 mafyatik işlerde büyümemiş zaten adam. ilk 2 sezon kimse kabadayı olarak bakmadı yamaça. yamaç mahalle yönetiyor ama asla kabadayı değil. bu sezon da onu anlatmak istemiş. yavaş yavaş o yola götürmek istemiş. fakat bence kötü yazıyor. kafasında hala aynı ama işleyişi bazı yerlerde mükemmel bazı yerlerde vasat. normal karşılıyorum bunu. vartolu’ya gelince karakterin çukuru yönetmesi dizinin matematiğinde imkansız. bir kere saf koçovalı değil. yani ters. yakışıp yakışmaması ayrı konu ama diziye çok ters.

          • Nur

            Kadınların sonuçlarını hiç düşünmeden uyuşturucu işini sabote etmesi bu sezon beklenen “kadın gücü”nü yerle bir etti. Karaca’nın beyinsizliğine Damla ve Dıygu’nun ortak olması kadınları küçük düşürdü bari Damla mafya içinde yetişmiş kız, o engel olsaydı. Bunlar güya yeraltı dünyasında doğan büyüyen kadınlar, bu kadar çalakalem yazılmalarına isyan ediyorum. Sena’da böyleydi. İçinde bulundukları dünyayının dinamiklerini kavramaktan acizler. Sultan ve Ayşe bu yönden akıllılar Damla’da aslında akıllıydı ama bu olayda o da beyinsiz takımı içinde yer aldı. Bir tona torbacıdan 3-5 hap çalmaya kalkış bakalım, başına ne gelir.. Bunlar nerdeyse 1 tona yakın uyuşturucuyu incik, boncuk bir şeyler yapıp hiç etmeye kalkıştı. Adamlar bunu bize ödetir, aileye, mahalleye musallat olur, canımıza kastederler, Akın’ı öldürürler düşüncesi yok. Yaşadıkları hayatı kavramaktan acizler. Hoca bu yüzden mafyayı yazamıyor. Biliyor ama yazamıyor. Özellikle de kadınlarını.. Önde olmasınlar, hatta ortalığı karıştırsınlar, yanlış işlere burunlarını soksunlar falan ama böyle değil.

            Yamaç’ın çatışma noktası uyuşturucu. 1.sezon tamamdı ama sıktı bu uyuşturucu muhabbeti. İyi adam silah satar kötü adam uyuşturcu. Bıkkınlık geldi bu denklemden. Akın da güya kötü ya, ilk iş uyuşturucuya bulaştırıldı. Azer’le yapılsaydı bu muhabbet yeterdi. Yok ama. Çağatay, Arık++ Daha da gelir devamı. Gazeteci bile silah satışını gözardı etti mahalleyi övdü de övdü.

            KK 01’in Meliha olması akla yatkındı. O yönde işlendiği için kopukluk da olmazdı. KK 01 makamının üstü çizildi. Yüzüklü icat edildi.. Karışıktı.. Sevememiştim. Sadece Akşın ve Sena’nın ölümlerinin değişmesi iyi oldu. İz bıraktılar.

            Yamaç’ta törpü de yok kantar da. Şirazeden iyice kaydı. Babasının oğlu da olamadı bence. Yamaç’ta ipin ucu kaçtı. Ne tanıyabiliyorum ne de anlayabiliyorum. S3 B1’deki Yamaç benim Yamaç’ımdı. Nehir aracılığıyla o Yamaç’la bağ kurabiliyordum. O, Nehir’le bağını koparttı bende Yamaç’la. Bitti.

            Seyhan’ın ölüm sahnesinde başarısızlık; sahnenin mizanseninde. B1’de Yamaç’a labirent sonrası anlık bir geçiş yapılmıştı yüze özellikle gözlere yakın plan anlık bir geçiç. Orada yüzyıla yakın zaman atlaması vardı ve o anlık sahnede Aras’a gerçekten bravo. Bakışları, yüzünün ifadesi..4/4’lüktü.
            Seyhan’ın ay ışığı altında al kana bulanmış bedeni dondurulmalı ve Azer’e öyle bir geçiş yaptırılmalıydı. Seyhan’ın ölümüyle o bölgede bir devir kapandı. Bölgenin ana etnik unsuru (göç tabiri kullanmak zorundayım ama o tür göçün başka bir tabiri var) göçe zorlandı. Seyhan’ın Azer’i itmesi, Azer’in ağlaması falan.. O sahne bir şeyi anlatıyordu. İtme, ağlama falan hiç ama hiç olmadı. Ben sahneyi o gözlede izlediğim için hiç beğenmedim. Azer, damadı vuracak, Seyhan hiç konuşmadan kendini vuracak ve sahne Seyhan’da donacaktı. Azer’in ya da Fadik’in yüzünde anlık ifade/sizlik.. Bir devir kapandı.. Olmadı tabi.

          • dalavere

            “kadın gücü” olarak çatılara çıkan mahalleli kadını düşüncesi çok kötüydü. feci bir kötülük hem de. bunlara karşı değilim ama olmamıştı.

            “bu adamlar mahalleye saldırır” durumu tüm kocovalılarda var aslında. yani kadınları buradan eleştirmeyelim. erkeklerin de farkı yok bu konuda. asarız, keseriz, gelsinler kafası erkeklerde olunca kadınlar da bunu düşünmez tabii.

            mafia yazamıyor, deneyimsiz sözlerini bu yüzden kullanıyorum işte. hikaye yok yeni bir şey yok. kısır döngü. bir kere de uyuşturucusuz çatışma olsun dediğiniz gibi. bir kere de aynı, denk iki taraf çatışsın. uyuşturucuya karşı bir toplulukla savaşılsın fakat ters düşülen nokta başka bir şey olsun. şimdi vartolu uyuşturucu, çeto-mahsun-vartolu uyuşturucu, erdenelter uyuşturucu, azer uyuşturucu… ana düşmanlar uyuşturucu etrafında toplanıyor. tü kaka oluyorlar. neden? uyuşturucu var da ondan. eh yani… gazeteci olayına girmiyorum bile.

            ben daha çok görmek istediğimi değil, hikayeyi yazanın yazmak istediğine odaklanıyorum. eleştirdiğim kısım sadece hikayesine sadık kalmaması. kendi sadık kaldığı, -sevmesem bile- hikayeleri eleştirmem. ne yazmak istediğine bakarım hep. o daha cazip geliyor çünkü.

            yamaç kısmı da o caziplikte. bu sezonki bağırışı, iğrenç bir adam oluşu o kadar güzel geliyor ki bana. bir sahne vardı mesela. “sultan hanıııım!” diye bağırdığı. çok hoşuma gitti mesela. kendi her haltı yiyip başkalarına karşı ahlak bekçisi olması… aynı idris işte. tutarsız, bocalayan, giderek karanlığa sürüklenen bir adam olması falan. nehir’e bağırıp çağırması. işleniş facia deniyor mesela. alakası yok. tam da cuk yerinde. böyle saçma olacak işte. yamaçın olduğu yerde saçmalık, mantıksızlık olacak. bunu inatla, itinayla yazıyor. 3 sezondur özene bözene yazdığı, aman uf olmasın yamaça diyen horzum, bu sezon bu cilalı yamaçı kirletiyor. böyle yazsın başım üstüne. bir rota belirlesin ve sapmasın. yamaçla ilk defa bu sezon bağ kurabildim. tam babasının oğlu olamadı ama ilerleseydi olacaktı bence. s3b2 de efsunun anlattığı masalda da buna gönderme vardı. oğul taş (çukur) ile bekliyordu. baba geri dönüp “kimsin sen” diyordu. oğul da “hatırlamıyorum” diyordu. kendini tanıyamıyordu falan.

            o sahnedeki mizansenin garipliği aras’ın adana’da olmamasından kaynaklı. onun dışında aşağıda da gördüğüm kadarıyla bölüm sıkıntlı. lozan muhabbetini de gördüm. belirtilmemesi ayrı saçmalık zaten. seyhan sahnesi dahil bu sezon çoğu sahne başarısız. yönetmen kısmında patlıyor iş veya kurgucu kimse sallamıyor artık. ekip de sallamıyor zaten. aman zaten izliyorlar bitirelim gitsin işleri oluyor. bölüm 1 dışında özen yoktu sezon genelinde. sahneler anlamsızca kesiliyor. montajlar garip. çoğu sahnenin montajı, kurgusu acayip sırıtıyor. geçişler inanılmaz vasat. aras hakkındaki yorumlarınızı da gördüm. aras el atıyor olsa kendi sahnelerine el atar önce. dizide genellikle onun sahneleri sırıtıyor kurguda. kendini öne çıkarmak istese, karakterinin kendinden nefret edilecek konuma getiirilmesini engeller. çünkü diğer karakterleri aşağı çekeyim mantığı güdüyorsa ters tepeceğini bilmeli. çünkü kendi karakterinden acayip derecede nefret ediliyor. böyle diğerlerini geriye atmak isterse daha çok tepki çeker. bana mantıklı gelmiyor o kısım.

          • Nur

            Uyuşturucu işini yapmayanlar da dolaylı olarak uyuşturucuya bulaştırılıyorlar.
            Baykal, mahalleye uyuşturucu soksun, Koçovalıların hükmünü kırmızı çizgilerini geçerek bitirsin diye Vartolu’yu tutmuştu.
            Efsun’un yüzünün görünmediği geçen sezon ilk topuklu sahnesi Azer’leydi. O da babasının izinden bir uyuşturucu baronu ile işbirliği yapmıştı. Diğer işbirlikçisi Timsah da uyuşturucu işindeydi.

            Erdenetler’in uyuşturucu işinde olması en sakil olanı.

            Bir aile resmediliyor, iş dünyasının en tepesindeler ve uyuşturucuyla muhataplar.

            Ecza işi çok daha kazançlı. Dünyayın en tepesinde olan sektörlerden biri ve formüle edilmiş uyuşturucu yasal olarak zaten var!

          • dalavere

            valla uyuşturucu konusunda tamam diyecektim de son yazılanları görünce vazgeçtim. diziye bakış açım tamamiyle değişti.

          • Nur

            Balvin’in yazdıkları feci!!

  • YusufBelo

    Bu sene yine kötüydü.Özellikle sosyal medya iyice Zalim İstanbula döndü o efyam nehyam anketinde aşırı utandım diziyi izlediğim için ama bırakamıyoruz ilk sezonun hatırına .Sena ve Yamaç sahnelerinin kopyalarını biz niye Nehirle izledik.Horzum çok seviyorsa öldürtmeseydi Senayı sanki Sena çok sevildi de bir de sahneleri kopya olan Nehir karakterini çıkardı.Efsun karakterini Damla Sönmez oynadığı için seviyorum kadının suçu çok iyi oyuncu olması ve Aras ile çok iyi uyum yakalaması zaten şaşırmıştım Ayyapımın Damla Sönmez tercihine Aras Bulutu oyuncu geliştirme koçu gibi gördükleri için ben Efsun karekterini yine miss turkeyden çıkan aşırı yetenekli tecrübesiz bir oyuncu oynar diye bekliyordum.Arasın çukurdan sonra ki projesi yine ayyapımla olacağı için Damla Sönmez tercihi gibi devam etsinler öncelik yetenek olsun lütfen.Ece ve Cihangirin sahneleri ve uyumları kötü bile değil.Sokaktan bir kadın bir erkek çevirsin ayyapım onlar da Ece ve Cihangir kadar uyum sağlarlar. Cihangir sadece sert erkeği oynasın lütfen.Bir de öne çıkarma mevzusu var iddia ediyorum Aras ve Damla en kötü sahneyi senaryoyu oynasın Cihangir ve Ece ise en iyi sahneyi senaryoyu oynasın sonuç değişmez Aras ve Damlanın seyir zevki yine daha iyi olur.Erdenetler sayesinde 4.sezonun 2.ve 3.sezondan daha iyi olacağını düşünüyorum.Ama horzumun erdenetleri de mahvedecek bir senarist olması gözümü korkutuyor. Çağatay gibi çok zeki karekteri Efsunun karşısında iyice salak yapmıştı.Efsunun Yamaca olan duygularını nasıl anlamadı bu kadar zeki olan adam Arık Böke de böyle olmaz umarım hemen ilk3 bölümde anlaması lazım Efsunun Yamaca olan duygularını yoksa karekterin inandırıcılığı kalmıyor.

    • Merhaba, hoşgeldiniz. Spame takılmıştı mesajiniz…

    • Nur

      Merhaba Yusuf. Hoş geldin.
      Çukur’un Sosyal Medya’sı bu sezon feci. Çukur’un resmi Instagram sayfası tamamen efyam- nehyam ile dolu. Oraya girileceği kalmamış artık.
      Çukur’da aşk üçgeni Yamaç üzerinde olmuyormuş demek ki. Yan karakter üzerinde olabilirdi belki ama Yamaç’ı üçgene sokmak hiç olmadı.

      Sena ölmek zorundaydı zira DÇD baş kadın oyuncuydu. Belirli bir ekran süresi ayrılmak zorundaydı. Olaylara bir yerinden dahil olmak zorundaydı. Karakter köşkte oturup etliye sütlüye karışmadan bebek büyütecek tarzında yazılmamıştı. Jenerikte ismi Aras’ın yanındaydı. Bu sezon ne Nehir ne de Efsun baş kadın karakter değiller. Perihan Savaş ve Nur Sürer jenerikte diğer kadınlardan önce yazılıyor. Fadik’in 26 bölüm boyunca toplamda sahnesi 10 dakika civarında. Baş kadın karakter Sena ile sona erdi ve bu anlamda senaryoya bir serbestlik sağladı. Efsun ve Nehir’i bölümler boyu görmüyoruz halbuki ikisinden biri baş kadın karakter olsaydı bu duruma daha özen gösterilirdi. Sena’nın hikayesi bitmişti, tek kalan fonksiyonu anne olup Saadet gibi bir köşede oturmaktı. Baş kadın karakterine bu denli sınırlı bir işlev uygun olmazdı.

      Ece ve Cihangir’in sahnelerindeki sorun bence Ece’den kaynaklı. Tiyatro oyuncusu olan Ece. Cihangir sadece oyunculuk dersleri almış ve bu dizi onun ikinci dizisi daha önce rol aldığı dizide aşık rolünü oynamamış buna rağmen bakışları, tonlaması Ece’den başarılı. Onlara çok basit sahneler yazılıyor bir de üstüne ikisi de kasılıyor. Ece’nin daha sıcak ve yakın olması lazım ama olmuyor. Cihangir’in karşısında Öykü Karayel gibi bir oyuncu olsaydı da görseydik o zaman.

      Erdenetler’in sezonun kozu olması acı verici. Koçovalılar olduğu sürece biz onlar için ekran karşısına geçmeliydik. Sezon Koçovalıları iyi işleyemedi hepimiz Arık’tan Cengiz’den medet umuyoruz. Hiç kimse Vartolu’yu 4.sezonda merak etmiyor 3’te saçma sapan işlerle zaman öldürdü. Aliço unutuldu. Akın, Selim, Cumali.. hiç birinin sürükleyici işlevi olmadı. Dizi shipper’lara kaldı. Ship ayağı bile sıfır heyecan ve merak. Arık, Efsun’a bulaşsın da ordan Yamaç’a kıskançlık ve delirme çıksın aşkları yükselsin diye bekleniyor. Nerde Çukur Mahallesi, nerede Koçovalı Ailesi, nerede Koçovalı kardeşler?? Yamaç, Karaca’yı Celasun’la evlendirirse Azer’in tepkisi ne olur?? Merak bu. Cumali ile ilgili süren bir hikaye yoktu ki merak edelim. Nehir’in köşke gelmesi hele.. neye hizmet etti belli değil. Köşkün gizli çıkışını öğrendi, kaçacak, birinin tuzağına düşecek.. Eee?? Evinde kalsaydı ve kaçırılsaydı. Bari evin etrafında 1-2 kişi gösterilir biz de merak ederdik ne olacak diye. Efsun’un hikayesi de çıkmazda. Kıskançlık krizleri dışında beklenen bir şey var mı? Sevenleri için tamam da Çukur’la bir alakası yok. Küseceker, barışacaklar, kavga edecekler, ayrılacaklar vs vs.. Çukur ilk iki sezon bu değildi ki. Mahalle odağımızdı. Aile odağımızdı. Mahalle de silindi aile de..

      Bu salgın arasında oturup 26 bölümü izlemişlerse bize faydası olur. 3’ün kafasıyla devam etmemelerini temenni edeceğiz artık.

  • Nur

    NECİP MEMİLİ INSTAGRAM CANLI YAYINI.

    Dün akşam yayını ilk kez izledim. İzlemeye başladığımda İrem Altuğ konuktu seti özlediğini söyledi. Necip diziden pek çok konuk daha aldı. Bir ara eşi Didem Hanım’ı da aldı. En çok beğendiğim o oldu. İzleyicilerden konuk aldı ve izleyicilerin katılmasını da çok beğendim sadece yüreğim ağzıma geldi biri densizlik yapar diye ama öyle bir şey olmadı. Biz Çukur izleyicilerinin profili için gayet güzel oldu. Hanım hanımcık kızlar, bir tane gayet efendi bir erkek.. İzleyicilerin konuk edilmesini sevdim.
    Ece ev haliyle ve kötü bir ışıkla yayına katıldı. Buna rağmen dizideki halinden daha güzeldi. Böyle şeyleri görünce içerliyorum:)

    Yayında bizleri ilgilendiren kısım; Yamaç Okur set için Ağustos ayını vermiş. Şayet Yamaç Okur yayına katılsaydı “Temmuz olsun, lütfen Temmuz olsun” diye yazacaktım maalesef katılmadı.

    Necip gelecek sezonla ilgili güzel şeyler söyledi. Bol bol dram ve aksiyon olacak dedi.. İnanmak istiyorum. Umarım güzel bir sezon olur.

    Son olarak Sosyal Medya sorumlusu Tuğçe Akari katıldı yayına. Tuğçe Hanım’ın katıldığı yeri ofise benzettim. Acaba bayramda bile hem de sokağa çıkma yasağı varken işe mi gidiyor? Belki evinin bir odasını ofis yapmıştır. Bilemedim.

    Çukur hesabından her Pazartesi yayın yapılması gibi bir projeden bahsedildi. Proje gerçekleşirse izleyicilerin soru sormasına izin mi verilecek, o tarz bir şey söylendi orayı tam anlayamadım. Belki Necip sadece Çukur izleyicileriyle bile yayın yapar Aytaç araya girer falan. O tarz bir şey izlemek zevkli olabilir.

    İlk kez bir instagram yayınını izledim ve bence fena değildi. Aytaç eğlendirmeye çalışıyor ama ben hep bir sonraki konuğu bekledim. Burak çok şekerdi onun bu halini Akın’a nasıl uyarlayacağım, bilmiyorum:)
    Diğer oyuncuların renk kattı ama sonuçta dizi ile ilgili bir şey konşulmayınca pek bir anamı olmuyor. Bir dahaki sefer Çukur Sokakta tarzı kısa kısa izleyici görüşü alınıp Necip ya da diğer oyuncular değerlendirme yaparsa daha zevkli olur diye düşünüyorum.
    Haftaya Pazartesi yayın yapma olasılığı var. İzlerim.

  • Nur

    KOÇOVALILAR vs ERDENETLER

    Anneler:
    Koçovalılar;
    2 tane. Mihriban öldü. Sultan sağ
    Erdenetler:
    2 tane. Hayatta olup olmadıkları bilinmiyor. Biri Rus asıllı.

    Baba:
    Koçovalılar: Öldü.
    Erdenetler: Sağ

    Çocuklar:
    Koçovalılar;
    1 anneden 4 diğerinden tek 5 erkek kardeş. Üveyin öz’ü öldürmesiyle sağ 4 erkek çocuk.

    Erdenetler:
    2 ayrı anneden 2’şer erkek çocuk.

    Gelinler, Torunlar:
    Koçovalı kardeşlerin tamamı evlendi. 2 gelin; Nedret ve Sena öldürüldü. 2 torun; Acar ve Akşın öldürüldü.
    Hayatta olan gelinler: Damla, Ayşe, Saadet
    Hayatta olan torunlar: Akın, Karaca, İdris

    Erdenetler:
    Çağatay bekardı (galiba) Diğer 3 kardeşin durumu belirsiz.

    Koçovalılar ve Erdenetler arasında benzerlikler babadan başlıyor. Her iki baba güçlü karaktere sahip. Her iki baba çocuk okutuyorlar. Erdenetler’in okulları var. İdris baba maddi imkansızlığı olan çocuklara destek sağlıyordu.

    Her iki baba bilinen farklı 2 kadından çocuk sahibi olmuş.

    Her iki baba kısmen yasal kısmen yasadışı işlerden para kazanıyorlar. Koçovalılar silah Erdenetler uyuşturucu işinde.
    —-
    Farklılıkları:
    En büyük farklılık Koçovalıların bir mahalle sahibi olması. Bayraklarını astıkları bir vatanları var. Erdenetler çok daha zengin ama böyle bir mahalleri yok. Cengiz’in böyle bir arzusu olduğu açık. Kökenini Moğollara dayandırmış. Kendisini Cengiz Han’la özdeşleştirdiği kesin. Cengiz Han büyük bir komutan olması yanısıra büyük bir siyasal liderdi. Siyasal anlamda hükmettiği toprakları “devleti” vardı. Yasaları vardı.Tarihin akışını değiştiren biriydi.
    Cengiz Erdenet belki Çukur’un kaderini değiştirecektir.

    Koçovalıların en küçük oğlu Yamaç’la Erdenetlerin en küçüğü Arık karşı karşıya geldiler. Birbirlerine denkler. Diğer oğullar karşılıklı eşleşebilir ama Cengiz’in eşleşeceği kişi yani İdris Baba artık yok ve bunun sorun teşkil edeceğini düşünyorum. Belki Ebu Kayser, Çukur tarafına geçerse Cengiz’le bir denklik sağlanabilir.

    • Ebu Kayser mi? Hala Ebu Kayser’in bir gün, mantıklı bir bağlaç ile çıkabileceğine hatta hikayenin ana damarına dahil olabileceğine umudun var…

      Oysaki bence; Ebu Kayser konusu suya düştü, su nerde? inek içti. inek nerde? dağa kaçtı. dağ nerde? yandı bitti kül oldu…

      • Nur

        Ebu Kayser bir yerde açılacak. Ha etkili bir açılım olmaz, o ayrı bir şey. Cüneyt’in ortaya çıkması lazım. Kahve’de Nedim bence Ebu Kayser’di, Olağan Şüpheliler esintisi hatta Nedim’in ayağının aksaması bile Kayser Söze esintisiydi ama Nedim o kadar uzun işlevsiz kaldı ki büyük ihtimal Ebu Kayser hikayesi iptaldir. Arık ya da Cengiz kendi tarafında kullanabilir onu.
        Ebu Kayser için Ekrem İspir’le görüşülmüştü. Tahminim o sahte Ebu Kayser olacaktı, Nedim’in gerçek olduğu en sonda çıkacaktı.

        Tüm bunlar tamamiyle değişmiştir ama Ebu Kayser’in Aliço’nun peşine Çukur’a geleceği değişmemiştir. Belki öylesine geçiştirilir zira Erdenetler çıktı ortaya.

        Cengiz’in karşısına muadili lazım. Yamaç, Cengiz’e denk değil. Yamaç, Baykal’a da denk değildi ama o zaman dinamikler farklıydı ve Baykal ile gayet güzel uğraşmıştı. Dizinin şu anki dinamikleri Cengiz geldiğinde ona denk birini gerektiriyor bu kişi saf değiştiren Ebu Kayser olabilir çok az ihtimal ama neden olmasın? Ama hiç bu tür şeylere girilmez bir bölüm eften püften ortaya çıkar izleyiciye verilen beklenti güya karşılanmış olur, onu bilemem.

    • balvin

      Cengiz Erdenet ile Cengiz Han paralelliği gibi bir durum var ise İdris ile benzerlikleri olabilir. Örnek olarak Cengiz Han abisini öldürmüştür. Büyük ihtimal İdris’in sırrı da abisini öldürmesiydi. Böyle bir denklik var.

      Okutma konusunda İdris, çocuklarını okutmamış, torunları da dahil. Fakat Cengiz, oğullarını da okutmuş gibi duruyor. Holdingi var. Yasal ve illegal olarak ikiye ayırmış işleri. Ögeday bir CEO ve Çağatay ile anlaşamıyor. Kulkan hakkında elimizde hiçbir şey yok. Moğol tarihinde Kulkan adı geçmiyordu anlayamadım o kısmı. Arık Böke de benim fikrimce Cengiz hakkında bildiği bir sır yahut yaptığı bir hata ile dışlanmış ve sürgün yemiş.

      Bu kısım hiç aklıma gelmemişti. Erdenet’lerin kadınları… Olacağını sanmıyorum. Çağatay ve Arık, Efsun ile bağlandı. Ögeday ve Kulkan’ın Efsun ile bir tanışıklığı olsa da Efsun ile bir bağlarının olacağını sanmıyorum. Bu iki taraf siyah ile beyaz gibi farklı iki kutup bence. Fakat bu kişiler konuk olarak girmeyecekse, kadın tarafını da görürüz. Benim fikrim Ögeday ve Kulkan da Arık gibi göstermelik olacak. Bu oğullar babanın önünü açmak içi bir ön gösterim bence.

      Erdenetler, Moğollar gibi ise onları deviren kendi iç meseleleri olacak. Keşke dediğin gibi her kardeş karşıdan biri ile eşleşmiş olsa. Öyle bir çatışma daha zevkli olur. Bir cümle görmüştüm Moğol tarihi ile ilgili. “Moğol İmparatorluğu yıkılışı, tarihteki şanına yakışır şekilde başka bir devletin elinden değil kendi aralarında bölünerek gerçekleşmiştir.” Benim fikrim, bu ailenin yıkılışı kendi içinde olacak. Kulkan ve Ögeday, Koçovalıların safında yer alabilirler. Çağatay ve Cengiz’e karşı. Ben Cengiz’in oğulları sahadayken geleceğini düşünüyorum. Çünkü tek başına gelmesi dediğin gibi karşıda bir İdris’in olması gerekirken olmalı.

      Ebu Kayser nasıl bağlanacak bilemiyorum. Açık kapı bırakıldı. Gelirse bile nasıl safa geçecek? Aliço yüzünden musallat olması gerekir. Aylar sonra gelmesi bile çok saçma olur. Üstünden asır geçti. Gelecekse, nasıl bağlanacak bilmiyorum.

      • Nur

        Cengiz Han’ın ağabeyini öldürdüğünü bilmiyordum. Belki Cengiz Erdenet’in hikayesinde böyle bir şey vardır.
        İdris’in ağabeyi Cumali’yi öldürmüş olabileceği bir tahmin ve pek sanmıyorum. Burada bir parantez açayım. Kral Tsongor’un Ölümü’nü bazı yorumcular özetlemişti. O zamanlar karakterleri eşleştirirken babasına 7 mezar yaptıran oğulu Yamaç’la eşleştirmiştim ve Yamaç’ın İdris’in geçmişine yaptığı yolculukta Cumali’yi tahmin etmemiştim ama bazı zalimce olaylarla karşılaşacağını tahmin ediyordum. Sezon başlarında Yamaç, Çukur’dan kopacak ve 7 mezarlı bir hikaye ona özel ilerleyecek Akın da Çukur’u idare edecek Akın çuvalladığında Yamaç mezarları bitirmiş olacak gelip Çukur’un başına geçecek gibi şeyler zihnimden geçmişti. Cumali’nin ölümü ve Meliha’nın sırrı işlense o ayakta işlenirdi. Hâlâ Meliha’nın sırrını Cumali’ye bağlayabilirler ama bence etkileyici bir şey değil artık.

        Okutma konusunda; İdris Baba eğitime önem veriyordu ve hatta kendisi de edebiyatı seviyordu. Sena’ya bir kez “sen bizi o kadar cahil mi sanıyorsun” mealinde bir şeyler söylemişti. Yamaç’ı hem Sultan’ın hem İdris Baba’nın Babalığa kabul nedeni okumuş olması. Ağabeyleri de Yamaç’ın bu yönüne saygı duydukları için Baba olmasını yadırgamadılar ve kabul ettiler. İdris Baba’nın oğullarını okutmamasına gelince; onlar Kutsal Kase’nin yani Çukur’un bekçileri. Tek görevleri Çukur’u (devleti) korumak. Okumaları gerekmiyor Çukur için canlarını vermeleri geerekiyor. Okurlarsa Yamaç gibi Çukur’dan çıkabilirlerdi. Okumak değerli ama Koçovalı Kardeşlerin Çukur misyonu her şeyin üzerinde. Kızları okutmayan Sultan’dı Nedret, Acar’ı okutuyordu ve Yamaç da Sena da Acar’ı destekliyordu. Büyük ihtimal Yamaç, Acar’ın mafiadan uzak durmasını istiyordu. Akşın’ı ise okuldan Sultan aldı çünkü Koçovalı kadınlar Sultan’ın alanı. Saadet, Sena’ya kadınları anlatırken Sultan’ın tedrisatı gibi bir ifade kullanmıştı.
        Koçovalıar’ın bir mahallesi var ve mahalleyi yönetmeleri için okumaları gerekmiyor okur-yazarlık, temel eğitim yeterli. Erdenetler’in ama mahallesi yok. Mahalleyi korumak gibi bir misyonları yok. Erdenetler elit bir mafya. Ecza sektörü içindeler, iş dünyasının en tepesindeler. Çocuklar okmak zorunda. Çağatay’ın mahalleyi alma gibi bir isteği olmamıştı ama Arık büyük ihtimal babasının hayalini gerçekleştirecek. Arık’ın eğitimini bilmiyoruz ama Conquerer yapısı olmalı ki mahallenin peşine düşsün.

        • balvin

          Kral Tsongor’un Ölümü’nün özetini okuyunca Yamaç’ın babasına 7 mezar yaptıran oğlu ile eşleştirmen çok normal. Kitabı okumayan birinin aklına gelecek ilk durum o zaten. Ben de kitabı daha önce okumuş, dizide görünce ortada Çağatay veya Arık gibi birinin olmadığını görünce nasıl olacak diye düşünmüştüm. Tek düşündüğüm Yamaç’ın babasının gerçek yüzünü öğrenecek bir evlat olabileceği düşüncesiydi. Hatta özeti okuyunca aileden geriye Karaca ve Akın kalacak gibi bir düşünce bile oluşuyor. Ancak kitapla alakası yok. Özet çeviri olunca çok farklı yerlere çekiliyor kitap. Şimdi o evlat da Efsun’a yedirilmiş biraz. Efsun’a yazmak istemiş biraz onu. Souba o evladın adı, 7 mezar inşa ettiren. Efsun başta Yamaç’la terasta konuşurken aklıma o gelmişti. Bir tane daha Kent eklemeyelim diye kalan 2 evladın ortası karışımı bir karakter çıkarmışlar ortaya. Samilia kesin de, Souba başta yazılmış gibi olsa da bir anda eli kolu çektirildi, ve o yolda değiştirildi zaten.

          Sadece altın ile girmesi basite kaçıyor doğru. Dolaylı yoldan Çukur’a gelenler, ana düşman portresini tamamlayamıyor ve yazılamıyor da. Altın ile geldin tamam peki Çukur’la direkt bağlantısı ne? Hiçbir şey. Gariplik çok aslında. Cengiz Erdenet’i tüm İstanbul biliyor, beylerimiz Çukur Spor bilmiyor. Ancak İstanbul’da kime sorsanız Çukur’u gösteriyorlar. Çağatay Bey’ler de bilmiyor bunu. Zaten zemini sonradan oluşmuş bir hikaye bu diyorum. Fakat daha ilk bölümden uyuşturcu sokulmak istendi Çukur’a. Akın bunu içeri soktu. Karaca ve incik-boncuk lafı sokuldu. Victor’un parası yandı burada ve Fatih devreye girdi. Aslında plansız dediğimiz şey başlardan beri yazılmış. Yani bu İstanbul savaşı Victor-Fatih bağlantısı ile daha 3.bölümden başka yere mi varacaktı veya Çağatay o zaman devreye sokulmak için beklendi mi? Çünkü Çağatay’ın geliş evresinde mantık hatası yok. Yani değişse bile yok. Sadece tanıyıp-tanımama durumu değişik. Daha sonra Ebu Kayser hikayesi açıldı. Sonra Ebu Kayser’e bir şey oldu, orası kapandı ve Fatih tekrar hikayeye Azer ile dahil oldu. Yani ne yapılacağına karar verememişler mi yoksa ikisini birden sürmek mi istemişler hala anlayabilmiş değilim. O sıra da altını doldurmaya çalıştı ama yetmedi. Üstüne Fatih’i Azer ile soktu, Azer ve Çağatay bir kere yan yana geldiler. Azer daha da üstüne varmadı. Çok gariplikler var da neyse.

          Çağatay ve babası kısmı bence altı az da olsa dolu bir şeydi. Fakat bu ailesinin kısmı bana zorlama geldi. Sanki bir anda oluşmuş bir hikaye gibi. Derinlik namına bir şey yok.

          Arık da eğitimli gibi duruyor. Babasının hayali olabilir böyle bir durumda. Senin dediğin en akıla yatan senaryo. Öbür türlüsü Çukur’a ters. Karakuzular zorla bir hüküm sürüyorlardı ve kendileri dışındakileri umursamıyordu. Bence Erdenetler, Koçovalılar’dan daha iyi, daha ferah yönetirler. Tabii işin içine uyuşturucu da girecek. Çukur bambaşka bir yere evrilebilir. Bu sefer tüm Koçovalılar seferber olur. Böyle bir çatışma yani daha iyisini mahalleden geri alma olayı seyir zevki yüksek bir duruma sebebiyet verir. Fakat GH’de o cesareti göremiyorum.

          • Nur

            Hoca’da cesaret var.. Sezonu çok komplike hazırlamış ama bazı nedenlerle yapamadı. Çare Akın senaryosu iptal. Vartolu vs Azer iptal. Efsun’la önde sıkı bir düşmanlık arkada aşk iptal.. Mahsun dahi son anda getirildi ve üstelik Yamaç’ın koruyucu meleği olarak! Karakuzu olarak gelse davasına Çeto’nun bıraktığı yerden sahip çıksa ve kuzuları toplasa olurdu. Bir yan hikaye olarak bazen Çukur’la kesişen ama çatışmayan aksiyon dolu bir şeyler olabilirdi ama sokak çocuklarının koruyucu meleği Mahsun’u tut Yamaç’ın koruyucu meleği yap. Hangi sıkıntıdan dolayı yapıldı aklım almıyor.

            Bu dizide ana sorunlardan biri Yamaç’ı merkezden uzak tutamamak. Başlanılan tüm hikayeler Yamaç nedeni ile tekrar tekrar revize ediliyor. Örneğin; Sena öldüğünde Yamaç’ın Çukur’dan bir süreliğine uzaklaşması lazımdı zira 2 sezon boyu üzerine basa basa Sena’sız Yamaç’ın gücünü kaybedeceğiydi. Sena ölünce sırt çantasını aldı Çukur’dan çıktı bir banka oturdu ve hemen Yücel bir zarf koydu Yamaç tekrar Gül Pavyon vs Çukur’a döndü. Yamaç’ın Sena sonrası bir süre arka planda izletilmeliydi ama Yamaç arka planda olamıyor. Çare Akın Koçovalı hikayesinin işlenmemesinin nedeni de bence bu. Bu sezon hep başrole hizmet etti sadece 1 bölüm Yamaç çok azdı sonra Erbaa’ya gittiler falan. Yamaç’ın az göründüğü bölüm ölüydü. Bir ton aksiyon yapılabilirdi aksiyonsuz bayık bir bölüm yaparak Yamaç’sız dizi bu hale gelir mesajı verdiler. Yamaç’ın kimleri öldürdüğünün bir önemi yok ki akış, aksiyon Yamaç’la sağlanıyor sonra da biri öldürüyor.

      • Nur

        Erdenetler halihazırda bölünmüşler. Kardeşlerden biri yasa dışı işlere karşı. Çağatay ve Arık öz olmalarına rağmen yakın değillerdi diğer oğullardan biri üçünden farklı. Aile bağları kopuk. Tek ortak yanları babalarının idaresi altında olmaları.

        Nerdeyse emin olduğum bir şey var. Erdenetler kesinlikle 3.sezonda olmayacaklardı. Çağatay altın hırsızlığından Çukur’a bulaştı. Böyle bir ailenin girişi için yeterli bir zemin değil. Arık ile zemini sağlamlaştırmaları gerekiyor. Cengiz’in hâyâli Çukur gibi yasalarını koyacağı, yöneteceği bir yer olmalı. Karakuzular’ın vatan hayali gibi. Onlar da illa Çukur olsun derdinde değillerdi. İdeallerini yayacak, yaşatacak bir toprak parçası istiyorlardı Çukur müsaitti. Cengiz’in de Cengiz Han gibi bir hayalinin olması inandırıcı olur. Çukur müsait, oğlu Arık babasıyla ortak hâyâle sahiptir hem onun hem kendisinin hayâlini gerçekleştirir. Böyle bir zemin güçlü olur. Karakuzular’ın zemini çok güçlüydü. Aksi takdirde bir altın hırsızlığı Çukur’a sahip olmaya kadar uzamazdı diye ikna olmayız. Ailenin gücü zaten medyaya yeter durumda. Ailenin lekelenmesi her halükarda kamufle edilir. Çok zenginlerin isminin lekelendiği nerde görülmüş? Lekeleniyorsa zaten zayıf bir ailedir paraları çoktur ama güçleri yoktur.

  • Nur

    Senaristin ne Ekşi Sözlük’ü ne de başka mecrayı kaale aldığını sanmıyorum. Bir ara orda yazılanlara bakacağım. Senaryonun ordan esinle değiştirildiğini düşündüğüm bir şey bulursam buraya yazarım. Ekşi Sözlük yazarlarının türk dizilerini yorumlama üslubu bana hitap etmiyor. Bazen baksam da 1-2 yorumdan sonrasına tahammül etmek zor. Hepsinin hakkını yemeyeyim ama sadece Çukur değil bir iki dizi hariç yorumlarda küçümseme seziyorum ve hoşlanmıyorum. Yine de bakacağım oraya. Senaristler benim gibi hissetmiyor olabilir? Şayet orada yazılanlardan etkileniyorlarsa hata yapıyorlardır bence.

    • baiano

      Aman Nur 🙂 Hiç bakmana gerek yok. Senaryo konuşulmuyor orada. Tamamen karakterler, oyuncular, küfür kıyamet ile yerin dibine sokuluyor. Kaale alınacak bir ortam değil. Çukur baştan aşağı gömülüyor orada. Olumlu bir yorum yok. Zaman kaybı olur yani.

      • Nur

        Gece başlığı açıp son sayfadan geriye bir kaç sayfa okudum, sarmadı, bırakıp diğer başlıklara geçtim. Bir tane yorum vardı ama, ona çok güldüm. Tam hatırlamıyorum ama şöyle bir şeydi: Arık, Sultan’ı Ayşe’yi Karaca’yı öldürsün. Azer, Meke’yi Celasun’u öldürsün. Sonra bir kaç kişi daha birbirini öldürsün:) Adam bırakmamış dizide, hepsini kıyıp geçmiş:) Hoca ondan etkilenirse yaşattık. Kovboy filmlerinde kenarda bekleyen cenazeci gibi ekran karşısında bekleriz:)

        ( Bu arada okuduğum yorumlarda biri Efsun’u bir diğeri Nehir’i yermişti. Daha eskilere zaten gitmem)

  • GOT’s benzerliğine istinaden…

  • balvin

    Konuyu biraz dağıtalım çünkü farklı bir noktaya gidiyoruz galiba. Ben sezon arasına gidilseydi Yamaç’ın diziyi hapiste tamamlayacağını, Arık Böke’nin ise Çukur’u ele geçirebileceğini düşünmüştüm. Şimdi bu fikir aklıma geçen akşam Necip Memilli’nin yayınına Toygar Işıklı’nın katılmasıyla aklıma geldi. Toygar Işıklı bunu daha önce söylemişti ama yine tazeledi. Dizi çekilmeden, senaryonun ilk kendisine geldiğini söyledi. Sorduğu tek soru ise “Bu karakteri kim oynayacak?” şeklinde oluyormuş. Ona göre oyuncunun karakteri nasıl oynayabilir bunu kafasında kurarak besteler hazırlıyormuş.

    Şimdi Çukur’un “özgün” diyebileceğimiz bir hikayesi yok. Senaryo dinamiği çok sağlam onda kabulüz. Fakat özgün bir hikaye yok. Çoğu yabancı diziden araklanmış hikayeler, kitaplar ile hikaye üretiliyor fakat GH’nin kendi senaryo tarzıyla önümüze sunuluyor. GH’nin kafasında oluşturduğu şeyler özgün olabilir, yani karakterleri, hikayeleri çatıştırması bunlar özgün olabilir ama konu özgün değil hiçbir zaman. Bir kere ana temel Godfather. Sonra Narcos, Peaky Blinders, John Wick, Sons Of Anarchy, alttaki arkadaşımızın bahsettiği üzere GOT gibi uyarlama şeyler de mevcut. Kitaplardan hikaye belirleniyor vs.

    Şimdi bunu şöyle bağlayacağım. Bu kısımların bazılarını Twitter’da bir flood’da gördüm. Kendi birkaç yorumumu da katacağım.

    ————

    Yamaç bildiğimiz üzere babasını tekrar ediyor. İdris, Meliha gittikten sonra Mihirban yani Gonca adıyla bildiği Mihriban ile takılıyordu. Hatta Mihriban için şunu demişti. “O zamanlarda bir dostum vardı, Gonca… ‘Beni niye sevmiyorsun İdris, beni neden sevmedin?’ diyordu. Ne söyleyeceğim? Yalan söyleyemem ki.” Sonra İdris hapise giriyor ve çıktığı zaman Gonca/Mihriban’ı bulamıyor. Çünkü İdris hapise girdikten sonra Mihriban o hapise girmeden hamile kalmış, ardından Mihriban tek bakamayınca oğlunu Sultan’a götürmüş. Sultan da bunu kabul etmemiş, hatta bunu görünce Çukur’u terk etmeye kalkmış, Paşa da Mihriban’ı Çukur’dan bir adamla evlendirmiş. Adam onu öldürünce de Paşa gidip bebeği Varto’ya yollamış falan işte.

    İdris şöyle devam ediyor. “Sonra hapse girdim. Hapse girince tabi Gonca monca kalmadı.Çıktım, Gonca ölmüş. Onu duydum bir tek, ölmüş.

    Bu hikayedeki hata İdris’in hapishanede olmasıydı, Mihriban’ın hamile olduğunu hiç bir zaman öğrenmedi. Hapisten çıktığında sadece Mihriban’ın öldüğünü duydu. Şimdi sezon sonu Yamaç hapise girecekti diye düşünüyorum ben. Hatırlarsanız Vartolu hapiste kaldı şuan Çağatay olayı yüzünden. Vartolu ile son konuşmasında Vartolu ona “Bir kere de sen gir yav. Ben geleyim karşına sen de bana ‘Yamaç Koçovalı da ol bir kere’ de.” diyor. Ayrıca Toygar Işıklıya şuradan bağlıyorum. Arık Böke için 2 adet müzik bestelemiş. Birincisi “Arık Böke 1” öbürü ise “Arık Böke 2 / Çukur Benim Olacak” diye. Zaten senaristin klasik sezon finalidir bu. Yamaç sezon arasını Çukur’da geçirmez. Hatta aile genelde bir arada durmaz sezon finalinde, yavaş yavaş toplanırlar.Arık, Çukur’a sahip olabilir yani. İşte Yamaç’ın hapise girmesiyle bir zaman atlaması ile Nehir ölebilir aynı Mihriban gibi.

    Bu kısımı da flood’dan gördüm.
    Çağatay’ın hapise girmesi işinde Arık’ın da parmağı var. Hapise girmesi kolay olmamalıydı Çağatay’ın. Yani sadece Yamaç’ın yapabileceği bir iş değildi bu. Hatta son bölümü izlerseniz 1:27:10 dakikasında Arık’ın adamı gelip “Arık Bey, mesele basına yansımış” demesi garip geliyor. Yani Arık o zamana kadar Çağatay’ın hapise girdiğini nasıl öğrendi? Hatta görünce gülüyor, işe yaradı der gibi. Sonra ise babasının onu arayacağından emin şekilde bekliyor. Yani planlı gibi geldi bana. Şimdi neden babasının arayacağını düşündü ki? Daha önce Çağatay’ın holdinginin önüne Selim uyuşturucuları bıraktığında bir şey olmamıştı. Bence bu ikinci darbeyi kendi yaptırdı yani polis mesela onun adamı olabilir. Çünkü koskoca herkesin ürktüğü Erdenet’lerden bir polisin direk gelip hadi Çağatay’ı içeri atalım, gel demesini beklemem ben. O iş hiç polis işi gibi durmuyor. Hele Çağatay’ın holding önüne gelen uyuşturucularda gidip bizzat savcı ile konuşup halletmesi gibi bir olay varken sanmıyorum bu polisin bir anda böyle kahraman olarak geleceğine. İşte bu polisle anlaşma olayı ile Yamaç’ın başına ağ örülebilir ve Yamaç hapse girebilir. Zaten dizideki tüm Koçovalıların hapis sınavı vermişken, Yamaç gibi birinin 3 sezon boyunca bu hapis yoluna düşmemesi garip.

    • Kesinlikle Çağatay’ın hapse girmesinde Arık’ın parmağı var. Arık Böke öyle minnoş minnoş hayvan sever imajı çiziyor ama pek de sütten çıkmış ak kaşık olduğunu düşünmüyorum. Öncelikle ne olmuş da aforoz edilmiş? Kusuru ne? Neden babasından bu kadar çekiniyor? Ama ipleri kopartmamış, babasının yeniden(!) gözüne girmek için elini ne kadar kirletebilir?
      Diyelim ki Erdenet kardeşlerin bu konunun arasında detay ilişkiye girilmeyecek. Şaşırmam. Horzum!!!!! O zaman Çağatay’ın hapse girmesindeki mantıksızlık havada kalır ki belki de bu konu Erdenetlerin diğer koluna bağlanır ne dersiniz?

    • Sons Of Anarchy izlemedim ama dövmesi entersanmış

      • balvin

        Evet benzerlikler buluyordum bazen ben diziyle Çukur arasında. Şimdi Arık Böke’nin tema adı Çukur Benim Olacak olunca, Vartolu-Yamaç hapishane replikleri… dövme şeklen zaten benzemiyor ama orada da mahalle gibi bir topluluk vardı. Bu dövmeyi o toplulukta herkes yaptırmış, benimsemişti. GH, buradan esinlenmiş gibi geldi bana.

        Sons of Anarchy ile de hamilelik-hapis-sezon finali üçlüsünün denk gelmesi sebebiyle benzettim ve Yamaç’ın hapis süresi 3-5 aydan daha uzun sürerse illaki değişmiş bir adam olarak çıkar hapisten bence. SoA da da böyle olmuştu. Belli bir süre hapis yatmak, yaşadığı hayata dışardan eleştirel bir gözle bakmasını ve daha önce sorgulamadığı pek çok şeyi sorgulamasını sağlamıştı ana kahramanın, bir insanın bakış açısı değişmeye başlamışsa kendi de değişmeye başlamış demektir zaten. SoA da olan buydu. Ana kahraman Jax hapisten farklı bir adam olarak çıkmış ve yasadışı işleri bırakmaya karar vermişti ama tabii bu bir batak ve canın istediğinde çıkamıyorsun, o da çıkamamıştı neticede.

        Jax karısına aşık bir adamdı, o yüzden o noktada Nehir’in durumu ile direkt benzeştiremem ama Jax hapisteyken karısı da dışarda çok değişmiş, mafya hayatını öğrenmiş ve hamileliği boyunca kocası yanında olmadığı için en büyük destekçisi kaynanası olmuştu. Jax’in annesinin küçük bir kopyasına dönüşmüştü kız adeta, hatta saçlarını bile Jax’in annesinin saç stiline benzeterek kızın kaynanasının etkisi altına ne denli girdiği vurgulanmıştı. Bu bakımdan benzeşebilir. Hiç öyle şeyler izleyesim yok, göresim yok o ayrı, ama Nehir ölmezse Sultan’ın yanında dura dura iyice onun kopyasına dönüşebilir, ilişkileri iyi zaten.

        • balvin

          Hatırlarsanız Nehir en son bir nohutlu pilav yemişlerdi ailecek o sahnede zaten hiç tarzı olmayan klasik bir elbise giymişti. Yani olmaz olmaz diye bir şey yok bir de bakmışız Sultan iyice Nehir’i kendine benzetmiş, hayalindeki geline dönüştürmüş 🙂 Görebiliriz bunu yani, hazır olalım. Ki buradaki incelik şu; “anne”nin kanatları altına girmeyi kabul etmek, gücünü tanımak ve saygı duymak. Sons of Anarchy’de Jax’in karısı Tara ve annesi Gemma başta birbirlerinden nefret ediyorlardı. Hatta bu Gemma’nın Jax ilk defa bir kadına aşık oldu diye etekleri tutuşmuştu panikten. Niye? Ya bu kadına aşkı gözünü kör eder de aileden uzaklaşırsa, sorumluluklarını unutursa diye. O yüzden epey bir süre didişti iki kadın. Ama ne zamanki Tara hamile kaldı ve Jax hapse girdi, bir şekilde iki kadın ortak bir paydada buluştu. Tara da başta Sena gibi o mafya hayatını reddediyordu, ne zamanki kabullendi o zaman Gemma yani kaynanası ile ilişkileri normalleşmeye başladı, üstüne bir de Gemma’nın akıl hocalığını kabul edip kanatları altına girince Gemma gelininin ucundan ölmeye başladı 🙂

          Sultan-Nehir durumundaki mantık da aynı, Nehir Sultan’ın kanatları altına girebilecek bir kız, o yüzden Sultan onu sevmeye hazır. Karşısında bir tehdit yok, Yamaç kızı sevmiyor, aşık değil, Nehir yüzünden ailedeki hiçbir denge bozulmuş değil, bozulma tehdidi de yok. Sultan niye sevmesin şimdi Nehir’i, ne güzel alıp istediği gibi şekil verecek. Sanırım karakter ölmezse izleyeceğimiz şey bu olacak.

          Fakat ben böyle olacağını sanmıyorum. Nehir, Mihriban gibi ölür diye düşünüyorum. Çünkü bahsettiğim üzere yukarıdaki senaryo bildiğimiz Sultan-Sena-Yamaç senaryosu. Sena karakteri bildiğimiz üzere zorunlu olarak öldürüldü. GH’nin kafasındaki senaryo bence yukarıdaki gibiydi. Sena şuan sevilse ve yaşasaydı, Yamaç’ın hapisi ile böyle devam edebilirdi. Daha sonra yarıda kalan hikayeyi Nehir ile devam ettirmiş. Yani hikayemiz bitmiş gibi duruyor. Tabi GH bu. Ne yapacağı belli olmaz. Nehir’i öldürmez, Sultan’ın kanatları altında olan, onun gibi yaşayan bir kadına dönüşebilir. Tabii seyir zevki olur mu? Çok zor. Nehir’i seven kısım bu haliyle ona tahammül edemez bence.

          • Nur

            Nehir’i seven biri olarak zaten çileden çıkmıştım. Köşke girdikten sonra Nehir’i yok saymaya başlamıştım. Koçovalılar’da Sultan’dan sonra biri Hanımağa olacaksa sindireceğim tek kişi Damla Koçovalı. Nehir ne kadar değişim geçirirse geçirsin o profile uygun değil. Ne ben ne de diğer izleyiciler Damla hariç birini sindiremez, sakil durur.

            Sultan’ın Nehir’i bağrına basmasının bebek haricinde bir nedeni de Nehir’in kimsesz olması. Sultan, Ayşe ve Nedret’i yetimhaneden almıştı. Damla’nın bir tek babası vardı, kimsesiz sayılırdı Damla’yı Cumali’ye uygun görmüştü hemen. Zaten Uluç sonradan öldü ve Damla da hiç kimsesiz. Nehir’de öyle.
            Sultan, Karaca’nın Kurtuluşlar gibi kalabalık bir aileye gelin gitmesine razı gelmesi bir çelişki değil o kendi gelinlerinin kimsesiz olmasını tercih ediyor damatları için bu kural geçerli değil.
            Nehir’in kıyafet değişimi bir ceketle başladı. Nehir’in tarzına aykırı bir ceketti o. Ortayaş ceketi gibi. Sonra yine kot ve penyeye döndü ama en son kırmızı siyahlı bir kazak giymişti ve eski tarzına uygundu o kıyafeti.

            Nehir’in başta planlanan hikayesinin böyle olmadığına kesinlikle eminim. Rizet’in ana yazısında da belirttiği gibi dizide bir noktada masa devrildi kartlar oyunculara yeniden dağıtıldı Nehir sezon sonunda bebeğini dünyaya getirecek ve ölecekti (bence) ama şimdi ölüp ölmeyeceğinden bile şüpheliyim ama çok çok az bir ihtimal olmasına rağmen aklımda radikal bir tahmin var belki o şekilde bir şeyler planlandıysa Nehir kalabilir.

            Tahminimi yazayım. Nehir’le alakalı değil ama onu da kapsayan radikal bir açılım olabilir mi diye düşünüyorum.
            Şöyle;

            Bu dizide Koçovalılar 5 erkek kardeşti Kahraman diğer kardeş tarafından öldürüldü.

            Erdenetler 4 erkek kardeş. Arık’ın bir sırrı var acaba bir kardeşini öldürmüş ya da ölümüne sebep olmuş olabilir mi? Belki Selm gibi ölüme müdahele etmemiş olabilir??

            Koçovalılar’ın başı İdris Baba’dı güçlü bir karakterdi. Erdenetler’in babası da çok güçlü biri diye tanıtılıyor.

            Dizinin bütününde bu zamana kadar coğrafi imtiyazı bulunan tek aile Koçovalılar. Mahalleleri var. Çukur. Diğer hiçbir düşman ne kadar zengin ve güçlü olursa olsun Coğrafi olarak bir toprak parçasına hükmetmiyordu. Karakuzular’ın Çukur’la derdi de buydu. Coğrafi bir alana hükmedip kendi siyasi düzenlerini kurmak. Bir yeri kendi vatanarı yapmaktı.
            Erdenetler çok zengin ama vatanları yok. Cengiz sırf bunun kompleksiyle Moğolistan masalı uydurmuş kendisine. Şimdi ise önlerinde Çukur var ve kurucusu İdris Baba ölmüş.

            3 sezon Çukur, Koçovalılar’ındı. Kaybettiklerinde dahi mahalle onlarındı.
            Acaba Erdenetler, Koçovalılar’ın yerine mi geçecek? Karakuzular mahallede eğretiydi, maddi güçleri zayıftı, gerçek bir hüküm sağlayamadılar. İdris Baba hayattaydı.
            Belki Erdenetler mahalleye sahip olur Koçovalılar yerine Erdenetler merkeze geçer. Koçovalılar ‘ötekiler’ olur. Burada Nehir’e geçeyim. Nehir, İdris’in torununun annesi. O çocuğu Erdenetler kendi ailesine katabilir belki Nehir, Erdenetler’den biriyle evlenir? Bebek, Erdenet yalısında dünyaya gelir ya da köşkte doğsa bile Cengiz’in üvey torunu olur.
            Çok komplike bir senaryo ama şayet Nehir ve bebek bir şekilde hikayeye yön verecek unsurlardan biri olarak tasarlandıysa böyle şeyler olabilir. Nehir ve torun Erdenetler’in yanında Koçovalılar diğer tarafta.. Nehir’in bu durumda yaşaması hikayeye bir şey katar. Başka türlü yaşamasının pek anlamı olmaz.

          • balvin

            Erdenetler için İstanbul için ne söylendi tam olarak hatırlamıyorum ama bir hükümleri var. Sadece İstanbul’daki uyuşturucu trafiğinden mi sorumlular yoksa genel bir sorumluluk mu bu hatırlayamıyorum o kısımları. Fakat Erdenetler veya Arık kim olacaksa senin de dediğin gibi Çukur’a hakim olacaklar. Ayrıca olmalılar. Aile, bize dizide şuan Koçovalılarla savaşta olarak gösterilmedi. Yani daha doğrusu Erdenetler bunu bir savaş olarak görmüyor. Ufak bir mahallede isyan var onlara karşı. Fazla kaale aldıkları bir topluluk değil Çukur daha doğrusu Çağatay fazla kaale almadı.

            Arık Böke bence burayı hakimiyeti altına alacak. Dediğin gibi bir ötekileştirme olabilir. Fakat aldığı zaman mahalleli bu duruma nasıl tepki verecek? Yani Arık Böke’nin mahalleye tutumu nasıl olacak? Bence Arık adil bir tutum sergileyecek gibi geliyor. Veya mahalleye hüküm sürdüğü zaman mahalleye Koçovalılar üzerinden kötü bir imaj çizilebilir. Ele geçirme durumu kanlı olur mu bilemedim. Ayrıca karakterlerin kendileri silah kullanıyor mu daha doğrusu kullanacak mı bilmiyoruz. Kişisel olarak silah kullandıklarını görmedik. Arık’ın takdimi esnasında da bir bıçak gördük. Farklı bir stili olacak. Ben silah kullanacağını pek sanmıyorum Arık’ın.

          • Nur

            S1’de Çiyan’ı mahalleliye veren Vartolu’nın bir tespiti vardı. Medet’e “Çukurdakiler iki şeyi çok seviyor. Kan ve para” demişti. Vartolu ve Selim’in derdi Çukur değildi o yüzden Çukur onlara kaldığında başarısız olmuşlardı.
            S2’de Karakuzular’ın inanılmaz iş bilmezliğine ve vahşetine mahalleliler razı olmuşlardı. Kemal ve Efe dışında Koçovalılar’ı isteyen bile yoktu.

            Erdenetler, Çukur’da doğru adımları atarlarsa kabul görürler zira İdris Baba yok artık. Koçovalılar mahalleli tarafından seviliyor ama uyuşturucu meselesinde gördüğümüz gibi hemen satabiliyorlar. Yamaç, İdris Baba gibi bir otorite değil. Mahalleli için Sultan Ana çok daha bağlı oldukları biri. Sultan Ana düşmana karşı dizide hiç kullanılmadı. Erdenetlere karşı Sultan kozu kullanılmazsa Erdenetler çok rahat hüküm sürerler mahallede.

          • balvin

            O vakit Sultan’ın da bir şekilde aradan çıkması gerekir. Yani etkisiz hale gelmesi. Bu da aileden bir kişinin veya kişilerin ölümü ile olur. Çünkü Karaca durumunda Sultan, Yamaç’ı suçladı. Yamaç’ın verdiği zararların farkında. Nehir’in ölmesi, bebek belki esir mi alınır -bu çok uç ihtimal- yani kayıplar ile Sultan etkisiz hale getirilir. Böylece Erdenetler dizginleri eline alır. Kan dökeceklerini sanmıyorum. O zaman dediğin gibi diğer şık para kalıyor. Para ile mahalleli terbiye edilir. Tabii bunun öncesinde de Çukur’da büyük bir kıtlık gerekiyor. Bu da Efsun’un anlattığı “babamın emaneti (çukur)” masalında geçiyordu. Ardından taşı taşıyan çocuk yaptıkları yüzünden kendini tanıyamıyordu. Burada da Yamaç’ın hapise girmesi ve Sons of Anarchy benzeşmeleri ile radikal kararlar alarak, yaptıklarının farkına varmasına ve 3.sezon aldığı bu hali terk etmesine yol açmış olabilecek.

          • Nur

            Dediklerin olabilir. Bilemiyorum. Sultan’ın ölmesi hiç tahmin ettiğim bir şey değil. Annelerini koruyamayan 4 + Akın’la 5 zırıl Çukur’dan defolsun gitsin o zaman. Koçovalılar’ın izleyici önünde de hükmü kalmaz. Sultan diziden çıkarılacaksa temennim kalp krizi vs ile ölmesi. The Godfather’da Baba’nın ölüm sahnesi Sultan’a uyarlanabilir. Sultan’dan sonra Damla hanımağa olur vs.

          • balvin

            Sultan’ın ölümüne ihtimal vermiyorum. Sultan ölürse öbür kalanların anlamı yok zaten. Sultan’ın etkisiz hale gelmesi gerekir derken, aileden birkaç kayıpla Sultan, etkisiz kalabilir ve aradan çıkar. 2.sezonki Karakuzular gibi. Yani aile dağılabilir. O şekil Sultan etkisiz hale gelir. Ölmesi falan imkansız bu durumda. Yoksa dediğin gibi izleyiclerin gözünde hükmü kalmaz.

          • Nur

            Evet öyle olabilir bence de.

          • Nur

            Bir de daha önce burda değindiğim şeyler vardı. Onlar çok gerilerde kaldı ama biraz değineyim.
            Çukur’da çoğu karakterin coğrafi karşılığı var. Sultan vatan toprağını temsil ediyor. Misak- Milli mi ya da Lozan’da çizilen sınırlar mı bilmiyorum ama sonuçta Sultan vatan toprağı.
            Efsun’un coğrafi karşılığını çözemedim. Baykal, Atlantik Bloktu. Efsun terasta emperyal batı’yı temsilen İngiltere’ydi ama Lozan’da Makbule Efsuuun diyerek doğu’yu uyandırdı. Yakın ve Ortadoğu.. Efsun’un çok kişilikli ya da belki şizofren olduğunu bunlardan dolayı da iddia ediyordum. Efsun’un ilk 2 teras sahnesi emperyalist batı’ydı. Lozan’da Yamaç’a “Dön bana” demesi doğuya dön anlamındaydı. Zaten Yamaç’ın doğuyu temsilen güneşten Efsun’a bakınca gözleri kamaştı gibi hatırlıyorum. Akın fotoğrafı gösterdiğinde Efsun batıydı ama Yamaç’ın araf dönemiydi o ve Efsun’un fotoğrafını görüp Makbule’yi öldürmeye çalışması bu anlamda karmaşık bir doğu- batı ilişkisiydi orayı hâlâ tam manasıyla çözemedim. Ama zaten dizi kodlarından saptı ve Efsun’un karşılığını bilmiyorum.

            Nehir, Osmanlı’nın ortadoğudaki toprakları. Osmanlı oralardan çekilmişti. Tımarhanede gördüğü ağaç eski Osmanlı Hükümdarlığıydı. Suriye, Ürdün, Lübnan, Filistin. Nehir’in bebeği ise Hatay ilimizdi. Halen öyle olduğunu sanmıyorum zira Yamaç bebeği istemedi. Halbuki Atatürk’ün Hatay Atatürk’ün en büyük hayâli ve vasiyetiydi.Yamaç’ın tımarhanede kaldığı dönem Özgür’ün odasında hasta bakıcı bir dosya ya da karar bildirmişti. Hatta o rapordan sonra Özgür, Yamaç’ı bir gece daha hastanede tutmuştu. O rapor dönemin Hatay için Birleşmiş Milletler kararıydı. Bebek kesinlikle doğacaktı çünkü Hatay anavatana ilhak edecekti.. Ama tüm bunlardan azgeçildi. Yamaç bebeği duyduğu anda köpürdü hatta istemedi. Şu anda bebeğe ne olacağını bilmiyorum. Önceden kız olacağını yazmış hatta isim bile (Hayat) koymuştum.. Dizinin alt metinlerindeki bu tür güzellikler harab oldu. Nehir düşük yapabilir. Ölü doğum olabilir vs vs…

          • Nur

            Efsun hakkında bir detay daha yazayım.
            İlk teras sahnesi zamanda çok katmanlıydı. Sykes Picot+ Mudanya Mütarkesi+ Sevr+ İstanbul’un işgali.

            İkinci teras sahnesi 1933 yılıydı. Cumhuriyet’in 10.yılı. Azer’in Çukur’u anlattığı; 10bin hane 15bin sığır 10.yıl marşında geçen 10 yılda 15 milyon yarattık her yaştan dizesine ithaftı.

            Dön bana sahnesi zaten Lozan’da çekilmiş. Lozan Görüşmelerine ithaf olabilir ya da görüşme öncesi Batının Türkiye’ye karşı Doğudaki etnik unsurları uyandırması gibi bir mana olabilir.

        • Mervepus

          Sons of anarchy müthiş bir diziydi. Güzel başlayıp yine öyle biten nadir dizilerden. Tara’nın ölümünün trajikliğini ve kimin öldürdüğüne bakılırsa (duygusuz benim bile gözlerimi doldurmuştur) bağlantı kuramadım. Ama bunda tara’nın sena ve nehirin aksine doktor olmasının, jax’e bağımlı olmamasından dolayı tara başka bir kulvardı. Sena nehir aksine geçen gün finali tekrar izlediğimde aklıma istemsizce Efsunun yamaç üzerindeki etkisi, kavga ettiklerinde yanlış kararlar vermesi, belki ileride çukuru aksatması dahilinde sultanın duruma el koyup efsunu öldürtmesi (gemma kendi yapmıştı ama sultan o kadar aktif biri değil) akabinde yamacında annesini öldürmesini kurdum kafamda. Hakikaten çok trajik olurdu. Dizide muazam bir kurguydu bu. Jax’in annesinin yaptığını öğrenince hala onu sevdiğini söylemesi.. Türk dizi tarihi için evladın annesini öldürmesi uçuk olabilir, babaya göre daha kutsallığı var çünkü. Onun dışında yamaç ve jax’in kişisel olarak benzer yönleri çok gerçekten.

          • Diziyi hiç duymamışım… Enteresan…

          • balvin

            Sons of Anarchy Çukur’la kıyaslanacak olursa çok çok daha profesyonel bir işti her şeyden önce. Her şeyi detaylı şekilde ve bir bütünün parçaları olarak tasarlanmıştı, 7 sezon yani 7 sene sürmüş bir dizi olmasına rağmen 3 sezonluk Çukur’dan çok daha bütünsel bir diziydi. Mesela Çukur’un senaristi Gökhan Horzum kendi ağzıyla sevilmeyen karakteri hikaye dışı bıraktığını, reytinglere göre senaryo yazdığını falan ifade ediyor. Bunlar çok talihsiz açıklamalar bana göre. Sons of Anarchy dizinin en sevilen karakterini 5. sezonda öldürecek, herkesin lanet ettiği en sevilmeyen karakteri de final bölümüne kadar yaşatacak kadar hikayesine sadık bir diziydi. O yüzden Jax-Tara Yamaç-Sena-Nehir benzerliklerinde de ortak nokta çok olmasına rağmen kopukluklar da doğuyor çünkü Çukur Allah’a emanet yürüyen bir iş, Sena evrimini tamamlamadan ölüyor, onun kaldığı yerden Nehir devam ettiriliyor, sonra da o da boşverilip Efsun-Yamaç’a ağırlık veriliyor falan, kopuk kopuk çoğu şey.

            Sena-Yamaç hikayesindeki mantık Jax ve Tara hikayesine çok benziyor aslında. Jax Tara’ya aşık olur, Tara önce o aile adı altındaki çete hayatını kabul etmek istemez, Jax’i alıp gitmek ister defalarca girişimlerde bulunur. Ve Jax’i çetenin lideri yapmayı kafasına koyan annesi Gemma’nın nefretini kazanır, iki kadın arasında bir çekişme başlar. Uzunca süre devam eder ama Tara hamile kalıp Jax hapse girince iki kadın kader ortaklığı yapmaya başlarlar. Gemma Tara’yı eğitir, SoA’daki tabirle “old lady” Çukur’daki tabirle “yenge” olmanın raconlarını anlatır, sistemi anlatır, silah kullanmayı bile öğretir ve iki kadın arkadaş olur, Tara giderek kaynanasına benzemeye başlar, değişir. Ama çete hayatı kariyerine mal olunca aklı da başına gelir ve özüne döner, Gemma ile yeniden düşman olurlar falan filan. Bunlar sezonlar boyu süren bir hikaye gelişimi. Ama Çukur’da hep kesintiye uğruyor, bir anda Sena ölüyor, onun misyonunu Nehir üstleniyor falan, senaristin de itiraf ettiği üzere reyting almadığı ya da karakter sevilmediği için hikaye gelişimleri tamamlanamadan kesintiye uğratılabiliyor. SoA’da böyle bir şey yoktu, hiçbir karakter hikayedeki misyonu bitmeden sevilmedi diye çıkarılmadı, ya da aksi şekilde çok sevildi diye hikayesi tükendiği halde uzatılmadı, spoiler vermek istemiyorum aslında ama çok bilinen bir şey olduğu için yazayım, en önemli örnek Opie dir. Ana karakter Jax’den bile daha çok sevilen bir karakter olmasına rağmen ( bizdeki Vartolu hesabı ) ölmesi gerekiyordu ve öldü. (Hatta şöyle bir dipnot düşeyim; tıpkı Yamaç’ın Sena’nın ölümünü bir camın arkasından izlemek zorunda kalması gibi, Jax de Opie’nin ölümünü bir camın arkasından izlemek zorunda bırakılmıştı. Video izleme sitelerinde vardır muhakkak Opie’s death scene yazarak araştırabilirsiniz, benzerlikler çok yani )

            Jax’in günlüğüne yazdığı ünlü bir kısım vardır mesela, der ki orada Jax “Nefret etmemek o kadar zor ki, insanlardan, eşyalardan, geleneklerden..Yine de senin bütün azmini kırıp kanamanı seyrederken zevkten dört köşe olduklarında mantıklı gelen tek duygu nefret etmek oluyor. Ama nefret insana ne yapar ben çok iyi biliyorum. Nefret seni başka birine dönüştürür. Olmadığın birine. Asla dönüşmeyeceğine yemin ettiğin birine…” Bu alıntı Jax’e ait. En sevdiği arkadaşı öldürüldükten sonra söylüyor bunları, çünkü Jax o günden itibaren değişmeye başlıyor. Acımasız, karanlık, ürkütücü bir adam haline gelmeye başlıyor yavaş yavaş. Tıpkı çetenin ondan önceki lideri olan üvey babası gibi. Çok eleştirdiği ve asla benzemeyeceğini söylediği üvey babasına benzemeye başlıyor giderek, bunu da kendi ağzıyla itiraf ediyor.

            Jax ve üvey babası isimlerinin yerine Yamaç ve İdris koyduğumuzda hiç de sırıtmıyor öyle değil mi 🙂 Jax’in bu alıntısı Yamaç’ın bu sezonki halini özetler nitelikte zaten. Ama dediğim gibi SoA bütünsel bir işti, karakter gelişimleri ve hikayeler tertemiz başlayıp gelişip bitiyordu, Çukur’daki kopukluklar SoA da yoktu, En önemli fark bu…

          • Mervepus

            Kesinlikle katılıyorum. Özellikle vartolu-opie ikilisini ben de eşleştirmiştim. Zaten jax’in ilk kendini kaybetmesi bana göre opie’nin dramatik ölümü ve daha sonra karısının ölümü. (bütünbütün kadınlar ölebilir ama vartoluya dokunmasınlar) Ondan sonra da toparlanamadı zaten sonunu . biliyoruz. Kadınlara gelince böyle daha kafaya yatkın yoksa dediğin gibi biz de 3 kadın olunca her şey karıştı. 7 sezonu kalitede götürmek çok zordur. Got, lost, dexter. Hepsinde hayal kırıklığına uğradık. Sons özeldir çukurla kıyaslanamaz. Ama çukur seven seveceğini düşüyorum. Karakter değişimlerini çok iyi işler.
            Buarada gemma teller > skyler white 🔪🔪 Bir de çukur gibi müzikleri iyidir. Final sahnesi deyip gidiyorum. 👌🏻👌🏻

    • Nur

      Sezon şayet tamamlanabilseydi Yamaç’ın hapise girebileceği fikrin akla yatkın. Benim final tahminimde hapishane yoktu halen de yok ama dediğim gibi öngörün akla çok yatkın.

      Arık Böke’nin Çukur’u alacağı yönünde öngörün akla yatkın. Arık Böke elinde moğol dövmesi ile Çukur’da yürürken Timur aklıma gelmişti. Adeta görünmez ordusuyla Ankara’ya ilerliyordu. Yıldırım Bayezid’in Timur tarafından esir alındığı bir tablo var, ressamını falan bilmiyorum ama ileride o tablodaki gibi bir esirlik olabilir diye düşünmüştüm. Sonra bu ihtimal kafamdan silindi. Erdenetler’in Moğollar’dan Afyon’a transfer edildiğini düşününce Ankara Savaşı’ndan esinlenme olasılığı bitiyor. Yine de senin tahminini düşününce bir parça buna uyuyor. Belki Arık, Yamaç’ı devlet eliyle esir alıp hapse attıracaktır.

      • balvin

        Sons of Anarchy Çukur’la kıyaslanacak olursa çok çok daha profesyonel bir işti her şeyden önce. Her şeyi detaylı şekilde ve bir bütünün parçaları olarak tasarlanmıştı, 7 sezon yani 7 sene sürmüş bir dizi olmasına rağmen 3 sezonluk Çukur’dan çok daha bütünsel bir diziydi. Mesela Çukur’un senaristi Gökhan Horzum kendi ağzıyla sevilmeyen karakteri hikaye dışı bıraktığını, reytinglere göre senaryo yazdığını falan ifade ediyor. Bunlar çok talihsiz açıklamalar bana göre. Sons of Anarchy dizinin en sevilen karakterini 5. sezonda öldürecek, herkesin lanet ettiği en sevilmeyen karakteri de final bölümüne kadar yaşatacak kadar hikayesine sadık bir diziydi. O yüzden Jax-Tara Yamaç-Sena-Nehir benzerliklerinde de ortak nokta çok olmasına rağmen kopukluklar da doğuyor çünkü Çukur Allah’a emanet yürüyen bir iş, Sena evrimini tamamlamadan ölüyor, onun kaldığı yerden Nehir devam ettiriliyor, sonra da o da boşverilip Efsun-Yamaç’a ağırlık veriliyor falan, kopuk kopuk çoğu şey.

        Sena-Yamaç hikayesindeki mantık Jax ve Tara hikayesine çok benziyor aslında. Jax Tara’ya aşık olur, Tara önce o aile adı altındaki çete hayatını kabul etmek istemez, Jax’i alıp gitmek ister defalarca girişimlerde bulunur. Ve Jax’i çetenin lideri yapmayı kafasına koyan annesi Gemma’nın nefretini kazanır, iki kadın arasında bir çekişme başlar. Uzunca süre devam eder ama Tara hamile kalıp Jax hapse girince iki kadın kader ortaklığı yapmaya başlarlar. Gemma Tara’yı eğitir, SoA’daki tabirle “old lady” Çukur’daki tabirle “yenge” olmanın raconlarını anlatır, sistemi anlatır, silah kullanmayı bile öğretir ve iki kadın arkadaş olur, Tara giderek kaynanasına benzemeye başlar, değişir. Ama çete hayatı kariyerine mal olunca aklı da başına gelir ve özüne döner, Gemma ile yeniden düşman olurlar falan filan. Bunlar sezonlar boyu süren bir hikaye gelişimi. Ama Çukur’da hep kesintiye uğruyor, bir anda Sena ölüyor, onun misyonunu Nehir üstleniyor falan, senaristin de itiraf ettiği üzere reyting almadığı ya da karakter sevilmediği için hikaye gelişimleri tamamlanamadan kesintiye uğratılabiliyor. SoA’da böyle bir şey yoktu, hiçbir karakter hikayedeki misyonu bitmeden sevilmedi diye çıkarılmadı, ya da aksi şekilde çok sevildi diye hikayesi tükendiği halde uzatılmadı, spoiler vermek istemiyorum aslında ama çok bilinen bir şey olduğu için yazayım, en önemli örnek Opie dir. Ana karakter Jax’den bile daha çok sevilen bir karakter olmasına rağmen ( bizdeki Vartolu hesabı ) ölmesi gerekiyordu ve öldü. (Hatta şöyle bir dipnot düşeyim; tıpkı Yamaç’ın Sena’nın ölümünü bir camın arkasından izlemek zorunda kalması gibi, Jax de Opie’nin ölümünü bir camın arkasından izlemek zorunda bırakılmıştı. Video izleme sitelerinde vardır muhakkak Opie’s death scene yazarak araştırabilirsiniz, benzerlikler çok yani )

        Jax’in günlüğüne yazdığı ünlü bir kısım vardır mesela, der ki orada Jax “Nefret etmemek o kadar zor ki, insanlardan, eşyalardan, geleneklerden..Yine de senin bütün azmini kırıp kanamanı seyrederken zevkten dört köşe olduklarında mantıklı gelen tek duygu nefret etmek oluyor. Ama nefret insana ne yapar ben çok iyi biliyorum. Nefret seni başka birine dönüştürür. Olmadığın birine. Asla dönüşmeyeceğine yemin ettiğin birine…” Bu alıntı Jax’e ait. En sevdiği arkadaşı öldürüldükten sonra söylüyor bunları, çünkü Jax o günden itibaren değişmeye başlıyor. Acımasız, karanlık, ürkütücü bir adam haline gelmeye başlıyor yavaş yavaş. Tıpkı çetenin ondan önceki lideri olan üvey babası gibi. Çok eleştirdiği ve asla benzemeyeceğini söylediği üvey babasına benzemeye başlıyor giderek, bunu da kendi ağzıyla itiraf ediyor.

        Jax ve üvey babası isimlerinin yerine Yamaç ve İdris koyduğumuzda hiç de sırıtmıyor öyle değil mi 🙂 Jax’in bu alıntısı Yamaç’ın bu sezonki halini özetler nitelikte zaten. Ama dediğim gibi SoA bütünsel bir işti, karakter gelişimleri ve hikayeler tertemiz başlayıp gelişip bitiyordu, Çukur’daki kopukluklar SoA da yoktu, En önemli fark bu.

  • hayalmeyal

    ben sıkıntıdan patlama eşiğinde olduğumdan mı nedir bilinmez çukur’un izlemediğim geçmiş sezonlarını da ufak ufak izlemeye devam ediyorum. Burada uzun uzun bahsedilen Baykal bey hikayesinin ansızın kesilmesi daha da dikkatimi çekti ve yazan arkadaşlara, size hak verdim. O hikaye o kadar değilmiş de öylece kalmış gibi sanki. Belki senarist Efsun’u da bu içine sinmemişlikle dahil etmiştir diye düşündüm hatta. Çünkü Makbule’nin tabiriyle Kent’lerin soyunu tamamen kurutsa hikayeden tamamen silinecekti bu soyisim ve bu aile. Silinmesinler, Efsun vesilesi ile bir devamlılığı olsun istemiş. Şimdi bir de Erdenet’ler de girdi işin içine. E bir de ağır top Koçovalılar var. Böyle olunca sanki biraz Game of Thrones havası vermiyor mu yahu? Ben de diziyi bir şeylere benzetme hastalığına mı yakalandım sıkıntıdan bilmiyorum ama şu an öyle geliyor bana 🙂 Koçovalılar tam bir Kuzey kanı taşıyor zaten, tartışmaya açmıyorum bile o kısmı 🙂 Efsun da hikayenin Daenerys’i sanki, her şeyiyle o kadar benziyor ki, mistik güçleri, erkeksileşmeden erkeklerle rekabete girmesi, hırsı, güzelliği 🙂 Erdenet’ler de Lannister’lar sanırım.

    • GOT benzerliğini sadece “A Lannister Always Pays His Debts” misali, Sultan Hanım Cumali’den intikam almasını istediğinde kurmuştum. Ama yazdıklarını düşününce doğru.

      Yoksa Efsun’un ölümü Yamaç’ın elinden mi olacak?

      • hayalmeyal

        Tamamen bana geçen bir hissiyat bu, sanki Efsun karakteri Daenerys ilham alınarak yazılmış gibi, background’u da çok benziyor, ailesinden geriye kalan son kişi olması da. Erkeklerin savaşındaki tek kadın figür olması da… Ama son dönemde biraz bi’ savsaklama da seziyordum ben Efsun’un yazılışında, sadece Yamaç’la romantik sahneler yazıp geçiyordu son birkaç bölümde, Arık gelince toparlayacaktı o cepheyi muhtemelen senarist, kısmet olmadı 🙂

        Valla Yamaç’ın elinden olur mu olur.

        • Bu da Balvin’in Arık Böke – Efsun sırrı teorisi ile örtüşüyor.

          • sevim

            Aslı ben sır ile Yamaç-Efsun ölümü bağlantıını kuramadım. GOT izlemediğimden dolayı olabilir. Biraz açabilir misim rica etsem?

          • Sır ile Yamaç -Efsun ölümüne bağlantı kurmadım. Hayalmeyal demiş ya, “son dönemde biraz bi’ savsaklama da seziyordum ben Efsun’un yazılışında, sadece Yamaç’la romantik sahneler yazıp geçiyordu son birkaç bölümde, Arık gelince toparlayacaktı o cepheyi” Ona istinaden, bir sır olması Efsun’a özel sahneleri getirirdi…

            Yamaç elinden Efsun ölümü ise GOTS finalinde esas oğlan (jon snow) esas kızı (deanerys) çok sevdiği halde, tam öperken beklemediği bir anda öldürür. Buna istinaden yazdım. Link bulayım sana…

          • sevim

            teşekkür ederim

          • https://youtu.be/YR41apyA-TA

            kit harington’ın korkunç oyunculuğu gözlerimi kanattı yine. Dilan’a laf ediyoruz ya, en azından Kit gibi milyon usd almamıştır.

    • Nur

      Efsun’un bazen de Melisandre’yi andırıyordu

    • Nur

      Efsun’un bazen de Melisandre’yi andırıyor.

    • hayalmeyal
      • kesinlikle 🙂 Yorumunu ekledim hemen… Aaa dur… Twitter’a ekleyeyim…

  • balvin

    Herkese iyi bayramlar öncelikle.

    Nur ve Elzem’in konuşmalarını gördüm. Genel izleyicinin Efsun’u neden itici bulmadığı durumundan bahsetmiş. Diğer kadın karakterler genel izleyici tarafından sevilmiyor. Çünkü genel izleyici portresini erkek, Kurtlar Vadisi izleyen, racon bekleyen, silah isteyen, kan isteyen kısım oluşturuyor.

    Şimdi dizi mafya, suç-dram üzerinden gidiyor. Kadınlar haliyle burada genel izleyici tarafından anlamsız, gereksiz karşılanıyor. Bahsettiğim ana izleyici kitlesi bu tür dizilerde iki kadına önem verir. Birincisi, ana karakter veya güçlü yan karakterlerin annesi ve aşık olduğu kadınlar. Fakat bu iki kadın türü de kendi içinde ayrılıyor.

    Anne olan karakterimiz dizide istenir. Yani annelik unsuru önemlidir. Anne istediği kadar bayık olsun. Aksiyon katmasın ama dizide bulunmalıdır. Sultan ve Fadik’in tepki çekmemesinin nedeni bu zaten. Sultan’dan nefret eden kesim kadın izleyiciler. Erkek izleyiciler buna takılmıyor. Çünkü kendi açılarından Sultan Hanım anneleri ve haklı olan.

    Bu tür mafyatik dizilerde güçlü erkek karakterin aşık olduğu kadının derdi önemsizdir. Yani kadının tek vasfı, güçlü, benimsenen erkek karakterin yarasını iyileştirmesidir, ona yön vermesidir. Çünkü çoğu mafyatik dizide yerli-yabancı bu durum böyledir. Saadet mesela kendi derdinden yakınmıştır Salih’e. Bir zaman sonra da tepki çekmiştir. Çünkü onun derdini izlemek istemiyor izleyici. Damla da hep yakınan olmuştur. Fakat karakterin aksiyon içinde de bazen yer alması izleyiciyi nötrleştirmiştir.

    Karaca konusunda da yine karakterin kendi bir derdi var. Akşın’ın olduğu süreçte bundan çok eminim karakteri kimse iplemiyordu. Akşın hep daha ön plandaydı. O da karakterin tamamen saf oluşu ve yüz güzelliği bana kalırsa. Sevilmeme derdi vardı. Zaten Celasun-Akşın durumuna olan duruşu ile bahsettiğimiz izleyici portresi tarafından sevilmezdi. Sonra karakter değişince şuanki hali yine sevilmiyor. Çünkü yine kendi derdi var karakterin. Kendi sorunları var. Azer’e bunlardan bahsediyor. “Benim kaybettiklerim var.” diyor. Bir de yine izleyicinin yanlış bildiği bir durum da Karaca’ya bağlanıyor. Azer’in geri plana düşme sebebi olarak gösteriliyor. Durum öyle değil fakat Karaca da yine sevilen kısımda değil.

    Efsun konusuna gelince karakterin tabii ki dış görünüşü bunda etken. Yani güzelliği ve aurası erkek izleyiciyi izlenebilir kılıyor fakat karakterin bir derdini dinleyemedik şuana kadar. Karakterin aslında kendi için sitem ettiği anlar yok. Çünkü koşulsuz sevdi Yamaç’ı yani bir şey beklemeden. Buradan bir artı kazandı. Yamaç’ı uyuttu, hayatını kurtardı, Yamaç’ın yanına geldi altınlar için ama yine derdi altın değil Yamaç’tı, onu korumaktı. Bu sebepten genel izleyici onu itici bulmadı. Zaten dış görünüş ve özeniyle bu tepki oluşmadı.

    Çünkü böyle dizilerde kadın, adamı iyileştirmeli, onun dengesini kaybettiği yerde dengesi olmalı. Bunlar benim görüşlerim değil yanlış anlamayın. İzlediğim mafyatik evrenlerde seyircileri gözlemlediğim kadarıyla durum böyle. Şimdi Efsun, Yamaç’ın dengesi oluyor. Onun yarasını kapatabiliyor, dengesiz bodoslama dalacakken, Yamaç’ı uyarıyor, Çağatay’la tek başına mücadele edemezsin, o istemeden yanına adam sokamazsın, seni burada görürse öldürür diyerek egosunu söndürüyor. Ana akım seyirci de bunu istiyor.

    Gökhan Horzum burada bir hata yaptı. Kendi özgün tavrıyla yazmak istedi bazı yerleri. Sena karakteri mesela. Hiçbir şekilde bu izleyici portresine uymuyor. Sadece bu izleyici portresine değil. Bir mafya evreninde böyle bir karakterin bulunması çok ama çok zor. Sena’nın sevilmemesinin ana nedeni de buydu. Karakter hep kendi derdinden bahsediyordu. Karakter, Yamaç’ı hep bu işleri yapmaması için baskıya maruz bırakıyordu. “Hadi gel gidelim, bu sen değilsin” diyerek kafa ütülüyordu. İzleyici de bunlardan bıkıyordu. Karakter mesela delirmişti. O gün ekşi sözlüğe tam bir saatte 80 entry atıldı Sena’ya hakaretler ile. Karakter, Yamaç’a hep engeldi. Mesela Yamaç’a çok fiziksel şiddet uyguluyordu. Tokatlar, itmeler, bağırmalar fazlaydı. Örnek olarak Efsun’a yaptığı “onu iknaetmek için ne yaptın?” sorusuna Sena koca bir şaplakla cevap verirdi. Yamaç’ı dövmekten beter ederdi. Fakat Efsun öyle yapmadı işte. Bu sebepten dolayı da Sena sevilmedi.

    Nehir’in de tutmamasının sebebi o. Karakterin yine kendi acısı vardı. Ailesinin ölümünden, kolyesinden söz açıyordu. Yamaç’ı bir kere hiç dinlemiyordu. Sadece kendi derdini anlatırdı. Yamaç’a sıra gelince aman pizza yiyelim deyip geçiyordu. Yamaç’ı yine darlayan bir karakterdi Nehir. “Neden açmadın, niye bakmadın” diye azarlamaları oluyordu. Ekstrem olarak erkeksi tavırları yani “abi, lan, birader” gibi hitaplar her oyuncuya gitmiyor Elzem’in dediği gibi. Bu da yine karakterin sevilmemesine nedendi.

    Yani genel izleyici portremiz benim bildiğim kadarıyla sadece Çukur özelinde değil, mafyatik dizilerimizde böyle. Ha burada öyle bir insan yok gördüğüm kadarıyla. SM’de zaten bu kitle çok az.

    Ha bu görüşler bana uymuyor mesela. Erkek bir izleyici olarak Efsun’u seviyorum ama sevme nedenlerim bunlar değil genel olarak. Evet iyileştirme kısmı, onu koşulsuz sevme durumunu seviyorum ama derdini de merak ediyorum. Ben böyle bakmıyorum diziye. Karaca’yı, Damla’yı, Efsun’u severim ama %80’i böyle baktığı için durum bu. Gökhan Horzum 2 sezon boyunca bunun inadını etti. Fakat reytingler suratına çarptı, AB’de inanılmaz kitle kaybetti. Orada dalgalanmalar başladı.

    • İyi bayramlar 🙂

      Bir kadın olarak Efsun’a kadar numunelik bir tane kadın karakteri sevmedim. Sultan’dan nefret ettim. Sena’ya ilk başlarda Sultan’a karşı duruşu ile duyduğum saygı Yamaç Kumburgazlı Serdar’a (düşman) tam ateş edecekken ‘bu sen değilsin’ demesi ile başlayan ikna turları, ardından Sultan’a karşı dik duruşu geçmişinden gelen ama asla detayını öğrenemediğimiz anne yarası ile ‘anneciğim’ e evrilince sevilecek yanı kalmadı. Salih, Sadiş aşkını sevmiştim. Romantik gelmişti. Ama Koçovalılar içindeki ezikliği, sanki onlar sütten çıkmış ak kaşıkmışcasına Salih’in geçmişini yok sayıp “gidelim buralardan” şarkısını söylemesi, hele ki en son Almanya olayında Sultan’a çıkışının devamını getirmeden Salih’i bir kalemde silmesi, empati yoksunluğu her sahnesini eziyet hale getirdi.

      Efsun… şimdiye kadar en net yazılan kadın karakter. tipi hoş, stili hoş, replikleri doygun, oyuncunun performansı başarılı… Sevmeyelim de n’apalım 🙂

      • balvin

        Selam Aslı,

        Ben de bir erkek olarak Efsun’a kadar bir kadın karakteri sevemedim. Sena hiç umrumda değildi hatta ölünce hiç üzülmedim. Gram içimden bir şey kopmadı. Nehir’in erkeksi tavırları çok iticiydi. Denildiği gibi oyuncunun kalemi değil erkeksi tavırlar. Akşın’a bir sempatim vardı önceden o kadar. Bir onun ölümüne üzülmüştüm. Saadet’ten bu sezonki tavırları yüzünden baydım. Karaca’ya ilk 2 sezon acayip gıcık oldum. Bu sezon nötrlendim o kadar.

        Efsun… Bence de her haliyle güzel bir kadın, stili, hareketleri her şeyiyle. Oyuncunun performansı da dediğin gibi güzel. Ee daha ne olsun.

    • Nur

      Merhaba Balvin. Sana da iyi bayramlar.
      Tespitlerin çok

      yerinde ve tamamına katılıyorum. Bazı noktaları bakış açımla değerlendireyim.
      Erkek izleyici Efsun’u sevdi. Efsuuuun sahnesi erkek izleyiciler araında fenomen oldu diyebilirim. Sanırım onlar Efsun’un işlevinin aşk olduğunu ilk kavrayanlar ben nerdeyse sonlara doğru kavramıştım. Yamaç’ın aşkı güzel, ihtişamlj bir kadın hemen kabul gördü.
      Nehir ise bence başlarda pek kaale alınmadı. Genç güzel, uzun bacaklı bir kadın, eğlenceli bir tip, aksiyonların dışında, aksiyonlara engel teşkil etmiyor vs görüntü olarak katlandılar. Olumlu- olumsuz değerlendirmelere rastlamadım. Efsun için uyutma esprileri yapılıyordu Nehir için hiçbir şey yoktu.

      Aksiyon izleyicisi bu kadınları kaale almadı. Onların rahatsızlığı aksiyon olmamasıydı halbuki hep yazarım, aksiyon her bölüm vardı ve ama heyecan vermiyordu. Amaçsızdı. Hedef yoktu. Sezon Çukur’un karşısına Çukur’la inandırıcı derdi olan anti- kahraman(lar)ı çıkarmamıştı. Efsun’un Kent olmasının bir anlamı yoktu. Akın, Yücel, Azer, Timsah, İstanbul Konseyi, Murteza, Çağatay++ zeminleri, amaçları ikna edici değildi. Azer’e Karaca bahanesi bulundu. Bir nebze haklılık payı olsada Azer’in Çukur’la bir derdi olmaması gerektiği aklımızın köşesindeydi. Vartolu ile çatışmadığı sürece Azer de ne yapsa olmayacaktı.

      Bence kadınlar göze hitap etti ve bizim takıldığımız detaylara genel izleyici özellikle erkekler takılmadı. Sena, Yamaç’ı itip kakarken ön planda Vartolu- Selim hikayesi vardı ve bizlerin bağımlılığı o zamana dayanıyor. Kemik kitle (benim gibi)1.sezondan geliyor. Sena hepimizi sinir ederken dizi gününü 4 gözle bekliyorduk. İdris, Paşa, mahalle.. hepsi bir bütündü. Bu dizi kendi rekorunu kırdığında Sena vardı dizide. Saadet mıymıylanıyordu. Yamaç’ın, Vartolu’nun, Selim’in++ hepsinin bir işlevi vardı. Ayşe aynı Ayşe’ydi Cemil ilişkisiyle sezonun en bomba sahnelerinden biri Ayşe ile hazırlanmıştı. Dizide hiçbir kadın bu Cemil’in terasta doğranmasıyla sonuçlanan şok edici olaylar zincirinin lokomotifi olmadı, Ayşe hariç. Ayşe’nin bu sezon psikopat oğlu var, bir ton malzeme olurdu bir tane bir şey olmadı.
      Kadınların kaprisi mıymıntılığı reyting düşürmez. Saadet diziyi şaha kaldırmaz, batırmaz da. Vartolu şaha kaldırır Saadet’i sineye çekerdik. Selim bir işe girişir Ayşe gözümüze batmazdı. Bunlar dizinin en gözde zamanında aynı tavırlarıyla vardı.
      Bir mafya dizisini kadınsız oluşturamazsın ve kadınlar hep sorunludur zaten.

      • balvin

        Merhaba Nur,

        Çıkarımlarına tamamen katılıyorum. Hatta benim değinmediğim güzel bir şeyden bahsetmişsin. Evet kadınları kimse takmıyor ama kadınlar olmadan da bu diziyi oluşturamayız. Reytingi etkilemese bile kadının yeri aslında o reytingi oluşturan bir etken. Fakat işte o kaale almama meselesi çok var. Mesela Çukur izleyen kemik kadroya genel olarak sorsak “Aklınızda en çok kalan 5 bölüm hangileriydi?” diye. Çoğunluk o listeye 1.bölümü koymaz. Oysaki böyle tür diziler için 1.bölüm çok tutulur. Fakat Çukur kendini 2.bölümde Yamaç’ın masaya eliyle vurması ile izleyiciye hissettirdi. İlk bölümün yarısı Sena-Yamaç’a ait. Hatta izleyici portresi dizinin ilk bölümünü gömmüştü aşk dizisi mi çekeceksiniz diye. Çukur’u asıl Çukur yapan ise Mihriban sahnesiydi. Diziye o sahneyle beraber o zamana kadar izlemiş kitle kadar bir kitle katıldı, o kitlede ben de varım.

        Nehir’in kaale alınmaması bence karakterin fazla abartı halleriydi. Tamam deli-dolu, özgür bir tip ama bu kısmı fazla abartıldı.Gerçekten çok uzak bir karakter olması bence kaale alınmamasının nedeni oldu. Karakter çok uçuk bir tipti.

        Dediğin gibi Çukur’un bu sezon başlangıcındaki düşman karakterleri çok zayıftı. Yani İdris-Yamaç durumu olmasa izlenecek bir şey yok demiştim sezon başı. 3 ay boyunca aklıma Çukur dahi gelmemişti. Oysaki ilk sezon bittikten sonra 3 ayları sayıyorduk başlasa da izlesek, acaba ne oldu diye. Kemik kitle, bu diziyi bence hala ilk sezon hatrına izliyor.

        Çukur bu sezon senaryo anlamında ne kadar tökezlediyse bence seyir olarak da o kadar tökezledi. İlk sezondaki o özveri yok ekipte. İlk sezonda verilen emek, gayret, özen hiçbir zaman hissettirilmedi. İlk sezondaki başarıyı sadece Horzum’a değil yönetmen Sinan Öztürk ve ekibine de bağlayabiliriz. İlk sezonun karakterler açısından da havası başkaydı. Evet Çukur, Gökhan Horzum’un bir dünyası fakat bu dünyayı bize hissettiren diğer etken de yönetmendi. Çekimleri, ışığı, atmosferi ile bu dünyayı bize kabul ettirdi.

        Yani ilk 2 sezonu birbirinden ayırabiliyoruz. Karakterler ve senaryo özelinde de değil. Açıp baktığın zaman çok hakim olmasan bile “Şu sahne şu sezona ait” diyebiliyordun. 1 ve 2. sezon arasındaki o çizgi müthiş çekilmişti. Hele 2.sezon 1.bölüm müthiş bir dünya yaratılmıştı ekip tarafından. 3.sezon 1.bölüm sadece çok hızlı bir açılı yaptı. Hele 2.bölüm fragmanını falan görünce “Bu sezon çok farklı olabilir” diye geçirmiştim içimden. Çok hızlı, çok akıcı gelmişti. Fakat 2.bölüm baştan çuvallamıştı.

        Fakat bu sezon o yok. Yani 3.sezonun kendine has bir dünyası yok. Çok sırıtıyor. Özen yok, senaryo zaten çuvallamış. Bu da çok etkili oldu senaryo dışında.

        Fakat kıyafet, saç gibi olaylar benim şahsi fikrim fazla abartılıyor. Bence dizide bu sezon başarılı olan bir nadir şeylerden bu styling. Karakterlerin durumu es geçiliyor. Böyle şeyler dönem dönem her karakterin başına geldi. Sadece Karaca ve Nehir özelinde değil.

        Karaca bu sezon kendinden vazgeçti. Karakter kendini feda etti. Ailesini yok saydı, kendini bir nevi öldürdü. Ben böyle anladım. Kendisine değer vermeyen ailesi uğruna kendini öldürdü, karakter kabuğunu attı. Her şeyinden vazgeçti, ailesini bıraktı. Karakter bu sezon başlangıçta iyiydi. Yani 3.sezonun başlarınada pazarda olsun vs ilk 2 sezondaki haline benziyordu. İlk sezon karakter küçük bir kız çocuğu yani reşit olmamış bir halde hazırlanıyordu. 2.sezon tamamen daha olgun, daha büyümüş bir tarzdaydı. 3.sezon ise 7.Bölüm itibariyle Azer’in evinde oturduğu kıyafet ve saç haliyle diziye dahil oldu. O saçların bitik olması, kıyafetlerin düz ve çok sıradan olması tamamen Saadet modeline geçmesi yerindeydi. Çünkü karakter ilk sezonki Saadet’i canlandırıyor. Bekar olup olmaması önemli değil. Karakter 20 yaşında olmasına rağmen şuan 30 yaşındaki bir olgunlukta ve bu yüzden zaten Azer ile aşkı yazılıyor. Onunla yaş olarak aynı olgunlukta. Mental açıdan öyle. Karakter bitmiş ve gitmiş. Kendini feda etmiş. Kendinden ödün vermiş.

        Şimdi gelip karakterin ilk 2 sezondaki halini koyarak böyle değerlendirme çok yanlış. Her karakterin kendi dünyası var. Mesela Yamaç. İlk sezondaki tarzıyla şu anki aynı mı? Karakterlerin durumlarını neden görmezden geliyoruz? Yamaç çok açık bir örnek. Peki bir Selim fanı 2.sezon çıkıp “Selim neden böyle takılıyor, sakallara bak çok özensiz. İnsan bir keser. Saç-sakal karışmış, üstü başı pis.” deyip ilk sezonki haliyle ikinci sezonki halini yan yana getirse? mantıklı değil. Yine İdris Baba’nın takım elbiseli baba halini ikinci sezonda Sultan’a bakarken ki pazarcı haliyle yan yana getirip “Ne hale getirdiniz adamı?” demek mantıklı mı? Bu da öyle bir karşılaştırma biçimi.

        Bazı karakterler fizikselliği ile öne çıkar. Vartolu çok büyük örnek. Karakter başından beri böyle. Mesela böyle durumlar karakteri etkilemiyor. O ne olursa olsun bu halde takınıyor. O takımlarına özen gösteriyor, saçını ihmal etmiyor. Efsun da öyle. Karakterin bu özelliği hep vurgulanacak. Mesela karakter evde düz otururken bile böyle olmak zorunda. Karakter böyle anlatıldı bize çünkü. Mesela Efsun bir sahnede pijamasıyla yatakta uzanıyor. Makbule gelip onu kaldırıyor “Sen böyle olmayacaksın, kalk ne olursa olsun güzel elbiselerini giy, düzgün otur, parfümünü sür” diyor. Yani gözümüze sokuluyor bu durum. Efsun ile karşılaştırmak, onun önüne geçmesin diye yapılıyor demek çok mantıklı değil.
        Çünkü Efsun’un ailesi böyleydi hep. Baykal çok şık bir adamdı. Emrah da öyle. Şimdi Baykal ve İdris Baba’yı kıyaslayıp, “Baykal’ı öne çıkarıyorlar” demek gibi bir şey bu. Fanların objektif olmayan yorumu bu bana kalırsa.

        Nehir de aynı şekilde. Karakter çok havalıydı. Makyajı ve tarzıyla. Hamile kalması ile o da kabuk değiştirdi. Depresif bir hale girdi. Bebek onu çok değiştirdi. Bu yüzüne her yerine yansıdı. Karakter zaten şu an hamile. Eski haline gelmesi beklenemez. Yabancı bir evde aynı Karaca gibi. Ne bekliyorlar ki insanlar anlayabilmiş değilim bu durumu. Hatta şuan karakter son bölümle yine farklı bir hale büründü. Çiçekli, yeni cici gelin elbisesiyle, saçları ve makyajı ile masada otururken Sultan Hanım’ın esas gelinlerinden olmuştu. Yani o anki durumlarını görmezden gelemeyiz.

        Bunların aynısı erkek karakterlere de yapılıyor. Sadece kadın diye daha doğrusu bu durumlar kadın izleyicinin gözüne batan bir kısım. İzleyici profili önceki dediklerimiz gibi bu konuları sallamıyor. Mafya dizisinde kıyafet ve saç konuşulduğunu ilk defa görüyorum ve gülüyorum bazen. Bu başka bir dizi olsa tamam diyeceğim. Üstüne mantıklı açıklamaları da var. Karakterlerin dönemlik durumları bunlar. Kıyafet ve saç konusu çok da kaale alıncak bir şey değil. Bu konular mesela hatırladığım kadarıyla Aşk-I Memnu dizisinde çok konuşulurdu. Bihter’in giydiği her şey olay olurdu. Giydiklerini geçiyorum kadının yatağına serilen nevresim takımı bile magazinde konuşuluyordu yahu 🙂 Çukur’da fanların takıldığı konuya bak ve bu konuya ‘fazla’ takılan kesimin dizinin kemik kitlesinde olduğunu sanmıyorum.

        Hatta bunların yapılması bence oyunculara motivasyon oluyordur. Oyuncuların bu ruh halleri kıyafetleri ve yüzlerine de uygulanınca role daha iyi girmiş oluyorlar. Sosyal medyadaki fanların klasik yorumları bunlar. Takılmamak lazım.

        Azer ve Vartolu giyim olarak Yamaç’tan katbekat öndeler. Çünkü karakterlerin yaratılış tarzı öyle. Fiziksel olarak vurgu yapılmış bu karakterlere. Arık Böke de öyle. Murtaza, Timsah Celil… Hepsinin bir tarzı var. Şimdi Selim’e bakıyorsun adam 3 sezondur aynı takımla dolaşıyor. Siyah ceket, siyah pantolon, klasik kundura ve beyaz gömlek. Cumali de aynı. Farklı bir tarzı yok. Emmi de öyle. Meke de öyle. Şimdi Azer, Yamaç’ın önüne çıkarılmak için mi böyle giydiriliyor? Herkes kendi cephesinden bakıyor. Yamaç koskoca başrol adam 1 kazak 1 pantolon, 1 bot ile geçiniyor bir sene boyunca. Hatta 3-4 bölüm Efsun’un verdiği kıyafetle dolaşmıştı. Bu durumu Karaca veya Nehir’e yapıldığını düşünsenize 🙂 Neler olur neler.

      • Merhaba Nur. Nehir hakkında olumlu-olumsuz yorumlara rastlamadım demişsin ekşi sözlük okumanı tavsiye ederim. Yıllardır okurum ve oradaki yazarlar genellikle bir yaş ve kültür seviyesindeki insanlar. Gökhan horzum bile Twitter gibi sosyal medys hesaplarını değil ekşi sözlüğü takip ettiğini söylemişti. insanlar senayı mumla arıyor nehire karşı. Çoğu erkek ve çoğu efsunu gerçekten seviyor ve balvinin anlattığı gibi yamacın yanında onu yükseltecek güçlü bir kadın istiyorlar. Twitterda bile alıntılanıp paylaşılmıştı entyler. Hatta şu yorum çok hoşuma gitmişti “meğer hiç kimse nehiri sevmiyormuş ama birinin çıkıp kıza sallamsını bekliyormuş” 🤣🤣 sonra zaten insanlar yazmaya başladı. Özellikle erik dalı tsm bir faciaydı çok iyi dalgası geçildi. İnsanlarda izlenme sayısından begenildiği için sanıyor çok garip. Rezaletti..

        • Erik Dalı Nehir sanrı olsaydı mükemmel bir sahneydi. Ah Horzum!

        • Bu arada yorumlarınız hep spame düşüyor. Gördüğüm anda hemen onaylıyorum. Geç yayınlanırsa gözden kaçmıştır. Üye olarak yorum yaparsanız spame düşme riski azalıyor, aklınızda olsun. Sevgiler 🙂

        • Nur

          Merha Feyza.
          Ekşi Sözlük’e okuyucu olarak aşinayım. Herhangi (!!) bir Türk dizisi için Ekşi Sözlük kaale aldığım bir yer değil.

          Siz orda dizi başlığı altında yazılanları kendinize referans kabul ediyorsanız ne alâ. Okuyun. Faydalanın.
          Türk Dizi Sektörü Oscar Komites Ekşi Sözlük Hazretleri:)

          .
          Efsuncum’a şarkı uyarlayayım.
          Limbo limbo şişeler..

          (Lingo değil.. Efsun’dan bahsediyoz)

    • Elvis, güzel yazılan ama çabuk harcanan düşmanlardan 🙁 ismi geçince belirtmek istedim.

    • Aboudiaby

      Senanın sevilmeme durumu tamamen oyuncu yetersizliğinden dolayı bence yoksa çukur bir kitap olsa sena karakterini okuyan herkes severdi.Horzumun bir açıklaması var ben Yamacı Arasa göre yazdım Yamaç için ilk isim hep Arasmış peki Sena için düşünülen isim kimdi hep merak etmişimdir.Dilan olduğunu zannetmiyorum.İlk Çukur posterinde galiba sadece Yamaç ve Sena vardı.Horzumun kafasında hikayede hep ön planda Yamaç ve Sena olacaktı ama bunu seyirci tepkisinden dolayı hayata geçiremedi.Sena karakteri sonunda öldürüldü.Dilan Çiçeğin bunda çok suçu yok Trde Aras Bulutun partnerliğinde ezilmeyecek çok az kadın oyuncu var zaten.Tüm suç cast direktöründe yaptığı bir hatalı oyuncu seçimi yüzünden senaristin başından beri kafasında planladığı hikayeyi bozuyor.

      • Dilan Çiçek Deniz’in çok kuvvetli bir menajeri olmalı. Başrolde ismi geçecek bir oyuncu olmadığı halde iyi projelerde yer alıyor.

        • Aboudiaby

          Dilan Çiçeğin Çukurda oynaması maddi güç ve popülerlik ile dönmüştür ama Dilanın adı hangi projede geçse partnerliğini paylaşacağı oyuncuları seven insanlar tarafından büyük bir tepki yiyor.Dilana karşı büyük bir önyargı olacak mesleğinin ilk yıllarında Aras ile partner olmasından dolayı umarım oyuculuğunu geliştirip bu önyargıyı kırar.

          • Yeni projesi Metin Akdülger ile… Offf…

          • Aboudiaby

            Bence bu jenarasyonun en yetenekli 3 erkek oyuncusu Aras Metin ve Çağatay böyle giderse Çağatayla da partner olur Allah herkese Dilan şansından versin.

  • tawazaki

    Nehir-Efsun konusu çok tartışılmış. Kendi yorumumu bırakmak istiyorum buraya.

    Nehir’in hikayedeki yeri ve daha da önemlisi işlevini ben de anlayamadım açıkçası. Sevmek sevmemek ayrı bir mevzu, ben karakterin işlevini çözebilmiş değilim her şey bir tarafa. Mesela Efsun “kötü karakterler” safında girdi sonradan aşk eksenine kaydı hikayesi deniliyor, ben buna zerre ihtimal vermiyorum. Efsun şayet gelsin Koçovalılara savaş açsın, onlara kısa veya uzun vadede zarar versin diyerek salt düşman pozisyonunda hikayeye dahil edilseydi çatır çatır en az birkaç karakteri ona öldürtürdü senarist. Ama Efsun’un Sena ve Akşin’den haberi bile yok, İdris olayında parayı vermiş gitmiş Yücel’in yaptığını biliyor ama bu konuda yine herhangi bir “yap, et” şeklinde emri yok, sadece bilgisi var. Üstelik bunu da babasını Yamaç öldürdü sandığı için yapıyor, üstüne bir de onu sahaya süren bir babaannesi var perde arkasında, esas çıbanbaşı o. Böyle düşman mı olur Allah aşkına! Kadın olsun erkek olsun hiç fark etmez güçlü bir düşman karakter katıyorsan hikayeye, birkaç icraat da yaptırırsın ona ki, seyirci dişli bir karakter geldiğini anlasın. Efsun’un ilk icraatı ne oldu peki, aylardır derin uykuya dalamayan Yamaç’a masal anlatıp uyutmayı başarmak! Tekrar söylüyorum böyle düşman mı olur Allah aşkına Efsun en başından beri düşman değil, Yamaç’ın ilerde aşık olacağı kadın olarak girmişti zaten. O yüzden Yamaç’la aralarındaki tüm meseleleri gerekçelendirmiş senarist, ikisinin de birbirine doğrudan ve kastî bir kötülüğünün olmaması tesadüf müydü hayır, Azer’le neredeyse bir modern çağ kan davası yaşayan Yamaç’ın Efsun’a hiçbir şey yapmaması tesadüf müydü hayır. Bu kısım bence çok net.

    Benim akıl erdiremediğim sizin gibi esas Nehir’in olayının ne olduğu? Havada asılı bir karakter bence ve senaristin de kafasında işlevinin çok net olduğunu düşünmüyorum. Sallantıda gibi sanki. Yamaç’ın ölen karısı Sena ile benzerlikler falan kuruluyor Nehir arasında sürekli, Yamaç Nehir’de Sena’yı görüyor, bu yüzden onunla bir şeyler paylaştı falan filan, tamam orasını anladık da, niye yani? Niye illa ölen karısının yerine koyabileceği bir karaktere gerek var mesela, niye? Bu dizide zaten çok fazla karakter var, hatta ben daha önce böyle ana karakterlerin dahi bu kadar az göründüğü bir dizi izlememiştim hiç ve Çukur’un en sevmediğim özelliği bu oldu izlemeye başladıktan sonra. Vartolu, Selim, Efsun, Akın en sevdiğim karakterlerden mesela ama dördünü de o kadar az görebiliyoruz ki, bazı bölümler hiç göremiyoruz hatta. Neden çünkü çok fazla karakter var dizide. Şimdi böyle karakter konusunda doyum noktasına ulaşmış hatta taşma yaşamış bir dizide işlevinin ne olduğunu anlamadığım bir karakterin varlığını sorguluyorum haliyle.

    Yamaç’a aşık olduğuna falan da inanmıyorum. Yamaç zaten hiç değil. Ee ne peki bu iki insanı bir arada tutan şey ne, bebek! O kadar klişe ki, ne gerek var bu muhabbetlere anlamıyorum. Yamaç’ın bir kere doğru dürüst derdini sıkıntısını dinlememiş, dinlediği kısacık anlarda da umursamamış bir kadınla bebeği olacak da ne olacak yani. Adam ona cenazem var bugün diyor, çeke çeke bara götürüyor Nehir, abim vuruldu yoğun bakımda diyor, hadi pizza söyleyelim diyor Nehir. Ama kendisinin bir sıkıntısı olduğunda yana yakıla Yamaç’ı aramayı hatta ailesinin yaşadığı evin kapısına dayanmayı, bulunca da “insan bir telefonuna bakar” diye azarlamayı biliyor. Bu kadar duyarsız ve bencil tasvir edilmiş bir karaktere Yamaç’ın aşık falan olmayacağı zaten çok netti ama bir şekilde suyu bulandırıyor mu bu konu evet. Bir aşk üçgeni mevzusu çıkıyor yok yere, anlam veremediğim.

    Babasına benzemeye başladığı için deniyor mesela sosyal medyada, “aa bakın Yamaç babasına benzemeye başladı, korktuğu başına geldi” dedirtmek için koca bir sezon hikayede başka hiçbir işlevi olmayan karakteri izletmek ayıptır yahu 🙂 Birkaç ince detayla, babasıyla paralellik gösterecek birkaç çarpıcı dejavu niteliğinde sahneyle bunu seyirciye rahatlıkla dedirtir geçersin. Bu çok “detay” bir konu zaten, “detay olarak” işlendiğinde anlamlı ve değerli olabilecek bir konu. Böyle göze soka soka, bölümlerce hatta koca bir sezon boyunca dağıta dağıta bu konuyu işleyince, o dağıttığın kısmı da toparlayamayınca hiçbir esprisi kalmaz. Bu sezon da bununla beraber çöp olur.

    • Mervepus

      Keşke herkes anlasa bunu. Aklı başında izleyiciler burada toplanmış sanki. Hele metres yakıştırmalarına kadar olayın gitmesi facia. Burada asıl suç sosyal medya yöneticilerinin.

    • Merhaba hoş geldiniz. Sosyal medyada da sıklıkla görüyorum Efsun’un kayıplardaki payının İdris’in ölümü döneminde para kaynağı olması ile ilgili yorumları. Ama ek bir konu var;

      Yücel’in para kaynağı en başından beri Efsun olmalı. Efsun ekiple bir araya geldiğinde bir yıldır yatırdığı para ile ne çukurlar alacağının altını çizgi. İkinci sezon sonunda stilettolu görünmesinden itibaren İdris’in ölümü + zaman atlaması ile süre 1 yıla gelmiyor. Kaldı ki Yücel Baykal’ın araba koleksiyonu, yatlarını kullanıyordu… Efsun Yücel’in intikam planından en başından beri haberdar olmalı…

      • sevim

        Elimizdeki bilgilere bakalım.
        1) Efsun babasını saygıdeğer bir iş adamı sanıyordu.
        2) Yücel Efsun’un çocukluğundan beri yanında olan abisi olarak gördüğü babasının sağ kolu. Ona güveniyordu.
        3) Babası ve Yücel’in sadece kendisine gösterdikleri yüzünü biliyordu. Gözü döndükleri zaman nasıl bir canavara dönüştüklerinin farkında değildi.
        4) Yücel Efsun’u babasının çukur için öldürüldüğüne ikna edip, çukuru alma sözü verdi.
        5) Efsun Yücel’e çukur alması için maddi destek verdi.
        6) Efsun babasının dolayısıyla Yücel’in kanlı işlerinden habersizdi. Bu yüzden çukuru almak isterken insanların canına kastedileceğini bilmiyordu. (3. maddeyi oku)
        7) Yücel’in icraatlarını bilmiyordu.
        8) Yamaç, Yücel’in yaptıklarını anlattığında Efsun inanamadı çünkü o çocukluğunda beri tanıdığı Yücel ile aynı kişi olamazdı.
        9) Yücel’in masum insanlara yaptığı kötülükleri öğrenince vicdan azabı duydu. Yücel tarafından kandırıldığını anladı.
        10) Efsun Yamaç’a aşık olmaya başlamıştı, ona inanmak istiyordu.Yamaçla konuşmak ve gerçekleri öğrenmek istedi.
        11) Makbule Efsun’un pişmanlığını fark ettiğinde onu manipüle etti. Silahlı saldırı kumpasını kurdu, Yamaç’ın üzerine attı.
        12) Tuzaktan sonra Efsun Yamaç tarafından kandırıldığını düşündü.
        13) Azer’e destek sağladı.
        14) Ama Efsun Yamaç’a aşık olmuştu artık. Bir yanı babasına yaptıkları için çukurdan intikam almak istiyordu ama diğer yanı Yamaç’a zarar gelecek diye çok korkuyordu.
        15) Yamaç’ın hayatını kurtardı 2. kez.
        14) Yamaç Efsun’un kasasını soydu parayı kesti.
        15) Efsun Makbule’nin oyununu hiç bir zaman öğrenemedi. 20. bölümdeki yüzleşmeye kadar Yamaç’ın canına kast ettiğini sandı.
        16) Buna rağmen Çağatay devreye girdiğinde Yamaç’ın zarar görmesini istemediği için kendini geri çekti. Çağatay’ın acıması yoktu. Efsun intikamından tamamen vazgeçmiş görünüyordu.
        17) 20. bölüm itibariyle Yamaç’ın da onu sevdiğini öğrenmesiyle kendini aşkına bıraktı. Yamaç’a tamamen inandı.
        18) Efsun artık savaşta Yamaç’ın en büyük destekçisi olmuştu.

        Sonuç olarak Efsun şu ana kadar hayatında koşulsuz olarak Baykal’a (babasına), Yücel’e, Makbule’ye ve Yamaç’a güvendi. İlk 3 kişi zaten ailesiydi. Efsun’un bu hikayedeki tek suçu Yücel’e inanmasıydı. Ama bir insan ailesi olarak gördüğü bir insana da güvenemeyecekse kime güvenecek?

        • demek ki neymiş, bu devirde babana bile güvenmeyeceksin!

        • Nur

          Merhaba Sevim.

          Bir önceki sezon Yücel’in Baykal’ın paralarını harcadığı ortaya çıkmıştı. Sonra ‘Topuklu’ çıktı sahneye ve Azer’e para verdi. Azer uyuşturucu baronuydu. Efsun parayı bir uyuşturucu baronuna verdi.

          Efsun’un Çukur’da ilk sahnesi.

          Efsun ve Azer terasta. Aşağıda bir labirentte baba ve oğul birbirine öldürtülmeye çalışılıyor. Onlar birbirini öldürmese kadınlar öldürülecek.

          Efsun’un bu organizasyondan haberi olmaması imkansız.
          Yücel sayaç koymuştu birinden diğeri öldürmese kadınar öldürülmeye başlanacaktı.

          Azer, neden Efsun’la terastaydı?
          Efsun nasıl bir iş için Azer’e para vermişti?
          Efsun, kadınların gerekirse öldürülmek için koz olarak kullanılmak üzere kaçırıldıklarını bilmiyor muydu?

          Labirentte Yamaç’ın hayatın Yücel kurtardı. Orijinal planda biri diğerini öldürecek sağ kalanı da Yücel öldürecekti.
          Efsun’un bundan da haberi vardı.

          Efsun’un babasının legal işler yaptığını sanması onun intikamı için katliam yaptırmasını açıklamıyor.

          Efsun babasının intikamı için neden yasal yollara başvurmamış?
          Yücel’e hastanede BEDEL’den bahsetmişti. Yasal olmayan BEDEL nasıl ödetilir?

          Kaldı ki hatırladığım hiçbir sahnede Karakuzular’ın katliamından ve Yücel’in diğe öldürdükerinden habersiz olduğuna dair bir şey geçmedi.

          Efsun’un bu ve benzer nedenlerle şizofren olduğunu düşünüyorum. Şizofren ya da çoklu kişilik bozukluğu. Efsun terasta başkaydı, Lozan’da başka, Yücel’in hastane odasında başka++ kişiliklerde.

  • Aboudiaby

    Damla Sönmez şuan bir yayında yazın senarist ile Efsunun kimler ile bağlantısı olacağını ve gideceği yolu konuştuk gibisinden sözler söyledi böylelikle oyuncu da Efsun ve Yamaç ilişkisini daha çekimler başlamadan planlandığını bir nevi söylemiş oldu balvin gibi dizinin başından beri bu aşkın planlandığını söyleyip analiz yapan arkadaşları tebrik ediyorum

  • twitterda linkle paylaştığım için daha çok kişi okuyacak. 🙂

  • merhaba, spam’e takılmış mesajlarınız. Düzelttim.

  • Youtube da necip memili instalive’inin eski yayınlarına rastladım. Cihangir cihan’da bağlandı, pek kakarakikiri idiler… Bilginize…

    • Nur

      Cihangir Ceyhan olarak düzelteyim efem:)

      Hepsi ikiyüzlü de o yüzden gülüyorlar:)

      • Bana tepki gösteren olsa, hiç işim olmaz ne diye canlı yayınlarına bağlanayım?

        • baiano

          Evet :)) Bu durumda da çukur ekibinin hepsi iki yüzlüdür. Konu kilit.

          • Nur

            Yok kilitlemeyelim. Kapı açık kalsın ben arada konuya girip çıkacam:)

          • :)))

          • Rizet16

            Nur senin için Necip Memili’nin buakşam Çukur dizi resmi instagram hesabından yaptığı canlı yayındaki bir şakadan cımbızlama yapayım, magazin gazetecisi gibi aradan cümle çekiyorum :))

            ……… Ay Yapım’da bir göbek bağı yok ya Aras’ın , Ay Yapım Kerem beye sormak lazım % kaç hissesi var Aras’ın ……

          • Nur

            Hahahahahaha:)))))))
            Çok güldüüümmm:)))))

          • Yurtdışında çok örnekleri var. Böyle bir anlaşma yapmışsa da helal olsun…

            Aslında ilk sezondan bu şekilde anlaşmalar yapılabilir. Taşın altına elini sokar oyuncu da, güzel bir şey…

          • Nur

            Çarpışma’da da Kıvanç’ın ortak olduğu iddiaları vardı.

        • Nur

          Aslı’cım bunu bana yazmışsın ama neye istinaden yazdın?
          Mesajlar mı karıştı acaba?

          • Cihangir Ceyhan istenmeyen istenmediği de hissettirilen kişi iddiana ilişkin yazmıştım: Kendisi bile isteye Necip Memili’nin canlı yayınına katıldı. Eğer istenmediğini bilse ve hissetse, set ortamında konuşur şakalaşır ama setlerden uzakta iken neden bireysel bir hesaptaki yayına konuk olur? Samimi bir şekilde güler eğlenir?

          • Nur

            Haaa..
            Ben de zannettim ki biri sana canlı yayına katıl gibi bir şey dedi:))

  • Aboudiaby

    Dizi Arık geldikten sonra yukarı doğru bir ivme kazanacaktı malum durumlardan dolayı sezon finali verdi sağlık olsun 4.sezondan umutluyum kalan erdenetler için Musa Uzunlar Barış Falay ve Berk Hakmanı bekliyorum bu seneki sosyal medya yorumlarından dolayı şoktayım ciddi ciddi Azer Kurtuluşun Yamacın önüne geçtiği için senaryoda pasifleştirildiğini yazıyorlar Cihangiri severim ve geldiği yerde bir başarı hikayesi bana göre karşısında ki oyuncu Aras Bulut jenarasyonunun en yetenekli oyuncusu ve trnin en popüler oyuncularından birisi emin olun Aras ego savaşına girse şu dizide yiyemiceği adam da yok Azerin tek olayı azkar mevzusu bunu isteyenler de fanları şimdi kavga çıkartıyorlar azer mevzu yapsın diye çünkü fanları Ece ve Cihangir arasında bir kimya oluşucağını düşünüyordu olmayınca her tarafa saldırıyorlar ve giderek saçma bir hal alıyor koskoca Kemalin ölümü ile Azerin kardeşinin ölümünün bir tutulmasını bekleyenler var bu dizi Çukur Yamacın hikayesi Azerin değil atıyorum biz Efsunun baba acısını görmedik bundan şikayet eden bir insan var mı ki Baykal karekteri Çukur dizisinin en önemli karekterlerinden biri ama Baykalın ölümü ile İdrisin ölümünü aynı kefeye koyamayız Efsun karekterini oynayan oyuncu Damla Sönmeze edilen oyunculuk eleştirilerini görünce şaşırıyorum dizide hele ki şu kadın castında Damlanın oyunculuğunu eleştirmek bana komik geliyor Efsunun o an neler hissettiğini anlıyoruz oyunculukta budur zaten özellikle bu sene ki 22.bölümde efsun yamaç sahnesinde ki oyunculuğu üst düzeydi intikam konusunda Efsuna Cumali Koçovalı vasfı yükleyenleri de anlamıyorum ilk bölümlerde Efsunun merhametli bir kadın olduğu bu dünyaya hiç istemeyerek geldiği horzum tarafından çizildi 4.sezonda Efsun karekterinin İstanbul savaşında önemli bir yeri olacağı için hem karaktere hem de oynayan oyuncuya manasız eleştiriler çoğaldı en son bazıları Damla Sönmez niye çukurun teklifini kabul etmiş ki diye linçlenildiğini gördüm bunun üstüne çıkılmaz efsun ile ilgili tek anlamadığım konu Efsun niye nehirle tanıştı horzum ciddi anlamda ne amaçladı merak ediyorum bu sene hakkı en çok yenilen isim Burak Dakak çocuk saf yetenek geleceğin Aras Bulutu 4.sezonda hakettiği yeri bulur umarım Vartolunun da ikide bir hapse girmesinden sıkıldım Erkan Kolçak bir tercih yapmalı tiyatro mu çukur mu dizide yamaçtan sonra en önemli karekter ama hep tekrara düşüyor tiyatro kariyeri yüzünden umarım buna bir çağre bulunur Selim ve Cumaliyi seviyorum özellikle Selimin ölmesini hiç istemiyorum ailedeki en akıllı adam ve Öner Erkanı izlemek çok zevkli umarım finale kadar ölmez Berkay Ateşi severim de geri gelmesini hiç anlamadım o zaman Burak Sergeni de geri getirin dizide birisinin ölmesini anlamamız için illa kafasına sıkılmalı mevzu oraya gidiyor 4.sezonun başında sultan emmi ve nehir ölmeli azer ve karaca hemen evlenmeli ki sosyal medyadaki goygoy bitsin yamaç ve efsunun ilişkisinde her zaman gelgitler olmalı büyük ihtimalle finalde yamaç efsun ile tam mutlu olduğunda efsun çağatay tarafından öldürülecek umutluyuz 4.sezondan umarım final sezonu olur

    • balvin

      Fanlar her şeyi söyleyebilir. Ece ve Cihangir fanları gibi toplulukları ben GH’nin fazla taktığını sanmıyorum. Umurunda değildir bu kişiler. Kendisi de son açıklamasında hangi sahnelerde kanal değiştirilmiş, izleyici artmış veya azalmış detaylı olarak kendilerine bildirildiğini söylüyor. SM’da bulunan TT, Somera gibi zırvalıkları önemsemediklerini de açık açık dile getirmiş oldu.

      Erdenetler güzel bir aile. Ben de beğeniyorum ve seviyorum. Azer’in, Yamaç’ın önüne geçtiği kanısına ben de katılmıyorum fakat karakterin pasifize edildiği bir gerçek. Bunu da genel bir sorun olarak addediyorum. Sadece Azer genelinde değil tüm karakterler bu duruma maruz kalabiliyor.

      Şu konuda da katılıyorum. O sahnenin yayınlanmama amacı bence de Kemal karakteriyle Azer karakterinin figüran kardeşinin bir tutulmasıydı. Kemal, Çukur’da çok sevdiğim bir karakterdi ekstra olarak oyuncunun vedasına daha da ağırlık verilmeliydi. İkisinin eşit olması anlamsızdı. Koskoca Kemal ve ekstra olarak Uğur Yıldıran özelinde bakarsak hem oyuncuya hem de aksiyon sahnelerinin bel kemiği olmuş bir çalışana veda anlamında da bu sahnenin yayınlanmaması ve Kemal’in cenazesine daha ayrıcalık tanınması en doğru olandı.

      Damla Sönmez’e oyunculuk eleştirisi gelebilir. Kimse bu dünyada eleştirilemez değildir. Eleştiri güzel bir şey. Hakaret ve küfür olmadıkça Damla Sönmez’in oyunculuğu beğenilmeyebilir. Bu çok normal. Karakter karşılaştırılması artık bu dizide yapılmasın istiyorum ben. O var bu niye yok, gibi söylemler sadece diziye zarar veriyor. Azer ve Efsun eşit kalibrede diziye girdiler. İkisinin de acısının gösterilmemesi konusunda fanların yorumları normal. Herkes kendi açısından bakıyor olaylara.

      Efsun ve Nehir karakterlerinin buluşma noktasını ben de anlayamadım. Bu sahne sadece Efsun’a eksi yazdı o kadar. İkisinin senaryoda kesişmesi bile mantıksızdı. Böyle olunca da iki karakter de aynı kalibredeymiş fikri oluştu. Halbuki Efsun, Yamaç olmadan, kendi hikayesi ve bir amacı ile bu diziye giriş yaptı. Fakat Nehir, Yamaç sayesinde diziye giriş yapabilen bir karakterdi. Efsun ve Nehir paralel dünyada anca yan yana gelebilirdi. Ayrıca yaratılan Efsun karakterine çok ters bir hamleydi bu. Efsun karakteri, bizzat Nehir’in yanına gidecek bir karakter değildi. Adamlarını yollayıp bilgi alması en makul olanıydı.

      Sosyal medyaadaki goygoy bitsin diye senaryo yazılmasın bence. Azer-Karaca vakti gelirse evlensin, sırf sussunlar diye değil. 4.sezon bence de son olsun tabii senaryo böyle gidecekse.

      • Aboudiaby

        Tabii ki de Damla Sönmeze oyunculuk eleştirisi gelebilir benim anlatmak istediğim oyunculuk seviyesi olarak Damla Sönmezin çok altında olan oyuncuların fanlarının Damla Sönmeze oyunculuk üzerinden vurması bana komik geliyor.Komik gelen bir diğer mevzu ise Damla Sönmeze yaşı üzerinden vurulması hem de çok çirkin bir şey neymiş Arastan 3yaş büyükmüş o yüzden partner olamazmış.Son yılların en popüler 2 çifti İlker-Burçin ve Barış-Elçin.Burçin İlkerden 4 yaş Elçin Barıştan 2 yaş büyük kimse yaşı üzerinden vurdu mu bu kadınları saçma sapan şeyler.

        • Nur

          Yaş mevzusunu yazanlar iyice çocukmuş yani.

      • Nur

        Somera tam bir zırva!!! Allahaşkına Somera’ya girmek nedir ya!

        • balvin

          Zırvalığın alası hem de. Sevdiğin bir oyuncu için neden durmaksızın tweetler atarsın ki? Oyuncuya bir katkısı da yok. Twitter bunun ölçülebileceği son ortam.

          • Nur

            İşe yaradığına nasıl inanırlar, anlamıyorum.

    • Nur

      Merhaba Abou. Hoş geldin.

      Arık’ın takdimini ben de beğendim. Harada babasından telefon beklerken kendi kendine söyledikleri ilginç geldi. Hikayesini merak ediyorum ve en çok da kimleri öldüreceğini merak ediyorum. Sanki tabanca kullanmayacakmış gibi.. Enteresan ve hoş bir tip.

      Cihangir’in fanları SM’de tabi ki isyan edip isteklerini dile getirecekler. Hakları da var hadleri de. Her dizide fanların yaptığı niye bu dizide konu Cihangir olunca abes oluyor ki? Aras varken Cihangir’in fanları had bilsin isteniyor ama öyle bir dünya yok. Cihangir sevenleriyle geldi diziye. Karşısında Aras varsa var. Demek ki 3 kişi 5 kişi kaç kişilerse Cihangir’i daha çok seviyor ve önde olmasını istiyorlar.
      Ship konusu da aynı. Karısı 3 ay önce katledilen adama 2 kadınla ship yapılıyor biri katliamın finansörü.. orda sorun yok ama Azer-Karaca olunca fazla oluyor?

      4.sezonda zaman atlaması olabilir. Belki bazı karakterler halihazırda ölmüş olur. Sultan’ın öleceğini sanmam zaten rolü çok az ailenin annesi diye tutabilirler.

      • Aboudiaby

        Hoş Buldum.
        Cihangirin fanları tabii ki dizide kalıcı olmasını ister ama kimsenin hadi Cihangiri aşşağı çekelim diye bir düşüncesi oluğunu düşünmüyorum.Bu dizide harcanan tek karakter Azer karekteri olsaydı dediklerine katılırdım bu diziye girip harcanmayan değişim geçirmeyen karekter yok.Azkar sahneleri le ilgili olarak sosyal medyada fanların istedikleri sahneyi yazıyorlar.Kebap sahnesi mesajlaşmalar halka tatlısı yedirmeler bunları ilk twitterda azkarcılar dile getirdi olmayınca horzuma yüklendiler 24.bölümdeki efsun yamaç sahnesinden sonra efyama özenli yazıyorsun bizi geçiştiriyorsun diye isyan çıkardılar.İnsanların azkarı efyamdan daha çok sevmesine kimse birşey diyemez ama ortada bir gerçek var.Damla ile Arasın kimyası aşk sahnelerindeki yetenekleri Cihangir ve Eceden çok daha iyi mesela o burun hareketini Cihangir yapabilir mi horzumun aşk sahnelerini oyunculuk seviyesine göre yazdığı çok açık.Bir diğer mevzu da Efsunun katillik mevzusu son bölümden sonra Yamaç yine linçlendi.Azkarcılar Yamacı Efsun üzerinden vurdu sen yiğenine izin vermiyorsun ama düşmanınlasın diye Efyam ilişkisini yerden yere vurdular.Yamaç da bunu savunuyor zaten düşmanımız ile beraber olma diyor şuan Yamacın Efsun ile bir ilişkisi olduğunu kim biliyor.Bu duyulduğu zaman Yamacın mahalle ve ailedeki itibarı yerle bir olucak efsun ile ilişkisi zarar vericek Yamaca.Mesela Yamacın Efsun ile 22.bölümde ayrıldıktan sonra annesine bağırması tesadüf mü gidip karaca ile konuşup ya bugün gelirsin ya da hiçbir zaman demesi 23.bölümde nehir ile gidip ilgilenmesi de efsun sayesinde 24.bölümde flashback ile gösterildi.Son bölümde Efsun ile kavga ettikten sonra celasun karaca evlilik kararı vermesi tesadüf mü efsun ile ne zaman kötü ayrılsa hatalı kararlar verecek.Efsun Yamaç ilişkisinin Meliha İdirsi ilişkisi olduğu da çok açık İdris bir sahnede Melihaya sen dağıttın beni diyordu Efsun da Yamacı dağıtıcak ama ben Yamacın Efsundan vazgeçeceğini düşünmüyorum

        • baiano

          Hoş geldin Abou,

          Sana kesinlikle ve kesinlikle katılıyorum. Şu cümle o kadar doğru ki..

          “Horzum, aşk sahnelerini oyuncuların seviyesine göre yazıyor.” Çok doğru söylüyorsun burada. Cihangir Ceyhan, aşk rolü konusunda bir ilki yaşıyor. Daha önce bir aşk rolü oynamamış bir oyuncu aynı şekilde Ece de öyle. İkisinin ilk deneyimi ve ikili sarılırken bile bu işte ne kadar toy olduklarını kanıtlıyorlar. Şimdi bunlara böyle yüksek sahneler vermek mantıklı değil. Ayrıca ikili çok göz önündeler. Bu da onları kasıyor olabilir. Kasıldıkları kesin bir gerçek fakat hem ilk defa bir aşk ve partner şeklinde oynuyorlar. Ve buradaki sorunun Cihangir olduğunu düşünüyorum. Ece çünkü Kubilay ile bu kadar sırıtmamıştı. Hatta çok da rahat kaldırmıştı bunu. Cihangir ve Ece’nin iyi oynaması için gerçekte de yakın bir arkadaş olmalarına gerek yok. Aynı Aras ve Damla gibi. Aras ve Damla gerçek hayatta çok yakın arkadaş değiller ama ikili üstüne kata kata ilerliyorlar. Aralarında anlaşabiliyorlar. Damla Sönmez’in geçen açıklaması da vardı bunun hakkında bir programda. 3 hafta önceydi galiba. “Aras çok iyi bir oyuncu. O pastayı tamamlıyor sen de üstüne bir çilek koyuyorsun. Böyle paslaşa paslaşa üst üste getirerek devam ediyoruz” tarzı şeyler söylemişti.

          ÇukurEvde bölümünde de gelen bir soruda aynı şey olmuştu. Aras ve Damla, senaryonun da ötesinde oynuyorlar. Bunu Horzum da söyledi, oyuncular da itiraf etmişti. “Saçın çok güzel olmuş” repliği doğaçlamaymış veya Aliço kulübesindeki sahnede de bir doğaçlama yapmış iki oyuncu. Bazı hareketler yine senaryo dışı bunu da Gökhan Hoca övmüştü. Sizin aranızdaki sekans ben yazmadan da oluyor, senaryoda yazarken bu kadarını beklememiştim demişti.

          İşte fanların kızıştığı durum bu. Efsun ve Yamaç arasındaki bu kimya, oyuncu klasmanı ve deneyim farkı ortaya çıkıyor. Ece ve Cihangir’in sahnelerinin kötü olmasının asıl sebebi oyuncular. İkisi hala tam partner değil. Bu çook açık ve net. Senaryo her ne kadar kötü olursa olsun oyuncular orada parlayamıyor. Horzum da bunun farkında ve ona göre sahneler yazıyor. Evet bir ayrımcılık var ama bu “öne geçme” mevzusu değil. Klasman durumu.

          • Aboudiaby

            Benim de anlamadığım bir nokta bu Ece ve Cihangiri Damla ile Arastan daha çok sevebilirler buna kimse birşey diyemez aşk sahnelerini Damla ile Arastan daha iyi oynayabileceklerini iddia etmeleri bunun için kavga çıkarmaları garip olan.Özellikle bu sene ki 24.bölümde Damla ile Arasın sahnesi ikisinin arasında ki uyumun en yukarı çıktığı sahneden sonra azkarcıların bir anda çıldırmasını garipsedim.Azkarı seven biri olsam asla böyle bir kıyasa girmem en çok Cihangir ve Eceye zarar verir bu kıyas dediğin gibi ikisinin de ilk partnerlikleri o yüzden çok eleştirmek istemiyorum ama bazı tweet ve yorumları görünce şok oluyorum.

          • Nur

            Azer- Karaca sahnelerini kim yazıyorsa basit yazıyor. Halka tatlısı hikayesini Cihangir yazmış bile olabilir:)

          • baiano

            İyi güldüm 🙂 Ben fandomların tagında da geziyorum ara sıra. Ben de başta çok dalga geçtim halka tatlısı ile. Fakat Azer’in halka tatlısı çaldığını anlattığı bir sahne var Karaca’ya. Aslında orada halkı tatlısı yerine Karaca’yı koyarsak bildiğin gönderme olduğunu görüyoruz. Hoca yine de ince bir şeyler yazmaya çalışıyor çifte. Mesela Azer, halka tatlısına bakıyormuş, canı çekiyormuş ama kafasını çeviriyormuş falan. Sahne tam aklımda değil ama hocanın ufak da olsa jestleri var. Fakat işte oyuncuların ikili reaksiyonları zayıf kalıyor. Onun için alamıyoruz o enerjiyi ikisinden de. Sev ya da sevme Efsun ve Yamaç da o var işte. Oyuncular, senaryoda yazmayan şeyi bile aralarında anlaşarak devam ettiriyorlar. Bu konuda “geri plana atma” var ve sonuna kadar haklı bir geri plana atma olayı bu.

          • Nur

            Yok Baiono’cum, kimsenin onlara jest falan yaptığını sanmıyorum. Onlar 2 parya, birine replik yazılsa diğerine yok. Fanlar Azer havada sinek avlasa detay bulup Kara sinek avladı yani Karacayı avladı diye yorum yapacaklar.

          • baiano

            Valla benim için daha iyi :)) kusura bakmasınlar

          • Nur

            Öyle ama mesela birine aşk yazılıyorsa bir plan içinde yazılsın istiyorum. Devamlılık olmayınca bende kafamda birleştiremiyorum bu kez dizi izleme hevesim azalıyor. Hepsi için geçerli bu. Sevmediğim br hikaye veya çift içinde aynı, tamam ben sevmeyeyim ama ne olduğunu anlayayım. Bu sezon azkar, efyam, nehyam; ne oldukları belli değil. Songül’ü aşk diye sokuyorlarsa sırf bir sahne için kullandık bitti olmasın. Devamı gelmeyince Akın dağılıyor kafamda bu kez. E aşıkmış bi gitti konuştu bitti mi yani gibi oluyor karakter yapaylaşıyor.

          • baiano

            Orada haklısın. Yani devamlılık olması lazım. Belli kesime hitap eden sahneleri ben de sevemiyorum. Çifti shipleyenler dışında devamlılığı anlayan yok. Çifti anlamak için dönüp sahnelerini izlemek zorunda kalmayalım, “son görüşmelerinde ne olmuştu?” diye bakıp kalıyoruz. Fakat sen bir azkar sever olarak bu durum senin hevesin azalmış olabilir. Şuan taglarda gördüğüm kadarıyla efyamcılar baya keyifli. nehyamcılar gariplerimin çifti yok. azkar’cılar hepten kaybetmiş. Senaryosu gerçekten çok zayıf kabul ediyorum. Haklarını savunmak isterim fakat oyuncuların performansı etkiliyor ve geri çekilmemi sağlıyor.

          • Nur

            Nehir ve Yamaç ilişkisi jinekoloji odasında bitti. Yamaç babamın vasiyeti için dedi ya orada tutarlı Nehir karakteri olsaydı Yamaç’a s#@$/ lan vs vs derdi. Bu aşkı o olaydan sonra savunan genç kızlar durumun aşağılayıcılığını kavrayamıyor. Yazan da kendi seviyesinde yazmış güya Efsun kapısı bırakıyor Zaten sonra köşke gitmesi falan iyice tuz biber ekti. Ben asla Nehir ve Yamaç’ı yan yana görmek istemiyorum. Köşkteki Sahnelerinde başımı çevirmiştim. Yamaç, Efsun’la olsun Nehir’den uzak dursun.

          • baiano

            En saçması jinekoloji odasında olan değildi. Nehir’in sevişmeden önce ilkinde “sorumluluk almıyorum” deyip ikincisinde “pişman olmayacağımız şeyler yapalım” diyerek sorumluluk almama konusunun altını defalarca çizmişken, hamile kalınca da tüm sorumluluğu yamaça bırakmasıydı. Nehir burada suçlu olan bence. Yamaç suçsuz demiyorum ama bu hale getirten de Nehir. Karnında bir bebek var. Başta kurduğu cümle “sevmeyen adamın çocugunu doğurmam” iken sonra “ben sana razıyım” oldu. bebeği doğurayım mı fikrini yamaçın isteğine bırakması karaktere olan gıcıklığımı arttırdı. bencillikleriyle gıcık olmuştum, iyice ayar oldum.

          • Nur

            O konuşmalar falan tolere edilir. İlişkilerde gerçek hayatta da oluyor. Saçma sapan sözler hoşlanmasam bile sorun değildi benim için. Kluba gidip Nehir’in ağzı kanlı öpüşmeleri de kötü br sahneydi ama onu da çok kaale almadım. Jinekoloji odasındaki sözlerin oluru yok. Empati yapmaya çalış, kendini oraya koy, kızını, kız kardeşini.. Olacak bir şey değil.. Bu dizi bu sığlıktan bu hale geldi. Adamı odaya sokup o lafı ettiriyorsan kadının kabülüne ikna edilmemiz lazımdı. Sahne yazdım oldu.. Olmamıştı işte.

          • baiano

            Peki sevip sevmeme durumundaki sözler tolere edilebilir. Fakat…. Bebeğin doğup doğmama konusunu babaya bırakmak…. Annelik vicdanı? Baba hadi şerefsizin önünde gideni olsa bile… Yamaç’ın orada istememe nedeni bebeğe gelecek zarar. Nehir’in sırf Yamaç istemedi diye gidip sedyeye yatması… tolere edilecek türden değil. Bence karakter orada kendini bitirdi. Eğer o sedyeye yatmadan bu sahne yazılsaydı yani Yamaç yoldan dönüp jinekoloji odasına değil de Nehir’in evine gitseydi okeydim. Başlangıçtaki Nehir’in tutumu çok kötü… Yamaç’ı bir nebze haklı gördüm burada. kaybetme korkusu üzerinden.

          • Nur

            Her şey o kadar çelişkili ve tutarsız işlendi.ki..

            Yamaç düşmanın kucağından inmiyor ama güvenlikten korkuyor.
            Kanunsuz bir aile kanunsuzca mahalle idare ediyorlar o mahallede 15 bin kişiyi koruyorlar mahallenin güvenliğini sağlıyor Mahsun’un annesi güvenlik için mahalleye yerleştiriliyor ama bebeğin güvenliği sorunlu.
            Köşkte İdris Bebe var kadınlar var onlar korunuyor Yamaç kendi bebeğini koruyamamaktan korkuyor. Zaten bebeğinin güvenliğini sağlamaktan acizse ne demeye mahallenin babası? O mahalledeki bebeklerin güvenliğini sağlayacak kadar yetkinse niye kendi bebeğine aciz kalıyor.? Bir ton çelişki.

            Nehir gördüğü rüyanın peşine düştü Yamaç’a aşık mı belli değil ama deli gibi bebek hayaline tutuldu bir konuşmada vazgeçiyor.
            Öylesine tutkuyla bebek isteyen kadın, kendi ayakları üzerinde duruyor, maddi yeterliliği var, işsiz, yalnız, kimseyi takmayan kadın adamı takar mı ya?
            Yamaç gibi bir milyar adamdan vazgeçer bebekten vazgeçmez.

            Bir tuhaf durumlar, anlaşılmaz ruh halleri bir bölüm önceki karakterin tam tersi.. En uç olanı yorumluyorum öncesi zaten karman çorman.
            Nehir’in hamilelik testini neden ilk Efsun görür belli değil ( bu da şu an aklıma geldi:))

          • baiano

            Yamaç’ın korumacı tavrını çelişki değil de karakterin geçmişteki yaşadığı kayıpların travması olarak görüyorum. Mesela Efsun’a olan aşırı tavrı da aşkından yanıp tutuştuğundan değil onu kaybetme korkusunun verdiği reaksiyonlar bunlar. Mesela adliye önünde abileri çıkacağı zaman, evin kadınları bahçedeyken ki haline bakarsak çok açık bir şekilde bir korkusu var. Çok büyük bir travması var Yamaç’ın. Hoca da bunu bilerek yazıyor bence. Yamaç konusundaki ince bir çizgi bu.

            İşte o deli gibi bebek isteyen kadının o eve girmeye razı olması, sedyeye yatması onun pasifleştirildiğini, ötekileştirildiğini kanıtlıyor bize.

            En çok anlamadığım nokta zaten Efsun-Nehir buluşmaları. Hadi buluşmaları geçiyorum anlamıyorum yine de fakat hamileliği neden Efsun’la öğrendirirsin ki? Ne alaka yani. Bir de şuna dikkat çektim. Nehir’in bütün sahnelerinde hep biri var. Yani kadının tek başına sahnesi yok. Tek başına dizide varolamıyor karakter. Ya Yamaç, ya Aliço, ya Efsun, ya Karaca… Tek başına gösterilen tek bir yer var. O da Yamaç bebeği istemeyince 30 snlik bir süreçte aynaya bakıyor. Karakterin hamile olduğu anı göremiyoruz. Efsun ile öğreniyoruz. Karakter tek başına dizide yok, var olmuyor. Hazal’a mı güvenemiyor yoksa karakteri fazla göze sokarsam, asıl yazacağım çifti gölgelerim mi diyor bilemedim.

          • Nur

            Hazal’ı beğeniyor ve başarılı buluyorum. Yalnız sahnelerinin olmaması konusunu anlayamadım.
            Mesela deniz kenarında bir bankta tek başına oturamayacağı mı düşünülüyor? Banktan düşer mi, ne olur?

            Yamaç’ın travması köşke girene kadardı. Köşke girdi bitti.

            Yamaç, Efsun’la babası konusunda gayet rahat yüzleşmişti. Ne travması, hangi travma? Çifte orada kahkahaların yazılmaması bir eksiklikti.

            İntikam Yücel, Seyhan ve Timsah’tan alındı, Öldüler.
            İntikam işi tamam.
            Seyhan’a bedel ödetilmesi de Yamaç’a iyi gelmediyse yapacak bir şey yok. Hayat devam ediyor Efsun’la aşkını yaşıycak tabi ki.

            İntikam alındı. Tick
            Hayatının aşkını buldu, görüşüyor, sevişiyor. Tick.
            Babasının torun vasiyeti yerine geliyor. Tick.

            Bebeğin annesiyle beraber yaşamak zorunda değil. Karı- Koca olmak zorunda hiç değil! Nehir kendi evine gider.
            Köşke gelmesini hepimiz yadırgamadık mı?
            Yamaç’ın tek yapacağı bebek doğunca nüfusuna geçirmek. Nehir’le ebeğin bakımı paylaşılır.

            Köşk güveni değil ki. Yol geçen hanı. Mahalle dersen dakka başı çatışma.

            Yamaç ve Efsun şu an dahi evlenebilirler. Hiçbir engelleri yok. Hatta evlenip İdris Babanın öldüğü kaseti ara ara izleyip geçmişi yad ederler.
            Yamaç’ın telefonunda Sena’nın son mesajı vardı. İzleyip ölümüne sebep olanlara teşekkür ederler.
            Sena ölmese kavuşamazlardı. Aşklarına engel yaşasa Sena olacaktı. Yücel bir güzel boğdu ve aradan çıktı. Akvaryum parası falan Efsun’dan ama Efsun nerden bilsindi.

            Yamaç halihazırda bunları hazmetmişti zaten.
            Efsun’la gayet mutlu.
            Seviyor, seviliyor. Sevişiyorlar.

            Efsun’un kucağında uyuyor. Görünce mutlu görmeyince huzursuz oluyor.
            Travma yok ki. Trip ile travmayı karıştırmayalım.

            Nehir, Yamaç, Efsun kimseye hesap vermek zorunda olmayan bağımsız kişiler.
            Yamaç’ın Nehir’den korkusu yok, çekincesi yok, Nehir’e borcu yok, verdiği bir söz yok. Nehir köşke muhtaç değil.

            Efyam’ın büyük aşk olması için Nehir kartı geçersiz.

            Nehir, Çağatay belki Arık.. Bunların tamamı eften püften engeller. Hçbiri kavuşmayı imkansız yapmıyor. Efyam gayet imkanlı bir aşk.
            Yamaç ve Efsun’un köşkün kapısından beraber girmeleri için bir gram engel yok.
            Beraber ayrı evde yaşamaları için engel yok.
            İkisi de gayet birbirlerini tamamlayan ruh eşleri. Koçovalılar, Efsun’u dünden onaylar. Onay müessesi bizzat Yamaç zaten.

            Efyam evlensin.

          • baiano

            Benim bildiğim kadarıyla Yamaç’ın kafasında Seyhan şıkkı yoktu. Seyhan hesapta değildi.

            Yamaç intikam olarak aldığı şey içini rahatlattırmadı. Hatta bunu hoca açık açık yazdı. 3.sezon 6.Bölüm’de Sultan ile karşılaşınca, köşke giremedi. Efsun’u aradı, cevap alamadı ardından tımarhaneye gitti Yücel’in yanına. “Sizden böyle intikam alırsam rahatlarım sandım, ama olmuyor o…. ” diye devam etti. Diyelim ki içi rahatladı yine de bu durum travmayı bitirse bile “kaybetme korkusu” durumunu bitirmez. İntikam ayrı kaybetme korkusu ayrı. Siyah zarf travması hiçbir zaman bitmez.

            Nehir’i eve alma durumunu hoca “ya bebeğe bir zarar gelirse?” olarak yazdı. Nehir dediğimiz gibi eninde sonunda o eve girecekti zaten? Ha giriş şekli mantıksızdı, çelişkiliydi. Takılmıyorum artık buna. Çünkü bu mantıksızlık ve çelişki durumu bir hayli çoğaldı. Artık gerçek hayattan bağını kopardı Çukur. En azından bir dünyası vardı doğru ama gerçek hayatımızla da bir bağı az da olsa bulunuyordu artık o da yok.

            Her fırsatta “düşmanının koynunda” kısmını da garipsemiyorum. Azer ve Karaca tavla oynuyor. Karaca “dedem öğretti” diyor. Komikliğe bakar mısınız? Karşındaki adam kim yani dedem öğretti diye böbürleniyorsun. Yamaç ve Efsun da aynı şekilde. Bu konuya neden fazla takıldığını bilmiyorum Nur. Hem Azer ve Karaca’yı da sevdiğini belirtiyorsun. Aynı durum orada da olduğu için neden eleştirdiğini anlamadım. Evet, olmamalıydı. Hepsine acı çektirilmeliydi fakat olmadı. Hepsi yumuşatıldı.

            Tek sorunumuz Efsun değil yani. Mahsun gibi koca bir neden var. Hatırlarsan bu Mahsun halı saha ortasında yaşlı bir amcamızın boyunu kırdı. Nedret, Acar, Paşa’yı katletti. Aileyi parçaladı. Akşın delirdi, yüzü yaralandı. Sultan Ana felç geçirdi. Dahası var yani. Şuan el bebek gül bebek gidiyorlar temiz temiz. Sena konusunda yaptığı pislikler ortada. Sena’ya dolaylı yoldan ölüme yollayan o. Sapık gibi davranan o. Deren’e işkence uygulayan o. Say say biter mi? Bitmez. Yamaç’ın normalde Sena aklına gelerek gördüğü an kafasına sıkması lazım. Fakat aileye giriş bile yapacak. Onun zemini hazırlanıyor. Fazla etiklik aramayalım bence. Benim görüşüm Efsun, bilerek yapmamış bunu. Yani Akşın ve Sena olaylarından habersiz. Azer’in Kemal ve kadınları kaçırma girişimi, Cumali ve Yamaç’a kalleşçe saldırma biçimi ile yine Efsun, Azer’den geride kalıyor. Efsun ve Azer İdris Baba ölümünde buluşuyorlar sadece. Mahsun gibilerinin yanında daha hafif kalıyor. Fakat benim ana görüşüm hepsinin acı çekmesi, öldürülmesiydi. Bunlar es geçilince sadece Efsun’a focuslanmamak gerek. Sadece Efsun üzerinden iğnemele yapıp diğerlerini es geçmek anlamsız.

            Nehir kartı geçersiz doğru. Nehir’in Yamaç’ın evinde bebek ile kalması geçerli.

            Yamaç ve Efsun’un köşkten girmeleri imkansız. Yamaç girer de Efsun girmez. Karakter kimseye bağlı değil. Kimseye muhtaç değil. Yamaç’sız da durabilir, Çağatay’sız da Arık’sız da. Bu karakter böyle yaratılmış. O köşke girmesi ihtiyaç değil. Karakterin tüm yaratılışına ters. Nehir’in o evde olması karakteri başından inkar etmek olmuyor. Belli başlı yerlerde “Evet Nehir o köşke girebilecek kapasitede” şeklinde açıklayabilirsin. Fakat Efsun’u başından beridir ki tutumu ile asla Sultan’ın boyunduruğu altına girebilecek bir karakter olarak açıklarsan karakteri silmiş olursun. Sadece karakteri değil soyunu, zenginliğini yok sayarsın. Efsun’un babaanne faktörünü de aynı şekilde.

            Koçovalılar evet dünden onaylar. Herkesi onayladıkları gibi. Mahsun’u ve Azer’i de onaylayacakları gibi. Yarın öbür gün midesi yıkanmış şekilde Emrah çıkagelse “affettik olum gel otur soframıza ” derler. Böyle de “AİLE HER ŞEYDİR” (!!) mottomuzu uygularız.

            Efsun-Yamaç evlenmesin ve evlenmez bence.

          • baiano

            Nur 🙂 fanları kızdırmışsın galiba :))

          • Nur

            :))
            Vallahi aşka karşı değilim, üçgen, dörtgen.. izlerim. Efsun-
            Yamaç aşkı olabilirdi. Bu blogda Sena öldükten sonra Yamaç’a partner gelmesini savundum.
            İşleyiş yanlış.

          • Nur

            Seyhan’ın ölümü dizinin en alt metninde kodlara dayalı bir ölümdü. Dizi o kodları ilk iki sezon kullandı bu sezonun başlarında da vardı ama sonra senaryo kabuk değiştirdi.
            Seyhan bir simgeydi. Azer’i öldürecek gücü yoktu. Seyhan’ı öldürerek zayıflattı aileyi göç ettirdi.
            Şayet intikam kısasa kısas olsaydı; İki tane birinci derecede kan bağı olan kişi, baba- oğul ya da denk abi- kardeş olmalıydı.
            Azer’in 4 erkek kardeşi vardı hepsi düğündeydi. Azer ve bir kardeşi ya da Azer’in iki kardeşi karşı karşıya olmalıydı. Denklik buydu. Damat bir Kurtuluş değildi ve bir Kurtuluş’un karşısında seçilmeme şansı sıfırdı. Damatın seçilme nedeni de Seyhan’dı.

            Ne efyam ne de azkar, asla ve asla böyle olmamalıydı. Aşka karşı değilim işlenişine karşıyım hele de Azkar, ne hesaplaşma ne yüzleşme.. Karaca haftalarca Kurtuluşlar’da kaldı ölenlerin konusu açılmadı. Çok eksik ve yanlış işlendiler zaten son bölümlere doğru umudum kesilmişti. Sığ, basit geçiştirme sahneler.. Başka bir şey yazılmaz zaten. Hoca boşlamış. Karaca nasıl olur da dedesini niye öldürdüğünü sormaz? Çukur dövmesi yaptırmıştı güya!!
            Destekledim çift yok. Azkar’ı önceden destekledim ama beklediğim gibi olmadı. Vazgeçtim onlardan da.

            Mahsun, Karakuzu olarak sevilmişti. Şu anda dizide Mahsun yok. Berkay Ateş var. Berkay mimikleri dahi oturtamıyor zira Karakuzu falan değil. Ne idüğü belirsiz bir tip.

            Efyam’ın engelinin bizzat Efsun olduğunu söylemişsin. Doğru. Bence de asla Nehir falan değil.

          • Aboudiaby

            Efsunun asla çukura gireceğini düşünmüyorum belki finalde zaman atlamasında görebiliriz bu durumu Efsuna çok sempatik bakmıyorsunuz ama dizide her karekter Çağataya el pençe dururken tek gider yapan karekter Efsundu.Efsun Yamacı sabahtan akşama kadar evde bekleyip koçovalılarla zaman öldürecek bir kadın değil Sena ve Nehir Yamaca muhtaçlardı burada ise tam tersi Yamaç muhtaç Efsuna son bölümde ki çıldırması da bu yüzdendi Yamacın ilişkilerinde her zaman gelgitler olucak.Efsun ve Yamacın evleneceğini de düşünmüyorum

          • Nur

            Efsun bildiğim kadarıyla vasıfsız, işsiz, güçsüz biri. .
            Mirasyedi.

            Efsun’un bir işi bir vasfı var mu?

            Sabahtan akşama kadar evde yatıyor:) Hatta hep yatar pozisyonda gördüğüm için burda hasta diye bile yazmıştım:)

            Efsun babasının parasını kerizlene kerizlene yediren bir tip. Yücel’e, Azer’e, İstanbul Konseyindeki ite kopuğa ne için altınları saçıyordu. Saçtı ve karşılığında eline ne geçti?

            En son altınlar çalındı da Çağatay geri almadı mı?
            Adamlarını organize edip Çukur’u basıp alsaydı altınlarını.

            Çağatay’ın karşısında el pençe duran Azer, Efsun’a rest çekmedi mi?
            Yamaç altınları istediğinde alay etmedi mi?
            Çağatay yalısında kalması dayattı ve o da gidip kalmadı mı?
            Çağatay’ı sevmezken Çağatay öpmedi mi?
            Makbule arabasına sahte saldırı düzenletip kandırmadı mı?
            Yücel kendi intikamı için Efsun’u kullanmadı mı?

            Nehir ne için muhtaçtı Yamaç’a?
            Aç mıydı, açıkta mıydı?
            Bütün ailesi katledilmiş kız kimseden korkmadan yalnız başına yaşıyordu. Başına saldırı Yamaç kendi düşmanları bebeği öğrenip öldürür diye Nehir’i götürdü köşke. Bütün ailesi katledilmiş kız korumasız falan yaşıyordu. Kapıda korumaları olanlar belli. Nehir’in yoktu.

            Sena, Yamaç’la aç bilaç tanışmıştı ama ailesinin durumu gayet iyiydi. Onların parasını kullanmıyordu. Kendi başına yaşamaya çalışıyordu. Efsun babasının parasını kullanıyor Sena istemiyordu, o kadar.

          • Aboudiaby

            Size göre dizilerde zengin olmak bir güçsüzlük göstergesi galiba .Efsun babasını sıradan bir iş adamı zannediyor sonra babasının öldüğünü öğreniyor.Efsun bir sahnede Yücele babamın tek güvendiği adam sendin diyor ve Yüceli çocukluktan beri tanıyor bu adam gelip baban çukuru almak isterken koçovalılar tarafından öldürürdüğünü söylüyor ne düşünürdünüz ve babasının yarım kalan işini tamamlamak için para istiyor.Efsunun yerinde hangimiz olsak Yücele parayı verirdi bu konuda Efsuna bu kadar sallanılmasını bir türlü anlamadım.Efsunun sadece İdrisin ölümünden haberi var diğer ölümler ile ilgisi yok.İdrisin ölümünde Azer Yücel Akın ve Timsahın daha çok parmağı var ama bunlar unutulup İdrisin ölümünü sadece Efsuna yıkmak doğru mu.Efsun zaten Yamaç ile tanıştıktan sonra vazgeçiyor intikamdan sadece araba saldırısı ve nehir ile yamacı gördükten sonra intikama devam ediyor buda babasının intikamı için değil Yamaca olan aşkından dolayı.Azer Efsundan para alan insan aynı klasmanda bile değiller.Yamaç Efsunun Azere para gönderdiğindiğini öğrendikten sonra Efsunun altınlarını çalıyor.Efsun Altınları kendi için istemiyor ki erdenetlerin ne kadar tehlikleli olduğunu bildiği için yamacı uyarmaya geliyor.Çağatayın yanına gitmesi de şüphelenmesin diye.Çağatay da Efsunu zorla öpüyor orda tepki vermemesinin nedeni de Yamaç öptükten sonra Makbuleyi arıyarak temelli geleceğinden söylüyor.Yamaca da seni burada görse öldürecek olan birisi var diyor.Çağataya hep Yamaca zarar gelmemesi için katlandı Efsun.Nehir Yamaca ben sana razıyım diyen bir insan ve siz bu karektere Yamaca muhtaç değil diyorsunuz bir karekter yamaca daha ne değsin muhtaç olduğunu söylememiz için.Senanın da bir ailesi yoktu Yamaca o anlamda muhtaçtı ve yamaca hep zorluk çıkartıyordu.Yamaç Efsuna önce uyumak için muhtaçtı.Ayrıldıktan 1gün sonra Efsunun kapısını kırdı maalesef Yamaç Efsuna muhtaç.Bence Efsunun aşkı Yamacın aşkından daha büyük ama Efsun Yamaca muhtaç olmaz hiçbir zaman.Yamaçta bu kadar kayıp vermeseydi muhtaç olmazdı.

          • Mervepus

            Kesinlikle hepsi doğru. Özellikle 24.bölümde babanesine temelli geleceğini söylediği zaman şaşırmıştım. O kadar sevmesine rağmen çatçat diye karar verdi hemen temelli gitmeye. Bu bile aslında Efsunun karakterini anlamamız için bir olay. Ben bile izlerken kızım bir otur iyice düşün dedim ama yamaç çağataya kıskançlığından temelli kısmını duymadı heralde.

          • Nur

            Valla Efsun yazmaktan bıktım:)

            İçim dışım Efsun, Yamaç oldu. İkisinden de zerre kadar haz etmiyorum. Tam birbirlerinin dengi. Birbirleriyle sahnesi çok olsun kalanlar bana yeter.
            Zaten anladığım kadarıyla izleyici onları istiyor. Reytinglere yansır nasıl olsa.

          • elzem

            Selamlar,

            Yorumunuzu görünce cevap vermek istedim.

            Efsun ve Çağatay konusunda, Efsun’un kişisel olarak Çağatay’dan korktuğunu düşünmüyorum. Efsun’un Çağatay konusunda endişesi Yamaç yüzündendi kendi için değil. Çünkü Efsun, Çağatay’a, Yamaç için sokuldu. O durumun kronolojisi şöyleydi:

            Efsun ve Yamaç kapının önündedir. Yamaç kapıya yönelir fakat kapı çalar. Gelen Çağatay.
            Yamaç alelacele banyonun camından kaçar.
            Efsun kapıyı açınca tedirgin olur.
            Çağatay bu durumdan şüphelenir.
            Evdeki ilaçları görünce evde biri olduğunu düşünür.
            Banyoyu kullanmak istediğini söyler.
            Banyonun camının açık olduğunu görür.
            İyice şüphesi artar. Efsun’u sorgular.
            Efsun garip tavırlar sergiler. Silah sesleri duyulunca iyice saçmalar.
            Sonra Efsun, Yamaç’tan emin olunca çok rahat tavırlar sergiler.
            Çağatay iyice şüphelenir ve “Az önce çok tedirgindin, ne oldu?” diye şüphesini belirtir.
            Efsun’u evine götürmek ister. Efsun da şüpheleri çekmemek için bunu kabul eder.
            ————-
            Ardından Yamaç, Efsun’u arar, eve dönmesini ister.
            Çağatay buna zar zor ikna olur.
            Sonra Efsun’a “Bir süre seninle ilgilenmeyeceğim. Artık ben değil sen geleceksin. Karar senin, bir seçim yap” der.
            Efsun da tamam deyip eve döner.
            Yamaç gelir, Nehir olayından bahseder. İkili ayrılır.
            Efsun sabah uyandığında bunun acısıyla Çağatay’ı arar ve “Kararımı verdim.” der.
            Çağatay’la buluşur, yemek yerler.
            Aklı o kadar Yamaç’tadır ki vejetaryen Efsun “bonfile yer misin” sorusuna “evet” yanıtını verir.
            Yemeğe hiç dokunmaz, Çağatay “geceye beraber devam edelim” diyerek imada bulunur.
            Efsun, kabul etmez eve gitmek istediğini söyler.
            Çağatay yine şüphelenir. “Kararını vererek geldin buraya biliyorsun.” der fakat zorlamaz.
            Ardından ona hediye verir ve boynundan öper. Efsun yine karşı koyamaz. (yani korkudan değil)
            Yamaç da aynı teselliyi Nehir’de arar. Saçlarını okşar fakat dayanamaz ve Efsun’un kapısını kırar.
            ————–
            23.Bölüm’de Çağatay, Efsun’un evine gelir. Seçim yaptığı için Efsun’un üzerine gider.
            Efsun, Çağatay’a karşı hislerini az da olsa açık eder. Ona sert yapar.
            Çağatay kolunu sıkar ve onu öper. Efsun ise Çağatay’ın şüphesini çekmemek için öpücüğü reddetmez
            Ardından Efsun, Makbule’yi arar ve temelli döneceğini söyler. Buradaki sebep Çağatay’dan korkması değildir. Yamaç’ın hayatını zora sokmamak içindir. Sahnenin devamında da bunu Yamaç’a açıklar.
            “Seni burada görse öldürecek biri var.” diyerek.
            ————————————-

            Yani Efsun’un Çağatay korkusu kişisel değil. Tamamen Yamaç’tan dolayı.
            Bence temel sorun şu, kafanızda Efsun karakterini “intikam alıcı, vamp ve herkesi elnide oynatan” bir kadın olarak kurgulamışsınız. Hatta bu kurguyu dizi başlamadan yapmışsınız ve kendinizi buna inandırmışsınız. Oysaki Horzum, karakterin 2.bölüm itibariyle bu işleri bilmediğini, hiçbir şeyden haberi olmadığını, babasını tanımadığını ve Yamaç’la aşk yaşayıp taraf değiştireceğini bize anlattı. Dizimize bir düşman olarak katılmamıştı Efsun. Çatıdaki 4lü kurguda sadece bu paralar nerden geliyor sorusunun cevabıydı. Bir akıl vermişliği bile yok çatıda. Fikir sunmuşluğu yok. Siz yapın kolay gelsin deyip gidiyor. Kafanızdaki karakter olsa orada daha farklı bir açılış yazılırdı Efsun’a.

            Efsun, babasını düzgün, işinde bir adam sanıyor. Bir para mevzusu yüzünden Koçovalılar tarafından öldürüldüğünü düşünüyor. Karakter, babasından uzakta büyümüş, düzgün tanıyamamış. Babası onu herkesten saklamış. Sadece Yücel’i, Efsun ile tanıştırmış adamları arasından. Efsun, herkesten her şeyden saklanarak, babasının elbet bir gün döneceği ona anlatılarak büyümüş. Bir kız çocuğu babasını bekleyerek hayatını geçirmiş. Babası ise ona sadece Yücel adlı bir adamla varlığını hissettirmiş.

            Şimdi yıllar sonra Yücel adlı adamın Efsun’a gelip bir para uğruna, temiz, namuslu iş adamı babasını Koçovalılar’ın öldürdüğünü söyleyip, babanın çok sevdiği yarım kalan bir işi vardı. Onu tamamlayalım ve bunlardan intikam alalım fikriyle gelmesine karşı koymasını hatta araştırmasını beklemiyoruz. Evet araştırması gerekebilir ama babasının yıllar boyu tek değer verdiği varlığı emanet ettiği adama güvenmesi dışında şansı yok. Burada Efsun, safoz bir tutum sergiliyor ama çok mantıklı bir açıklaması var.

            Altın konusunda Efsun, altınlara geri sahip olmak için değil, Erdenetler’in musallatından dolayı Yamaç’ın yanına gitti. Onu uyardı, “altınları bana geri ver” derken, “o altınlar benim” demek için değil, “Erdenetler seni mahvedecek” demek için gelmişti.

            Makbule, Efsun’un şekillenmesinde en büyük etken. Efsun ile Makbule’nin sahnelerini izlerseniz, Efsun, Makbule tarafından belirli koşullu rollere sokularak büyütülmüş. Aksine Efsun’un babaannesi tarafından ciddi şekilde manipüle edildiğini düşünüyorum ben. Efsun soğuk kadın “rolü” yapıyor, Efsun sinsi kadın “rolü” yapıyor, Efsun muhatap olduğu insanlara yani Çağatay Azer Yücel Timsah Akın gibi “karanlık” tiplere karşı rol kesiyor, çünkü babaannesi böyle olmasını istiyor ondan, bizzat ağzından duyduk “çocuk gibi mızmızlanma, sana güvenmekle hata mı ettim, ne kadar saf olduğunu unutmuşum, toparlan hemen” tarzı repliklerle. Babaannesi ile ikili sahnelerini bir izlemek bile yeterli bunu görmek için. Babaannesinin karşısında küçük bir kıza dönüşüyor, ona yaranmak, hatta bazen de onu kızdırmamak için çaba sarf ediyor.

            Nehir konusunda da Nehir’in ailesi mi katliama uğramış? Ben dizide böyle bir şey duymadım. Böyle bir senaryo mu geçti? Nehir hakkında bir şey bilemiyoruz ama karakterin geldiği son durum yani “Beni sevme ihtimalin var mı?” demişti en son. Gayet de Yamaç’a muhtaç hale gelmişti. Önceki karakter, genel olarak Yamaç’ın yanına takıntılı bir tavırda rüya için geliyordu. Bu rüya yüzünden muhtaç hale geldi karakter bence. Bu rüya olayı ortada olmasa zaten ikisi keşiebilecek iki karakter değildi.

            Sena ile kıyaslamamız da hata. Sena’nın ailesinden kaçma nedeni, üvey abisinin sadist hareketleri ve psikolojik baskısı, annesinin küçüklükteki tavırları, ki Emrah karakteri kızı 3.kattan aşağıya atıp bacağının kırılmasını sağlamış, sonra eve getirip “sakın ağlamayacaksın” tarzında hareketlerde bulunmuş. Karakter aileden bir kere nefret ediyor, onları yok sayıyor. Çook farklı bir örnek. Sena tabii ki babasının parasını istemeyecek. İki farklı durumu aynı kefeye koyamayız.

          • Nur

            Merhaba Elzem.
            Yazdıklarınızın tamamı doğru ve ben bunlardan dolayı Efsun’u zayıf karakterli, edilgen bir yapıda diye tanımlıyorum.
            Hayatının kontrol edecek kapasitesi yok. İntikam için sadece para vermiş. Para nasıl kullanılmış haberi yok. Umrunda da değil. İdris’te çatıdaydı umru olmadı. Diğerlerini bilse niye umursayacaktı ki?
            Parasının peşine düşmekten aciz. Hayatı boş. Amacı yok. Altınları gelişigüzel saçarken de altınlar çalındığında da umursamadı. Böyle bir kadın iş idare edemez. Anca miras yer ve Efsun’un yaptığı da bu. Hikayesi başladığından beri hiçbir şeyi kontrol edemedi. Geçmişinde de edememiş, umru olmamış zaten.
            Babasının intikamı da umrunda değil ki. Yücel para istemiş vermiş. Babasını Koçovalıların öldürmediğini öğrenince kimin öldürdüğünü umursamadı bile.
            Efsun’un böyle biri olmasını aklım almadı uzun süre altında başka şey aradım ama seninde dediğin gibi olanı biteni gördüğümüzmüş.
            Efsun’u bu haliyle siz masum, aşık bir kadın diye tanımlarsınız ben masumiyeti sığlığından derim. Aptal bir kadın. Aşk konusuna gelince Yamaç’ın karakterine uygun. Yamaç da kaybettiklerini umursamıyor anca trip atan biri.
            Efsun ve bu sezonki Yamaç birbirine çok yakıştı. Tam ruh eşleri. Kişilikleri bana hitap etmediği için aşkları da hitap etmiyor. Birleşirler, ayrılırlar umrum değil. Dizide tek onlar yok. Efsun hakkında yoğun yazıyorum çünki şimdilik hep efyam var burda. Yoksa sezon esnasında doğru düzgün efyam konusunda yazdığımı pek hatırlamıyorum.

          • elzem

            Merhaba Nur.

            Ben seni yanlış anlamışım o zaman. Bence de karakter zayıf, safoz bir tip. Hayatı boş evet. Amacı artık yok evet. Aynı kısım Nehir’e de uygulanmış. Onun da artık bir amacı yok, onun da hayatı artık boş. 20.bölüm itibariyle iki kadın karakter de amaçsız, boş insanlar olup çıktılar.

            Efsun saf bir kadın. Fakat insanları iyi manipüle ediyor o da yetiştirilme tarzından dolayı. Babaanne faktörü ile. Ekstra olarak şifalı elleri var. Bu da etken oluyor.

            Efsun salak diyince aklıma haliyle erkek versiyonu Azer geliyor. Azer bence daha da gerizekalı. Efsun’un öyle bir iddiası yok ama Azer daha da salak. Çünkü ‘salak’ dediğimiz Efsun’a kandı. Yücel’e kandı. Timsah’a kandı. Akın’a kandı. Herkese kandı. Karakter kendi başına hiçbir şey yapamadı. Kendi serveti ile saldırmadı. Kendi aklıyla bir işe girişmedi. Hep birilerinin oyunuyla bu duruma geldi. Azer’in bir ailesi olmasa, yani girdiği gibi devam etse, Efsun’dan daha kötü bir konumda olacaktı. Annesi ve kardeşleri sayesinde Efsun ile eşit gözümde. Gerçekten potansiyel olarak yüksek bir karakter şuan dizinin en salak, en gerizekalı tiplemesi. Bu duruma da çok üzülüyorum.

          • Nur

            Azer konusunda çok haklısın. Vartolu senaryosundan vazgeçilmemeliydi. Azer’in Çukur’la işi yoktu. Terasta işi yoktu. Tam bir senaryo hatası. Azer gibi bir adama torbacılık dahi yaptırmazlar:) Kurt olması lazımdı tam bir şapşik yaptılar:)

            Efsun’un elleri falan, karakter süsleme. Büyülü bir karakteri sinemada dahi zor yaratırsın.
            Şifalı elleri olduğunu dahi unutmuşum. Sen yazınca aklıma geldi. Boş bir şey.

            Yamaç’ın bebeği için Efsun yeterliydi. Nehir edilgen bir karakter haline getirilince boşa çıktı. İki tane pasif, vasıfsız kadın fazla oldu. Efsun’un vasıfsızlık kapasitesi ikinciye gerek bıraktırmayacak kadar yüksek zaten. Nehir’in orijinal senaryosu bence farklıydı. 4.sezon zaman atlamasıyla başlarsa ölmüş olabilir. Nehir köşkte olması bile başlıbaşına feci!

          • elzem

            Zaten Efsun’un ellerinden bahsederken, karakterin vasfının boş olduğunu, manipüle yeteneğini de o süsleme ellerle yapılmak istendiğini vurgulamak istedim.

            Ben Nehir’in de orjinal bir hikayesinin olduğunu sanmıyordum. İki karakter de vasıf yüklenmemiş şekilde yaratılmış. Nehir’in bahsettiği “sevdiğim ölür, ailem benim yüzümden gitti.” sözleri bence senin tabirinle süsleme. Karakter açısından heyecan yaratılsın diye derinlik imajı çizmişler. Eğer dediğin gibi bir orjinal hikayesi olsa veya burada bahseden arkadaşlar gibi bir pasfileştirme olayı varsa, hikayesi alelacele kırpılmış olsa buna en ufak da olsa Horzum’un kalemi gereği buna hafif bir vurgu yapılırdı. Yani sadece söz üstünde kalmazdı. “Benim elim kolum uzanır” demekle falan sadece laf üstünde tutulmazdı. Geçmiş yorumlarınızı da okudum. Beyaz Mercedes’ten bahsetmişsiniz. Fakat bu kurtarma olayı bence iki türlü açık yazılmış. Ojeli el var bir kere. Nehir’de ojeli el görmedim sanki. Efsun’a daha çok yaklaştırıyor. Orta Doğu ve Nehir benzetmesi, Nehir’e gidiyor. Koruyucu Melek ve 505 olayı Efsun’a gidiyor. Nehir’in belirsiz belirmeleri Nehir’e kaçıyor. Meliha için de KK başı gibi bir durumdan bahsetmişsiniz. Yani bence kimsenin orjinalliği yok. İki tarafada bağlayabiliriz duruma veya tepkiye göre gitmişler olaylarda. 3.sezonun genel sıkıntısı. Bir plan ortada YOK.

          • Nur

            Ojeli el her kim olacaktı ise o oyuncu olmadan çekildi bence. Bazı hesaplar ojenin ışık yansıması olduğunu da iddia etmişti. Efsun’un kurtarmış olması Efsun’a bir açılım yapmazdı. Zaten aşk ikisinin arasında vardı. O Nehir’di ve tahminim Nehir gizli ilişkileri olan biri olacaktı. Vazgeçildi.

            İkinci sezonun sonlarına doğru ve bu sezonun tamamında boş laflar vardı. Mesela Yamaç, Efsun’a babanı öldürmediğimi ispat edeceğim demişti.. Bomboş bir laf. Öylesine yazılmış. Hoca’nın ‘ben hiçbir şeyi boşuna yazmam” sözü bu sezonda çürüdü. Akın’ın babası konusunda imaları, bomboş çıktı. Çok var öyle:) Boş laf salatası. Kimsenin hikayesi yoktu ki. Bu sezon şanslarına erken kapandı. Arık da kurtaramayacaktı Cengiz, Kayser falan doluşturacaklardı zira izleyicinin olan karakterlerden beklentisi kalmamıştı. Yeni biri gelirse dizi eski haline dönecek sanılıyordu. Yeni sezonu anca yeni karakter soka soka idare edebilirler. Shipper’lar kendinden menkul. Erkek izleyici izlemez. Aile- Mahalle ship’lerin gölgesinde kaldı. Yamaç’ın otoritesi yok, karizması çizildi. Her bölüm mutlaka aksiyon oluyordu millet aksiyonsuzluktan şikayetçiydi. Yeni gelen karakterden aksiyon bekleniyor halbuki halihazırda dolu var. Yeni sezonda işlerin yolunda gitmeyeceğini düşünüyorum. Sezonu bu kadro bu sığlıkla götüremez. Erdenetler sülalece, Ebu Kayser, Cüneyt ve başkaları anca sezonu taşırsa taşır. Yamaç ve Koçovalılar aciz durumda. Amaçsızlar. Anca kan dökülecek ki izlenebilsinler.

          • elzem

            Efsun’un kurtarmış olması açılım yapardı hayli hayli hemde. Yani o Mercedes’teki o olmasa bile 3 kere kurtarmış hayatını. Burada neden açılım yapmasın ki?

            Bu sezonki replikler hiçbir yere bağlanmadı. Her replik boş, gereksiz. Olay örgüsü saçma, anlamsız. Genel manada eşleşmeler oluyor yani dışarıdan çok kaba bakarsan sıralayabiliyorsun ama içerik olarak sıfır çekiyor hatta eksiye düşüyor. İşte kaderin cilvesi midir bilmem sizin de dediğiniz gibi şans oldu sezonun kapanması. Yoksa her hafta plansız, günlük yazılan senaryo, gelen karakterleri de harcayacaktı.

            Yeni sezon işlerin iyi gidip gitmeyeceği şuradan belli olacak. İlk 3 bölüm çok önemli. Cenaze detayı da var. Öncelikle karakterlerin her birinin bir çizgisi belirlenmeli. Kadın karakterlerin konumu kesin belirlenecek ve ona göre yol haritası çizilmeli. Hikayesi olmayan, ileride bunu öldürerek süre tutarım diye tuttuğun karakteri öldüreceksin. Başka çaren yok. Ayşe mesela ölsün. Anlamsız yere duruyor dizide. Metin de ölmeli. Kemal yokken Metin’in bence anlamı yok. Emmi, kalabilir ama sır konusu var. O zaman yolu vereceksin.

            Lakin veremeyecekler. Çünkü senaristimiz kendine güvenmiyor. Yeni hikayelerine güvenmiyor veya yapım gerekli güvenceyi sağlamıyor hangisidir biilmem. Çünkü bunlar da ölürse herhangi bir bozulmada “Nerede eski Çukur, eski mahalle?” serzenişleri ortaya çıkacak. Seyirci, bu durumu ölen karakterlere bağlayacak. Şuan seyirci ‘dizi eskiye döner, çünkü karakterler hala yaşıyor’ mantığıyla seyretmeye devam ediyor. Metin,Emmi gibiler de ölürse “bu mahalle eskiye dönmez, kapatalım artık” deyip bırakacak. Fakat bu karakterler toptan zarar…

          • Nur

            Bir de; Efsun’a yapılan ayrıcalığı düşünürsek karşılığı sadece Efyam shipper’lar.
            Efsun, “Kent” referansıyla girdi. Dizinin geçmişi Efsun’a hizmet etmişti. Pahalı evler, arabalar, külçe külçe altınlar, saç, baş, ihtişam gırla. Yamaç kulu kölesi nerdeyse. Dizide tüm kadınlar geriye itildi. Nehir’de sıfır ihtişam ve bakım. Karaca berbat. Tek güzel giyinen bakımlı kadın Efsun. Sahnelerinde ışık, ambiyans özenli. Yücel, Azer emrine verildi. Konseyin başına geçti.. Ama olmadı. Çağatay, Efsun’a takviye geldi yine olmadı. Efsun’a bu kadar hizmet, harcama, emek.. Beyinsiz bir kokona. Aklı gidik masalcı. Sadiş’in Kent versiyonu.

          • elzem

            Efsun’a verilen özen veya kadın karakterler genel izleycinin gram umrunda değil.
            Kadın’a dokunulmaz. Bu ana fikirdir dizide. Kadın aksiyonun içinde olmaz böyle dizilerde. Kadın sadece, racon bilmeyen, çatışmayı oluşturacak kötü adamın kozudur. Kadını alır, kaçırır, tecavüz eder, sonra temiz abiler gelir “Kadına dokunulmaz ulan!” der raconu keser, seyirci de “helal olsun lan!” diye alkışlar. Böyledir bu durum. Şimdi Efsun’a özen varmış da Karaca özensizmiş de onun ışığı daha koyuymuş, bunun cildini lens oyunlarıyla yaşlı gösteriyorlarmış bunlar anca ship kavgası çıkarır onun dışında genel izleyiciyi bağlamaz. Genel izleyici bir kere anlamaz bu durumu. Odak noktası kadın değil çünkü

            Şimdi Efsun’a özen olması izleyiciyi etkilemez, etkilenmez zaten bu durumdan çoğunluk. Dizideki tüm kadın karakterler diziye akış sağlamıyor. Genel izleyicinin %90’ı erkek. Erkek izleyicinin tuttuğu tek kadın karakter Sultan Ana bu dizide. Kalanı koca bir boşluk. Saadet’i seven var mıdır? Sanmam ama nefretçisi de yoktur. Nedeni de ilk sezondaki Vartolu durumudur. Ayşe? Seveni yoktur hatta dizide ölmesini savunuyorum ben çünkü gereksiz bir yer kaplama var. Damla? Erkeksi halleri yüzünden seven bir kesim olabilir ama yine dizide olup olmaması hiçbir şeyi değiştirmez. Etkileyebileceği potansiyel bir senaryo yoktur. Nehir? Nefretçisi shipper’lardır. Karakteri itici yapan detayları “abi, birader” gibi erkeksi tavırlarıdır. Nedeni ise Hazal Subaşı bu erkek fatma tiplemesine uygun değil ve onu itici yapıyor. Hare Sürel’e itiraz eden olmaz çünkü erkeksi tavırları taşıyabiliyor. Nehir’i genel izleyici sevmez her kadında olduğu gibi hatta diğer kadın karakterlere göre diziden ilk çıkması gerek kadın karakter de odur genel izleyici tarafından. Çünkü bir mafya dizisi için en absürt karakter örneğidir kendisi.

            Efsun ve Karaca için genel izleyici yorumu bence şöyle. Efsun genel itibariyle ‘benim gözlemlediğim kadarıyla’ genel izleyiciye itici gelmiyor. Nedeni güzelliği midir, dış görünüşü müdür, karakter midir hala çözemedim. Buradaki erkek arkadaşlar da Efsun hakkında yorum yapabilirlerse kavramaya çalışacağım. Fakat genel izleyici Efsun’u da sevmez ama kadınlar arasında sıraladığın zaman Sultan Ana’dan sonra gelen Efsun oluyor. Çünkü mafyatik dizilerde gördüğümüz genel bir tiptir Efsun. Fantastik büyülü özelliklerini saymazsak tabii.

            Karaca için de dizideki tüm senaryosu çalkantılı bir karakterdir. Celasun’a yönelen bir hikayesi vardı bi ara. Genel izleyici 3.sezonda karakterden nefret kıvamına kesin gelmiştir. Çünkü Azer karakterinin geri plana düşmesinin sebeplerinden biri kendisi olarak görülmektedir. Fakat öyle değil ama dışarıdan görünen durum budur. Karakter, zaten ilk iki sezon kötü kadın rollerinde bulunmuştur. Yani izleyici Nehir’den sonra sıraya onu koymuştur. Genel erkek izleyici budur Çukur’da.

            Şimdi Efsun’a olan özenin falan hiçbir mantığı açıklaması gayesi yok. Genel izleyicinin umrunda değil. Benim görüşüm de “Sezon Efsun’a ve EfYam’a harcandı” görüşü çok uç bir görüştür. Efsun belli dönemlerde dizideki varlığı bile unutturulmuştur. EfYam için harcandı demem için 3 ila 10.bölümler arasında EfYam görmem lazımdı. Sadece zihnimizde son 5 bölüm kaldığı için ve Efsun oralarda kilit rol oynadığı için öyle gelmiş olabilir ama Efsun 3.sezona çok da şey etmedi bence. Benim aklımda kalan bir karakter olmadı fazla.

          • Nur

            Çok haklısın Elzem. Yazdıklarının
            tamamına katılıyorum. Bazı eklemeler yapacağım sadece.

            Sahnenin özeni kadının süsü vs genel izleyicinin umrunda değil ama ben detaycıyım ve sayımız kaç tane bilmiyorum, görsel özensizlik içerikten koparıyor.

            Bir de bu ayrımcılık meselesi bu sezon oldu.
            Mesela 1.sezonda Yamaç- Sena, Vartolu- Saadet sahneleri birbiriyle kapışır.
            Saadet’in giyimi, güzelliği Sena ile mukayese kabul etmez, ama o sahnelerin hiç birinde ayrımcılık yoktu. Duyguyu vermeye odaklıydı ve o duyguları alıyordum. Bu sezon bariz alçaltma var. Duygu aktarmamak için özel çaba var.

            Kadınlar paragrafında yazdığına katılıyorum. İdris Baba ve Sultan ana ailenin direği. İdris Baba öldü ve Koçovalılarda az bir aile kırıntısı kaldı o da Sultan sayesinde.
            Nehir’in nikahsız orda kalması bile kalan son muhafazakar aile çatısını zedeledi. Karaca’nın Kurtuluş evinde kalması çok uzadı ve ben genel izleyicide arada rastlıyordum, bu kız niye orda ( bekar erkekler var demiyolar ama hepimizin hissettiği oydu ve üstelik düşmanlar) niye amcası ile gitmedi? Erkek izleyicinin Karaca’nın Cumali ile gitmemesine bozulduğunu hissetmiştim.
            Köşk halihazırda bir aile çatısı gibi değil. Erkekler orda kalmıyor. Yamaç çatılarda kalıyor. Nerdeyse sokaktan (tımarhane ama aile Yamaç’ın tımarhanede kaldığını bile bilmiyor) bulduğu kadını hamile bırakmış getirdi köşke koydu gitti.
            Vartolu kâh içerde kâh dışarıda. Saadet hâlâ müştemilatta Vartolu onları ziyarete giderse gidiyor. Selim, Ayşe malum. Doğr düzgün karı- koca olan Cumali- Damla. Onlarda kopuk kopuk verildiği için tahminen öyleler.
            Kahraman meselesi aydınlatılmadı Ayşe ve Kahraman o çatı altında aşk yaşamış intibaısı var. Yamaç’ın Karaca’yı Celasun’la evlendirmesinin kültürümüze nasıl aykırı olduğunu ayrı başlıkta yazarım. Celasun ailenin öz oğlu Akşın ve Karaca bir başka ailenin kızkardeşleri olmalıydı. Kendi ailemde çok eskilerde örneği var.. Bu değil, böyle değil, böylesi töre olmaz elin oğluna pez#$/#lik olur.

            Nehir’in ilk sahnesi ‘lan’lıydı. Şayet o lan’ın arkasında durulsa Nehir olabilrdi.. bebek rüyası görüp rüyanın peşine düşecek kadar hasas bir kadın lan dememiliydi zira lan’lu lunlu konuşan bir kadın rüyayı falan kaale almazdı. Vuran, kıran, kurtaran bir kadın beklerken bir rüyanın peşine deli gibi düşen kırılgan bir kadın çıktı. Bir de kürtaj meselesi bu dizide hiç olmadı. Efsun da olsa Karaca da bu dizide kim olursa olsun kürtaj işlenmemeli. Bu diziye ters. Sultan, Saadet de olduğu gibi burayı toparladı. Aile Her Şeydir= Aile çocuktur. Ne gereği vardı. Hiç hazmedemedim. İdris Babayı nasıl aramayız, duyduğu anda sahip çıkardı. Vartolu’ya bilsem sahip çıkardım demişti. Sultan’a , Paşa’ya nasıl tepki vermişti. Yamaç, İdris Babanın yerini dolduramıyor. Hötle zötle olmuyor. Bebeği duyduğu anda kadını istemese bile bebeğe sevinecek sanmıştım. 15bin kişilik mahallenin babası bir bebeği hayattan koparacaktı az kalsın.

          • Efsun’un karakteri itibari ile güzel giyinmesi kadar doğal bir şey yok. Karaca ilk alışverişine Sena ile gitti. Sultan Cadısı ile modayı nasıl takip etsin? Nehir’in de boyfriend denimleri, deri ceketi, botları karakteri ile oldukça uyumlu.

            Çekimlere özen konusu farklı bir konu ama styling kesinlikle doğru!

          • Nur

            Nehir’in tarzı; saç, baş, makyaj, solgunluk vs yıkık pejmürde bir hal aldı.

            Karaca bu sezon kadar berbat olmadı. Genelde pantolon kazak giyiyordu, sıradandı ama nadiren de olsa 1- 2 kez güzel kıyafeti falan olmuştu. Saçı makyajı özenliydi. Azkar fanları karşılaştırma fotoğrafları koyuyorlar bu sezon 26 bölüm bir tane düzgün giysisi olmadı. 1- 2 sahnede saçı makyajı güzeldi kalanı vasat ve vasat altı.

            Dizide zaten 3 genç kadın var, bekar. Efsun, Nehir, Karaca.

            Sultan, Ayşe, Saadet, Damla, Fadik’e özel çaba gerekmiyor.
            Ne giyseler olur onlara.
            Efsun tek şık giydirilen, saç makyaj vs özen gösterilen kadın.

            Nehir sadeydi tamam sadeyken yapılan makyajı yok oldu.
            Şimdide hamile diye bol pantolonlar giydiriliyor. Amele kotu . Sebep: Hamile.
            Karaca’ya bol, kalın kazaklar saçı saçaklı zaten. Sebep? Modayı nerden bilsin?
            Şu dizinin stylingi için olması gibi deniliyorsa söyleyecek bir şey yok.

          • fey 1903

            Haklısın ya korona bile ülkemize efsun yüzünden geldi dizi sezon finali verdi ah efsun her şey senin yüzünden

          • Nur

            Merhaba Fey. Hoş geldin.
            Dizinin genel izleyicisi aksiyon ve aile temalarından dolayı izliyordu bıraktılar Efyam izlemeye başladı herkes.

            Korona olmasa reytingleri yıka yıka gidiyorlardı ki maalesef salgın arası verildi. 4.sezonda bol bol koyarlar Efsun’u. 5’de garantilenir.

          • Gökçe

            Travma olduğuna yarımsı katılıyorum, fakat Yamaç’ın Efsun’a olan aşkının gerçekten kaldıramayacağı kadar büyük olduğunu da düşünüyorum. Sena’yı da hep korur kollardı, lakin hıc bır zaman kıskanmamıştı, seven Insan sevdıgını kıskanır bunun güvensızlıkte alakası yok. Efsun’a asla Düşman olarak görmedıgı Baykal’ın Kızına Her Planını anlatıyor cekınmeden. Aklında asla Efsun beni satar korkusu yok, Aşktan gözü tamamen kör. Sena kaç kez Yamaç’ın arkasından ış çevirdi, eskı Sevgilisiyle buluştu vs Yamaç bir kere bıle kıskanmadı. Efsunu Çağatay ıle düşünmek bıle Adamı zıvanadan çıkarıyor. Mahsun ıle Sena’nın görüşmesine Mahsun hakkında bırşeyler öğrenmek ıcın ızın vermiştı ve dedıgı tek şey o Tehlıkeli bır Adam dıkkat et. Yamaç’ın Sena’ya sevgi besledıgınden emınım, fakat hıc bır zaman aşık olmadığından da emınım. Efsun’a verdiği aşiri reaksiyonlar tam olarak bu yüzden. Adam ılk kez aşık oluyor ve bu tutkuyla nasıl başa çıkacağını şaşırıyor, Kadını kaybetmek de ıstemıyor. Efsundan her uzak kaldığında, Adam asla yapmayacağı herşeyı yapıyor. Annesıne bağırması, Karaca’nın Celasun ıle olan Evlılıgı, Yamaç Efsun olmadan hep yanlış şeyler yapacak, Onun yokluğuyla başa çıkmayı bilmedıgı ıcın. Sena’ya ıstedıgı gıbı bağırıp çağırıyordu, Efsun’a karşı resmen özel bır Kontrolü var, Kadının Dalına basarsa kapıyı görecegını biliyor. Sena ıse hep Yamaç’ın peşinde koşan Kadın olmustu. Horzum öyle özel yazıyor ki. Misal Yamaç’ın Sena’da yaşamadığı herşeyı Efsunda yaşatıyor. Yamaç her daim Sena’nın ıyılıgı ıcın gidebılırsın vs demıştı, fakat Efsun’un ıyılıgı ıcın bıle olsa, Ondan uzak durmayı beceremıyor, Bır Kadının dizine sarılmak.. bu adeta gönderme beni demek. Çukur gıbı bır diziye böyle büyük bır Aşk yazılırdı işte. Muhteşem gerçekten..

          • Yorumunuz Spame takılıyor. Rastlayınca onaylıyorum. Geç yayınlanma nedeni budur.

        • Nur

          Abou’cum, Cihangir’in fanları bildiğim kadarı ile Cihangir dizide kalsın demiyorlar, Cihangir dizide kaldığı sürece etkili sahnelerde olsun istiyorlar.
          Burda Cihangir’i savunan tek kişiyim nerdeyse ve daha öncede yazıyordum Cihangir’in bir an önce ölüp çıkması lazım. Oyuncu ana akımda rol almak istiyorsa Çukur’da kaldığı her bölüm zarar. Çukur sadece geniş kitlelerce tanınmak içindi ve tanındı. Basit sahnelerde içinde yer alacağına hiç görünmesin çünkü tiyatrocu değil, keskin, düzgün bir imajla ayrılsa bir sonraki proje için şansı olur. Boşu boşuna imaj eskitiyor. Kazandığı para hanesine zarar olarak giriyor. Çukur’dan çıksın isterse gitsin parkta yatsın ama senaryo yazsın, okusun, zamanını iyi değerlendirsin.

          • baiano

            Kesinlikle haklısın Nur. Oyuncu bıraksın kurtulsun. Kendisine zarar bu. Dediğin gibi kendini geliştirsin. Önü çok açık. Yaşı geçmiş diyorlar ama alakası yok. Kendini iyice geliştirmeli. Hem oyunculuk olarak hem de bir şeyler yazabilme potansiyeline sahip olsun. Yazsın, oynasın.

          • Aboudiaby

            Şuan Çukurdaki oyuncuların yerinde ben olsaydım sadece Burak Dakak olduğumda diziden çıkmak mantıklı gelirdi.Şuan çıksa daha ön planda olacağı ve daha fazla para kazanabileceği işler gelebilir Burağa Kubilay Aşk101 de oynamasaydı artık onun da çıkması gerektiğini söylerdim ama şuanlık çıkmasına gerek yok.Damla Sönmez olsaydım çıkmak istemezdim mesela Damla Güllerin Savaşında bölüm başına 30bin alıyormuş neredeyse bölümün yarısından çoğunda oluyordu şuan Çukurda en fazla 10 dakika sahnesi oluyor ve iddia ediyorum 30binden fazla alıyordur ayrıca kızın partneri Aras Bulut ve oynadığı karektere aşk besleyen karekterleri oynayan oyuncular Nejat İşler ve Barış Arduç trde ki en mutlu oyunculardan biridir Damla diğer en çok mutlu olan oyuncu ise Hazal Subaşı bir gazeteci devamlı Arasın partneri Hazaldı sonradan bu durum değiştirildi diye hadi böyle olduğunu düşünelim Ayyapım Efsun karekteri için önce Ayça Ayşine teklif götürmüş ama Hilal Saral yapımın bir diğer işi Zemheriye isteyince vazgeçilmiş sonra da Damla Sönmeze gitmiş teklif Damla da kabul etmiş zaten Efsun karekterinin Yamacın asıl partneri olacağı teklif giden oyunculardan belliymiş bu iki oyuncuya teklif Aras Bulutun partnerliği diye gitmiştir Damlanın teklifi kabul etmesindeki en önemli etken Aras ile partner olmasıdır eğer teklif gazetecinin iddia ettiği gibi platonik olsaydı Efsun karekteri bu oyuncularla görüşme bile olmazdı ve Efsun karekteri no name bir isim olurdu.Hazal Subaşı şuan Çukur gibi ülkenin en önemli işlerinden birinde oynadığı için çok mutludur prime time da en uzun işi hepsi de yan rol bundan sonra başrol oynayacağı teklifler alacaktır ama bu diziler yaz dizisi olabilir şuanlık o yüzden diziden çıkmak istemesi hem maddi açıdan hem de kariyer açısından aşırı mantıksız.Nehir karekterinin Yamaç karekterinden bebeği olduktan sonra öleceği başından beri bellidir o yüzden Hazal Subaşının harcandığı falan yok.Ece Yaşar olsaydım Çukurdan belki çıkmak isterdim bu kariyer odaklı ya da karekter harcandığı için değil kız şuan dizide ki en mutsuz insan bunun sebebi ise Cihangir ile partner olması bu durumdan Ecenin rahatsız olduğu çok açık o yüzden bu seneki performansı her anlamda kötü ilk 2sezon Ecenin oyunculuğunu beğenen bir insandım ama bu sene kız aşırı kötü oynuyor maddi olarak mutludur sadece onun için katlanıyordur.Cihangirin de çıkmak istemesinin bir esprisi yok Cihangir sadece mafyatik dizilerde oynadığında bir geçerliliği var şuan ülkenin en ünlü mafyatik işinde niye çıksın ve burada gördüğüm kadarıyla cihangirin çok iyi para aldığı söyleniyor o zaman maddi olarak da çıkmaz fanlara göre bakarsak dizide herkes harcanıyor.

          • Nur

            Akın Koçovalı şu an Çukur’un kaderine etki edecek potansiyel barındıran tek karakter. Öyle bir şey yaparlar mı yapmazlar mı bilemem ama durum bu.

            Kubilay, Akşın dizide öldükten sonra diziye veda etmeliydi.

            Efsun üzerinden Yamaç’a aşk hikayesi ile işlev kazandırıldı.

            Yamaç’ın intikam hikayesi bitti. Babasının istediği torun vasiyeti oldu (sayılır) bitti.
            İdris’in ölümüyle aile bitti.

            Erdenetler, Ebu Kayser falan Çukur’un olağan aksiyonları kapsamında.

            Yamaç’a özel tek Efsun var.
            Bir amacı rotası falan yok.
            Düşmanlar gelip gidecek, çatapat.. Ölenleri göm.
            Hepsi bu.

            Sezonun konusu Efyam. Asıl çift tartışması yapmaya gerek yok. Çiftin aşkı= Çukur 3.sezon.

  • balvin

    Bu arada GH az önce canlı yayındaydı ve sosyal medya için şunu söyledi.

    GH: “Bazı noktalarda özellikle seyircinin verdiği reaksiyon dikkate alınıyor ama sosyal medyayı kastetmiyorum.15 dakikaya varana kadar detaylı reyting raporları gelir. Dizinin en az seyredilen sahnelerini verir, nelerin beğenilip nelerin beğenilmediği hakkında bilgi veriyor”

    • balvin

      Gökhan Horzum’un Çukur hakkındaki genel görüşlerini içeren yayını aşağıya bırakıyorum. İsteyenler izleyebilir buradan.

      https://www.youtube.com/watch?v=9uTuS0qX6Z0

      • Nur

        Yayın çok kötüydü ya. Ses kesiliyor, görüntü donuyor. Barış İnce tekrarlasın, bir daha yapsın. Son soruyu sordu, cevap gelmeden yayın bitti.
        Şu korona bitsin de doğru düzgün yüz yüze röportajlar izleyelim.

        • balvin

          Ben linki attığımda yarısındaydım. En önemli soruda kesilmiş yayın 🙂 O cevabı da Twitter’da kaydeden olmuştu oradan dinlemiştim.

  • balvin

    Ooo, yorumlar karışmış Aras ve Cio olayı ile. Cihangir’in oyunculuğu da konu olmuş. Bana kalırsa oyunculuk kısmında ben de katılıyorum. Aksiyon tarzı rollerde gayet başarılı ama onun dışında vasat bir oyunculuğu var. Öbür durumda şahsi fikrim bu konuda Aras değil de ekibin genel olarak Cihangir’i sevmediğini düşünüyorum. Fakat Cihangir’in geri atılma durumunu sadece bu olaya bağlayamıyorum. Hikayesi konusunda büyük bir belirsizlik vardı. Daha doğrusu hikayesi kesindi. Eninde sonunda bir şekilde aileye girecekti. Koçovalılar’ın yanında yer alacaktı. Burak Sergen olayını burada 1-2 ay evvelde açmıştık. Orada da belliydi. Baykal geri dönecekti vs. Yücel asla ana düşman değildi. Azer ve Akın karakterleri bir anlaşmazlık uğruna hiç oldu.

    İsimsiz adlı arkadaşın bahsettiği Gökhan Horzum’un bıkkınlığı bence burada başladı. Yapımın beceriksizliği mi diyelim Burak Sergen konusunda artık hocanın senaryosunu tökezlettirdi. İki karakterini de bir hiç uğruna harcadı. Akın ve Azer kendi isteği dışında böyle oldu onda tamamız. Fakat…

    Timsah Celil, Cumali, Selim, Efsun, Nehir karakterlerinin hesabını kendisi vermelidir. Burada hiçbir müdahale göremiyorum. Timsah Celil’i neden öyle tanıttı? Kurnazlık yani. Sonra komedi unsuru oldu.

    Cumali için de sektörün bir gerçeği hadi geçiyorum. Ancak karakterin bu sezonki beyinsiz tavırları, her şeyi elini yüzüne bulaştırması, kardeşlerin en zekasızı konumu karakteri benim gözümde bitirdi. Cumali Koçovalı da komedi unsuru oldu.

    Efsun için de 3-10 arası devamlılık sıfır Yamaç konusunda. Karakterin babannesi ile sahneleri yetersizdi. Bir anda o da değişti. Nur’un şizofren olarak tanımı vardı. Gülmüştüm baya. Aklıma geldikçe de gülüyorum. Fakat haklısın bu konuda Nur. Aslında Çukur’un tüm karakterlerine bakarsak ilk yaptıklarıyla son yaptıkları arasında dağlar kadar fark var. Hoca galiba hepsinde bir kişilik bozukluğu olduğunu ispatlamaya çalışıyor 🙂

    Nehir için burada tonlarca şey yazabiliriz. En açık olan oydu. En basit olan da o oldu. Garipti, sanrı yazdı bir kere. Kendisi gelip önüme çıksa. “Ben gerçek yazdım başından beri” dese yine inanmam. Yalancısın sen derim. Sonra ailesi, derinliği yok edilip pasifize edildi.

    Şimdi bu karakterler neden böyle oldu? Ben yine İsimsiz arkadaşımızın yapımın baskısı konusuna katılıyorum. Bence Nehir’in sanrı senaryosuna el atan yapım oldu. Cumali’yi sektörün bu kadar içinde olan, ona söylenmeden sektör gerçeğini uygulayan GH oldu. Efsun ve Nehir konusunda da yapımın hocanın kafasındakini değil sosyal medyada tutulanı yazdırmak istediği açıktı. Yoksa Çukur dizi hesaplarından EfYam ve NehYam anketi açılmasının başka türlü izahı olamaz. Allah’tan anket sonucu EfYam çıktı da hocanın planladığı oldu.

    Bu sezonki senaryo inanılmaz derecede karışık. Her olay bütünü her kurgu, her akış her şeyiyle fiyasko. “Hadi bu haftayı da atlattık mı tamamdır” kafası ile yazılmış. Başta Rizet’e bu konuda itiraz etmiştim. Haksızlık etmişim. Damla Serim’in artık tamamen etki ettiğini düşünüyorum. Hatta hocanın ÇukurEvde bölümünde de bahsettiği üzere Efsun-Yamaç dışında pek el atmadığını düşünüyorum. karakterler genelinde.

    Mesela o kadar boş senaryo var ki.. Yani çaycı abimiz var neden dizide? Ayşe nasıl hala bu dizide? Bence çoktan ölmeliydi ve Akın’ın dark modu açılmalıydı. Akın-Ayşe sahnesi vardı. “Bana neden p.ç diyorlar?” diye. Niye bunlar yazıldı. Hele Aliço senaryosu Allah’ım aklıma geldikçe kafayı yer gibi oluyorum. Salih Kalyon… nasıl harcandı? Aliço’nun yancısı Cüneyt vardı. Çok güzel karakterdi işte. Ölmedi o Allah’tan ilerde çıkagelir yine. Ha Kutay denen çocuk iyiydi hoştu da neden girdi diziye? Akın ile ilgili ne değiştirdi bu çocuk? Akın-Songül neden yazıldı? Ayşe’nin aldığı ilaçlar ve Akın konusundaki hassasiyeti? Şenol geri geldi de ne oldu? Dağhan denen karaktere neden ihtiyaç duyuldu? Yavuz Çoban ve ekibinden nasıl bahsedildi ama tek baskında ekip yok oldu. Hele Murtaza… Ne alakaydı o karakter Allah aşkına? Karakteri getirip diyor ki “Paşa’nın çırağıydı.” Fakat bildiği bir şey yüzünden hayatta kalmış. Nerede o senaryo? Efsun’un fular vardı. Şu kadınları piyasa yapacağım diyen bir adam vardı. Azer’e sığınan. O adama neden ihtiyaç duyuldu? İstanbul masası? Bu kadar sahte bir masa olamaz. Gereksizdi. Karaca’nın Akın ile anlamsız savaşı… Kadınların çatılara çıkması ve “girl power” imajı çizilmesi ki hayatımda bu kadar cringe sahne görmemiştim. Kadın gücü bu değil. Kadın gücünden kastımız bu muydu Horzum Bey? En komiği Meliha… Kadına veda bile edilmedi. “Kanserim ben Emmi , al bu da sırrım” dedi kayboldu. Yine Reşit Feyzullah neden dahil oldu? Yani İstanbul masası ve Reşit Feyzullah ne alaka? Yine zorlama bir şeydi. Sırf seviliyor diye reyting olarak kurnazlıklar bunlar. Vartolu ve Almanya faciası… Neden korkusuz, racon ağası Ziya işine girildi? Hayır mantıken de saçma. Ziya gibi bir karakter nasıl koğuş ağası olur ki. Almanya’daki dazlaklar senaryosu. Almanya’daki o görevler vs acayip gereksizdi. Biz neler izlemişiz ya… Çağatay Erdenet iyi girdi tablolar falan. Sonra karakter bel altına vurmaya gitti. Efsun’la olan senaryosu fazla saçmaydı. Tamam Arık-Efsun tamam da Çağatay saçmaydı. Sonra karakterin tablolu replikleri de kayboldu. Kendisi de çıkıp gitti.

    Yani anlayacağımız bunların hepsi bir oyuncu grubunun kaprisiyle olacak şeyler değil bence. Bazı olaylarda bunlar olabilir ama hepsinde daha başka senaristin ve yapımın arasında olan bir anlaşmazlıklar bütünü var. Oyuncular 1 veya 2 olayda etki yapmış olabilir ama tamamına yayınca anlamsız, garip ve pis.

    • Nur

      Balvin, İsimsiz arkadaşın yazdıklarından sonra kafamda yeni şeyler şekillenmeye başladı.
      Senaryo grubu ikiye ayrılmış anladığım kadarıyla. Damla Serim yardımcı senarist pozisyonunda gibi görünse de Hoca’dan bağımsız yazıyor galiba. İsimsiz, Hoca’nın Yamaç- Efsun’u yazdığını söyledi, Nehir’in ilk zamanlarını da onun yazdığını düşünüyorum, diğerlerine pek karışmıyor galiba. Gerçi biraz anlıyorduk ama Damla Hanım’ın bu denli etkin olduğunu bilmiyorduk.

      Nehir sanrı olamazdı çünkü o torunun dünyaya gelmesi şarttı. Şayet İdris Baba’nın vasiyetini Nehir yerine getirmeyecekti ise kim getirecekti? Efsun olabilirdi ama Efsun olması istenmemiş. Vasiyet torundan bahsediyorum yoksa Efsun da bebek dünyaya getirebilr ama ilişki önceliği Nehir olunca vasiyet bebek için Nehir düşünülmüş. Nehir’in sanrı olmasının işlevi sıfır olurdu. Yamaç, Efsun’a aşık olacak ortada boş beleş bir sanrı. Hangi nedenle? Hazal diziye sokulmazdı bile bir iki Dilan benzeri figüranla belli belirsiz görüntüler olur sonradan bebek Efsun’dan olurdu. Nehir için sanrı ikilemi gizem yaratmak izleyiciyi merakta bırakak içindi. Hepimiz şüphelendik ama ben şüphelendiğimde dahi o zaman bu bebek kimden olacak diye soruyordum. Nehir en baştan gerçek yaratılmıştı.

      Efsun’un şizofren olduğundan halen şüpheleniyorum:)) çünki esin kaynağı bir şizofrene dayanıyordu (bence) isim yazmayacağım ama devletimizin başına bela olmuş meşhur bir şizofren var okyanus ötesinde, Efsun’un Çukur’la çatışmasının zemini, karakteri ordan yaratıldı diye düşünmüştüm Samilia’dan esinlenilmiş meğersem:) Kral Tsongor dizinin başını yedi:)

      • balvin

        Nur, yukarıda attığım videoda GH, hikaye ekibinden bahsediyor. Onlar hikaye üretiyorlamış habire. Damla ve GH de yazıyormuş. Ben öyle anladım.

        • Nur

          Sağol Balvin. Videoyu en kısa zamanda izlerim.

  • Rizet16

    Bu arada Necip Memili’nin instagram hesabından genelde Aytaç Uşun ile (akşamları 21:00’de) yaptığı ve zaman zaman diğer oyuncuların da katıldığı canlı yayınları izliyorsunuz değil mi? İzlemeyenler varsa takip etsin bence gayet eğlenceli geçiyor, arada dizi ile ilgili malzemede çıkabiliyor :)) Hatta buakşam Necip Memili, Cumali Koçovalı esintisi ile AY YAPIM’a gitti Yamaç OKUR’un odasından Çukur dizi resmi instagram hesabının kullanıcı bilgilerini aldı, yarından itibaren canlı yayınları oradan açacak, henüz bilgisi olmayıp, takip etmeyenler var ise bilgilendirmek istedim.

    • incell

      Selam Rizet.

      Ben de takip ediyorum. Son yayını izledim gayet de eğlenceliydi. Senaryo masanın üzerindeydi hatta. S4 yazıyordu kapağın üstünde. ilk 4 bölüm yazılmış galiba. Necip de orada okudu. Bir cenazeden bahsetti Necip. Koçovalıların mezarlıkta toplandığını okudu. 2.Bölümü okuyordu yanlış hatırlamıyorsam. Ciddi miydi bilmiyorum ama senaryo metinini gayette okudu.

      • Rizet16

        Okudu valla okudu, yine bir cenazemiz var orası belli oldu yani :/ Gerçi ölüm bekleniyor da yine de kim acaba diye merak etmedim değil. Bakalım yarın akşam yayında neler olacak?
        Şakasına başlayan canlı yayınlar, Yapım’ın PR ına döndü gibi oldu ama biz dizi severler için gayet eğlenceli yayınlar geçiyor.

        • incell

          Yine de ben 7k ortalama bir seyirciyi düşük buldum. Fakat cukurdizi hesabından yapılan yayınlar baya yüksek izlenmelere ulaşabilir ki dün cukurdizi hesabı yayına katıldığında saniyesinde yayın 14k olmuştu. Yapım öyle bir koku sezmiş ki hesapları verme durumuna bile gelmiş. Oyuncuların hepsi ara ara katılır bu da iyice prim yapar. Hele ara sıra spoiler verme durumuna kadar giderlerse patlar yayınlar.

          • Hala Çukur Evde olmalı diyorum!!! 🙂

          • incell

            O imkansız bence ki bu sosyal medya ortamında asla ve asla olmaz. Fanlar acayip derecede ruh hastası insanlardan oluşuyor. Zoom yayını max 8 kişi olabilir. O bile fazla. Son ÇukurEvde faciaydı. 15 kişi nedir yahu. Ondan önceki bile biraz karmaşıktı ama idare ederdi. Şimdi dün Necip Memilli canlı yayındayken Damla Sönmez de yayına katıldı. Daha sonra yayının yorumuna cukurdizi hesabı “Efsuun” yazınca twitter yıkıldı. Damla Sönmez için “torpilli” kadın imaları yapıldı ki geçen gün de ShowTv Efsun karakterine yer vermedi, Nehir karakterine yer verdi diye bu sefer EfYam’cılar Hazal için “pohpohlanıyor” iması yaptı. ÇukurEvde ilk bölümünde Hazal, Damla var Ece yok diye bu sefer AzKar’cılar ortalığı birbirne kattı. Gerçekten insanlar çok garip. Gördükçe şaşırıyorum. Bu kadar da olmamalı. Sırf ufacık şeylerden yangın çıkarmak onu geçip oyunculara akıl almaz bir şekilde torpil iması yapmak hoş değil. Şimdi bu ÇukurEvde yayınları bunu iyice kızıştıracak ve sosyal medya yönetimi de ayrı bir fecaat olduğu için kalsın bence. Böyle yangınları körüklenmesi herkese zarar. Bu zihniyet artmış durumda.

    • benim Aytaç Uşun ile yıldızım hiç barışmadığı için izlemiyorum.

      • Rizet16

        Sadece Sultan’ı sevmiyorsun sanıyordum :))

        • Sultan’ı karakter olarak sevmiyorum ama Celasun ve Meke’yi hem karakter olarak hem de oyuncular ile sevmiyorum. Katmerli… 🙂

    • Çukur Evde ile (bölüm hariç) zoom yayını, çok güzel bir trend yakalayacaklardı. Neden devam etmediler aklım almıyor.

      • Rizet16

        Her şeye rağmen bence de o bağlantı yayınları yapılmalıydı, bir anda vazgeçmeleri beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Yayındaki kişi sayısını çok tutmak isteyerek kendilerini ve katılacak kişileri zora soktuklarını düşünüyorum, tamam herkes evinde olsa da herkesi aynı saat aralığında bilgisayar başına toplama durumu bence koşulları zorlaştırdığı gibi yayının da çok sağlıklı olmamasına yol açtı, kendilerine böyle zorluk yaratacaklarına azar azar kişilerle dönüşümlü yayınlar yapılacaktı miss gibi de olacaktı.
        Pek takılacaklarını sanmıyorum ama yine de başka bir düşünce olarak yazayım o kadar çabaya rağmen yaptıkları yayınlar sonrasında bence tümüyle olumlu tepki bekliyorlardı bunun yerine geneli sosyal medyadan olmak üzere o niye yok, bu niye az konuştu, şunun yerine bu olsaydı vs. gibi tepkiler alınca yapmaktan vazgeçmiş olabilirler, burada gördükleri tek haklı izleyici tepkisi, siz sorular sorun biz cevaplayalım diyerek doğru dürüst soru cevap olayına girmemeleri oldu bence. Onun dışında güzel formattı devam etmeliydi.

        • Bir tane moderatör olurdu… 9 da katılımcı… 🙂 dönüşümlü… Daha az olsa daha iyi de iki ana karakter 2 ekip diğerli yan karakter gibi… düşündüm.

    • Çukur Evde neden devam etmemiş sorsanıza 🙂

      • Rizet16

        Goy goy yapmaktan, öyle soru falan cevapladıkları olmuyor genellikle ama senin için biraz zorlarım bakalım gerçek cevabı alabilecek miyim?
        Bu arada son zamanlarda ismi ön plana çıkan şu Tuğçe AKARİ kimdir? Yapımla veya diziyle nasıl bir bağlantısı var? bilen var mı. Hatta geçenlerde Birsen Altuntaş ile de ufak bir atışması olmuş ama ben bilmiyorum kimdir, görevi, title ı nedir? Çok tanınan biriyse ve ben tanımıyorsam cahilliğime verin :))

        • incell

          aman Rizet. Öğrenmeni gerektirecek kadar önemli bir kişi değil. Her yayını dolduruyor zaten. Göz yoruyor kendisi. Ben engelleyerek kurtuldum kendisinden 🙂

          Tuğçe Akarı, Çukur dizisinin sosyal medya sorumlusu. Birsen Altuntaş olayı da şöyle. Necip ve Aytaç yayındayken bayram sonrası başlıyoruz demişlerdi. Fakat o sıra oyuncuların mailine dizinin sezon finali yaptığı haberi gelmiş yapımdan. Tabii oyuncular ve Tuğçe Akarı yayında bundan habersiz. Birsen Altuntaş haberi de yayında konuşulunca Tuğçe Hanım haberle dalga geçip, yalanlıyor. Birsen Hanım da “Tuğçe hanım, maillerine bakmıyor galiba” diyerek atışıyorlar falan işte.

          • basının bilip ekibin bilmemesi kabul edilemez bana göre, whatsapp gruplarından haber akar… Nasıl iş.

          • incell

            o sıra yayında oldukları için haber Necip’in önüne düşüyor. Haberi yalanlıyorlar hemen yayında. Çünkü 2 gün önce bayram sonrası denmiş oyunculara. Whatsapp’tan düşse bile yayında Necip o sıra. Whatsappa dönüp nasıl baksın. Tuğçe de dönüp bakma eğilimi göstermemiş. Necip haberi okuduğu an Birsen için “çok biliyor ya” yazmış. Bunu da ss almışlar ve birsen hanımın önüne atmışlar az önce Necip bunu yalanladı diye.

          • Rizet16

            O yayında hatırladığım kadarıyla, Yamaç Okur oyunculara ve ekibe ses kaydı atarak bu durumu bildiriyor, (Belki de direkt canlı yayından duyursunlar diye bilinçli olarak bunu o anda yapıyor) ama tabi Aytaç ve Necip canlı yayında olduklarından bildirimi görseler de dinleyemiyorlar, Hatta Yamaç abi ses kaydı attı falan diyerek ufak bir tatlı panik yapıyorlar, o ara herhalde Tuğçe hanım da yayını bırakıp dinlemiyor orasını tam bilemiyorum (bilmemezlikten geliyor da olabilir o an). Sonrasında Necip, Aytaç’ı yayından alıp Kubilay’a geçtiğinde, Aytaç mesajı dinliyor ve durumu öğreniyor ve geri dönüyor fakat işte yayının devamında söylesek mi söylemesek mi ikilemi yaşanırken, Birsen Altuntaş’ın twitter dan paylaştığı haberi geliyor herhalde o ara bir ne yapacaklarını bilememe durumu oluyor gibi gibi.

            (Dip not: bu Necip Memili yayınlarını genelde 1 gün sonrasında falan birileri youtube a yüklüyor yani yayınlandığı tarihe göre falan geriye dönük izlemek isteyenler oradan bulup izleyebilirler.)

        • Goy Goylar çok eğlenceliydi ama

    • Nur

      Bilgim var ama takip etmyorum. Twitter’da Çukur Tag’ında rastlıyorum bazen. Çukur Evde ve Zoom meetinglerini de izlememiştim. Nette canlı yayınlar falan genel anlamda hitap etmiyor bana ya da henüz öyle bir alışkanlık kazanmadım daha. İzleyip burda bilgilendirirseniz sevinirim.

  • isimsiz bir birey

    Merhabalar herkese

    Bu tür blogları, forumları takip ediyorum. Özellikle Çukur bazında gördüğüm bazı yanlış anlaşılmaları gidermek için buraya geldim. Birkaç arkadaş dizide Aras Bulut İynemli özelinde veya yapımın oyuncuyu aşağıya çekme veya yükseltme amacında bulunduğunu düşünmüş. Öncelikle şunu söylemek isterim. Çukur dizisi setinin içinde birkaç kez bulundum. Sahneler çekilirken set arkası, kurgu aşaması, mola anlarına şahit oldum. Senaristimiz sayın Horzum Bey ile de konuşma fırsatım oldu. Bunlar tabii ki benim bulunduğum çevre sayesinde oldu. Bir oyuncu değilim, bir set çalışanı değilim ama olmayı da isterdim. Sette bulunan bir arkadaşım sayesinde bunlara tanıklık ettim. H.K selam olsun sana da buradan 🙂

    Önce kesilen kısımlardan başlamak istiyorum. Sette bulunduğum sahneleri de belirteyim buradan. Azer-Yamaç’ın Koçovalı köşkünün bahçesindeki sahnede bulundum. Azer-Karaca’nın evindeki bir sahnede bulundum. Çukur kahveye Dağhan karakterinin gelişi sırasında bulundum. 2.sezon Yücel’in Çukur kahvede olduğu bir sahnede bulundum. Kemal-Metin sahnesinde bulunmuştum. Morg değil ama Çukur mahallede bir sahneleri olmuştu fakat yayınlanmamıştı. Cumali ve Selim’in Çukur’da tek kaldıkları sahnede de bulunmuştum.

    Aras-Cihangir mevzusunda da asla düşünüldüğü gibi bir durum yok. Gözlerimle de şahit olduğum kadarıyla ikili arasında samimiyet oldukça fazla. Prova aşamasında şakalaşmalar, gülüşmeler, küfürlü atışmalara şahit oldum. Uğur Yıldıran da sahnenin içindeydi. Üçü de gayet eğleniyordu. Cem Uslu da sahnedeydi. Baya baya çok samimilerdi benim gözlemlediğim kadarıyla. Bahsettiğim arkadaşımdan da öğrendiğim kadarıyla ikili arasının çok samimi olduğunu molalarda beraber sigara içtiklerini söylemişti. Yani düşündüğünüz gibi bir durum olma ihtimalini sanmıyorum. Hele ki Uğur ve Aras abi-kardeş gibiler. Daha önce İçerde dizisinde de yan yana gelmişlerdi. Birbirlerini çok iyi tanıyan iki arkadaşlar. Hiç öyle bir ihtimal vermiyorum.

    Gökhan Horzum ile de konuşma şansım oldu dediğim gibi. Fakat dizi hakkında pek konuşamadık. Bir kere çok samimi bir insan. Yani mahallede konuştuğunuz bir komşunuz gibi. Direk senli benli oluyorsunuz. Konuşmadan önce baya kasılmıştım. Hitap edişiyle bir anda rahatlatmıştı beni. Ancak o kadar alışmış ki seyirci ile konuşmaya. Dizi hakkında bir şey soramıyorsun. Çünkü öyle cevaplar veriyor ki “abi aman sorma” diyor ve sen de anlıyorsun. Zaten ikinci cümlesi “baştan anlaşalım spoiler yok” olmuştu. Sadece dizinin genel gidişatı hakkında şunu söylemişti. O sıra 11.bölüm çekiliyordu. Yani 10.bölüm bitmişti. Tabii 3.sezon 10.bölüm. Bazı arkadaşlarımızın kuşkulandığı bölüm 🙂 Sadece şunu demişti. “Bu son bölümden sonra bazı şeyleri açıklığa kavuşturmak istedik, ikili, üçlü durumları netleştirdik” demişti. Kitaptan da konuştuk fakat bu dediklerim 2 dakika içinde oldu. Fazla zamanı yoktu o sıra. Sonra da oradan ayrıldım. Güzel bir deneyim oldu benim için. Her ne kadar fazla konuşamasam da….

    Set için şunu söyleyebilirim. Çok garip bir duyguydu benim için. O güler yüzlü insanların kayıt sesini duyduktan sonra bir anda ani bir sessizliğin oluşması, herkesin bir anda ciddileşmesi, kestik sesinden sonra da bir anda gürültünün artması ve set arkasının 30 saniye içinde her şeyi halletmesi vs baya garipti. Emin olun orada 3 saatten fazla kalamazsınız. Oranın psikolojisi bir başka. Yani oyuncu olsaydım kafayı yerdim. Tabii onlar bu duruma alışık. Ekibin ayak kısmı o kadar hızlı ki… Şaşırıyordum. Yönetmen Sinan Bey’in tipine bakınca normal, efendi bir adam gibi duruyor ama sesi borazan gibi. Bir bağırması var zaten. Dediğim gibi çok ciddi ve değişik bir deneyimdi benim için.

    Tabii bunları kayıta alamadım. Yasaktı hatta sete girerken telefonum alındı benden. Oyuncularla görüşme şansım olamadı. Sadece Perihan Savaş ile bir fotoğraf çekme şansım oldu. Oyuncular arasında bir problem olduğunu sanmıyorum. Her oyuncu zaten birbiriyle samimi olacak değil. Örnek olarak Ece Yaşar ve Cihangir Ceyhan kayıt bittikten sonra yan yana bile gelmiyorlar fazla. Sadece prova anında konuşuyorlar. Normal hayata dönünce işleri dışında bir konuşmuşlukları yok. Tabii benim gördüğüm buydu. Bahsettiğim arkadaşıma da sorduğumda o da onaylamıştı bunu.

    Aras kısmında da baya yanlış fikirlere sahip olduğunuzu düşünüyorum. Bir kere sıfır ego bir insan. Bunu yine set içindeki genel kanı olarak söylendiğini biliyorum. Herkese karşı çok saygılı olduğu söylendi bana. Benim de gördüğüm kadarıyla öyleydi. Oyuncunun kendine özel bir karavanı var fakat o karavanı kendisi hariç herkes kullanıyormuş 🙂 Tüm ekip onun karavanında toplanıyormuş. Hatta karavanda tek başına asla oturmuyormuş. Aras’ın çok samimi olduğu kişiler Erkan, Kubilay,Öner, Necip, Uğur ve Rıza diye biliyorum. Cihangir için de arkadaşı yani kardeşini oynayan çocuk, Mahmut Kotan (dizide de rol alıyor aksiyon kısmında şuan), Kubilay, Aytaç, Aras ve Erkan gibi isimlerle çok samimiymiş.

    Yapım kısmında ise Çatay Bey’in teftiş olarak sete uğradını biliyorum. Daha çok Pelin Hanım gelse de aylık olarak bir kere Çatay Bey uğruyormuş sete.

    Herhangi bir sorunuz olursa bildiğim kadarıyla yanıtlamak isterim. Fakat buradaki bazı düşüncelerin yanlış olduğuna dayanamayıp yorum yapmak istedim o kadar.

    • isimsiz bir birey

      Ek olarak bu sezonki Yamaç’ın öne çıkmasının asıl sebebini diğer yan karakterlerinin özel durumları olduğunu düşünüyorum. Bu bir set bilgisi değil fakat dün akşamki canlı yayında Necip Memilli şu cümleleri kurdu.

      “Öner Erkan oyununu oynasın diye, Erkan Kolçakköstendil oyununu oynasın diye, Rıza Kocaoğlu oyununu oynasın diye Aras Bulut İynemli haftada 6 gün çalıştı gelemez şimdi yayına falan” dedi. Necip Memilli bunu söyledi. Benim şahsi fikrim ErkanKeka projeyi zaten kafasında bitirmiş. Yani bitmesi gerektiğine inanmış. Son sezon zorla ikna edildiği yazılmıştı medyada. Diğer oyuncuların bu kadar geride kalmasını da hocanın kendi isteği olduğunu asla düşünmüyorum. Bu özel durumlar bu sezonu Yamaç’ın öne çıkmasına kadar itti bence.

      • balvin

        Necip Memilli’nin sözlerine ben de denk gelmiştim. Hatta bir ara ironi mi diye baktım ama ciddi ciddi söyledi bunu. Şimdi sizin de dediklerinizle buna olan inancım arttı. Teşekkür ederim.

      • Nur

        Erkan 3.sezona zorlukla ikna olmuş olabilir. Vartolu karakterine ilk sezonun 10.bölümünden sonra sistematik silikleştirme uygulanmaya başlamıştı zaten. Vartolu’nun Çukur savaşı dizide ilk müdaheleye uğrayan sahne olmuştu Vartolu o savaştan kendi gücü ile sağ çıkmış bölüm fotoğraflarında metal tente önünde İdris ve Yamaç’la görüntüleri Show TV’nin sitesinde yayınlanmıştı. Vartolu’nun kendine benzeyen adamı editlendi Yamaç bir kimsesiz buldu tekrardan çekim Celasun’a falan seslendirme bir ton değişiklikle Yamaç’a Vartolu’nun hayatı kurtartırıldı ve üstüne Mihriban’ın mezar taşı ile ikinci kez borçlandırıldı onun da üstüne Sena’nın zehirlenmesine ortak edildi, karakter iflah olmadı gitti. İkinci sezon karısını kurtarmaktan aciz duruma düşürüldü zorlaa Yamaç’ın yardımıyla Saadet’i kurtardı o sezonda öyle böyle atlatıldı. Üçüncü sezon zor ikna edildiğine inanıyorum oyuncunun yaptığı işe saygısı kalmaz ki, hikaye gerektirir dünyanın en adi işlerini yapar, karakter neden sonuç ilişkisiyle evrilir çok cesur bir adam en sünepe hale bürünür ama Vartolu’daki neden-sonuç ilişkisi içerikte yoktu dışarıdan aciz, sünepe olması isteniyordu karakter sebepsizce acizleşip tuhaf bir hal alıyordu. 3.sezon için Erkan’a hikayesi ve işlevi hakkında yalan söylendiğini düşünüyorum Ercan Kesal’ın yutmadığı zokayı Erkan’a yutturmuşlar anlaşılan. Sezon başlamadan önce sezon için çok hevesli bir beyan vermişti, ‘sete koşa gideceğimiz br sezon olacak’ minvalinde bir şeydi. İlk bölüm İdris rüyası, hapishanede rüyadan uyanması, gördüğü işkenceler falan şu an yazarken bile gözümün önüne geldi ve içim titredi, şahane bir Vartolu karakteri vardı. O gördüğü işkenceleri Azer’e lokma lokma yedirtecek bir karakterdi belli ki Vartolu’nun yolu hapisten kaçıp Azer’e Efsun’a kim varsa lime lime bedel ödetmekti Erkan’a öyle bir hikaye verilmiş ki ruhuyla oynadı o sahneleri, sonra bir baktık Sultan damladı hapishaneye, Armutluydu, Almanyaydı neye hizmet ettiği belli olmayan bir akış derken bir baktık Erkan bir Amerika’da bir Avustralya’da. Sete koşa koşa giden adam tabanları arkasına vura kaçmaya başladı. Çalışmak ibadettir diyen adam yancılık vasfıyla görüntü mü verecek kendi işlerini öne alır tabi ki.. Rıza TRT dizisinde rol aldı ya, var mı bunun ötesi.. Ahmet Melih demedi mi 9 hafta ne olacağını bilmeden bekledim diye.. Burak’ın tiyatrosu da yok sette 7/24 çalışabilir ama kızakta, Cihangir Avrupa’da etkinlikte o da istense 7/24 sette olabilir..ama yok. Neymiş, tiyatroları varmış da, kafasında bitirmişmiş de Aras 6 gün Öner’i Rıza’yı kamufle etmişmiş de.. Rıza’nın kendi dizisi dururken başka dizide ne işi varmış diye soran yok tabi.. Kimseye fırsat kalmıyor ki bekle bekle gelen senaryo yancılık, sokaktan çevireceğin insanları oynatacağın cinsten.. Dizi laçkalaşmış bir tarafta yancılık sırası beklerken diğer tarafta dizi dışında asıl işleri oyunculuğa işlerine yönelmiş adamlar. Dizide 85 karakter var nasıl oluyorsa birden Öner’e Rıza’ya rol yazılıyor ama heyhattt adamlar başka iş tutmuş hemen fedakar karakt pardon oyuncumuz devreye giriyor onları sette de kurtarıyor:)
        Yiyen yesin, ben tokum.

        • isimsiz bir birey

          Erkan değil 3, 2.sezona bile zor tav oldu. Aynı şekilde Ercan Kesal da öyle. Ercan Kesal 2.sezona zar zor ikna edildi. Ortada fol yok yumurta yok? İlk sezonda neden bırakmak istesin ki adam? Zaten kendisi her seminerde gelen Çukur sorusunda bunu belirtiyor. 1 yıl olarak anlaşmış yapımla. Fakat 2.sezonda zorla ikna edilmiş. Bizzat Çatay Bey’imiz saatlerce konuşmuş kendisiyle. Sahnelerinin azaltılmasını istemiş kabul ederken. Çünkü artık o tempoyu kaldıramıyormuş. Gökhan Horzum da Ercan Kesal ile olan bir seminerinde “Ercan abi yüzünden onun için iyi şeyler yazamıyorum” tarzı bir şeyler deyip gülmüşlerdi. Çünkü 2.sezondaki İdris, ölüme hazırlanıyordu. Yücel olayı da o yüzden yazıldı. Karakterin havasını bitirmek için.

          Erkan’ın geri atılma durumunu Aras’a bağlıyorsanız bir şey diyemeyeceğim. Çünkü bu klasik bir sektör anlayışı. Kimse başrolün önüne geçmemeli. Çünkü onun hikayesini anlatır senarist. Elindeki hikaye odur. Başında kafanda kurduğun hikayeyi bozmak istemezsin. Senaryo çuvallar. Gökhan Horzum her seferinde Yamaç’ın hikayesini anlattığını vurguluyor bize. Adamın 5 sezonluk hikayesi varsa bu hep Yamaç’a bağlı. Kafasında bunun üzerine kurmuş. Şimdi onun önüne geçebilecek bir karakter demek Aras’ın geri plana gitmesi demek bu da Yamaç’ın geri plana gitmesi demek. Yamaç giderse elindeki senaryoyu yazamaz. Cumali de 2.sezonda aynısını yaşadı. Sadece bu dizide değil bu durum. Tüm Türk TV dizilerinde bu sorun var. Başrol kaprisi de değildir bu. Tüm dizilerdeki baş rol insanlar geri plana itilmekten korkuyorlar mı acaba? İçerde dizisinde ana kişi Çağatay’dı. Fakat Aras onun önüne geçti. Yapım Aras’ı geri plana itti. Karakter Melek’in ölümünden sonra Yusuf Müdür olayında karakteri küçük düşürmüşlerdi. Antipatik yapılmıştı o sıra. Sarp onun üstüne çıksın diye falan işte. Yani Aras şu dizide olmasa bu dizi izlenmez? Onun yerinde başka biri olsa korkar diyeceğim de. Yani Aras kendini baya kanıtlamış biri bence. Şunu diyeyim Aras Bulut İynemli Fan Clup üyesi değilim ama öyle düşünüyorum. Başka bir oyuncu olsa size katılırım ama daha filmi 5 Milyon izlenmiş bir oyuncu, Cihangir önüme geçecek korkusuyla yatıp kalkmaz be 🙂 Öyle bir korkuyla yaşayacağına 4.sezona imza atmaz. Şuan Çukur’dan çıksa bu adam Netflix’e gidecek. Yani değer mi sizce buna? Bence hiç değmez. Böyle olunca da dedikleriniz benim açımdan bir komplo teorisi olarak kalır. Sakın yanlış anlamayın. Görüşünüzü eleştirmiyorum. Dalga da geçmiyorum. Hatta baktığım zaman bazı yerleri çok uç gelse de mantığıma oturanlar oluyor. Fakat yine de inanmıyorum buna.

          • Düzeltme: 5 mio sadece sinema. Netflix’i de katalım…

            Ha başrol bir oyuncudan haz etmez, takışır vs. ve sahnelerinin azalmasını ister. O zaman yapım da + ve – leri masaya yatırır, değerlendirir. Açıkçası ben de baş rolün önüne geçti bu nedenle törpülendi tezini mantıksız buluyorum. Ama bir nedenle Azer minnoş kediye evrildi ve ilk tanıtılan karakter ile inanılmaz uyumsuz yazılıyor. Eğer yapımdan vs bir yönlendirme gibi bir nedeni yoksa da bu senaristin karaterine sahip çıkmama başarısıdır.

          • baiano

            Aynısını ben de düşünüyorum. 5Milyon artı olarak çok popüler bir oyuncu. Kendi klasmanında ilk 3te. Kıvanç dersin ama Aras kadar gişede ve TV’de başarılı değil. Çağatay dersin Aras kadar başarılı değil. Ha ikisini Aras’tan daha çok severim ama durum bu. Şimdi Cihangir’i geri itin diye baskı yapacağını sanmıyorum. Yani yapacağı oyuncu klasmanı da Cihangir değil. Sosyal medyayı çok taksaydı şuan Çukur’u bırakırdı zaten.

            Bence sahip çıkamama değil sorun. Ha GH beyefendi karakterlerine genel de sahip çıkamaz. Şuan Azer benim için ölü. Karakter bir kere bu kadar uzun süreli değildi. Bu çok net arkadaşlar. Yani bu karakter şimdi 4.sezonun sonuna kadar gidecek. Neden? Karaca için. Karakterin işlevi falan kalmadı. Karakter çok büyük bir karakter olarak girmedi. Kumburgazlı Serdar vardır ya hani. Onun 15 bölümlük versiyonu gibi düşün. Karakteristik olarak değil. Hikayeye katkı olarak. Bu adam başından beri diziye ana düşman olarak dahil olmadı. Eninde sonunda bu aileye adım atacak bir geçiş karakteri olacaktı. Kemal’i öldürdüğü an bu adam için ölüm senaryosu hazırdı. Fakat AzKar denen kitle yüzünden şuan dizide tutuluyor. Geldiği ilk andan beri bana bu karakterin diziye NET olarak verdiği bir katkıyı söyler misiniz? Karakterin çıkış noktası bir kere anlamsız. Tüm düşmanlarımız Yamaç ekseninde gelişirken bu adam Salih ekseninde gelişti. Nur sana şurada katılıyorum. Vartolu’nun dönüşü için bu karakter yazıldı. Cezaevinde bu adam sayesinde tam bir villian olacak, onun da canını alacaktı. Sonra ne oldu bilmiyorum. Bu karakter 15 bölümlük senaryosuyla gitti. Asla tam bir düşman değildi bu çok ama çok açık.

          • baiano

            Bu yüzden bu karakter “geri plana” atılmıyor. Bu karakter bitmiş zaten. İşlevsiz yani. Karakter zaten geri plandaydı. Şimdi yazılacak senaryosu yok. Hikayeye hizmeti çoktan bitti. Daha doğrusu hizmet denilebilirse. Hizmet bile etmedi fazla. ANA HİKAYEMİZ’e asla bir katkısı böyle yönü olmadı. Başkalarının maşası oldu. Oyuna geldi, boş bir karakter gözümde. Geri plana itin diyen Aras değil. Karakter yok ortada. Horzum elinde sadece kalan Karaca işi. O yüzden geride zaten. Çünkü senaryosu bitti.

          • balvin

            Bu konuda sana kesinlikle katılıyorum baiano. Azer asla ve asla bir ana düşman değildi. Seyirci beklentiyi kendi büyüttü. O da oynayan oyuncunun bir önceki işinden dolayı. Karakterimiz asla ve asla yeterli düzeyde değildi. 10-15 bölümlük bir senaryosu ile ilerledi. Bence senarist istediği aksiyonu alamadı. Karakteri hep bir maşa olarak kullandı. Yücel’in boyunduruğu altına girdi. Yücel gitti, Efsun’un maşası oldu. Kendi servetini bitti. Efsun’un parasını aldı öyle iş yaptı.

            Şuradan bile çok açık değil mi ya 🙂 2.sezonun sonunda giren karakter zeki, delikanlı, racon bilen bir insandı. İnsaflıydı. Fakat ne olduysa 3.sezona başlayınca bu adam tüm vasıflarını yitirmiş. Başta bu adamı aileyle çatışan, daha sonra taraf değişen biri olarak yazmayı planlamıştı. Fakat sezon sonundaki Baykal bilmecesi oturmayınca Azer ve Akın acele ile ana düşmanlarımız oldu. Azer 3.sezona başladı, bir anda racon bilmeyen, kadınları kaçıran, Yamaç’a pusu kurarak saldıran ki bu adam Bizans’ta sırtımı arkaya dayamam diye giriş yaptı diziye. Cumali’ye de pusuyla giren bir adam oldu. İlk 4 bölüm baktı Akın ve Azer ile olmayacak. Çünkü yarattığı Azer karakterine ters bir yola girdi. Zorunda kaldı bu yol için. Azer karakterinin bu durumuna seyirci inanmadı, senarist de inanmayarak yazıyordu.

            5.bölüm itibariyle Azer-Fatih buluşması gerçekleşti. Çünkü Azer’in bu dizide senaryosu farklı bir yola girmişti. Azer öldürülecekti. Bu da o ölmeden asıl yeni bir düşmanın gelmesi gerekliydi. Efsun zaten tutmadı. Victor vs diyerek farklı bir yol alındı. Ben bu Fatih’in Ebu Kayser’in bir elemanı olduğunu düşündüm başta. Fakat Ebu Kayser bilmecesi de farklı bir duruma çıktı. Biz bunu Rizet ile konuştuk sanki daha önce. Hatırlamıyorum ama Ekrem İspir adlı oyuncu Ebu Kayser olarak dahil olacaktı diziye. Azer’in zaten son dönemlerde Yamaç’a karşı düşürülmesi, onun küçük düşürülmesi bu sebeptendi. Son olarak kadınları kaçırıp onları satma işine gelince “Bana racon öğretmediler” repliği yazarak karakterin sonuna gelinmişti. Hele ki aynı bölüm Kemal de öldürülünce, Azer artık ölüm senaryosu ile hazırdı. Fakat son anda Nejat İşler’in teklifi kabul etmesi (dediğim gibi biz bu durumu Rizet ile konuştuk) Ebu Kayser’i raf altına itti. Fatih, buradan Erdenetler’e bağlandı. Azer de el altında Karaca ile kaldı. Karakter çoktan öldü. Hatta burada Nur’un üstteki yazıda bahsettiği üzere “S.Git Adana’ya” adlı durum da Azer’in öleceğine sinyaldi. Evet bence orada Cio-Aras sorunu değil, Azer’in öleceğine bir işaretti. Öyle havada kaldı.

          • baiano

            Rizet ile konuştuğunuz o kısım bu yazı altında mıydı? Belki Rizet hatırlıyordur.

            Yorumun için teşekkürler Balvin. Sen daha iyi açıklamışsın durumu. Azer’in diziye asla ve asla net bir profil olarak girmediği belliydi. Karakter ölecekti, geri atılma olayları da hikayesinin kalmamış olmasından kaynaklıydı. Karakterin tek hikayesi Karaca artık. “Sahalara insin” gibi söylemler seyirci isteği olabilir ama karakter sınırlı bir çizgideydi. Evet potansiyeli vardı ama GH kafasında yarattığı karakterle seyircinin kafasındaki asla tutmadı. Bu karakteri oynayan oyuncuya bağlı. Cio, 01 dizisi dolayısıyla beklentisi çok yüksek tutuldu. Halbuki karakter alt mertebeydi.

          • Rizet16

            Evet Baiano, Balvin ile bu konu hakkında yaptığımız yorumlaşma bu post un altlarında bir yerlerde kaldı, senin için konu ile ilgili son yorumun bağlantısını kopyala yapıştır yapıyorum, oradan bir kaç yorum üste doğru okursan tamamı hakkında bilgi sahibi olabilirsin.

            http://disq.us/p/28mjti8

            (Linke tıklayınca yoruma gitmesi birazcık zaman alabiliyor bilginize.)

          • baiano

            Teşekkür ederim Rizet yardımın için. Okudum konuşmanızı o zaman Balvin’in dedikleriyle örtüşüyor bu durum. Çağatay zaten planlı değildi. Ebu Kayser ismi de o dönem oyuncuyla baya anılmıştı hatta şimdi haberi arattığımda oyuncu instagram hesabından bunu duyurmuş bi ara. Bu da Azer’in geri plana itilme sebebinin karakterin hikayesinin çoktan bitmiş olduğu kanısına beni daha çok inandırdı.

          • Ben spor salonu sahnesinden sonra yamac ile azer aynı safya yer alır demiştim ama mahsun a kısmet oldu düşmanlardan

          • balvin

            İşte öyleydi ama düşman rayı orada tam oturmadı. Azer düşman olarak girmedi bence bu diziye. Sene sonu hedeflenenden bambaşka bir şekilde kapatıldı. İşte Koçovalılar’ın yanına dost olacak insan açığı da 3.sezon da açılınca Mahsun da karar kılmış olabilirler.

            Zaten karakterin düşmanlık sebebi bir kere çok basit. Yanlış anlaşılma ve bunun sonucunda bu kadar kan dökülmesi bir kere baştan aşağı eleştirmemiz gereken bir yer. Yani sebep çok zorlama. Bu sebep başta çatışıp sonra dost olan bir karakter için gayet makul ama sırf düşman için anlamsız.

          • Nur

            Azer’in hikayesine girilmedi ki bitsin. Savaş’ı Vartolu öldürdü sanıyor kendisi terasta diğerleriyleydi. Azer kardeşinin katili sandığı kişiyi unuttu Vartolu tuhaf bir intikam yoluna girdi. Fadik bir köşeye atılı kaldı en son Azer- Karaca’ya aksesuar yapıldı. Azer’in hikayesi çok net Vartolu’ydu. Başlamadı ki bitsin.
            Aslında sezona herkese tonlarca hikaye hazırlandığı belli ama revize ede ede kimsenin Çukur’la ilgili bir hikayesi işlenmedi. Bu sezon Çukur’un hikayesi yoktu ki. Büyük İstanbul Savaşı tuhaf bir şeydi. O olmadı Erdenet’lerden Çağatay geldi şimdi Arık. Arık da Çağatay gibi Çukur’a alakasız yerden geldi. Altın çalınma hikayesinden. Bunlar eften püften şeyler, sevilen oyunculardan dolayı ilgi gören şeyler. Bu sezonun hikayesi terastaki harita, İdris’in intikamı ve çare Akın Koçovalı’ydı. Bunlarsız kimsenin hikayesi yok ana akışta giden Yamaç’ın aşk hikayesi. Cumali, Selim, Vartolu, Akın, Aliço vd hikayeleri yok görüntü yönünden katkı yapıyor hepsi. Hadi Vartolu ile Azer’i kıyaslayalım. Hangisi daha bitik? Bence Vartolu. Bir aşk hikayesi bile yok geçmişin hatırına ekranda görüntü sağlıyor. Aliço’nun katkısı ne? Liste uzar gider.

          • Nur

            Sırf Vartolu için yazıldığını söylememiştim ben. Vartolu ile çatışacaktı ama sonrası için planlar olduğu Fadik’ten belli. Azer yalnız Vartolu için getirilmiş olsa Fadik’in fonksiyonu ne olacaktı? Azer ya da Kurtuluşlardan birinin kız/erkek Koçovalılar’dan biriyle evlilik yapıp dünür olacakları belliydi. Hatta sezon arasında aile Vartolu’nun eski köşküne taşınır gibi tahminler yapmıştık. Azer-Karaca evlenme olasılığını Fadik’i duyunca tahmin etmeye başlamıştım burda, 2.sezondan bahsediyorum 3 bile yokken. Karaca olmasa bile Azer’in kızkardeşlerinden biriyle Akın tahmini yapmıştım. Kurtuluşlar ve Koçovalıların dünür olacağı barizdi ben çok daha başlarda olurlar diye tahmin ediyordum ama yine bence senaryo değişti dünürlükten falan vazgeçildi Fadik atıl duruma geldi daha sonra Azer- Karaca’ya tekrar karar verildi. Vartolu- Azer senaryosundan vazgeçilmesi, Akın’ın çare olması senaryosundan vazgeçilmesi, Ercan Kesal’in net şekilde diziye dönmemesi, Aliço için her ne planlandıysa vazgeçilmesi sezonu allak bullak etti. Efsun- Yamaç aşkının çatışma boşluğu doğurması İdris Babanın intikamının diğer karakterlerden alınması da cabası. Azer’in kesinkes ölmek üzere diziye girdiğine inanmıyorum. Ucu açık girdi. Vartolu öldürebilirdi de ama dünürlük, düşmanlık iç içe düşünülmüş olmalı hangi noktada kimin öldüreceği ya da sağ kalıp kalmayacağının ucu açıktı bence. Azer’in annesi bahsi oğlunun cenazesi için açılmış olamaz. Hangi düşmanı ailecek takdim ettiler, hangisinin annesini vurguladılar? Kurtuluşlar Çukur evrenini genişletme denemesiydi. Mafya aileleri, aralarındaki ilişkiler, dostluklar, düşmanlıklar vs.. ama olmadı. Bırak Kurtuluşlar’ı Koçovalı ailesini bile unuttuk. Vartolu karısını, oğlunu görmedi, Selim’i Akın’la Ayşe’yle, Karaca’la doğru düzgün izlemedik ki başka aile ile ilişkileri olsun. Kurtuluşlar Azer’in ön planda olduğu bir projeydi, iptal oldu. Azer olmayan Kurtuluş konusu ortaya atıldı o bile unutuldu gitti. Unutulmadıysa da öylesine bir arayıştı işte.

          • Nur

            Görüşlerimi eleştirebilirsiniz de dalga geçebilirsiniz de. Eleştiri güzel bir şey, dalga geçmeye gelince; bir küçümseyicilik oluyor değil mi? Karşınızdakinin kapasitesini kendi kapasitenizle değerlendirip küçük buluyorsunuz ama tuzak bir şey bu, durumun aslında tam tersi olma olasılığı da var. Riski göze alan buyursun:)

            Aras Fan Club üyesi olmayabilirsiniz ama ifadeleriniz bence koyu bir fan ifadeleri ve bir sakıncası da yok. Oyuncu fanı olmak ayıp değil günah değil. Ben Çukur dizisinin fanıyım ve her yerde beyan ediyorum. Fan olmam tarafsız gözlem yapmama engel değil. En koyu eleştirileri yapma hakkını tanıyorum kendime.

            Çukur Dizisi fanı olarak Aras olmazsa dizi olmaz ifadenize katılmıyorum. Şu anda bulunan tüm kadroyu iptal et 4.sezonda Çukur yepyeni kadroyla başlasın senaryoyu Gökhan Horzum hevesle, isteyerek, müdahele olmadan yazdığı sürece Çukur izlenir. Çukur ne Yamaç’ın ne Vartolu’nun dizisi. Onlar var diye tutmadı senaryosu sayesinde tuttu. Ay Yapım her zaman iyi oyuncularla çalışıyor ama iyi oyuncularına, ekibine rağmen Ay Yapım’ın tutmayan dizileri oldu. O dizilerde oynayanlar Aras’tan daha alt düzeyde değildi. İyi Senaryo olmazsa olmazı bu işin. Gökhan Horzum’un kıymetini bilip ona göre değerlendirme yapalım en başta onun yeteneği. Aras olmasa farzedelim Çağatay olsaydı farzedelim Cem (Üzümcüoğlu) ya da ışığı ve yeteneği olan başkaları, Çukur yine tutardı. Çukur’un yetenekli kadrosunun fonksiyonu inkar edilmez ama iş Aras sayesinde tuttu demeye getirirsek.. orda duralım! Yanlış olur.

            İçerde, Aras, Çağatay’ın önüne mi geçmiş!! Sadece Pes diyorum.

          • isimsiz bir birey

            Öne geçmede kasıt, onu yerle bir etti, söndürdü değil. Ondan daha fazla tepki aldı dizide bence. Dizideki ilişkisi olsun, sahneleri olsun daha çok ses getiriyordu. O anlamda dedim. Aras olmasa dizi izlenmez derken, Aras’ı çıkar izlenmez anlamında değil. Yamaç karakterini diziden çıkar bu dizi olmaz demeye getirmek istedim. Yanlış kelimeyi kullanmışım.

          • Nur

            Sevgili İsimsiz, hep itiraz hep itiraz diyeceksin ama maalesef bazı konularda öyle olacak.

            İçerde dizisini izledim ben kısmen sevdim kısmen sevmedim Fanı falan olmadım ama hem SM’de hem de reelde tepkileri okuyor/duyuyordum. SM’de okumamın nedeni de çoğu şeyi kaçırıyordum, aksiyonmuş, detaylarmış ilgimi çekmiyordu devamlılığım kopmasın diye SM’ye bakıyordum. Kadın- erkek, millet Sarp’e deli oluyordu. Erkekler o dönem saçlarını Sarp gibi traş etmedi mi! Mert’i kim taklit etti. Mert zaten o ilk polis öldüğünde ölümüne sebep oldu diye gözden düşmüştü sonradan zor toparladılar ve hiç bir zaman Mert’in en ufak Sarp’in önüne geçtiğini hissetmedim. Bu gözlemim tamamiyle tarafsız. Genç erkek nüfusun çok yoğun olduğu bir yerde oturuyorum hepsi Sarp’i taklit ediyorlardı. Sizin gözleminize algıda seçicilik diyeceğim. Yani o kadar yoğun Sarp hayranlığı vardı ki Mert de elbette seviliyordu ama kıyas kabul etmez. Sarp’in yanına yaklaşmıyordu.

            Yamaç olmayınca Çukur niye olmuyor anlamıyorum. İzleyici Yamaç için izlese bu kadar takviyeye gerek olmazdı. Yamaç’ın inandırıcılığı hele de bu sezon sıfır. İlk sezon Vartolu niye bastırıldı o zaman? Vartolu mahalleyi almaya gelmişti ruhunu öldürüp, isteksizleştirilip mahalleye baba yapıldı ki millete “Vartolu mahalleyi aldı ama meğerse mahalle umru değilmiş” dedirtmek için. Vartolu çok net Yamaç’ı diskalifiye etmişti, baba figürünü taa baştan giymişti parça pinçik edip eze eze zorla üzerinden çıkardılar onu. Çukur’u izleyen “Aile Her Şeydir” tema’sından izliyordu ve o tema’yı temsil eden de İdris Baba’ydı ne Yamaç ne de diğer kardeşler. İdris Baba çıktı dizi rayından çıktı. O ağırlık gitti, Yamaç o ağırlığı zaten dolduracak biri değil. Her bölüm aksiyon, çatapat oluyordu milet aksiyonsuzluktan şikayetçiyi Yamaç vurdu, kırdı, öldürdü, kurtardı.. oldu mu peki? Olmadı. Çünkü bu dizinin baş karakteri Çukur. Senarist istediğini desin. Onun elinden çıkıp bizim önümüze gelince söz biz ne hissediyorsak o. İdris Baba gittiyse bu diziden herkes gider. Koçovalı Kardeşleri öldür İdris Babayı 1.sezonda gibi kahveye oturt bakalım izleniyor mu izlenmiyor mu.

          • İçerde zamanı ne güzeldi, Eda’nın yazıları altında buluşuyorduk. Mert karakteri yaraları ve Aras B.’un oyunculuğu parladı. Sarp’ın önüne mi geçti? Geçti diyemem ama ikinci rol olarak da kalmadı. Mesela Mert’in efsane bir kaç sahnesi sayabilirim (kimim ben, melek’in ölümü, abi…) ama Sarp için sadece komiser’in onunla oynadığı sahnesi dışında hemen aklıma gelen yok.

            Bence de Çukur’un başrolu Çukur. Ama Çukur’u taşıyan ana kolon da Yamaç. Yamaçsız bir Çukur olur mu, olur… Ama ilk sarsıntıda yıkılması muhtemeldir.

          • isimsiz bir birey

            Şunu da söyleyeyim baştan. Dizide Sarp karakterini Mert karakterinden daha çok seviyorum. Nedeni de Çağatay Ulusoy. Dizide Mert karakteri SM’de daha çok konuşuluyordu. Dizideki karakterin partneri ile uyumu daha fazlaydı.Çağatay Ulusoy’un 3 numara modeli Sarp’tan değil kendisinden kaynaklandı. Aynı şekilde Kıvanç’ın da şapkalı ve yün kazaklı bir fotoğrafı düştükten sonra bunlar yine ortaya çıktı. Aynı şekilde Ümit Davala saçı vardı bir ara. Bu Ümit’in iyi futbolculuğundan mı kaynaklandı? Sarp değil Çağatay’dı orada benimsenen. Konu da Çağatay ne yapsa yakışıklı oluyor durumuydu. Aslı Hanım’ın da bahsettiği üzere diziyi izleyen kesime sorarsanız, Mert hakkında aklında kalan sahneleri çatır çatır sayabilirken, Sarp hakkında hemen sayamaz. O gün çok iyi hatırlıyorum Sarp’ın sevgilisi Melek öldü. Sarp ve Mert oradaydı. Konuşulan Mert oldu, Sarp değil. Yanına yaklaşamıyordu demek biraz fazla hatta boynuz kulağı geçiyordu belki de geçti.

            Yamaç olmayınca olmaz derken, senaryo bu yönde. Yamaç karakteri ilk sezon bomboştu bomboş. Altyapısı yoktu başrolün. Suç da Hoca’nın burada. Baba esinlenmesi oldukça fazla fakat bir derinliği yok. Vartolu karakterine bir derinlik katmış üstüne Erkan Keka ile birleşince müthiş bir karakter oluşmuş. Fakat Yamaç karakteri asla derin değil. Bunu 3 sezon boyunca derinleştirmek için elinden geleni yapıyor. Hala istediği düzeye alamamış belli. İlk sezon Yamaç karakteri ilgimi çekmiyordu. Bu sezon nedense çok ilgimi çekti. Annesine bağırışları falan zevk alarak izledim. Böyle tutarsız, karaktersiz hallerini sevdim. Karakter babında yani. Siz de Azer için ne yapsa seveceğim diyorsunuz ya 🙂 Ben de aynen öyle Yamaç için ne yaparsa yapsın seveceğim. Bu sezon için diyorum. İlk 2 sezon olmazsa da olur yani. İlk sezonu izleten Vartolu, ikinci sezonu bana izlettiren de ailenin toplanma süreciydi. Cumali ve ailenini reaksiyonu için izlemiştim. Vartolu’nun 2.sezonki senaryosundan acayip derecede sıkıldım. Saadet de etkili olabilir bunda.

            Bu sezon genelinde Yamaç olmazsa olmaz durumu ortada. Cumali Koçovalı olmazsa olur. Neden olur? Çünkü karakter şuan vasıfsız. Senaryoya etkisi yok. Anca komedi unsuru taşısın diye, bağırıp çağırsın diye var. Gerizekalı tiplemesi yazılıyor. Çıkar şimdi dizden ne olur? Hiçbir şey. Selim’i bu sezon çıkar ne olur? Hiçbir şey. Yamaç’ı çıkar? Çıkaramazsın. Neden? Dediğiniz gibi başrol Çukur’du. Bu sezon Yamaç oldu. O yüzden Yamaç olmazsa olmaz artık. O hale geldi. Önceden olmazsa da olurdu…

          • Nur

            Sarp değil de Çağatay’ın ilgi gördüğüne ikna oldum çünkü düşününce dediğiniz gibi oyuncu övülüyordu karakter gerideydi Mert’de ise karakter önde oyuncu arkadaydı. Bu konuda haklısınız.

            Yamaç’ı ilk sezon seviyordum. Vartolu fanıydım ama Yamaç’ta Atatürk esintileri vardı ve gönlümden Vartolu geçse de aklım mahalleyi Yamaç idare etmeli diyordu. Ne olduysa Kumburgaz’lı Serdar’ı müzikle dövdüğünde oldu. Karakter gözümde inandırıcılıktan ilk orda çıkmaya başladı ara ara toparlandı ama ilk emmi ve paşa varken elini masaya vurmuştu. O çizgide devam etmeliydi.Bir mahalleyi bir devleti karşısındaki elitlere karşı elini öyle masaya vuran biri yönetir, ailenin başına o Yamaç geçer, yeğenini istediğiyle o Yamaç evlendirirdi. Şimdiki ikna edici değil. Masaya bakıyorsun ses eden yok, sorguluyorsun niye diye? Sahne yapay kalıyor. Balon bir sahne. İnandırıcılık yok.

            İkinci sezonu ilki kadar sevmiştim. Ailenin toparlanması çok güzel işlendi. KaraKuzular’ı seviyordum Çeto ve Mahsun müthiş olmuştu. Çeto öldükten sonra zaten yüzüklü senaryosu başlamıştı ama sezon sonlarıydı sevmesem de yoruldular diyordum. Hoca’ya ayrı bir Karakuzular hayranlığım var. Cesareti bile başlı başına takdire şayandı.
            Bu üçüncü sezon önceki ikisinden deneyimle ‘yok ya, var bunun altında bir şey’, “bu kadar sığ olamaz hazırlık yapılıyor”, “geçiş bölümü önümüzdeki bölüm asıl olaylar başlıycak” derken sezon bitti. Elimde bir yarım yamalak bir Nehir bir de yine yarım yamalak Azer- Karaca aşkı var:) Yamaç’a hangi akla hizmet babasının asıl müsebbibini unuttururlar, Efsun nasıl zehir gibi bir babasının kızı olmaz? Aile Her Şeydir teması Aşkın Gözü Kördür oldu çıktı. Haklısın bu sezon Yamaç’tan başka bir şey yok. Yücel, Karaca’yı kaçırsın kurtarma olsun öyle öldürülsün.. yok. Fatih’i Azer öldürsün.. yok. Akın madem Dere’ye sürülmüştü orayı örgütlesin.. yok. Akın’ın kadınları kaçırttığı öğrenilsin.. yok. Timsah, Savaş’ı öldürenleri söylesin.. yok. Nehir’in ailesini katledenler gelsin.. yok.. Kahraman-Ayşe mevzusu açılsın.. yok.. Meliha’nın sırrını söyleyin.. yok. Vartolu karısını, çocuğunu görsün.. yok. Cumali’ye bir işlev kazandırın.. Say say bitmiyor.

          • isimsiz bir birey

            Şurada da bir tezatlık var. Gelen tüm düşmanlara bakıyoruz hiçbirini Yamaç öldürmemiş. Garip yani. Aslında öldürmesi gerekenleri öldürmemişti ilk 2sezon. Fakat bu sezon Azer’in öldürmesi gereken Fatih’i öldürdü. Fakat Yücel konusunda kesinlikle öldürme hakkı Yamaç’ındı…

    • Nur

      Merhaba İsimsiz. Hoş geldin.

      Yanlış anlaşılmalara değinmişsin ama benim penceremden yanlış değelendirdiğimi düşüneceğim herhangi bir husus göremedim yorumunda. Aras’ın Cihangir’le özel bir husumeti zaten olamaz sette beraber sigara içmeleri, şakalaşmaları Cihangir’in Aras tarafından dizide istenmediği tezimi çürütmüyor. Dışarıda sergilenen samimiyet içeride fırtına kopmadığının delili değildirki.

      Azer’in köşke annesini almaya gittiği çekimde ordaymışın şakalaştılar falan gibi şeyler yazmışsın ya, o samiyetin ne kadar sahte olduğunu ispat eden sahnelerden biri odur. Çiftin fanları 1 hafta boyunca o sahneyi 4 gözle beklemişlerdi. Öncesinde Yamaç köşke giremiyordu. Babasının giysilerini kapının önüne bıraktıktan sonra bir daha o kapıdan içeri girememişti ama o bölümde alelacele Emmi’ye gitti uyduruk kıytırık bir nasihat güya, hemen köşke yetişti. Fanlar Azer- Karaca bakışması bir şeyi falan bekliyor ekranda Yamaç Azer’i arabaya kadar da uğurladı:) Kusura bakma da yok şakalaşmışlar yok bilmem ne.. Yamaç’a haftalarca köşkün kapısından içeri adım attırmayan senarist o denli kıytırık bir şey için mi adım attırmıyordu yani?! Aras o sahneye kendini koydurtmuş sırf Cihangir bir dakikalık da olsa öne geçmesin diye.. Aras, Seyhan’ın düğün çekimi için Adana’ya gitmedi ya! Değerli ayaklarına Cio’nun sıfırdan çıkış yaptığı Hürriyet Mahallesini layık görmedi kendisi kaf dağının prensi ya güya Cio’nun mahallesinin magma seviyesine inmedi ama yarın bir gün bir şey olsa bir numaralı Adanalı o olur Hürriyet Mahallesinim taşına toprağına name dizer. O onla sette samimiymiş de bu bununla grupmuş da.. Grubu ben yazayım sana. Aras, Necip, Kubilay+ bu sezon Damla Sönmez.. Grup bu. Diğerlerinin grupla falan işi olduğunu hiç sanmıyorum. Elbette hepsi toplaşırlar herkes çeşitli kombinasyonla bir araya gelir bazen yakınlaşır bazen uzaklaşır ama Aras’ın başında olduğu grup bu sezon böyle.

      Rıza’nın tiyatrosu varmış Aras 6 gün Aliçoluk mu yapmış?? Hiç bi şey anlamadım bundan:)

      Daha bir sürü itiraz edeceklerim var da yoruldum.

      • isimsiz bir birey

        Merhaba

        Gruplaşma olayı oyuncular arasında vardır elbet. Hadi diyelim var bu gruplaşmanın içinde Kubilay nasıl oluyor? Adamın dizideki işlevi bitmiş. Bir şey anlamadım valla.

        Bildiğim tek grup var o da set içinde çok belli. Aras,Necip,Erkan,Kubi,Öner bu 5 kişi tam bir grup. Bakın Rıza’yı almadım. Bildiğim şeyi söylüyorum. Damla Sönmez ile bildiğim tek şey orada bulunan ekiple daha önce defalarca yan yana gelmiş. Oyuncu birçok projede yer aldığı için çoğu set çalışanını tanıyor. Orada bir set içinde samimiyeti var. Dizide yer alan oyuncuların %85’i ile yine aynı projede yer almış ve yakın arkadaş. Bu yönden biliyorum. Sette de Aras ile sadece set içinde bir muhabbetleri var. Onun dışında yan yana geldikleri anlar yok. Mesela Nejat İşler tüm hazırlığını karavanında yapıyormuş. Damla da karavanda bulunuyormuş o sebepten. Hatta kendisinin alkol dedikoduları da doğru. O yüzden ipi çekildi zaten. Neyse oraya girmiyorum. İşte Nejat karavanda prova, konuşma, hazırlık yaparken Damla da orada oluyor. Fakat Aras ile Damla set içinde konuşuyorlar sonra sen yoluna ben yoluma diye ayrılıyorlar. Aralarında set içi dışında bir muhabbet yok. Gruplaşmanın nasıl içinde çözemedim.

        Aras’ın Adana olayı net olarak şöyle. Ben daha doğrusu Aras’ın Adana’ya gitmediğini bilmiyordum. Çekimin montajlandığını arkadaşımdan öğrenmiştim. Durum şuymuş. Çekim yayın gününden tam bir hafta önce yapılmış. Yani dizinin 3.sezon 1.bölümü gösterimde olduğu zaman yani 16 Eylül. Adana çekimini yapmaya Özgür Sevimli yani ikinci yönetmen gitmiş. Fakat aynı bölüm Aras ve Damla’nın Lozan olması lazım orada bir çekimi vardı. Yani ilk karşılaşmaları orada çekilecekti. 17 Eylül günü de Lozan’a ayrılmış ekibin yarısı. Yani yarısı Adana’da yarısı ise Lozan’da. Sinan Öztürk Lozan, Özgür Sevimli ise Adana’daymış. Bu sebepten dolayı Aras’ın sahnesi Cio’nun çekiminden 4 gün sonra yapılmış montajlanarak.

        Ben o konuya farklı bakıyorum. Ben 3 sezon aynı rolü oynamazdım şahsen. Rıza’nın oynadığı dizinin anlaşmaları ta 2018 yılında yapılmış. Oyuncu 2020 yılında da bu işin süreceğini düşünememiştir malum 🙂 Düşünse bile o süre elinde Ay Yapım ile bulunan sezonluk sözleşmeyi etkilemeyen bir imza olmuştur bu. Çünkü sene sonu imzalar atılır genelde. Dizinin ana karakterlerinin genel bir oyununun, tiyatrosunun olması Aras’ı bu sezon fazla görmemize neden oldu demek istedim orada. 6 gün Aliço’luk yapmamış ama onun süresini almak zorunda kalmış. Eğer o süreyi diğer yan karakterlere yedirirlerse o zaman diğer oyuncular geri döndüğü zaman o süreyi onlardan geri almak senaryonun tökezlemesine sebep olur. Çünkü yan karakterlere verdiğin fazla sürenin o karakterlerin hikayesine istemeden bir şeyler katmak zorunda kalacağının sinyalleridir. Sonra işler düzelince sen de yarattığın hikaye ile kalmış olursun.

        • Aaa Efsun – Yamaç karşılaşmasındaki ev lozan mı? Ben bunu bilmiyordum.

          • isimsiz bir birey

            Evet, yabancı bir ülkede çekim yapıldı. Hatta Better Call Saul S4E6’da Gus Fring’in Hector Salamanca’ya anlattığı hikaye sahnesinden alınmış. O ambiyans verilmek istenmiş. Bence Efsun’un şatafatını belirtmek için onu kullanmışlar.

          • belirtmemişlerdi…

          • baiano

            evet ben de twitter’da gördüm. Lozan mı bilmiyorum ama yabancı bir ülkedeydi gösterilen ev. Evin dıştan bahçesinden fotoğraflar vardı.

          • ben benzerini Ömerli’de bulurdum. İlahi… (Hem de TL kira ile)

          • isimsiz bir birey

            Yorumum gözükmüyor yalnız sizde de öyle mi?

          • zillex

            aynı durum bende de olmuştu. galiba spam’e düşmüş.

          • Spame düşmüş. Düzelttim

          • incell

            Evet Aslı. Hatta Efsun “dönüceğim yarın.” gibi şeyler söylüyordu. Dizide geçmedi bu durum bana da garip geldi. Hatta Efsun’un masal okuduğu yer de galiba bir oteldi. Ben Türkiye’de öyle bir otele hiç rastlamadım veya o kadar zengin değilim belki de 🙂

          • Normalde hemen bülten yazılmaz mı, çekim için lozan’a gittiler… bizimkiler sessiz sedasız gitmiş, çekmiş. Saka gibi.

            Belki AyYapim’in Avrupa’da da yapım şirketi var, ona katkı olsun diye yaptılar. Sonuçta set ekibi Avrupa’dan organize edildi…

            Bilgisayarı ilk açtığımda bakacağım otele, merak ettim. Çok özel bir mekan olarak kalmamış aklımda…

          • incell

            otelden çok efsunun yatak odası gibi durmuştu ben daha sonra sosyal medyada gezerken 505 numaralı bir oda olduğunu analiz yapan birini görmüştüm ki 505 (five oh five) gibi bir aşkı niteleyen bir durum. Orada bile ince bir ayrıntı bırakmış senarist.

            sessiz sedasız gitmişler evet ama Adana için de bir bülten yapılmamıştı sanki. Sosyal medyaya düşen fotoğraflarla bu belirtilirdi. Bu sezon Kocaeli yanlış hatırlamıyorsam gidildi 1-2 kere. Tabii orası yakın ama Adana da sonuçta adı olan bir yer ve Çukur için önem arz ediyor. Orada da bülten yoktu sanki.

          • Adana’ya yapılabilirdi. Cio01 mi ne, fanlar acayip ilgi gösterirdi halbuki…

            Aman admin fan yarıştırsın…

          • incell
          • incell

            https://twitter.com/Nighttyyyyy/status/1235306076872073224/

            bahsettiğim 505 durumu buydu…. Koruyucu melek de geçiyor orada.

            3.sezon 10.bölümde Efsun Azer’i kurtardıktan sonra Yamaç gelip, Azer’e doğum günü pastası verdiğinde “Koruyucu bir meleğin vardı” demişti. Bu da Yamaç’ı kurtaran ojeli elin Efsun olduğunun bir kanıtı daha. Fakat yine senaryoo değişikliği….

          • Koşarak gidip 3.sezon.2bölüm Dakika 49:15 izleyeceğim.

            Efsun ve Yamaç o evden otele nasıl ışınladı?

            Neyse gerçek zamanlı bir senaryo beklemediğimiz için takilmiyoruz.

          • incell

            onu bilmiyorum ama o bölümkü kurgu inanılmaz zayıf. Geçiş sahneleri acayip basit. Düşün ki dizi 3 ayrı şehirde geçiyor ve biz bunu hissetmiyoruz. Yamaç-Efsun ile yurt dışında sahne çekiyor fakat yüzünü yıkayıp direk Adana’ya ışınlanıyor. Olay örgüsü inanılmaz sıkıntılı.

          • Mervepus

            Ben de instagramda bir sayfada görmüştüm lozana gidildiğini. Sonra tekrar baktım efsun arabadan inerken bir sürü valizi var. Yani yamaçcım o kadar zahmet çektin bari değseydi diyeceğımde efyam severler için değdi neyse oraya gidilip çekim yapacak kadar zahmet çekip bunu dizide açıkça belirtmemeleri çok garip.

            Efsun adamlarından birini bulup attırmıştır arabaya yamacı götürmüştür. Ona çok takılmıyorum ama yamaç o baş ağrın uçakta tutsaydı ölmüştün canım 😅

          • Odanın girişinde Suit 505 diyor ama oda suit değil, standart bir oda. (Bu da demek ki tweet haklı, 505 özellikle gösterilmiş) Sen özel bir oda demişsin ama değil, hatta fiyatlandırma olarak ucuz bir otel. Bavul sehpası, banyodaki 3 tek kullanımlık şampuan, duş jeli, odanın boyutu… 3 yıldızdan bir tane fazla değildir.

            (kaynak; geçmiş y.içi, ve y.dışı iş seyahatlerim)

          • incell

            O zaman yapıma bir eksi yazalım… Koskoca (!) zengin, şatafatlı Efsun hanımımızı böyle standart odalara koyup suit oda diye yutturmak. Belki odayı Yamaç’a tutmuştur. Aman yatsın işte standart’ta suit onun neyine demiştir. Zaten hayatını kurtardık, uyuttuk bu kadar hizmet yeter demiştir 🙂

          • Nur

            Hangi sahne? Makbule’nin Yamaç’ı yaralayıp Efsun’un tedavi ettiği sahne mi?

          • isimsiz bir birey

            Evet, o sahne. Efsun’un evinde yaralanıyor. Sonra ikili bize otelde gösteriliyor, ardından Yamaç, Adana’ya ışınlanıyor.

        • Yeni arkadaşlara klasik sorumu sormadım, acaba bu siteyi hangi kanal aracılığı ile buldunuz?

          • isimsiz bir birey

            twitter

          • Tamam, yeni ziyaretçiler için kustururcasına paylaşmaya devam etmeliyim :))))

        • Nur

          Gruplaşmadan kastım dizideki rol dağılımı yapan çete falan anlamında değildi. Kubilay ya da başka biri; alakayı kuramadım.

          Rıza’nın gruba dahil etmemiştim.
          Sizin ne bildiğinizi bilmiyorum ama ben Rıza’yı Çukur’dan da önce çok seven biri olarak kendimce dahil olamayacağını tahmin ediyordum.

          Aras yurtdışında çekimi olmasa Cio’nun Hürriyet Mahallesine giderdi yani:!? Mars’a seyahat yok tabi:)

          Hani 3.sezonda Aliço önde olacaktı?? Yapımın/Senaristin Rıza’nın başka dizi. anlaşması olduğundan haberi yokmuy muş? Sanırım GökhanHorzum bizzat söylemişti Aliço’nun 3.sezonda daha önde ve kilit rolde olacağını. Rıza sektöre dün mü girmiş? Tüm yapımlar önü açık işe başıyor reyting durumuna göre de bölümler/sezon belirleniyor. H

          Yazılmış, çekimi tamamlanmış senaryoların bir günde değiştiğine şahitiz. Önceden planlanan akışın defalarca değiştiğine şahitiz. Sadece bu dizide de değil, başka dizilerde de.. Yan karaktere süre yazılırsa aksar durumları vs sektörün işleyişine aykırı. Öyle bir yazılıyor ki kopukluk falan da kimsenin umru olmuyor. Hep Çukur’dn bahsediyoruz FHVK dizisinde senaryo tıkandı haftalarca yan karakter üzerinden (adını unuttum oyuncunun) akış sağlandı izleyici isyanını falan da kimse tınmamıştı. Çukur kopukluğun, tutarsızlığın, akış bozukluğunun haddi hesabı yok.
          Akın’a Azer’e ve diğerlerine sahne yazmak akış falan bozmaz aksine yazılmaması bozdu. Bariz boşluklar oluştu hikaye devamlılığı kayboldu.
          Böyle bir bahane ciddiye alınmaz.

          • isimsiz bir birey

            Benim orada anlamadığım saydığınız 4 kişinin hangi anlamda bir gruplaşmadan veya gruplaşma değil de ne gibi bir gruba dahil olduklarıydı. Rıza zaten bu grubun hep dışında. Benim bahsettiğim 5li grubun içinde Rıza yok. Yani bu 5li grup kendi aralarında takılıyorlar.

            Giderdi bence Adana’ya. Benim öyle bir sıkıntı yaşatacağına dair bir şüphem yok. O kaprise sahip olsa Kocaeli’ne de gitmezdi. Zaten yakın bir yer. Tokat Erbaa diye gösterdikleri çoğu yer Kocaeli’ydi çünkü. O zaman ne gerek var deyip yine aynı mantığı uygulayabilirdi.

            3.sezon tam anlamıyla fiyasko. 3.sezon ona bakılırsa “çukur kadınlarını görecektik hani?”. Büyük bir plansızlık, boşvermişlik var. Bu oyuncuların tamamını da kapsayabilir. Kimsenin ciddiyeti yok, oyuncusunda senaristine. Belli bir gruplaşma olabilir. Senarist ile yapım arasında bir sıkıntı olabilir. Fakat ben bu olayı sadece bir oyuncunun kaprisine bağlamanızı anlamsız buldum. Yani sadece başrolün ağzına bakılacaksa bu işin para kısmını da geçer. Ego dediğimiz şey Ay Yapım’ın bizzat kendisidir. Duyduğum bazı şeylerden söylüyorum bu ego olayını. Gruplaşmalar olabilir derken bir bilgi dahilinde söylemiyorum bunu. 3.sezon senaryosal olarak bir sıkıntı var. Damla Serim bunun başını çekiyor. Çünkü sette konuşulan bizzat konu. “Damla Senaryosu” kalıplaşmış bu. Gökhan Hoca’nın senaryosuyla Damla Hanım’ın senaryosu bambaşka. Ekip ve oyuncular o senaryoyu kimin yazdığını biliyor. Çünkü çok açık bir fark olduğu ortada. Gökhan Horzum bu sezon Ferhat ile Şirin’e verdi kendini. Bu çok açık bence. Dizide onun kalemini hissetmedim ben. Bu değişik karmaşa bazen bölümleri tamamen Damla’ya bıraktığını bile hissedebiliyorsun. Siz bence ki önceki forumları da okudum bazı yorumlarınızı. Çok derin bakıyorsunuz ve ben böyle bakan insanları gerçekten seviyorum. Tebrik etmek istiyorum bu arada sizi. Siz de fark etmişsinizdir bu durumu. Bu kalem ona ait değil. Setteki bazı karmaşıklıklar var. Gökhan Hoca senaryosu ve Damla senaryosu gibi.

            Bu durumu ben sadece Aras’a yüklemeyelim diyorum. Ve bunun nedeni de “Cio” olamaz. İmkansız bir şey bu. Oyuncuların samimiyetinden değil. Aras’ın “Cio önüme geçer” korkusuna ihtimal vermiyorum. Cio’nun geri atılma sebebi asla bu değil. Aşağıda da konuştuğumuz üzere hikayesi çoktan bitti. Sorun çok farklı bir yerden patlak vermiş. Belli başlı kişiler ile Çatay arasında mı husümet diyebiliriz buna bilmiyorum. Mahsun çıkageliyor. Hoca bu kadar aciz bir kaleme sahip değil. Yapım baskısıyla geldi bu Mahsun. Çünkü ojeli el ve Efsun ve aşağıda geçen 505 olayı ile kesinleşmiş bir durum. Mahsun yazıldı. Hoca bir yerde patlamıştır bence. Bence hocanın dargın olduğunu düşünüyorum. Yapımın isteğiyle kafasındaki şeyi yazamıyor. Bunu isteyen de Aras değildir. Belli başlı istekleri olabilir ama cılkını çıkartırcasına olacağına ihtimal vermiyorum. Çatay-Okur Beyler buna imkan vermez. Ego diye bir şey var. Koskoca Çatay, bir oyuncunun ağzına bu kadar baktırmaz. Çeker fişini atar bir köşeye. Oyuncunun Ay Yapım ile bağı bitmiş zaten. Oyuncu artık uluslararasına açılacak. Azer-Karaca için söylediklerine açıp bakabilirsiniz. “Yazmasam aptallık olurdu” diyor. Derken ki yüz ifadesi asla öyle değil. Hatta bu duyguyu öyle bastırmaya çalışıyor ki çiftin fanlarının istediği sahneleri değil daha alt mertebede, istenilmeyen düzeyde yazıyor. Çünkü “ben yazıyorum sayın seyirci, kontrol bende” demenin bir sinyali bu.

            Fakat bu sinyali kaybetmiş. Çünkü öyle bir algı var ki hocanın üstünde. O otoriter yapısını kaybetmiş seyirci üstünde. Bu adam yine değiştirdi senaryoyu olarak bakıyor izleyici. Çok düştü seyirci gözünde. Nedeni de yapım. Bu kadar bastırıla bastırıla hikaye yazıyor ki. Ölü diriltiyor habire. Bozuyor bazı şeyleri her dakika. Kendi hatası da elbet var ama kendisi de patlamış. Azer-Karaca da yapımın baskısı ile yazılmış. Yapımın sosyal medya üzerinden PR durumuna bakar mısınız? Necip Memilli’nin instagram yayınlarına kadar düşmüşler. Bu mudur yani? Yapımsal bir sıkıntı kesinlikle var senaristle çok ters düşülüyor bu durumda. O da acısını çıkarıyor. Senaryo üzerinden laf sokmalar derlemenizi gördüm mesela. Çatay’a giydirmeler gizliyordur arada. Çağatay Erdenet tam bir Çatay olabilir. Çünkü böyle yazarların yazdığı kibirli tiplemeler, hayatlarından geçen kendilerinden üst rütbedeki insanlarla benzerlik taşır. Çoğu çizgi roman karakteri bu düşünce ile çıkmıştır.

            Sadece bu sezon özen vererek yazdığı tek hikaye var. Efsun ve Yamaç. Başından beri istediğini yazıyor. Orada çok rahat. ÇukurEvde bölümlerini izlediyseniz, Aras ve Damla için yaptığı konuşmadan ne kadar memnun olduğunu görebilirsiniz. Açık açık orada “Bu kadarını beklemiyordum sizden” diyor ikisine de. Kafamdaki işten daha güzel, müthiş bir sekans var aranızda diyor.

            Hoca ayrıca oyuncular üzerindeki otoritesini de kaybetmiş. Yine ÇukurEvde bölümünde doğaçlamalardan söz açıldığında Cumali’yi oynayan Necip Memilli’nin doğaçlamalarından şikayetçi olduğunu söylüyor ama şaka yoluyla. Tabii her şakanın altında bir gerçek yatar. Hatta Necip Memilli, her dakika “önümde yazanı yapıyorum hocam” diyerek dalga geçiyor. Çok uyarı aldığını da söylemişti Necip Horzum’dan. Evvelki yayınlarından birinde de Gökhan Abi bana çok kızıyor doğaçlamalarda diyor. Rıza da doğaçlama yaptığını söylemişti ÇukurEvde serisinde. Fakat Gökhan Abi bana kızmadı diyor. Adam orada dinliyor ama ses etmiyor. Yani bir otorite sıkıntısı yaşıyor. Benim demek istediğim bir sıkıntı var ama bu genel bir sıkıntı ve Aras’ın bu konuda fazla suçlu görmüyorum. Hoca’nın içsel bir sorunu ve yapımla bir sıkıntısı var. Kendini kanıtlama yoluna girmiş artık. Kendini kaybetmiş bence. Böyle yazınca çok abartı gibi duruyor ama abartmıyorum. Seyirci gözündeki imajı dolayısıyla bir sıkıntı yaşıyor genel itibariyle.

            Dipnot olarak bu sezon Çukur’u dediğim gibi 2.sezon ortalarında başladığı Damla’ya güvenerek bırakmış. Zaten izleniyor, kendini kanıtlamış, ara sıra dokunuşlar yaparım diye salmış hikayeyi. Ferhat İle Şirin adlı hikayeye yoğunlaşmış o da patlayınca iyice bozulmuş gibi duruyor. O hikayeye çok güvenmiş bence. Hatta bu baskıdan da kurtulmak için ona vaktini baya harcadığını düşünüyorum. Çukur’dan sonra elimde bir iş olsun, her an bu işi bırakabilirim diye düşünmüş de olabilir o sıra.

          • isimsiz bir birey

            Ek olarak ciddiyetsizlik babında en büyük başı ErkanKeka’nın çektiğini düşünüyorum. Hoca onun ile ilgili hiçbir şey yazamıyor. Çünkü oyuncunun diziyi 2.plana koyduğu ortada. Bunda haklı olabilir veya değil fakat hoca bundan bıkmış bence. Ve bu sezon çoğu oyuncunun oyunu, tiyatrosu da gelince iyice bezmiştir, küsmüştür. “Hay sizin ben..” diyip çok sövmüştür. Adam hikaye yazacak beylerimiz oradan “hocam beni yazma, benim oyuunum var” diyor. Yapım oradan “hocam şunu yazar mısın?” diyor. Adam bezmiş ben bundan eminim.

          • balvin

            Bu durumdan Gökhan Horzum’un rahatsız olduğunu ben de düşünüyorum. Oyuncular, bu konuda hocaya haksızlık yapıyorlar. Hoca’yı eleştiriyoruz ama bazı yerlerde sonuna kadar haklı. Bir kere özgür değil. Yazınıza baştan aşağıya kesinlikle katılıyorum.

          • Nur

            Erkan’ın kişiliği hakkında pek fikrim yok ama bir izleyici olarak şöyle düşünüyorum. Vartolu’yu ama bizim V for Vartolu dediğimiz Vartolu’yu çok sevmişti. Şayet o karakterden hiç çıkarmasalardı diziyi ikinci plana falan atmazdı. Sultan’ın elini öpen Vartolu olamaz. Ha Sultan’ın kılına zarar vermez canını korur falan ama asla elini öpmezdi. Erkan’a Vartolu ismi olan karakteri belirsiz, tutarsız birini veriyorlar. Böyle bir şeyden sadece para kazanılır ha bir reklam filminde oynamış ha Çukur’da çekime gelmiş Vartolu diye birini oynamış. Sadece geçimine bakıyordur belki öldürseler de kurtulsam diye bile düşünüyordur. Gerçek Vartolu bu sezon ilk bölümde full vardı. Yamaç’ın ilk hapishane ziyaretinde de Vartolu’ydu ikinci ziyarette yoktu ama. Bir de Yamaç’la zindanda yüzleştirmede vardı. Hepsi bu kadar. Yamaç’ın İdris’i öldürdüğünü öğrendiği sahneyi çok iyi oynadı ama Vartolu değildi bence o. Vartolu’yu gözlerinin içiyle, yüzündeki sinirleri hareket ettirmeden ama o sinirleri hissettirerek oynuyor. Hissediyor ve hissi aktarıyor. Biz onunla birlikte hissediyoruz. Erkan’ın Vartolu ile bağı olduğunu düşünyorum. Bana öyle gelyor. Vartolu yazılmadığı için seti önemsemiyordur tabi. Bu sezon hikayesi işlenseydi diğer işlerini ikinci plana atardı ama zaten sırf dizide görüntü versin diye var olunca o da takmıyordur tabi.

          • isimsiz bir birey

            Zaten fark ettiyseniz bu durumda haklı veya değil yazdım. İlk sezon Vartolu karakteri öne geçince çıkan zam haberleri vardı. Erkan resti çekmişti yapıma haklı olarak. Sonra dediğiniz üzere o garip sahne oldu. Vartolu ölü gösterildi 2 bölüm. Tepkiyi ölçmek istediler ve devam ettiler zam yaparak. Tabii bu bir iddiaydı. Yani Erkan bu durumda haklı olabilir veya olmayabilir orasını bilemeyiz ama bu durum artık hocaya da bıkkınlık vermiş gibi duruyor.

          • Nur

            Yazdıklarınız çok ilginç, özellikle Hoca hakkındakiler. Niye öyle oldu ki? Ferhat ile Şirin’in sadece ana fikrini verdi diye biliyordum, senaryosunu Hoca mı yazmış? O senaryo kötüydü ya, hele Şirin karakteri.. olacak bir şey değildi. Carlamaları hâlâ kulağımda. Şirin’den nefret ettiren bir hikayeydi. Ne doğru düzgün bir replik ne doğru düzgün bir karakter, sığ bir şeydi. Hocanın yazmasına çok ama çok şaşırdım.

            Çukur Evde’yi izlemedim. Demek öyle şeyler söylediler. Ama oyuncular haklı. Hoca bir şey yazmıyor, Damla Hanım’ın yetersizliği, yeteneksizliği çok bariz.. Belki bu salgın arası Hocaya iyi gelmiştir. Bıkmış ve bırakmış olduğu o kadar belliydi ki. Yamaç ve Efsun’u yazıyormuş ama onda da devamlılık sorunluydu. Efsun- Yamaç aşkı ilgimi çekmediği için detayları bilmiyorum Balvin’in Kral Tsongor yazısına bakmıştım ve böyle bir esinti varsa Damla Serim’in fikidir o yazıyordur diye düşünmüştüm. Efsun’un o masallarını Hoca mı yazmış:)) Hiiçç beğenmemiştim. Adam ormanda ağıl yapacakmış falan.. Ayy neyse, vazgeçtim:)) Hoca yazdığını beğenmiş madem, ses etmeyeyim:)
            Kerem Çatay’ı hiç bilmiyorum. Egosu yüksek miymiş? Pöfff.. Çoktaaan boynozlar kulağı geçti. Adı sanını yeni duyduğumuz yapımların işleri sektörde aldı başını gidiyor. Bazen düşünüyorum da Pelin Hanım ayrıldıktan sonra bu dizi bozdu. Görev paylaşımlarını falan bilmiyorum belki Pelin hanım diziyle ilgilenmiyordu bile ama onun zamanında daha derli topluydu bu dizi.

            Ojeli kurtarıcı Nehir’e uygundu. Nehir Tımarhanede derin ilişkileri olduğu imasında bulunmuştu Efsun’un otelden çıkıp Yamaç’ı takip ettirmesi falan uymuyor Efsun o aralar Azer’le Yamaç’a karşı işbirliği yapıyordu. Nehir sonradan ipsiz sapsız biri haline dönüştürüldü yoksa o esnalarda güçlü, gizemli bir havası vardı ve zaten Yamaç arabada giderken ‘Son Arzum’ çalıyordu. Efsun’un kurtaracağı bir tuzağa giderken niye Nehir’in şarkısı çalsın ki?

          • isimsiz bir birey

            Hoca’nın genel bir manada ben bıktığını düşünüyorum. Hele ki geçen sezonki o tekerlekli sahneden sonra çıkıp özür dilemesi vs. ki bir senarist çıkıp özür dilemez. Yine bir yapım baskısı var burada. Tüm suç onunmuşçasına ortaya atılıyor hoca. Orada sıkıntı tamamen yönetmen ve ekibindi. Süreyi tutturamamışlar. 140 dakikalık diziyi 130 dakika çekmişler. Bu sahneleri de slow motion olarak 10 dakika uzatmışlar. Fakat çıkıp özür dileyen hoca oluyor.

            Oyuncular da haklı hoca da bir yerde. Oyuncular, hoca yazmadığı için, hoca da baskıdan dolayı bıkmış gözüküyor. Senaryodan çok orada Aras ve Damla’yı ciddi manada övdü. Hatta sadece ikisini övdü bir ara bunu farketti ve sadece siz değil tüm oyuncular diye sonda ekleme yaptı.

            Çatay Bey veya Okur Bey hangisi bilmiyorum ama çok büyük bir başta bulunan ego, Aras’ı söndürür o kadar diyeyim size. Adı sanı bilmediğimiz sektörler ne olursa olsun, Ay Yapım, sektöre ambargo koymuştu son 2-3 yılı baz almazsak. Pelin Hanım sadece ekip teftişi olarak uğruyor bazen. Yamaç Okur devamlı orada. Çatay ise ayda 1.

            Ojeci kurtarıcı için Nehir uygun olabilirdi ama hatırlarsanız o sahneden sonra Nehir-Yamaç dans sahnesinin bir öncesine gelince dikkatli izlerseniz hoca bize orada kurtaran kişinin Nehir olmadığını söylüyor. Orada “Son Arzum” aşağıda da arkadaşların belirttiği üzere lanet durumunu açıklamış olabilir.

          • Nur

            Hoca’nın diğer dizilerinden haberdarım ama izlemedim. Onlar klasik gençlik dizileri geçimi sağlamak için yapılan işlerden ama Çukur, Hoca için de farklıydı diye düşünüyorum. Çok emek vermiş, bu sezon hariç emek işiydi Çukur. Ferhat ile Şirin’e hiç emek vermemiş belli. Ferhat ile Şirin’in ana temasını yorumlayamamış. İnsan azmi, sabrı ve iradesinin gücünün en üst sınırlarını temsil eder Ferhat. Tolga bile rol için yanlıştı. Şirin hele, aman diyeyim aman.. Çukur’da Aile Her Şeydir teması gibi azim ve sabırı formüle etmeliydi.

            O tekerlekli sahnenin özrününün yanlış olduğuna aynen katılıyorum. Asla özür dilememeliydi. Eleştiren zaten izleyicisi bile değildi. İrfan Aktan sahneyi görmüş, Çukur evreninden bi haber.. ne özürü ya.. biz izleyiciler içindi o sahne ve mesela ben beğenmiştim. Süpermen’i bilmeyen birinin nasıl olur da uçar eleştirisi gibi bir şeydi. Ercan Bey de eleştiriden etkilenmişti galiba:) SM’de aktif olmayan adam bir FB linki paylaşmıştı hemen:) Canlarım yaa:) Yanlarında olsaydım sizlik bi şey değil, bizlik derdim, bize bırakın İrfan’ı linç edelim derdim.

            Yamaç Okur’u SM’de takip ediyorum, tatlı bir adam o. Aklı fikri sinemada. Sorumluluk sahibi ve çalışkan olduğu belli. Zaten Gökhan Hoca ve Yamaç Okur’u seviyorum yapım ayağından. Diğerlerinden tek tek ve toplu halde nefret ediyom.
            Yamaç Okur’la Gökhan Hoca’yı kafamda Pamir ile Muhsin gibi kurguluyorum. Yamaç Okur işini ciddeyetle yapan Gökhan Hoca kaytarıcı olan gibi.

            Ay Yapım gözümde sektörün amiral gemisiydi ama artık öyle olduğunu düşünmüyorum. Para harcıyorlar, alanlarında en iyilerini çalıştırıyorlar ama senaristleri Hoca hariç, iyi değil. Çarpışma dizisi baştan sona senaryo hatasıydı. Bu blogda izliyorduk, hepimiz bıraktık. Şahin Tepe’sinin senaryosu küf kokuyordu 2019’a hiç uygun değildi. Kuzgun için de tahminim senaryo. 1-2 dizisi daha Çukur’dan sonra ekranda pek tutunmadı galiba. Şahsiyet ve Fi’nin senaryoları güzeldi. Hele de Şahsiyet baya dünya standartlarında bir iş ama sebebi senaryo tabi ki.

            Ojeli kurtarıcı hem şarkıdan hem de Beyaz Mersedes’ten dolayı Nehir’di. Beyaz Mersedes Ortadoğu’da çok tutuluyor Nehir Ortadoğu’dan ülkemize akan Nehir. Beyaz Mersedes Efsun’a hiç uymuyor hele de babası antika arabaları olan biri. Efsun’un antika araba zevki yok ama siyah lüks arabalar kullanıyor. Efsun değildi net Nehir’di bence.

          • Rizet16

            Ah Şahsiyet dedin de, şu Damla Serim hanım yerine Hakan Günday gelseydi keşke Gökhan Hoca’nın yanına senaryoya, bak işte o zaman kanatlanır, uçar giderdi dizimiz.

          • balvin

            Keşke derdim ama iki kafa da çok ayrı. Bambaşka iki insan, aynı noktada buluşmaları imkansız. Ha bir bakarız Ece-Melek gibi makineye bağlarlar kendilerini. Fakat bu konu hakkında sadece şunu söyleyebiliriz.

            “Bir ipte iki cambaz oynamaz.”

          • Kesinlikle katılıyorum, tek isim olsa 2.sezon ortasından bugüne hakan günday’ı isterdim.

          • 🙈 ‘hoca’ diyen arkadaşlar okumasın ⬆️

          • Rizet16

            Ağız alışkanlığı pardon :)) unutmuşum sen almıştın ”Hoca” title ını Gökhan bey’den :))

          • Nur

            Hiç sorma. Hakan Günday olsaydı değil bölüm atlama izlediğim sahneleri tekrar tekrar izlerdim. Damla Serim’i aklım almıyor. Ozan Aksungur’u bile kaybettik yeni dizi yazacakmış.

          • Bu nedenle keşke görev teslim olsaydı hakan günday gelseydi 😇 Böylelikle bu sayfadaki çoğu şeyi konuşmamış olurduk)

          • baiano

            Selam Nur,
            yine araya giriyorum ama 🙂

            Kendi fikrimi belirtmek istiyorum. Çoğu kişinin fikrini de merak ediyorum burada. O masal sahnelerini beğenen var mı başka? Şahsi fikrim ben o sahneleri beğendim. Hatta daha sonra 2-3 kez izlediğim bile oldu. Damla Sönmez’i daha önce pek sevmezdim. Güzel de bulmazdım Allah var şimdi. Oyunculuğu da bana yetersiz gelirdi. Ancak bu sezon Çukur’da o defoları gözümün önünden gitti. Göreceli bir durum tabii ki bu. Oyunculuk anlamında son işinden bu yana kendini baya geliştirmiş. Ödüllerinden de Çukur’da olduğu süreçten haberim oldu. Güzellik olarak da dediğim gibi önceden güzel bulmazdım ama yaş aldıkça yüz hatları daha çok oturuyor ve daha da güzelleşiyor. Belki de en güzel olduğu dönemi yaşıyor olabilir. Oynadığı karakter bilmeceli, altı dolu gibi ama boş. Yine de o eksikliği fazla hissettirmiyor bana kalırsa. Saf kötü hiç oynamamış oyuncu. Fakat oynayabilecek kapasitesi var bence.

            Masal sahnelerinde benim en çok sevdiğim şey masalın kendisi. Özellikle ilk masalda anlatılan Yamaç’ın ta kendisi olunca sadece Yamaç değil, aslında her insanı niteliyor. Verdiğimiz sözler, taşıdığımız yüklerin bize etkisi, hele ki baba yarası olanlar var ise çok etkilenmiştir bu durumdan. Ağıllar falan gereksiz betimlemeleri de bulundursa da masal çok güzel, Damla Hanım’ın ses tonu çok hoş, mesela dizide başka birinden dinesek bunu o kadar etkili olmazdı. Bir de Toygar Işıklı… Tekrar herkese sormak istiyorum bu sahne ile ilgili görüşlerinizi.

          • Nur

            Hep araya gir olur mu:)

            Masal sahnesi daha doğrusu masalın kendisi içimi kıyır etmişti. Uzundu da.. Ağıllar, keçiler.. bu ne yaa demiştim. İzlerken de sevmemiştim, sonrasında da.

            Damla’da tam bir Parizyen. Aurası var. Aurası olan kadınları seviyorum. Oyunculuğu başlarda iyiydi ama Çağatay’la yemek sahnesinde garip mimikler yapmıştı ve onları devam ettirdi. Aşırı mimikten dolayı izleyemiyorum artık.
            Ses tonu çok güzel, dinlerken Yamaç gibi kucağına yatası geliyor insanın:)

            Damla’nın farklı bir güzelliği var. Zarif, feminen. Hoş bir kadın. Nehir’ci olduğumu söylemiştim (asla Nehyam’cı değilim Nehir sadece) Nehir ve Efsun’un çatıdaki sahnesinde Efsun’un böyle bir gözünün içinin güldüğü an var çok tatlıydı ya. Mesela diziyi hiç bilmeyip o sahneyi izletip bu iki kadından hangisi deseler, tereddütsüz Efsun derdim. İşin havasına girince tatlılaşıyor.
            Dizide tek tek karakterlerden ziyade kodlarına bağlıyım. Efsun’un Çukur’u hallaç pamuğu gibi atması lazımdı hem de zerafetinden, kadınlığından ödün vermeden. Yamaç’la aşkı asla böyle olmamalıydı. Babasının intikamı ve vasiyet addettiği projesi aşkın önüne geçmemeliydi. İşleniş olmadı. İkisi de bana öyle yılışık geliyor ki şimdi duygularına yenik düşmüş iki insan. Zayıflar. Şehvet bağımlıları gibi gözümde. Efsun’un Yücel tarafından kandırılması o kadar olmadı ki Yücel’i kandıran olması gerekiyordu hatta stratejisi icabı Yücel’i kullanıp gözünü kırpmadan Koçovalılar’ın önüne yem diye atması gerekiyordu.

            Ne Efsun’un ne de Yamaç’ın birbirleriyle ne yaptığını anlamıyorum. Hele Yamaç’ın İdris Baba’nın intikamını boşlaması bu dizinin genlerine aykırı. Önceleri Yamaç intikam için rol yapıyor diye düşünüyordum ama onun da zemini yok. Haritayı bilseydi haritanın diğer bilinmeyen ortaklarına ulaşmak için kullanıyor diyecektim ama diğer gizli paylaşımcılar meselesi falan hiç öyle bir yola girilmedi. İlk görüşte aşk diye işlenip gidiyor ve bana hitap etmedi bu durum. 4.sezonda farklı bir yol alsa bile Efsun ve Yamaç bende bitti. Hem hikayeleri hem karakterleri.
            Sahnelerini izlemiyorum.

      • O sahnede Yamaç’ın olması kadar doğal bir şey yoktu. Azer’in yalnız olması abes kaçardı. Aksini düşünelim annesini aldı, çıktı mı olacaktı. Kaldı ki tespihin verilmesi için Koçovalılar’ın evinden daha güzel bir yer olamazdı.

        • Nur

          Tesbihi her yerde verirdi. Köşke adım atamayan Yamaç’ın bir tesbih için o kadar büyük travmayı atlatması manidardı.

          • incell

            Selam Nur,

            Genel düşüncenden ziyade o sahnede bu sezon benim için iticilik boyutunu aşan Yamaç’ın orada olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak Fadik’i kurtarmış karakter. Azer’e bunun şovunu yapmalıydı. Gerekli bir sahneydi. Azer de Yamaç da sempatisini kaybetti gözümde. İkisinden de eşit derecede haz almıyorum.

            Azer, delikanlıyım, racon bilirim şeklinde gezip, Koçovalılar’a arkadan saldırıyor sürekli. Kim ne derse desin Yamaç’tan ne kadar nefret edersem edeyim (bu sezonki durumundan dolayı) Azer konusunda Koçovalılar yüzde yüz haklı. Azer, Cumali arkası dönükken 3 adamla saldırabilecek kadar düşmüş bir insan. En azından Cumali, Karaca’yı almak için 50 tane adamın arasına daldı. Kendisinin misillemesi çok alçakça! Kadınları kaçırma konusuna hiç girmiyorum, onu geçiyorum Yamaç yolda arabada giderken önünü 20 adamla kesip arabanını uzunlarını yakıp saldırmak yine kalleşçeydi. Azer sempatiyi öldürdü hele Karaca ile olan ilişkisini izlerken gözlerim kanıyor. Nerde o 2.sezonun sonunda giren Azer… ah ah…

          • Nur

            İncell, Yamaç’ın köşke girememesi travması olmasaydı dediğine katılırdım. O travma boşuna uzun süre vurgulanmadı. Senarist Yamaç’ı köşke nasıl sokacağını planlamasa, özel bir sahnesi olmasa köşke girememek o denli vurgulanmazdı mutlaka girişi dramatik planlanmıştır, kimbilir Efsun ya da Nehir, hayatının yeni aşkıyla kapıdan girecekti ya da başka şekilde ama kesinlikle ve kesinlikle inanmıyorum ki Azer için girmesi planlansın. Adım atamama travmasını yok etti. Duyguda birikimi diye bir şey vardır duyguda devamlılık vardır, izleyiciyi özel bir sahneye hazırlama vardır. Yamaç’ın girememesinde izleyicide ilmek ilmek duygu biriktiriliyordu. Azer için, tesbih için ya da herhangi bir nedenle gireceğine inanmam. Gökhan Horzum duygu biriktirmeyi çok başarılı yapıyor ve o an geldiğinde ya ağlıyoruz ya seviniyoruz, heyecanlanıyoruz++ Aklımda bir ton örnek var en basitini yazayım 2.sezonda Yamaç’ın cami önünde babasıyla karşılaşması. Yamaç hop diye bir ara İdris’e gitseydi o sahne özel olmazdı ama önceden o kadar duygu birikmişti ki çoğumuz ağladık (ben ağlamıştım SM’ye baktığımda da herkes ağlamıştı:) Bu sezon köşke girememe vurgusu da böyle bir şey için yapılıyor olmalı ki biz ne zaman nasıl girecek diye derdine düşmeye başlamıştık. Öncesinin, o anın heba edilmesi Azer- Karaca fitili ateşlenmişken çiftin fanları 4 gözle o sahneyi beklerken oluyor, bunun müdahele sonucu olmadığına kimse inandıramaz beni.

          • incell

            Nur, dediğin şey mantıklı fakat bu durum sadece Yamaç karakteri özelinde olmuyor. Yani bununla ilgili çok örnek verebiliriz dizide. En basitinden karakterlerin bomba gibi girip sönüşü buna en iyi örnek. Bu sezonki gariplikler bir hayliyle fazla. Bu sezon senaryo namına bir şey göremedim. Bir dizi ilk defa senaryosuz devam etti ve alması gereken tepkinin çok altında kaldı. Bu da oyuncuların, ve hikayenin altyapısının ne denli sağlam olduğunun kanıtı.

            Genel olarak bu sahne için yani köşk için izleyicinin asıl dikkat kesildiği noktanın Azer-Karaca olduğunu söylemişsin. Bana kalırsa genel izleyicinin hiç umrunda değil Azer-Karaca. Aynı şekilde Efsun-Yamaç ve Nehir-Yamaç da öyle. Twitter’da malum bir dizi var. Ensest ilişki haberleri falan çıktı. Zalim İstanbul dizinin adı. Dizinin çifti için aylık 1.5Milyon tweet atılmış. Ne kadarı doğru? Dizi Ocak ayında final kararı aldı fakat SM’de 1M’nun altına düşmüyor çifti. Onu geçiyorum, dizinin ikinci çifti de 500B tweet ile ikinci sırada. Afiilli Aşk diye de bir dizi vardı. O da aynı başarıyı gösterdi fakat diziler çatır çatır final yaptı. SM özellikle Twitter gerçekçilik olarak imkansıza yakın bir ortam. Düzgün bir organizasyon ile 20 kişi bir araya gelip 1M tweet attırabilirsiniz. Bunlar çok basit şeyler günümüzde.

            Şimdi köşk sahnesinde kanımca izleyicinin kesildiği nokta Azer-Yamaç olmalı veya Fadik-Azer ve Yamaç-Sultan. AzKar, EfYam gibi şeyler genel izleyicinin gram umrunda değil. Genel izleyici dediğim profil, dizide Karaca’yı umursamaz. Çünkü Karaca karakteri 3 sezondur bu diziye pek yön vermiş değil bence. Yani bu karakter şuan dizide yok olsa, 3 sezonluk hikayemizde herhangi bir mantık hatası oluşmuyor. Benim için bu sezonun 0 çekmesinin ana nedenleri de bu çiftler zaten.

            Şimdi yapım ve senarist bunu fazla ciddiye almıyor demiştin sanki. Peki o zaman neden odak noktasını törpülemek için bunu yazsın ki? Zaten dikkate almıyor? Veya ben mi yanlış anladım orada demek istediğini. Bana kalırsa bu kitleleri ciddiye alıyorlar. Fakat sen almıyorlar demiştin. Onun için diyorum. Bence alıyorlar ama o kitle Total ve AB’yi pek etkilemiyor benim kanımca. Çünkü twitter fanlarının içerisindeyim bayadır. Toplasan 300 kişi ya var ya yok. Kalanı da yabancı uyruklu hesaplar. Onlar dikkate alınmıyor zaten. Fakat bu ortamdaki konuşulma olayı (her ne kadar sahte olsa da) yapımın işine geliyor.

          • Nur

            Sektörde deneyimli hiç bir senaristin Sosyal Medya’ya göre hikayesine yön vereceğini sanmıyorum hiç bir yapımcının da Sosyal Medyaya göre revize isteyeceğini sanmam, iflas eder zira. Azer ölecekti ise ölürdü Sosyal Medya’nın gücüyle kaldığına asla ihtimal vermiyorum. Sosyal medya dediğin gibi birkaç yüz kişi. Genel izleyici dizi gününde tweet atıp gidiyor o kadar. Ama ben Senarist ve Yapımcıdan bahsettim oyuncudan değil. Köşk sahnesine Aras’ın kendisini eklettirdiğini düşünüyorum. Oyuncuların Sosyal Medyadan uzakmış gibi durup gayet de takip ettiklerini, kaale aldıklarını gayet iyi biliyorum. Hadi diyeyim ki Aras’ın kendisi değildir ama menejeri ya da başkası,SM konusunda o kadar dikkatli biri var ki, bir konuda farketmiştim bunu çookk önceden hatta ilk sezondu ama belki menejeridir, iddia etmeyeyim. Her kim ya da kimler sahne revize edildi.

            Genel izleyicinin çoğu kadın karakterleri sevmiyor. Hatta yanlış olabilirim ama bir tane gözlemim var, genelin sevdiği tek kadın karakter Saadet:) Koçovalı kadınlardan bir tek Damla’nın aksiyona dahil olması yadırganmıyor sanırım Damla ( Hare) hem aksiyon hem aile izleyicisi tarafından sevilen tek kadın karakter.Saadet’i aile izleyicisi seviyor. Karaca’yı Ayşe’yi Sultan’ı umursayan pek yok. Efsun ve Nehir için genel izleyicinin pek kaale aldığını sanmıyorum onlar için olumlu- olumsuz yorum yapana pek rastlamamıştım ama Nehir’in bebeği olursa genel izleyici anneleri seviyor, belki o zaman yorumlarına rastlarım.

            Köşk sahnesinden aklıma geldi. Yamaç ve Azer’e bakardı izleyici demişsin ama kimsenin umurunda olmamıştı o zira köşkte dövüş ya da racon durumu olmayacağı hissedilmişti. Bizim izleyicinin ilgisi 2 düşman erkeği görünce ya racon olacak ya kavga, ilgi öyle artıyor. Sohbet, muhabbe bakışma sevmiyorlar direk dalsınlar birbirine diye istiyorlar. O sahne SM’da oldukça etkin Azkar fandom için değerliydi bir bakıştan bin tane gif, vdeo, şiir vs yapıyorlar ve coşkuyu günlerce taze tutup devam ettiriyorlar. Mesele buydu yani.

          • Nur

            Azer’in karakter değişimine gelince karakter özellikle küçültültülüp aşağılandı. Azer’in zaten Çukur’da uyuşturucu üretmekle, İdris Babayı öldürtmekle falan ilgisi yoktu ki. Savaş’ın ölümü bile.. Vartolu öldürmedi ki, bu husus bile düşmanlığın uzun sürmeyeceğinin karakterin hikayesinin başka yere evrileceğinin belirtisiydi öyle olmasa Vartolu bile isteye sırf zevk için bile Savaş’ı öldürürdü. Racon bilen diye takdim edilmesi gelecekteki aksiyon sınırlarını gösteriyordu demek ki Vartolu ile çatışırken Saadet’e İdris bebeye dokunmayacaktı, sınırları olacaktı ama birden sebepsizce değişime uğradı ve alçaltıldı. Dizinin evreni içinde ikna edici değil sebebi hikayede göremiyorsun. Sebep hikayede olmayınca bakacağımız yer sektörin iç ilişkileri. Aslında dizinin 3.sezonunun hikayesi bu. İzleyince sektörü görüyorsun. Zaten izleyici sezon boyunca ne oluyor, niye oluyor/olmuyor sorularını sordu. SM’da doğru düzgün hikayeye yorum yapan izleyici kalmadı. Shipper’lar shiplerini takip edip yorumluyor o kadar. Biz bile burda dizi evreninin dışına çıkmaya başladık. Bu denli oyuncular vs konuşulmazdı. Hep hikayelerle ilgili yorumlar, tahminler, temenniler++ yazardık.. Azer’in yaptıklarına geleceğim; hiçbir tutar tarafı yok ama ben karakterden nefret etmiyorum zira oyuncuya yönelik olduğunu düşünüyorum. Oyuncunun yıldızı tanımayan kitlelere parlamasın istendi. Sektörde geleceği baltalanmaya çalıştığını düşündüğümden hiiçç umurum olmaz Koçovalıları kıtır kıtır doğrasın, Cumali’yi uykusunda 15 kişiyle öldürsün Sultan’ın saçını başını yolsun:) Yamaç’tan dayak yedi yaa:) En utanç verici sahnelerden biriydi, izlerken utandım. O görüntüyü izlerken utandım bari ayağı takılsın, başını çarpsın öyle yenilsin.. yok, illa Yamaç dövcek. E bende Yamaç, Azer olarak bakmıyorum o zaman Aras- Cihangir olarak bakıyorum. Yenilen taraf değişiyor o zaman.

          • incell

            Azer karakteri alçaltıldı onda okeyim ama yine burada balvin ve baiano arkadaşlarımızın yorumları daha mantıklı geliyor bana. Onlar da zaten hikayesine girilmediğini savunmuş. Bence de öyle. Hikayesi bu değildi karakterin. Azer ve Akın düşman yapılmak ZORUNDA kalındı. Bu da Burak Sergen’in yapıma attığı son dakika golü yüzünden, Aras yüzünden değil. Anlaşma olmadı ve adam diğer mafya dizisine geçiş yaptı. Sonra 3.sezonda Çare olacak Akın Koçovalı’yı düşman yapmak zorunda kaldılar ki öyle bir zorlamaydı ki astım hastası Akın, yangının için Yücel’i çıkardı. Bir kere karakterin aileden nefret etme sebebi basit. Çok zorlama.Olacak iş değil.

            Azer ise bu aileye dost girecek geçiş düşmanıydı. Hikayesine giriş yapılamadı. Nedeni ise düşman yapılmak zorunda kaldı. Şimdi senin açından bakmak istiyorum. Diyelim Aras, Cio’dan etkileniyor. Yapımı yönlendiriyor. Şimdi bu Aras, Cio gelecek dendiği zaman düşman olmasını asla kabul etmez. Bu benim görüşüm değil. Şimdi senin açından bakarak tazeliyorum. Çünkü yine sana göre aynısını Erkan da yaşamış. Dejavuyu yaşamak istemez. Ha sonradan dost olacaksa tamam gelsin buyursun demiştir.

            Sonrası ise malum. Karakter alçaltıldı çünkü düşmanın inandırıcılığı yok. İki düşman da çok sebepsiz. Efsun’u da soktular. Efsun zaten bir kadın olarak genel izleyici tarafından pek kaale alınmayacaktı. Bir de karakteri Yamaç’la düşman aşkı yaşatarak sürdüreceklerdi. Yani dizideki tüm kötüler saf değiştirmek üzere planlanmış. Böyle olunca da asıl ana düşmanımız yok dizide. Ben çatıda 4lü görünce diziyi izlemeyeceğim demiştim. Çok zayıf duruyorlardı ve öyle de oldu. Karakterlerin ana sebebi zayıf. Yücel zaten gidiciydi. Timsah da anlamsız neden orada?

            Sonra bu sebepsiz, zayıf düşmanları iyice acımasız hale getirmek istendi. Azer’in karakteri bu yüzden değiştirildi. Karakter aksine zıt bir şey oldu. Çukur’a girme amacı zaten yersiz. Her şeyiyle zorlama. Mahalleye giriyor, dayıya sıkıyor ilk bölüm. Azer böyle bir karakter miydi girerken? İşte bunlar Aras değil bence zorunda bırakılan senaryo ve plansızlık. Tek adama bağlı olmak (Burak Sergen) alternatifi olmama sıkıntısı.

          • incell

            Bir de bunlara istinaden bir yazında görmüştüm. Aras sırf Cio ile turneye çıktı diye Uğur’un ipini çekmiş. Yapımı sürekli yönlendiriyormuş Cio konusunda ve her karakter özelinde. Aslında Uğur aksiyon yönetmeni olmak için değil cafe açmak için gitmiş demişsin.

            Yani koskoca yapım en değerlisi koskoca aksiyon yönetmeni Uğur Yıldıran’ı Aras’ın egosu için kovacak. Hadi sorun Cio. Yapım neden bu Cio’yu öldürmüyor? Daha doğrusu Aras bunları isterken Cio’nun ölmesini istemiyor mu? Basit bir eylem, Azer ölecek. Hikayesi zaten yok. Yapım SM’yi de takmıyor sana göre. Cio da ölsün gitsin der. Cihangir’in kellesi uçurulur gider. Uğur Yıldıran gibi bir hazinesi varken, Cio için bunu harcamazlar. Fazla büyük görüyorsunuz bence Cihangir’i. Bunlara hiç ihtimal vermiyorum.

          • Nur

            Ölsün gitsin o kadar kolay mıdır ya? İstememezlik bir yere kadar, tavrını koyuyor, sahneleri istediği gibi değiştirtiyor, burda İsimsiz arkadaşın yazdığı gibi Aras ya da başka oyuncunun isteğiyle yapımcı karakter öldürtülür mü?
            Aras, Cio’nun gelişini kabullenmedi. Bölümleri tam hatırlamıyorum sanırım Savaş öldürülmüştü ve ağabeyinin adı geçmişti sıralama çok aklımda yok herneyse Akşın’ın öldürüldüğü bölüm Yamaç’ı izleyin. Ben izlerken ne oluyor ya demiştim. Yücel’le hastane sahnesi var orda bir hareket var senaryoda yazmış olması imkansız. O hareket Aras tarafından yapımcıya yapıldı. O bölüm o kadar anormal ki kazan kaynamış ve kalkmış. Hep diyorum Aras’ın Cio ile kişisel husumeti olamaz. O sezon finaline giderken izleyiciyi heyecanlandırmak için Cio’nun getirilmesini hazmedemedi. Akın da eş zamanlı girmişti Burak’a karşı öyle bir tepki hissetmedim ama Cio için o kadar eminim ki kahvenin önünde para yakma sahnesi, Aras’ın yüzüne bakın resmen sahneyi de-grade ediyorlar Cem Uslu hariç nerdeyse hepsi en başta Aras sonra Erkan ve Necip. Ha bir de Hoca Çukur’a sanırım ilk kez o gece gitmişti. Tabi ki kafası eser gider ama hayırdır? Bu kadar mı denk gelir! Gelişine engel olamadı ama kaldığı her ana müdahele etti. Ben bu sezonun bir yerinde Aras’ın yapı a ortak olduğunu düşünüyorum 10.bölüm öncesi gibi tahminim. Şayet 2.sezon sonları ortak olsaydı Cio’yu sokmazdı bile. Aras ya da başkası bu star oyuncuların hiç de ponçik olduğunu sanmıyorum. Bazıları pek önemsemiyordur Çağlar Ertuğrul gibi mesela ama diğerlerinin çoğu öyle değil bence. Sektörde isim vermeden yapılan imalar kimler için yapılıyor o zaman? İsim verilince hepsi kalbi güzel insan, çocuk okutur, yardım gecelerine ücretsiz gider, bağış yaparlar vs. Gerçekten yardımsever olabilirler ama mesele işe gelince hiç de öyle olduklarını sanmam en azından menejerleri gerekeni yapar.

          • incell

            Kolay olmadığını biliyorum öyle bir şeye ihtimal de vermiyorum ama senin Uğur ile ilgili düşüncenle bakılınca çelişkili geldi bana. Aras, Uğur’un ipini çekmiş demiştin. Uğur gibi yapımda AKSİYON dizisinin AKSİYON yönetmeni ve önemli bir oyuncusunun Aras sırf Cio ile turneye çıktı diye ipini çekebiliyorsa, ABD’ye de yönetmen olmak için değil cafe açmak için gidiyorsa, Aras, çok rahat bir şekilde başından beri istemediği (!) Cio’yu da yer, yemekle kalmaz üstüne künefe atar. Keyif kahvesini de eline alır.

          • incell

            Ek olarak bu durumun bin kat beteri bence Burak’a yapılıyorken odak noktamız neden Cihangir? Cihangir Ceyhan, 30 küsür yaşına gelmiş, bu saatten sonra patlaması pek de bir sorun teşkil etmez. Oyuncunun ilk prime time işi. İlk TV işi. Sinema geçmişi de yok. Aras’a rakip olabilecek kapasitede değil. Aras’ı sevdiğimden değil bu kişi Çağlar Ertuğrul da olsa, Kubilay Aka da olsa Cihangir Ceyhan asla o klasmanda değil. Aytaç Uşun benim için neyse Cihangir de öyle. Kariyer bazlı olarak Aytaç cebinden bile çıkarır kendisini. Oyunculuğu da öyle aham şaham değil. Aksine burada Rizet ve bir çoğu arkadaş da dahil oyuncunun Karaca ile sahnelerinde acayip derecede kasıldığını söylemiştik. Hala da öyle. Oyuncu aksiyon/racon dışında kaldıramıyor. Çünkü yetersiz. Aşağılamak amaçlı demiyorum asla kendisini de insan olarak çok seviyorum. Burada belki çok koyu gömmüş olabilirim ama kendisi gerçekten Karaca ile sahnelerinde acayip başarısız. Hele ÇukurEvde adlı bölümde ‘yönetmensiz’ replikleri acayip vasat. Antisi değilim, burada herkes bana katılacaktır bu konuda.

            Burak Dakak, Cihangir Ceyhan’dan daha iyi bir oyuncu. Oyuncu Çukur’un dengesini değiştirecekti. Senaryosu Azer gibi kısıtlı değildi. Taşı alıp hareket ettirebilecek potansiyeli oldukça fazlaydı. Aras takmış olsa ona takmış olmalı. Bu sezon dizideki en büyük haksızlık kendisine yapılmıştır bana kalırsa. Şimdi senin düşüncende Cihangir yerine orayı Burak Dakak’ı koysan sana katılma ihtimalim olurdu ama isim Cİo olunca asla ve asla inanmam buna. Kubilay da olsa inanırım (her ne kadar çok yakın olsalar da) Cio mu? cık.

          • baiano

            Selam incell,
            aralara giriyorum böyle ama :))

            Cihangir için dediğiniz kısıma ben de katılıyorum. Karaca ile sahnelerindeki performansı vasat bile değil, kötü. Bahsedildiği üzere çiftlerin sahneleri shipleyen kesim dışında izleyicinin odağına girmiyor. Cihangir Ceyhan’ı seviyorum. Umarım bu sevgi seli içerisinde “benden oldu” havasına girmez ki Onedio ile videosunda bu havaya girdiğini biraz sezmiştim. Umarım oradan çıkar. Gelişimi yönünde adımlar atar. Kurslara devam eder. Kendisi aksiyon ve ağır abi rollerini belki de yetiştiği yer gereği ve önceki işinden dolayı gayet başarılı sergiliyor ama iş normal diyalog, şivesiz, düz oyunculuğa gelince onu kaldıramıyor. Bu konuda incell’e kesinlikle katılıyorum.

          • Rizet16

            Herkese selamlar,
            Konu çok fazla Aras – Cihangir üzerinden yürümüş, bende bu ikili arasında bozuk bir elektrik olduğuna dair düşünceler taşıyorum fakat olayı bütünüyle iki ayrı yönde incelemenin daha doğru olacağını düşünüyorum. İlk olarak normal veya iş hayatında birini sevmemek için onun sizin ayarınızda ya da daha başarılı biri olmasına gerek yok yani çok daha düşük potansiyeli olduğunu düşündüğünüz birini getirip, eş değerlerde tutulabileceğiniz şekilde karşınıza koyarlarsa, onu oraya layık görmediğiniz içinde içten içe o kişiye karşı iyi duygular/düşünceler taşımayabilirsiniz. Daha iyi açıklayıcı olması açısından Aras üzerinden örneklendireyim (düşünceleri tamamen sokak jargonu ile yazıyorum) mesela; Başarılı bir dizinin en gözde kafa oyuncularındansınız hatta belki birincisisiniz, konular veya süreç gereği karşınıza bir düşman (rakip) karakter çıkartılacak, gerekli seçimler ve belirlemeler sonrası, kendinizce çok yeterli olmadığını düşündüğünüz ”kendinize hiç denk görmediğiniz” birini getirip karşınıza koyuyorlar bunun sonucunda belki de içinizden diyorsunuz ki; ”bu mudur yani, bu kişi mi oynayacak bu rolü, cv si geçmişi nedir? , Pekii gelsin oynasın bakalım görelim yeteneğini gibi gibi”. Bunu küçümsemek olarak algılamayın, dizinin o zamana kadar ki cast ının hep belli düzeyde gidiyor olmasının üzerine, katılacak bu kişiyi buralara henüz yeterli görmemekten oluşan bir antipati olarak düşünün sadece. Bu kısmı sonuca bağlamak gerekirse demiyorum ki arada katı bir düşmanlık var ama aralarında da çok çok iyi bir elektriğin olduğunu söylemek zor. Ha tabi sırf bu tarz düşünceler taşıyor diye Cihangir’in üzerine oynanıyorsa eğer, her şey Aras’ın (veya onun gibi düşünen diğer bir grup oyuncunun) elinde/etkisinde değil, onların en fazla yapabilecekleri Nur’un da bahsettiği gibi beraber olan sahnelerini yükseltmek yerine, vasat performanslar ile geçiştirmek, enerjiyi düşürmek vb şeyler olabilir diye düşünüyorum.
            Cihangir ile ilgili olan diğer kısım bence Yapım’ın içindeki grupta. O açıdan incelemeye geçersek eğer ilk olarak şunu bir sorgulayıp öğrenmemiz gerek, Cihangir’in diziye katılması için kim/kimler girişimde bulundu, ismi kim sundu, diziye katılış süreci nasıl gerçekleşti ve herkes tarafından yeterli görülüp, kabul gördü mü acaba? Bana göre burada da sıkıntı var ve bence konuştuğumuz çoğu şeyin sorumlusu buradaki gruplaşma. Yapım içinde Cihangir Ceyhan’ı diziye önerenler-katılmasını sağlayanlar ve onu buraya layık görmeyenler, daha açık bir ifade ile istemeyenler çatışması var gibi hissediyorum. Bunun sonucunda da bizim burada tartıştığımız bir çok sorun ortaya çıkıyor, herkes kendi yetki alanı dahilinde, dahil olduğu gruba yönelik çalışıyor, iyi yönde ya da kötü yönde müdahalesini yapıyor. Bu konuda senarist Gökhan Horzum’u ayırıyorum bence o bu çatışmaların dışında fakat oluşan ortamdan sıkılmış, pes etmiş olacak ki karakteri yazıp geçiyor, üstüne çabalamayı çoktan bırakmış yani. Konunun kendi kafamdaki özü bu şekilde. Salt Aras-Cihangir mevzusu değil gibi diğer unsurlar da işin içinde bence.

          • incell

            Selam Rizet,

            Bu düşüncen gayet de makul. Benim bahsetmek istediğim konu Cihangir’i geri atmaksa bu Aras’ın tek başına yapabileceği, dizginleri ele alabileceği bir durum değildir. Öyle bir şey olsa bu dizinin 3.sezonu her ne kadar şaibeli olursa olsun bunda yapımın etkisi Aras’tan binlerce kat fazladır. Aras, sevmeyebilir, hatta sitem edebilir bunu yapıma veya senariste. Fakat bu direkt olarak baz alınmaz yapım tarafından. Bu kadar kolay değil. Benim orada anlamadığım kısım Nur’un, Aras’ın oyuncuları boğdurması, hatta Cihangir’e olan nefretinin üst düzeye çıktığını sölyemesi. Yanlış anlamayın, kendi fikridir, Aras’ın nefreti üst düzey değil demiyorum aksine üst düzey bile olabilir nefreti. Fakat verdiği örneklerle anlattığı durumlar çelişiyor. Aras, Uğur ve Cihangir mevzusunda iki yönlü iş yapabiliyorsa Cihangir’i öldürme yetkisine de sahiptir bu bakımdan.

            Cihangir Ceyhan, oyuncu grubunun çok dışında. Ben genel kanı itibariyle sette sevilmediğini düşünüyorum. Baş sorumlusu Aras’tır veya değildir. Bir oyuncu grubu var ve bu grup Cihangir’in dizide olmasından hiç hoşnut olmayabilir. Bu grupta herhangi bir kadın oyuncu olduğunu sanmıyorum. Oyuncuların yan yana gelip gülüşmesi de dediğin gibi bunu değiştirmez. Oyuncuyu benim gibi yeterli görmüyorlardır, onu bu dizinin içindeki rolü itibariyle fazla önde olduğunu düşünüyorlardır. Karakter Öner Erkan’dan bile daha ön planda mesela. Necip Memilli’den de öyle. Fakat döndüğümüz zaman Cihangir bunun farkında değil o çok net. Oyuncuya daha önce defalarca teklif gittiği haberleri çıktı. Bu da oyuncu grubunun kusura bakmayın ama “Kim ulan bu herif!” sitemini doğurması gayet makul.

            Demek istediğim sadece Aras üzerinden değil oyuncunun durumu. ÇukurEvde 1 bölümü var ya oradaki grubun (kadınları hariç) herkes olabilir bunun sorumlusu. Tek kişinin değil de genel bir sitem dolayısıyla veya senin dediğin gibi yapım içinde oyuncunun gelişini vetolayan kesimin de huysuzluklarıyla bu durum bu hale gelmiş olabilir.

          • incell

            Selam Rizet,

            Bu düşüncen gayet de makul. Benim bahsetmek istediğim konu Cihangir’i geri atmaksa bu Aras’ın tek başına yapabileceği, dizginleri ele alabileceği bir durum değildir. Öyle bir şey olsa bu dizinin 3.sezonu her ne kadar şaibeli olursa olsun bunda yapımın etkisi Aras’tan binlerce kat fazladır. Aras, sevmeyebilir, hatta sitem edebilir bunu yapıma veya senariste. Fakat bu direkt olarak baz alınmaz yapım tarafından. Bu kadar kolay değil. Benim orada anlamadığım kısım Nur’un, Aras’ın oyuncuları boğdurması, hatta Cihangir’e olan nefretinin üst düzeye çıktığını sölyemesi. Yanlış anlamayın, kendi fikridir, Aras’ın nefreti üst düzey değil demiyorum aksine üst düzey bile olabilir nefreti. Fakat verdiği örneklerle anlattığı durumlar çelişiyor. Aras, Uğur ve Cihangir mevzusunda iki yönlü iş yapabiliyorsa Cihangir’i öldürme yetkisine de sahiptir bu bakımdan.

            Cihangir Ceyhan, oyuncu grubunun çok dışında. Ben genel kanı itibariyle sette sevilmediğini düşünüyorum. Baş sorumlusu Aras’tır veya değildir. Bir oyuncu grubu var ve bu grup Cihangir’in dizide olmasından hiç hoşnut olmayabilir. Bu grupta herhangi bir kadın oyuncu olduğunu sanmıyorum. Oyuncuların yan yana gelip gülüşmesi de dediğin gibi bunu değiştirmez. Oyuncuyu benim gibi yeterli görmüyorlardır, onu bu dizinin içindeki rolü itibariyle fazla önde olduğunu düşünüyorlardır. Karakter Öner Erkan’dan bile daha ön planda mesela. Necip Memilli’den de öyle. Fakat döndüğümüz zaman Cihangir bunun farkında değil o çok net. Oyuncuya daha önce defalarca teklif gittiği haberleri çıktı. Bu da oyuncu grubunun kusura bakmayın ama “Kim ulan bu herif!” sitemini doğurması gayet makul.

            Demek istediğim sadece Aras üzerinden değil oyuncunun durumu. ÇukurEvde 1 bölümü var ya oradaki grubun (kadınları hariç) herkes olabilir bunun sorumlusu. Tek kişinin değil de genel bir sitem dolayısıyla veya senin dediğin gibi yapım içinde oyuncunun gelişini vetolayan kesimin de huysuzluklarıyla bu durum bu hale gelmiş olabilir.

            Ha benim fikrim şu, Cihangir’in geri plana atılma olayının fazla abartıldığını düşünüyorum. Geri plana atılma olabilir ama bu ekstra düzeyde değil. Ekstra düzeyde olan Burak Dakak. Oyuncu genç olabilir ama Cihangir’den az bir yanı yok. Cihangir’e bahsedildiği gibi “mezarı açıp gömme” olayı ona değil Burak’a yapılıyor. Fakat oyuncu genç, daha doğrusu genç ama Kubilay ile neredeyse yaşıt. Cüssesi küçük, Cio kadar reklamı yok, fanı Cio kadar yok, bu yüzden asıl ezilenleri görmeyip başka yerlere takılıyoruz bence.

          • Rizet16

            Burak DAKAK, daha kariyerinin başlarında, göz bebeğimiz EZEL’de rol almış bir oyuncu bir kere yani lütfen (Bakınız: Ezel/Ömer’in kardeşi Mert’in çocukluk halleri). Ay Yapım’ın elinde büyümüş başarılı bir oyuncu kendisi, oyuncunun kıymetini onlar herkesten daha çok bilmeliler. Dediğinize katılıyorum tabi ki de, ayrıca bahsi geçen mevzu her kim olursa olsun yapılması yanlış bir şey ya da bunun oyuncuya sözleşme aşamasında açıkça belirtilmesi falan gerekiyor. Her neyse tepki olayına gelirsek bence durum şöyle Burak DAKAK benim de özel olarak çok sevdiğim, beğendiğim ve başarılı bulduğum bir oyuncu, diziye katılması kesinleştiğinden itibaren beklentim hep büyüktü, karakter ile ilgili yaratılan imajda zaten bunu destekliyordu. Fakat Cihangir ile benzer durumu yaşayıp daha az izleyici tepkisi gösterilmesi diziye ilk girişlerinden kaynaklanıyor bence; AZER Kurtuluş Adana’lı İstanbul’un tüm uyuşturucu işini yapan, adeta bir baron olarak lanse edildi en başta, o ilk kahvehane önü para yakma racon sahnesi ile de karaktere yönelik beklenti iyice yükseltildi bence (O dönem ben de karakter ile ilgili büyük beklentiye girmiştim. Cihangir Ceyhan’ı daha önce de hiç izlemediğim için oldukça heveslenmiştim ama beklendiği gibi olmadı). Diğer taraftan zaten beklentisi neredeyse ilk sezondan süre gelen hikayeden dolayı iyice yükselmiş olan, hatta ÇARE olacağı bile lanse edilen AKIN KOÇOVALI diziye girişiyle birlikte ışık hızında hainliklere başlayınca, hepimiz ambale olduk, karaktere olan tüm beklentiye ilk darbe daha en başına vuruldu AKIN iyi mi? kötü mü? ne oluyoruz yav demeye kalmadan, kurulmuş sempati duvarları bir anda yıkıldı, sonrasında bir öyleydi, bir böyleydi derken karakter silikleşti gitti bile. Belki AKIN da ilk başlarda ihtişamlı bir giriş yapıp, kendi raconunu belli edip, bir kaç durumda kendisini, karakterin kinini anlatıp, bu uğurda neler yapabileceğini gösterdikten sonra hainliklere girişmiş olsaydı. Hem daha çok kabul görecek, hem de karakterin aslında nasıl dik bir şekilde pasifleştiği çok daha belirgin olacaktı. Bir de sosyal medya da enteresan bir fan grubu etkiside var tabi konu Cihangir – AZER olunca ortalığı yangın yerine çeviriyorlar hemen, körü körüne bağlı ergen fanları ayrı tutarsak, bunun asıl sebebi üstte açıkladığım gibi insanlara ilk başta verilen büyük beklenti sonrası düşüşün çok göze batması.

          • incell

            Bu konuya katılıyorum zaten. Fakat müthiş giriş yapıp daha sonra sönen karakterlerimiz de var. Bu olay sadece Cihangir Ceyhan’a has değil ki. Timsah Celil’de de aynı sorunu yaşadık. Cumali Koçovalı? Aynı sorun. Böyle konuştuğumuz zaman da diğerlerine haksızlık ettiğimizi düşünüyorum. Çünkü oyuncunun fan kitlesi fazla. Cumali’nin geri plana atılmasının da sebebi TV sektörünün klasik tutumu. Dünya’da böyle mi durum bilmiyorum. Bizim izleyici bakış açımız çok farklı. Bunun da nedeni asla Aras değil demek istiyorum. Cihangir konusunda sıkıntısı olabilir ama anlatıldığı üzere olan şeylerin çok abartıya kaçtığını düşünüyorum. Neden böyle hiçbir fikrim yok ama bahsedilen durum da çok abartı geliyor.

          • baiano

            Gayet mantıklı dediklerin. Cihangir’i o kadar ön planda göremediğimden kendisinin geri plana atıldığı yönündeki iddiaları benimseyemiyorum.

            Şu bir gerçek, Cihangir Ceyhan’a bu teklif baya gitti hem de farklı karakterlerle. Burada da yapımın oyuncunun geçmiş projesindeki izleyiciyi çekme planı var. Oyuncu da bunları defalarca kabul etmedi. Çok basit bir nedeni var. Bölüm başı ücreti. Oyuncu bunun kendisine elbet döneceğini biliyordu. Oyuncu grubu da CV’si bu denli düşük, onlar için ‘yan sanayi’ oyuncunun yapım tarafından bu kadar rağbet ile istenmesine baştan tepki koymuşlardır. Hele ki başrol oyuncularıyla eşit miktarda bir bölüm başı alıyorsa ki bence durum bu. Böyle bir tavır var ve Cihangir’in geliş süreci içindeki kişilerle, oyuncuların tavır almasını fark eden yapım içinde karmaşıklık var. Oyuncunun ilerleyişi VASAT. Oyuncunun senaryoya katkısı VASAT. Oyuncunun bu durumu ile 3.sezon genel itibariyle VASAT. Ha oyuncu nasıl? O da VASAT.

            Galiba en sert yorumum bu oldu 🙂

          • Nur

            Boşver içindekileri haykırdın:))

          • Nur

            Rizet, makul bir arguman ama ben olayın bu kadar masum olduğunu düşünmüyorum.

            Çukur’da bazı unsurlar mesela tas kafalılar 01’den alınmış. 01 izlemedim ama izleyenler yazıyordu. Yani Çukur yapım aşamasındayken birileri 01’den haberdarmış en azından Hoca haberdar olmalı ki tas kafalıları yazmış ilk sezonda.

            Çukur’a girip çıkanın haddi hesabı yok Cio 01’den ayrılınca listeye alınmıştır yapımın elinde mutlaka listeler bir şeyler vardır. Cio’nun diziye gelmesi aslında çok sıradan bir olay performansı zaten belli önceki dizisinden iyi olsa ne olur kötü olsa ne olur? Denk görmemiştir fikri bana uymadı. Her ne olduysa Cio gelmeden önce oldu ve sadece Aras da değil Aras’ın içinde olduğu grup tavır aldı. Azer’in ilk sahnelerinden biri; evden arabayla çıkıyor İdris nerdeyse kapıya 5 metre mesafede, konuşuyorlar arabaya binip eve giriyor. Kurguda kesilmesi lazım ya da eklenmesi lazım bir şey lazım, komik bir durum. Kurgucu bu sezon batmaya başladı en başından beri sabote ediyordu.

            Hoca’nın ilk sahne çekileceği gece Balat’a gitmesi bir tavırdı bence. Kararının arkasında olma tavrı.
            Azer’e Yamaç ile hikaye yazılmadı Erkan’la yazıldı Aras’ı rahatsız edecek durum yoktu. Ha ayrıca burada parantez açayım iyi oyunculuk Erkan gibi olur Boncuk’la sahnelerinde duygu veren Erkan’dı. Bizler instada gülüyorduk Erkan’ın karşısına zigon sehba koysan oynar diye.

            Cio’nun hikayesi bile Aras’ınkine değmiyordu 1-2 öylesine sahne hepsi bu ama o sahnelerde sorunlu. Stadyum sahnesi mesela, o da berbattı.

            Cio’yu kim önerdi?
            Kerem Bey reytingleri takip ediyordur. Hoca’nın elinde Erdenetler gibi takviye karakterler vardır yedekte hikayeler vardır. Yılmaz Güney’in hayatından, romanından esintiler taşıyan bir karakter. Hoca için zor değil ki Kerem Bey istemiştir Hoca’da tamam demiştir. Zaten dost bir aile açığı vardı dizinin köşk ayağı atıl durumdaydı. Ailesiyle Azer sokuldu. Vartolu’yu sahaya sokacak adamdan Aras’a ne?
            Benim cevaplarım belli, tekrarlamayacağım.
            Sadece önermen hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istedim.

          • Nur

            Azer- Karaca sahneleri çekim montaj teknikleriyle sabote ediliyor. Ece Yaşar çok kasılıyor sanki Cihangir’i istemiyor gibi. Bankta oturdukları sahnede Ece sokulmak istemedi herhalde.

          • baiano

            Montaj tekniklerinden kastımız, lensler ve ışıklarsa o konuda bir sabote durumu görmüyorum. Yine aynı şekilde Ece’nin stili ve saçları özelinde de karakterin yapısı gereği böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Karakter bu sene kendini feda etti. Azer’in evine gittiği zaman kendine özen vermemesi, saçlarının hali normal. (ki bir erkek olarak söylüyorum bence hiçbir anormallik yok). Can düşmanı bildiğin adamın evinde saçını başını düzgün yapıp, süslenmiş ve düzgün giyinmesi bir kere saçmalık olur. Üstüne Karaca gibi bir inatçı tipleme için daha da saçmalık olur.

            Daha sonra evden ayrıldıktan sonra Azer evinin önüne geliyor yanlış hatırlamıyorsam. Bu bir emrivaki. Karakter hazırlanıp çıkamıyor haliyle. Hazırlansa Azer’in orada yakalanma olasılığı var. Yine aynı şekilde bir emrivaki ve bankta oturma sahnesi var. Gözler kanıyor. İki oyuncu birbiriyle sarılamıyor, zorla sarılıyorlar sanki. Sarılarak yürümeleri, banktaki kafayı omza yaslama falan hiç girmiyorum. İki oyuncu da bu hikayeye inanmıyorlar bence.

            Diğer çiftler özelinde Nehir de dahil buna özellikle Gökhan Horzum’un övdüğü noktada Efsun ve Yamaç’ı oynayan oyuncuların hikayeye bir inanmışlığı var. Cihangir ve Ece bu hikayeye gerektiği kadar inancı ortaya koymuyorlar. Hazal, Aras ile olan hikayesine inanmıştı en azında olmayacağını bile bile o hissi verebiliyordu. AzKar da tamam bazılarına göre senaryoda bir olmamışlık var peki. Montaj sabotesi diyorlar ee peki… Stil, saç vs ee peki… Tamam her yerde müdahale var. (yine söylüyorum bence senaryosu dışında her şey normal, akış gereği) Peki bu oyuncuların durumu neden konuşulmuyor? Yan yana resim koyduğun zaman yakıştırabilirsin. (Ben yakıştırmıyorum ek olarak abi-kardeş gibi geliyor). Yakıştırıyoruz diye oyuncuların arkadaş gibi sarılmasını eleştirmiyorlar. Bu içe sinmeyen sahnelerin sebebi senaryo değildi bence. Oyuncuların kendi durumuydu. Ece mi Cihangir mi kaçıyor bilmiyorum. Cihangir’de ekstrem kasıntılık var. Bunu bana söyleyen kişiler de oyuncu için Çukur’a başlayan fanları. Benim de görüşüm onlarla aynı. Bu adam böyle değildi diyorlar. Farklı bir negatiflik var Karaca ile sahnelerinde. Partneri ile tam verimi alamıyordur, inanmıyordur belki Azer karakterinin Karaca’ya aşık olmasına. Normal baktığımız zaman Yamaç karakteri ve Efsun karakterinin birbirine aşık olmaması gerek karakter özelinde. Fakat iki oyuncu bunu hissettirebiliyor. Burada bağlar kopuyor işte.

            AzKar’ı sevdiğini bilmiyordum Nur 🙂 Hatta burada incell, Rizet, tefo diye bir arkadaş daha vardı ve birkaç kişi daha AzKar’ı baya gömdük aşağıda. Hepimiz kasıntılığı onaylamıştık, abi-kardeş demiştik falan. Ayrıca Cihangir’in asıl fanları bu durumdan hoşnut değil. AzKar denen topluluk değil, 01 dizisi ile gelen fanları bu durumdan acayip rahatsız. Fakat onlar twitter’da yorum yapmadıkları için sanki Cio’nun tek destekçisi AzKar’cılarmış da Cio’nun bu başarısını onlar olmazsa geride kalacakmış da şeklinde yorumluyorlar. Bu twitterdaki AzKar topluluğu nasıl kafalar yaşıyor bilmiyorum.

          • Sesli güldüm ilahi

          • Nur

            He yaw:))

          • Nur

            İpini çekmek, tavır almak anlamında.
            İncel’cim; 2 sezonda 3’ün olacağı netleşince KK’lar bitirildi Yücel’e görev verildi sezon finaline doğru yol alınmaya başlandı ama KK’lar erken bitince karmaşa oldu reytingler düşmeye başlamıştı Akın ve Azer takviye olarak sokuldu. Aras ne düşündü ne etti bilmiyrum ama Akşın’ın öldüğü bölümde feci bir performans sergiledi. Akşın’ı bulmaya gidenler arasında yoktu, mezarlıkta uzaktan izledi, güya uyku ilacı aldı yattı. Ha bunlar size normalse bana normal gelmedi. Bu bir tavırdı! Akın karakteri zaten her halükarda diziye gelecekti Azer diye kimse yoktu. Bahsettiğim bölüm Azer’in zeminin yapıldığı bölüm. İstemedi ve tavır koydu tavrını dizide yansıttı. Benim gözlerimle gördüğümden çıkarımım bu. Siz öyle bir şey algılamamışsınız, tamam o zaman.
            Para yakma sahnesi racon sahnesiydi. Yamaç’ın yüz hareketlerine bak. Zorla orda gibi. Siz gayet güzel performanstı diyorsanız sizin algınız. Sezon bitti yeni sezon başladı senarist Yücel’i Yamaç’a öldürtecek olsa öldürtürdü. Yücel’i geçtim Fatih, Azer’indi gidişat oydu. Azer-Yamaç karşılaşmasında tuhaflık var. Azer nasıl yenilmiş ki Efsun, Yamaç’ın canını kurtarmış oldu? Hastanede bu kez Efsun, Azer’i kurtarmış oldu, evde Efsun’la sohbette yine Efsun, Yamaç’ı kurtarmış oldu. Belli ki senaristin biri bence Hoca, Azer’e kazandırmış Damla, Azer’e kaybettiriyor? Bunlar elbette tahmine dayalı ama ben hiç değilse sahne sahne örneklendiriyorum. Çıkarımlarımı gördüklerimden yapıyorum. Uğur aksiyon yönetmeniymiş.. Ben çaycı zannetmiyordum. Konu bu mu yani. Aras isterse şunu yaparmış.. Elinden geleni ardına koymuyor işte. Demek ki gücü bu kadara yetiyormuş. Hikayeyi üzerine tapuladı herkes sünepe kendisi kahraman. Azer’in Kemal’i öldürmesi için sebep hikayede yok, kadın kaçırmak aksiyon bile değildi banal bir şeydi tam Damla tarzı.. sebebi neydi, neye hizmet etti?

          • incell

            Sevgili Nur, para yakma sahnesini az önce izledim. Garip bir durum sezmedim. Daha çok bana “aldık başa belayı, Yücel de varken ne gerek var buna” yüz ifadesi gibi geldi.

            Fatih konusunda haklısın. Fakat Yamaç’ın düşmanlarının hepsine bakarsak, Baykal,Çeto,Nazım,Emrah,Kumburgazlı Serdar, Lal Fındık, Veysel gibi isimlerin hiçbirini öldürmemiş. Yücel zaten onun hakkıydı. En büyük hakkı Yücel’i öldürmek. Fatih’te haklısın ama “herkesi Yamaç öldürdü” mantığıyla uyuşmuyor bu.

            Efsun’un can kurtarma olayı şöyleydi. Efsun, önce Azer’in hayatını kurtardı. Ardından Yamaç’ın. Yani her ikisininde. Yamaç’ı bayıltarak Azer’i kurtardı. Daha sonra kardeşlerinden saklamak için Yamaç’ı arkaya taşımasıyla Yamaç’ı kurtardı.

            Konu bu zaten 🙂 Dediğine göre Uğur’u, Cio ile turneye çıktı diye Aras gözüne kestirmiş. Tavır almış, yapımda ciddiye alıp canını almış? Oyuncu ABD’ye yerleşmiş. Eğitim almak için. Fakat sen sadece Cafe açmak için gittiğini savunuyorsun. Bu durumda da oyuncu kendi isteğiyle çıkmış olmuyor.

            Azer’in Kemal’i öldürmesi için hikayede sebep yok doğru. Fakat Uğur’un çıkma işi 2 hafta içinde belirlendi. Yani acele bir durumdu. Dizide o sıra tek düşman Azer idi. Kemal karakteri önemli bir karakter. Güçlü bir düşman tarafından ancak canı alınabilir. Şimdi kim alacak ben sana soruyorum. Timsah mı? Yücel zaten komada. Murtaza mı? Azer’in sığıntısı Bülent mi? Kemal dizide büyük bir güçtü. Emrah ile dövüşü berabere bitiyordu. Azer tarafından öldürülmek ZORUNDA kalındı. Şimdi Azer ile ilgili hep bir zorunluluk olmuş. Bunların üst üste olması sana tesadüfi gelmeyebilir. Fakat bence tam anlamıyla tesadüf. Oyuncu diziye giriyor, Burak Sergen olayı patlıyor. Karakterin amacı değiştirilmek zorunda kalınıyor. Dizide tek düşman olduğu dönem Kemal’in ölmesi lazım. Yine ona dönüyor ibre.

          • Nur

            Akın ve Azer’in senaryolarının Burak Sergen’in gelmemesi yüzünden değişmesi aklıma yatmıyor. Baykal niye gelecekti ki? Baykal gelse Yücel’in işini görecekti anlaşması bitenleri öldürecekti. Baykal’ı değerli kılan Vartolu, Selim ve Emrah oldu Nazım’ı katmıyorum o etkisizdi. Baykal ödükten sonra oyuncunun tekrar geleceğine inanmıyordum ha belki 1-2 rüzgar estirirdi o kadar.
            Çukur’un 1.sezondan sonra 2.sezonunu ayakta tutan KaraKuzulardı, Çeto ve Mahsun. Yepyeni düşmanlardı, karakterler çok güçlüydü, hem güçlü hem travmatizelerdi. Üçüncü sezon herkes öyle bir şey bekledi Akın ve Azer’in düşmanlığı boştu terasta Efsun hariç Akın teras dışındaydı hepsinin düşmanlığı bomboştu. Çağatay’da o yüzden olmadı. Bu sezon Vartolu’nun Selim’in Çeto’nun, Mahsun’un yerini dolduracak tek karakter Efsun’du. Efsun değilse başkası ama yeni biri, güçlü sebepleri olan, hayatını ortaya koyacak kadar inanmış biri ama yeni. Kenarda bekletilen Ebu Kayser bile Çukur’la doğrudan ilgili değil.
            Çatıda 4’lüyü görünce Efsun için heyecanlanmıştım. Göbeği açık bluzü falan sevmemiştim ama Efsun’un bu muymuş Çukur dediği an çok güzeldi. Oyuncu Damla olunca bir sevindim. Ana çatışmacı bir kadın ve hem de Damla tarafından canlandırılıyor. Baya sevinmiştim. İkinci ‘dön bana sahnesi’ tam Gökhan Horzum’un izleyiciye baskın atak yapmasıydı Nehir’in mahalleye girişi gibi.. ne olduğunu anlayamıyorsun ama zihninde hoş bir şey oluşuyor. Efsun’un bende büyüsü ilk masalda bozuldu. Uzun bayık bir şeydi. Sonrası da zaten, bekle bekle, bir şey bekliyorsun ama o şey her ne ise olmuyor sonra Çukur’un holding önüne uyuşturucu koyduğunu tabletten izliyordu. O an sevindi ya, buraya kadarmış dedim.. Zaten merkezde inandığım bir karşıtlık, güçlü bir çatışma olmayınca aşk meşk bu dizide bir yere kadar. Kadro kalabalık ortada bir olay yok. Günlük dizi gibi bir şey.

          • incell

            Baykal gelse Yücel işlevi değil aksine yarım kalan senaryosunu tamamlamaya gelecekti. İdris-Baykal kardeşti. İlk sezondan beri çok belliydi bu. Benzerlikler, karşı karşıya gelmeme, ikili birbiri hakkında konuşmuyordu vs. Baykal’ın gelmesi demek Efsun’un olmayacağı anlamını taşıyor. Yücel’in arkasındaki kişi Baykal’dı.

            O zamana dönersek senaryoda bariz bir gariplik var. Yücel-Karakuzular diye giden senaryo çok garip. Geçen günlerde o bölümleri tekrar izledim ve kesin bir kanıya vardım. Vartolu, Baykal’ın mezarını kazdırana dek Baykal senaryonun içindeydi. Mezarlıkta gördüğümüz Baykal K. kalan kısım Vartolu ceketi altında kalmıştı ve kamera gözümüze sokmuştu o anı. Hatta Çeto’nun bizzat Baykal’a gidip “Bundan sonra Yücel’le değil sizinle görüşürüm” demesi vs hepsi açık bir Baykal senaryosuydu. O dönem de döneceği çoğu analiz sayfasında kesinleşmişti. Hatta repliği bile hazırdı. mahalleye gelip “Nerede kalmıştık?”

            Daha sonra anlaşmazlıklar olunca bu planımız “sahte baykal” olarak gerçekleşti. Bu da Yücel Bey’in planıymış… falan işte kimse yemez bunu. Senaryo artık kokuyor. Yani hangi olayın sahte, hangi olayın gerçek olduğunu, hangisinde ters köşe yapılmak istendiği repliklerine kadar belli oluyor. Çekim açılarından ve kurgudan bile bunu anlayabiliyorsunuz Çukur’da. Bu da öyle bir şeydi. Yine Yücel’e bağlandı o kısım falan. Eğer Baykal gelseydi, ana konumuz İdris-Baykal kardeşliği olacaktı. Baykal adı 3 sezonun 3 tanesinde de basa basa geçiyorsa, bu adam hala bu dizide izini taşıyorsa (hala neden düşman bilmiyoruz) bu işte bir şey var demektir. Horzum ana hikayesinin en büyük taşını Baykal olarak seçmiş. Baykal’ın bu Koçovalılarla bağını Efsun ile sürdürmek istemiş ama bu sefer duygusal bağ yönünü tercih etmiş.

          • Nur

            İncell, Baykal, İdris’in kardeşi değildi ki. Hoca’nın kitabında soyismi Kent olarak geçiyor. Kitaba baktın mı bilmiyorum. Senaryonun revize edilmemiş ham hali var bazı yerlerde. Mesela Sena- Yamaç tanışması uygulama aşamasında revize edilmiş Hoca kitapta ilk halini vermiş. Baykal Kent de Baykal’ın en başta Koçovalı olmadığını gösteriyor.. Ha kitap karışık, mesela Emrah da oğlu olarak var ama ben Emrah’ın revize edildiğine inanıyorum. Sena’nın kontrol manyağı abisi Baykal’a sonradan bağlandı diye tahmin ediyorum ama sadece küçük bir hissiyat.
            Baykal’ın taze tutulası ‘red herring’ denen kavram izleyici yemlemesi gibi bir şey. Bu tür şeyler kurguyu zenginleştiren ama aslında içi boş şeyler. Baykal ile yoğun yapıldı bu. Benim hissiyatım Baykal bir daha dönmeyecekti oyuncu Halka’da oynarken bile izleyici yemleniyordu.

            Karakuzular’ın başı Meliha’ydı hatta bir sahne vardı gösterildiği esnada hiç dikkat etmemiştim çok sonra başka bir sahneyi izleyecekken gördüm. Şimdi unuttum ama şöyle bir şeydi; Yücel ve Remzi arabada gidiyorlar Yücel Karakuzuların başı çıkmış artık. Remzi ile bir şey konuşuyor. Görüntüde bir tuhaflık vardı dikkatlice yeniden izledim koltukta oturan Meliha’ymış silip Yücel’i.monte etmişler. Nasıl yapmışlar bilmiyorum ama Meliha’nın omuzlarına Yücel’i tam sığdıramamışlar omuz yandan çıkmış. Meliha’nın siyah pardesüsü vardı kenarda görünüyor:) Çeto zaten harabede bir kadınla buluşmuştu kadının uzun saçları gibi bir gölge vardı orda da.. Senaryoyu o kadar çok değiştirdiler ki hiçbir şey diğerini tutmadı. Karakuzuların esrarengiz 1 numarası Meliha fikri müthişti bizi Yücel gereksizine mahkum ettiler boşuna.

          • incell

            Baykal’ın soyadı 3.sezonun başında açıklandı. Başından belli olan bir şey olduğunu sanmıyorum. B.K’da bence boşuna verilmedi orada. Zaten kitap 3.sezon başladıktan sonra çıktı. Hatta dizide Efsun’un soyadı bile belli değildi ilk geldiği andan beri. Kitaptan öğrenmiştik soyadını. Dizide geçmemişti kitap çıkana kadar. Meliha kısmını bilmiyordum. İlginç 🙂 Hatta başı Meliha diyenlerle dalga geçerdim. Demek ki o kadar şey değişiyor ki… Bu yüzden artık dizide planlı bir şeye inanmıyorum.

          • Nur

            Kitap 3’te çıktı ama bazı şeyler dizi çekilmeden önce.
            Mesela kitapta Hale ve İdris’in Hale’nin Çukur’a ilk geldiği günün fotoğrafı var. Çekim yapılmış ama fotoğraftaki kız Elif Doğan değil. Hale’nin Çukur’a geldiği sahne çekilmiş ama başka oyuncuyla. Elif Doğan sanırım Gamze Dar’a benzerliğinden dolayı seçildi ve ilki iptal edilmiş.

            Bu arada kitaptan değil tabi ama görsellerden Meliha ve Mihriban başta aynı kişiydi zira Meliha’nın fotoğrafındaki kişi Mihriban’ı oynayan oyuncu Gamze Dar.

          • incell

            Kitaptaki değişiklikler olabilir ama verilen Baykal-Yamaç benzerlikleri, B.K, Doğum günü olayı, kulak çınlama, yan yana gelmeme vb durumların boş olduğunu sanmıyorum.

    • zillex

      Merhabalar,
      bir sorum olacak. bu set içinde bulunduğunuz için biliyor musunuz pek bilmem ama dizi çekimden yayınınıa kadar geçen süreçten haberiniz var mı? varsa bilgilendirebilir misiniz? merak ediyorum bu tarz şeyleri.

      • isimsiz bir birey

        Merhaba,

        Tabii ki. Bildiğim kadarıyla anlatayım.

        Öncelikle senaryo kısmından başlayayım. Senaryo, sete gitmeden önce oyuncuların mailine yollanıyor. Her oyuncuya kendi sahnesi gidiyor. Fakat bu durum son 5-6 bölüm böyle değilmiş. Senaryo ucu ucuna yetişiyormuş. Set günleri bile aksamış bu durum yüzünden. Nedenini kendimce senaryo değişiklikleri ve plansızlığa bağlıyorum. Bölüm günü bile çekimler yapılmaya devam ediyordu…

        Daha sonrası set programı her pazartesi belirleniyor. Aras ve Erkan özelinde ikilinin set günleri belli. Örnek olarak Cumartesi günleri Efsun-Yamaç sahneleri çekildi son 3 bölümde. Çünkü evin konumu diziye baya ters galiba. Bundan emin değilim. Çekmeköy, Balat, Üsküdar ana yerleşkeler. Aras ve Erkan’ın günleri değişmiyor genel olarak. Senaryo akışa göre çekilmiyor. Yani son sahneler bazen ilk çekilen sahneler olabiliyor.

        Çekim anı ise şöyle. Öncelikle prova aşaması var. Oyuncular mutlaka senaryoyu okuyarak geliyor. Yardımcı yönetmen ve yönetmen aracılığıyla sahnenin provası yapılıyor. Daha sonra mola veriliyor. Oyuncular kabine alınıyor. Makyaj, giyim konusunda hazırlanılıyor. Bu sırada sanat yönetmeni son dokunuşları yapıyor. Tabii oyuncular gelmeden sanat yönetmeni ve kurgu yönetmeni ortak çalışıyor. Oyuncuların dış hazırlık durumunda da son dokunuşlar gerçekleşiyor. Kamera ve kayıt. Tabii sahnesine göre değişiyor her şey. Bu bir aksiyon sahnesiyse replik kısmı ve aksiyon kısmı ayrı günlerde çekilebiliyor. O anki şartlara bağlı bu. Mesela salı günü iki oyuncuk replikli sahnelerini çekiyor. Pazar günü ise bunun devamı olan aksiyon çekilebiliyor böyle örnekler çok.

        Aksiyon sahneleri önce Uğur Yıldıran ve ekibi tarafından tamamen ayrı olarak hazırlanıyor. Uğur’un ekibinde mahallede gördüğümüz tüm Çukur çocukları var. Keçi, Salim, Ecevit, Ahmet gibi isimlerin hepsi aksiyon tarafında. Çatıcılar da bu kadroda mevcut. Uğur Yıldıran sahnenin ana fikrini oluşturuyor. Sinan Öztürk’e sunuyor ve fikir birliği ile sahneni detayları hazırlanıyor. Bir dövüş sahnesi minimum 5 saatte çekiliyor. Tabii bu iki oyuncunun deneyimine bağlı olarak değişiyor.

        Montaj kısmı ise şöyle. Yine sahnesine göre değişen bir durum bu. Düz bir sahne ise yani replikli, aksiyon içermeyen bir sahneyse hemen orada montajlanıp kasetleniyor. Ekstra olarak bakışmalı sahneler için ekstra birkaç çekim yapılıyor. Sahneler iki üç kez çekiliyor bazen. Montajda en iyi kısımlar kurgu yönetmeni ve Sinan Öztürk ile oturtuluyor. Aksiyon sahneleri montajı ise ana kurgu çekim yapıldığı sıra kurgulanıyor. Sonra silah efekti ve sesler ile son montajda hallediliyor.

        Sahneler çekilirken bölüm fotoğrafları için ayrı bir çekim oluyor. Yani o fotoğraflar kayıt sırasında da çekiliyor hem de özel olarak kayıt dışında da oyuncular fotoğraf için poz veriyorlar. Bazı bölüm fotoğraflarını dizide görmemizin sebebi bu. Hepsi sahne içinde çekilmiyor.

        Final montajından sonra geriye müzikler kalıyor. Gökhan Horzum önemli sahnelerde hangi dizi müziğinin çalması gerektiğini bazen yazıyor. Yazmadığı kısımları Toygar Işıklı seçer tamamlıyor. Dizi montajı bitiyor ve direk kanala gidiyor.

        Kanala giden görüntü aynı şekilde satılan ülkelere de gidiyor yapımdan. Kanal bunu kendi kesip biçebiliyor. Sansür kısmı tamamen kanala ait. Küfürleri kanal sansürlüyor. Kesilecek bir şey varsa kanal kesiyor. RTÜK’lük durumlara onlar bakıyor anlayacağınız yapımın elinde olan bir şey değil bu.

        Duyduğum, bildiğim ve gördüğüm kadarıyla böyle işliyor bölüm aşaması.

  • zillex

    Bu arada yazdığım yorumu göremiyorum? sıkıntı ben de mi acaba?

    • spam’e takılmış… Bu arada hoş geldiniz 🙂

      • zillex

        hoşbuldum 🙂

        • Yeni arkadaşlara klasik sorum acaba bu siteyi hangi kanal aracılığı ile buldunuz?

          • zillex

            Kuşlu sitede buldum 🙂

            bu arada yukarıdaki arkadaşın da galiba yorumu spam’e takılmış benim gibi.

  • zillex

    Herkese selamlar,

    Şimdi ben bu dizinin genel bir durumundan söz etmek istiyorum.Dizi aile ve manevi değerleri tamamen çöpe atıyor ve bunun üzerinden de prim yapıyor. Burada da bazı arkadaşların bahsettiği üzere Ayşe, Selim ve Kahraman üçlüsünün durumu, “Aile her şeydir” mottosunu ortaya koyan kişinin İdris Koçovalı olması en komik durum zaten. Üstüne dizide her ihanet eden, her kan kusturan kişinin affedilmesi gibi durumlar dizide bahsedilen şeylere çok ters. Ha ben bu durumu eleştirmiyorum. Fakat sürekli bu diziyi manevi değerler yüzünden yerden yere vuranları görünce yani başından beri böyleydi. Sadece 3. sezonda böyle olmadı. Bu dizi hep böyleydi. Ailevi, manevi değerler hep hor görüldü. Bu yüzden aslında bu diziyi sevdim. Farklılığı dolayısıyla, her şey ortada. Her karakter kötü. Dizinin kötüsü Koçovalılar. Haksızı da onlar. Gelen düşmanların %90’lık kısmı haklı. Baykal’ı bilmiyoruz ama kesinlikle haklı bir nedeni vardır. Vartolu haklıydı, Selim haklıydı, Yücel dizinin en haklı karakteriydi. Kumburgazlı Serdar haklıydı. Adamın kumar parasının üstüne çöktüler. Adam paramı verin dedi, parmağını kopardılar. Çağatay Erdenet’in altınlarını çaldılar, adam kibarca geri verin dedi, üstüne gidip adama rest çektiler, tırını patlattılar. Sonuna kadar haklı. Ben dark karakterleri daha çok seviyorum ve ilk defa bir dizide bu pis ortamı eleştirmiyorum. Çünkü başından beri böyle kurgulanmış. Yani ailevi değerleri göz önüne almıyorum fazla.

    3.sezona gelince, 2.sezondan daha çok sevdim. Geçen sezon aksiyon sahneleri hem başarısızdı ve göze batıyordu. Fazla abartı vardı. Hoş değildi. İlk 15 bölümü sevmiştim ama Yüzüklü ve sonrası vasattı. Sezon finali ise bir dizide gördüğüm en kötü sezon finali olabilirdi.

    Şunu baştan söylemek istiyorum ben herhangi bir çift fanı değilim, ya da diğer adıyla fandoma ait de değilim. Herhangi bir karakteri takım tutar gibi desteklemiyorum.

    Bu sezona gelince Yamaç Koçovalı karakterinin bocalaması, psikolojik travması mükemmele yakındı. Kusursuz, müthişti. Ben ailesiyle daha çok yüzleşmesini isterdim. O drama yönünü arttırmasını beklerdim senaristten fakat kendisi dizinin ana unsuru olan aksiyonu, dram’ın altında ezdirmemek için bu yönü kesmiş olabilir. Olsun, yine de güzel işlendi. Tutarsızlığı, kendisiyle çelişmesi bunun da nedeninin yaşadığı travmaya bağlanması enfesti. İlişkilerindeki git-gellerini ben sevdim. Nehir üzerinde aradığı Sena ve çektiği acının yaralarını onda iyileştiğini sanması daha sonra ona asıl iyi gelen Efsun’u bulması, kafasında bunu oturtamaması hoştu. Gökhan Horzum’un yapmak istediği şeyi kafamda kurdum ve gayet de güzel anlattığına karar kıldım.

    Akın Koçovalı için alttaki yorumlardan birine kesinlikle katılıyorum. Karakter asla hain olarak planlanmamıştı. Yücel asla bir düşman değildi. Öyle bağlandı ve Akın 2.sezonun sonunda acil olarak getirildi. Altyapısı da yoktu karakterin. Harcandı gitti.

    Azer Kurtuluş’u severdim. Artık sevmiyorum. Karakter acayip itici bir hal aldı. Karaca ile senaryosu beni çekmedi. Karakterin huyu suyu değişti. Bir kere bu karakterin Salih ile çatışması lazım Yamaç ile değil. İkincisi bu karakter bize “delikanlı, racon bilen” biri olarak girdi. Karakterin Çukur’a girmesi de manasızdı. Kardeşin öldü peki İdris olarak misillemeyle döndün. Karakter bize başta zeki biri olarak gösterildi ama yanlış anlamayın ama tam bir gerizekalı çıktı. Her şeyi yapan Yücel. Ona kandın. Timsah her şeyi biliyor 20 bölüm yanında tuttun. “Delikanlı” adamım ben diye gezdin. Delikanlı Azer, Yamaç arabada giderken 50 kişi önünü kesip silahla taramak değildir, Cumali Koçovalı arkası dönükken 3 kişi sıktırmak değildir, kadınları kaçırıp kafasına silah dayamak hiç değildir.

    Ha şimdi diyeceksiniz ki hani değerler görmezden geliniyordu? Sadece tek cümlesi yüzünden bunu yazdım. Hala o fikrimde kararlıyım. Ailevi değerleri, manevi değerleri göz önüne almıyorum. Fakat karakter Çukur’a girip “mezhebiniz genişmiş” demeseydi bunları eleştirmezdim asla. Fakat burada kastettiğim şey kendisiyle çelişmesi.

    Bu sezon sosyal medya yönetimi hep mi böyleydi yoksa bu sezon mu böyle oldu? Fanları acayip kızıştırıyorlar ve hep bir kaos ortamı var. Diziyi kötü etkiliyor bu durum.

    Şimdi en çok gelmek istediğim nokta şu. Çukur dizisi bu sezon aşk olaylarında fazla öne çıktı. Bu durumu da değerlendirmek istiyorum. Başta da söylediğim gibi bir çift fanı değilim, bir fandoma ait değilim.

    Şunu söylemek istiyorum diziye aşk dizisi olarak bakmıyorum. Yine de dizide beni kimya olarak çeken bir çift yok. Yani uyumlarından ziyade senaryosal olarak yakın gördüğüm çiftler var. Yani çifti değil çiftin senaryosunu seviyorum diyebilirim.

    Nehir-Yamaç çiftini sevdim, çünkü senaryosu bakımından aralarında aşk olmasa dahi hatta ikilinin birbirlerini sevdiğini asla düşünmedim. İkilinin dans sahnesi hariç aralarındaki sahneler hoşuma gitmişti. Yani izlerken yüzümde bir tebessüm oluşuyordu. Nehir karakterini de sevdim hatta çok yakın arkadaşlarım karakterden nefret ederken ben severdim yani. Son hallerini sevmiyorum. Şuan evdeki hali ile umursamadığım bir karakter oldu. Pasifleştirilme olayına katılıyorum.

    Efsun-Yamaç ilişkisi başından beri yazılıyor. Karakterleri geçtim, oyuncuların da ileride bunun olacağından haberleri olduğundan her sahnelerindeki birbirlerine bakışları, yani bilerek oynanması hoşuma giden bir durumdu. Yamaç’ın Efsun’a her bakışı bir hayranlık, etkilenmesi şeklindeydi. Hiçbir zaman onu düşman görmedi. Eğer öyle olsaydı silahı kafasına tuttup kalbine indirdikten sonra ona iğrenerek bakması lazımdı. Çünkü Aras bu durumdan habersiz olsa karşısında da onun düşmanı olan biri olduğunu düşünse, fiziksel olarak zarar veremeyeceği bir kadına iğrenerek, dişlerini sıka sıka konuşurdu ama o hayranlıkla, büyülenmiş bir şekilde bakmaya devam etti. Daha sonraki sahnelerinde önceki sahnelerine ithafen senaristin gönderme yapması, repliklerle döşemesi, kitaplardan alıntılar yapılması, senaryo matematiğinin başından sonuna kadar çok başarılı olması dolayısıyla sevdiğim bir çift oldu. Dediğim gibi aralarında bir kimya göremiyorum her çiftte olduğu gibi. Bir Aras fanı veya Damla fanı değilim. Sadece senaryosal olarak seviyorum. Değer verdiğim şey senaryosu ve gayet de güzel işleniyor.

    Azer-Karaca için ise senaryoya katkısı olmadığı için sevemiyorum. Katkı yok, olay bütünü yok. Dizinin kurgusuna etkisi yok. Mesajlaşıyorlar, halka tatlısı hakkında konuşuyorlar, özen yok, replik yok, Karaca susuyor, Azer kendi kendine konuşuyor. Kebapçıya gidiyorlar başka bir şey olduğu yok. Çift ana hikayeye dokunmuyor bile. Neden böyle bu durum anlamadım. Yine tekrarlıyorum kimya göremiyorum her çiftte gördüğüm gibi ama senaryo da göremiyorum. Düşünülmüş, üstüne kafa yorulmuş sahne göremiyorum. Bu durum da sevmemi engelliyor. Çıktıkları zaman kanal değiştiyorum. Çünkü süre doldursun, fanları mutlu olsun diye yazılıyor. Ben sadece belli bir kesime hitap eden sahneleri izlemiyorum. Ana seyirciyi bağlaması lazım bu çiftin. Selim ve Akın’ı içine alarak buna devam etsin istiyorum. Umarım 4.sezon bunu yaparlar ve izlemeye başlarım bu potansiyeli yüksek çifti.

    • “Dizinin kötüsü Koçovalılar.” Aaa, aşkolsun. Gazeteci Emir’in açıklamasını dikkat izlemediniz galiba 🙂

      • zillex

        Keşke izlemeseydim. İzlerken kahkaha bile attım 🙂

  • Nur

    Herkese merhaba.

    Birsen Altuntaş, Çukur’un sezonu kapattığını yazmış. Üzüldüm. Bayram sonrası sete çıkar ve en azından sezon finalini izleriz diye umut ediyordum, maalesef o ihtimal ‘şimdilik’ yok.

    Buraya ara ara uğruyordum, her seferinde ‘bir ara uzun uzadıya okurum’ deyip çıkıyordum. Eski normalime dönmeye başladığım bu günlerde ‘o ara’ şimdiymiş. Bir çok arkadaş katılmış, herkesi tek tek selamlıyorum.

    Çukur’un 1 ve 2. Sezonlarını Aliço ile kapatmıştık.
    1.sezon finalinde Aliço ve Yamaç düğün katliamı sonrası bahçeye gelmiş yerde kanlar içinde yatanları görmüşlerdi.
    2.sezon finalinin son sahnesi ve son karesinde Aliço vardı. Yavuz’un evinin bahçesinde masaya ekmek kırıntılarından Çukur sembolü yapmış ve görüntü dondunmuştu (Rıza’nın Ödip tiradı muhteşemdi)

    3.sezon finali son sahne nasıl planlanmıştı acaba?
    Aliço geleneğinin sürmesini çok isterdim. Gökhan Hoca’nın sezon finalini Damla Hanım’a bırakmayacağını tahmin ediyordum:) Final sahnesini hep merak ediyordum. Her iki sezonun finali bir evin bahçesindeydi, bu sezonun finali için tahminim Koçovalı köşkünün bahçesiydi. Sezon içinde bir ‘kanlı düğün’ hazırlığı vardı, Karaca ve Celasun’un düğününü Azer’in basmasını tahmin ediyordum ama dediğim gibi sezon içinde tahmin ediyordum onu, finalinde ise nedense hep mahalleye buldozerlerin gireceği ve buldozerlerin eş zamanlı köşkün kapısına dayanacağı gibi,, kendi kendime kurgular yapıyordum:)

    Sosyal Medyada Nehir ile ilgili bir iddia okudum, inanmadım ama o iddia bende başka bir çağrışım
    yaptı, aklımdayken yazmak istedim.
    İddia: Nehir’in intihar edeceği. Nehir şayet ölecekse intihar yoluyla olacağına ihtimal vermiyorum ama bu intihar konusu bende Arık Böke’yi çağrıştırdı. Arık Böke’nin intihar etme ihtimali var.
    Açıklayayım;
    Arık’ın takdim sahnesi Nietzsche’nin hayatından esinlenilmişti. Nietzsche, İtalya’da yaşarken bir faytoncunun atı kırbaçladığnı görüyor, atı kurtarıp bir şeyler söylüyor (ve galiba ağlıyor da) sonra bir daha eskisi gibi olmuyor akıl hastanesine yatıyor ve orda intihar ediyor.
    Romanlara, filmlere esin olmuş uzun ve derin bir mevzu. Yazı uzamasın diye sadece Arık uyarlamama geleyim. Arık’ın takdim sahnesini bu bağlamda değil de hayvan sevgisi bağlamında düşünmüştüm ama Nehir için intihar iddiasını okuyunca birden kafamda şimşek çaktı Arık’ta Nietzsche takdimi acaba ölümünün intihar ederek olacağının spoiler’ı mıydı?
    Şayet Nietzsche’den devam edersek akıl hastanesiyle karşılaşırız bu da bizi Nehir’e götürür mü? Arık ve Nehir akıl hastanesinden tanışıyor olabilir mi ya da yolları bir şekilde orada kesişir mi?
    Dizide şimdiye kadar akıl hastanesi hikayesi işlenen karakterler;
    Sena, Aliço, Yamaç, Nehir.
    Arık’ın Nietzsche takdimi akıl hastanesi ihtimalini doğuruyor. Efsun’un şizofren olabileceği yönünde tahminlerimi defalarca yazmıştım belki bunlar bir şekilde biri, ikisi, birbirine bağlanabilir?

    Aklımda başka konular da vardı. Yazı çok uzadığı için onlara sonra değinirim. Artık buralardayım.

    • balvin

      Selam Nur,

      Arık Böke için yaptığın Nietzsche benzetmesi güzelmiş. Fakat Nehir konusunda ben de incell’e katılıyorum. Nehir artık pasif bir karakter. Yani Gökhan Bey karakteri kafasında bitirmiş. Daha doğrusu bitirmeyi başından beri planlamış ama olduğundan daha erkene almış. Karakterin tutarsızlığı göze çarpsa da çoğunluk bunu takmıyor. Yamaç’ın ilişkileri, Nehir ve Efsun özelinde genel izleyici tarafından garipsense de ana konu olan Koçovalılar-İstanbul Savaşı’na insanlar daha odak kesiliyor.

      Arık Böke’nin Nehir ile bir geçmişinin olacağını düşünmüyorum. Kral Tsongor’un Ölümü kitabından dış görünüş olarak kopyalanmış bir karakter Arık. Kitapta birebir geçiyor kendisi. Yıllar sonra dönüp geliyor. Gelme amacı Prenses Samilia. Prenses Samilia da bildiğimiz Efsun. Yani yine oradan esinlenerek yaratılmış bir karakter. Süslü püslü olması, dış görünüşü ve şatafatlı hayatı ile. Fakat sadece gelme amacı bu değil. Massaba’yı da ele geçirmek. Hiçbir şeye sahip değil kendisi. Bunun için gidiyor ve bunlara sahip olup geri dönüyor. Döndüğü vakit de Prenses Samilia’nın başka bir ülkenin prensi Kouame ile evleneceği vakit. Yani şuan tamamen Çukur ile örtüşüyor. Ki bu kitaptan bir esinleme olduğunu ben ilk sezondan beri düşünüyordum. Çünkü Kral Tsongor yine Baykal’ın kendisi. Oğullarının ölümü bile kitapta tıpatıp aynı. Birbirlerini aynı şekilde öldürüyorlar. 3.sezon 2.Bölümde de bu kitabı Makbule’nin elinde görünce sevinmiştim hatta. Çünkü ilk sezondan beri bir esinleme bekliyordum. Göze de sokunca Gökhan Horzum bunu iyice mutlu oldum. Şimdi Efsun ile de aralarında geçmişten bir sır olması lazım yine kitaba göre ki çoğu analizci de bu durumdan bahsediyor. Arık Böke’nin akıl hastanesi durumu için de akıl hastanesinde yattığını düşünmüyorum ama kendisinin bir ruhsal bozukluğu olduğunu düşünüyorum. Kendisinin tanıtım merasiminde aynaya normal bakıp aynada gülen yüzünü görmemiz bir hastalığın belirtisi olabilir. Belki de ben abartıyorumdur bilemedim.

      Nehir’in nasıl öleceği konusunda da hiçbir fikrim yok. Yani çok açık bir konu. Bebek doğacak mı? Doğmayacak mı? Doğacaksa, Nehir doğduktan sonra mı ölecek. Veya bebekle beraber mi ölecek? Başlarda Arık Böke, Nehir’i öldürür diye düşünmüştüm ama şimdi sezon arasıyla beraber çoğu şey değişmştir diye düşünüyorum. Ben Arık’ın Metin’i de öldüreceğini düşünüyordum. Klasik bir Gökhan Horzum senaryosu. Aileye birini alacaksa, bunu zarara uğratacaklar ortadan kaldırılır. Kaharman ve ailesi ortadan kaldırıldı çünkü Vartolu bu aileyi girebilmeliydi. Paşa ortadan kaldırıldı çünkü 2.sezon Vartolu’nun ana ekseni karısı ve Karakuzular olmalıydı. Şuan Paşa yaşasa Vartolu her türlü onun hesabını kesecekti. Ve şimdi Azer’in önünü açmak için Kemal’in ölümü sebebiyle Metin aradan çıkarılacak. Karakter zaten şuan biraz antipatik bir yola sokuldu uyuşturucu ile. Ölünce de insanların tepkisini azaltma girişimi bu işte. O arada Nehir’i öldürebilir de demiştim ama artık inanmıyorum.

      Arık Böke’nin intihar etmesi aslında iyi olabilir ama bunu yazacak cesareti olduğunu sanmıyorum. Genel izleyici tepkisinden bunu yazamaz, hatta bu işe girişmez bile. Arık’ı Yamaç’a öldürtür fakat karakteri fazla ezdirmez. Çağatay geri dönecek zaten. Bu dönüşü kardeşinin intikamı ile daha da çok kızıştırmak isteyecektir. Arık, Koçovalılar tarafından öldürülür. Fakat dediğin gibi bir intihar sahnesi olsa daha da iz bırakabilir karakter. Ancak genel izleyici kitlesi bu durumda Horzum’u linç edecektir. “Biz aksiyon, çatapat” istiyoruz kesimi Arık’ın böyle ölmesini kabullenmez ve hoca da bunu yazmaz.

      • Nur

        Merhaba Balvin

        Çok farklı düşünüyorum. Paragraf paragraf anlatmaya çalışayım.

        Gökhan Hoca’nın Nehir’i kafada bitirmesi??
        Senarist nasıl düşünür, senaryo nasıl yazılır bilmiyorum. Tahmin etmeye çalışayım.
        Odakta ana hikaye vardır, her bir karakter ana hikayeye hizmet eder. Karakterlerin kendi hikayeleri (varsa) akışa, ana hikayeye katkı sağlamak için vardır.
        Nehir karakter olarak akışa katkı sağladı, alttan alta vurgulanan hikayesi ise etkileyici ve derindi.
        Tüm ailesini, sevgilisini, karnındaki bebeğini kaybetmiş onların gögeleri ile kâh akıl hastanesinde kâh dışarıda var olan gücü ile hayata tutunmaya çalışan yapayalnız gencecik bir kadın. Birgün akıl hastanesinde karşılaştığı genç bir adamla ortak bir rüya görür. Bir bebek. O bebek ikisininde geçmişte sevdiklerinden sahip olmaya çalışıp sevgilileriyle maziye gömdükleri bebektir. Bebek bu dünya için bir umuttur. Yamaç ve Nehir diğer sevdikleri yanı sıra bebeklerini kaybetmiş iki insan ortak bir rüya ile ortak bir umuda yelken açarlar.

        Bu hikaye işlendi, işleniyor. Kafadan bitirme konusunu kavrayamadım.
        Babasının ölümü istemeden elinden gerçekleşmiş hem babası hem diğer ölümlerin yükü altında akıl hastanesi köşelerinde ezilen Yamaç’a Nehir ve bebek bir umut oldu. Bu hikayenin, hikayeyi taşıyan karakterin en başta kafadan bitirilmesi bana göre söz konusu olamaz.

        Nehir’in karakterindeki değişimler diğer karakterlere de yapılıyor, Vartolu, Selim, Cumali, Damla, Akın, Azer++ say say bitmez.

        Arık’ın hikayesinin Kral Tsongor’un Ölümü romanından esinlenildiğini sanmıyorum. İmajı esinlenmiş olabilir ama Arık’ın imajı bana çok özel gelmedi Vartolu esintisi vardı.

        Vartolu, Paşa vs konularına çok farklı bir pencereden bakıyorum. Paşa mesela; hangi paşaydı? Talat mı, Enver mi, Cemal mi, hepsinden az az mı? Vartolu lakabı, kolyenin anlatılamayan hikayesi..
        —-
        İzleyici linci Çukur’un rutini:) Hatta izlemeyici linci bile rutin. Hoca, Selim’in yönelimini yazmaya cesaret etmiş, Sena’yı akvaryumda boğdurmuş bir yazar. Arık’ın ya da herhangi birinin intiharı falan çıtır çeerez onun için, öyle bir yazar ki.. ama Arık’ın intiharı sadece küçük bir olasılık.. Arık belki ölmez bile. Çağatay gibi sağ ayrılabilir.

        • balvin

          Kafada bitirme derken şunu kastettim. Karakter ile başından bu yana ne yapılacağı tam kestrilmemiş gibi geliyor bana. Şimdi bu yazıya ilk yorumu galiba ben yapmıştım ve orada Nehir ile Yamaç hikayesinin birebir, copy paste olarak Fight Club’ta gördüğümüz Narrator-Marla ilişkisi ile önümüze sunulduğunu söylemiştim. Hatta bir Nehir-Yamaç sahnesinden sonra gelen bir duvar yazısında “Çukur mu Fight Club mı belli değil.” diye de sahne geçilmişti. Çok açıktı. Nehir bir anda ortadan kayboluyordu. Bir meydanda sadece ikisinin duyduğu müzikle dans etmeleri, Nehir’in Yamaç hakkında her şeyi bilmesi, Aliço’nun kulübesine gelip oranın Aliço’nun kulübesi olduğunu söyleyemesi falan çok açıktı. Fakat ne olduysa bu yoldan dönüldü. Karakter hiçbir şekilde bu olaylar açıklanamadan diziye oturtuldu.
          —-
          Her karakter Çukur’da akışa katkı sağlıyor. Fakat Nehir, dizinin ana hikayesine yön verebilecek potansiyele sahipken bu potansiyel 19.bölüm itibariyle sonlandırıldı. İşte bahsettiğim kafadan bitirme bu. Nehir’in dizideki tek yeri Yamaç’ın delirdiği dönem arkadaşlık ettiği insan olması, hikayedeki tek vasfı da şu an Yamaç’la bir bebek bekliyor olmaları. Bu, bundan ibaret. Nehir karakteri bu dizide Yamaç ile varolabildi. Bence karakterin bir alt hikayesine, derinine inilecekti. Fakat bu bir anda 19.bölümde karakter ani bir manevra yapılarak kafadan bitirildi. Son yayınlanan bölümde aynı masada yemek yedikleri halde tek kelime replik bir yazmamıştı senarist Nehir ve Yamaç için. Bir ufak bakışma bile yoktu aralarında, Yamaç masada Nehir yokmuş gibi oturuyor, başkaları ile konuşuyor, annesi ile bakışıyor arada bu kadar, hatta yanını bile boş bıraktırmış Nehir’i daha öteye oturtturmuş.
          —-
          Yani kısaca şunu demek istiyorum. Hikayeye Yamaç ile katılmış bir karakter artık Yamaç varken bile replik yazılmadan, sadece bir figüran gibi oturtuluyorsa karakter pasifleştirilmiş, ötekileştirilmiştir. Bu karakter böyle değildi. Bu karakteri her gördüğümüzde diziyi bir akışa sokuyordu. Ne zaman o eve geldi işte o zaman akışa, ana hikayeye bir katkısı olmadı. Çok açık bir şekilde karakter duruyor orada. Evde ne yapıyor bilmiyoruz. Yahu bu kadın hamile, ben bu kadının hamile olduğu süreci bir kere bile izlemedim. Siz izlediniz mi? Bebeği ile bir duygusal bağı kurduğunu gördük mü? Elini karnına götürüp düşüncelere daldı mı? Ne yaptı bu evde bu kadın? Sadece Karaca’ya yardım etti. Bunun da akışla ana hikayeye katkısı yoktu. Bu karakter çok net bir şekilde kafadan bitirilmiş. Sadece bebek doğsun sonra da ölsün diye yazılıyor. Eğer sadece bebek doğsun diye yazılmıyorsa bu karakteri biz bebeği ile bir bağ kurarken izleyebilirdik. O süreç içinde de fanları kızmasın diye arada bir gösterim yapılıp çekiliyor. Bu durumdan bahsettim. Tekrar yineliyorum karakter diziye asla bu amaçla sokulmadı bence ama ne olduysa (sevilmeme durumu) onu böyle bir yere itti.
          —-
          Arık, Kral Tsongor’dan imaj olarak esinlenmiş evet. Karakterin tamamı esinlenir mi pek emin değilim. İzlemeden yorum yapmak zor. Fakat kitaptaki tüm karakterler, imaj olarak karakteristik olarak da benzeşiyor. Arık’ın geçmişte kızağa çekilmiş olabileceğini söylemişsin. Buna katılıyorum mesela. Geçmişte bir hata yapmış olabilir veya Cengiz Erdenet hakkında önemli bir şey biliyor olabilir. Tek bildiğim bu saklanılan şeyden Efsun’un da haberdar olduğu. Kitaptaki olaylar birebir araklanmış. Bu olayın da kullanılacağını düşünüyorum.
          —–
          Orada bahsetmek istediğim, eğer Paşa yaşasaydı Vartolu onun canını alacaktı ve bu durum da onun aileye girmesini iyice zorlaştırmış olurdu.
          —-
          Selim’in yönelimini yazmaya cesaret etmiş ama hala bundan haberdar olmayan büyük bir kesim var 🙂 Kendisi geçen sezon Akşın’ı öldürüp Celasun-Karaca yoluna gitti. Gelen lince dayanamadı kesti attı. Aynı şekilde bu sezon gözümüze Kahraman-Ayşe-Selim-Akın gibi bir olay soktu ve hemen geri çekti.
          —-
          Arık Böke kesinlikle ölecek. Çünkü karakter Ay Yapım’ın cilala parlat projesiyle geldi. Kıvanç’ın Sekiz ile Ezel’de iz bırakıp Kuzey ile çıkması veya Emrah Amir olarak girip iz bırakarak Çarpışma Kerem olarak çıkan Alperen Duymaz gibi. Yeni bir projede boy gösterecek ve ölerek bu diziden ‘iz bırakacak’ şekilde ayrılacaktır. İntihar dediğiniz şöyle olabilir. Ezel izlediyseniz Sekiz karakteri de bir nevi intihar etmişti. Ona benzer bir intihar yazılabilir ama onun dışında bir intihar yazılacağını sanmıyorum. Bu arada diziye intihar ederek veda eden oldu mu? Pek Horzum’un tarzı değil gibi.

          • Nur

            “Karakter ile başından beri ne yapılacağının bilinmemesi”??
            İrdeleyelim.
            Çukur 2.sezon final bölümü:
            İdris baba ve Yamaç labirente girerler. Silah ateşlenir.

            Sezon arası 3 ay. Yeni sezona hazırlık için bol bol zaman var.

            Sezon başlar.
            İdris Baba, ölmüştür. Ölmeden önce Yamaç’a 2 tane vasiyette bulunur.
            1- Yamaç’tan torun ister (Nehir)
            2- Yamaç’ın İntikamını almasını ister ( Efsun)

            Her iki kadın karakter giriş yapar. İkisininde vasfı ayan beyan bellidir. Nehir’den torun dünyaya gelecek Efsun’dan intikam alınacak.
            Nehir en baştan sona vasfına uygun işlendi. Yamaç’la tanıştılar, ortak rüya gördüler, hamile kaldı..
            Efsun’a gelince; Yamaç’la karşılıklı intikam+aşk gibi bir şey planlanmış ikiside intikamla başladı+ Efsun’un babasının bir tür vasiyeti diyeceğim haritası.

            İntikam konusu karşılıklı ötelendi aşka ağırlık verildi, harita konusu rafa kaldırıldı, güçlü düşman, güçlü motivasyon olgusu kayboldu. Apar topar Çağatay getirildi ama motivasyon zemini zayıftı o çıktı Arık geldi..

            Sezonun çuvallamasının nedeni Efsun’un vasfını dolduramamasıdır. Nehir’in vasfı annelikti, yerine getirdi.

            Peki Efsun’un vasfı neydi? Düşman değil. Çukur’la çatışmıyor. Babasını öldüreni araştırmıyor, haritayı unuttu. Tek vasfı aşk, ha bire destekleyici karakter yazılıyor. Çukur kadınların ana karakter olduğu bir dizi değil, aşk dizisi hiç değil.
            Efsun’un Baykal’ın kızı olması o vasfa haiz olmadıktan sonra bomboş bir şey. Ha Efsun Kent ha Paris Hilton. Babalarıyla bi alakaları yok ikisininde.

            Diziyi aşk dizisi olarak izlemiyorum aşk arka planda işlenebilir tabi ki ama Çukur, ne Yamaç’ın ne de herhangi başka bir karakterin aşk odaklı hikayesi değil. Nehir tabi ki dizide Yamaç’tan dolayı var. Çünkü İdris Babanın torun vasiyeti. Peki İdris Babanın intikam vasiyeti nerede? Efsun çatışmayacaksa ne için var bu dizide? Bir karakter vasfını yerine getiremiyorsa destek için yeni karakter (Çağatay) hikayeye giriyorsa o karakter bitiktir. Çağatay, Efsun yetersiz kaldığı için hikayeye girdi. Efsun nereye kadar başkalarınca takviye edilecek?

            Ben Çukur’u Çukur için izliyorum. Dizinin bu sezonun ilk iki sezonundan eksiği Çukur için sahip olduğu her şeyi maddi manevi ortaya koyacak bir iddia sahibi karakterin eksikliği. O karakter başta Efsun olarak verildi ama fos çıktı.

          • balvin

            Karakterle ne yapılacağı belli değil derken Fight Club esinlemesi ile başlayıp sonra tohuma kaydırılması anlamsız geliyor. Bu karakter kesin ve net açık açık duvar yazısında da geçtiği gibi Fight Club’tan esinlenmiş. Yani tanışma şekillerine kadar bu böyle. Şimdi ne yapılacağı bilinmemiş bir karakter oluyor böyle olunca da. Efsun da Nehir de başından itibaren doğru düzgün oturtulamadı. Efsun konusunda katılıyorum ama Nehir de aynı şekildeydi. Sanrı-gerçek arasında gidilip gelindi.

            Efsun ile intikam+aşk şeklinde bir şey yazılıyordu. Klasik yine klişe nefretten doğan bir aşk hikayesi yazılıyordu. Fakat Efsun’un ağır bir düşmanlık geçirmesi çok tepki çekerdi. Çünkü bu hali yani İdris konusu ile ilişki yerden yere vuruluyorken dahasını genel izleyici kabul etmeyecekti. Genel olarak vasfı bitirilen kişi Efsun oldu burada haklısın. Aynı şekilde bence Azer de istediğini veremedi 3.sezon.

            Efsun konusunda sadece tek vasfı aşk diyemiyorum. Babasıyla alakası yok da diyemiyorum. Karakteristik olarak olmayabilir. Fakat Erdenetler ve Kent ailesi dost aileler. Efsun, Baykal’ın kızı vasfına sahip olarak Çağatay, Arık gibi karakterlerle genel hikayeye yön verebiliyor. Bu da babasının kızı olabilmesinden dolayı. Çağatay’ı bitiren işte Efsun’un parmağı var mesela. Karakterin ilk vasfı bomboş ona kabulüm.

            Ben de diziyi aşk olarak izlemiyorum. Aşk hep geri planda olmalı. Bunda hemfikirim. İdris Baba’nın intikam vasiyeti hiçbir zaman gerçekleşmedi ki bu dizide. Her ihanet eden affediliyor. Dizinin ana konusu burada zaten. Vartolu,Selim,Akın… Hadi onlar senin kanın. İdris onları öldürmeni istemez. Mahsun? Azer? Bunlardan intikam alınıyor mu? Sadece karşı taraftan canlar alarak intikam alamazsın. Mahsun affedilmemeliydi. Azer affedilmemeli fakat affedilecek. Bu durumda Efsun da affedilmesin. Eğer Mahsun ve Azer affedilmeyecekse sana katılırdım. Nerde baba vasiyeti Yamaç? derdim. Fakat bunlar çok da kaale alınmıyor dizide.

          • baby fiesta

            şu konuda size kesinlikle katılıyorum. Nehir dizide hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Nefret de etmedim, sevmedim de. karaktere karşı nötr takılıyorum. Objektif olarak bakarsam size şurada katılıyorum.
            bu karakterin çıkış noktası yamaç iken artık yamaç ile yan yana geldiği anda bile bize karakterler arasında etkileşim verilmiyorsa bu karakter için ölümü bekleniyordur. metin de aynı şekilde öyle yazılıyor. emmi de. bence sezon finaline kadar gidilebilseydi bu 3 karakterden 2 tanesi kesinlikle ölecekti ve Nehir banko olarak bence sezon finalinde ölecekti. karakterin o vasfı söndürülmüş, kenarda bırakılmış, artık diziye girmesine sebep olan yamaç ile etkileşimi artık sonlandırılmış.
            eğer ki hikayesine bir anda giriş yaparsa -buna imkansız olarak bakıyorum- diziyi bırakacağım. zaten bırakma noktasına geldim senaryo devamlılığı yüzünden. dalga geçer gibi söndürdüğü karakteri bir anda “bakın şöyle bir şeyi vardı” diye önümüze atarsa ben de kumandayı alır değiştiririm kanalı. çünkü saygısızlık artık bu kadarı. bu karakteri son 10 bölümdür vasıflarını elinden almış bir şekilde köşeye oturtmuşsun. süre dolsun diye ortaya çıkarıyorsun ara ara. ana hikayene de yer vermiyorsun sonra bir anda ortaya koyarsa dediğim gibi sanmıyorum yapacağını ama öyle bir durum olursa cukur maceram sona erecektir. sadece nehir değil mesela kahvede duran yaşlı dayı için de bir hikayeye giriş yaparsa aynı tepkiyi vereceğim.

          • sekiz spin off gelsin!

    • Selam Nur hoşgeldin 🙂

      Arık Böke’nin normal senaryo içinde ihtihar etmesine ihtimal vermesem de Arık Böke’nin beklenenden önce veda edeceğini iddia ediyorum.

      Burada mı yazdım, diğer yazıda mı bilemedim. Yeni sezon ne kadar erken açılırsa açılsın Barış Arduç’un yeni projesinin zamanlaması ile kesişiyor. Birinden birine atlamayı da tercih etmeyecektir. Bu nedenle eğer proje 2.dönem başlangıca ertelenmezse Çukur macerası onun için uzun soluklu olmaz.

      • hayalmeyal

        Çoğu sayfa da aksine senaryosunun uzadığını, bu karantina sürecinde de kendisinin asıl projesinin ertelendiği yazılıyordu. Nasıl olur bilemedim.

        • hmm. Eğer öyle ise uzayabilir tabii.

      • Nur

        Merhaba Aslı.
        Çok az bir ihtimal ama Arık’ın intihar edebilir. Harada babasından telefon beklerken ‘bu son şansın bir daha hata yapma’ gibi bir şeyler söylemişti kendi kendine. Geçmişinde karanlık bir olay var ve muhtemel ki bu olay nedeniyle Cengiz tarafından kızağa çekilmiş. Cengiz, Çağatay’ın yenilmesiyle Arık’a bir anlamda mecburiyetten Çukur görevini verdi ve belli ki Arık’ın son şansı bu. Şayet başarısız olursa (ki olacak) Arık için bir yıkım olabilir ve intihar edebiir.
        Arık’ın geçmişte yaptığı hata Nehir’in ailesini katletmek olabilir.. Ya da o hata her ne ise Arık’ı akıl hastanesine sürüklemiş olabilir. Belki bir intihar teşebbüsü sonucu akıl hastanesine yatırılmış olabilir. İhtimaller çok.
        Nietzsche- Torino Atı- Akıl Hastanesi- İntihar çağrışımlarının kurgulayıp bunları tahmin ettim.

        Barış zaten uzun ömürlü gelmemişti, Cengiz’in gelişine köprü görevi görüp çıkacaktı.
        Tahminim Nehir köşkten gizlice ayrılacaktı Arık kaçıracaktı Yamaç ve Çukur bebek için savaşa girecekti, Arık kaybedecekti Cengiz gelecekti vs vs.. Sezon yarım kaldığı için bu tahminlerin hükmü kalmadı.

  • incell

    Az önce twitterda bir video gördüm. Nehir ile Yamaç için bestelenen müzik birebir başka bir filmden kopyalanmış. Toygar Işıklı umarım haklarını almıştır. Yoksa hiç yakıştıramam bu durumu ona. Filmin adı “Dead Time Stories Volume 2”. Müzik bildiğimiz Nehir ve Yamaç için bestelenen “Her şeyini kaybetmedikçe” adlı bestenin birebir kopyası.

    Filimn konusu da bir kadın bir erkek tarafından fckbuddy ilişki ile hamile kalıyor. Ardından adam bebeği istemiyor kadın da gözünün önünde intihar ediyor. Bu da bana Nehir intihar eder mi sorusunu sordurttuyor. Hatta ihtimali arttırıyor. Toygar Işıklı bildiğim kadarıyla senaryoları bilen birisi. Ona göre besteler yapıyor ve senaryoyu bilip, aynı senaryolu filmin müziğini bestelemesi ne bileyim garip geldi. Nehir intihar eder, bebek de ölebilir ama bu durum Nehir dramatizesini arttırır :))

    • Onu ben de görmüştüm. Hatta yorum yapmıştım. Kolay bulurum, getireyim burafa…

      • Nasıl da aynı…

      • Nur

        Vay be.. Aynı melodi. Prenses’e bravo gerçekten, melodiyi hemen tanımış.. Hâlâ nasıl olur diye düşünüyorum, şaşırdım.

    • Nur

      Merhaba İncell.
      Twitter’da Nehir’in intihar edeceği yönünde iddiaları yeni okudum Celal Sevim isimli analizer bir kaç gün önce yazmış senin yazın daha eski tarihli, senden esinlenmiş olabilir.

      Nehir’in intihar edeceğine ihtimal vermiyorum. Nehir’in bebeği olduktan sonra öleceğini başından beri tahmin ediyordum ama intihar Nehir’e oturan bir giysi değil benim gözümde. Nehir tüm acılarına rağmen hayata sımsıkı tutunmuş genç bir kadın. Yamaç istemediği için bebeğini aldırmaya kalkmasını, güvenlik sorunundan dolayı köşke yerleşmesini falan kaale almıyorum onlar bariz senaryo hataları, tıpkı Vartolu’nun Sena’nın zehirlenmesine göz yumması gibi.. Bize takdim edilen Nehir, Yamaç istesin istemesin bebeğini yalnız başına doğurur köşke de adım atmazdı, ha diyeceksin ki; karakterler tutarsız Nehir de tutarsızlaştığı için intihar edebilir, buna verilecek bir cevabım yok:)
      Nehir’in intihar edeceğine hiç ihtimal vermemekle beraber farzedelim ki intihar etti Çukur mezarlığında yatan kadınları gözümün önüne getiriyorum, hiçbirinin ölümü doğal yoldan, hastalıktan ya da kaza ile değil.
      Ölüm nedenleri;
      Mihriban: Ateşli silah
      Nedret: Ateşli silah
      Akşın: Yüksek doz uyuşturucu verilmesi
      Sena: Suda boğdurulma

      Hepsi de gencecik, Nedret hariç hepsi 20’li yaşların başında, hayatlarının baharında.. Sena’nın yanına Nehir de intihar edip giderse fazla olur bence..
      Hale’yi unutmadım, Çukur’da gömülmedi ama o da 20’li yaşların başındaydı.

      • incell

        Selam Nur,

        Nehir’in intiharı için filme bakarak bir ihtimal vermiştim ama bence hala öyle geliyor veya çekip gidecek yani kaybolacak. Nehir’in bu saatten sonraki durumu her türlü Yamaç’a zarar olarak bakıyorum. Yamaç’ın geçirdiği evrim insanlar tarafından göz ardı ediliyor. Yamaç bana kalırsa bilerek tutarsız yazılıyor. Yani Gökhan Hoca’nın bilerek tutarsız yazdığını düşünen bir kesimdeyim. Daha doğrusu bu “balvin” adlı arkadaşımızın düşüncesiydi. O da paylaşınca ben de o fikire inanmaya başladım.

        Nehir karakterinin pasifleştirilmesindeki en büyük etkenin genel izleyici tarafından sevilmemesine bağlıyorum. Zaten Gökhan Hoca kendi ağzıyla röportajında sevilmeyen bir karakteri veya hikayeyi yavaş yavaş pasifleştirip hikayeden attığını söylüyor. Kitabı için düzenlediği etkinlikte bunu söylüyor. Nehir öyle bir şey oldu. Tutarsız yazılması tamamen seyircinin nabzını düşürmek içindi. Sadece Yamaç bu konuda bilerek tutarsız yazılıyor. Nehir dediğin gibi asla ve asla o evde duracak, o evde tıkılıp kalacak bir karakter değil. Bebek konusunda bence geçmişten kalan bir yarası var. Bu yüzden bebek işi için Yamaç’tan bir şey bekledi. Bence o bebeği doğurup, hayatına bakacak bir karakter değil. Evet özgür, aykırı, ayağı yere tam basmasa da ayakta durabilen biri.Yine de sevilmediği için bu yola girildi.

        Şuan karakter eve tıkatılmış, replik yazılmadan, Yamaç tarafından hor görülerek diziye devam ediyor. Ha bu konudan rahatsız mıyım? Asla değilim. Kendisi de pek sevmem. Daha doğrusu ilk başlarda sevsem de ne zaman ki Yamaç’a gelip takıntılı bir tavır sergilemeye başladı, çocuğa tekme atmalar, “abi, birader,” tarzı hitap etmelerle başladı ve en önemlisi feci bir bencillik yaptı ki bir kere değil baya yaptı bunu. Buradan sonra ipler bende koptu. O zaman tutarsız yazılmıyordu. Yani hamile kalana kadar Gökhan Hoca’nın kafasındaki karakteri izlemiştik. Şimdi fanlarını kızdırmamak adına da Karaca ile ‘gereksiz’ sahnelerle vakit öldürülüyor. Karakter bitmiş, yani şuan bile ölü. İntihar etse bile dizide bir şey değişmeyecek. Ben intiharına hala inanıyorum. Karakter ruhsal olarak baya sıkıntılı bence. Yamaç’a başından beri olan tavırları bu ruhsal bir sorununun olduğuna dair bir kanıya itiyor beni.

        Karakter ölürse Çukur mezarlığına yatar mı bilmiyorum. Şuan evlenmediler çünkü. ‘Mihriban’ gibi farklı bir yere mezarı kazılabilir. Veya dediğim gibi karakter terkedip gidebilir. Duvar yazısındaki gibi.

        “Dünya döner, mevsimler geçer, nehirler akar”

        • Nur

          “Ve her Nehir bir yerleşim yerine varır”

          Nehir’i çok seviyorum, Hazal hayat verdi Nehir’e, karakterle bütünleşti, özdeşleşti benim gözümde. Hazal’ı gelecekte başka bir dizide izlesem yadırgarım herhalde.

          Karakterlerin tuhaf evrimi bu dizide olağanlaştı. Vartolu’nun evrilmesini çok yadırgamış ve bir türlü kabullenememiştim hâlâ da radikal değişimleri kabullenemiyorum ama biraz umursamamayı, görmezden gelmeyi öğrendim. Nehir’in değişimini kaale almıyorum. O benim için akıl hastanesinde duvardaki yansımalarda geçmişini yaşatan, parkta umarsızca dans ederek günümüzü yaşayan güsel bağyan:) Ha bir de Rıza’dan referansla; karabiberim:)

          Genel izleyicinin sevmediği tespiti görecel. Bu blogda ben, Rizet ve Gözde sevmiştik, Ayla sevmiş miydi, bilmyorum ama nötrdü galiba, diziden de Rıza sevdi.. benim genellememe göre Türkiye’nin 80 milyon nüfusunun 79 milyonu sevdi:) Kalan 1 milyon Sosyal Medyada:)

          Nehir köşke ordan kaçıp düşmana esir düşmek için gitti. Saadet bebeğini Karakuzular’da esirken dünyaya getirmişti. Tahminim Nehir için benzer bir olay planlanmıştı ama salgınla birlikte verilen ara nedeniyle bu planlar değişmiş olabilir.

          Nehir’in ömrünün kısa olacağını karakterin esin kaynağı olan Asi Nehrinin yılan balıklarının ömrü ile kıyaslayıp yazmıştım. Büyük ihtimal sezon finalinde ölecekti.

          Çukur 2.ve 3.sezonu zaman atlaması ile açmıştı. Büyük ihtimal 4.sezonu zaman atlamasıyla açar. Zaman atladığı için bebek doğmuş hatta büyümüş bile olabilir. Nehir sezona ölmüş olarak başlayabilir flashback’lerle ölümün öncesi, nasıl öldüğü vs gösterilebilir. Temennim Nehir’in yaşaması yönünde ama zaman atlaması beklediğim için ölmüş olabileceği aklımın bir köşesinde.

          Mihriban, Çukur mezarlığında gömülü. Hale, Çukur dışında götürülmüştü. Nehir’in toprağa gömüleceğini düşünmüyorum. Bir akarsuda kaybolacağını tahmin ediyorum, bedenine belki hiç ulaşılmayacak. Şayet toprağa verilirse Çukur’da verilir ama Sena’nın mezarının orda olması Sena’nın anısını zedeler.

          Nehir kendisini bir akarsuya bırakarak intihar edebilir ama aslında intihar olmaz, zaten ölecektir, doğasına kavuşup oradan sonsuzluğa uzanır.
          Zaten ölecek olması yılan balıklarının Meksika Körfezine uzanan yolculukları ve dönüşlerinde ölmeleri. Nehir’in Meksika Körfezi Çukur’du. Körfezine ulaşmıştı, hamile kalmıştı. Ölümüne uzanan dönüş yolculuğunu maalesef göremedik. Köşkün gizli çıkışını öğrenmişti ölümüne uzanan geri dönüş ordan başlayacaktı ama maalesef salgın arası verildi.

          Yamaç’ın Nehir’i hor görmesine güldüm:) Yamaç kendisine baksın allasen:) Çukur’a kayyum atayacaklar o hâlâ bi Efsun’un yanında bi çatıda. Sevdiği herkesin ölümüne sebep oldu. Nehir’i sevmemesi Nehir için şans. Hayatı kurtulur genç ve güzel kızımızın:)

          • incell

            Sevilip sevilmeme hususu için göreceli dediğiniz gibi. Fakat benim gördüğüm kadarıyla kendi yakın çevrem ve sosyal medyada Nehir sevmeyen sayısı fazla. Bu blog’a sonradan geldiğim için önceki durumdan haberim yok lakin geldiğimden beridir buraya 10 kişiye yakın arkadaş geldi ve çoğunluğun ortak görüşü Nehir karakterini sevmemiş olduklarıydı. Ek olarak tek gezindiğim blog burası değil. Çoğu dizi forumları ve bloglardan da okuduğum kadarıyla Nehir karakterini sevmeyen kişilere rastladım. Tabii bu demek değildir ki çoğunluk Nehir’i sevmiyor. Bu genel ortama bakarak bu yorumu yaptım.

            İşte şurada sizinle ayrılıyoruz. Siz Nehir’in değişimini kaale almıyorsunuz. Bu sebepten dolayı da sevebiliyorsunuz. O tımarhanedeki özgür ruhlu kadını ben de sevdim. İlk 10 bölümlük Nehir gerçekten iyiydi. Fakat sonraki halleri acayip itici geldi bana. Çok çabuk bir şekilde soğuttu kendini.

            Dediğim gibi Gökhan Hoca’nın kendi ağzıyla Sena için yaptığı pasifleştirme operasyonunu Nehir’e de uyguluyor. Cümle cümle aynen şöyle diyor:

            +Hikaye anlatıcılığı öyle bir şey mesela. Bir şey anlatıyorsunuz beğenmeyebiliyorlar. Beğenmedikleri zaman zaten…

            -Öldürüyorsunuz

            +(Gülerek) Öyle demeyeyim de yavaş yavaş yok oluyor ya da çeviriyorum karakteri.

            —————–

            Nehir esir düşmek için değil de pasifleştirilmek için oraya gittiğini düşünüyorum hala. Ayırca karakter bize “lanetli” olarak tanıltıldı. Bu lanetini de Gökhan Hoca ince şekilde devam ettiriyor. Karakter ne zaman ortaya çıksa dizide bir felaket meydana geliyor. Örnek olarak 2.bölüm Nilüfer “Son Arzum” şarkısı ile sahneden sonra Yamaç, arabada giderken radyoda çalan müzik “Son Arzum” ve Yamaç şarkıyı duyunca sesi yükseltiyor ve bir anda Yamaç’a saldırı düzenleniyor. Yine 14.bölümde Yamaç-Nehir işi pişirdikten sonra lunaparka gidiyor ve yine saldırıya uğruyor. Bunlar tesadüf olamaz. Nehir her fırsatta “bu benim lanetim, benim sevdiklerim ölür.” tarzı repliklerle gözümüze sokula sokula yazıldı. Yine birileri bahsetmişti tımarhanede anlattığı Çınar Ağacı mevzusu ve Koçovalılar bağını. Çınar ağacı ona dost yüzler olurmuş mesela. Karaca ve Sultan işte bunlar. Nehir yavaş yavaş Koçovalıları sevecek ve dediği gibi “sevdikleri ölecek.” Koçovalılar kayıp vermeye başlayacak. Ek olarak Yamaç ile Nehir’in karşılaştığı tımarhanenin oda numarası 13 🙂 13 rakamı uğursuzluğun gösterimidir falan işte. Sadece o değil. Mesela Nehir köşke yerleşti. Yerleşir yerleşmez Emmi kriz geçirdi. Çukur’a uyuşturucu girdi. İlk kez yemeğe oturdu Gazapizm – Unutulacak Dünler şarkısı eşliğinde. Ardından Damla hapise girdi, Cumali evi yıktı, Damla’nın bebeği düştü. Ardından Nehir bir süre sofraya oturmadı hatırlarsanız. Sultan yanına geldi “gel kızım aşağıda bizimle otur” diye ama o gitmedi. Yemek ayağına geldi birkaç kere. Yani bu sahneler boşuna yazılmadı bence. İşte Nehir’in aile ile oturmadığı aralıkta Damla eve döndü, Çukur’da düzen rayına oturdu yavaş yavaş, uyuşturucu temizlendi. Emmi ayaklandı. Ardından ne oldu? Son bölümde Nehir yine sofraya oturdu. Yamaç Bey Celasun-Karaca evlilik kararı verdi. Arık giriş yaptı. Girişiyle yine felaketler bizi bekliyor olacaktı. Karaktere yükleyeceğim tek vasıf bu kaldı artık. Bunu da çekmez umarım.
            ———–

            Nehir artık nasıl ölür bilemiyorum. Bildiğim tek şey karakter kesildi atıldı. Yamaç’ın hor görmesi bence Yamaç için artı bir durum. Sonuç olarak kızımız lanetli 🙂 Kendi ağzıyla “Benim sevdiklerim ölür, bile bile sevdim” cümlelerini söylüyor. Aman ikisi de uzak dursun birbirinden. :)) Yoksa ikisi için de baya sıkıntılı bu durum.

            Sezon 4 için sizinle aynı fikirdeyim. Bir zaman atlaması olacaktır. ve düşünceme göre ilk 3 bölümü bize flashback olarak gösterilecektir.

          • balvin

            Nehir’in laneti için şunu da eklemek istiyorum. 22 veya 23.bölüm olması lazım. Nehir, Yamaç’ın kütüphanesinde kitaplar karıştırıyor. Gösterilen iki kitap var. Biri Belladonna diğeri Blowback. Belladonna “güzelavrat otu” demek. Güzelavrat otu bildiğimiz üzere zehirli bir ot. Nehir’in laneti ve zehiri vurgulanmış. Blowback bir terim. “Geri tepme” demek. Yapılan bir hatanın sonucunda gelen karşılık anlamına geliyor. Nehir’in hatası Çukur’a düşmekti. Bu da ona ölüm olarak geri dönecek anlamı çıkardım ben buradan.

          • Nur

            İncell, Sosyal Medyaya az çok vakıf biri olduğumu düşünüyorum.
            Dizilerin Sosyal Medyası aldatıcı ve yapımdakilerin bunu çok iyi bildiğini düşünüyorum özelliklede senaristlerin.
            Sosyal Medyaya göre hikayesine yön veren senarist var mıdır bilemem şayet varsa bile Gökhan Horzum’un onlardan biri olma ihtimali SIFIR! Gökhan Hoca birkaç ay öncesine kadar Varyam’ın anlamını bilmiyordu:) Yılların senaristi, Sosyal Medyada 3-5 çoluk çocuk, bir kaç takıntılı kullanıcının onlarca hesap açıp binlerce yorum çoğalttığını biliyordur herhalde:)
            Biri yazmıştı, Sosyal Medyada tweet rekoru Güneş’in Kızları diye bir dizideymiş (galiba) bir günde 8 milyon tweet atılmış dizinin devamı için ama dizi reytingi düşük olduğu için rekora rağmen final yapmış. Ha belki çok minimal fikir ediniyorlardır, izleyici profilini görmek izleyicinin nabzını öğrenmek için bakıyor olabilirler ama bir karakteri SM’ye bakarak öldürmek, hikayeye yön vermek falan bence olacak bir şey değil.

            Nehir sezon başında diziye girdiğinde öleceğini (tahmin!) bu blogda yazmıştım disquss’da halâ duruyordur, Nehir’in Atatürk’ün Hatay’ı Anavatana katma hayalinden esinlenildiğini, Hatay’dan Akdeniz’e dökülen Asi Nehri ve nehirdeki yılan balıklarının doğasından karakterinin, hikayesinin vs şekillendirildiğini, kaderinin balıkların kaderi ile özdeşleştiğini ve onlar gibi doğumdan sonra öleceğini vs vs yazmıştım. Tabi ki bunlar benim çıkarımlarıma dayanan tahminlerimdi ama çıkarımlarımı senaryodan yola çıkarak yapıyordum. Nehir’in esin kaynağını keşfettiğimde karaktere ve hikayesine hayran kalmıştım. Gökhan Hoca, Nehir’i o kadar hoş bir yerden esinlenmişki… bizim doğamızda, bize ait, bizim bir parçamız bir doğa harikası; ters yöne akan bir nehir, Asi ismini Hz. Ali vermiş, nehirin içinde bir başka mucize canlılar- yılan balıkları, onların milyonlarca yıldır süren Meksika Körfezine yolculukları, binlerce mil yüzüp doğdukları yerde ölmeleri.. Hayata dair ne kadar güzel detaylar bunlar, bir parçası olduğumuz coğrafyamızın bilmediğimiz mucizeleri Gökhan Hoca’nın dehasıyla Hazal Subaşı’nın takdire şayan yorumuyla önümüze geldi.. Ve tabi bizden, içimizden bir insan mucizesi, ulu önderimiz Atatürk’ümüzün hayali ile birleştirilmesi ayrı bir güzellik. Nehir’i sevmeyenleri onun yaradılışındaki güzelliği kaçırdıkları için talihsiz diye addediyorum. Ben çok seviyom onu:) Ölümü de sevilmediği için değil kaderinin değişmezliğini vurgulamak için olacaktır. Belki senaryo kaderi değiştirir:) Bilemeyiz.

          • incell

            Tamamen farklı düşünüyorum. Sosyal medya ilk 2 sezon olmasa da 3.sezonda baya etki etti ve kaale alındı. Öyle olmasa şuan Azer’in Efsun’a olan ilgisini izlerdik Karaca’ya olan ilgisini değil. Azer-Karaca tamamiyle SM isteği ile yazılıyor. Şuana kadar ana hikayeye bir katkısı yok. İleride olur mu bilemem. Sadece 7 ve 14.bölümlerdeki sahneleri elle tutulurdu. Onun dışında ikisinin de aşk böceği olması özellikle Azer özelinde bu durumu biraz bu hale getirdi. Şuan izlediğimiz Azer-Karaca Çukur’un tamamen dışında bir hikaye. İki karakterin de şuan izlediği yolla ana hikaye 25.bölümde kesişti en son evlilik kararı ile. 14-25 arası iki karakter arasındaki olaylar bütünü diziye akış sağlamadı.

            Fan korkusundan olacak ki GH, bir şeyler yazamadı bu çifte. Çünkü elinde malzeme var ama kullanmıyor şuana kadar. Kendisi “Akın ve Selim’i bağlayan çatışmalara bağlayabilirim” demişti röportajda. Fakat Akın ve Selim’in ucuna dokunmadı bile bu. Fanlar sussun diye yazıp geçiyor. Koskoca Çukur dizisinde 2 kez halka tatlısı konusu açıldı. Bu kadar da senaryo tutukluğu olmaz. Bana şu son sahnelerini açıklar mısnıız? Nasıl bir katkı oldu ki. Hatta bence o son sarılma ve bankta oturma sahnesini eminim fanlar bile beğenmemiştir. İzlerken çok rahatsız oldum.

            Şimdi diyecekseniz ki bu iş sosyal medyaya göre değil kendi isteğiyle yazıldı ki başta öyle bir hava vardı. Daha sonra oluşan şey tamamen sosyal medya baskısı ile geliyor. İki karakter yaz dizilerinden fırlarcasına aşk yaşıyor. Çukur’un senaryo matematiğine çok ters bir hikayeleri var. Romeo ve Juiliet ile de insanları heycanlandırmaya çalışıyor ama cık. İki karakter halka tatlısı ile bağlanıyor, Yılmaz Güney okunuyor, telefondan mesajlaşma oluyor ki bu diziyi 3 sezondur izliyoruz ve ben bir kere bile mesajlaşan karakterler görmedim. Akşın ve Celasun da imkansızdı ama mesajlaşma yoktu böyle. Hatta uçurtma uçuruyordu Celasun kız görsün diye. Mesaj falan yoktu. Bunlar tamamen fanlar sussun, bakın sahneniz vardı demek için yazılıyor. Çukur’la bir bağı yok. Umarım 4.sezonla berabe bu yoldan dönülür.

            Nehir dediğim gibi ötekileştirilmiş, bastırılmış bir karakter oldu. Çok açık karaktere artık replik bile yazılmıyor. Bahsettiğiniz üzere Asi Nehri benzetmesini başta düşünmüş olsa bile şuan o durumla hiç alakası yok. Karakter ölmüş, ağlayanı yok.

          • Gökhan Horzum’u fazla derin düşünen, yazan, yazdıklarına çeşitli şifreler yükleyen, idealist bir senarist olarak konumlandırıyorsun ya dilerim ki günün birinde hayal kırıklığına uğramazsın ^^

          • Hatta görüyor ve arttırıyorum, olur da senin analizlerini okuyorsa “aaa bak öyle mi düşünüp yazmışım” diyor bile olabilir.

            imza, bırak ‘hoca’ olmayı – kaldı ki hiç olmadı bana göre, hikayesine sahip çık(a)mayan (belki şartlar gereği çıkamıyordur) bir senarist olduğunu düşünen bir izleyici.

          • incell

            Sonuna kadar takılıyorum sana Aslı. Saygısı yok bir kere. Bizi geçtim kendisine yok. Kendisine saygısı olmayan bir insanın, izleyiciye saygısı olacağını hiç zannetmiyorum. Hikayeyi yazıyor sonra üstünü çizip başka bir yere atlıyor. Biz de o sildiği hikaye ileride karşımıza çıkar diye burada yorumluyoruz vakit öldürüyoruz.

          • Nur

            Yapma Aslı yaaa.. Hoca çok yetenekli ve değerli.
            Ben kendi kendimi onun öğrencisi ilan ettim:) Keşke analizlerimi okuyor olsa.. Nasıl değerlendirirdi acaba? Pekiyi alır mıydım acaba? Ayy bi de 0 veriyormuş.. ne üzülürdüm ya..iyi ki ders yapmıyoz.. Sahi aklıma geldi. Kurs yapsa giderdim. Rizet’i de ikna ederdim. (Rizet pekiyi alırdı ama) Neyse ben arada Rizet’ten kopye çekerdim..
            Öğrenciliğim aklıma geldi:)

          • Rizet16

            Hahahahah Nur yaa :)) Tamam kursa bende gelirim de pekiyi konusuna hiç katılmıyorum, bence G. H. yazıklarımı okusa önce sağlam bir fırça çeker sonra da beni topa koyardı herhalde. Bu arada seni kopyacı bir öğrenci olarak hayal etmezdim, öyle miydin gerçekten :)) İşin şakası bir yana bence Gökhan Horzum kendi hikayesini bağımsız yazdığında gayet başarılı, bazı konuları ortaya atıp gerisini getirmeme huyu var mı? Var ama onu da artık Kadı kızı kusuru olarak kabul ediyoruz. Bazı arkadaşlar yine bana katılmayacak , belki de kızacaklardır ama düşüncemi yineliyorum bence ne olduysa 2. bir senarist katılımı olduktan sonra olmaya başladı. Burada bir arkadaş yazmıştı Damla Serim zaten 2. sezon ortalarından beri katkı veriyormuş fakat Jeneriğe adı bu sezon yazılmış gibi bir bilgiydi. Doğru yalan bilmiyorum tabi ama nedense bizim de aklımıza, mantığımıza uymayan bir çok durumun ve sahnenin 2 sezon ortalarından itibaren başladığını (ya da haksızlık etmeyelim epeyce çoğaldığını diyelim) düşünürsek, bu iki durumda birbirini karşılıyor sanki. Sonuç olarak Gökhan Horzum’u başarısız olarak görenler varsa bile saygısız demek biraz fazla olur diyorum. Aslı adamcağızın ”Hoca” title ını aldığı için hoca bile diyemedim bakın farkettiyseniz :))

          • Nur

            Kopye çekemiyordum. Matematiğim çok zayıftı yazılılarda bütün sınıf hocamız da dahil kopye çekebilmem için seferber olurdu:) Bazen hoca sırama oturur problemleri çözerdi bazen de matematiği en iyi olan arkadaş kendi sayfasını bitirir benim kağıdımı alır çözer ve bana verirdi:) Öyle gizlice kopye çekebilecek yetenekte falan değildim, pısırığın tekiydim. Birlikte kursa gitsek sözlüde el falan kaldırmam. En büyük kâbusum ani sözlüde sınıf içinden seçilmemdi, kursta senin arkana saklanırım:) Ha bi de farzedelim bilmediğim bi şey bilmiyorum deyip susmam o an Allah ne verdiyse akıl yürütürüm e Allah da pek akıl vermemiş zaten yüzüme söylenince de bozulur, içlenirim:) Ay hoca kurs açsın gidelim valla. Öğrencilik travmalarımı atlatmak 40 senemi aldı önümdeki 40 seneye travma biriktireyim.

            Damla Serim konusu zaten iflas. Heves olabilir ama yeteneği falan yok. Bu diziye tecrübeli ve yeteneği ispatlı bir senarist yardımcı olarak gelmeliydi Damla Hanım’ın ismi hiç bir dizide geçmiyor ilk işi Çukur olmalı. Bu kadar komplike bir dizi için tecrübesiz birini almak yanlış olmuş. Şu Kral Tsongor şeysinin de onun başının altından çıktığına inanıyorum, ne alakası var mnk#+$ Masaba’ymış da tuz ülkesinin prensiymiş de.. Çukur bu dizi Masaba falan değil, okumuşsun romanı koy kitaplığına dursun diziye taşımaya ne gerek var, beynimiz yandı kim kimdir diye.. Yine dağıttım konuyu,Demem o ki Damla Serim hiç olmadı:)

          • baiano

            Şöyle araya giriyorum ama Kral Tsongor bildiğimiz kadarıyla ilk sezondan itibaren GH tarafından esinleniyor. Baykal’ın düşmanlarını yanına çekme stratejisi artı olarak Emrah ve Nazım’ın ölümü tamamiyle kopya olarak yazılmış.

          • Nur

            İlk sezonda Kral Tsongor falan yok ya.. Emrah’la Nazımın birbirini öldürmesi için ben de Habil ve Kabil derim. Öldürme biçimi biri zehirli portakal suyu.. Portakal Baba filminden esinlenme, diğeri tabanca kullandı o Kral Tsongor’da varsa bilemem.. 1.sezonda 2.sezonun olacağı bile kesin değilken 3’e mi girizgah yapılmış yani? Emrah’ın diziye dahil olması bile sonradan planlanan bir şey.. Hadi diyelim ki 1.sezonda böyle bir fikir vardı 2.sezonda 3.sezon kesinleşince 3.sezona hazırlık için Karakuzular bitirildiğinde niye ismi cismi yoktu. 2.sezona başladıklarında 3 garanti değildi.Erkan Avcı ve Berkay Ateş’le sezon sonuna kadar anlaşma yapılmış 3 kesinleşince Çeto öldürüldü Akşın ve Sena’nın da anlaşması sonlandı onlarda öldürüldü ve o karışıklıkta Yücel’e mecbur kalınmıştı. Madem bir sezon öncesinden elde hazır hikaye vardı niye Sango Kerim, bilmem kim hazırlığa girmedi. Dizis avrulurken Azer ve Akın’ı apar topar soktular bunların hangisi Tsongor’la eşleşiyor. Tamam hepimiz Çukur’u seviyoruz bazı çok güzel detaylar önceden yeri hazırlanmış bilmediğimiz sürprizler falan oluyor da tee 1.sezondan 3’e hazırlık realiteye uymuyor en başta.. Bir de bir kitaptan esinti olunca o kitabı en erken safhalarda gösteriyorlar ya da bir şekilde belirgin işaret veriyorlar. Mesela şu an aklıma gelen Kurt Kapanı, Üç Silahşörler’i falan kitap olarak göstermiş eş zamanlı işlemişlerdi. Boynu Bükük Öldüler’i Azer’in ağzından kitabın tam ismini replik olarak verdiler. Aliço, Ödip’i Yamaç’a göstermişti galiba ve Ödip’e start verildi.. Eee Tsongor’a gelince 2 sezon önce iki kardeş ordaki gibi birbirini öldürmüş biri zehirli meyve suyu içmiş öbürü ateş etmiş.. Bence alakası yok.

          • baiano

            O kısımda ben de sana katılıyorum. Yani planlı bir şey değil hiçbir şey. Fakat başta Baykal’dan esinlenmiş Kral Tsongor olarak. Karakterin kibiri, zenginliği, stratejik zekası aynı. Bence Emrah planlıydı. Ölümleri de benziyor. Taht kavgası var kitapta. İlk sezon esinlenmiş diye düşünüyorurm. Fakat 3.sezona gelip bunu tekrar ettirme planlı değil. Kızını sahaya aynı şekilde sürmüş mesela. Çünkü Kral Tsongor’un bir kızı var. O kız da en sevdiği ve tek değer verdiği. Zaten şu açıktı 2.sezonun sonunda Baykal geri dönecekti. Senaryo o yöndeydi sonra bozuldu bir anda. Burada da çok kişi bahsetmiş alelacele Azer ve Akın plansızlıktan sokuldu. Baykal olmayınca da kızını sokayım diyip stilettolu kadını koydu. 3.sezonda aynı Tsongor’daki bir kadını soktu. Erdenetler de planlı değildi diyorum ama 5.Bölümde Fatih-Azer ne amaçla yan yana getirildi. Victor’dan Çağatay’a bağlandı. İlk sezon kesin öyleydi. Yani planlıydı Kral Tsongor ile ama 3.sezonkinden asla emin değilim.

          • Nur

            Baiono selam vermeyi unuttum, kusura bakma. Şimdi telafi edeyim. Merhaba.
            Aşağıda yorumları okurken senin yorumuna rastladım ve çok beğendim hatta bir şeyler yazmayı düşündüm ama sonraya bırakmıştım. Şimdi de çok aşağılarda kaldı sayfayı indir indir bezdim, vazgeçtim. Taze yorum yazarsan çok sevinirim. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunmayı çok isterdim.

          • baiano

            Asıl sen kusura bakma ben de selam vermemişim. Merhaba,

            Teşekkür ederim yorumun için. alttaki yazında belirttim düşüncemi.

          • Nur

            Hoca’nın dehasına hayranım Çukur’u sevmemin nedeni hoca’nın yeteneği ve özgün üslubu. Sektörün olağanüstü zor çalışma koşullarını biliyoruz. Haftada 100 sayfa+ senaryo, ülkemizin baskıcı, kısıtlayıcı koşulları, az kanal çok dizi olması nedeniyle kıyasıya rekabet, reyting sistemi++
            Tüm bu saydıkarım ve sayamadığım sorunlara ek bu dizide bir başrol oyuncusu sorunu var (bence) be bu sorun ilk sezondan kartopu misali az yuvarlanmaya başladı bu sezonda.
            Hayal kırıklığına gelince; bu sezon zaten hayal kırıklığını çokca yaşadım. Bölüm atladığım tek sezon bu. İki bölümü hiç izlemedim TV’yi açmadım. İzlediğim çoğu bölümün sesini kapattım arada başımı kaldırıp baktım ses açık kalsa da doğru düzgün ne baktım ne de dinledim.. AMA hayal kırıklığımın sorumlusu hoca değil. Çoğunlukla o yazmıyor artık. yazdığı yerler değiştiriliyor, kesiliyor++ Hoca bıktı ve geriye çekildi bence. İsmi var üslubu yok, zekası yok. Basit sahneler, banal replikler.. az önce twitter’da bir kısa sahne izledim, Yamaç’ın jinekoloji odasına girdiği sahne. O nasıl banâl bir replik Allahaşkına! Sahneyi Gökhan Horzum yazmış ise sadece ‘ne haliniz varsa görün’ tarzı yazmıştır halbuki ne kadar hevesliydi Çukur sezonları için ‘hikayelerim var’ diyordu, belli ki biriktirmiş belli ki hikaye anlatmayı seviyor, yazmayı seviyor.. ama müdahele müdahele.. ne yapsın, yazarak ailesini geçindiren insan, mesleği yazmak, böyle yazmıyorum mu diyecek, hanları, hamamları köşkleri, kendi tv kanalı, kendi yapım şirketi mi var? FBI’da polislik öğrencilerine ilk dersde ilk öğretilen bir altın kural olduğundan bahsedilir; ‘ Bir yerde bir şeyler yanlış gitmişse önce paraya bakacaksın” Çukur’un bu sezon senaryosunda ardı ardına pek çok şey yanlış gitti. Demek ki hem hayal kırıklığımızı yaşayıp hem de paraya bakacaz.

  • balvin

    Bugünlerde eski bölümlere sardım ve İdris ve Baykal’ın kardeş yazıldığına dair birkaç kanıt buldum ekstra olarak.

    Öncellikle Baykal’ın gerçek kimliği veya ismi Baykal değil. Çünkü her dakika basa basa “Ben Baykal’ım” diyerek vurguluyordu. Tabii bunu bir kibir olarak görebilirsiniz ancak Nazım’a “Ben Baykal’ım, gerçek kimliğimi kimse bilmemeli, benim hakkımda kimse bir şey öğrenmemeli, Ben Baykal’ım tamam mı!” diye bağırdığı bir sahne var. İkincil olarak 18.bölümde Baykal’ın doğum günü. Oğlu ona B.K. adlı bir hediye veriyor. Zaten bu B.K. olayını 3.sezona kadar sakladılar. Yani Vartolu Saadettin gibi olabilir bu durum. Gerçek adı Salih, ancak Saadettin olarak giriş yapıyor. Burada da B.K ancak Baykal değil de Burak yani sallıyorum şuan. Fakat burada B.K yani doğum günü sahnesinde dikkat çekilen şey farklı. Bu B.K yani doğum günü sahnesi öncesinde bir sahne var. Yamaç’ın “Daha dışarıda doğum günü pastası keseceğiz” dedikten sonra Baykal’ın doğum gününe geçiyorlar. İdris ile Baykal aynı gün doğmuş olabilir ve bunlar çift yumurta ikizi olabilir. Bunu da şuradan bağlıyorum. 19.Bölümde Medet, Beyefendi’nin Baykal olduğunu Yamaç’a anlatırken “Baban yaşlarında, babana benziyor” diyerek tanımlamıştı. Bu kadarı da tesadüf olamaz. Yine devam edersek Baykal, Selim’e “Baban, beni babamın yanında küçük düşürdü.” diyerek ciddileşip daha sonra kahkaha atarak şaka yapmıştı. Ancak aynısını da Yamaç’a “Beyefendi benim” diyerek ciddiyetle söylemiş, ardından kahkaha atmıştı. Zaten ikilinin karşı karşıya gelmemesi, İdris’in kardeşlerini kaybettiğini söylemesi falan faslı buna bağlanıyor. Baykal ile İdris görüşmemiş doğru. Ancak Paşa, Baykal’ı tanıyor. 9.Bölümde de yan yana gelip sohbet de ediyorlar. Hatta Baykal’ın Çukur’un kahvesinde gelip Paşa ile sohbet ettiğini görüyoruz. Feyyaz diye bir adamdan bahsediyorlar falan işte. Yani sadece bunu İdris biliyor. O yüzden karşılaşmıyorlar ve Baykal adını duyunca bir şey yapmıyor İdris. Çünkü gerçek adı Baykal değil, kimliğini gizleyen İdris’in kardeşi. Ayrıca Baykal’ın da baş ağrısının olması, kulak çınlaması verilmişti 13.bölümde. Yamaç ile de benzerlik taşıtmışlar böylece bağı kuvvetlendirir. Baykal-Yamaç sahneleri yani Yamaç’ın onu Beyefendi olarak tanımadan önce ona bir saygısı, bir yakınlığı var. İki kez gördüğü adama karşı sarılıyor, ona çok minnet duyuyor. Çok yakın bir bağ hissediyor. Eski yorumlarda da bahsetmiştim araba zevkleri vs uyuşuyordu. Ancak senaryo değişince bunu kullanmak istemiş senarist. Yamaç’ı bir Baykal yapmak istemiş.Böyle bakınca mantıklı bir açıklaması var. Daha sonra senaryonun değiştiği çok açık Baykal konusunda ancak başta yazılan senaryonun bu olduğu kesin bir şey. Bu saatten sonra da Baykal’ın döneceğini düşünmüyorum ama eğer ki ilk sezon böyle bir şey devam etseydi gayet de izlenebilirliği arttırabilirdi.

    İşte böyle senaryo da değişince Baykal-Yamaç akrabalık durumunu Efsun’u çıkarıp aşk yaşatarak, ileride yine bağ kurma yoluna gitmiş. Çünkü senaryoyu yazarken bile her kişinin aklında bir final senaryosu vardır. 3 sezonun 3 tanesinde de bu Baykal’ın geçmesi normal değil. Şimdi ben önceden de Yamaç, Baykal’a benziyor demiştim. Yani şuan babasını tekrar etse de onu aşacağını Baykal gibi büyük bir güce kavuşacağını aşağıda bir yerde yazmıştım (babyfiesta adlı arkadaşın yorumunun altına). Yani bu kardeş senaryosunu bu şekilde revize etmişler, Yamaç’ı babasına benzetip üstüne babasını da aşıp, Baykal’a benzeyeceğini yazmıştım. Baştaki senaryosunun abi-kardeş olacağı kesindi bence.

    Sonuç olarak Baykal başında kimliğini gizleyerek Çukur’a saldıran İdris’in bir kardeşi olarak yazıldı, sonra değişti bu durum. Geçmişten gelenler hep adını değiştiriyor Çukur’a gelirken. Örnek Vartolu. Diğer örnek ise Mihriban. Mihriban da İdris’e kendini “Gonca” adıyla tanıtıyor. Hatta İdris bu yüzden Mihriban adı geçince bir şey anlamıyor. Hatta Paşa ona “Gonca değil Mihriban’mış” diyor. İdris başka bir yerde “Bilmiyordum adının Mihriban olduğunu” tarzı şeyler söylüyor. Yani bence çok açıktı ama değişmiş.

    • kardeş mi değil mi bilmem ama Baykal üzerine giden bir hikaye vardı ve o yolda iken değişti. Baykal’ın kimliğinin ölesiye saklanmasının bir nedeni olmalı. K. nın Koçovalı olduğu için gizlendiğini düşünmüştüm ben de…

      Bu arada başka bir konu ama, Baykal’ın Yücel’e has adamı olarak güvenmiş olması bana çok saçma geliyor. Öncelikli olarak o yıllara bakarsak Yücel Karakuzular’dan yeni ayrılmış olduğu dönemler olmalı. Baykal’da yanında yaver gibi bir adam taşıyan biri olarak çizilmedi hiç, hep paralı ama profesyonel korumaları vardı çevresinde. Baykal ve Yücel’i hiç oturtamıyorum ben kafamda…

      • balvin

        Bence dizi başından beri ilk sezondan sonuna kadar Baykal-Koçovalılar bağı üzerinden planlamıştı. Çünkü 3 sezonun 3 tanesinde de bu adamın hala adının geçmesi başka türlü izah edilemez. Bana da saçma geliyor Yücel olayı. İşte senaryonun zorlama olması o konuda patlıyor. Bana kalırsa 2.sezon 25.bölümden sonra acayip saçmaladı senaryo olarak hayatımda gördüğüm en büyük tutarsızlıkları gördüm. 2.sezon ilk 5 bölümü çok iyi dozdaydı ama sonrası acayip saçmaladı.

        Senaryo bozukluğu aslında Baykal’ın ölümü ile oldu. Büyük ihtimal bir abi-kardeş senaryosu yazılacaktı bu ikili ile ilgili. Daha sonra Baykal bilinmez bir nedenle bir anda bir Rus mafyası tarafından öldürüldü. Daha doğrusu ölüm şekline bakılınca her zaman ucu açık kaldı. Çünkü Baykal ölmemiş, ileriki zamanlarda dönmüş şekilde yazılacaktı. Ölüm sahnesi de onun kanıtıydı.

        İşte dediğim gibi sonra ne olduysa ilk sezonun ortasında Baykal bir anda ortadan kaldırılarak, olaylar Baykal’ın çocukları ve İdris’in iki oğlu üzerinden devam ettirildi. Daha sonra bu senaryodan da vazgeçilip, Baykal’ın iki oğlu öldü ve bir anda mahalleyi o da ne Karakuzular ele geçirdi.

        Karakuzular ile 15.bölüm ayarında ilerlettiler daha sonra Çukur geri alındı ama o da ne Yüzüklü diye bir adam çıkardılar ki en büyük başarısızlık orada patladı. Yüzüklü’nin Yücel olduğu 10 bölüm öteden spoiler sayfalarına düştü, insanlar Yücel olduğunu bile bile 10 bölüm bu olayı izledi. Ancak garip olan ise şuydu. Şimdi Yücel diziye bence sadece Karakuzular arasında organ mafyacılığı oyununu ortaya çıkarması, Kuzuların Çeto bilmezliğini kanıtlaması için giren biriydi. Ancak ne olduysa düşman oldu bir anda. O zaman ki flashback örgüleri de tam oturmuyor zaten. Yani tamam bu adam iyi biri değildi ama amacı da Koçovalılar’a kan kusturmak da değildi.

        Sonra kuzular tekrar güçlenip yola devam edecekti ki, senarist efendi yine bir anda bundan vazgeçerek kısa vadeli soktuğu Yüzüklü’den devam etme kararı aldı. Bunu yapmışken de, olayı Baykal’a bağlayayım dedi. Hatta Vartolu’nun Baykal’ın mezarını kazdırdığı sahneye kadar senarist oyuna Baykal’ı tekrar sokmayı düşünüyordu. Hatta Çeto Baykal ile görüşmeye gittiğinde artık direk seninle görüşürüm Yüzüklü’yü tanımam dediğinde bile bunu anlıyoruz. Tabii Baykal yerine koyacağı adamın Burak Sergen’in yerini tutamayacağını düşünemedi belki de. Ya da medyada o dönem çıkan habere göre Baykal karakterinin 2.sezon sonunda ortaya çıkacağı söyleniyordu. Hatta şuan çoğu bilgiyi veren güvenilir spoiler sayfaları da bunu söylüyordu. Daha sonra Burak Sergen’in Halka dizisinden ayrılma ihtimali gündeme gelmiş. Ardından Burak Sergen ile ücret konusunda galiba anlaşılamamış ve Burak Sergen Halka’dan ayrıldı mı o dönem bilmiyorum ama sonrasında EDHO’ya transfer oldu falan işte.

        Ardından bu Baykal bilmecesini sürdüremedi ve ortaya “Sahte Baykal” olarak birini attı. Tabii bu da “Yüzüklü Yücel”‘in planıydı… Yersen…. Başlangıçta sadece Karakuzular arasında organ mafyacılığı oyununu ortaya çıkarması, Kuzuların Çeto bilmezliğini kanıtlaması için giren Yücel bir anda ana düşmanımız oldu. Yani sene başıyla çok tutarsız işler döndü Çukur’da. Hatta en büyük kanıt 2.sezon sonunda yangından mal kaçırır gibi Akın Koçovalı işin içine girdi. Aslında 3.sezonun başında izleyeceğimiz bu karakteri sezon finali ile araya kattılar. Çünkü senaryonun plansız olması düşmansız bıraktı Çukur’u ve içeriden bir düşman getirildi. O da Akın’dı…

        Bu sezona dönersek o düşman profilini tamamlayamayan senarist dediğim gibi tüm diziyi Koçovalılar-Baykal bağı ile planlamıştı. Bunun için de bir Baykal soyu lazımdı. O da EFSUN oldu. Dediğim gibi Baykal-Koçovalı bağı elbette vardı ancak bunu yazamayınca alternatif olarak Efsun’u getirtip Koçovalılar-Baykal hikayesi alternatif olarak bağlandı. Tabii bu bağ düşmanlık olarak değil Efsun-Yamaç ilişkisi ile sağlandı. Çünkü Sena karakterinin tutmaması, dizide Yamaç’ın partnerinin olmaması, düşman değil Efsun-Yamaç aşkı ile oluştu. Akın Koçovalı’yı hain olarak yazıyorlardı ancak o kadar tepki aldı ki karakteri önce Çukur’dan attılar, daha sonra affettiler. Karakter öyle köşede kaldı. 3.sezonu belirleyecek olan karakter plansızlıktan geride kaldı.

        Mesela bir değişiklik de Mahsun ile oldu. Yine senaristimiz plansızlıktan ne yapacağını şaşırdı. Yamaç’ı kurtaran kişi başlangıçta EFSUN’du. Çünkü ojeli ellerle gösterilmişti bize kurtaran kişi. Ha bu kişi Nehir olabilir miydi? Hayır, çünkü onun cevabını da şöyle verdi. Nehir, Yamaç’ın yanına geldiğinde Yamaç onu kurtaranın Nehir olduğunu düşünüyordu. Çünkü Nehir her dakika onun yanında beliriyordu. Daha doğrusu o hikayede Nehir hayal ürünü olarak yazılmıştı zaten. O da bir anda değişti. Yamaç onu kurtaranın Nehir olduğunu soruyordu ve Nehir olmadığının yanıtını sahnelerden almıştık. Evet senaryo değişti dediğim gibi Mahsun olarak. Efsun’du Mahsun oldu. Ha Horzum Bey o konunun üstünü çizmedi. Çünkü EFSUN-YAMAÇ ilişkisinde bu hikayeye ihtiyaç vardı. Onun için Azer-Yamaç kavgasında da kurtaran kişi Efsun olarak yazıldı. Neden orada Mahsun gelmedi de Efsun geldi? Hani kurtarıcı meleğimiz Mahsun’du? Orada Efsun’un gelmesi senaryo değişmeden önce gelen kişinin de Efsun olduğunun kanıtıydı. Yamaç-Efsun ilişkisinin bağlarını hiç koparmadı bu yönden. Çünkü bu bağı kopararısa ana hikaye yani Çukur’un üzerine kurulmuş hikaye Baykal-Koçovalı bağı bozulurdu. Efsun-Yamaç için bu yüzden başından beri değişmeyen tek şey diyorum.

      • elzem

        Yücel olayını ben de oturtamamıştım hele intikam olayı çok şüpheli kalmıştı. Senaryo değişikliğine ben de inanıyorum.

  • Gözde E.

    Daha önce yazıldı mı bilmiyorum, hala yorumları okuyamadım maalesef 🙁 Yazında göremediğimden eklemek istedim. Duvar yazılarındaki spoilerlardan çok ama çok sıkıldım. Fragman seyretmiyorum ve o yüzden seyrederken oldukça heyecanlanıyorum sahnelerde ama yazılar sağ olsun heyecan meyecan bırakmıyor zaman zaman! Seyredenlerin bile bezdiğinden eminim.

    • Rizet16

      Evet ya bu konuyu kimse yazmamıştı fakat benim de çok hoşlandığım bir durum değil bu dizide duvar yazılarını ilk başlardan beri seviyorum ama özellikle bu sezon bölüm içi spoiler verme olayını pek sevemedim, heyecanı baya kaçırıyor sana katılıyorum.

  • Gözde E.

    128 yorum oku oku bitmez :)))

  • Erdenet Ailesi anketi yayında ^^ Anket hazırlamak en sevdiğim <3

  • baby fiesta

    Şimdi yazı için ellerinize sağlık diyorum öncellikle. Yazı çok yerinde olmuş cuk diye de oturmuş. Havada kalan senaryolar, karakterler falan daha çok var da 3.sezon işte klasik olarak aktı gitti. Ben asıl yorumlara biraz eleştiride bulunacağım. İşte senaryonun derin yazıldığını falan söylemiş bazı arkadaşlar. Şimdi soruyorum arkadaşlar yanlış anlamayın da bu senaryonun neresi derin? İlk sezon bile derin değildi bence. Şimdi sormak istiyorum senariste, arkadaşım senin derdin ne? Neden bu Selim’in ailesi hep hain mesela. Bunun cevabı doğru dürüst veriliyor mu? Neymiş Selim, sevilmemiş hor görülmüş hadi geçiyorum ya Ayşecim sana ne oluyor ya! Neden bu kadın böyle arkadaşlar. Bileniniz var mı? Neden sürekli bir entrika peşinde? Neden gidip düşmanını iyileştirdi bu kadın? Çeto ile sahne yazıldı bir derinlik amaçlı. Hatta Çeto ile yazılan sahnelerin amacı neydi? Ne vardı bunda? Neden adam ölüyorken alıp onun yarasını sardı, iyileştirdi, sakladı? Nerede derinlik? Karaca… Ablacım senin derdin neydi? Neden kuzeninin sevgilisini ayartmaya kalktın sen? Kuzen bile diyemeyeceğim kardeşin gibi lan. Kardeş ya kardeşten de öte aynı odada büyümüşsün. Onun sevgilisini ayartmak niye ya? “Sevdi ama ya!” yok ya öyle dünya yok. Onu geçiyorum bunun nedeni neymiş DERİN senaryomuza göre. Hanımefendi sevilmemiş, okuma hakkı elinden alınmış. Çok gerçekçi bir neden. Yani bizim ülkemizde hiçbir kadının okuma hakkı elinden alınmıyor çünkü veya tüm kadınlar ultra sevgi ile yetiştiriliyor ya… Böyle sevgisiz büyütülünce kuzeninin sevgilisine, sonra da kocası olunca bile salça oluyorsun. Benim sinirlendiğim konu şu, tamam bu dizi olacak zaten böyle şeyler ama bunu savunan zihniyetler acayip ayarıma gidiyor. Fandomlar genel olarak “Ya ama onun okuma hakkı elinden alındı, sevilmedi, hatasından döndü” Türkiye’de kadınların çoğunluğu maalesef böyle büyütüldü ama hiçbiri buna kalkışmadı. Savunanlar için söylüyorum bunu. Sonra karakterimiz ÇOK DERİN senaryomuz itibariyle bir anda 180 derece dönüp hop iyi tatlı cici kız oldu. Yemezler canım yemezler nerede bu karakterin evrimi? Akın… Beyimize bakın.. Neymiş hapishane ziyaretine gelmemişlermiş bunun sonucu olarak dedesini ölüme yolluyor. Bravo beyim alkış! Derinlik mükemmel arkadaşlar. Lan biz ilk sezon en az 2-3 kere Selim ve ailesinin hapishaneye gittiğini görmedik mi ya? Kimi kandırıyorsunuz alooo! Sonra da beyimiz pişman oluyor. Babası yok ona masal anlatmamış da falan ya bırak abi ya neresi derin bunun Allah aşkına? Pişmanlık evresi bile yok nerede derinlik?
    Gelelim bir diğer aile ferdi Kahraman ve ailesine. Gökhan abi soruyorum yine, bu adamı öldürdün iyi hoş. Sonra geldin soyunu kuruttun. Tamam Nedret ve Acar, Kahraman’dan dolayı Vartolu’yu o eve sokmazdı. Akşın ya? Neden abi? Neden karakteri böyle bir anda harcadın? Bu kızın babası öldü ilk bölüm ağladı devamı yok. Babası aklına gelmedi hanımın. Annesi gitti silahla ateş edecekti, babaannesi vuruldu falan. Nerede derinlik?
    Vartolu… Bu adamın annesini baştan savma ortaya attın. Kolye verdin açıklamadın. Neymiş efendim kitapta açıklamış oldu canım. Saygısız ya! Böyle bir şey olabilir mi ya. Sonra gidip Sultan’a el öptürdün bravo derinlik uçuyor. Saadet ile sahneleri yazdın bak burada tebrik ediyorum güzel yazdın. Türküler vs iyi hoş gidiyordu da ne oldu bir anda Saadet’i böyle nefret edilesi kadına dönüştürdün? Kocam da kocam. Ne bu çözemedim valla.
    Celasun… Bir arkadaş yazmış zaten, bu adamın amacı vardı diye. Ellerinden öperim o arkadaşın. Birebir aynısını yazmama gerek yok. Şimdi bu karakteri çok iyi yaratmış. Sonra da figüran yapmış bravo derinliğe devam ediyoruz. Azer çok da derin değildi yani geri plana atıldı sadece o kadar. Derinlik açısından çok karakter harcandı. Derinlik falan da yoktu. Hala oyuncular hatrına izlediğim bir dizi, birkaç oyuncu olmasa yüzüne bakmam. Senaryo çok kötü maalesef. Yazı için ellerinize sağlık diyorum mükemmel olmuş. Damla Serim denen kadına ayıp olur Gökhan Horzum’un yanında. Kadıncağıza yazık alakası yoktur onun bence. Yanındaki dev aynalı arkadaş , saygısızlığa devam ederken onun suçu falan yok.

    • balvin

      Merhaba,

      Şimdi başlıca derinlikten kastımız o değildi. Zaten genel olarak çoğu kişi dediklerinizi eleştiriyor, eleştiriyoruz. Karakter derinliği yok zaten fazlaca. Şimdi mesela derinlik diye şundan bahsedebilirim. Akın’ın bir “p.ç” senaryosu vardı. Affedersiniz böyle yazdım ama kendisi de böyle deyince yazmak zorunda kaldım. Şimdi bana kalsa bu dizide bazı şeyler AİLE adı altında da olsa derinlik olarak çok ters yazılıyor. Kahraman ve Ayşe’nin bir ilişkisi olduğuna veya Horzum’un böyle çok derin olarak yazmaya çalıştığına eminim. İlk bölümlerde Ayşe’nin çok ağlaması, Karaca’nın bunu fark edip bunu sorgulaması gözümüze sokuldu. KK yazılı mendile bakıp ağlamalar, Selim’in onun babası böyle bir şey yapmadı tarzında replikleri, Selim’in aynı şekilde türkü barda tanıştığı (3.sezonkinden bahsediyorum) adama anlattığı “bana hayatımın en büyük kazığını atmış adam” diyor Kahraman için. Ne yapmış olabilir ki başka? Üstelik şunu da söylüyor. “Kahraman vurulurken onu kurtarmak istedim ama derinlerimde bir yerlerde onu kurtarmamak mı geldi içimden bilemiyorum.” diyor yani çok açık değil mi artık? Herkese soruyorum bunu. Kahraman ve Ayşe arasında ben bir şey olduğunu düşünüyorum. Siz peki? Devam ediyorum. Gökhan Horzum, Mustafa Kılıç adlı bir gazeteciyle röportajında, hangisi hatırlamıyorum ama 2 bölüm olarak yayınlanmıştı bu. 2.sezonun başları gibi izledim ne zaman yapıldığının farkında değilim. Celasun isminin anlamını söylüyor Gökhan Horzum. Celasun, “Kahraman” demekmiş. Üstüne şunu da ekliyor senarist. “Ben Kahraman’ı seyirciye izletemedim ama Celasun, Kahraman ile benzer yapıda. İsmi de öyle.” Bence en can alıcı şey de şu “Akşın, aslında babası gibi bir adama aşık olmuştu.” Bu cümleyi söyleyince kesinlikle inandım KAHRAMAN-AYŞE olayına. Çünkü bize dizide her karakterin babasının yolundan çoğunlukla gittiğini veya ilk sezonla bazı karakterlerin kaderini yaşadığını görüyoruz. Mesela Yamaç şuan İdris’e benziyor. Akın da Selim’e benzedi. İşte Saadet/Karaca diyoruz. Azer de Vartolu’nun yolundan devam ediyor. Şimdi Celasun da Kahraman olarak yazılınca şu oluşuyor. Celasun, ilk sezon Akşın’a kör kütük aşık. Daha sonra 2.sezon bir anda Karaca’ya yöneliyor. Karaca ile beraber olmak istiyor. Bu da bana şunu anımsatıyor. O zaman Karaca/Ayşe, Kahraman/Celasun oluyor. Karaca, Celasun’un peşinden koştu, Celasun dönüp ona bakmadı ancak sonra Celasun ona geldi, Karaca gitmedi. O zaman geçmişte de Ayşe, Kahraman’a yönelmiş olup daha sonra Kahraman Ayşe’ye yönelmiş olabilir mi? Evet aile değerlerine çok ters ama derin olarak işlendiğini düşündüğüm bir şey. Açık yazılmasa da yazılıyor. Akın için neden öyle bir senaryoya ihtiyaç duyuldu mesela? Bir anda olmamış gibi devam etti senaryo. Akın annesine hesap sordu, kadını ağlattı. Gerçekçilik payı var. Akın, Selim’in oğlu değil. Mesela böyle bakınca senaryo DERİN oluyor. Daha çok var da kafamda böyle eşleşmeler saklıyorum. Mesela Selim de gay yazılıyor ilk sezon yine RTÜK dolayısıyla fazla inilemedi. Bu duruma da fazla inilemez. Çok tepki alır zaten. Senaryo bu yönden iyi yani karakterlerin birbirine benzerliği hususunda derin. Ancak dediğiniz gibi karakterlerin kendisi derin değil. Bunda haklı olabilirsiniz ama diğer türlü hakkını da vermek gerekiyor.

      • mumbai

        Ben Akın ve hikayesinin unutulduğunu değil, rölantiye alındığını düşünüyorum. Hatta arttıyorum Çukur’la ilgili olarak hemen her karakterin/ilişkinin geleceği ile alakalı tahminler yapabilecek durumdayız pek çoğumuz ve benim bu tahminler içinde en emin olduğum konu finalde Çukur’un başına Akın’ın geçeceğidir. Yamaç ölebilir ya da gidebilir, diğer kardeşler içinde hapis, kaçmak, ölmek gibi benzer ihtimaller söz konusu ve bir şekilde finalde İdris’in koltuğuna onun esas katili olan Akın oturacak bence. Hatta sizin bu savınız da doğru çıkarsa daha bile anlamlı olur her şey, Kahraman’la başladı, oğlu Akın’la bitti şeklinde bağlar senarist belki de.

        O yüzden Akın’ın bir süre geri planda kalmasını unutuldu olarak yorumlamıyorum, bu karakter finalde yükselişe geçeceği için şu an göz önünde tutulmaması normal bence. Tıpkı “katil kim” konulu gizem filmlerinde bir sürü şüpheli içinde gerçek katilin geri plana atılması, önemsiz bir karaktermiş gibi gösterilmesi gibi.

        Ama mesela ciddi ciddi harcananlar da var, Vartolu ve Selim mesela. İkisinin de hem hikayelerinin geldiği noktadan, hem de ekran sürelerinden hiç memnun değilim. Ve işin acısı ikisinden biri sezon sonu ölecek bence (ya da gelecek sezon başı, dizi devam edemezse) ve resmen hikayeleri ziyan olmuş olacak.

        • balvin

          Aynı şeyi ben de düşünüyorum. Yani eninde sonunda Akın, Çukur’u yönetecek. Karakter zaten tüm Koçovalılardan bir nebze iz taşıyor. Selim’e “Ben senden daha çıyanım, Yamaç’tan daha akıllıyım, Cumali’den daha manyağım.” diyerek tanıtılmıştı. Kulak çınlama olayı falan Yamaç’a biraz daha benzerlik taşısa da yine de tüm Koçovalıların ortak bir noktada buluştuğu bir karakter. Sonunda ise Çukur’un başına geçeceğini ben de düşünüyorum. Akın dediğin gibi geride bilerek kalıyor olabilir orası mantıklı.

          Selim ve Vartolu konusunda da haklısın. Vartolu konusuna biraz Erkan Keka’nın da sebep olduğunu düşünüyorum. Selim karakteri zaten sadece olaylarda el freni olmak için yazılıyor bu sezon. Ailesi ile etkileşmini göremiyoruz. Karaca hakkında alınan kararlara ses etmemesi veya Akın hakkında alınan kararlar da aynı şekilde ses etmemesi garibime gidiyor. Mesela Yamaç, Akın ve Karaca hakkında karar verirken Selim’in Yamaç’a bakışları sanki ses etmek istiyor ama edemiyor gibi. Belki de bu Yamaç=İdris yolunda olduğu için sanki karşısında bir İdris varmış gibi hissetmemize neden olması için yapılıyor. Başka açıklaması yok bunun. Cumali de aynı şekilde Karaca’nın evlilik kararındaki hareketi sanki karşısında babası varmışçasına hatta tüm aile sanki orada İdris oturuyormuş gibi tepki veriyor Sultan da dahil. Ana konuyu öne çıkarmak için yani bu adam artık İdris, öyle bakın izlenimi vermek için diğer karakterleri küçültüyor olabilir. Küçültüyor demekten kastım onun kararları ve hareketlerine ses çıkarmamak, boyun eğmek bu manada kast ediyorum.

          • mumbai

            Yamaç ve İdris arasında aşırı aşırı bir benzerlik yok ki bence. Mesela son bölümde bu Çağatay olayında Selim de Cumali de Yamaç’ın fikrini hiç sallamadı, Yamaç Cumali’nin tepesine çıktı yine durduramadı, Sultan bir daha eve dönemezsiniz diyince vazgeçtiler. Yani hiç de öyle “Yamaç ne derse aile emir telakki ediyor, karşılarında İdris varmış gibi saygı duyuyorlar” denilecek bir durum yok normalde. Zaten evin en küçük oğlu yahu, en fazla ne kadar ağırlığı olabilir, istediği kadar babasının yerine otursun, o işler o kadar kolay değil 🙂

            Sırf Azer-Karaca-Celasun çatışmasına zemin yaratabilmek için saçma ve zorlama bir sahne oldu Yamaç’ın Karaca ve Celasun’u evlendirme kararı, herkesin sus pus olması. Belki masada gazeteci de var diye ses etmemiş olabilirler, neticede yabancı birinin yanında aile kavgası yapmak olmaz, zorlaya zorlaya en fazla bu mantığa oturtabilirim ben o sahneyi. Onun harici her anlamda saçmaydı, Yamaç’ın böyle bir çözüm bulması bile saçmaydı, bu Celasun Akşin’in kocası yahu, Çukur da erkek mi kalmadı da Celasun’u işin içine katıyorlar. Eskiden köylük yerlerde bir gelini kocası ölünce kocasının erkek kardeşi ile evlendirirlermiş ya hani, garibim Celasun da o gelinlere döndü :))

            Azer-Karaca zorlama ilişkisini ittire ittire ilerletmeye çalışıyor senarist, bunun için de mantık sınırlarını epey bir zorluyor. Sırf Azer Vartolu gibi düğünü bassın diye bir sürü saçma ve zorlama şey izliyoruz.

          • balvin

            Yamaç ve İdris arasında aşırı bir benzerlik zaten yok ama yolu o yönde Yamaç’ın. Selim ve Cumali, Yamaç’ı son olayda sallamadı. Çünkü ikisinin de ölüme kadar götürecek tehdit ile karşı karşıya kaldılar. Eğer İdris yaşasa yine aynı şeyler olacaktı. Selim’i yönelimi dolayısıyla tehdit etti Çağatay. Çocuklarına kadar fotoğraflar yolladı. Selim tabii ki fikir sormadan devam etti. Cumali de Çağatay’a öttü. İhanet ediyordu aileye. Cumali gibi bir karakter için bu ölüm demektir. Kendisi de söyledi Damla’ya bunu. Bunu yapacağım sonra da öleceğim dedi. Yani İdris olsa bile İdris’e veya Yamaç’a sormadan gideceklerdi sadece durdurma konusu var. O da bir zahmet olsun. Yamaç=İdris tamamen demiyorum yani o yolda gidiyor Yamaç. Yamaç abileri dışında tamamiyle İdris diğerlerine karşı. Vartolu dışında herkese İdris tarafını gösteriyor. Cumali ve Selim’e ara sıra diğer kalan herkese bu yönünü hep gösteriyor. Sultan artık ona söz geçiremiyor. Annesine bağırışından sonra kameranın İdris’in resmine kayması, evlilik olayında Sultan’ın ağzını açmaya korkması tamamen belirtiydi.

            Evet zorlama sahne oldu ama işte 3.sezonda denk getirilen olaylar ilk sezonla bağdaştığı için bu da zorlama oldu. Saadet ve Cemil’in evlilik kararını veren İdris’ten, Celasun ve Karaca’nın evlilik kararı veren Yamaç’a… Celasun konusunda haklısın. Yani adam mı yok başka Çukur’da Karaca ile evlenecek?

            Azer karakterini seviyorum ama geçirdiği evrim dolayısıyla şuan dediğin gibi ben de acayip sinirleniyorum. Nasıl ki Azer-Karaca destekleyen insanlar Yamaç’ı itici bulup sövüyorsa aynı durum yani. Herkesin kendi açısından bakıyor.

          • mumbai

            İdris-Yamaç paralelliği konusunda genel kanıya katılmıyorum ben pek. Evet farkındayım senaryoda da ara ara küçük detaylar veriliyor bu benzerliğe dair, dediğiniz gibi Sultan’a bağırırken İdris’in fotosuna zoom yapılması gibi. Ama Yamaç farklı bir adam ve bir noktaya kadar kendini babasının kaderini yaşadığına inandırsa da kendi yolunu bulacaktır. Böyle olmasını da tercih ederim. İdris gibi değil Yamaç, sırf aynı sorumlulukları yüklendi diye ona benzemesi gerekmiyor. Ben sevemedim bu fikri hala..

            Yamaç’ın abileri üstünde çok büyük otoritesi olduğuna da inanmıyorum. Abileri Yamaç’ı çok sevdikleri için ve Yamaç’ın yanlış yapmayacağını, ihanet etmeyeceğini, adam satmayacağını bildikleri için otoritesini sorgulamıyorlar bence. Sevgiden kaynaklı bu bağları. Bana geçen bu en azından.

            Azer’e sinir olmamın başka bir karakteri desteklememle ilgisi yok aslında. Şayet Koçovalılardan biri onun kız kardeşine aşık olsaydı Azer o adamı da kendi kız kardeşini de mahvederdi, bunda hem fikiriz sanırım. O yüzden Karaca’ya seni kaçırayım falan demesi karakteri çok iticileştiriyor bence. Aşık olmasına bir şey diyemem, sorun o değil, ama bunun iç hesaplaşmasını yaşaması gerekirdi, “benim bir koçovalıyla ne işim” var diye bir an durup düşünmesi, en sonunda da belki duygularına yenilip öyle Karaca’ya adım atması gerekirdi. Hatta belki sonra Yamaç’a gidip düşmanlığı bitirmeyi teklif etmesi gerekirdi. Azer karakterinin alt yapısını düşündüğümüzde bu şekilde hareket etmesini beklerdim ben. Pat diye öpüşmeler, sonra seni kaçırayım demeler, rahat rahat kebapçılara gitmeler, çok itici hale getirdi karakteri bence.

          • balvin

            İdris-Yamaç paralelliği konusunda benim fikrim tam olarak benzediği değil şuan ona benzemeye başladığı ama onu da geçeceğini yani babasını da aşacağına inanıyorum ben. Hatta içinde Baykal da var Yamaç’ın bana kalırsa. Efsun-Yamaç ilişkisi üzerinden de bunu değerlendirince oturuyor bu konu. Şimdi Yamaç evet babasına benziyor ama Yamaç tamamen farklı bir karakter. Benzerliği olabilir ama kesinlik olarak tamamen o olacak demiyorum. Tüm Koçovalılar’dan farklı bir karakter. İçinde o isyan hep var. İstemese de ki kendisi bunu istediğini söylüyor. Bölüm vereyim isterseniz 9.Bölümdü galiba. İdris ve Sena kaçırılıyor. Yamaç’ın dediği bir cümle var. “Hani hiçbir şeyi kontrol edemediğin, ne yaparsan yap geleni engelleyemediğin, müthiş korkutucu ama bir yandan da kendimi daha özgür hissettiğim bir an var ya… Tutamıyorum kendimi. İşin kötüsü tutmak da istemiyorum.” tamamen Yamaç’ın görünürde asla istemediği o kişiliği içten içte istediğini düşünüyorum. İçinde gizli olarak o his var. Kader vurgusu çok yapılıyor zaten. İlk sezondan beri Yamaç’ın kaçtığı şeyi istediğini de düşünüyorum ama onunla sınırlı değil. İlk bölümleri izliyorum şimdi. Yamaç, o evi bırakmış yıllar sonra geri dönüyor. Hiçbir şeyden haberi yok. İnsanlar ona “korkak” gözüyle bakmış daha doğrusu babası. Geliyor ve 2 güne başa geçiyor. Garip değil mi? Paşa ve Emmi bunu kabul ediyor. Yetmiyor, İdris komada ama işleri Yamaç’a bırakıyor. İdris ayaklandığında yine işlerin üstünde Yamaç var. O da yetmiyor İdris hayatta iken bile insanlar “Çukur evimiz Yamaç babamız” şeklinde bağırıyor. Yamaç tamamen otorite bence. Hatta bazı sahnelerde şunu gözümüze çok sokuyorlar. İdris, Yamaç’ı izledikçe şaşırıyor. Her yaptığı plana hayretle bakıyor. Çünkü kendisinin asla yapamayacağı şeyleri Yamaç yapıyor. Sadece zeka değil her yönüyle ondan üstün. İdris bakıp kalıyor. Selim zaten başa geçemez ama Yamaç eve adım attıktan sonra kabulleniyor Selim de. Hatta bu sezon Yamaç’a hapishanede ne dedi? “Sende her zaman daha fazlası vardı. Sen farkında değilsin ama Çukur artık sensin. İdris Koçovalı’nın Çukur’u değil orası, senin Çukur’un.” Yamaç da hep fazlası olduğunu kapalı kutu her şeyi iyi gözlemleyen Selim itiraf etti bunu. Yamaç dediğim gibi tüm Koçovalılar’dan farklı. Bir kere babasına boyun eğmedi. Abileri boyun eğerken o isyan etti bıraktı gitti. Farklıydı en başından beri. Şimdi senin dediğin abileri sevgi bağından dolayı susuyor söylemine katılmıyorum ben. Selim bir kere bunu kendi ağzıyla söyleyip kabullenmiş. Cumali de karakteri gereği babası dışında kimseye eyvallahı olmayan biri. Cumali ile kıyaslamak saçma zaten. O adamın dediğim gibi anne ve baba dışında kimseye eyvallahı, boyun eğme durumu yok. Emmi, Paşa ve tüm Çukur 1 hafta içinde o adamın otoritesinin altına girdi. Baba İdris de aynı şekilde.

            Baykal’a da benziyor Yamaç hatta çok uzun oldu buraya yazmak istemiyorum onu. Azer’e gelince, Azer’in bir anda öyle olmasının nedeni AzKar denen topluluk yüzünden. Senaryo da aniden manevra alınca bunun olması çok normal. Çünkü o topluluğa hiçbir şeyi kabul ettiremezsin ben bunu gördüm bizzat. Yani neden açılmıyorlar birbirlerine diye senaristi linç edecekler o kıvama gelmişler yani. Adamcağız da direk yazıyor işte yaz dizilerinde olan zengin adam, fakir sekreter kız tadında aşk sahnelerini dayıyor. Susuyor onlarda oh ne güzel. Karakteri severdim ama 3.sezon harbiden çok soğudum. Bence Yamaç’tan daha itici olan bir karakter varsa bu sezon o da Azer’dir.

          • balvin

            Yamaç’ın Baykal’a benzerliği hususunda da şunu söylüyorum. Baykal, zaten zengin bir adamdı yani çok büyük bir güç haline gelmişti. Yamaç ve Baykal benzeyen karakterler aslında. İlk sezon ikilinin birbirlerine düşman olmadan önceki sahnelerine bakınca şunu gördüm. İkisi de çok benziyorlar. Baykal’ın bir vintage müzesi vardı. Klasik arabalarla dolu. Yamaç mesela orada araba isimlerini sayıyor falan. Zevkleri aynı orada verilen his ikisinin de benzerliğini vurgulamak amacıyla yapılmış. Baykal’ı düşman bilmeden önce Yamaç ona çok saygı duyuyor, hayranlıkla bakıyor. Onun gibi bir adam olmak istiyor, içinde o var hep. Şimdi ikilinin aynı zevke sahip olma detayı niye verilsin ki? Sadece Baykal’ın yanında değil Yamaç, başka bir sahnede yine 9.bölüm (bugün izledim 🙂 ) başka bir yerde klasik bir oyuncak araba ile oynuyor yani boşuna verilen bir detay olduğunu sanmıyorum.

            Şimdi Efsun’un anlattığı masala gelince, Şifa ve Baykal’ın tanışmasını da kapsayan bir hikayeydi o. Baykal da Yamaç gibi başının ağrılarına karşı çaresiz. Şifa onu elleriyle uyutup masallar okuyor. Makbule de bunu vurgulamıştı. “Annen, oğlumu kedi yavrusuna çevirir gibi elleriyle uyutuyordu” tarzında şeyler söylemişti. Bir de Akşın’da da olduğu gibi Horzum kız çocukları genelde babasına benzeyen adamlara aşık olurmuş genellemesini sürdürüyor burada. Efsun, Yamaç’a aşık oluyor ama babası gibi bir adam ayrıca o da. Masala dönersek, Şifa’nın karşısına ilk önce yaralı bir adam çıkıyor sonra adam ona “mutlaka geri döneceğim.” diyor kapının önünde. Tam kapıdan çıkacağı an adam oracıkta vurulup ölüyor. Peki bir detay daha. Efsun ve Yamaç ilk kez birbirlerine açıldıklarında (3.sezon 20.bölüm) burada son görüşmeleri, Efsun, Yamaç’ı giydiriyor. Yamaç “Görüşeceğiz, mutlaka görüşeceğiz.” diyor. Bakın ilk hikayeyle aynı gidiyor yani Efsun’un annesi Şifa’nın hikayesiyle. Orada adam kapıyı açıp ölüyordu. Peki burada ne oldu? Yamaç dönüp Efsun’u öptü. Eğer Efsun’u öpmese kapıya yönelse kapıyı açacak ve Çağatay’la karşılaşacaktı. Yani ölecekti, Şifa’nın hikayesindeki o yaralı adam gibi.Ancak burası ertelendi farklı bir yol aldı. Yaralı adam ölüyor peki ama aslında orada ölen yaralı adam 19.Bölümde bizim hikayemizde çoktan öldü. Yamaç, Vartolu ile yüzleşince kabuk değiştirdi farklı bir adam oldu. Bknz: İskenderunlu Faruk :)). Şimdi ikinci hikayedeki Baykal ile de Yamaç benzerlik taşıyor hem de çok. Bence Yamaç dediğim gibi Baykal’a da İdris’e de benziyor. Onun kaderini İdris’ten ayıran yer burası. Yamaç, İstanbul’a savaş açıyor ama orada başarılı olacak. Çünkü güçleniyor. Vartolu, düşmandı şimdi Yamaç’ın en büyük destekçisi. Efsun, düşmandı şimdi en büyük aşkı ve gücü. Mahsun düşmandı, şimdi yanında, Akın düşmandı şimdi yanında. Güç kazanıyor Yamaç. Baykal gibi olacak. Cengiz Erdenet gelecek, Kayser gelecek falan işte.

          • ne yalan diyeyim ben de böyle düşünüyordum. Baykal’a benzerliği vardı Yamaç’ın. İdris’e benziyor ama onu aşacak bence de çok mantıklı olur böylesi. Yanındaki insanlarda çoğalıyor dediğiniz gibi. Kaderi benzemez umarım :)))

          • baby fiesta

            valla millet nasıl bakıyor diziye şaşırıyorum açıkçası :)) nereden hatırlıyorsunuz bunları yaa. Şu diziye bir türlü şöyle bakış açısıyla bakamadım. Sorun bende galiba ^^

          • elzem

            Tamam hepsi mantıklı duruyor ama şu “mutlaka görüşücez” dedikten sonraki o kapı detayı müthişmiş doğrusu. Evet Yamaç Efsun’u öpmese ölecek masaldaki gibi. Horzum Beye bir alkış. şu detaylara verdiği önemi karakterlere de verse keşke of off

          • mumbai

            Eğer Nehir faktörü aradan çıkar ve Efsun-Yamaç ilişkisi gelecek sezon bir meşruyet/resmiyet kazanırsa dediğiniz gibi olacağını kesinlikle düşünüyorum. Bu mafya dizileri de bir nebze saltanat dizilerine benzer aslında. Hemen her hükümdarın/kralın kaderi yanında duran kadınla/kraliçesiyle yakından alakalıdır. Yamaç’ın yanında bir gün gerçekten Efsun gibi yaman bir kadın yer alırsa boyunu çok çok aşacak ve Erdenetlere rahatlıkla kafa tutacaktır gelecek sezon. Ama aşk hayatı, aile hayatı bu karmaşa ve kaosla devam ederse İdris’in gittiğinden daha ileri gidemez.

            Azer konusunda da aynı şeyi söylemişiz aslında. Zorlama bir hikayeye girildi ve bence bu karakteri de itici hale getirdi. Her karakterin aşk yaşama şekli de kendine hastır nihayetinde. Yamaç yapısı ve karakteri gereği kendi içinde hesaplaştıktan sonra gidip Efsun’u öpebilir, ondan kopamayabilir, tutkulu yaşabilir duygularını vs. bunlar Yamaç yapınca doğal ama Azer yapınca abes olur, oldu da.

          • balvin

            Nehir faktörü elbet aradan çıkacak. Çocuk doğar doğmaz orası ayrı. Ki geçmişle de dediğim gibi bağlantısı olduğu için senaryo kendini bir nevi tekrar ediyor. İdris’in hayatını bir nevi tekrar ediyor Yamaç ama o hataları düzeltiyor. Mesela Mihriban’ın çocuğu doğdu ama sokakta kaldı. Şimdi o çocuğa (Nehir’in bebeği) sahip çıkılıyor. Meliha, Çukur için öldürüldü. Efsun asla Yamaç tarafından öldürülmeyecek. Yamaç, Efsun’u bırakmayacak. Bunun gibi tekrarlar var işte. Evet dediğinize kesinlikle katılıyorum. Azer ve Yamaç bambaşka iki karakter. Bunu anlamıyor insanlar. Genelde o topluluğun eleştirdiği şey Azer ve Yamaç kıyası. Alakaları yok, Yamaç yapıyor da Azer niye yapmasın tavrını takınıyorlar. İkisi de bambaşka. Birisi acısını yanan kibritle koluna Seyhan yazacak kadar dışa vurarak yaşıyor diğeri bambaşka. Azer, sevmeyi bilmiyor. Karaca da sevilmeyi. Bu çatışma daha farklı yazılabilir ama karakteri itici yapacak şekilde değişik bir tavır takınan Azer üzerinden yürüyor.

          • tefo

            Destekleyen bir şey ekleyeceğim. 13.bölümde “Ben Hallediyorum” adlı bir video var. Videoda Baykal da aynı Yamaç gibi baş ağrısı yaşıyor. Kulak çınlaması eşliğinde. Çok büyük ipucu. Belki de başta da bahsettiğimiz İdris-Baykal kardeşliği için yazılmıştır veya Medet, Beyefendi’nin Baykal olduğunu Yamaç’a anlattığında “Baban yaşlarında, babana benziyor.” gibi bir şey demişti. Dediğim gibi belki de İdris-Baykal kardeşliği için yazılmıştır bu bildiğimiz gibi bu senaryo bozuldu ve bu benzerliği kullanarak Yamaç’ı Efsun ile bağlamış olabilirler.

          • Son cümlenize sesli güldüm 🙂 İlahi…

          • O masada bir tek Damla olsaydı karşı çıkardı Yamaç’a ^^

        • … finalde Çukur’un başına Akın’ın geçeceğidir…

          Peki Yamaç’ın rüyası gerçek olur mu? Akın İdris Jr.ı öldürür mü?

        • Nur

          Merhaba Mumbai.
          Akın’ın hikayesinden toptan vazgeçildiğini düşünüyorum.

          Bu sezon çok tuhaf şeyler oldu. Rizet yukarıda bölüm sayılarıyla örneklendirmiş. Hikayeye, akışa uymayan bir ton şey izledik.

          Akın ‘Denizler Altında 20bin Fersah’ seviyesine indirilip orda gömüldü:) Selim’i.yanlış anlamış meğersem:) Hatırladıkça hâlâ gülüyorum:) Ne saçma bi şeydi o ya.. Neyse, Akın’ı 20bin fersah derinden kimse çıkaramaz.

          Aras’ın bir noktada diziye ortak olduğunu tahmin ediyorum. 10.bölüme kadar bir şekilde idare edildi ama 10.bölümde dananın kuyruğu koptu bence. Tahminim Aras yapıma rest çekti o bölüm bir kaç kez kurgulanmış olmalı, kopuk kopuk acaip bir bölümdü. Sonra bir şekilde yapımla anlaşmış olmalı ki bence bu bir ortaklık anlaşmasıydı, Çukur, Yamaç’ın Yolu’na evrildi.

          • Rizet16

            Ah şu (3. sezon) 10. bölüm yok mu 10. bölüm (77. bölüm). Çok karıştı orada işler bence çoook :))
            Bu arada tekrar aramıza dönmene çok sevindim Nur, senin yazılarını, analizlerini ve farklı bakış açını çok özlemişim, tekrardan hoşgeldin. Gördüğün gibi bir çok konu ve yorum birikti, fırsat buldukça hepsine göz atıp düşüncelerini bizlerle paylaşacağını düşünüyorum ve merakla bekliyorum.
            Hatta en son bir Arnavutluk kanalında (Klan TV) dizi yayınlanırken, bizde (Show Tv-Puhu) yayınlarında kesilmiş olan sahnelerin olduğunu gördük, bunun üzerine bile yorumlaştık. Eğer sende o sahneleri izlediysen görüşlerini merak etmekteyim.

          • Nur

            Merhaba Rizet. Hakkımdaki düşüncelerin için çok teşekkür ederim. Beni mutlu ettin. Sağolasın. Ben de senin yorumlarını çok beğenerek okuyorum, yenilerini merakla bekliyorum. Buraya biraz salgın arası verdikten sonra bir şeyler yazmak için başlıklara bakmıştım senin bu eski başlığı görünce senden dolayı bu başlığın altına giriş yaptım eski ama eskimeyen bir dost görmüş gibi hissettim.
            Henüz bu başlığın altındaki yorumları bitiremedim. Baya yorum birikmiş.

            Sen Arnavutlukta’mısın, Arnavut’musun? Şayet öyleyse çok şaşırırım. Seni hep İstanbul’da yaşayan bir İstanbullu olarak düşünmüştüm. Lisans okuduğunu tahmin ediyordum, belki bu tahminim tutmuştur?

            Kesilen sahneleri 2 gün önce Twitter’da görmüştüm. Bazı sahnelerin Türkiye’de gösterilmemesi ilk değil 1.sezonda Emrah’ın biriyle sanırım Yamaç’la konuştuğu sahneyi Arap izleyiciler vermişti. Emrah galiba Yamaç’la Sena hakkında konuşuyordu o zaman da şaşırmıştım çünkü o zamanlar Emrah’ın Sena ile ne derdi olduğunu hepimiz merak ediyorduk ve Emrah’ın düşüncelerini dışa vurduğu sahne bizlere gösterilmemişti.
            Eminim bilmediğimiz pek çok sahne kesiliyor, değiştiriliyor yeni sahne eskisinin üzerine ekleniyor++ Sahne editlemek bir meslek dalı ve elbette kurgu yönetmeni kesecek, ekleyecek, çıkaracak ama bu dizide kurguda bir lanet var uzun uzun bomboş, saçma sapan sahneler bizlere iteleniyorken izlememiz gereken sahneler ortada yok! Bu son Arnavutluk’ta gösterilen sahnelerin bize izlettirilmemesi artık işin çığrından çıktığının delaleti. Yamaç, Azer’in kardeşini haince vurdu, leş bir hareketti Kurtuluşlar sinek ya, sanki adamın kardeşi Yamaç sapığı tarafından katledilmemiş de Yamaç gitmiş Azer’in evinin önünde sinek öldürmüş gibi cenaze gizleniyor. Azer, Kemal’i öldürdü Metin’in sahnesi verilse Yamaç’ın Nehir’le sevişmesiyle tezat olacak Yamaç’ın karaktersizliği algılanmasın diye Çukur’un has iki adamının Metin ve Kemal’in sahnesi kesiliyor.
            Yamaç her sahnede olacak diye her türlü tutarlılığa falan bakılmıyor maksat ekranda görünmesi. O görünsünde nasıl görünürse görünsün diğer karakterler Yamaç’a sahne yazılsın diye varlar. Metin’in, Azer’in bir ağabey olmaları önemli değil. Kardeşleri kardeş değil cansız mankendi sanki.. Kemal, Metin’in kardeşindn ziyade çocuğu gibiydi, onlar bize öyle aktarılmıştı, Metin’in Azer’in canından can gitti senarist kardeş acısını hissetmese zaten yazmazdı o sahneleri, senarist yazmış, ekip gayet güzel çekmiş oyuncular özellikle Cem Uslu ve tabi Cihangir de gayet güzel oynamışlar ama dizinin bir kamburu var, başrol! Adam her şey kendisiyle ilgili olsun istiyor. Karaca yeğeni olarak yazılmasa ona da atlıycak, morgda kardeş cenazesi yıkayamayacağı için ve yıkanan kişiler olmayan imajına zarar vereceği için sahneler kesilmiş. Aras sahneleri kestirmiş. Benim görüşüm bu.
            Cihangir nefreti bitmedi bir türlü. Aras, Uğur’un da başını da bence Cihangir’le samimi olması yüzünden yedi. Uğur, Los Angeles’a aksiyon yönetmenliği için gitmemiş orda kafe açmış meğerse. Kafe açması dizide rolünün devamına engel bir şey değildi ki, garsonluk yapmayacak bulaşık yıkamayacak. Ortağı zaten işletiyordur Uğur da hem dizide rolüne devam eder hem de arada bir giderdi, ama Uğur ve Cihangir samimi oldular beraber yurtdışında etkinliklere katıldılar taa o zamanlar Aras’ın içi içini yiyordur diye tahmin ediyordum ki Kemal öldü. Aksiyon yönetmenliği işine o zamanlar inandığım için normal geldi ama kafeyi okuyunca ‘hah’ dedim, sen misin Cihangir’le turneye çıkan!
            Neyse, konu dağıldı:) Uğur’u da seviyordum ya.. Sahnesinin kesilmesine üzüldüm.

          • Rizet16

            O zaman selam eskimeyen dost :)) Arnavutluk ile alakalı olanlar dışında tahminler gayet iyi, baya yaklaşmışsın yani tebrik ederim.
            Evet bu zamana kadar kesilen sahnelerin varlığını, hatta çokluğunu duymuştum sadece benim takıldığım nokta şuydu ki bu sahnelerin önem sırasına, hangilerinin neye göre çıkartılacağına kim karar veriyor? Bu konuda yetki kimde? tek 1 kişide mi acaba? Yani ne bileyim senden duyduğum (daha önceki Emrah sahnesi) ve son gördüğümüz sahneler bence yayınlanmayarak hata yapılmış/yapılıyor.
            Buna ek olarak oyuncular arası bazı sorunlar veya başrol sorunu diyebileceğimiz konu hakkında, benim gibi düşünen birilerinin daha olması beni mutlu etti. Genel olarak bu konuda bizim düşündüğümüzün tersi görüşler okuduğumdan kendimi neredeyse bu tarz konularla kafayı bozmuş şizofrenik bir komplocu olarak görmeye başlayacaktım. Neyse ki senin de görüşlerinle birlikte sektörde bu tarz sorunların var olduğunu ya da olabileceğini savunmaya devam edeceğim.

      • Üstü kapalı geçilen Ayşe ile Kahraman hikayesine Ayşe’nin Kahraman’ın ölümüne Nedret’ten çok ağlaması, Nedret’in Ayşe’i hiç bir zaman sevmemesini de ekleyelim. Ben nedense Kahraman’ın bir şekilde Ayşe’ye meyili olduğu ve bu nedenle de -büyük ihtimalle hamile iken – cadı Sultan tarafından Selim ile evlendirilmesi olduğunu kurgulamıştım kafamda. Kahraman kardeşinin karısı ile bile isteye bir beraberlik yaşamayacağına göre evlilik öncesi bir dava olmalı bu.

        • balvin

          Evlilik öncesi dava olma olayı daha mantıklı geliyor doğru. Aile yapısı içinde bu durum İdris tarafından çok sert tepki alabilir belki onun haberi bile yoktur. Zaten Ayşe ve Selim’in ilk sezon evlilikleri hakkında yaptıkları konuşmalardan hatırladığım kadarıyla dediklerinizi doğrulayan şeyler var.

    • Merhaba, hoşgeldiniz 🎈
      Derin yazılıyor diyenlerden biri miyim hatırlayamadım ama geride bıraktığımız 3 sezonda harcanan hikayeler de karakterler de oldu ama yazarın hakkını yemeyelim sırf eşcinsel birini komedi unsuru olarak kullanmadan hikayeye dahil etme cesareti için bile alkışlamak lazım.

      • baby fiesta

        Sizden kast etmemiştim. Birkaç arkadaş senaryo derinliğini sevdiğini söylemişti de. Onun için dedim ama meğer derinlikler varmış :)) balvin arkadaş sağolsun. ne detaylar var ya biraz fazla sert yazmış olabilirim ama karakterler konusunda herkes hemfikir galiba.

  • mumbai

    Haklısınız Efsun ve Yamaç’ın en büyük sorunu/sıkıntısı yanlış anlaşılmalar oldu aslında. Ama Yamaç kolyeyi avucunda bulup onu Nehir kurtardı sanarak Nehir’e bir jest yapmak istemese bile Nehir yine Yamaç’a gelirdi bir gün çat kapı bence. Yamaç’a sardı kız tamamen, Yamaç da hem kibarlığından hem de o dönem İdris travması sebebiyle ailesinden uzak durduğundan yalnız olduğu için çok sert davranamıyordu Nehir’e. Nehir’de bundan yüz bulup tamamen tepesine çıktı Yamaç’ın, sinir etti beni sinir. O kaba saba tavırları, bencilliği, “kolyenin hikayesini anlatsam dayanamazsın” diye ukala ukala konuşmaları, ki saçma sapan bir şey çıktı o da. Gökhan Horzum en baştan Nehir-Yamaç üzerinden gitmeyi planlasa bu kızı bu kadar itici yazmazdı bence. Sanki bilerek itici yazılmıştı.

    Nehir nasıl fazla girişkense Efsun da tam tersi fazla pasif kaldı, buna da biraz sinir oldum. Azer’le kapıştıkları gün Yamaç’ı kendisinin kurtardığını inatla hala söylemedi Yamaç’a mesela. Üç oldu falan diye ima etti sadece, ne bekliyor acaba durup dururken Yamaç’a malum olmasını mı :)) İlerde bu Nehir Yamaç-Efsun ilişkisini öğrenirse mesela Yamaç’ın telefonunda Efsun aramasına falan şahit olursa tesadüfen hemen tahmin eder zamanında karşısına çıkan kız olduğunu ve gider Efsun’la konuşur falan sonra bu Efsun da Yamaç’ı bırakır yurtdışına gider kesin, hatta Yamaç ondan umudu kessin diye rol bile yapabilir kötü davranabilir her türlü saç yolduracak ihtimali bekliyorum. Hemen yazdım felaket senaryosunu ama Efsun’da o potansiyel var maalesef, zamanında kolyeyi Yamaç’a bıraktığı gibi Yamaç’ı da Nehir’e bırakır gider kesin. İyice sinir olurum 🙂 Zira bu fedakarlık değil Yamaç’a büyük bir kötülük olur bence, maksimum 1 sene içinde ömrünü yer bu Nehir Yamaç’ın 🙂

    • Ben Azer’den kurtarma sahnesinde Efsun’un Yamaç’ın ensesine yerleştirdiği fulardan (mendilden) bir şey çıkar diye ummuştum ama fos çıktı. Yamaç o 3. kurtarış’ın ne olduğunu anlamış mıdır?

  • Konuk olarak katıldığınız için spame düşüyor yorumlar hızlı yayınlanmama nedeni budur. Görüp onaylamam lazım…

    • Mervepus

      Üye oldum aslında. Ne yaparsam düzelir bu durum?

      • şifre ile login olacak gibi üye olduysanız düşmez aslinda.. Gerçi bazen konul olunca da düşmüyor. Dİsqus kendi kafasında göre yapıyor galiba. Bu seferki düşmemiş.

        • Mervepus

          Evet o şekilde üye oldum aslında. Hala spama düşüyor mu bilmiyorum. Bu arada fular meselesini anlamamışsa eğer insan sormaz mı kaç kere görüştüler sen beni ne zaman kurtardın diye. Anlamıştır bence ama üstünde durulmadı pek malesef 🙁

  • Merhaba hoşgeldiniz 🙂 Zamanı gelmişti demek ki…

    Madem rüyadan açıldı konu, o zaman sorayım. Biliyoruz ki Yamaç rüyayı görürken ‘yaşıyorsun’ diyor. Demek ki Sena’yı Nehir formatında gördü. Olabilir. O zaman bu rüyaya neden bağlandı görür görmez…

    • Mervepus

      Bence ilk yaşıyorsun dedi ve sahilde yürürken gördük nehirin arkası dönüktü sena sanmış olabilir. Peşine düşme meselesine gelince yine senaya benzetmesi olabilir belki onun gibi olur diye emminin evinde de bir an sena aklına geldi ardından nehir. Çünkü sevdiğimiz birini kaybedince yine başkasında onu aramak çok doğal bence. Nehirin gözleri kapalıyken düşündüğü kişiyide efyamcılar gibi efsunu hayal değil, efyamı sevmeme ragmen sena olarak hep. Efsun çok faklı sena ve nehirden o yuzden onunlayken onu sadece düşünüyor, efsunu sadece efsun olduğu için seviyor ki bence böylesi daha doğru. Yani benim düşüncem bu yönde. Yazılarınızı çok begendiğimi söyleyeyim geç Farkettim ama yazın diye bekleyen tayfadandım. Hayalet okuyuculuk buraya kadarmış 😅

      • 😍😍😍 teşekkürler…

  • Mihriban

    Merhaba! Emeğinize sağlık. Güzel bir eleştiri yazısı olmuş. Çukurun 3. Sezonunu merakla beklememde ki en önemli olay, İdris ve Yamaç olayıydı. 3. Sezon da Yamaç’ın duygularını ve alacağı intikamı merakla bekledim. İlk başlarda Yamaç karakteri bu hisleri çok da güzel hissetiriyordu. Ama sonradan bir şey oldu. Karakter fazla itici gelmeye başladı. Yamaç aşk hayatına atılmadan önce keşke aile içi olayları biraz izleyebilseydik. 3. Sezonda Yamaç kadar diğer aile üyelerinin de duygularını izlemek isterdim. Tabi ki Yamaç başrol diğer karakterlerden daha fazla olması gayet normal. Buna hiç bir itirazım yok. 3. Sezona baktığımız zaman diğer koçovalı kardeşler o kadar geri plana çekildi ki bu durum doğal olarak. Dizinin seyir zevkini de düşürdü. 1. Ve 2. Sezonlarda diziyi izlenir kılan en önemli şey koçovalı ailesi arasında ki aile içi yaşanan olaylardı. Ama 3. Sezonda bu durum kaybolmuş gibiydi. Ercan Kesal’ın diziden çıkması bence tüm dengeleri değiştirmiş. Yamaç’dan bir İdris koçovalı yaratmaya çalışıyorlar. Ama ne yazık ki aynı etkiyi vermiyor. Horzum ne yapar ne eder bilmiyorum. Ama artık Yamaç’ı biraz geri çekip diğer koçovalı kardeşlere alan yaratması lazım. Yamaç yine lider konumda olsun. Ama diğer kardeşleri ilgilendiren olaylarda, onlardan çok Yamaç’ı izlemeyelim. Yamaç’ın İdris’e benzediğini gösteren aşk hayatı ise başlı başına yanlış yazıldı. Yamaç Efsun hikayesinin başından beri planlandığı söylenmişti. Ama ben bu konuda onlara pek katılmıyorum. Efsun’un ilgisi Yamaç’a vardı. Buna itiraz edemem. Ama Yamaç tarafı çok ani oldu. Bir anda Nehir karakteri geri plana çekildi. Efsun üzerine senaryolar yazıldı. Bu sezon hem Efsun’un hem de Nehir’in olmadığı bölümler vardı. İki karakterde bir bölüm gözüküyor. Bir bölüm olmuyordu. Sonradan ibre Efsun’a döndü ve EfYam yazılmaya başladı. Hikaye açısından Efsun bana daha makul geliyor. En azından

    • mumbai

      Ben de twitter de tesadüfen rastladım blogunuza biraz gezineyim dedim ve çok keyif aldım. Emekli, keyifli bir site hazırlamışsınız, emeğinize sağlık. Aslında bağımsız bir yorum yapacaktım ama en son yapılan yorumu okuyunca bir hususta cevap yazmadan duramadım 🙂

      Mihriban hanım Efsun-Yamaç-Nehir sorunsalında en suçsuz Nehir’dir, en suçlu da Yamaç’tır demiş de…Ben buna maalesef hiç mi hiç katılmıyorum. Efsun-Yamaç ilişkisini bir tarafa koyup öncelikle Nehir karakterine bir bakalım bağımsız olarak. Nehir şu an neden Koçovalıların evinde, neden Yamaç’ın odasında kalıyor, neden Yamaç için bir sorumluluğa dönüşmüş durumda mesela? Yamaç yüzünden mi? Yamaç çok mu meraklı ” taşıyamadığım yüklerin altında eziliyorum” diyen çileli bir adama dönüştüğü halde bir de Nehir’i sırtına yüklenmeye, Yamaç çok mu istekliydi gerçekten. Yoksa “ben sana razıyım” diyen Nehir miydi?

      Nehir ve Yamaç bir bebek rüyası gördü. Yamaç o rüyaya Sena ve ölen bebekleriyel paralelliğinden ötürü bir değer verdi ve neden Sena yerine Nehir’i gördüğünü anlamak için konuşmaya gitti. Nehir tarafından agresifçe kovuldu ve zaten kafası darmaduman olduğu için arkasını da kovalamadı daha fazla. O noktadan sonra o rüyayı takıntı haline getiren net şekilde Nehir’di. Muhtemelen o da Yamaç gibi bir bebek kaybetti geçmişinde sevdiği adamdan ve Yamaç’tan farklı olarak çok da yalnız ve kimsesiz olduğu için o rüyayı gerçekleştirmek istedi. Bunu direkt söylemedi Yamaç’a ama adresini öğrenip kahveye gelerek, Aliço’nun mekanına gelerek, Yamaç ayak dirediği halde onu alıp alıp bir yerlere götürerek ve en nihayetinde de onu öperek gördükleri rüyayı gerçekleştirmek için örtülü olarak çabaladı uzun süre. Ama Yamaç’ın Sena le bağlı olduğu o rüyayı Nehir’le gerçekleştirmek gibi bir arzusu da düşüncesi de yoktu. Nehir’in öpücüğüne de karşılık vermedi nitekim. Bu sefer de Nehir alıp bara götürdü Yamaç’ı ve zil zurna sarhoş olduktan sonra sonunda rüya yani bebek için şartlar müsait hale geldi 🙂 Hatta belki bu kadarla kalsa bu yorumu yine de yapamazdım ama Nehir ertesi sefer Yamaç dertleşmek için geldiği halde, abisi vurulduğu ve çok sıkıntılı olduğu halde, yani ortam ve ambians en ufak bir cinsellik emaresi taşımazken durduk yere yeniden konuyu oraya taşıyarak tamamen emin olmamı sağladı. Düşünsenize adam gelmiş “abim vuruldu, yeğenim düşmanımın evinde, annem ağzıma etti beni suçladı” diye sıkıntılarını paylaşırken mevzu bir anda yatak odasında bitiyor, doğal, olağan bir akış mı bu gerçekten?????

      Ve neticede Nehir şu an halinden memnun, günlerdir eve gelmeyen bir Yamaç faktörü olmasına rağmen Nehir’in ilgi alanı Karaca’nın aşk hayatı 🙂 Yamaç’ı sevdiğini, aşık olduğunu hiç düşünmüyorum. Zaten düşünmemizi sağlayacak hiçbir hareketi de olmadı, hamilelik haberini verdiği gün Yamaç yaralı olduğu halde, sürekli yarasını tuttuğu halde ve kazağında kan olduğu halde “neyin var” bile demedi. Nehir’in derdi bebek rüyasını gerçekleştirip yalnızlığına bir son vermekti ve bunun için epey bir çabalayarak amacına ulaştı.

      Yamaç rüya faslını geçeli çok oldu, sadece babasına verdiği sözden ötürü razı oldu duruma ama peşin peşin de uyardı Nehir’i. “Benim hayatım bu işine geliyorsa yoksa vazgeçmek de özgürsün” de dedi. Nehir de “bir iki gün sonra beni sevme ihtimalin mi var” diyerek aralarında bir sevgi bağı olmadığını kendi ağzıyla dile getirdi. Şimdi bu tabloda Nehir suçsuz, Yamaç suçlu öyle mi??? Hiç katılmıyorum hiç. Tam tersi Nehir’in sırf gördükleri rüyayı gerçekleştirmek hevesine kurban giden bir Yamaç var ortada sadece. Bir de ebeveyn olmaya zerre kadar hazır ve zihnen sağlıklı olmayan ve birbirini sevmeyen bir anne ve babanın çocuğu olmak zorunda kalacak o bebek var suçsuz ve daha doğmadan son derece mağdur olan o kadar.

      • Mihriban

        Öncelikle Ben de Nehir ve Yamaç arasında bir aşk olduğuna inanmıyorum. Hele son bölümlerde ki Efsun ve Yamaç sahnelerinden sonra böyle bir şeyi iddia etmek saçma olur. Nehir karakterine ve geçmişine hakim değilim. O yüzden Yamaç ile olan ilişkisine bir yorum yapamam. Benim söylemeye çalıştığım şey tam olarak şu yaşanlarda tek suçlu Nehir veya Efsun değil. Misal siz bile yorumunuz da Yamaç’ı bir köşeye çekip. Tek sorumlu olarak Nehir’i göstermişsiniz. Ben demiyorum ki Yamaç Nehir ile evlensin veya çocuğunun annesine umut versin. Sizin yazdıklarınız olurken, Nehir tek başına değildi. Sonuçta! Hadi ilk geceleri sarhoştular. Sabahında Yamaç’ın pişman olduğunu da görmedim. İkincisinde ise gayette herşeyin farkındaydı. Bakın Nehir Yamaç’ı sevmiyor olabilir. Çocuğuna iyi bir anne olmayabilir. Benim bunlara da itirazım yok. Yamaç Nehir’i evine getirdi. Bunun için kendince bir çok sebepleri var. Nehir o eve geldi kendince sebepleri var.
        Bu noktadan sonra ikisi için bebek dışında bir bağ olması da saçma olur. Bunlara itirazım yok. Ben bu olayda ki en büyük suçlunun Yamaç olduğunu düşünüyorum. Şu nokta Yamaç’ın yapacağı her şey iki kadını da etkileyecek. En büyük eleştiriyi alması gereken kişi Yamaç iken neden gerekli tepkiyi almıyor. Bende bunu anlamıyorum…

        • mumbai

          İşte ben tam bu noktaya katılmadığımı dile getirdim zaten. Bence en büyük eleştiriyi alması gereken kesinlikle Yamaç değil. Efsun konusunda da, Nehir konusunda da. Yamaç Nehir’in hamile olduğunu öğrenir öğrenmez geldi Efsun’a anlattı, son derece şeffaf davrandı Efsun’a bir an bile saklamadı bu durumu, aksine Efsun’sa Nehir’le tanıştığını hala anlatmadı Yamaç’a. Neden Efsun’a karşı Yamaç suçlu olsun ki, bu durumda? Yamaç’ın Efsun’a karşı haksız ve de mahçup olduğu konu son bölümde Çağatay’ı kıskanıp saçmalaması ve durduk yere kavga çıkarması. Ki bu da Nehir’le alakalı bir konu değil.

          Nehir konusunda da Yamaç suçlu değil benim nazarımda. İlk birlikte oldukları gece Nehir “hiçbir şeyin sorumluluğunu almıyorum” dedi, ikincisinde “insan pişman olmayacağı şeyler yapabilir sarhoş olmadan da” dedi. Ve Yamaç da Nehir’in bu tavrından dolayı rahatça önünü sonunu düşünmeden bir şeyler yaşadı onunla. Eğer Nehir dürüst bir şekilde gerçek niyetini belli etseydi “ben bebek istiyorum, seninle aile olmak istiyorum, seninle ciddi bir ilişki düşünüyorum” falan deseydi Yamaç arkasına bakmadan giderdi, Nehir’le de hiç görüşmezdi umut vermemek için, eminim buna. Ki kendisi de “benimle sağlıklı bir ilişki düşünmüş olamazsın değil mi” diyerek dile getirdi bunu. O yüzden bu durumda, bu tabloda ben Yamaç’a suç bulmam. Sırf kadın diye mi haklı göreceğiz Nehir’i? Ya da Yamaç sırf erkek diye mi en suçlu? Mesela tam tersi olsaydı, roller değişseydi ve Nehir’in cenazesi olduğu gece Yamaç emri vaki yaparak Nehir’i bara götürüp en sert içkiyi söyleseydi ve sarhoş olduktan sonra o gece onunla beraber olsaydı, sabah da “uyanınca evimden çık hemen” diye not bırakıp gitseydi bu durumu normal görecek miydik mesela. Yamaç resmen tecavüzcü coşkun durumuna düşecekti 🙂 Öyle değil mi?

          Nehir’in Yamaç’a yaklaşımı, tavrı, üslubu en başından bu hamilelik olayına kadar hiç de normal değildi bence ( durduk yere jilet bile çekti adama yahu :)). Ama sırf kadın olduğu için normal görme eğilimi var ilginç şekilde. Ben böyle düşünüyorum en azından 🙂

          • Rizet16

            Merhaba, hoşgeldiniz
            elinize sağlık, yorumunuzu ilgiyle okudum,
            Yani bu kim suçlu kim suçsuz ya da haklı mevzusu gerçekten biraz karışık, bu 3 karakterinde yanlış olduğu noktalar var gibime geliyor, o konu üzerine çok net şu ya da bu diyemeyeceğim fakat sadece bir detayı hatırlatmak istedim; Tarafları tek tek ele aldığımızda Yamaç Nehir ve Efsun’u biliyor ikisi arasında git geller yaşıyor, Efsun, Nehir’i biliyor, Yamaç ile aralarında neler olduğunu öğrendi, hatta Nehir ile arkadaşlık kurdu. Nehir, Yamaç’ın çocuğunun annesi olacak, köşkte yaşıyor, Efsun un gerçek kimliğinden habersiz, Yamaç ile aralarında ne olup bittiğinden zerre habersiz. Bu durumu ona Yamaç söylemez muhtemelen Efsun’dan da öğrenemez. Bu açıdan bakınca da Nehir daha masumane ön plana çıkıyor ama yazınızda da bahsettiğiniz gibi durumun bu hale gelmesinde Nehir’in belli bölümlerde yaptıklarının payı da oldukça fazla. O dönem sağlıklı düşünemeyen iki bireyin takılması, yakınlaşması gibi gelişti fakat sonucunda sorumluluk alınması gereken bu durum ortaya çıktı. Her şekilde kafamda net olarak o ya da şu karakter kesinlikle suçlu diyemiyorum kendi adıma.

          • mumbai

            Zaten uzun süre şu olduğu şekilde devam edemez Nehir-Yamaç-Efsun cephesi. Ya Efsun’la ayrılırlar, ya da Nehir’le evlenme olayı falan gündeme gelir aile içinde, neticede geleneksel bir aile Koçovalılar nikahsız şekilde yaşayamaz Nehir o evde hele bir de hamilelik öğrenilince. Yani illaki bir şeyler olur ama neticede bu bir yerli dizi ve uzatabildiği kadar uzatıyor senarist çatışmaları 🙂 Ben bu Nehir’in geldiği ve büyük bir aile yemeği yedikleri sahnede Yamaç hamilelik olayını söyler diye bekledim mesela. Mantıken söylemesi de gerekirdi ama sokakta kedi yavrusu bulup eve getirmiş gibi davrandı Yamaç 🙂 Değil bebek beklediklerini söylemek, Nehir’i tanıtamadı bile geveledi durdu Nehir lafa girdi mecburen. Üstüne Yamaç’ın geceleri çatılarda uyuduğunu öğrendik lafa aralarında geçen detaylardan.

            Yani şu an Nehir’in Yamaç’la ilgili bildikleri de çok çok yeterli bazı şeyleri anlamasına bence, illa Efsun’u bilmesine gerek yok. Onu eve sırf korumak için getirdiğini biliyor, sevmediğini biliyor, bebeği sırf babasına verdiği söz için istediğini biliyor, ailesine bu durumu anlatamadığını biliyor, geceleri eve gelmediğini biliyor. Bunlar yeterli değil mi sizce, Yamaç’ın hayatındaki yerini anlamasına görmesine, illa Efsun’u öğrenince mi kafasına bir şeyler dank edecek???

      • Merhaba hoşgeldiniz 🙂 – kustururcasına denilecek sıklıkla yaptığım tweet paylaşımları etkisini gösteriyor desenize. Siteyi beğenmenize ayrıca sevindim. Teşekkürler ^^

        Yukarıdaki yazıda Rizet yazmıştı, Nehir’i ilk tanıdığımız tımarhane sahneleri ve devamındaki kendine güveni, özgür-özgün tarzı söndü bitti. Bugün Koçovalı malikanesinde bir odaya sığındı.

        Varsın Nehir konusunda senarist peşinden atlı koşturuyormuşcasına rüyayı gerçekleştirsin. Nehir gerçekten yalnızlığını bir bebekle kapatmak istese onu çok rahat yapabilecek özgürlükteydi. O gerçekten rüyanın peşinden gitti. Bebeğine ‘baba’ istedi. ve söylediklerinize katılıyorum, bunun için epeyce çaba harcadı. Arıyorsun, açan yok; cevapsız çağrılarına dönen yok. Israrla mekanlarına gidip onu arıyorsun senin yanındayken tavrı belli. Ama durmak yok yola devam eder misali… Çok bencilce…

        • mumbai

          Ben Nehir’in baştaki davranışlarını da son derece rahatsız edici buluyordum açıkçası. Daha bismillah ilk sahnesinde geldi Yamaç’ın eşyalarını dağıttı, odadan kovaladı, tehdit etti, sonra gece geldi yanına yattı. Ya bunların hepsi taciz aslında ama yapan kadın, maruz kalan erkek olunca öyle görünmüyor niyeyse 🙂

          O yüzden Nehir ne baştaki ne sondaki hiçbir haliyle göze hoş gelen bir karakter değildi benim için. Üstelik Yamaç o kadar yaralı ve kırgındı ki bu sezonda, Nehir’in dangul dungul tavırlarıyla muhatap olmasına ekstra kıl oldum. Çocuk alttan aldıkça, efendiliği elden bırakmadıkça tepesine çıktı resmen, bacak arasına tekme falan attı, kızın şaka anlayışına bakar mısınız ya, hamile kalmasa yarın öbür gün güreşe de tutuşurdu Yamaç’la 🙂 Yamaç bey abi diyip duruyordu bir de bir ara tüylerim diken diken oluyordu. Ay şimdi o zamanları hatırlayınca biraz durulduğu değiştiği iyi bile olmuş bence. Tahammül sınırlarımı zorluyordu ve Yamaç gibi özel bir karakterin yanına şöyle bir kızı hiç yakıştıramıyordum hiç.

    • Merhaba Mihriban, hoşgeldin 🙂 Ben de Koçovalıları ama en çok Koçovalı Biraderler’i izlemek isterim. Oyuncuların performansından da emin olunca ne yazılırsa yazılsın keyif verir düşüncem baki… Bknz Selim – Yamaç çatı sahnesi.

      Çukurevde’de bu dörtlüyü istedim durdum ama o da iptal oldu 🙁

  • Selamlar herkese ^^. Twitter yolcusuyum ben de. Yazıya ve yorumlara göz attım. Yazı için öncelikle ellerinize sağlık. Güzel olmuş, ben de bu karantina sürecinde evde boş otururken birkaç kelam etmek istiyorum.

    Önce ben senaristimizden başlamak istiyorum. Bu dizideki her karakter babasından yaralı ve çoğunluk babasının yolundan gidiyor. Babası ile sorun yaşamayan bir karakter yok. Acaba senaristimiz de böyle bir şahıs mı ki böyle babalardan yaralı karakterler yazıyor merak ediyorum açıkçası. Senaryonun işleniş açısından başarılı olmasına karşılık bu kadar uzun dizi süreleri üzerinde elindeki karakter zenginliğini mahveden bir senarist var. Yani diğer diziler bu uzun dizi süreleri yüzünden gittikçe saçmalamak zorunda kalmışken (bunu bir zorunluluk olarak görüyorum) Çukur dizisinde yaratılan karakterlerin derinine sadece 1.sezonda inildi. 2.sezonda bu azalsa da, 3.sezonda tamamen soyutlandı. Bu yan karakterleri derin yazabilen tek dizi Ezel’di bana kalırsa. Dizideki tüm karakterlerin bir derinliği vardı. Ezel dışında Eyşan,Ali,Cengiz gibi kalan başrollerin geçmişleri, neden kötü oldukları vurgulanıp çok derin yazılırdı. Onun dışında Tevfik, Kamil, Şebnem, Temmuz ve 2.sezonun ana taşları olan Ramiz-Kenan hesaplaşması, 4 bölüm gelmesine rağmen Sekiz karakteri, Ezel’in ailesi hepsi çok derindi Bunu çok iyi yapmıştı Ezel. Çukur’dan da bunu beklemiştim açıkçası. Çünkü karakterler o zenginlikteydi.

    Yazıda harcanan karakterlerin hepsine katılıyorum. Damla Serim görüşüne de aynı şekilde. 3.sezon senaryo olarak ilk 2 sezondan çok farklı bir şekilde ilerliyor senaryosal olarak. Bir farklılık var. Ayrıca yeni bir görüntü yönetmeni falan mı dahil oldu? Çok farklı bu sezon. Tamam normalde her sezonu birbirinden ayırt etmek için çekimler, renkler falan bir farklılık getirir diziye. Ancak bu sezonkiler çok anormal geliyor.

    Şimdi ilk sezonla paralel gitme olayı vardı yorumlarda. Bunu ben de beğeniyorum. Hoş detaylar falan var. Celasun-Karaca evliliği zaten kesinlikle olacak bir şey değil. Bahsedildiği üzere Cemil-Saadet gibi olacak. Tabii tepkiye göre de yazılan çok senaryo var bu da kötü bir durum. Kendisi itiraf ediyor Gökhan Horzum bunu. Sevilmeyen hikayeyi pasifleştirdiğini veya karakteri öldürdüğünü söylüyor. Nehir de öyle oldu bence. Karakterin genel itibariyle sevilmediğini düşünüyorum ben de bunun sebebinin de yine çoğu kişinin ortak fikri olan Sena’ya bağlıyorum. Yakıştıranlara da saygı duyuyorum. Nehir karakteri bilerek pasifleştirildi hatta ben Yamaç ile sahnelerinin artacağından emindim ama bir anda kesildi. Seyirci isteğine göre gelen bir senaryoydu o. Nasıl ki 2.sezonda Karaca-Celasun’a kayıyorken hikaye gelen aşırı tepkilerden bu yoldan dönüldü yine öyle oldu bu durum da.

    Yazıda bir şey dikkatimi çekti. Cumali’nin babasının katilinin peşine düşmediğini söylemişsiniz. Benim hatırladığım kadarıyla Cumali, Yamaç’ın, Vartolu ile yüzleşme yaptığı zamanı, babasının katiline ayırdıklarını düşünüyor. Yani Vartolu öyle söylemişti ona. Yamaç’ın ölü sanıldığı zaman Cumali, Vartolu ve Yamaç’ın babalarının katilinin peşinde olduğunu öğrendi. Ha daha önce neden sormadı diyecek olursanız o sırada da Vartolu’nun Berlin olayında babasının katilinin peşine gittiğinden haberdardı.

    Yapım ve senaryo ekibinin birbirlerine dokundurma olayı komiğime gitti düşünürken. Bazı detaylar çok gerçekçi duruyor valla. Fakat sadece Aras ve Cio arasında bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum onun dışında gerçekçilik payı var.

    Yorumlarda kimse bahsetmemiş ama Timsah Celil karakterine de çok kötü muamele edilmiş. Üstüne oynayan oyuncunun da instagram hesabından yaptığı paylaşım beni üzmüştü. 9 bölüm senaryo yazmamışlar adama sonra bir anda çağırıp gel zaten 2 bölüme öldüreceğiz demişler, kısaca ayıp olmuş. Ayrıca bu oyuncular arasındaki gruplaşma işi beni de biraz kaşındırıyor yani. Aynı karakterler hep aynı oyuncularla karşı karşıya geliyor. Akın karakteri ve kardeşi Karaca konuşmuyor sanki düşmanlar. Evine bir tane yabancı misafir gelse onunla bile bu sözde abi-kardeş’ten daha fazla konuşursun :))

    Yamaç karakterinin evrimi güzel yazılmıştı. Duygu geçişlerini de Aras Bulut mükemmel oynuyordu hala da öyle. Kahramanlık olayı bu sezon nirvanaya çıksa da Yamaç’tan çok soğuyamıyorum. Çiftler hakkında çok konuşmak istemiyorum. Azer-Karaca çok sevdiğim bir çift değil ama yorumlarda da yazılan o kasıntılık biraz var yani abartılı bir eleştirme gereği duymuyorum. Normal bir çift gibiler yani. Aham şaham bir durumları da yok tü kaka diyecek bir şey de. Efsun-Yamaç ise diziye gelmiş en iyi çift bana kalsa. İki oyuncunun da başarılı olması ve oynamaları üstüne senaryoları güzel gidiyor. Üçgenlerden gram haz etmem ama bu çifte yakışıyor bu üçgen meselesi bence.

    Bu arada Erdenetler > Koçovalılar bence. Çağatay’a bayılmıştım umarım Arık Böke de iyi yazılmıştır. Bence Çağatay’ı da geçecek bakalım..

    • Rizet16

      Merhaba, Hoş geldiniz.
      Yorumunuzu severek okudum elinize sağlık,

      Karakter zenginliği ve bunu kullanamama yani hikayeleri derinleştirememe konusunda size kesinlikle katılıyorum, Ezel ile ilgili verdiğiniz örnek başlı başına doğru zaten Ezel in diğerlerinden ayıran, Türk dizi tarihinde kendisine farklı bir yer edinmesini sağlayan özelliklerden en önemlisi buydu, bahsettiğiniz gibi Çukurda da buna benzer bir karakter zenginliği var aslında ilk sezon bu çok güzel hissetmiş ve yaşamıştık, beklentimiz belki de bu yüzden üst seviyede. Yani dizi sürelerinin bu kadar uzun olmasından dert yanıp, elinde en az hikayesini derinleştirebileceğin 20-25 karakter olmasına rağmen, konuları budayarak, diziyi sığ hikayeler arasına sıkıştırmakta olur şey değil, oysa her hikaye ayrı bir koldan devam ediyor olsa çok daha kaliteli bir işe dönüşebilirdi. Sonuna kadar katılıyorum size.

      3. sezon senaryosundaki bazı alışık olmadığımız durumların Damla Serim ile bağlantılı olduğunu, benim gibi düşünen bir izleyici daha çıktı, giderek artıyoruz :))

      Senaryonun sosyal medya izleyici tepkilerine göre değiştirilmesi, en baştan beri izleyen bizim gibi izleyicilerin ana hikayeye olan inançlarını düşürdüğü kanısındayım, bu tarz değişimler bir çok mantık hatası ve kabul edilemeyen durumları da beraberinde getiriyor maalesef.

      Baykal’dan beri kendine has tarzı olan, kaliteli düşmanları seviyorum Erdenetler’in katılımı da şimdiye kadar ufak tefek sorunlar dışında öyle oldu. Ay Yapım’ın Çukur’u zaman zaman bir sonraki işi için oyuncu parlatma platformu olarakta kullandığını düşünürsek (Barış Arduç özelinde) Arık Böke’nin iyi yazılacağını, ses getireceğini ve diziden iz bırakarak ayrılacağını düşünüyorum.

      • Selamlar, teşekkür ederim hoş buldum..

        Damla Serim ile ilgili bazı forumlarda daha çok eleştiri var yani yalnız değiliz fazla :))))
        Senaryo değişimi herkesin bahsettiği üzere seyirciye de saygısızlık. Fakat senarist bu değişimi “genel olarak seyircilerin beğenmediğini düşündüğü için yaptığını söylüyor. Belki de bunu gerekçe edinip kendini rahatlatıyordur.

        Umarım Arık Böke gerçekten iz bırakır ve Yamaç karşısında çok da ezilmez. Çağatay’ı Yamaç çok ezemedi diğer karakterlere nazaran. Doğru olan da buydu zaten. Arık Böke de işlerin içine dahil olacak ise aralarında oluşacak elektriğin Efsun yüzünden iyice artarak kızışmasıyla edecekleri bir kavgada umarım Yamaç tarafından çok dumura uğratılmaz. Karakteri ben daha ilk girişi ile Çağatay’dan daha çok sevdim. Daha eğlenceli bir adama benziyor ve yaralı o da. Babası tarafından çok yaralı olduğunu ve içinde birazcık o merhametin var olduğunu görebiliyorum. Çocuk ruhlu bir tipe benziyor. Emrah da öyleydi ama o çok katı bir karakterdi. Bu karakter umarım Yamaç yolunda harcanmaz diğerleri gibi.

    • Merhaba Hoşgeldiniz ^^

      Timsah Celil’e çok üzüldüm ben. Detaylı yazılmış bir karakterdi. Arabası, evinin dekorları, imajı, konuşması… Görüntülerin onda olması çok daha farklı yerlere gidebilirdi. işin içine Ziya girince saçmaladı.

      • Evet, Almanya gitme zorunluluğu nedeniyle Ziya falan katıldı işin içine. Senaryosal değil bence Erkan Bey’in turneleri vs de olabilir bunun nedeni. Bilemeyeceğim artık. Timsah çok güzel bir karakterdi başta yazılanın çok aksine gösterildiyse de yine de güldürüyordu. Oyuncuya da ayıp edilmiş üstelik.

  • elzem

    Diziden mahrum kaldığımız sıralarda güzel hatırlatma olmuş yazı ellerinize sağlık. Gökhan Horzum için karakterleri Yamaç dışında iyi yazmadığı fikrine katılıyorum. Onun dışında senaryodaki matematiği iyi kurguladığını düşünüyorum. İlk sezonla karakterler çok paralel gidiyor. Zenginlik konusunda belki kapasitesi kısıtlı olarak düşünebilirsiniz bu durumu ama ben öyle düşünmüyorum. Senaryodaki tekrar hoşuma giden bir şey çok eleştirilmiş bu ama benim görüşüm bu şekilde.

    Bu sezonun en büyük kaybı yan karakterler oldu bence de. Özellikle Koçovalı abiler. Bu karakterler çok boşta kalıyor bu zaten çoğunluğun ortak fikri. Benim en çok üzüldüğüm kısım Vartolu oluyor. Bu karakter Çukur’dan çok ayrı yazılıyor. Sanki farklı bir evrendeymiş gibi değil mi? Yani hep Yamaç ile sahnesi var veya Medet ile. 2.sezon daha çok Çukur’daydı aksine 25.bölüm sonrası Çukur alınmıştı Karakuzulardan. Kalan 9 bölümde Çukur’da bulunma süresi, 3.sezonda Çukur’da toplam bulunma süresinden daha fazla. 25.bölüm çekildi 3.sezon ve Vartolu karakteri sadece kahvede 5 dk otururken veya Yamaç’ı depoya kilitlerken Çukur’da bulundu. Bir keresinde halay çektiler orada da Berlin’e gideceğinden orada bulundu ve tüyüp gitti. İlk 2 sezon Saadet ile aşkı hiç antipatik bir durumda değildi hatta ilk sezon enfes yazılmıştı. 2.sezon ise o karanlık odada kalan Saadet’in kötü senaryosuna rağmen o hissi alabiliyorduk. En azından merak ediyordu karısını. Bu sezon ise Saadet’in inanılmaz bir empati yoksunluğu da devreye girince çok antipatik hale büründü. Hele karakterin yazıda da bahsedilen Sultan’ın elini öpme olayı karakterin kendisine ihanettir.

    Azer konusunda da altta yazan arkadaşa bir konuda katılıyorum (baiano). O da tek olarak Azer’in saldırıya geçmemesi. Onun dışında Azer karakteri son derece Çukur’a damga vurdu ve sevildi. Karakterin mizacı dolayısıyla Koçovalılar’la başından beri dost olacağı sinyalini de alıyorduk. Azer Koçovalı duvar yazıları boşuna yazılmadı. Bu karakterin işlerden elinin kolunun çektirilmesi ve bir anda istekle yazılan Azer-Karaca aşkı ile bir kedi yavrusuna dönüşmesi zoruma giden başka mesele. Akın için herkes yazmış zaten 3.sezonun en büyük balonu oldu karakter.

    Yamaç da İdris Koçovalı’ya benzeme evrenine geçişini görüyoruz bu sezon. İyi de işleniyor bu konu. Senaryo kurgusunu başarılı buluyorum burada. Bölümlerin bile ilk sezondaki olayların bölümüyle çakışması çok güzel jest oluyor seyirciye.Aksine ben Celasun ve Karaca evlilik kararı veren Yamaç’ı çok gömemiyorum. Evet çok itici bir olay, asla tasvip edilmemeli. Aslında orada bize verilmek istenenin Yamaç’ın artık tamamen bir İdris Koçovalı olduğunun kanıtıydı. Şimdi orada Yamaç yerine İdris’in oturduğunu düşünürseniz aile bireylerinin verdiği tepkilerin birebir aynı olacağından eminim. Hepsi sanki karşılarında İdris varmışcasına tepki veriyor. Sultan zaten İdris’i görüyor artık karşısında. Yamaç ona bağırınca kameranın İdris’in fotoğrafına kayması bunun kanıtı. Artık o adam Yamaç değil İdris oldu. Bunun mesajı verildi bize bence. İşte ilk sezonda Saadet ve Cemil kararı nasıl alındıysa aynısı Celasun ve Karaca için yapılıyor. Azer’in başından beri bir Vartolu paralelliği taşıdığını da düşünüyordum. Yanılmadığımı da düşünüyorum. Buradan da Celasun’un öleceği anlamını çıkarıyorum.

    Çiftler çok eleştirilmiş yorumlarda. Azer ve Karaca için bence de kimya olarak çok zayıf kalan bir ikili olduklarını düşünüyorum. Oyuncuları aşağılamak istemem yalnız Cihangir Ceyhan aşk rolünü asla oynayabilecek bir kapasitede değil bu karakterle. Başka bir karakter oynamış olsa oynayabilir ama Azer karakteriyle bunu oynayabilecek bir kapasitedeki bir oyuncu değil zannımca. Oyuncu kötü demiyorum yanlış anlaşılmasın hatta Azer karakterini çok iyi taşıdığını söyleyebilirim. Fakat bu aşk işini taşıyamadığını görüyorum belki de oyuncu buna inanmıyor çünkü inanmak da bu işin yarısı. Kasılmanın nedeni de bu olabilir, oyuncunun bu karakterin bu aşka yakalanmayacağını düşünüyor olabilir. Çünkü Azer-Efsun-Yamaç üçgeni yazacaklardı. Azer’in hep Efsun’a etkilenerek bakması çok gözümüze sokulan bir şeydi. Bir anda o bakışları değişti falan veya Azer’i Efsun kurtarınca kardeşi adını unuttum o çocuk yenge iması yapıyordu veya Yamaç’ın ölüm haberini vermişti Efsun’a. Efsun biraz bozulup arabaya binince ona bakışı bunun en büyük kanıtıydı. Neyse işte dediğim gibi oyuncu buna inanmıyor bence. Ece Yaşar’dan yana sıkıntım yok oynamasından ama Cihangir’de bunu net hissediyorum.

    Hazal Subaşı bence diziye yakıştı fanlık yapanlar oyuncuları çok yerden yere vuruyor ama yakıştı oyuncu bu diziye. Karakter Sena’ya benziyor diye yerden yere vurmak anlamsız. Hatta Sena rolünü daha iyi taşırdı Dilan’dan başta oynasaydı. Karakterin son hali de içler acısı. Bir de nişan haberi dolaşıyor Allah vermesin diyorum umarım yalandır. Üstüne Sultan zorlayacakmış bunu. Yamaç, Sultan’a bunca yaptığı hareketten sonra bunu dinlerse herhalde Horzum kalemi bıraksın artık diyeceğim.

    Ben de çoğu kişi gibi EfYam’cıyım. Hem de bir erkek olarak ilk defa bir dizide fandomluk seviyesine geldim. Yıllarca eleştirdiğim bataklığa düştüm sonunda. Kınadım ve başıma geldi. Zaten herkes yazmış yazılacak bir şey kalmamış. Aras ve Damla uyumu muhteşem. İlk defa bir çift yüzünden ekrana giresim geliyor. Bir de tam birbirlerine yaklaşamamaları çok hoşuma gidiyor.

    Yazıyı çok beğendim, tebrik ediyorum sizi. Yine de senaryoyu çok yere vuramıyorum. Erdenetler ailesini de merakla bekliyorum. Benim en çok merak ettiğim konu ise Meliha’nın sırrı. O sır ile Horzum dizinin tüm yolunu değiştiredebilir veya sonunu da hazırlayabilir. Sağlıcakla kalın…

    • Rizet16

      Merhaba,
      Yorumunuzla keyif kattınız, teşekkür ederim.
      Nehir ile Yamaç nişan mevzusu ne yazık ki doğru sanırım ben de okudum, çok ta hoşlanmadım açıkçası neyse bu karakter benim gözümde doğum sonrası ölecek veya ortadan kaybolacak düşüncesi taşıdığımdan bu konuya çokta fazla takılmamalıyız gibime geliyor.

      Ayrıca benim yazıda değinmeyi unuttuğum bir konuyu da hatırlatmışsınız. Evet Azer karakterine bir dönem Efsun’a meyilli olduğu yönünde detaylar yazılmıştı, bahsettiğiniz gibi sonra ne olduysa durumlar bir anda değişti; Azer-Karaca oldu diğer tarafta Çağatay-Efsun-Yamaç üçgenine döndürüldü. Bu konuyu gerçekten yazarken atlamışım, çok haklısınız böyle bir değişikliği tamamen fanların Azer-Karaca aşkı isteğinden kaynaklandığını düşünmüyorum ama tabi G. Horzum’un bir röportajda ”Azer-Karaca yazmamak aptallık olurdu” söylemi olduğuda bir gerçek.
      Yine de belirttiğiniz gibi dizide sorunlar var ama ana matematiğinde problem yok yani bizim değindiğimiz sorunlar (ki giderilemeyecek şeyler değil bunlar) halledildiğinde gayet keyifli ve eski heyecan verici şekline yakın bir biçimde devam edebilir kanımca.

      • balvin

        Azer-Efsun-Yamaç üçgeni hakkında bir bilgi duymuştum. Nejat İşler, diziye dahil olmadan önce çoğu teklifi geri çevirmiş ancak Aralık ayının ortalarında teklifi kabul etmiş. Bu durumda ani bir dönüş yapılıp Efsun-Çağatay-Yamaç üçgenine dönülmüş. Asıl düşman Çağatay olunca da Azer geri planda kalmış oldu. Azer-Karaca için Efsun-Yamaç-Azer üçgeninin bozulduğuna ben de inanmıyorum. “Azer ve Karaca yazmamak aptallık olurdu” demesini ben de izlemiştim. Ancak o çizgiden gitmiyor orada hatta Selim ve Akın’ı da katmıştı röportajda G.Horzum. Sadece ağza bir parmak bal çalma misali sahnelerle geçiştiriyor hikayeyi. Nejat İşler teklifi kabul etmese zaten Ebu Kayser ile devam edilirdi büyük ihtimal. O üçgen de böyle sürerdi Azer ile Yamaç arasında.

        • Rizet16

          Nejat İşler’in diziye dahil oluş süreci ve anlaşma aşamasında olanlar hakkında bilgi sahibi değildim, aydınlattığınız için teşekkürler. Sanıyorum ki aynı dönemlere tekabül eder bir ara Ebu Kayser karakteri için bir takım oyuncuların isimleri geçiyordu, hatta sosyal medyaya bile düşmüştü o dönem bu bahsettiğiniz anlaşma onaylanınca sanıyorum ki o karakterden bu dönem için vazgeçildi.

          • balvin

            Rica ederim. Evet bahsettiğiniz oyuncu Ekrem İspir’di galiba. Sonrasında EDHO’ya transfer olmuştu. Bence el altında hala bir anlaşma yatıyordur 4.sezona sarkmıştır.

      • elzem

        yalnız yorumum gözükmüyor ben de sizde de öyle mi? önemsiz olarak işaretlendi yazıyor.

        • Rizet16

          Ben de şimdi farkettim, bazen otomatik olarak spam a düşüyor yorumlar nedenini bilemiyorum ama Aslı gördüğünde müdahale edecektir, yorum tekrardan görünür hale gelir diye tahmin ediyorum.

          • elzem

            umarım öyle olur baya yazmıştım çünkü 🙂

          • Rizet16

            Kesinlikle kaybolursa yazık olur ama sanmam merak etmeyin, en kötü ihtimalle 1 kopyası mailine düşer oradan kopyala yapıştır yapar yine halleder Aslı.

          • elzem

            Teşekkür ederim bilgi için. Kopya olarak mailime düşmüş. Buldum şimdi

        • Merhaba, spam’e düşen yorumlar (sanırım konuk olarak kayıt oldunuz disqus’a) için mail düşüyor bana bu sefer düşmemiş. Yorumuzunu görünce fark ettim. Panelden düzelttim hemen 🙂

      • elzem

        Şöyle konu dağılmasın diye cevabın altına yazıyı yapıştırayım.

        Diziden mahrum kaldığımız sıralarda güzel hatırlatma olmuş yazı ellerinize sağlık. Gökhan Horzum için karakterleri Yamaç dışında iyi yazmadığı fikrine katılıyorum. Onun dışında senaryodaki matematiği iyi kurguladığını düşünüyorum. İlk sezonla karakterler çok paralel gidiyor. Zenginlik konusunda belki kapasitesi kısıtlı olarak düşünebilirsiniz bu durumu ama ben öyle düşünmüyorum. Senaryodaki tekrar hoşuma giden bir şey çok eleştirilmiş bu ama benim görüşüm bu şekilde.

        Bu sezonun en büyük kaybı yan karakterler oldu bence de. Özellikle Koçovalı abiler. Bu karakterler çok boşta kalıyor bu zaten çoğunluğun ortak fikri. Benim en çok üzüldüğüm kısım Vartolu oluyor. Bu karakter Çukur’dan çok ayrı yazılıyor. Sanki farklı bir evrendeymiş gibi değil mi? Yani hep Yamaç ile sahnesi var veya Medet ile. 2.sezon daha çok Çukur’daydı aksine 25.bölüm sonrası Çukur alınmıştı Karakuzulardan. Kalan 9 bölümde Çukur’da bulunma süresi, 3.sezonda Çukur’da toplam bulunma süresinden daha fazla. 25.bölüm çekildi 3.sezon ve Vartolu karakteri sadece kahvede 5 dk otururken veya Yamaç’ı depoya kilitlerken Çukur’da bulundu. Bir keresinde halay çektiler orada da Berlin’e gideceğinden orada bulundu ve tüyüp gitti. İlk 2 sezon Saadet ile aşkı hiç antipatik bir durumda değildi hatta ilk sezon enfes yazılmıştı. 2.sezon ise o karanlık odada kalan Saadet’in kötü senaryosuna rağmen o hissi alabiliyorduk. En azından merak ediyordu karısını. Bu sezon ise Saadet’in inanılmaz bir empati yoksunluğu da devreye girince çok antipatik hale büründü. Hele karakterin yazıda da bahsedilen Sultan’ın elini öpme olayı karakterin kendisine ihanettir.

        Azer konusunda da altta yazan arkadaşa bir konuda katılıyorum (baiano). O da tek olarak Azer’in saldırıya geçmemesi. Onun dışında Azer karakteri son derece Çukur’a damga vurdu ve sevildi. Karakterin mizacı do layısıyla Koçovalılar’la başından beri dost olacağı sinyalini de alıyorduk. Azer Koçovalı duvar yazıları boşuna yazılmadı. Bu karakterin işlerden elinin kolunun çektirilmesi ve bir anda istekle yazılan Azer-Karaca aşkı ile bir kedi yavrusuna dönüşmesi zoruma giden başka mesele. Akın için herkes yazmış zaten 3.sezonun en büyük balonu oldu karakter.

        Yamaç da İdris Koçovalı’ya benzeme evrenine geçişini görüyoruz bu sezon. İyi de işleniyor bu konu. Senaryo kurgusunu başarılı buluyorum burada. Bölümlerin bile ilk sezondaki olayların bölümüyle çakışması çok güzel jest oluyor seyirciye.Aksine ben Celasun ve Karaca evlilik kararı veren Yamaç’ı çok gömemiyorum. Evet çok itici bir olay, asla tasvip edilmemeli. Aslında orada bize verilmek istenenin Yamaç’ın artık tamamen bir İdris Koçovalı olduğunun kanıtıydı. Şimdi orada Yamaç yerine İdris’in oturduğunu düşünürseniz aile bireylerinin verdiği tepkilerin bir ebir aynı olacağından eminim. Hepsi sanki karşılarında İdris varmışcasına tepki veriyor. Sultan zaten İdris’i görüyor artık karşısında. Yamaç ona bağırınca kameranın İdris’in fotoğrafına kayması bunun kanıtı. Artık o adam Yamaç değil İdris oldu. Bunun mesajı verildi bize bence. İşte ilk sezonda Saadet ve Cemil kararı nasıl alındıysa aynısı Celasun ve Karaca için yapılıyor. Azer’in başından beri bir Vartolu paralelliği taşıdığını da düşünüyordum. Yanılmadığımı da düşünüyorum. Buradan da Celasun’un öleceği anlamını çıkarıyorum.

        Çiftler çok eleştirilmiş yorumlarda. Azer ve Karaca için bence de kimya olarak çok zayıf kalan bir ikili olduklarını düşünüyorum. Oyuncuları aşağılamak istemem yalnız Cihangir Ceyhan aşk rolünü asla oynayabilecek bir kapasitede değil bu karakterle. Başka bir karakter oynamış olsa oynayabilir ama Azer karakteriyle bunu oynayabilecek bir kapasitedeki bir oyuncu değil zannımca. Oyuncu kötü demiyorum yanlış anlaşılmasın hatta Azer karakterini çok iyi taşıdığını söyleyebilirim. Fakat bu aşk işini taşıyamadığını görüyorum belki de oyuncu buna inanmıyor çünkü inanmak da bu işin yarısı. Kasılmanın nedeni de bu olabilir, oyuncunun bu karakterin bu aşka yakalanmayacağını düşünüyor olabilir. Çünkü Azer-Efsun-Yamaç üçgeni yazacaklardı. Azer’in hep Efsun’a etkilenerek bakması çok gözümüze sokulan bir şeydi. Bir anda o bakışları değişti falan veya Azer’i Efsun kurtarınca kardeşi adını unuttum o çocuk yenge iması yapıyordu veya Yamaç’ın ölüm haberini vermişti Efsun’a. Efsun biraz bozulup arabaya binince ona bakışı bunun en büyük kanıtıydı. Neyse işte dediğim gibi oyuncu buna inanmıyor bence. Ece Yaşar’dan yana sıkıntım yok oynamasından ama Cihangir’de bunu net hissediyorum.

        Hazal Subaşı bence diziye yakıştı fanlık yapanlar oyuncuları çok yerden yere vuruyor ama yakıştı oyuncu bu diziye. Karakter Sena’ya benziyor diye yerden yere vurmak anlamsız. Hatta Sena rolünü daha iyi taşırdı Dilan’dan başta oynasaydı. Karakterin son hali de içler acısı. Bir de nişan haberi dolaşıyor Allah vermesin diyorum umarım yalandır. Üstüne Sultan zorlayacakmış bunu. Yamaç, Sultan’a bunca yaptığı hareketten sonra bunu dinlerse herhalde Horzum kalemi bıraksın artık diyeceğim.

        Ben de çoğu kişi gibi EfYam’cıyım. Hem de bir erkek olarak ilk defa bir dizide fandomluk seviyesine geldim. Yıllarca eleştirdiğim bataklığa düştüm sonunda. Kınadım ve başıma geldi. Zaten herkes yazmış yazılacak bir şey kalmamış. Aras ve Damla uyumu muhteşem. İlk defa bir çift yüzünden ekrana giresim geliyor. Bir de tam birbirlerine yaklaşamamaları çok hoşuma gidiyor.

        Yazıyı çok beğendim, tebrik ediyorum sizi. Yine de senaryoyu çok yere vuramıyorum. Erdenetler ailesini de merakla bekliyorum. Benim en çok merak ettiğim konu ise Meliha’nın sırrı. O sır ile Horzum dizinin tüm yolunu değiştiredebilir veya sonunu da hazırlayabilir. Sağlıcakla kalın…

      • elzem

        Konu dağlmasın diye şuraya yapıştırayım…

        Diziden mahrum kaldığımız sıralarda güzel hatırlatma olmuş yazı ellerinize sağlık. Gökhan Horzum için karakterleri Yamaç dışında iyi yazmadığı fikrine katılıyorum. Onun dışında senaryodaki matematiği iyi kurguladığını düşünüyorum. İlk sezonla karakterler çok paralel gidiyor. Zenginlik konusunda belki kapasitesi kısıtlı olarak düşünebilirsiniz bu durumu ama ben öyle düşünmüyorum. Senaryodaki tekrar hoşuma giden bir şey çok eleştirilmiş bu ama benim görüşüm bu şekilde.

        Bu sezonun en büyük kaybı yan karakterler oldu bence de. Özellikle Koçovalı abiler. Bu karakterler çok boşta kalıyor bu zaten çoğunluğun ortak fikri. Benim en çok üzüldüğüm kısım Vartolu oluyor. Bu karakter Çukur’dan çok ayrı yazılıyor. Sanki farklı bir evrendeymiş gibi değil mi? Yani hep Yamaç ile sahnesi var veya Medet ile. 2.sezon daha çok Çukur’daydı aksine 25.bölüm sonrası Çukur alınmıştı Karakuzulardan. Kalan 9 bölümde Çukur’da bulunma süresi, 3.sezonda Çukur’da toplam bulunma süresinden daha fazla. 25.bölüm çekildi 3.sezon ve Vartolu karakteri sadece kahvede 5 dk otururken veya Yamaç’ı depoya kilitlerken Çukur’da bulundu. Bir keresinde halay çektiler orada da Berlin’e gideceğinden orada bulundu ve tüyüp gitti. İlk 2 sezon Saadet ile aşkı hiç antipatik bir durumda değildi hatta ilk sezon enfes yazılmıştı. 2.sezon ise o karanlık odada kalan Saadet’in kötü senaryosuna rağmen o hissi alabiliyorduk. En azından merak ediyordu karısını. Bu sezon ise Saadet’in inanılmaz bir empati yoksunluğu da devreye girince çok antipatik hale büründü. Hele karakterin yazıda da bahsedilen Sultan’ın elini öpme olayı karakterin kendisine ihanettir.

        Azer konusunda da altta yazan arkadaşa bir konuda katılıyorum (baiano). O da tek olarak Azer’in saldırıya geçmemesi. Onun dışında Azer karakteri son derece Çukur’a damga vurdu ve sevildi. Karakterin mizacı do layısıyla Koçovalılar’la başından beri dost olacağı sinyalini de alıyorduk. Azer Koçovalı duvar yazıları boşuna yazılmadı. Bu karakterin işlerden elinin kolunun çektirilmesi ve bir anda istekle yazılan Azer-Karaca aşkı ile bir kedi yavrusuna dönüşmesi zoruma giden başka mesele. Akın için herkes yazmış zaten 3.sezonun en büyük balonu oldu karakter.

        Yamaç da İdris Koçovalı’ya benzeme evrenine geçişini görüyoruz bu sezon. İyi de işleniyor bu konu. Senaryo kurgusunu başarılı buluyorum burada. Bölümlerin bile ilk sezondaki olayların bölümüyle çakışması çok güzel jest oluyor seyirciye.Aksine ben Celasun ve Karaca evlilik kararı veren Yamaç’ı çok gömemiyorum. Evet çok itici bir olay, asla tasvip edilmemeli. Aslında orada bize verilmek istenenin Yamaç’ın artık tamamen bir İdris Koçovalı olduğunun kanıtıydı. Şimdi orada Yamaç yerine İdris’in oturduğunu düşünürseniz aile bireylerinin verdiği tepkilerin bir ebir aynı olacağından eminim. Hepsi sanki karşılarında İdris varmışcasına tepki veriyor. Sultan zaten İdris’i görüyor artık karşısında. Yamaç ona bağırınca kameranın İdris’in fotoğrafına kayması bunun kanıtı. Artık o adam Yamaç değil İdris oldu. Bunun mesajı verildi bize bence. İşte ilk sezonda Saadet ve Cemil kararı nasıl alındıysa aynısı Celasun ve Karaca için yapılıyor. Azer’in başından beri bir Vartolu paralelliği taşıdığını da düşünüyordum. Yanılmadığımı da düşünüyorum. Buradan da Celasun’un öleceği anlamını çıkarıyorum.

        Çiftler çok eleştirilmiş yorumlarda. Azer ve Karaca için bence de kimya olarak çok zayıf kalan bir ikili olduklarını düşünüyorum. Oyuncuları aşağılamak istemem yalnız Cihangir Ceyhan aşk rolünü asla oynayabilecek bir kapasitede değil bu karakterle. Başka bir karakter oynamış olsa oynayabilir ama Azer karakteriyle bunu oynayabilecek bir kapasitedeki bir oyuncu değil zannımca. Oyuncu kötü demiyorum yanlış anlaşılmasın hatta Azer karakterini çok iyi taşıdığını söyleyebilirim. Fakat bu aşk işini taşıyamadığını görüyorum belki de oyuncu buna inanmıyor çünkü inanmak da bu işin yarısı. Kasılmanın nedeni de bu olabilir, oyuncunun bu karakterin bu aşka yakalanmayacağını düşünüyor olabilir. Çünkü Azer-Efsun-Yamaç üçgeni yazacaklardı. Azer’in hep Efsun’a etkilenerek bakması çok gözümüze sokulan bir şeydi. Bir anda o bakışları değişti falan veya Azer’i Efsun kurtarınca kardeşi adını unuttum o çocuk yenge iması yapıyordu veya Yamaç’ın ölüm haberini vermişti Efsun’a. Efsun biraz bozulup arabaya binince ona bakışı bunun en büyük kanıtıydı. Neyse işte dediğim gibi oyuncu buna inanmıyor bence. Ece Yaşar’dan yana sıkıntım yok oynamasından ama Cihangir’de bunu net hissediyorum.

        Hazal Subaşı bence diziye yakıştı fanlık yapanlar oyuncuları çok yerden yere vuruyor ama yakıştı oyuncu bu diziye. Karakter Sena’ya benziyor diye yerden yere vurmak anlamsız. Hatta Sena rolünü daha iyi taşırdı Dilan’dan başta oynasaydı. Karakterin son hali de içler acısı. Bir de nişan haberi dolaşıyor Allah vermesin diyorum umarım yalandır. Üstüne Sultan zorlayacakmış bunu. Yamaç, Sultan’a bunca yaptığı hareketten sonra bunu dinlerse herhalde Horzum kalemi bıraksın artık diyeceğim.

        Ben de çoğu kişi gibi EfYam’cıyım. Hem de bir erkek olarak ilk defa bir dizide fandomluk seviyesine geldim. Yıllarca eleştirdiğim bataklığa düştüm sonunda. Kınadım ve başıma geldi. Zaten herkes yazmış yazılacak bir şey kalmamış. Aras ve Damla uyumu muhteşem. İlk defa bir çift yüzünden ekrana giresim geliyor. Bir de tam birbirlerine yaklaşamamaları çok hoşuma gidiyor.

        Yazıyı çok beğendim, tebrik ediyorum sizi. Yine de senaryoyu çok yere vuramıyorum. Erdenetler ailesini de merakla bekliyorum. Benim en çok merak ettiğim konu ise Meliha’nın sırrı. O sır ile Horzum dizinin tüm yolunu değiştiredebilir veya sonunu da hazırlayabilir. Sağlıcakla kalın.

    • Merhaba, hoşgeldiniz. Yeni ziyaretçileri görmek acayip mutlu ediyor 🙂

      Bir sorum olacak, bu yazıya hangi kanaldan ulaştınız? İleriki dönemlerdeki paylaşımlar için bu bilgi çok faydalı olur.

      • elzem

        merhaba, hoşbuldum. pinterestte Çukur tagı altında görmüştüm.

    • Merhaba, Hoş geldiniz. (Pinterest hesabını yeni açtım, çok sevindim etkili olduğunu gördüğüme 🙂 )

      “Celasun ve Karaca evlilik kararı veren Yamaç’ı çok gömemiyorum. Aslında orada bize verilmek istenenin Yamaç’ın artık tamamen bir İdris Koçovalı olduğunun kanıtıydı” cümleniz bana da İdris’in göz göre Sadiş’i Cemil ile evlendirmesini hatırlattı. Bu açıdan bakınca doğru. Korktuğu başına geliyor Yamaç’ın ne acı. Gel gitler yaşayan Yamaç’ı çok daha seviyordum. Ama yaşananlar kalbini taşlaştırdı, içindeki iyiliği (ne güzel sahneydi barda konuştukları sahne Vartolu ile Yamaç’ın) eritti bitti.

      EfYam için kronoloji var geçmiş yazılarda <3 göz atın derim…

      Umarım sırrı mantıklı bir yere bağlayabilirler. Merak ediyorum ama çok umudum yok!

      • Rizet16

        Yorumlarla katkı yapan ya da yazılanları okuyan tüm arkadaşlara sorayım o zaman; sizce Meliha-İdris sırrı nedir? var mı tahmini olan, benim düşüncem sır şimdiye kadar bilinmeyen Meliha ve İdris ten olan bir kardeşe dayanabilir, bunun dışında Yamaç’ın Meliha’nın oğlu falan çıkması beni hayal kırılığına uğratır ve beraberinde bir sürü mantık hatasını da getirir. Bu sır mevzusunu o kadar bekledik ki artık altından şok edici derin bir gizem ve ya yeni bir hikaye çıksın istiyorum, hikayeye değişik bir yön verecek bir gelişme olur umarım. Varsa sizlerden de tahmini olanlar, fikir alışverişi açısından yazarsanız memnun olurum.

        • elzem

          Şimdi sır konusu aşağıda da belirttiğim gibi yanlış yazıldı bana kalırsa. O kulaktan söyleme ve Emmi’nin aşırı tepkisi beklentiyi arttırdı ve büyük bir risk taşıdı Çukur’un seyirci gözündeki durumu açısından. Çok çok net bir şekilde seyirciyi ekrana bağlamalı bu sır. Onun dışında ortalama bir şey olsa dahi çok yerden yere vurulur bu durum. Benim bir tahminim yok. Dediğiniz gibi Meliha’nın Yamaç’ın annesi olma ihtimali zaten imkansız. 1979 yılında ölü bilinen Meliha, 1990 yılında doğan Yamaç’ın annesi olamaz. Ancak neden Meliha-Yamaç yani ilk karşılaşma hangi bölüm unuttum, ilk karşılaşmadaki o verilen his, o slow motion, karakterlerin birbirine bakışı ve Yamaç’ın “Siz beni galiba çok iyi tanıyorsunuz” gibi şeyler söylemesi anlamsız geldi bana. Bir kardeş çıkacaksa da bunun erkek olması yine çelişki olur. İdris, Vartolu için ne olursa olsun o çocuğu evime alır büyütürdüm demişti. Bu yine mantık hatası olur. Bir kız çocuk olsa da hikayeye çok da katkı vermez. Cinsiyetçilikten değil ana hikaye hususunda. Çok ucu açık ve belirsiz bir durum bu sır. Ayrıca “Bir tek Yamaç anlar” demişti Meliha, anlayamadım yani.

          • Yazıya eklerken fotoğraf kesmek için o sahneyi yeniden izledim ve bölümde izlerken yoksa???? hissi aynen belirdi. O müzik var ya o müzik! Her şeyin sebebi o! Yoksa kronoloji olarak alaka yok.

        • balvin

          Bence de ikisinin bir çocuğunun olacak olması çok büyük bir çelişkiye sebep olur. Mantık hatalarının ardı arkası kesilmez. Diyelim ki oldu bir şekilde de açıklandı veya Meliha sakladı. Bu olacaksa bile artık bir erkek değil bir kız çocuğu olsun. Koçovalı Kardeşlere artık bir kız kardeş şart. Sonradan gelen bir kız kardeş daha farklı bir aura oluşturur. Kardeşlerin o kız kardeşe tavırları falan ilgimizi çeker ama denildiği gibi bu kız kardeş olursa beklentiyi karşılar mı veya Damla gibi bir karakter olabilir mi bu bilemedim. Damla gibi geriye atılmayacaksa iyi olabilir. Ancak bu çocuk Meliha’nın çocuğu olacağı için öyle sert bir mizacının olacağını sanmıyorum. Aslında çok şeyi de değiştirebilir bu Sultan’ın tepkisi vs. Aslında oradaki en büyük hata Meliha ve İdris’in geçmişte yaşadığı durumların tam olarak izah edilememesi. Sadece bir Edip olayı gösterildi flashback ile. O da Yücel için zorunlu bir durumdu. Paşa,Emmi ve İdris’e ait birkaç flashback gösterilmeliydi bence. Meliha-İdris aşkı çok büyüktü, tüm alem biliyordu diyip üstünü kapatmak biraz saçma. Ha şu da var, Meliha birinin annesi olacak olsaydı diziden çıkarılmazdı bence. Son görüşmesinde 3 ay ömrüm kaldı demişti.

          • Yeni yazıda tane tane kronoloji yaptım ben. Varsın senarist flashback yapmasın ^^

        • Bence Aslı Hanım bu konuyu ayrı bir yazı altında toplayabiliriz. Çünkü çoğu arkadaş buraya farklı sitelerden paylaşımlarınızla ulaşmış gördüğüm kadarıyla. Bunu farklı konuya taşıyıp, paylaşımlarla insanları yorumlara davet edersek daha çok kişi ulaşabilir. Üstelik bu konu çok dikkat çekiyor Çukur izleyicisi tarafından.

        • Kendi teorimi yazdım. Resimlerle süsleyeyim yazı olarak yayına alacağım ^^ Ama aşağıdaki teorileri okumakta sabırsızlanıyorum :)))

      • elzem

        Hoşbuldum, umarım pinterestten daha çok arkadaş toplanır buraya.

        Bence Yamaç’ın korktuğu şey yani babasına benzemek ilk sezondan beri vurgulanıyordu. Kader vurgusu çok yapıldı dizide. 2.bölümde Yamaç’ın eliyle masaya vurduğu sahnede Paşa ve Emmi’nin “İdris’in gençliği geçti gözümüzün önünden.” şekline yorumlarda bulunması çok bariz eninde sonunda buraya varacaktı hikaye bunu gösterdi bu bize. Kalbinin taşlaşması falan benim sevdiğim bir şey oldu. Artık o yumuşak kalbe gerçekten çok gerek yok. Bu katılık yüzünden ölecek belki de ama o gri karaktere bürünme işi çok hoşuma gidiyor. Aras Bulut’u da böyle acımasız rollerle izlemek keyif veriyor bana. Umarım ileride böyle çok beyaz olmayan kötü bir rolle görürüz onu çok yakışıyor kanımca bu tiplemeler ona.

        EfYam kronolojisine göz attım ellerinize sağlık o fotoğraflarla falan çok hoş olmuş.

        Sır konusuna gelince ben de çok umutlu değilim. Senaryo yanlış yazıldı bana kalırsa. Emmi’nin öyle tepki vermesi kulaktan söylenilmesi seyircide beklentiyi nirvanaya çıkardı. Çok büyük bir risk şuan o durum.

  • baiano

    Yazıyı zevkle okudum. Ellerinize sağlık. Yorumlarda da çoğu arkadaş senaryoların havada kalmasını ve karakterlerin geri plana atılmasını eleştirmiş. Genel itibarıyla karakterlerin çok geride kaldığı bariz ortada. Senaryolarda da bir değişimin olduğu belli. Bunu zaten Gökhan Horzum da çok dile getiriyor. Yani yazıp yazıp çok bozduğum senaryolar oldu diyerek bunu çok göz önüne çıkarıyor. Ben aksine çok da eleştirmiyorum bu durumu. Yine de Çukur senaryosu çok derin yazılıyor bana kalırsa. Senaryo matematiği falan iyi işliyor. Şimdi ben Çukur’daki o gereksiz aşk fandomları gibi yorum yapmadan eleştireceğim. Yazıda genel olarak karakterlerin geçirdiği evrim göze batıyor. Çok haklısınız bu konuda. Diğer yorumlarda da çok eleştirilmiş bu durum. Ancak çok abartıldığını düşünüyorum. Cumali dışında bana kalırsa öyle senarist tarafından çok da inceltilen bir şey göremedim ben. Cumali epeyce kırpıldı onun farkındayım. Akın’a gelince bu kitap fuarında Gökhan Horzum daha 2.sezon çekilirken röportajda “Cumali geldi peki Akın gelecek mi?” sorusuna tam olarak cümleyi hatırlamıyorum aşağı yukarı “İnsanlar ilk sezon Cumali’yi sordu ortaya çıkarttık, daha bir sürü hikaye var. Şimdi de Akın sorulmaya başlandı. Akın hapishanede orada otursun dursun, çok da merak edilecek bir durum yok.” demişti. Bu biraz da belli birkaç analizcinin suçu oldu. Cumali tamam psikopat bir adamdı her haliyle öyle belirtildi ama seyircinin beklediği Akın bence Horzum’un kafasında bambaşkaydı.

    Azer’e gelince, Azer bana kalsa yine o kadar da abartılacak bir karakter değildi. Çünkü kendisi hiçbir zaman Koçovalılar’a karşı tek başına, tek tabanca saldırıya geçmedi. Yücel geldi, önce onu kaale almadı. Sonra Timsah geldi sazan gibi atladı. Yücel ile işbirliği yaparak Koçovalılar’la uğraştı. Efsun’un gelmesiyle yine tek tabanca değil o eleştirdiği Bizans oyununa kendi adım attı. Tek başına asla Koçovalılar’la mücadele etmedi. Öyle yeri göğü inleten icraat göremedim ben Azer’den. Şu konuda eleştiririm ama. Bu adamın asıl düşmanı Salih’ti. Yani kardeşini o öldürdü diye biliyor. Fakat sanki her şeyi Yamaç yapmış gibi davranması saçma tabii ki. Hiç mi sormadı bu adam Vartolu nerede diye. Bu da Yamaç’ın 3.sezonki öne çıkışından kaynaklı.

    Yamaç’a gelince.. Sezon başlangıcındaki Yamaç’ı çok sevmiştim ben. O yaşadığı tramvalardaki duygu geçişini mükemmel hissettirdi bence. Aras’a da bir yıldız buradan. Yazılan karakter de iyi gidiyordu. Başlardaki o gri karaktere dönüşü müthişti. Azer’in kardeşini öldürürken verdiği tepki falan o dark karakter çok hoştu. Hala da iyi bence. Agresifliği, üstten tavırları bunlardan keyif alıyorum ben. Sadece yazıdaki gibi her olayı çözme, herkesi kurtarma ve öldürme konusu can sıkan bir durum. Bu da hoş değil.

    Senaryo değişikliklerine gelince ise Mahsun için yazılanlara baktım. Ben de hak veriyorum. Ojeli eli ben fark etmemiştim. Olsaydı bence Nehir olabilirdi kurtaran kişi veya Efsun. Ancak bu ilk kurtarılma olayında vardı sonra ise eldivenli bir kişiye dönüştü o kişi. 2 bölüm içinde değişmiş senaryo orası barizdi. Mahsun için de yani ne iyi ne kötü bir yorum yapamıyorum. Her dakika Yamaç’ı kurtaran kişinin o olması biraz saçma geliyor. Yine burada abiler geri planda kalıyor. Onlar da kurtarabilir kardeşlerini bir kere kurtardılar ama sonrası yine hep Mahsun’a kaldı. Cumali’yi de o kurtardı. Sanırım Horzum bu Mahsun’u tüm kardeşlerin canını kurtararak affettirecek. Cumali ve Yamaç tamamlandı.Salih de ihanet etmişti zamanında Selim ile onlar da sesini çıkarmaz.

    Şimdi gelelim en çok vuracağım kısıma… Senaryoyu genel olarak eleştirmedim ama bu aşk mevzusu gerçekten canımı sıktı bu sezon. Bu fandom mercileri çok gıcık olduğum bir şey. İnsanlar, Twitter’da toplanıp sayfalarca tweet atıyorlar ve Somera denen zırvalıkta boy ölçüşüyorlar. Yapımlar da bunu dikkate alıp senaryo bozuyorlar falan. Azer-Karaca izlerken gözlerim kanıyor. Kim linç ederse etsin arkadaşlar ama durum bu. Twitter’da veya sosyal medyada durum böyle. Sanki tüm Çukur izleyenler Azer-Karaca’ya bayılıyormuşcasına yazılıp çiziliyor. Alakası yok insanlar linç yememek için konuşmuyor. Benim etrafımda Çukur izleyen tonlarca insan var ve hepsi Azer-Karaca aşkı için lanet okuyorlar. Azer karakterini geri çeken durum da bu oldu zaten. Sıfır uyum, yorumların birinde yazılan baba-kız mevzusuna gözüm kapalı katılıyorum. Oyuncular o kadar kasılıyor ki onu da şimdi burada kabul edenleri gördüm çok rahatladım. Fandomlar dediğimiz insanlar bakın 10 kişi bir araya gelip sizi TT’ye sokabilir öyle bir durum var. Hepsinin elinin altında 5-6 fake, yan hesap var. Bir dizinin geleceğini sosyal medya denen ortam hele Twitter gibi gerçeklikten uzak bir ortam belirlememeli.

    Diğer çift ise Nehir/Yamaç’tı. Sena hatasından sonra bunu denemek sayın Horzum gerçekten çok şaşırttı beni. Sena faciaydı gerçekten facia ötesiydi. Hatta 2.sezon o topa bile girmedi kendisi. 2.sezon Sena/Yamaç görmedik kendileri de biliyordu bunu sonra karakter öldü falan. Nehir Sena ile benzer ama Yamaç ile olma fikri denendi mi yoksa Sena’ya benzediği için Yamaç’ın yanında bir paralellik taşıdı mı bundan emin değilim. Nehir için ise karakter özgür, öz güvenli bir tiplemeydi. Değiştirilen bir diğer karakter de kendisi bence. O evde öyle tıkılmayı kabul edecek bir insan değildi bu kız. Bu arada bencil bir kadın ondan eminim. Yamaç’ı sevdiğini de hiçbir zaman düşünmedim. İntihar edecek veya kaybolup gidecek gibi bir durumu var. Ruhsal olarak iyi değil. Sadece gördüğü rüyadan dolayı Yamaç’la belki bir aile kurabilirim yalnızlığımı giderebilirim diye düşünüyor çünkü bu zamana kadar Yamaç’a Yamaç hakkında bir soru yöneltmedi. Hep kendini anlattı kendi acılarından söz etti sorun Yamaç olunca da elinin tersiyle itti ve o rüyayı gerçekleştirmek için onun sevişti. Bu kadar özgür, öz güvenli ama bir o kadar ucuz yazılan bir birey olduğunu söylüyorum ama bu Yamaç’ın evinde gördüğü muameleyi asla kabul edecek bir karakter olmadığını da söylüyorum.

    Gelelim diğer çifte Efsun/Yamaç… Dediğim gibi bu sezonki çiftleri hep bir istek doğrultusunda yazdığını düşünüyorum ama Efsun/Yamaç ilişkisi için de dizideki en iyi ilişki olduğunu söyleyebilirim. Hele Sena faciasından sonra bir de Azer-Karaca gibi bir örnek varken hepsinin yanında çok üstte kalıyor. Twitter’da durum ne bilmiyorum ama izleyenlerin pek ses etmediği hatta yine etrafımdaki insanlardan Efsun/Yamaç ilişkisini sevdiğini duyuyorum. Kimyaları iyi aslında Aras ve Damla’nın. Doğaçlama da çok katıyorlar. Bir de özenle çekiliyor o sahneler o da çok bariz ortada. Efsun karakteri sadece biraz değişik yazıldı. Düşman vamp bir kadın mıydı, yoksa Yamaç’ın aşık olacağı taraf değiştirecek biri miydi anlayamadım pek. Karakter güzel yaratılmış ama. Yani sonradan katılan bir karakter duruş olarak bahsediyorum iyi yazılmış. Damla Sönmez’i izlerken ekrana kilitleniyorum yani dizide öyle bir görüntüsü var ki giyiniş tarzı olsun, saç-makyaj vs çok hoş duruyor kendileri. Yamaç ile sahneleri izletiyor kendini. Sadece karakterin Yamaç’la ilişkisindeki o duruş mesafesini ayarlayamaması gözüme batan bir şey. Nehir yüzünden bir karar verememesi sinir bozucu. Bir adamın boynuna sarılıyor, bazen de çok kalbini kırıyor yani ortası yok. 2.kadın olmam ben mi demek istiyor ne yapmak istiyor anlayamıyorum. Sonradan değiştirilerek yazıldı denilmiş yazıda. Yorumlarda cevap verenler olmuş buna. Bilmiyorum ben de pek emin değilim ama bu kadar da detaylı bakanları görünce heralde başından beri belliydi demek geliyor içimden ama Yamaç’ın belli bir süre duygularının belli edilmemesi beni tereddüte sürüklüyor.

    Yazı genel itibarıyla çok iyi. Damla Serim olayına ben de katılıyorum. Damla Hanım’dan sonra dizinin bir havası değişti yani geçiş sahneleri çok karmaşık bir hal aldı. Ayrıca belli karakterlerin hikayelerini bölüşmüşlerdir diye umuyorum. Akın karakterini sanki Damla Hanım yazıyor gibi geldi bana. Azer-Karaca çifti de öyle geliyor bana. Efsun/Yamaç çiftini de Horzum Bey’in yazdığından eminim. Sonuç olarak yazıyı beğendim ellerinize sağlık. Çoğu şeye katılıyorum sadece o karakterlerin geri plana atılması bence seyircinin kendi gaza gelmesi sonucu oluyor. Cumali dışında öyle aman aman değişen bir karakter göremiyorum. Akın var bir de o da öyle. Azer konusuna asla katılmıyorum bir tek.

    • Rizet16

      Merhabalar, Hoş geldiniz,
      Detaylı değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim, ellerinize sağlık.
      Planlı ya da sonradan değişim sonucu her ne şekilde olursa olsun en iyi yazılan, ve çekilen özen gösterilen çiftin Efsun-Yamaç olmasına kesinlikle katılıyorum, oyuncularının kimyalarının ve hikayeye inanmış olmalarının bunda payı büyük olduğunu düşünüyorum.
      Nehir konusunda da kesinlikle haklısınız, çok net bir değişim ve hatta belki geri plana çekilme yaşadı karakter ama kendi adıma şunu belirtmeliyim ki en başından beri beni çeken ve hikayesini merak ettiğim bir karakter olamadı hiçbir zaman, eğlenceli sahneleri vardı sanrı olarak devam etseydi çok çok daha başarılı yürüyebilirdi. Bencil olduğu konusunda da çok haklısınız, normalde intihar gibi bir son mantıklı olur ama bunu kesinlikle yapacaklarını düşünmüyorum illa ki düşmanlardan biri öldürür.
      Damla Serim düşünceme katılan birini daha görmek beni mutlu etti.

      • baiano

        Merhabalar,
        Rica ederim yorumunuz için. Gayet güvenilir bir kaynak paylaşmış şimdi gördüm. Nehir ile Yamaç nişanlanacakmış galiba. İş nereye gidiyor çözemedim doğrusu.

    • Merhaba, hoşgeldiniz. Yeni ziyaretçileri görmek acayip mutlu ediyor :)))

      Bir sorum olacak, bu yazıya hangi kanaldan ulaştınız? İleriki dönemlerdeki paylaşımlar için bu bilgi çok faydalı olur.

      • baiano

        Merhaba hoşbuldumm. Yazıya arkadaşım sayesinde ulaştım. O da yorum yazmış zaten (tefo). O açmıştı bana disqus hesabını. Herhangi bir mecradan değil arkadaşım sayesinde ulaştım.

  • Bilen aydınlatsın. İdris ailesinden ta çocuklukta koptu ama abisinin mezarı nasıl aynı mezarlıkta? Cumali Koçovalı?

    • Rizet16

      Aslı, inan o konuda hiçbir bilgi ve detay hatırlamıyorum, herhangi bir şey yakalamış olan arkadaş varsa yazarsa memnun olurum. Açıkcası gerilere dönüp o konu hakkında araştırma yapmak kendi adıma biraz zor geldi :))

    • Gözde E.

      Sonradan taşıtmış olabilir mi? Ama böyle ise de bunu kimseye anlattığını duymadık, yani benim hafızamda böyle bir kayıt yok.

      • balvin

        Benim hatırladığım kadarıyla abisi Cumali de Çukur için ölmüştü veya tam kurulurken işte İdris gözleriyle görmüş bunu öyle anlatıyordu. Tüm aileyi kaybettiğini söylüyor ama Cumali olayı biraz çelişkili belki sonradan bulmuştur ama mantık hatası var senaryoda. Nasıl ki tarihlerde mantık hatası varsa burada da var. İdris Koçovalı 1959 yılında doğup ilk oğlu Cumali’yi 1972’de kucağına alıyorsa (13 yaşında çocuğa sahip oluyor). Bunları maruz görebiliriz ki koskoca Ezel dizisinde bir ton mantık hatası vardı seneler ve tarihlerle ilgili. Üstelik geçmişteki çoğu sahne ilk sezonda anlatılandan bambaşkaydı.

  • Benim genel olarak anlamadığım bunca zamandır illegal işlerdeler ama şehrin yönetim komitesi konusunda bi-haberler…

    Erdenet’leri duymamışlar mesela. Komik değil mi?

    • tefo

      Gerçekten çok acı.. Hele Çağatay için o kadar zeki misillemesi yapıp Efsun karşısında geri zekalı adamı oynatmaları da yok mu! Yani Yamaç’la Efsun’un arasında bir şey olduğu bu kadar bariz iken anlamadım orasını. Çağatay hep şüphelendi ama Yamaç’a Efsun konusunu açmadı mesela. Efsun’a da aynı şekilde. Hep o şüpheli bakışı attı ama fiilen müdahale etmedi. Oyuncak gibi oldu. Umarım Arık Böke de o durum olmaz. İlk sezonda da vardı bu. İdris Koçovalı koskoca Baykal hakkında tek kelam etmedi. Onunla konuşmadı, onun hakkında yorum da yapmadı. Çok garip değil mi ya? Emmi ve Paşa da olsun hiçbiri Baykal hakkında yorum yapmadı, fikrini söylemedi. Ki senaryo mu değişti orada anlamadım. Benim başlarda en çok inandığım şey Baykal ile İdris’in kardeş çıkacağıydı. Buna da çok inanmıştım. Hatta hala inanıyorum orada bir şeyler değişti.

      • incell

        iştee. benim gibi düşünen biri daha. Baykal-İdris kardeşliği çok bariz belliydi ya. Büyük ihtimal Burak Sergen ile anlaşılamadı ücret konusunda. Çünkü çok bariz bir duyum vardı. 2.sezonun sonunda Baykal ortaya çıkacaktı. Öyle deniyordu ama bozuldu galiba. Akın’ın da alelacele girmesini buna bağlıyorum ben. Hatta bir sahnede Yamaç Baykal’a beyefendi diye birini tanıdığını soruyor. Baykal da “Tanıdığım bir tane Beyefendi var o da benim.” diyor. Tabii bunu derken çok ciddi gözlerinin içine bakarak diyor. Sonra gülerek espri yaptığını söylüyor. Aynı şeyi 2 bölüm sonra Selim’e yapıyor. 25.bölüm müydü ya tam hatırlamıyorum Selim, Çukur’u neden istediğini soruyor Baykal’a. Baykal da kentsel dönüşüm falan zırvalıyor Selim de inanmıyor, “Baykal Bey, beni kandıramazsınız, neden?” diye sorunca “Baban beni küçük düşürdü hem de babamın yanında.” diyerek ciddileşiyor bir anda sonra gülmeye başlıyor aynı şekilde. İdris’in de hiç konudan bahsetmemesi normal değil. Tanımasaydı onu giderdi ayağına nasıl Azer’in ayağına gittiyse aynı şekilde hatta hiç de yorum yapmadı. Çünkü İdris haksızdı, kendisi de bunun farkındaydı bence.

      • Baykal soyadını kullanmıyordu. Baykal K. Ne heyecan yapmıştık. Avukat oğlunun (neydi adı hatırlayamadım) aldığı silahın kutusunda B.K. ‘ı görünce tamam! demiştim ben.

        • balvin

          Evet oğlu Nazım ona vermişti B.K adlı bir silah kutusu. Hatta 2.sezon Baykal daha ölmüş gitmişken bile mezarlıkta Baykal K olarak gözüküyordu. Ancak şimdi şu aklıma geldi. Şöyle bir yanılgı oluşuyor. Vartolu, o kadar iş yaptı elbet biliyordur soyadını. Veya Baykal’ın mezarını açmaya Vartolu gitti. Baykal’ın mezar taşının üstüne ceketini asmıştı orada. Baykal K. gerisi ise ceketin altında kalıyordu. Şimdi Vartolu bunu görmüştür elbet. Orası da ayrı çelişki gibi duruyor.

          • incell

            Evet, orası öyle. Ancak Baykal ilk sezon soyadını saklıyordu. İkinci sezondaki mezarlık olayında senaryo değişmiş olabilir o anda. Onun dışında ilk sezonda verilen o his kardeşlik gibiydi. İdris ile Baykal’ın karşılaşmaması, İdris’in Baykal hakkında yorum yapmaması, konuşmaması. Bildiğim kadarıyla Paşa yardımcı olmuştu Baykal’la Yamaç’ın tanışmasına. “Eski bir ahbap” gibi bir şey demişti. Çok detay var ama sonu gelmedi işte klasik bir Çukur sorunu. Devam etmeyen hikaye.

          • tefo

            2.sezondaki olay değişiklik sonucu oldu bence de, o mezarlıktaki ceket işi. Baykal’ın tek derdi Çukur olsaydı İdris için “Önce sen sonra Selim sonra Yamaç sonra en büyük abi sonra Selim’in oğlu, Kahraman’ın ufaklığı ve en sonunda da İdris.. Soyunun kuruduğunu görecek sonra ölecek. Ben Baykal’ım benimle uğraşamazsınız.” demezdi. Derdi farklı yani İdris’le geçmişten bir sorunu var. Kardeşi olma ihtimali yüksekti ama o olmasa bile bir sorun vardı. Bu çok net belli.

  • incell

    Ahh nerede o ilk sezon…. Gerçekten Çukur, o eski tadını uzun zamandır vermiyor. İlk sezondaki o his, o karakterler sadece şekil olarak var. Senaryonun kendini tekrar etmesi de cabası. 3.sezon Çukur “Yamaç’ın Yolu” şeklinde yoluna devam etmesi kabul edilebilir. Senarist ve ekip artık o özeni göstermiyor gibi geliyor bana. Oyuncular sanki gruplara ayrılmış, kimsenin birbiriyle sahnesi yok. Çok acayip bir durum. İlk sezonda hatta ikinci sezonun ilk 25 bölümü kadar bu dizide Yamaç dışında da insanların hikayelerini izleyebiliyorduk. İlk sezon o kadar fazla hikaye vardı ki insanlar gözlerini ekrandan ayıramazdı.

    Celasun-Akşın-Karaca üçgeni vardı. Celasun’un kendine has bir amacı vardı.Babasının katilinin yanında bir hikayesi vardı. 2.sezon ise Akşın ile annesi arasında kaldığı sahneleri vardı acımıştım kendisine o sıra. Daha sonra Karaca’ya yönelmesi falan baya midemi bulandırsa da severdim yani. Karakuzularla iş birliği yapmak zorunda kalması, karısının ölümünün yasını bile doğru düzgün tutturamadılar çocuğa. Şuan ise Celasun o Çukur’da bulunan tas kafalı çatıcılardan farksız sadece Yamaç’ın figüran adamları gibi oraya git, şunu yap ile görevli. Meke denen adamla Yamaç’ın arasında ilk sezon bir abi-kardeş ilişkisi vardı. Meke karakterini çok da sevmem ama o da Celasun ile aynı yoldan gidiyor.

    Koçovalı Malikanesi içindeki kadınların yaşayışları, hikayeleri, entrikaları dönerdi. Ayşe-Nedret arasında anlamsız bir çekişme. Sultan Hanım’ın nefret edilesi davranışları, Karaca-Akşın’ın hem kanlı bıçaklı hem dost olarak geçen sahneleri… Damla karakterinin dahil olmasıyla 3.sezonun belli başlı bölümlerinde biraz oldu bunlar ama çok sürmedi.

    Selim vardı ya bu dizide. Kapalı kutu gibi. Babası tarafından it muamelesi gören, görünmez bir adamdı. En azından başrol hissi verirdi yaptığı ihanetle, sahneleriyle. İkinci sezonda da kendini affettirmek için baba kapısının önünde yattı, kuzuları ilk bölümlerde indiren gizli adamı oynadı, JR İdris’in hayatını kurtardı vs. Şimdi ise kardeşlerinin etrafında sadece “Aman abi yapmayalım, biraz sakin olalım” replikleriyle bu sezona katkısı olmadı, figüran gibi kaldı.

    Vartolu… İlk sezon diziyi bu kadar popüler kılan karakterdi. Yamaç karakterinin de önüne geçmişti. İkinci sezon da bana kalsa istenileni veremedi karakter. Senaryo olarak hep aynı şeyleri tekrar ediyordu. Saadet’in kuzuların elinde olması, sürekli Cumali-Salih kapışması falan derken bu sezonda belki babasının ölümüyle kendine gelir dedim ama yok olacağı yok. İkinci sezon bebeği ve Saadet için binlerce şeye katlanmış bir adam aylarca çocuğunu karısını sormadan, aklına getirmeden yoluna devam etti. Saadet tutuklandı çocuğu aklına gelmedi. 25.bölümün %80’inin hapishanede geçirdi. Bir de Almanya faciası vardı tabii. Hayatımda bu kadar gereksiz bir senaryo görmemiştim. Vartolu/Salih karakteri 2 sezondur, ilk sezonun hatrına sevdiğim bir karakter oldu. Kötü yazılmasına Erkan Bey de sebep oluyor. Tiyatroculuk yapmasını eleştirmem ama bu diğer işlerini dizinin önüne geçirmesi, izleyiciye en büyük ayıp diye düşünüyorum.

    Cumali Koçovalı… Sekiz karakterinden sonra bir diziye en sağlam girişi yapan karakterdir benim gözümde. Müthiş bir giriş ancak başrol önüne geçilmemesi durumu bir anda geri plana itilmesine neden oldu. Bunu eleştirmiyorum yani geri plana atılma olayını. Bu olağan bir durum. Ancak geri plana atarken karakterin huyunu suyunu amacının değiştirilmesini eleştiririm. 2.sezon ilk 10 bölüm ayarında bir Cumali ancak daha sonra hiçbir haltı beceremeyen, her şeyi eline gözüne bulaştıran, anca bağırıp çağırıp höt zöt yapan, kardeşlerin en zekasızı, sadece polisten kaçan bir adam haline gelmesi iyice soğutuyor bazı şeyleri.

    3.sezon izlenimlerini okurken aslında genel olarak eleştirilen şeyin havada kalan hikayeler olduğunu gördüm. Bunun nedeni de zavallı biricik Damla Serim Hanım değildir galiba. Hatta okurken bak ya bu da vardı dimi oldum resmen. Senarist Gökhan Bey ne kadar başarılı bir senarist olursa olsun seyirciye saygı konusunda hiç tasvip etmediğim bir insan. Seyirciye saygısı olmayan bir kişi bana kalırsa. Bir dizide başrol bu kadar ön plana çıkmaz. Bu dizinin başrolu ÇUKUR denilmesine rağmen Yamaç karakteri ancak bu kadar itici olabilirdi. Bu dizinin başrolü ÇUKUR deniyor ancak 3.sezon boyunca bu mahallede geçen hikaye sayısı yok 25.bölüm yani nerden baksan 55 saatlik bir hikaye var. Bunun 10 saati falan bu mahallede geçmiştir kalanı dış mekanlarda. İlk sezondan beridir yazdığı hikayeyi bir anda silip atma gibi bir huyu var. İnsanlar bunun üzerine kafa yorarken o hikayeyi bozup diğerine atlayıp saygısızlığını gösteriyor. Karakterler birbirleriyle düşmanmışcasına hep aynı karakterlerle sahneleri oluyor. Selim ve Karaca bir baba-kız. Bu ikilinin 3.sezon 90 küsür bölüm boyunca 30 dakika bir sahnesi yoktur. Baba-oğul sahneleri bol gördük İdris’den dolayı. Ancak bu hikayede tek evladı olan İdris’miş gibi gösterildi bize. O evde bulunan kadınlarla o evin adamlarının sahneleri yok. Cumali ve Karaca sahnesi olsa çok mu zor olur? Yamaç ile Damla öyle böyle oturup konuşsa fena mı olur? Cumali ve Sultan yan yana gelip düzgün bir ana-oğul gibi konuşamaz mı? Vartolu ile Çukur’un ve Koçovalıların bağı daha da sıkılaştırılsa felaket mi gelir? Karakter getirip diziyi karakter sayısına boğacağına tonlarca hikaye çıkar bu zengin karakterlerden. Ancak biz hala Yamaç’ı izliyoruz. Akın Koçovalı zaten benim yarayan kanam. Bir hikaye ancak bu kadar kötü yazılabilir. Yani Pazartesi günü diğer dizilerin yapımcıları bir araya gelse Akın karakterini bu kadar kötü yazamaz emin olun. Akın-Karaca kavgasından bahsediliyordu bu dizide ilk sezon. Akın-Celasun arasında hep bir gerilim olduğu söyleniyordu. Bu iki karakter bir kere bile karşılıklı diyaloga girmedi arkadaşlar bakın tam 25 bölüm çekildi bu dizi. Gereksiz bir şekilde ölü diriltme olayı var. Mahsun bu diziye nasıl geri döner? Belli başlı çoğunluk istedi diye senaryo yazılmaz. AzKar hikayesi de maalesef buna örnek. Yapım bu işi idare edemiyor. Yamaç’ı kurtaran kişinin kadın olduğu o kadar bariz belliyken ellerinde ojelerle sahneler çekilirken öyle baştan savma yutturma işlere girmek seyirciye haksızlıktır. Aliço denen adamdan binlerce hikaye çıkar, bizim senaristimizin çıkardığı hikayeyi bakın yine dediğim gibi hiçbir rakip yapım yazamaz. Mucize Doktor gibi bir dizi 17-20 bandı reyting getiriyor Ali Vefa ile. Aliço bu diziyi o kadar zenginleştirir ki… Daha çok konuşacağım şey var da susuyorum… Yazıyı okurken aklıma geldi bunlar. Hepsine imzamı atarım Damla Serim hariç. Efsun-Yamaç konusunda da nötrüm. Nötr derken ilişkiye bakış açım. Onun dışında çok bariz ilk bölümden beri olacağının sinyali verilen bir senaryo olmuş. Hatta bu sezon değiştirilmeyen tek şey o galiba. Efsun-Yamaç ilişkisi. Efsun biraz Erdenetler yüzünden işlerden eli kolu çektirilse de EfYam denen ilişkinin bariz olarak olacağı kabak gibi ortadaydı.

    Son olarak en üzüldüğüm nokta ilk sezon herkesin bahsettiği bu dizi, 2.sezonda tek bir hata ile imajı öyle bir sarsıldı ki… En çok üzüldüğüm şeylerden biri de bu. O çatışma sahnesi malum tekerleklerin döndüğü o fantastik sahneden bahsediyorum. Dizinin imajını o kadar bozdu ki… İşte tek bir sahne bile seni zirveye çıkarmaya yetiyorken (Mihriban teyip), tek bir sahne de böyle seni dibe çekebiliyor izleyici gözünde. Çukur’un bu imajdan biraz kendini sıyırdığını söyleyebilirim. Evet baya gömdüm ama 3.sezonun başlarında Yamaç’ın güzel yazıldığını, Aras’ın müthiş oynadığını söyleyebilirim. 3.sezon benim için 2.sezondan katbekat daha iyi. 2.sezon ayrı bir rezaletti bana kalırsa. Sadece bu karakter yoğunluğu varken bazı karakterlerin çok havada kalması canımı çok sıkıyor. Çukur bu sezon final yapmalı yapabilecekse veya böyle devam ederse yapsın. Eğer devam edecekse bir çok hikayede yeri olmayan gereksizleri öldürüp, yoluna sağlam ve büyük oyuncular katarak 4.sezona Erdenet-Koçovalılar savaşıyla devam etmelidir. 3.sezonun en büyük artısı Erdenetler’dir. Güzel yazılıyor o aile.

    • Rizet16

      Merhabalar,
      Elinize sağlık yorumlarınız için çok teşekkürler, ilgiyle okudum benim değinmediğim (Karakterler özelinde) bazı konulara oldukça detaylı olarak değinmişsiniz ve o çok kadar haklı olduğunuz yer var ki maalesef dizimizin genel sorunları bunlar ve izleyicilerin çoğuda farkındalar bunların.
      Efsun – Yamaç aşkında da bizi sanırım biraz şüpheye düşüren aradaki boşluk oldu (bir aşağıdaki yorumda TEFO arkadaşımızın belirttiği gibi) 3. bölümden 10. bölüme kadar geçen bir süre var o geçen dönem biraz o hislerden ve düşüncelerden uzaklaşmamızı sağladı sanırım, bir de şu durum var bu dönemde Efsun tarafından Yamaç’a karşı bir hislerin oluştuğunun sinyalleri ufak ufak verilirken Yamaç tarafından pek bir belirti göremedik gibi oldu sanki hatta ilk başta Efsun platonik ve düşmanına aşık olan bir kız gibi bile düşünmemize sebep olmuştu bu durum. Yamaç ın bu konuya dönüşü ya da onun da Efsun a karşı hisleri olduğunu daha ani gördük sanki.
      Diğer yorumlarda okuduğum ve hem fikir olmadığım bir sahne var o da Efsun ve Yamaç birbirlerine karşılıklı silah çektiklerinde, Yamaç’ın silahı Efsun’un kalbine indirme detayı bence oyuncuların boy farklarından kaynaklanan bir çekim açısı gereksiniminden dolayı ortaya çıktı diye düşünüyorum kendi adıma. Özellikle bir alt mesaj vermek üzerine olduğunu düşünmüyorum.

      • incell

        Merhabalar,
        Teşekkür ederim yorumunuz için.

        Efsun-Yamaç ilişkisi için dediğim gibi nötr bakış açısıyla değerlendiriyorum. Genelde Yamaç’ın aşk hayatı dizinin genelinde çok gözümüze sokulmadığı için üstelik bu dizide yazılan aşklar çok bana geçmediği için fazla o yönünü eleştirmiyorum. Şüphe kısmına gelince doğru 3 ila 10 arası yazılmaması çok büyük etken. Yamaç’ın o hislerini zaten net olarak göremedik. Çok derin ipuçları bırakılarak yazılmış Yamaç-Efsun. Şimdi yorumlarda okuduğum kadarıyla çok ince detaylar verilmiş ilişkide. Aslı Hanım’ın yazdığı Efsun-Yamaç yazısını da okudum o da aynı şeylerden bahsetmiş zaten. Genel seyircinin hepsinin yakalaması imkansız bunu orada haklısınız. 3 ila 10. bölümler baya uzun bir süre oluşturuyor. Zaten bu ipuçlarını yakalayanlar, başından beri EfYam’ı shipleyen insanlar. Onların kaçırmaması normal ama genel izleyici bunu kaçırabilir çok doğal. Zaten Yamaç’ın aşk duyguları Sena’da da öyle olmadı mı? 3 güne ne ara aşık oldu da evlenecek kıvama geldi falan işte. Bahsedilen o silah detayına gelince o detayı çoğu kişi gibi fark etmedim ben de. Dediğim gibi çok ilgilenmiyorum normalde kaçırmam o tarz şeyleri. İzlenildiği zaman boy farkından ziyade kesin bir şekilde kalbe doğru tutuluyor silahlar. İlk Efsun çekiyor kalbe doğru. Yamaç da yavaş yavaş kalbine doğru indiriyor silahı. Boy farkı amaçlamış olsalar zannımca göğsüne doğru falan indirmesi olabilirdi ama göze sokularak yapılmış bir eylem olmuş o sahnedeki silah. Orada asıl verilmek istenen Yamaç, Efsun’un yüzünü görünce ne yapmak istediğini unutuyor ve odak noktası kayboluyor. Efsun’un direk silahı kalbe tutması onun hemen Yamaç’a tutulduğu anlamını düşündürdü bana. Zaten öyle de oldu. Yamaç ise yavaş yavaş indiriyor. Burada da Yamaç’ın yavaş yavaş hislerinin farkına varacağı anlamını çıkarıyorum ben. Güzel yazılmış aslında şimdi düşünüyorum da Gökhan Horzum Bey isteyince güzel yazabiliyor. Yamaç-Sena aşkından nefret ederdim. Nehir de Sena’yı andıran bir karakter ve Yamaç ile Nehir sahneleri çoğunlukla Sena’ya benzerlik taşıyor zaten Sena/Nehir benzerliği bilerek amaçlanmış senaryoda. Bu yüzden Nehir’i de sevemedim. Efsun’a nötrdüm ama sahneleri güzel yazılmış yeni fark ettim burası sayesinde. Dediğim gibi Çukur aşk konusunda hep bir tık geride ve çok da ön planda olmamalı bence bu durum.

        Azer-Karaca da seyirci gazıyla yazıldığı için sevmediğim bir çift. Üstüne oynayan oyuncuların bu aşka inanmadıklarından eminim. Ece Yaşar (Karaca) bunu oynarken o kadar kasılıyor ki TV karşısında ben de kasılıyorum izlerken. Cihangir de öyle. Senaryo desen kısıtlı değil ama yazılan senaryo baştan savma çünkü bu senaryo yapımcı baskısıyla yazdırılmış aynı Mahsun gibi. Çok net belli oluyor. Gökhan Bey de bunun acısını çıkarıyor. Şimdi Sena-Yamaç’a bakıyorsun bir denklem var senaryoda. Şiirler falan havada uçuşuyor zaten esas çiftti kendileri. Yıldız-Cumali geldi esti geçti o da aynı şekilde bir denklemi vardı. Akşın-Celasun bunlar hep bir denklemle hikayeye kurguya uygun giderken Azer-Karaca kurguya çok uymayan bir senaryoyla gidiyor. Yani yaz dizilerinden fırlamış senaryoyla yazılıyor bana kalsa. Kebapçıya gitme, her dakika bir halka tatlısı alma olayı, ergenler gibi mesajlaşma Çukur’un senaryo matematiğine ters. Sus payı olarak yazılan sahneler bu AzKar fanları için. Oyuncular oynarken kasılıyor zaten. Hele son sahneleri var felaket.. Karaca bankta otururken Azer’in omzuna yaslıyor kafasını. Yani bu kadar kasıntı bir şey olamaz. Sahnenin fotoğrafını almışlar. Shop ile kafayı yapıştırsan daha gerçekçi durur, senaryo da cabası. Bu yüzden hiçbir zaman sevemeyeceğim bu çifti. Büyük ihtimal zaten evlenecekler ve Azer bir şekilde dost olarak devam edecek. İşte aşk işi bu diziye güzel yazılamıyor. Efsun-Yamaç farklı ama nötrüm onlara. Damla-Cumali’yi severim ama olmasa da olur yani niye yok da demem 🙂

        • tefo

          Azer ve Karaca’daki o kasıntılığı yalnız hisseden ben değilmişim. Mutlu oldum şimdi işte. Senaryonun istekle yazıldığı zaten ortada. Hikaye de dediğiniz gibi sus payı sahnelerle geçiştiriliyor. Bir de benim gibi düşünen var mı bilmiyorum ama Cihangir ve Ece arasında yaş farkı gerçek hayatta 5-6 olmasına rağmen bana bi 10-12 gibi geliyor. Size de öyle geliyor mu? Dizide zaten Karaca 19 yaşında olması lazım. Azer de bir 30 vardır. Bir de izlerken baba-kız sahnesi gibi hissediyorum. Çünkü Azer kalıp olarak da çok büyük. Karaca da biraz minnoş kalıyor yanında kızı gibi. Gariplik bende mi acaba? 🙂

          • O cüsseli adam yanındaki minnoş ile çok güzel bir çift olur aslında böyle içine içine sokulursun iri bedenin…

            Ama böyle olmaz.

            Hayatımda bu kadar komik bir omuza yaslanma görmedim. Göğse yatar, başını boyun boşluğuna yaslarsın. Bunu biz mi anlatıcaz yoksa oyuncu zaten bilecek mi yol bilemiyorsa yönetmen ne işe yarar!

            Kızın boynu tutuluyor!

            https://uploads.disquscdn.com/images/02e3a01d19b2dde735f49181cdaeb9aa3d9f93c6b666041f026681e010ebca8d.jpg

          • incell

            hah! bu fotoğraf işte… Gerçekten de uyaran olmadı mı ya? Fanların yapmış olduğu bir shop deseler gözüm kapalı inanacağım..

          • incell

            Teşekkür ederim yorum için.

            Evet bana da o yaş farkı çok geliyor. Yani Azer ve Karaca’yı yakıştıramıyorum, dediğim gibi senaryo da zayıf. İşte bu bölüm sahneleri olsun diye yazılıyor. Senaryo ve kurguya çok ters bir hikaye ile gidiliyor. Nedeni ise zorlama yazıldığı için. O yaş farkı gerçekten hoş durmuyor yani diziye de bakınca Azer ile Selim aynı yaşta ve babası yaşında cidden. Dizi olarak bakıyorum bu duruma, normal hayatlarındaki 5-6 yaş beni pek ilgilendirmiyor. Ben de öyle düşünüyorum. Oyunculuklar da ikili sahnelerde zayıf kalıyor o his geçmiyor bana. Belki de iki oyuncu da ilk defa bir aşk hikayesi oynadıkları için de olabilir bilmiyorum ama iyi oyuncu için bunlar çok önemli değil ilk defa oynamak vs. Belki de bu kadar fan desteği ile gözler önünde olmak onları kasıyor olabilir.

          • tefo

            O da olabilir dediğiniz gibi. Oyuncuların fanlar üzerinde bu kadar göz önünde olması onları kasıyor olabilir veya ilk defa böyle bir aşk hikayesi oynamak. Yine de hikayeye ters bir senaryoyla gidiyor. Yani “Karaca-Azer asla olamaz!” gibi bir şey yok. Aksine Çukur senaryosunda çok önemli hikayelere yer açabilir bu hikaye. Benim beğenmeme sebebim oyuncuların oynayış halleri ve senaryonun yazılış şekli. Çukur’un kendisine ters bir senaryo ile yazılıyor. Akşın-Celasun bile diziye katkı veren bir matematikle yazılıyordu. Burada ise aşk dizilerindeki cafelere gitme olayı kebapçı olarak düzenlenmiş. Çukur style gibi. Oğlanın kıza hediye alması da halka tatlısı olarak değişirken, mesajlaşma işi harbiden çok komiğime gidiyor izlerken. Daha güzel yazılabilir ve Çukur’a çok da katkı verebilir bir hikaye ama Gökhan Bey dediğiniz gibi zorla yazılıyorsa bunun acısını da böyle çıkarıyor olabilir.

        • Ebu Kayser’i merak ediyordum aslında ben… Ama şuanda bakınca ana eksene oturmayacaksa aman gelmesin, bir o eksik ^^

          • incell

            Ebu Kayser, Afgan bir karakterdi galiba. Yabancı uyruklu baş karakterleri sevemiyorum ben. Reşit Fazlullah aksine çok iyi bir karakter olarak girdi ama kendisi zaten ana düşman değil konuk bir karakterdi. Ancak düşmanın kendisi ana eksende sadece başta duracaksa o zevkli olmuyor. Ebu Kayser’in belki birkaç sağlam adamı tetikçisi dahil olup devam etseydi iyi olabilirdi. Benim merak ettiğim Ebu Kayser gelseydi Efsun’a ne yapacaklardı? O çok merak ettiğim bir durum. Efsun’un “içerde” rolü devamlı devam edecek şu anda. Peki Erdenetler olmasaydı, Efsun-Yamaç aşkı kesindi zaten. Ne olacaktı merak ediyorum açıkçası.

            Ebu Kayser değil de Erdenetler gibi ailelerin olması beni daha çok cazip ediyor. Onlar da aile ve 4 erkek kardeş ve babalardan yaralılar. Aslında teker teker gelmeleri değil de yanlarına bir kardeş daha gelip karşıdaki 4 kardeşe karşı olmaları daha iyi olur bence. Ancak istediğim gibi olmayacağını biliyorum. Çünkü Erdenetler de 2’ye bölünmüş. Üvey ve Öz olarak. 2 kardeş ayrı 2 kardeş ayrı. Ögeday resmi işlerde ve Çağatay ile iç savaşta. Arık ile Çağatay’ın da arası bozuk. Kulkan hakkında bir şey bilmiyoruz. Büyük ihtimal kalan 2 kardeş Moğollar’a gönderme yapan senaristimiz için bir iç savaşın ürünü olacak. Moğollar’daki taht kavgası bu karakterlerle olacak. Umarım olmaz, Koçovalılar’a karşı gelir onlar da. Ögeday için Barış Falay, Kulkan için Berk Hakman gibi oyuncular dahil olup 3.sezon sonunda gereksiz çoğunluklu karakterler ölüp, 4.sezona Nejat İşler, Barış Arduç, Barış Falay, Berk Hakman dörtlüsüyle Erdenet-Koçovalı savaşı ile başlamak çok iyi olur. Bunlardan 2 tanesi ölse bile çok sağlam olabilir karşı taraf.

          • Berk Hakman ne güzel yakışır 💙
            Yaş durumunu bilmeden twittera yazmıştım. Yorum geldi hemen, ikinci kardeşe uygun oluyor yaşı. Off o zaman Ögeday da Barış Falay olsun. O da çok yakışır. Castı izleyiciye bıraksalar ne güzel şeyler çıkar.

            Mesela ben Mahsun’un karakter olarak gelmesi yerine Veli Cevher’in gelmesini tercih edebilirdim. Vartolu destek isterdi hapiste olduğu için eski dostundan kardeşine göz kulak olması için.

          • incell

            Evet Berk Hakman çok yakışır Çukur’a. Psikopat karakterleri çok iyi oynuyor ve karizması çok yakışır Çukur’a. Ögeday resmi işler deniliyor ama onun da içinde bir gizli psikopat yatıyor olabilir. Malum Cengiz Erdenet çocuklarını nasıl büyüttüyse. Sakin bir insan ama o gizli psikopatlığı Barış Falay çok güzel yansıtır. Üstelik 4 Erdenet kardeşin kendi içlerindeki hesaplaşmaları sahneleri Koçovalı Brothers’ların da önüne geçebilir. İki bambaşka aile gibi durup aslında benzer insanların savaşı çok zevk verir ve izletir kendini.

            Veli Cevher… Mükemmel olurdu gerçekten. Yamaç’a yardım konusunda. Harika olurdu. Mahsun’dan ziyade çünkü bu aileyi zarar verenleri çok içe almak, hemen kabullenmek çok saçma da oluyor. Mahsun çok büyük zararlar verdi üstelik. Cumali karakteri gördüğü yerde indirmeli bunu hatta Vartolu bebeğine ve Saadet’e bunu çektirmesini düşünerek bir saniye bile beklememeli mesela. Böyle olaylar karakterleri de zayıflatıyor seyirci gözünde.

          • Rizet16

            Erdenetlerin teker teker değilde onlarında aile olarak tıpkı Koçovalı Brothers tarzı birlikte savaşmaları çok daha heyecan verici olurmuş aslında, keşke buna uygun olabilecek bir şekilde yazılsaymış. Gerçekten şimdiye kadar (sonradan) katılan düşmanlar arasında en çok fark yaratan savaşma şekli olabilirdi.Güzel düşünceymiş tuttum bunu. Tabi böyle olması durumunda diğer abilerin Yamaç kadar ön plana çıkmaları gerekirdi, bu seferde süper kahramanlık pastası bölünürdü :))
            Herşeye rağmen Erdenetlerin iyi yazıldığı konusunda sizlerle hem fikirim, hatta konuları genişleyip kendi iç çatışmaları da ortaya döküldüğünde çok daha farklı hikayeler izleyebiliriz.

          • incell

            Süper kahramanlık pastasını zorunlu olarak bölecek senarist. Bunun farkına varmalı artık. Teker teker geleceğini düşünüyorum karakterlerin.En sonunda da Cengiz Erdenet ile kapanışı yaparız. Bu tabii tepkiye de bağlı. Çünkü seyirci tepkisine göre yazılan bir senaryomuz var. Nejat İşler 10 bölüm katkı verdi ki ilk 3-4 bölümü çok iyi yazılmıştı. Sonradan ise bel altına gitme olayı, karakterin Efsun tarafından çok salak durumuna düşürülmesi karakteri bitirdi. Zaten Nejat İşler gibi bir kişinin bu dizide sezon finaline kadar kalacak bir havası yok. Oyuncu ile de bu kadar anlaşılmıştır bundan eminim. Arık Böke zaten konuk oyuncu kıvamında kalacak. 5-6 bölümdü galiba oynayacağı süre. Klasik Ay Yapım işleri… En çok izlenen dizisiyle oyuncuları göz önünde tutup kısa süre sonra başrol bir dizide izletecekler. Çok örneği var bunun. En yakın örnek Emrah Amir ile Alperen Duymaz ardından Çarpışma veya Sekiz ile Kıvanç, daha sonra Kuzey Güney. Arık Böke de kısa tutulacak.

            Nejat İşler için kapı açık bırakıldı. İki karakter kaldı geriye. Kulkan ve Ögeday. İllegal işlerden uzak durmaya çalışan bu kardeşler nasıl savaşacaklar Koçovalılarla merak konusu. Benim düşüncem iç savaş gibi kendi içlerinde çatışacaklar. Umarım da öyle olmaz. Hepsi beraber gelmesi en büyük temennim ve her kardeşin karşıdakilerle eşleşmesini istiyorum. Birbirleriyle benzerlik taşıyan karakterlerin daha çok karşı karşıya gelmesi falan çok hoşuma gider. Şimdi Çağatay ve Arık aynı anda asla dizide rol alamaz. Çünkü odak noktaları Efsun ikisinin de. Arık Böke ölecekmiş zaten.

            Şimdi Cengiz Erdenet gelecek iyi hoş da karşısında bir İdris Baba olamayınca o iş pek iyi olmuyor. Ana hedef hep Yamaç olmamalı. Normalde yani 3 sezonun geneline bakılınca Yamaç hep düşmanları ile savaşında çok ön planda olmuyordu neden bu sezon böyle oldu hiç çözemedim. Bir gri karakter yaratmak istendi başlarda Yamaç’tan. Hatta sezon başı yazılan karakter çok iyiydi. İlk 2 bölümde öldürüp üzülmemesi o dark rolüne geçmesi çok hoşuma gidiyordu. Hala da karakterin o ruh halini yansıtmasını seviyorum o yönden problem yok. O duygu geçişleri, babasına benzeme kısmını seviyorum. Bağırıp çağırma mesela annesine bağırdı tamam şimdi bu bir dizi annesine bağıramaz duyarına girmeyeceğim ki Sultan karakteri sonuna kadar hakediyor bazı şeyleri. Bu üstten tavırlar falan hoşuma gider. Öyle süper kahraman edasındaki her şeyi beyaz yapmaya çalışan karakterleri sevmiyorum. Yeri geldi mi acımayacak bu sezonki Yamaç gibi. Böyle vurdumduymaz hallerini seviyorum ama… 1 saat boyunca her işe el atması çok zoruma gidiyor. Diğer abilerin altta kalması haksızlık gibi geliyor bana. Tamam Yamaç önde tutulsun ona da okeyim ama diğer abilerin karakter çizgisini terk etmesini kabullenemiyorum. Şunu da söylemek istiyorum son kez. Yahu bu Azer, Vartolu yüzünden savaşa dahil olmadı mı? Peki bu adam neden tek düşmanı Yamaç’mış gibi davranıyor? Vartolu’yu arayıp sormuyor bile. Neyse yine çok yazdım.

        • Rizet16

          Azer-Karaca konusunda kesinlikle sana katılıyorum.%100 yani bana normalde sempatik gelen 2 karakter ve oyuncu çift olarak yazılmaya başlanınca olmadı yani elbette sahnelerini çok severek izleyenler, ilgi ile bekleyenler vardır fakat oyuncuların inanmama ve hatta kasılma mevzusu bence tam tespit.

          Ebu Kayser konusu biraz Aliço üzerinden yürüyecek gibiydi, merak uyandırmıştı aslında ama ilerlemedi nedense bilemiyorum belki 4. sezonda sıkıştığı bir anda bu konuyu hortlatabilir Gökhan Horzum. Nasıl olsa hızlıca düşman tüketme ve sürekli yenisi gelsin modunda ilerliyor yapım.

          • incell

            Azer-Karaca için böyle düşünenlerin çok olması beni şaşırttı. Genelde çok eleştiren görmüyordum bunu. Fanların lincinden kaçmak isteyenler varmış meğer 🙂 Şaka bir yana gerçekten de bir çifti ilk defa bir dizide yakıştıramadım hem de bu kadar ilgi gören bir çift bu.

            Ebu Kayser, Aliço üzerinden yürüyecekti ve yürüyecek. Onun ekmeğini çok yiyecek senaristimiz bundan eminim. Nasıl ki Meliha’nın sırrı cepteyse ve beklenilen patlamayı yapamayacaksa bu da aynen böyle olacak. Erdenetler, kolay harcanacaksa ki öyle duruyor. 4.sezon için son nefes olur o konu. Tabii senaryo böyle giderse. Yoksa şuan ilgi çok Çukur’a. Sadece bu kendini tekrar eden senaryoya müdahale gelmesi lazım. Bu arada tekrardan kastım ilk sezonla paralel giden senaryo değil. Aksine seviyorum o paralelliği.

    • tefo

      İlk defa düşüncelerimin aynası olan bir yorum gördüm gerçekten tebrik ediyorum sizi. Ben de bu konuyu çok düşünmüştüm. Koçovalı Malikanesindeki kadınlar ve erkeklerin karşılıklı sahnelerinin azlığı benim de canımı sıkan bir şeydi. Bu ilk sezonda da azdı ama 2 ve 3.sezonlarda minimum seviyeye düştü. Karaca-Selim dediğiniz gibi düzgün diyalogları bile yok. Celasun konusunda Akın ile ikili konuşmalarının olmaması çok büyük eksiklik. Yani hayret ediyorum bazen. Saadet yahu… Bu kadın aylarca karanlık odada bebeğiyle o evde rehin kaldı. Koçovalılar evlerine döndüklerinde örnek Cumali gelip Saadet ile konuşamaz mıydı? Veya Selim gelip Saadet’e soramadı mı ne yaşayıp ne bittiğini. Akşın hayattayken Karaca ile beraber Yamaç ve Cumali le bir şeyler yapamaz mıydı? Amcalar ve yeğenleri birkaç diyaloga girseydi mesela. AİLE diye yırtınan bir hikaye var ortada. Bunlar yok, aksine aldatanlar kervanına dönmüş bir erkek topluluğu var. Çukur mahallesinde geçen sahnenin azlığı gerçekten de can sıkıcı. Aliço başlı başına fiyasko oldu. İlk sezonda ekrana kilitlenirdim sahnelerinde. Şuan sadece düz bir karakter olarak bakıyorum kendisine. Çünkü öyle yazılıyor. Dediğiniz gibi bu gereksiz karakter ekleme ile hikayeyi çeşitlendireceğini düşüneceğine elindeki karakterleri mümkün olduğunca tanıdığı herkesle yan yana getirerek, kendi içlerinde birbirlerine uzanan hikayeler yazarak Çukur dizisini eski günlerine getirebilir. Çünkü artık insanların ilgisini çeken senaryo değil. Oyuncuların kendisi ve yetenekleri. Hangi oyuncu kimle sahnede devleşecek diyerek bakıyor insanlar. Bu kadar kaliteli cast en son Muhteşem Yüzyıl’da vardı galiba. Ayrıca bu kadar güzel karakterleri yaratan Horzum bunları kesiştirse kendi de rahatlar seyirci de mutlu olur.

      • Karaca ve Akşın’dan bahis açılmışken Yamaç’ın kızların eğitime devam etmesine dair tek bir cümle kurmaması içimde kanayan yaradır!

        • tefo

          İşte o da var. Bazı yerler çok çelişkili. Saadet ve Akşın için evlenme işlerine karışan Yamaç, gelir gelmez bu çocukları okula göndermeme hususuna nasıl takılmaz aklım almıyor.

    • Merhaba hoş geldiniz ^^ Aslında o tekerlek sahnesinin açıklamasını izledim bir yerde… ErkanKeka’dan yada Necip Memili’den… Youtube’da bir sohbette. Bölüm rejinin mutfağından çıkarken 10 küsür dakika az çıkmış. Kanal da demiş ki illa ki bu dakikayı tutturacaksın. Eldeki malzeme belli neyi uzatacak, 1 dakikalık (hataları görmezdik bile) tekerlek sahnesi olmuş 10 dakika… (Dakikaları sallıyorum) Bu açıklama mantıklı gelmişti. O nedenle hiç takılmadım ben o mevzuya…

      • incell

        Merhaba, Hoşbuldum. Yorumunuz için teşekkürler.

        O tekerlek sahnesinin öyle olduğundan haberim yoktu. Teşekkür ederim bilgi için. Asıl üzüldüğüm nokta Çukur’un imajının yerle bir olmasıydı. Belki sahneyi öyle çekmek zorunda kalmışlar dediğiniz gibi. Mantıklı duruyor aslında ama tekerleği geçtim, sebzeler, davullar zurnalar vs bunlara hiç gerek yoktu gerçekten. O kısımlar çok üzüyor beni.

        Berkay Ateş’i ben de seviyorum ama böyle her gideni geri getireceksek birincisi bu dizide insanlar artık ölen karakterin geri geleceğini hep düşünecek. Kalite olarak çok düşürüyor bu olaylar diziyi. Baştan beri Mahsun gibi yazsalar yine bir nebze eleştirmem. Ojeli eller kullanmasalar falan tamam ama böyle yırtık dondan fırlar gibi “Bak işte Mahsun’muş” dedirtmek saygısızlıktır benim gözümde.

        Evet en çok yaralı olduğum şey amca-yeğen ilişkilerini göremememiz. Yamaç için de geçerli bu sadece diğerleri için söylemiyorum. Selim zaten öyle büyütülmüş, sevgi vermesini bilmiyor belki de umrunda değil. Yamaç ve Cumali o evdeki kadınlarla birkaç diyaloga girebilir yani çok zor değil. Cumali her gün o evde tamam Yamaç çatıda yatıyor Efsun için. Bunları görsek güzel olur. Cumali-Akşın sahnesi benim de hala aklımda. Yamaç da vardı sanki o sahnede. Böyle iz bırakabiliyor işte böyle şeyler. O etrafa kan kusturan adamların kendi içlerinde nasıl yumuşak kalpli adam olduklarını görmek çok güzel olur benim kanımca.

        • Buldum… youtube da caner ozyurtlu necip memili (link ekleyemedim) röportajı 11.30′

          Galiba biraz daha detay da yine Caner’i Erkan KK ile olan rop.da da vardı.

    • Yeniden merhaba, size de sorayım; bu yazıya hangi kanaldan ulaştınız? İleriki dönemlerdeki paylaşımlar için bu bilgi çok faydalı olur.

      • incell

        merhaba

        ben de twitter’da efyam kronolojisi hakkında bir yazı görmüştüm daha sonra siteden bu yazıya ulaştım.

  • tefo

    Merhabalar,

    Sayfayı Çukur dizisinin Twitter paylaşımın altında buldum. Okudum, birkaç yorum eklemek istiyorum. Genel olarak bakıldığında yazıda geçenlerin haklılık payı yüksek. Efsun-Yamaç aşkının ben de senaryo değişikliği sebebiyle yazıldığını düşünmeyen kısımdayım. Balvin bahsetmiş zaten. Ben de ona ek olarak bu bilgiyi pekiştirmek istiyorum.

    Yamaç ile Efsun bilindiği üzere ilk kez 2.bölümde karşı karşıya geldiler. Yamaç, Makbule tarafından yaralanmış kaçarken Efsun arkasından silahla koşup durmasını söylüyordu. Hava bir el ateş edince Yamaç durdu ve olduğu yere yıkıldı. Efsun, Yamaç’a ilk dokunduğunda zaten bir etki hissediyor elinde. Direk elini çekiyor. Ondan etkilendiği çok bariz açık görüyoruz burada. Yamaç’ı ceketinden tutup yüzünü çevirdiğinde ise çok güzel bir detay var. Yamaç, yüzünü dönüp Efsun’u gördüğü o ilk anda ağzını iyi okursanız “Muhteşem” diyor. Çok güzel bir detay vermiş Gökhan Hoca bize daha ikinci bölümden. Daha sonra düşmanı olan kadının evine öldürmeye gelip ne hikmetse öldürmeden kendimi sana kanıtlayacağım, babanı ben öldürmedim diyerek çıkması da zaten büyük bir sinyal. Yani kanıtlasan ne olacak ki? Sonuç olarak Efsun bu işlere istemeyerek, masum olarak sebep olmuş. O kalbe silah indirme detayını ben kaçırmıştım gerçekten çok güzel yazılmış yani çok ince işlenmiş tebrik ediyorum Gökhan Horzum’u bu konuda. Çünkü Çukur aşk oldu mu konusu baştan savma yazılıyordu. Yamaç’ın yanına koyacakları kadını bile 3 günde tanıştırıp Paris’te evliliğe kadar götürecek bir süreçle yazmışlardı.

    Üstelik çoğu kişi dizinin başlarında bunları fark etmemiş. Çok şaşırmıştım buna. Çünkü ben daha magazin sayfalarında Damla Sönmez ve Hazal Subaşı’nı gördüğümde Damla Sönmez’in Aras’ın partneri olacağından o kadar emindim ki.. Üstelik Baykal’ın kızı olmasına rağmen. Çünkü yapım bu konuda asla hata yapamazdı. Çok önemli bir karardı onlar için. Sena karakteri neden diziden ayrıldı? Herkes bunun cevabını biliyor. Sena karakteri sevilmedi artı olarak oyunculuğu yeterli gelmedi ve öldürülmek zorunda kalındı. Şimdi Yamaç gibi bir başrolün yanındaki esas kadında Gökhan Hoca böyle büyük bir hayal kırıklığına ve faciaya imza atınca 3.sezon Yamaç’ın yanındaki kadın kim olacak şeklinde sorular da arttı haliyle. İki oyuncu katıldı diziye. Oyuncuları aşağılamak asla niyetim değil asla. Fakat Hazal Subaşı, kariyer olarak Dilan’ın gerisinde biri üstüne günlük dizilerden ilk defa prime time’da böyle göz üstünde olan bir işte rol kapıyor. Dilan Çiçek Deniz’de bu faciayı yaşan Kerem Çatay ve Gökhan Horzum bu riski asla göze alamazdı. Üstüne karakter de Sena’ya çok benziyordu. Bu risk alınacak bir risk değildi. Damla Sönmez ise kendini kanıtlamış bir oyuncu. Aldığı ödüller bunun meyvesi. Hazal Subaşı’nı asla küçümsemiyorum hatta diziye Dilan’dan daha çok yakıştığı, ondan daha iyi oynadığını da söylüyorum. Ama durum ortada. Başından beri Efsun-Yamaç aşkı olacağından emin bir şekilde izlediğim için o duyguyu çok rahat aldım. Oyuncular da bunun farkındaydı zaten. Nasıl ki ilk izlediğimizde Vartolu’nun kahveye gelişinde, İdris’le konuşmasında bir his alamadıysak daha sonra oğlu olduğunu öğrenmiş halde izlediğimizde babasına bakışlarını falan fark ettiysek Yamaç-Efsun da aynı öyle yazılmış bir aşktı. Benim için oyuncuların en büyük iki yalanı şudur. Birincisi “Biz setlerde çok eğleniyoruz.” klişesi ikincisi ise “Valla karaktere ne olacak biz de bilmiyoruz, senaryo geliyor öyle öğreniyoruz.” Hadi setlerde eğlenebilirsin okey ama ikincisine kimse inandıramaz beni. Evet sen 5 bölüm sonra kiminle karşılıklı sahne oynayacaksın bunu bilemezsin ama senarist sana sezon sonuna kadar karakterin geçeceği yolları tane tane anlatır ki sen de bu ruh halini iyi verebilesin diye. Eminim ki Damla Sönmez ile Gökhan Hoca senaryo hakkında ilk oturup konuştuklarında bunu söylemiştir kendisi, Aras’a da aynı şekilde. Çünkü Yamaç’ın Efsun’la sahnelerinde ona her bakışı bir hayranlık belirtisi var bir büyülenmiş gibi bir yüz ifadesi var. Bunu da bilerek oynamak çok şey kazandırıyor sahnelere.

    Bir de Damla Serim olayı bana da inandırıcı gelen bir şey değil. Kadına boşuna yükleniliyor gibi geliyor bana. Sonuç olarak kendisinin bir senaryo tecrübesi yok varsa da göz önünde olan bir iş değil. Evet birkaç hikayeyi o oluşturmuş olabilir ama Gökhan Horzum’un da aklına yatıyor ve o da bunu kabul ediyor sonuçta. Gökhan Horzum’un istemeyeceği, kabul edemeyeceği bir senaryonun yazılması imkansız geliyor bana.

    Karakterler Çukur’da hep harcanıyor orada yüzde yüz haklısınız. Akın,Azer,Selim… En çok harcanan karakterler bunlar benim gözümde. Nehir için de hayal olması en doğru olandı galiba. Şimdi tepkilerden çekindi diyeceğim de şifalı eller, kolye kusma gibi fantastik hikayeler yazan senaristin bundan çekinmesi de ayrı komiklik oluyor. Bir de Gökhan Hoca’nın en sevmediğim huyudur bu. Bir hikaye yazar, seyirciyi tartar tepkiye göre devam ettirir yada üstünü çizer atar. Bu da seyirciye büyük haksızlık diye düşünüyorum. Onun dışında Efsun/Yamaç ve Dama Serim olayı dışında tüm yazılanlara 10/10 diyorum gerçekten bu sezon için değil çoğu hikaye 3 sezonun genelinde harcanmış ve harcanıyor.

    • merhaba hoşgeldiniz. Sitesi kustururcasına paylaşmak işe yarıyormuş, yeni yeni ziyaretçiler geliyor ne güzel ^^

      Ben de Efsun’un ve Efsun’un şifalı ellerinin, gücünün ve günün sonunda Efsun – Yamaç yolculuğununen başından beri bu şekilde yazıldığını düşünenlerdenim. Hatta kendi adıma konuşursam bugün sahnelerinde ekrana kilitlendiğim Efsun- Yamaç’ın ilk karşılaşmasından başlayan bir kronojisi de var sitede eski yazılarda… Efsun Yamaç’a dokunduğunda en mutlu olduğu ana gitti… O an hangisi henüz bilmiyoruz.

      Hikayenin çatısının bu yöne evrileceğinin taa en başında belli olduğunu düşünmeme rağmen sadece ikinci sezonda stilettolarını gördüğümüz düşman Efsun’da kervan yürürken gözle görülür bir değişim olduğuna inanıyorum. Belki Yamaç ile birlikteliğinin çerçevesini yumuşatabilmek için Efsun’un işin içinden çektiler?

      Gökhan Horzum’un bu sezondaki en büyük hatası Nehir’i sanrı yapmaması idi.

      • tefo

        Hoşbuldum, Efsun’u işin içinden çekmiş olabilirler. Aslında bunun sorumlusu da Gökhan Horzum oldu birazcık. İkiliyi önce 2.bölümde sonra 3.bölümde kesiştirdikten sonra 10.bölüme kadar yazmaması bunda etken oldu. Tamam 6.bölümde bir telefonla arama sahnesi oldu Efsun açmadı falan ama yeterli değil. 3 ila 10 bölüm arası nereden bakarsan 2 aya tekabül ediyor. 2 ay bir çifti yazmadan genel izleyiciye bunu yutturamazsın. Evet kapalı yazmadı aksine ilk iki karşılaşmadan bir sürü detay çıkarabiliyoruz ama Çukur genel izleyicisi bunu yakalayacak potansiyele sahip değil genel olarak. Efsun’un Azer ile hareket ettiği dönemlerde de istenilen performansı verememesine ben de katılıyorum. Ancak o düşman dönemi sağlam geçirse Yamaç ile aşkını genel izleyici kabul etmeyecekti ki şuan bile eleştirenler var. Sena ve Akşın’ın ölümü üzerinden duyar kasanlar görüyorum. Onu da açıkladı senarist masumluk kısmını ama yine de çok açık davranmadı bu konuda.

        Evet kronolojinin olduğu yazıyı okudum ve beğendim ellerinize sağlık. Üstüne bir detay daha bulmuştum. Çukur Yamaç’ın Dönüşü adlı kitapta Sena ile Yamaç’ın ilişkisi diziyle tamamen bağımsız bir şekilde yazılmış. Gökhan Hoca orada bir aşktan bahsediyor ancak anlattığı aşk Efsun-Yamaç ilişkisinin aynısı 🙂 Kendisi de Sena-Yamaç aşkını daha doğrusu bana kalsa ortada bir aşk yoktu. Sevgi vardı. Yamaç için Sena hakkında “Yamaç ondan onu görmeden etkilendi.” diyerek açıklamış. Yamaç, Sena’nın fotoğrafını görüyor ve daha yüz yüze gelmeden Sena’nın ondan haberi olmadan etkilendiğini yazmış. Bence Hoca ilk iki sezonda yazamadığı aşkı gerçekten bir aşk olarak bu sezon yazmak istiyor ve ÇukurEvde bölümünde bunu çok net vurguladığını, Aras/Damla uyumunu överek söylüyor. Kendi yazdıklarından, kafasında kurduğu sahneden daha iyi sahneler çıktığını itiraf ediyor zaten.

        Düşman olayına gelince zaten Efsun’a seyirci bir Azer, bir Mahsun gibi bakamıyor. Seyirci onları dost görmek istiyor ancak Efsun’a sağlam bir düşmanlık yaptırılsaydı Azer gibi Mahsun gibi işte o zaman seyirci bunu kabul etmeyecekti. Çünkü halkımızın, toplumun cinsiyetçi damarı devreye giriyor. Onun bir kadın olması bunu engelliyor benim düşünceme göre. Çünkü diğerleri direk saldıran karakterler ama Efsun akıl ile strateji ile işleri yürüten bir profil üstüne bir de kadın. Çok büyük yaralar vermesi, güçlü düşman figürünü oynaması seyirci tarafından büyük tepki çekerdi. Zaten Gökhan Hoca bu konuda o kadar hassas davranmış ki ikilinin birbirlerinin ailelerine DİREKT olarak isteyerek verdiği bir zarar yok. Bu zararları en aza indirgemiş. Dediğiniz gibi Yamaç ile birlikteliğini olabilecek duruma getirmek için Efsun da bu işin içinden çektirildi. Buna hak veriyorum. Ancak babasının katilinin Yamaç olduğuna inanmıyor peki. Fakat eninde sonunda senin babanı biri öldürdü. Bunun peşine düşmesi gerekmez mi? Bu yol için bu kadar para harcamadı mı? Babasını hala masum biliyorsa ki biliyor zengin, işinde gücünde, karanlık olmayan temiz bir iş adamı sanıyor. Onun vasiyeti ise Çukur’u almak değil mi? Orayı yıkıp kentsel dönüşüm dolayısıyla şatafatlı bir ortam hazırlamak değil mi? Evet öyle. İşte bu kısım biraz can sıkıyor. Hadi Çukur’u almaktan vazgeçebilmesini eleştirmiyorum ama baba katilinin peşini bırakması saçma üstüne babaannesinin yalanlarını burada fark etmemesi Efsun karakterini biraz gerizekalı durumuna düşürüyor. Babaannesi yarın öbür gün dönse, planlar nasıl gidiyor dese ne diyecek bu kız? Büyük ihtimal o konuyu da Efsun’un babaannesinin yalanlarını öğrenmesiyle kapatacaklar. Erdenet-Koçovalı savaşı arasına o düşman karakterinin karizmasını kurtarmak için devamlı bir “içerde” rolü verecekler. Efsun için yapılan en büyük hata ise Nehir’in yanına gitmesi oldu bana kalırsa. Merak etme duygusuyla gitti, aşkını belirtmek için gerekiyordu belki de. Yahut geçmişle paralel giden bir senaryo var Meliha/Efsun, Mihriban/Nehir şeklinde. Geçmişte de Mihriban-Meliha tanışıklığı mı vardı buna ihtiyaç duyuldu. Üçgen meselesi vs bu iş en çok Yamaç’ı kötü etkiledi.

        Nehir karakteri sanrı olmalıydı hatta tadından yenmezdi. Nehir’e de kızamıyorum aslında. Yazılış itibariyle o da bir anda değişti gibi sanki. Yamaç’ın Efsun olayını ona anlatmaması onu “gurursuz” gibi gösteriyor. O hala Yamaç’ın Sena yüzünden ona yaklaşmadığını düşünüyor. Üstelik dediğim gibi bu Efsun-Nehir yakınlaşması Efsun’u genel izleyiciye kötü gösteriyor Nehir’i ise mağdur. Aslında Nehir’in bu Yamaçla beraber olurken “sorumluluk almama” konusunun altını defalarca çizmesi, ona razı olması, başlı başına Nehir’in suçuyken, suçlu duruma düşen Efsun, mağdur olan ise Nehir gibi durdu hikayede. O kısımda kısa sürede düzeltilmeli.

    • Yeniden merhaba, size de sorayım; bu yazıya hangi kanaldan ulaştınız? İleriki dönemlerdeki paylaşımlar için bu bilgi çok faydalı olur. :)))

      • tefo

        Merhaba, yazıda da belirtmiştim zaten Twitter’dan ulaştım buraya.

  • Önce beğenmediklerine yorumlarımı buraya da kopyalayayım, devamını sonra yazacağım.

    Beğenmediklerinden katıldıklarım:

    – Akın! Net 180 derece döndü karakter. Songül konusunu açtılar. Sadece Akın’ı anlatmak için uzun monologlar eşliğinde tek sahnesi vardı. Kadın Akın’ı silkeledi, içinden pıtırcık Akın çıkarttı :))))

    – Vartolu ve flash bellek olayı ancak bu kadar gereksiz uzatılabilirdi.

    – Yücel konusunda Kesinlikle haklısın, neymiş aynı acıyı yaşayıp delirecekmiş. Yamaç’a sormak istiyorum: “Yahu sen de delirdin ama iyileştin?”

    – Neden herkes Damla Serim’e taktı? Belki Gökhan Horzum tükendi? Olamaz mı?

    – Bence senarist, Teknik veya Yapım ekibi ilgili sahneleri savsaklıyor, ondan… diğerleri için 5 tekrar yapılıyorsa bunda çek geç çek geç… zaten bölüm kıtı kıtına yetişiyor diye düşünüyorlar herhalde.

    – Saadedet’e soru sordum çukur evde’de… Daha doğrusu Boncuk Yılmaz’a. O empati yoksunu cümleleri söylerken kendisi de karakterin kafasına tava ile vurmak istiyor mu? :))))

    – Mahsun da berkay ateş için ok’im :)))

    – Ya Vartolu el öptü el… (Onu da sordum çukur evde de) Karakterin yerle bir olduğu andır. Gerçi Sultan Ana dediğinde de olmuştu benim için.

    – Fatih’i kesinlikle Azer öldürmeliydi. Ama Azer’de bir ASK böcüğü oldu. İsyaaaan….

    – Timsah Celil’i harcadılar!

    – Çağataykonusu gerçekten çok komik… gazetelere düştükten sonra babası tarafından afaroz edilseydi çok daha mantıklı idi. Polis Çağatay’ı tutukladı. ilahi…

    – Emir’in güzellemeleri… Yahu adam silah kaçakçısı… İllegal işler bitince aç kaldı tüm mahalle… Ve bunlar övülüyor.

    – Bir kişi ya tek bir kişi gıkını çıkartmadı Karaca Celasun evliliğine. o masada olsaydı Damla karşı çıkardı bence… En azından Selim’in masadan kalkmasını beklerdim.

    aaa bir tek Yamaç’ın ön planda olmasından rahatsız değilmişim :))))))

  • afextrobanya

    Bazı yerler çok net ve haklılık payı yüksek lakin bazı yerler de mantık zorlanmış.Efsun için yazıya göre sonradan yani 10.bölümde bir senaryo değişikliği sonucu aşk hikayesi yazıldığı söylenmiş. Buna katılmıyorum üstelik bunu oyuncular da ispatladı. #ÇukurEvde bölümünde Damla Sönmez ve Aras Bulut İynemli ikilinin yani Yamaç-Efsun sahnelerinin başından beri ince ince yazıldığını söylediler.

    Efsun, başından beri salt düşman olarak girseydi birkaç karaktere zarar vermesi gerekirdi. Ancak onun yaptığı ilk iş Yamaç’ı uyutmak, yarasını iyileştirmek ve masal okumak oldu. Ayrıca karakterlerin birbirlerini ilk gördükleri anlara bakılırsa bunun başından beri yani ikili arasında bir aşk yaşanacağının bir sinyali var. Yamaç’ın Efsun’un fotoğrafına hayranlıkla bakması, Efsun’un yaralı Yamaç’a ilk temasında elinden elektrik alması onu ilk gördüğündeki tepkisi tamamen aralarında oluşacak duygu bağının habercisiydi.

    Üstelik, Yamaç’ın Nehir ile gördüğü rüya, 2.sezon 18.bölümde Sena’nın bebeğini düşürdüğünü anlattıktan sonra gördüğü rüyanın aynısı. Kendisi Sena’ya bir rüya gördüğünü anlatıyor. Bir manzarada Sena’nın beyaz giyindiğini elinde bebek olduğunu ve bu bebeği Yamaç’a uzatarak “Senin bebeğin, bizim bebeğimiz” dediğini Sena’ya söylüyor. Aynı rüyayı S3E02’de görmemiz tesadüf değil. Yamaç hal ve hareketlerinden dolayı Sena’ya benzettiği Nehir’i, Sena yerine koyuyor. Efsun’un anlattığı hikayede olduğu gibi Efsun dokunduğu insanları en mutlu anına götürüyor. Yamaç hatta ilk masal sahnesinde ağzından “Yaşıyorsun” gibi mırıldanıyor çünkü Sena ile olduğu rüyayı görüyor. Onu Sena’ya benzettiği için Nehir’in yanında oluyor.

    4.Bölümdeki silah tutma sahnesinde de Yamaç başta Efsun’un kafasına doğrultuyor silahı. Efsun arkasına dönüp göz göze gelince de silahı kalbine indiriyor. Bunu da özellikle yakın çekim olarak gösteriyorlar. Efsun da silahını Yamaç’ın kalbine tutuyor. Daha sonra Yamaç silahı indiriyor aynı şekilde Efsun da. Bu sahne tamamen bir aşkın geleceğinin sinyali tamamen kesin ve net bir sahne. Ayrıca bu ikilinin birbirine doğrudan ve kasti olarak zarar vermemiş olması da tesadüf değil. Baykal’ı Yamaç öldürmedi veya kardeşleri Emrah ve Nazım’ı da. Akşın ve Sena olaylarından Efsun’un haberi yok. Yücel ve Babaannesi tarafından kandırılmış. İdris için de öyle. Veya Yamaç ne zaman Nehir’e gitse gitmeden önce ilk tercihinin hep Efsun olduğunu gözümüze sokmaları da örnek verilebilir. 6.Bölümde de önce Efsun’u aradı ancak açmayınca tımarhaneye Yücel’in yanına gitti orada da Nehir ile karşılaştı vs.

    Nehir’in hatta o odada yani tımarhanede anlattığı Çınar ağacı mevzusu da aylar sonra o eve geleceğinin habercisiydi. Çünkü Nehir orada pencereye yansıyan gölgeleri kastederek “Ağaçlar bana dost yüzler olurlardı, hepsi her gece bana eşlik eder, beni korurlardı” diyor. Hatta Çınar ağacı olduğunu da vurguluyor. 2.Sezon 16.Bölümdeki Yamaç’ın gördüğü efsane rüya sahnesi yani Aliço ve Meliha ile gördüğü sahnede Aliço’nun Koçovalılar için “Koskoca bir çınar ağacı” benzetmesi vardı. Nehir’in söylediği Çınar Ağacı da onlar işte. Sultan’ın, Karaca’nın Koçovalıların yaptığı Nehir’i koruma, dost olma sahnelerini gördük. Nehir için ölme sinyali çoğu kez verildi zaten. Uğursuz olduğu defalarca vurgulandı. “Benim sevdiklerim ölür” gibi ifadeleri vardı. Yani sandığınız gibi 10.bölümde böyle keskin bir dönüşün olmadığını söylüyorum çünkü her şey çok açıktı.

    Mahsun olayına katılıyorum, baya zorlama olmuştu o olay. Hatta kurtaran kişinin başlarda ellerinde oje bile vardı.

    Nehir-Yamaç olayına gelince benim şahsi fikrim Nehir’in başta hayal ürünü olarak yazıldığıydı. Hala bu fikrimin arkasındayım. Çünkü senarist bariz bir şekilde ikiliyi Fight Club Narrator-Marla ilişkisinden ilham alarak ya da orayı çıkış noktası olarak yazmış. Yamaç’ın Narrator gibi uyku problemi var,Fight Club’da karakterlerimiz depresifliklerini ve sorunlarını azaltmak için gittikleri kanser grubunda tanışıyorlar ve grupları paylaşamıyorlardı.Burada da aynı sebeplerden gittikleri akıl hastanesinde tanışıyorlar ve yatak paylaşamıyorlar. Nehir,Marla gibi biraz havada bir tip. Yani geçmişi,kim olduğu,ne yaptığı belirsiz ve erkeğin hayat çizgisinde arada bir ortaya çıkıp pat diye ortadan kaybolan hayali bir karakter. Çünkü başlarda da Yamaç, Nehir’i hayal zannediyordu. Belki de seyirci bunu erken çaktı diye olayı kıvırmış olabilirler.

    Hikaye konusunda çoğu karakter öyle Çukur’da. Bir hikayesi varmış gibi, derinmiş gibi girip çok çabuk çöpe atılıyorlar. Yani hepsi senaryo değişikliğine maruz gitmiş olamaz bence. Nehir sadece “babasının oğlu” olabilsin diye Yamaç’ın hayatında ekseninde duran sıradan bir karakter benim açımdan. Nehir-Yamaç sahnelerinde de çoğunluk olarak Efsun-Yamaç müziklerinin kullanılması veya hep o yöne kayan konuşmalar mesela Cumali’nin vurulduğu bölüm, Yamaç’ın Nehir’e gidip dertleşmek istemesi Nehir’in “Saçını okşasam geçecek mi?” diyerek tiye alması tamamen başından beri Efsun-Yamaç’a gönderme.

    Mahsun olayına katılıyorum, baya zorlama olmuştu o olay. Hatta kurtaran kişinin başlarda ellerinde oje bile vardı.

    Azer-Akın olaylarına da aynen katılıyorum. İki karakter de harcanmanın ötesinde bir evrim geçiriyor. Özellikle de Akın. Tamamen senaryosu çöp edildi. Tamam pişman oldu ama figüran rolüne geçmesi acayip üzdü beni.

    Yamaç’ın her işi yapması veya öldürme noktasına pek katılmıyorum. Evet çoğu şeye karışıyor ama öldürme noktasında çoğu düşmanını hatta Yücel ve Fatih hariç hiçbir düşmanını Yamaç öldürmemiş. Baykal olsun, Çeto olsun, Elvis olsun, Kumburgazlı Serdar, Emrah Amir, Nazım bunların hiçbirini Yamaç öldürmedi. Sadece Fatih ve Yücel var.

    Üçgen konusunda da katılıyorum. Bu üçgen meselesi sadece Yamaç-İdris benzerliği olsun diye var. İdris aşk meşk olaylarındaki halini Yamaç’a da uygulamışlar. “Kınadığını yaşarsın” gibi babasına benzetiliyor Yamaç sezon başından beri. Tabii bunu aşk üçgeni dışında da yapabilirlerdi. Bir ton farklı yol var bunun olması hamilelik olayı falan baya klişe.

    Karaca-Celasun olayına tamamen katılıyorum. Kimsenin cevap vermemesi aşırı saçma ve sinir bozucu. Hadi Selim kılıbık bir adam. Tavrı pek hoşuna gitmemiş gibiydi ama alışılagelmiş bir durum olarak yine sustu. Sultan zaten karşısında İdris’in kopyası olduğunu biliyor. Çünkü bir sahnede Yamaç ona bağırınca gözü İdris’in resmine kaydı. Celasun, ulan tamam da diyemiyor musun abi ben Akşın’a bunu yapamam diye. Hele Cumali! Akşın benim Kahraman’dan tek hatıram diye sızlardı.Akşın için yaptırmam bunu diyemedi bile. O kısım baya saçma oldu. Selim susuyor tamam hayatı böyle adamın ama Cumali’nin Yamaç’a ses çıkarmaması baya saçma.

    • Merhaba,

      Efsun – Yamaç’ın kronolojisine bakıldığında ince ince yazıldığına inanıyorum ben de ilk tanışma anından bu yana… Bu konuda Rizet’e katılmıyorum. Ama katıldığım bir nokta var ki dişli vamp düşman dönemlerinde çok zayıf yazıldığı, o dönemlerde daha tanışmıyorlardı…

      O kadar kronojisini yazmışım, kalbe nişan alınan silah detayını kaçırmışım. ^^ Güzel detay..

      Nehir’in dokunduğu, sevdiği herkes ölüyorsa ve Yamaç’ı da seviyorsa ölecek olan Yamaç olmasın?

      Nehir KESİNLİKLE sanrı olmalıydı. O zaman tüm taşlar yerine oturacaktı. Sanki çabuk çakıldı diye vazgeçmekten çok, resmen birşeylerden çekindi sanki yazar. Belki de üçgenin trafiğinden medet umdu kim bilir? 3 sezon sonra hala Selim gaymiş diyen izleyici Nehir’in hayal olduğunu anlamayabilirdi. Kolaya kaçtı.

      Mesela deniyor ki Nehir’in hikayesini görmeyecek miyiz? Yahu biz iki sezon Sena’nın hikayesini görmemişiz, Emrah ile arasında geçenleri net bir şekilde anlamamışız Nehir’i mi göreceğiz. İlahi!

      Akın’a hikayesi için üzülmenin yanısıra Burak Dakak gerçekten çok iyi bir oyuncu. Psikopat Akın’ı sadece bakışı ile bile anlatabiliyordu.

      Yamaç’ın tüm düşmanları öldürmesi üzerine bir tweet paylaşılmıştı. Şuan baktığında Yamaç=Hero olarak görülüyor ya, düşmanları öldüren o değilmiş ki, ama bu sezon öyle çizildi ki, evet baykal’ı da öldürmüştür, elvis’i de, serdar’ı da derim.

      O masada bu evliliğe tek karşı çıkacak kişi Damlacııım’dı…

      • balvin

        Efsun’un diziye gerçek bir düşman olarak girmediği için belki de böyle zayıf yazılmış olabilir. Çünkü dişli ve güçlü yazılıp bozulunca tepki bir hayli çok oluyor. Zaten Efsun karakteri başlı başına zayıf. Zayıftan kastım ayakları yere basmayan, ucuz anlamda demiyorum. Karanlık tipler yani mafyatik ortamlarda kendisi gibi değil. Babaannesinin onu yetiştirme tarzından dolayı hep belirli rollerin içine sığınan bir karakter. “Korkusuz, sinsi” kadın rolüne bürünüyor.Çünkü babaannesi ondan bunu istiyor. Bizzat ağzından duyduk “çocuk gibi mızmızlanma, sana güvenmekle hata mı ettim, ne kadar saf olduğunu unutmuşum, toparlan hemen” tarzı repliklerle.Babaannesinin karşısında küçük bir kıza dönüşüyor, ona yaranmak, bazen de onu kızdırmamak için çaba sarf ediyor.

        Ölecek olan Yamaç olacak zaten. Bunun sinyalini defalarca aldık. Yamaç eninde sonunda finalde ölecek diye düşünüyorum ben. Orada da bahsettiğim gibi Çınar Ağacı mevzusu dolayısıyla Nehir Koçovalıları sevmeye başlayacak ve yavaş yavaş Koçovalılar da ölecek. Ancak Çukur evlatlarını dahi yiyen bir ağaç. Nehir’in lanetinden daha baskın bir laneti var. Nehir ve bebeğini de yiyecek Çukur. Bunu da Nehir’in kitapları karıştırdığı sahnede Blowback ve Belladonna kitaplarının gözümüze sokulmasından çıkarabiliriz. Belladonna “Güzelavrat otu” demek. Güzelavrat otu zaten zehirli bir ot. Nehir’in zehiri bu. Blowback ise bir deyim gibi bir şey. Geri tepme demek. Yapılan bir hata sonucunda bu hatanın ona etki ettiği durumlarda kullanılan bir deyim. Blowback yani Nehir’in Çukur’a düşmesi bir hata. Buna tepki olarak yani geri tepme “blowback” Nehir ve Koçovalıların verdiği kayıplar olacak.

        Nehir’in sanrı olmaması büyük hata haklısınız. Evet çekindi bence de yazar. Çünkü maalesef Çukur izleyicisi aşağılamak gibi olmasın ama çoğunluğu öyle yani bu durumun alacağı tepkiden çok korktu yazar. Çünkü bir olayı açıklarken yarım saat flashback’ler düzen yazar bu olayı insanlara kabul ettirmenin sıkıntısını yaşadı bence. Üçgenden medet umacağını sanmıyorum. Belki de bu ship sevdalılarının ekmeğini yemek istemiştir kim bilir. Dediğiniz gibi etrafımda hala Selim’in gay olduğunu bilmeyen arkadaşlarım var ne yazık ki.

        Nehir karakterinden çok medet umuyor insanlar. Bunda haklılık payları elbet var. Çünkü ailesinden bir kolyeden bahsedildi bu çok normal yani.

        Yamaç konusunda eğer sadece 3.sezon olarak bakarsak evet Yamaç gerçekten çok öne çıktı bu sezon. Normalde gereğinden fazla geride kalırdı. Düşmanları ile mücadelesinden bahsediyorum. Ancak bu sezon acayip öne çıktı. Her olaya el attı.

        O masada Damla dahi olsa sesini çıkaracağını zannetmiyorum. Damla da başta bize gösterilen karakterle sondaki karakter arasında dağlar kadar fark var. Orada Cumali’nin ses çıkarması en makul olanıydı bence.

    • Bir soru; hikayedeki boşlukların Damla Serim’in eseri olduğunu düşünenlar var. Siz ne düşünüyorsunuz?

      • balvin

        Bence Damla Serim değil mevzu. Gökhan Horzum’un klasik hastalıkları bunlar. İlk sezonda da çok hikaye havada kaldı. Mesela Baykal ve Sena’nın annesi Güzide arasında gizli ilişki, Sena ve hocasının aşkı, Emrah’ın sadist duyguları… Çok derin hikayeler vardı. Mesela benim en çok merak ettiğim hikaye Aliço’nun olmuştu. Geçen sezon hiç unutmam Aliço uyuyordu. Yamaç yanına geldi rüyasında annesinin adını sayıkladı Aliço başta. Tabii Yamaç anlamadı ne dediğini sonra “Anne” demeye başladı. Yamaç yine anlamadı sonradan çaktı köfteyi. “Aliço? Senin annen…” diyişi vardı. Çok etkilenmiştim. 3.sezon başında da Aliço’yu başlarda öyle görünce sevinmiştim. Hatta babasını Salih Kalyon gibi bir dev oynayınca iyice umutlanmıştım. Ancak sıradan sadece bir aksiyon katılsın diye ucuz bir senaryoyla çöp oldu. Sonuç olarak Damla Serim’in değil bu Gökhan Horzum’un kendi hataları. Başından beri böyle. Ayrıca kendisi bir röportajda “Biz Damla ile geçen sezondan beri çalışıyoruz” demişti. Damla Serim bu sezonluk bir katkı değil yani.

        • Rizet16

          Gökhan Horzum ‘un, Damla Serim ile geçen seneden beri paslaştığını bilmiyordum, o detayı kaçırmışım ama bilgi için teşekkürler. Evet Gökhan hocanın bir çok konuyu açıp, sonra detayına inmeme, onu havada bırakma huyu var haklısınız fakat Çukur’da bu sezon önceki iki sezonda olmadığı kadar çok aşk meşk mevzularına girilince, Damla Serim ismini de ilk kez bu sezon jenerikte gören benim gibi izleyiciler; senaryonun bu yönlerde alışılmışın dışında (bazı kabullenemediğimiz detaylarla) ilerlemesini tamamen bu isme bağladık şeklinde açıklayabilirim.

          • balvin

            Gökhan Bey’i iyi tanırım. Aşk meşk mevzularında da kabullenemeyecek kadar saçmalamışlığı çoktur. Koskoca Kavak Yelleri gibi bir diziyi yazan adamdan böyle aşk senaryoları görmek normal.

          • Elif

            damla serim geçen sezon çukur ekibinde yoktu, 3.sezonda da direkt olarak gökhan horzum kadar söz sahibi biri oldu. yapımın amacı “herkesin” bu senaryoyu birlikte yazdıklarını göstermekti. kısacası gökhan horzuma bilerek söylettiler bunu. perde arkasında o kadar fazla olay oluyor ki 100de 1ni bile bilmiyor kimse. röportajlara pek önem vermeyin derim.

          • balvin

            Öyle de olabilir ama ana sorun Damla Serim demek haksızlık olur. Geçen sezon ekipte tam anlamıyla yoktu orası doğru. Sadece paslaştıklarını söylüyor. Ayrıca Gökhan Horzum’un çok havada bıraktığı hikaye var. Sonuç olarak hikaye kendisinin. Kendisinin içine sinmeyeceği bir şeyi kabul edeceğini sanmıyorum. Röportaj bile değil orada yaptığı. Sadece anlık bir soru geliyor ve adam cevaplıyor. Kafasında kurmuş olduğu bir şey değil bu. Gökhan Horzum kadar söz sahibi olacağını sanmıyorum. Çünkü geçmişinde bir senaryo ve yazarlık yok. Hadi bir Hakan Günday, Ethem Özışık katılsaydı o zamana Horzum kadar söz sahibi olabilirdi. Ancak Damla Serim hem geçen sezon katkı vermiş hem de bu sezon. Kadına yüklenmek anlamsız burada.

          • Elif

            damla serim bu sezon katıldı ekibe daha doğrusu bu sezon gökhan horzum kadar söz sahibi biri oldu. senaryoda anlaşmazlıklar da hep kendisi yüzünden zaten.

          • Damla Serim daha önce hangi projelerde çalışmış biliyor musunuz?