İzledim

YALI ÇAPKINI – Bir Tek Gözyaşı Kalmasın Bu Hikayeden Geriye

Sosyal medyadaki serzenişlerden de görüyorum ki Yalı Çapkını bölümler arasındaki bağlantının kopuk olmasından rahatsız olan sırf ben değilim. Senaristin hikayenin temelini bile kurmadığı ve ‘kervan yolda düzülür‘ mantığı ile ilerlediği o kadar belli ki; sanki takip eden bölümler arası geçişlerde bir önceki bölüm olanlara dair hafızamızı sıfırlıyor, yeni bölümü izlemeye bu şekilde başlıyoruz. Son bölüm reytingleri, digital kanallarda giderek düşen izlenme oranlarını bir işaret olarak alırsak önlem almak şart. Belki yayından, yapımdan birine ulaşır amacı ile, gidişata dair yorum yazmak istedim. Keyifli okumalar…

Karakterlere inmeden önce; başrollerin ürün yerleştirmede kullanıldığını da ilk defa izledik sanırım! İnanılmaz rahatsız edici değil mi? Reytinglerde zirvede olan, youtube izlenmelerinde trendlerden inmeyen diziye hiç yakışmadı. Sevgili yapım, bileesiiin…

 

Önce Pelin’den başlayalım… İlk bölümlerde (-ki ilk bölümlerde Ferit’in karizması bugün izlediğimizden epeyce farklıydı, çok özledim) Ferit ile yüzeysel ilişkisini (Ferit’in hem sözleri hem de davranışları bunu işaret ediyordu, net!) resmileştirmek için oyunlar kuran,  Ferit’in düğün günü balayı odasında parti yapacak kadar yüzsüz ve sözde umarsız, Seyran’ı delice kıskanan, Ferit’i Seyran hakkında doldurmaya (akşam yemeğinde ablası ile konuşmasını yalanlarla süsleyip anlatmasını hatırlayın) çalışan ve hatta Yusuf ile iş birliği yapan bir karakterdi. Ya şimdi?  Ferit’in tanımı ile evlilik öncesinde ‘3 yıllık kız arkadaş‘ olmasına rağmen rahatlıkla aldatılan, büyük bir aşk ile sevilmeyen Pelin, neredeyse kör kütük aşık olunan, “kendi yoluna git“ denilmesine, Pelin’in de kendi yoluna gitmeye çabalamasına rağmen terk edilemeyen bir kadın oluverdi. Saçma!

 

 

Son bölümler Ferit’in Pelin’den ayrılmak istememesinin yanı sıra Pelin’e aşık olduğuna dair replikler ile süsleniyor. “Sen benimsin.” repliğini duydu bu kulaklar…  Bizim entrikacı Pelin, -hakkını verelim Gülgün ile konuşmasında gözlerimizi dolduran o sahneden sonra- bir anda nasıl da mağdur oluverdi. Daha dün paşa oğlum diye seveceğimiz ama bir kez daha senaryadaki U dönüşü ile bu bölüm bir anda mafya bozuntusu olan Serter ile bir gelecek kurup yok olup gitmesini istemeyeceğimize göre, tez zamanda oyunları ortaya çıksın da hikayemizden şutlansın…

 

 

Ferit’in ilgi gösterdiği bir diğer kadın da Defne Teyze!  Hikayemize damdan düşer gibi gelen Defne’ye duyduğu bu yakınlaşmasının tek bir nedeni var inatlaşmak ve babasının geçmişine dair bir şeyler öğrenmek. Yoksa Ferit kadının çekiciliğinin peşine düşmüş değil. Ama izleyici bunu tam olarak anlamış değil ki ‘Ferit harem mi kuruyor?‘ isyanları başlamış…  Paşam çekiciliğini, cazibesini kullanarak Defne’yi de safına çekmeye çalışıyor sadece, aynı yöntemi Sultan’da da uyguladığını görüyoruz. Baksanıza bu başarılı(!) yöntem ile İfakat’in Suna-Fuat planları su yüzüne çıktı bile. Sizce bu bilgi ile Ferit ne yapacak?

 

 

Gelelim hikayedeki bir diğer açılıma: Nereden çıktı bu Efe Han? Biz kızımız okula gitsin diye beklerken, marka yüzü mü olacak? Hem de bariz bir inat uğruna. (Ben de Ferit gibi düşünüyorum, sosyal sorumluluk bahane, önemli hissetmek ve beğenilmek şahane!) Yaz dizisi mi izliyoruz?  Hadi okulu bir kenara bırakalım, bari kızın çizim yeteneği ortaya çıksaydı, mesela Kolsuz Usta’ya teslim edilen ve Seyran’ın da emeği olan tasarıma ne oldu? Ferit’in iş hayatına atılması da oyuncunun projeden çıkması ile buharlaştı, gitti, bitti…

 

 

Hikayemiz yeni karakter ile genişliyor. Gerek var mı? Oysa ki elimizde ne çok malzeme var; en basitinden yalıya odaklanmak çok zor olmamalı. Seyirci tarafından çok sevilen Suna ile Abidin’in arasındaki adı konulmamış yakınlaşma, Fuat – Asuman’ın hikayesi (Asuman evlat edinmek istiyordu?), Gülgün ve gelinleri arasındaki ilişki, Orhan-İfakat birlikteliğinin detayları (ne zaman başladı? Kimler biliyor?) , Halis Ağa’nın ilk bölümlerde bahsi geçen ama sonradan unutulan 2.ailesi (Asuman’ın çocuğu olmadığı sahnede bahsi açılmıştı?), Halis Ağa-Latif Efendi arasındaki bağ (Mesela Latif Efendi neden Hattuç Hala’yı hiç sevmiyor?), Suna’nın alkolün etkisi ile yüz üstüne çıkan Seyran kıskançlığı, Seyran-Ferit ortak çalışma yüzüğün akıbeti, gerek Ferit’in gerekse Halis Ağa’nın Seyran’ın okula gitmesi için verdiği söz…  Bunlar unutulan açılımlar… Bir de bahsi geçen ama devamı gelmeyen sahneler var: Ferit madem ehliyetsiz araba kullanmaktan çekinmeyecek, ehliyetini kaptırdığını dedesi öğrenmeyecek, neden böyle bir sahne izledik? Ferit’in Seyran’a söyleyeceği sır nedir? (Ferit Seyran’a sana bir sırrımı anlatacağım o zaman beni anlayacaksın demişti) Sultan kapı dinleyerek Yusuf’un kim olduğu öğrenmişti, bu kozu neden kullanmadı? Ferit Mavi Boncuk projesinde halı alırken, yalıya ne alıp gönderdi? (Dicle ilgilensin demişti?), Ferit’in bekaret takıntısı ne oldu? Bunlar sadece bir çırpıda aklıma gelenler, eminim niceleri vardır…  Dilerim bu bölümde öğrendiğimiz Kazım Ağa’nın ileriye dönük planları (Sen çok yaşa Kazım Papa!) ve İfakat’in oyunları hikaye içinde unutulmadan yer bulur!

 

 

Biraz da esas kızımıza dair; Seyran’ın 14. Bölümdeki güçlü duruşunu, Pelin’in varlığına isyanını izleyen gözler devamında Pelin’in varlığına rağmen öpüşme için tarih verdiğini de görüyor. Şaka gibi değil mi? Bu da kanıtlıyor ki; dizideki dram öğeleri bir var bir yok, bir anda ağırlıkla Ferit’in eğlenceli sahneleri ile romantik komediye doğru gidiyoruz.

Oysa ki çok iyi biliyoruz ki Seyran Ferit’i çok önemsiyor, o ateşli öpücük de gösteriyor ki, aşk çoktan bacayı sarmış durunda. Üstelik Ferit’in de kendi için bir şeyler hissettiğinin farkında. Tam da bu nedenle sürekli sorguluyor, Ferit’in ağzını arıyor, dile dökülmemiş ilgiyi ondan duymak istiyor. Seyran’ın bu çabası ve Ferit’e ve evliliğini gerçek bir evliliğe dönüştürme konusunda umudu keyif verici. Ama Pelin’i ve Ferit’in Pelin ile ilişkisi konusunda ona ettiği lafları da bir çırpıda unutuvermesini kabul edemiyorum doğrusu!

 

Seyran‘ın Ferit’in ruhuna dokunması ne dedesinin ne ailesinin ve hatta yoldaşı Abi’nin, ne de 3 yıllık sevgilisi Pelin’in ulaşamadığı derinliklere ulaşması, acılarını paylaşmasına dair derin repliklerin yer aldığı sahneler izlemek istiyorum. Seyran savaşacak, bu belli. O zaman biz neden bu savaşı hakkını vererek izleyemiyoruz?

Son olarak Ferit’i işe gönderebilir misiniz lütfen, aksi halde çatılarda mafyalar ile dövüşeceği Çukur çakması sahneler izlemeye mahkum olacağız…

 

Göz atmanızı öneririz: Yalı Çapkını Bölüm Yorumları

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap