İzledim

YARGI – Her Cevabım Sensin Hem de Her Bilmecem

Duruşma salonunda Savcı olarak izleyemediğimiz Ilgaz’ı, Avukat Ilgaz olarak izlediğimiz bu bölüm AB’de 10,96 reyting, ABC1’de 9,72 reyting ile günün 1.si iken, Total’de 8,40 reyting ile birinciliği Survivor’a kaptırdı. Bölüm değerlendirme yazısı Gülsüm ‘den… Keyifli okumalar…

 

Bu sefer bölümün genel olarak ağzımda bıraktığı tattan bahsederek görüşlerimi açıyorum Sayın Yargı severler. Bölümden o kadar zevk alamadım ki ağırlığından biraz bunaldım. Bölümün genelinin böyle etin yavaş yavaş ağızda sakız olmasına benzeyen bir tadı vardı. “Engin’in katili kim?” meselesinin çözülmesine sevinmişken, Niyazi’nin arkasındaki beyini görmek konusunda bebek adımları bile atmayışımız içler acısıydı. Yeni sorumuz peki azmettirici kim? Biraz daha aksiyon beklediğim bölümden elimin neredeyse boş kalkmasına üzüldüm. Yargı’nın en büyük dezavantajlarından biri, bölümlerin beklenti oranında izleyiciyi tatmin edemeyişi. Tabi ki yerli dizi yersiz uzun. Tüm yayına yapıma senariste yönetmene oyuncuya herkese hak veririm bu anlamda. Ama zaten ellerinde tuttukları değerli temellerini daha fazla övmeme yarayacak şekilde yazmak dururken, mantıksızca yerleştirilen araba veya ona göre daha mantıklı yerleştirilen Cif reklamı hak ettiğimi hiç sanmıyorum. Geçen hafta genel çerçeveden övdüğüm karakterlerin, aynı derinlikle yazılmasını beklemiyorum tabi ama sezona yayılmış bir projenin daha şimdiden bu kadar kendisinden geçmesini de istemiyorum galiba. 18 bölüm içinde 4 bölüm fire vermek o kadar da anlamlı görünmedi. Dizinin temposu sebebiyle tabii ki bir yere kadar hak veriyorum ama sabrımın raf ömrü, çekebildiğim detaylar kadar uzun da değil. Yine de bölümde hoş gözlerle süzdüğüm 2-3 IlCey sahnesi neyse ki vardı da bölüm biraz katlanılabilir oldu. Geçen hafta ilgilendiğim ve gerekli sahneler dışında pek diziye dikkat etmediğimi söylediğimde belki diziyi gereğinden fazla övmüşümdür diyerek bu haftaki bölümün bütünlüğüne de bir’ göz atmak istedim. Bölüm bütünlüğünü elimden geldiğince açarak, ele gelen bariz konulara ve yan konulara bakalım. Bakalım Yargı 18’de neler yaşanmış?

 

 

Yargı Niyazi kim? Niyazi’yi daha geçen hafta birden ortaya attıkları için büyük oha falan olamadım maalesef. Tabi ki en başta öyle planlandığı için ve hemen çekildiği için takdir ettim ancak The Chestnut Man’i izleyip senaryoya entegre etmek gibi olmuş. Son dakika fikri gibi göründü bana. ‘Niyazi ile Engin’in pek derin ilişkisine vakıf olamayışımız sebebiyle, Niyazi ne kadar Engin’in güvendiği bir adam olabilir ki? Beklediği bir para söz konusu olduğuna göre Niyazi kimin tetikçisi veya maşası?’  gibi sorularımıza doyurucu yanıtlar veya bu yanıtlara yakın veriler almak yerine Gül teyzenin boş yaptığı sahnelere veya evli bir çiftin ailelerini utandırmasına dönük süper zekâ ürünü repliklere maruz kaldık. Sebepsiz sahne doldurmalar yerine Niyazi’nin altını doldurmak daha mantıklı olurdu.

Bölüm başında gösterildiği kadarıyla, para sorunu yaşaması yüzünden bir tetikçi/maşa olduğu çok bariz. Bu durumda bu adamın parasını kimin verebileceğine bakarsak burada geçen hafta saydığımız olağan şüphelilerimiz artık azmettirici zenginlerimiz olarak devreye giriyor. Yani Yekta, Laçin ve Murat, Neva ve Cüneyt, Seda. Bu dörtlüleri her hafta hedef tahtasına koymaya pek bayılmıyorum ama yine koyalım bakalım.

 

 

Önce ilk elediğim çift Laçin ve sevgilisi. Laçin telefonunu kasten bırakmamış. Takip edildiğinde de aşk yuvalarında olduğunu öğrendik. Yani bunun ortaya çıkacağı bu kadar belliyken ve Yekta’nın tuhaf sorularına maruz kalırken Laçin’de bir lamba bile yanmıyor. Hem yasak ilişki yaşayıp hem bu kadar beyin tasarruflu olmamak lazım. Bu aile dramında patlayacağımız da Yekta’nın bu aldatma olayını kaldıramayışından. Yekta’ya o kadar üzülemedim ki, umarım Laçin’in başına bir hal açılmaz. Laçin nedense ilk evden kovulduğunda Yekta’nın evinin önünde dilenmişti. Madem evi vardı, oraya gitseydi mesela. Neyse belki sonra almıştır Laçin. Haydi haydi senaristin unutkanlığını aklayalım. Laçin de Engin için öldüğünde zaten samimi gözüküyordu da şüpheli listesinde kalmasına dönük şüphelendirici izmaritler yazıldı. Laçin büyük bir suç dehası olmadığına göre Niyazi ile ortak kümede olmasını gerektirecek bir işi de yok gibi görünüyor.

 

 

Yekta benim azmettiricilerimde bir numara. Oğlunu sevmiyor ve Ceylin’e ihaleyi bırakmak için fazlasıyla hevesli. Diplomasız avukat olduğu ortaya çıkacağı takdirde kaybedecekleri ve yaşayacağı yıkım çok büyük ve de Yekta’nın bakış açısından kaybedecekleri gerçekten bir insan hayatıyla alışveriş edilebilecek bir şeymiş gibi görünüyor. Geçen hafta davalarını kazanmasının yolunun sadece sivri çenesine bağlı olmadığını da düşünmüştüm. Merdan’ı tanımasıyla bile Yekta’nın geçmişinin kirli olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden oğlunun ölüm emrini vermekten çekineceğini sanmıyorum ve bu çok acı. Engin’i tam anlamıyla sahiplenemeyişinin altında Tilmen’lerin sadakatsizlikleri de yatıyor olabilir. Şimdiki saldırgan tavırlarının altında oğlunu çok seviyormuş illüzyonu oluşturmak var sanki. Oğlunun arkasından pek üzüldüğünü bile hissedemedim. Belki senarist takdiri bu yöndeydi. Engin ilk zehirlendiğinde hastanede kaçırma planı yaparken de onu harcadığını düşünmüştüm. Yekta’da aynı zamanda değişik bir kaypaklık da var. Gerçekten Pars gibi sövecekmiş hissiyle doluyorum bazen.

Gelelim olayın nasılına. Ilgaz’dan istettiği saç kıl örneğinin de Niyazi’ye bir pas olabilmesi mümkün. Mutlaka Ilgaz’ın ve Ceylin’in suçlanmasını öngördüğü için de Niyazi, Yekta’nın sözüne uyarak gecenin o geç vakti bu saç örneğini şansa da olsa almış ve dosyaya dolaylı bile olsa eklemiş olabilir. Niyazi kendisi yerine başka birisinin, Engin’in saç örneğini de koyabilirdi ama mutlaka Ilgaz’ınkinin istenip Ilgaz’ınkinin diretilmesi çok şüphe çekici geldi bana. Ilgaz o olay yerine girip kanıtlarla oynadı biçimli Yekta’nın akıllıca karşı hamlesinin o adli tıp sonucunu da bilerek ‘Üçüncü kişi şüphesi nasıl dağıtılırmış, gör’  repliğiyle süslendiğini düşündüm.  Bu arada Ilgaz’ın odasını onun yasını tuttukları için kimseye vermemeleri de çok şeker, değil mi? Yani Niyazi o saçın başkasına ait olabileceğini hiç düşünmeden alıp dosyaya soktu ki bu çok şansa bir şeydi. Bence dolaylı da olsa Niyazi sokabildi o kıl örneğini. Niyazi’nin takip edildiği hesaba katılırsa, ona en son ne olduğunu bilemesek de, aldığı saç örneğini başkası dosyaya sokmuştur yani. Yekta’nın spesifik olarak gerçekler yerine Ilgaz/Ceylin’in peşinde olması biraz artık zorlama geliyor bana. Üçüncü kişi şüphesi, kanıtların yanması, eldivenin çıkması, Ceylin’in uzun saçlı adamı gibi detaylar Yekta ve Seda için yeterli olmalıydı. Yekta, kendi izlerini kapatmaya çalışıyor gibime geliyor. Belki ben de biraz ön yargılıyım kendisine karşı. Ilgaz o olay yerine girdiği zaman ile eldivenin bulunduğu zamanlar zaten örtüşmüyor. Ilgaz aynı zamanda polis denetiminde izlendi. Bozsaydı o kadar adam da görür, Pars’a yetiştirirdi. Yekta’nın iddiaları kolaylıkla çürütülebilir yani. Ilgaz ayrıca akşama ayak izlerini bulduğu için üçüncü kişi şüphesini atmıştı. O eldiven çıktığı için değil. Bağlamlar da farklı.  Bu haftaki bölüm sonumuz bana heyecanlı gelmekten ziyade oyalayıcı geldi. Bölümün buna hazırlandığını çok net anlayabildim maalesef.

 

 

Neva ve Cüneyt para dolu çantalarıyla ışıl ışıldı geçen hafta. Gözlerimiz cinayet motivasyonlarıyla ve şüpheli halleriyle kamaşmıştı. Başka birilerine yaptırmış olsalar muhtemelen o parayı zaten sahibine iletmeleri gerekirdi. Bu hafta gördük ki Niyazi tefecilerle tebelleş içinde ve hala borç batağında. Yani parası teslim edilmemiş. Neva ve Cüneyt de o parayla kendi evleri için bu harcamayı yapmış olabilir. Tabi ki Niyazi’ye ödeme yapacaklarına dair anlaşmaları da olabilir. Ev daha olası geliyor. Nedense Neva ve Cüneyt’i listeden kaldırırken bir noktada içim rahatladı. Sanırım Pars üzülmeyecek diye sevindiğimden. Geçen hafta onları aklayan zayıf ihtimallerimi biraz da sevinerek inceledim. Yine de Niyazi ile ilişkileri olabileceğinden listede duruyorlar ama artık nedense azmettirici olarak daha az ihtimal veriyorum. Neva’nın kendisini özel hayat diye diye parçalamasından da olabilir bu. Tabi bu çift Pars’a basılmayacaksa gizli buluşmalarının da hiçbir heyecanı olmaz. Lütfen basılın artık. Cüneyt ile Neva’yı biraz boş gözlerle izliyorum, azıcık drama olur.

 

 

Seda’ya gelirsek, Seda biraz kara kutusu dizinin. İzmir’den yeni geldiği için Niyazi’yi tanıyor olamaz sanki. Engin ile Niyazi’nin bağlantısından haberi varsa bir ihtimal yine bulunabilir. Malum Engin Niyazi’yi gördüğünde gülümsüyordu ve sonunda hayal kırıklığına uğramış bir yüzle ölüyordu. Aralarında bir tanışıklığın olduğu belli. Bu tanışıklığın kenarında köşesinde kimler var bunu bilmemiz lazımdı aslen ama bebek adımlarını daha atamadık. Seda’nın geçen hafta yardım et diye aradığı elemanın Niyazi ile doğrudan bir ilişkisi varsa, bahsettiğim bu ihtimalde Seda’nın yeri olduğu söylenebilir. Tabi ki yeğeni ne kadar kötü olursa olsun öldürsün istemem. Zaten pek bir motivasyon da bulduğum söylenemez. Seda’yı açıkçası pek konumlayamıyorum artık. Şaşırtmak için çıkarsa Seda çıkar artık. Biraz da zorlama olur ama artık olasılıksızlar arasından seçmeler yapıyoruz. Neva’ları akladığım için zayıf para çantasından da gidilebilir, Seda’nın kimi aradığı belli olmayan telefonundan da.

 

 

Bu dörtlülerin arasına artık Merdan’ı da koyabiliriz sanki. Merdan’ın eli kolu uzunmuş. Kimlere ulaşabileceği belli değil. İşlerini net bir şekilde maşalarla görüyor. Engin’in tehdit listesinde olması yüzünden Çınar dolayısıyla işe karışmış olabilir ama ardından yaşanacakları takiplerdi. Gelini kabul ettiği insana suç atılmasının hesabını Niyazi’den de sordururdu herhâlde. Niyazi ortalıklarda Ceylin’e suç atıp, fink atarken bu kadar etkisiz kalmazdı, en kötü Niyazi’ye haber gönderirdi gibime geliyor. Hatta gerektiğinde Niyazi’yi de satardı. Ceylin’i hapisten çıkaracak veriyi o verirdi veya yine o sağlayabilirdi yani. Ilgaz uzak kalmasını istese de nedense verirdi gibime geliyor. Sonuçta Ilgaz, torunu ve o ailede Ilgaz’ın kararlarına en saygı duyan kişi. Tüm bunlara rağmen Merdan’ın da gerektiği kadar açılmadığı su götürmez. Mesela Yekta ile cenazede ismiyle hitap edilecek kadar yakın bir ahbaplıkları varmış gibi görünüyor. Yekta bir Kaya olduğunu biliyor mu çok merak ettim şahsen.

 

 

Eğer Merdan Niyazi’ye yine de iş yaptırıp kanıtlarla oynanması isteseydi, o ceket yanmazdı ve Ilgaz da topun ucuna konmazdı. Zaten en başından Ilgaz’ı Niyazi’ye karşı korurdu. Tabi Niyazi Yekta ile Merdan’ın çıkarları arasında kaldıysa başka. Ayrıca Merdan iş yaptırsa da ödemesini hemen yaparmış gibi. Merdan’ın üstünde belki gereksiz bir beklenti kurdum.  Özetle Niyazi’ye ulaşacak el kol uzunluğundan Merdan’ı kısacık bir düşündüm ama karşı hipotezleri daha fazla olduğundan listeden düşürmüştüm. Yine de burada dursun, gerektiğinde tekrar döneriz.

Tüm bunlar arasında ise yüzde hesabına falan girmiyorum artık. Özetle küstüm oynamıyorum.

 

 

IlCey tüm boyutlarıyla vaat ettiklerini karşılamaya en yakın çift ama geçen haftaya göre bu hafta çiftle bağ kurmakta epey zorlandım. Yine de sizin için elimden geleni yapayım. Tabi ki ilişkileri anlamında sürekli ve her hafta bir derinlik aradığım söylenemez. Sonuçta proje sezona dağılmış bir iş ama yine de Cif reklamı hak ettiğimi(zi) hiç düşünmüyorum. Kaldı ki bu bölümün açılışı da geçen haftanın kapanışına göre öylesine düşüktü ki, çok övülen ucuz marketlerde coine çok yüksek para basıp batırmış gibi hissettim. Ben olsaydım en azından bir yatak sahnesiyle açılış yapardım. Yapılan ve yapılmak istenen arasındaki uçurum da aksi gibi çok derindi. Gül teyze altı üstü çifti kahvaltıdan önce bastı. Sanki ortalıktan don toplamış gibi davranmanın ne gereği var? Tabi ki Ceylin, Gül’ün kızı olduğu için Gül endişe etmekte haklı olabilir ama Gül tüm hikâyede Ceylin için isteyebileceği şeyler konusunda biraz bu hakkını yitirmiş gibime de geliyor. Bu yüzden haklı bir endişesi olsa da tam olarak bana geçmedi. Birden gelmiş gibi görünen sahiplenme duygusu, kızı sorgusuz sualsiz sokağa atarken neredeydi diye sorarlar adama. Pişmanlığına, ilk özür dilediğinde samimi gibi görüp inanmış gibiydim ama Erguvanlar’ı pat diye kabullenemem. Aynı şekilde Kaya ailesini de. Geleneksellikle bir sorunum yok aslında ama çiftin henüz birbirlerini yeni yeni tanıyor olmalarının etkisiyle biraz rahat bırakılması taraftarıyım. Ceylin 3 çocukla ortada bırakılmış gibi davranmanın gereği yoktu yani. Metin’e inanılmaz olsa da bu açıdan hak verdim.

Ilgaz’ın hayat yolculuğuna avukat olarak devam edişine bir noktada destek vermek zorundayım. Bu içime sinmeseydi ve ikna etmeseydi böyle bahsetmekten de hoşlanmayabilirdim. Dizinin bundan sonraki hikâye örgüsünün IlCey’in avukat olarak alıp çözeceği davalar üstüne olacağını düşünüyorum. Bu açıdan belli bir temanın izlerini görmeye başlamaktan hoşlandım. Umarım devamlı ve ilgi çekici hikâyeler olur. Özellikle Ilgaz ile Ceylin’in karakter dönüşümlerinin, hayatlarını sorgularken bulacakları cevapların, birbirlerini daha iyi tanımalarının ve birbirlerini en ideal şekilde çözmelerinin yolu bundan geçecek gibime geliyor. Ilgaz’ın normalleri ile hayatın gerçeklerinin sadece Ceylin noktasında kesişmeyeceği belli yani. Bu davada Ceylin’in klasik kazanma hırsıyla davranacağını varsaymışken tam tersi bir yaklaşım şaşırtıcıydı ama aslında vicdanının onu yönlendirmesine izin vermesiyle Ceylin’i tam görmek istediğim gibi gördüm. Ceylin belki hakkın peşinden gitmedi ama kendi vicdanının izinden gidecek bir insan olduğunu gösterdi. Vicdan, bence hayatın mahkemesiz adalet ölçüsü. Ilgaz ise hak ve kendi vicdanı arasındaki belirgin tereddüdünün onu en ideal biçimde yönlendirdiğini izlememizle özeldi. Bu noktada hala ideal olandan bahsetmemiz ile Ilgaz’ın nadide karakteristiğini avukatlığına taşıdığını görebiliyoruz. Gerçekten de Ceylin’in dolambaçlı yollarına eşlik eden Ilgaz’ın doğrudan yolları, onları özel bir iletişime taşıyacakmış gibi hissettim. Temel farklılıklarının bile onları bağlayacağının mesajını dizi kapak fotoğrafıyla dahi veriyor malum.

 

 

Ceylin’i bu ilişkide eleştireceğim yer ise şurası: Bir çocuk meselesi olması nedeniyle Ilgaz’ın hassas davranacağı bu kadar belliyken Ceylin’in tutumları yargısız infaza çok benziyordu. Ceylin’in aceleci suçlamalarını, saldırılarını ve dinlemeden yargılayışlarını biraz yorucu buldum. Açıkçası Ceylin’in Ilgaz’a bazı noktalarda güvenmesini bekliyorum sanırım. Ceylin’in eğreti gibi görünen seviyorum itirafı, karakterinin ailesi yüzünden böyle gelişmesinden dolayı, Ilgaz’ın yaptığı olumlu bir hareket karşısında harekete geçince Ceylin’in aşkının koşullu olduğuna dair bir düşünceye sevk etti beni. Ceylin açısından bakınca bunun beklendik olduğunu düşünmemle birlikte Ceylin’in hayattan ve Ilgaz’dan öğreneceği çok şey olacağını da gösteren bir bilgiydi. Özetle Ceylin özel hayat ilintili olarak belki de biraz daha sabırla takip edilmeli. Kendisi de boşlukta salındığını hissediyordu. Ceylin için davranışlarını dürtüleyen ailevi boşlukları ve alt anlamları anlıyorum ama Ilgaz özelinde konuşursak, Ilgaz ketum birisi olsa dahi, yaptıklarının her zaman alt mesajı oldu. Ceylin’in bu mesajların hep olacağına inanmasını ve bağlarını yavaş da olsa güçlendirdiğini görmek istiyorum.

Bu iş hukuku davasını birlikte ele alışlarına ve Ceylin’in farkında olmadan atlayışlarına pek kızamadım. Yani klasik Ceylin’di o. Ilgaz’ı yalnız bırakmaması, Ilgaz’ın henüz çömez olması, savcılık refleksleriyle davrandığı için benim de lüzumlu gördüğüm şekilde Ceylin’in mentorluk yapması gerekiyordu. İş bitiriciliklerine güven duydurmadan müşterileri vekâletlerini vermezdi. İş hukukuna giriş yaptığımız gibi şimdilik nerede hareket orada bereket gibi davranıyorum, ama yine de Ceylin’in genel anlamdaki aceleciliklerinin Ilgaz ile törpülenmesini umuyorum.

Ilgaz kendisine müvekkil oluşturabilecek kalibre birisi gibime gelmiyordu ama aynı davadan 2 müşteri çıkarabildi. Ilgaz’ı bu anlamda takdir edebiliriz. Ilgaz’ın beni şaşırtan bir yönü buysa diğeri Ilgaz’ın dava kaybetmekten hoşlanır bir tavrının olmayışıydı. Sevilesi ve şaşırtan sürprizlere her zaman açığım.

 

Ilgaz: ‘‘Ne yaptın sen içerde?’’

Ceylin: ‘‘İkinci davanı aldım.’’

Ilgaz: ‘‘Kaybedeyim diye mi? Tebrikler.’’

Ceylin: ‘‘Ne alaka ya?’’

Ilgaz: ‘‘İki günde buna hakkıyla hazırlanmamız imkânsız. Hatta bir buçuk günde. Zaten dosya tekemmül etmiş. Kusur oranları, tazminat tutarları tespit edilmiş. İtiraz süreleri de geçmiş. İlk dosyadan patlayacağım sayende, sağ ol.’’

Ceylin: ‘‘Ben ne bileyim ya. Alışkınım kendi başıma karar vermeye, atlamaya. Bir şekilde hallederiz diye düşündüm. Bir şeylere itiraz ederiz. Karar duruşması olmaz diye düşündüm.’’

Ilgaz: ‘‘Lütfen benim adıma düşünürken bir daha arada bana falan da sor, tamam mı? Ayrıca işçi belki yalan söylemiyor.’’

Ceylin: ‘‘Ayrıca %50 ihtimalle işçi yalan söylüyor. Senin bundan sonraki görevin müvekkillerini savunmak Avukat Bey.’’

Ceylin: ‘‘Üfff tamam tamam özür dilerim haklısın.’’

 

Bir dipnot olarak iş kazalarına yer verilmesi de bu haftaki dikkat çekilen kamu spotumuzdu. Dizinin kamu spotlarının ve eleştirilerinin takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum sonuçta bir tür bilinç oluşturmaya dönük tavır söz konusu.

 

 

Konumuza geri dönelim. Çiftin tartışmalarının ve hızlı çözünüşlerinin bizimle kalmasını hep isterim. Onlara bu daha çok yakışır. Hep didişen ve doğruyu bulmaya çalışan bir çiftin birbirlerinin kalplerini kırmamak için birbirlerine sürekli aşırı duyarlı davranmalarını görmek istemezdim. Bunun bir benzerini House’ta da görmüştüm. Orada bir süre hataya düşülen bir durumken, burada tüm suretiyle kaçınılması da yerindeydi çünkü insan hayatlarını doğrudan etkileyen meslekler söz konusu. Ceylin’in Ilgaz’ı acımasızca o soğukta bırakmasını, zatürre olmasını umursamayışını görmek gerçekten istemezdim ama ardından gelen barışma hızlarına bayıldım. Ceylin’in bir anlamda Ilgaz ile koca bir bebekmiş gibi ilgilenmesi sanırım hoşuma gitti. Ilgaz’ın düşünebileceği bireysel boşluğunun kendisi de dâhil herkese yardımı olduğu aşikâr, bu ketumluğunu bir noktada bırakmasını umuyorum. ‘Düşünmek ve çözüm için zaman ver Ceylin’ demek çok zor olmamalı Sayın Savcım.

 

 

Ilgaz’ın kendisine uygun çözüm yollarının Ceylin tarafından her zaman takdir göreceğine dair bir yanılsamaya düşmek istemiyorum aslında. Bu durum aşklarını sürekli koşullara bağlı hale getirebilir ama karakterlerin kendi çizgilerinden kendi doğrularını diretmesi de bu bölümdeki gibi ilişki dinamiklerini daha canlı ve anlamlı da tutabilir. Ceylin ile Ilgaz’ın yöntem savaşlarının en azından bu dönemler harlanacağını hissediyorum. Zaten bir insanı tanımanın, o insanı çözmenin en kolay yolu fikir karşıtlığı durumunda o insanı incelemektir. Özette alenen belirtilmiş bir şeyin alt temada sürekli bizimle kalması önemli.  Ceylin’in ağzından da duymak istediğim ‘seni seviyorum’ sözünün önemi de burada. Her tartışmanın bir şekilde uzlaşmaya varabileceğine dönük bir umut veriyor. Yani yeni müvekkiller için neredeyse birbirine giren bir IlCey görürsek de bu telaşlanılası bir şey olmaz. Malum geçen bölüm Mithat Bey vakası da ilk örneğimizdi.

Çiftin diğer gündem maddesinde Zafer’in mektubu konusu vardı. Birlikte Zafer’i aramak için Alman konsolosluğunda Ilgaz’ın Ceylin’e destek olma biçimini çok beğendim. Arada tartışmasız geçebilen çift sahnelerimizin önemli bir yeri bu destekti. Temelde tartışıp sonunda hep birbirlerine ihtiyaç duyduklarında orada olmalılar ve birbirlerine sarılmalılar nihayetinde. Bu ilişkinin bu doğasını en başından itibaren takdir ediyorum. Su nasıl bir metaforsa, sarılma eylemi de bir o kadar onların gerçeği bence. Bu yüzden aralarında Zafer bir sorun olana kadar çifti her şekilde izlemek keyifli olacak gibi hissediyorum. Bundan da önce Ilgaz’ın karakter dönüşümü var zaten veya Ceylin’i dönüştürmesi diyelim. Tam kararımı veremedim.

Çiftin konuşmakla sorunu yok demişken bana cevap niteliğindeki kliplerinde tek sevindiğim yer galiba Pınar Deniz’in güzel sesini tekrar duymamızdı. Açıkçası akşam tamamen çalışacaklarını, bir kova kahve içeceklerini ve daha fazla sahne göreceğimi düşünüyorken, görümce gecemize bir yıldırım gibi düştü. Hayaller hayatlar gibi sahneler. Zaten bölüm içindeki montaj, kurgu ve geçiş sorunlarından yeterince mustaripken üstüne davetsiz görümceler daha da çok hırpaladı beni. Tabi sahne sevimli olmasına sevimliydi. Oraya yorumum yok. Kim olsa düğün ne zaman, gelinliğin nasıl olacak diye sorabilirdi. Bu arada Çınar’ın anlık kafasından geçen Zafer bulutsusunu görmeyen zaten bizden değildir. Neyse ki o anda kedi videoları izlemek yerine vicdanını biraz göstermeyi lütfetti.

Çiftin bir diğer gündem maddesinde ise Ilgaz’ın Ceylin için başarıyla ortaya atabildiği üçüncü kişi şüphesinin dağıtılması vardı. Açıkçası eldivende hem Engin’in kanının bulunması hem de Ilgaz’ın kılının bulunması sadece adli tıbbın beceriksizliğini gösterebilir. Niyazi’nin açığa çıkarılması için daha zekice olabilecek bir yol olarak tasarlanmıştır umarım. Pars bu veriyi umarım beyninin kıvrımlı loblarından yeterince geçirip bu sonuca varabilir. Yani bu konunun dağıtılması adına belki tüm bölüm uğraşırız ve oyalanırız ama bu kime ne sağlar onu merak edebilirim işte.

twitter

 

Pars demişken, özlenen mahşerin dört atlısı sahnemizi gözden geçirmeden olmaz. Pars’ın tarafsızlık vs. laflarıyla bilerek canının acıtılmasına rağmen IlCey ve Eren ile rakı sofrasında takılması bence çok dostane, samimi ve güzeldi. Normalde Pars daha çok kurulabilirdi bile. Pars biraz dengesiz birisi olduğu için bazen onu anlamakta zorlanıyorum malum. Pars, ne olursa olsun Ilgaz’ın geri dönüşünü isterken bana oldukça gerçek göründü. Ilgaz’ın gidişini ilk istifa anında böyle kelimelerle ifade etseydi daha dostane görünürdü. Adama sinirlenip küsmüştü resmen. Yalnız, Pars ile konuşmalarından hareketle Ilgaz için hep bir savcılık ihtimalinin masada olacağını düşünebiliriz. Bildiğimiz iyi oldu. Hukuk, usuller falan filan salladıkları ve işlerine geldiği gibi kullandıkları için, bu savcılık ihtimaline iyi diyorum. Yoksa Ilgaz şu an çiçeği burnunda yeni yetme halleriyle, karakterinin olası dönüşümüyle veya karakterinin olayları ideale dönüştürmesiyle bile beni heyecanlandırıyor.

 

Ilgaz: ‘Şu an o kadar başka bir ruh halindeyim ki Pars, inan hiç olmadığım kadar güçlü ve özgür hissediyorum kendimi. Böyle yeni bir yolculuğa çıkmış gibi. Umarım sen de bir gün gerçekten böyle sevmeyi deneyimlersin.’

 

 

Gelelim Pars konusuna. Neva ile yaşadığı ailevi gerilimin altında Neva’nın mesnetsiz ‘eziliyorum, bunalıyorum’ martavallarının olmasını boş buldum. Başta Pars, Neva’yı küçümsüyorduysa bile, o zamanlar da hak edilesiydi. Neva, sevgili diye tutturan ve koca için aile evinden kaçan çıkarcı bir ergen gibi.  Pars, ailesi olduğu için Neva’yı fazlasıyla sahipleniyor ve de onu koruyor. Sonuçta aile her şeydir. Adalet bunun da üstünde olmalıyken hem Ilgaz hem Pars’ta tam böyle değil. Bu cepte. Pars’ın Neva ile ilişkisine baktığımda ise, bence Neva Pars’a haksızca davranıp, kalbini kırdı. Pars her şey Neva’yı gösteriyorken, usul erkân ile laf salatası yapmak yerine reddi hâkim istemeliydi. Bunun yerine erkek genotipli kanıt çıktığı an, aldığı ifadeyi dosyadan çıkarmasıyla bile tarafsız olmadığını gösterdi. Yani kardeşine değmediği sürece sanırım Pars için Engin’in cinayeti soruşturmasında bir sorun yok diyebilirim.

 

 

Cinayet anında Neva’nın orada olmaması Pars’ı rahatlattıysa bile Pars’ı sırf harekete geçirdiği için Seda’ya sürekli kızgın kalmasını anlamıyorum. Her şey karşılıklı nihayetinde. O Tilmen kadınlarına yükleniyorsa, Seda da elindeki kozu akıllıca oynamalıydı. Seda da ayrıca Pars’a istediği gibi tehditlerini geçiremedi bence. Yani Seda gidip Neva’nın hâkimliğini de yakabilecekken ortalıkta dolaşan ve Pars’a çarpıp duran bir kadın. Seda’nın düşünüldüğü kadar Pars’a zarar verdiğini düşünmüyorum. Neva’nın iç parçalayıcı ağır sözlerinde doğru olduğunu hissettiğim tek yer, Pars’ın yalnız kurt misali hayatta asılı kalması olabilir. Bunun için Seda ile şiplediğim doğru ancak Seda burada sadece bir seçenek. Pars’ı özel yapan yalnızlığı ise bununla Pars’ı yüceltmek de mümkün. Tamamen senaristin takdiridir. Saygı duyarım.

Özellikle Pars’ın Neva’nın mahkemesinin silahlı saldırıya uğramasından sonra çöküşü, Pars’ın yalnızlığının, samimi ve derin endişesinin tezahürleriydi. Bu anlamlarda Pars’ı mutlaka daha fazla tanımak istediğimi, mesleki ilerleyişinde Ilgaz kadar olmasa da ona da hayran kalmak istediğimi fark ettim. Bir ölçüde hayranım tabi. Burası yoruma kapalı.

Diğer konularımızın üstünden de geçivereyim müsaadenizle. Çınar ve o iğrenç çetesinin Tuğçe yüzünden Eren’i ve hatta Parla’yı bile etkilemesini mide bulandırıcı buluyorum. Çınar aslında belki haline acınası ve düzelme yoluna gidebilecek ergen olarak yazılmak yerine, inatla hızlı para kazanma hırsından gözü kör olan bir tipe dönüştü ve böylece affı mümkün olmayan bir karakterle yolculuk etmek zorunda bıraktı bizi. Bu Çınar bana boğucu geliyor. Zafer’in ölümünde parmağı olduktan sonra bu para hırsıyla zıvanadan çıkmasını hiç beklemiyordum. Ceylinli Ilgazlı ev sahnesinde gözünün bulutlanması da hiçbir şey ifade etmiyor. Telafisi için hiçbir şey yapmıyor. Merdan, Çınar’ı yanında yetiştirmeye gönüllü bile olmuşken Çınar parasını beğenmeyerek küstahlık bile ediyor. Bu açıdan Çınar da başına gelecekleri hak ediyor. Kimseden aman dileyecek hali olmamalı. Üstüne Parla da buna ilgi duyuyor. İlişkileri falan gelişmediği için henüz pedofili olarak değerlendirilecek bir şey henüz bulamadım. Çınar’ın net olarak ilgi gösterdiğini düşünmüyorum. Çınar Parla’yı uyuşturucu kuryeliği için kullanmaya kalkarsa, o vakit ilişkileri eleştirilebilir. Şu an için Parla yönünden zararsız bir ilgi.

 

 

Can dost Eren’in eski karısıyla flörtleşmesi hiç ilgimi çekmiyor. Eren’in sadece Pars ve IlCey ile mükemmel olduğuna dönük görüşümde kalmaya devam edeceğim. Pars’a Neva vurulduktan sonraki tüm desteğini çok sevdim. Eren’in her ortamdaki akışkanlığını seviyorum. Neredeyse her karakterle ilişkisinin olması yönüyle çok değerli bir tampon karakter ancak eski karısı mevzularını sevemedim pek. Tabi ki dikkat çektiği kadına şiddet konusu olarak anlamlıydı. Yiğidi öldür, hakkını yeme.

 

 

Aylin ve domestik mutsuzluğu tamamen kendi hatası. Kendisini bu kadar değersiz ve önemsiz bir insanmış gibi konumlandırışına çok üzülüyorum. Keşke Osman’ı zamanında affetmeseydi. Aylin konusu, tüm bu toplamda tanıtımlarda olmayı hak eden bir karakter de değil zannımca. Zümrüt’ten test istemesinin ana konuda o kadar etkisi yok ki, Merdan’ın cici kızını duymayı yeğlerdim galiba. Osman’ın ahlaksızlıklarına ve ailesine ilgisizliğine de katlanamıyorum. Bu aile dramlarını acilen çözmeliler bence.

 

 

Metin ise boyundan büyük yorumlarla kendisinden daha çok nefret edilmesini sağlıyor olabilir. Aslında nefret çok güçlü bir kelime tercihi olur Metin için. Kendisiyle bağ kurmakta zorlanıyorum. Yaptıkları yüzünden Ceylin’in ayaklarına kapanması gerekirken utanmasa ipte sallandıracakmış gibi bakıyor ve Ilgaz’a da tercihleri sebebiyle hem anlayışsız hem de çok ağır konuşuyor. Yani Kaya ailesinde sonradan gelen Merdan Ilgaz’ı ve yaptıklarını takdir edince ister istemez Merdan’a bile daha ısınmış hissettim galiba. Komik ama gerçek.

Bölüm bütünlüğünü elimden geldiğince açarken belki ben de biraz dağılmış olabilirim. Kusuruma bakmayınız. Bölümün genel tavrında hakim olan dağınıklık, alakasızlık ve sakillik temasını ancak böyle aktarabilirdim. Yorumumun geneli pek içime sinmese de bugünlük benden bu kadar. Emeklere sağlık. Herkese sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

 

Düzeltme: Pınar Deniz’in sesine benzettiğim bölümde aslen çalan şarkı Melike Şahin’e aitmiş. Sanatçıya saygısızlık gibi oldu. Kusuruma bakılmasın. Seslerini o kadar benzettim ki tekrar araştırma gereği duymamışım. Bölümde çalan şarkı: Sevmek Suçsa Suçluyum/Melike Şahin

 

YORUM

 

Göz atmanızı öneririz: Yargı Bölüm Yorumları

 

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap