İzledim

MARAŞLI – Kimsin Sen Maraşlı?

Maraşlı 19. Bölüm ile Total’de 4,52 reyting ile  5. , AB’de 3,18 reyting ile 6 ve ABC1’de 3,13 reyting ile 8. oldu. Bölüm yazısı konuk yazar Gözde‘den… Keyifli okumalar ^^

Maraşlı bu hafta pek çok değişikliğin yaşandığı, hikayenin yepyeni bir yola girdiği, sanki yeni sezonun ilk bölümüymüş gibi hissettiren bir bölümle ekrana geldi. Sanki diziye yeni bir ruh aşılanmış. Ekrandan gözümü ayıramayacağım kadar sürükleyici, merak uyandırıcı bir bölümdü. Diziye yeni katılan beş yeni oyuncumuz vardı. Kendilerine “Hoş geldiniz.” diyorum, dizi için taze kan olmuşlar. Her ne kadar artık hikayeye bir katkıları olmasa da İtalya’ya gönderilen Firuzan, Dilşad ve Oğuz için de bence açık kapı bırakılmış. Hikaye yeniden onlara ihtiyaç duyarsa belki yine bizimle olurlar, kim bilir?

 

Geçtiğimiz bölümü Maraşlı hapse girdiğinde Mahur’un ona yaptığı ziyaretle noktalamıştık. Maraşlı, Mahur’dan bir daha gelmemesini istemişti. Mahur’un ise tesadüf eseri Necat için Mehmet İnce’nin arabasının plakasını yazan kişi olduğunu öğrenmiştik. Maraşlı’nın suçsuz olduğu halde demir parmaklılar ardında kendini cezalandırmak istediği çok açıktı. Çünkü Mahur’a yaşattıklarından dolayı derin bir vicdan azabı çekiyordu. Bir yandan da görevi eline yüzüne bulaştırmıştı. Maraşlı’nın hapishanede Fuad (Engin Yüksel) isimli koğuş ağasıyla tanışma sahnesi ve Fuad’ın ilk andan yaptığı Maraşlı’ya dair analiz iyiydi. Fuad’ın da elbet dizideki çoğu karakter gibi sırları, oyunları vardır ama daha ilk andan Maraşlı’ya ağabey, baba yaklaşımını sevdim. Maraşlı’nın onun hayatını kurtarması beni şaşırtmadı. Ardından hücrede geçen günlerde Fuad’ı şişleyen adamı kimin öldürdüğünü müdüre söylememesine de şaşırmadım. Çünkü birincisi Maraşlı oldukça ketum biri, ikincisi hücre günlerinde kendine koğuştakinden daha fazla eziyet çektirmiş olacaktı.

Geçmiyor Günler – Sabahattin Ali

Burda çiçekler açmıyor 

Kuşlar süzülüp uçmuyor 

Yıldızlar ışık saçmıyor 

Geçmiyor günler geçmiyor. 

Avluda volta vururum 

Kah düşünür otururum 

Türlü hayaller görürüm 

Geçmiyor günler geçmiyor. 

Dışarıda mevsim baharmış 

Gezip dolaşanlar varmış 

Günler su gibi akarmış 

Geçmiyor günler geçmiyor. 

Gönülde eski sevdalar 

Gözümde dereler bağlar 

Aynadan hayalin ağlar 

Geçmiyor günler geçmiyor. 

Yanımda yatan yabancı 

Her söz zehir gibi acı 

Bütün dertlerin en gücü 

Geçmiyor günler geçmiyor

 

Maraşlı Mehmet İnce Kim? Maraşlı Mehmet İnce Mi? 

 

34 SD 806

 

Ben Celal Kün, namıdiğer Maraşlı’nın Mehmet İnce çıkmasına şaşırmadım. Doğru temellendirilir ve iyi anlatılırsa kabul edecektim. Zaten ilk bölümleri hatırlarsanız Maraşlı’nın kimliğinden, anlattıklarından, şivesinden şüphelendirecek birçok şey olmuştu. Sadece dizinin adı Maraşlı olduğu için memleketi mutlaka Kahramanmaraş’tır, bu değişmez diye düşünüyordum. Eh anne tarafı da Maraşlı çıktı şükür. ^^ Beni şaşırtan Maraşlı’nın bu gerçeği daha yeni tanıdığı birine, Fuad’a baba-oğul gibi olacakları için anlatması oldu. Maraşlı, Fuad’ın kim olduğunu zaten bildiği için ona yaklaşmak için bu gerçeği anlatmış olabilir. Ancak ne gerçekleri anlatma sahnesinde ne de sonrasında böyle hissettirmedi bana. Maraşlı, hapishanede çok yalnız, çok dertli, mutsuz bir adamdı. Hislerini eskisi gibi ses kaydı alarak da dile getiremiyordu. O yüzden Fuad ile paylaşmak istemiş olabilir. Yani hiçbir planı olmadan sadece bir dostu olmasını ve ona güvenebilmeyi istemiştir.

 

“Mehmet İnce benim adım. Bu sır seninle birlikte mezara gidecek.”

 

Mehmet İnce Maraşlı’yı nasıl yarattı?

 

Aslında iyi düşündüğümüzde Mehmet İnce ile Maraşlı’nın aynı konser alanında bulunması çok düşük bir olasılıktı. 2. Bölüm analizimde Maraşlı’nın sorgu odasında ezber yapıyor olabileceğini dile getirmiştim ve öyle çıktı. Orada yeni kimliği için ezber çalışması yapıyorlarmış. Hatırlarsanız sorgu odası ve Zeliş ile olan ilk sahnelerinde Maraşlı şivesizdi. Telaş yaptığı zamanlarda şivesiz konuştuğuna çok rastlamıştık. Ezber sırasında komada kaldığı gün sayısını söylerken 46-49 karışıklığı yaşamıştı ve Hilal onu uyarıyordu. Diğer Türellere ve Mahur’a ailesinden bahsederken birbirinden farklı şeyler söylemişti. İstihbaratçı olduğu için yalanlar söylediğini hep biliyorduk. Türel ailesini aylarca izlediğini, Mahur’u aşk oyunu için seçtiğini de 8. Bölümün sonunda öğrenmiştik. İstihbarat toplantısında Mahur’un fotoğrafını masaya koyup onu seçtiğini gösteriyordu ve Hilal onu “Aşk tehlikeli bir oyundur.” diye uyarıyordu. Ancak aşkının gerçek olduğuna da inanmıştık. O yüzden de aşk oyununu sineye çekmiştik. (19. Bölümdeki sahnede sadece Hilal’in bildiği evde onunla bu kararını paylaşırken 8. Bölümde farklı bir toplantıda istihbaratın diğer üyelerine bu bilgiyi veriyor.)

Hepimiz gibi beni de şaşırtan ve biraz hayal kırıklığına uğratan şey Mehmet İnce’nin her şeyi ince ince planlayıp Celal Kün’e namıdiğer Maraşlı’ya dönüşmesi. Bizim Maraşlı ve MahCel sahnelerine dair sevdiğimiz neredeyse her şeyin bilinçli tercih edilmesi. Yine de en azından o şiir kitaplarını önceden de okuduğunu ve türküleri önceden de dinlediğini düşünüyorum, en azından umut ediyorum. Yalnız Mehmet İnce’nin Mahur’un hayalindeki Maraşlı gibi giyinmesine ne demeli? Üstelik üç yabancı dil biliyor, besbelli entelektüel bir adam. ^^ Yalnız 2. Bölüm yazımda resmen bunları öngörmüşüm. Bir tebriğinizi alırım:

“Ben eminim Celal aslında Mahur’un arzu ettiği gibi kibar konuşmasını da çok iyi biliyor ama bilerek böyle kaba bir adammış gibi davranıyor. Bir gün Celal Mahur’a güvendiğinde, Mahur karşısında şivesiz, kibar konuşan Celal’i bulacak ve bayağı şaşıracak. Tam onun istediği gibi maskesini çıkartmış birini bulacak karşısında.”

 

Hilal: “Nasıl gidiyor?”

Maraşlı: “İyi gidiyor.”

Hilal: “Kendine bir isim buldun mu?”

Maraşlı: “Buldum. Celal. Celal Kün. Eski asker. Özel kuvvetçi. Namıdiğer Maraşlı.”

Hilal: “İlginçmiş. Nereden aklına geldi?”

Maraşlı: “Benim anne tarafı Maraşlı. Çok sevdiğim bir dayım vardı. Şu genç yaşta ölen vardı ya. Çok güzel adamdı, çok severdim onu. Böyle sessiz sakin, bir ton kitap okudu. Kimseye ilişmezdi. Ha bu arada şivesi de olacak.”

Hilal: “Şiven de mi olacak?”

Maraşlı: “Olacak mecbur, çalışacağım.”

Maraşlı: “Bu Mahur’u biraz gıcık mı etsem ben acaba?”

Şive eğitmeni: “Nasıl?”

Maraşlı: “Böyle bir yerden gireyim diyorum. Kadınlar bayan kelimesinden bayağı irrite oluyorlar değil mi?”

Şive eğitmeni: “Evet.”

Maraşlı: “Zorla bayan mı desem acaba? Ha? (Şive yaparak) Bin arabaya bayan.”

Şive eğitmeni: “Kaptın sen bu işi ede.”

Maraşlı: (Şiveli) “Oluyor diyorsun yani gardaş.”

 

Ancak tüm bunlara benim bakış açım yine aynı yerden. 8. Bölümde gördüklerime de aynı şekilde tepki vermiştim. Maraşlı, kızına duyduğu inanılmaz sevgi, ona bunu yapanları ve uzun zamandır peşinde olduğu, kendini öldürmek isteyen suçluları cezalandırma isteği yani mesleği için yaptı tüm bunları. Yalan yok, bir yandan da Mehmet İnce’nin Maraşlı’ya dönüşebilmek için harcadığı emeği ve bunu kusursuz bir şekilde başarmış olmasını takdir ediyorum. Böyle bir dönüşümü bu kadar inandırıcı bir şekilde yansıtmak ve kimsenin bundan şüphelenmemiş olması çok önemli. Ve tabii ki asıl tebriği iki karakteri de çok başarılı bir şekilde yansıtan Burak Deniz hak ediyor. Bölüm boyunca aynı sahne içinde bile Mehmet’ten Celal’e o kadar muazzam geçiş yaptı ki hayranlıktan ağzım açık seyrettim. İncecik iki ipten birbirine bir diğerine korkusuzca geçişler yaptı. İyi ki Maraşlı’ya sen can veriyorsun Kirpik Reis. Senden başkasının bu rolü bu kadar başarılı oynayabileceğini düşünmüyorum. <3

Elbette Maraşlı’da Mehmet İnce’den izler hep vardı. Ama bunun ne zamanlar ortaya çıktığını tam olarak bilebilmek mümkün değil. Ancak ister Mehmet İnce ister Celal Kün deyin Mahur’u seven kalp aynı, Mahur ona dokunduğunda içi titreyen adam aynı. Maraşlı gibi davranan, ancak duygu ve düşüncelerinde hem Maraşlı hem Mehmet olan bir adam gördük bugüne kadar. Mahur da aslında Maraşlı’yı değil, aynı vücutta yaşayan bu iki adamı sevdi. Ve onu yalanlar söylediğini, sırları olduğunu bile bile kabul etti.

Mehmet İnce’nin Mahur üzerinden aileye sızma, onu kendine aşık etme planına kızsam da bunu yanlış bulmuyorum. Türellere göz attığımızda aileye sızmanın en mantıklı yolu Mahur. İsimleri tek tek gözden geçirdiğimde ben de yerinde olsam Mahur’u seçerdim. Evet, Mahur’u seçerek bir masumu seçmiş oldu ama nereden birebirdi onun masum olduğunu? Ona göre ailedeki herkes -Oğuz hariç- şüpheliydi.

 

Öldüm ağlasam ne olur…

 

Aslında bir yandan da Maraşlı’ya acıyorum. Yaptığı klişe planla kendi başına çorap örmüş oldu. Kendi kazdığı kuyuya düştü, ava giderken avlandı. Mahur’u tanıdıkça ve bir yandan ona aşık olup duygularına yenik düşünce yaptığı plan onun en büyük vicdan azabı oldu. Bu adam görevini unutup sanki gerçek bir eski askermiş gibi Nevzat ile beraber kaç tane adamın içine dalıp Sami’yi öldürdü yahu. Mahur için ölümüne risk aldı. 18. Bölümde meyhanede Hilal’e “Çok seviyorum. Aşığım ona. Hayatımda ilk defa.” diyen bal gibi de Mehmet’ti, bu adam hiç beklemediği bir anda hayatında ilk kez aşık oldu. Şimdi de yalanlarının cezasını sonuna kadar çekiyor. Günahının bedelini daha Mahur gerçeklerin tamamını öğrenmemişken ödüyor.

Karakterimiz şu an ciddi anlamda bir kişilik problemi yaşıyor. Evet, o Mehmet İnce, ama Celal Kün onu ele geçirmiş durumda. Hilal ona şizofren derken hiç de haksız değil. Artık Celal Kün’ü yok edip yeniden Mehmet İnce olarak hayatına devam etmesi gerekirken o hala Celal Kün’müş gibi davranıyor, kendini öyle görüyor. Artık kendi olamıyor. Fuad, Maraşlı’nın arabasını bulup ona verince oyuncağını kaybetmiş çocuk gibi sevinmesi de bu yüzden. O araba onun Maraşlı gibi hissedebilmesini sağlayan kıymetli bir araç. Ve tabii o arabada Mahur ile anıları var.

Adam, resmen Mahur, Maraşlı’ya aşık oldu diye o olarak kalmak istiyor. Mahur’un Mehmet İnce’yi sevmeyeceğini düşünüyor. Halbuki yanılıyor, aksine Mahur onun şivesini, bayan demesini sevmediği halde ona aşık olabilmişti. Mehmet İnce kolay kolay Maraşlı olmaktan vazgeçmeyecek besbelli. Ben uzun süre daha iki kimliği bir arada taşıyacağını, hatta bu durumun sonunda onu gerçek bir deliliğe sürükleyeceğini düşünüyorum. Necati ile akıl hastanesinde takılırlar artık. ^^

 

Maraşlı: “Bu Maraşlı’nın arabası biliyorsun değil mi?”

Fuad: “Mehmet’im bu araba senin araban. Ama sen kimsin ona kendin karar vereceksin. Karar verdiğin zaman da sanma ki sevdiklerini sevmekten vazgeçeceksin. Kalp işi bu Mehmet’im. Gönül işi.”

 

Mahur onu affedebilirse belki ona tekrar kendi olmasında yardımcı olur. Açıkçası özellikle Zeliş’in başına gelenleri düşününce Mahur onu affetsin istiyorum. Yalanlarına rağmen onun canını görev uğruna değil samimi olarak kaç kez kurtardığını hatırlıyorum. O olmasa Mahur’un daha ilk gün o fabrikada ölmüş olacağı gerçeğini hatırlıyorum. Ama bu affetme süreci öyle bir anda gerçekleşmemeli, Maraşlı bayağı bir sürünmeli ki içimiz soğusun.

 

 

Maraşlı’nın bir yıl sonra Zeliş ile kavuşma sahnesi o kadar güzeldi ki. Kızını görmek için duyduğu heyecanı, onun yeniden konuştuğunu, “Baba.” dediğini duyduğundaki o sevincini görmek bölümde Mahur ile yüz yüze geldiklerini görmekten daha fazla etkiledi beni. Çünkü bu adam kızının gülüşü soldu diye kendinden, benliğinden bile vazgeçmeyi göze almıştı. Zeliş için vicdanı sızlaya sızlaya Mahur’a yalan söylemeye devam etmişti. Maraşlı ve Zeliş arasındaki baba-kız ilişkisi o kadar güzel ki, insanı dizi değil de gerçekmişçesine etkiliyor. Yalnız Zeliş’in konuşmasını Hilal’in bulduğu doktor sağladı diye bozuldum. Ben hep Mahur sayesinde bu gerçekleşecek sanmıştım. Belki de Mahur bir şekilde bu bir yıl içinde Zeliş ile görüşmüştür. Bu arada Zeliş’in konuşması, Maraşlı’nın gerçek kimliği için şu an tehlikeli bir hal aldı. Bakarsınız Mahur’un yanında da şiveyi duyunca böyle bir tepki verir. ^^

 

“Anne babam yine öyle konuşuyor.” 

 

 

Necati dizideki kilit bir karakter olduğu için ölmez demiştim. Maraşlı’nın onun sayesinde yürüyeceği uzun bir yol var daha. Akıl hastanesinde yatmak da Necati’nin cezası olmuş. Yok öyle ailenin hayatını darmadağın edip ölüp gitmek. Hiç üzülmedim valla onun bu haline. Necati’nin akıl hastanesine düşmesi iyi hoş da Mahur’un bu yüzden Necati ile ilgili gerçekleri görmezden gelmiş olması akıl alır gibi değil. Mehmet İnce’nin arabasının plakasının yazılı olduğu kağıdı yırtması ağabeyi bu durumda olduğu için miydi acaba? Onun cezalandığını düşündüğü için mi bu delili yırtmakta bir sakınca görmedi?

Necati’nin bir yıllık süreçte hiç düzelmediğine inanmıyorum. O kadar uzun süreli bir tedavinin hiç sonuç vermemesi imkansız. Zaten Maraşlı ziyarete geldiğinde ona Sivaslı diye takılması, Hurdacı’nın ismini vermesi de ya iyileşme belirtisi ya da numara yaptığının.

 

Necati: “Birine aşık olmuştu. Sivaslı mıydı?”

Maraşlı: “Maraşlı olmasın o?”

Necati: “Sivaslı diye hatırlıyorum.”

Maraşlı: “İyi düşün bak. Maraşlıdır o.” 

 

Mehmet İnce’ye dair flasbacklerde arabasının plakasının sahte olduğundan bahsediliyor. Demek ki Necati ve işbirlikçileri bu sahte plakayı öğrenebildiklerine göre istihbaratta o dönemlerde de bir köstebek vardı. Peki bu köstebek Mehmet İnce’nin Celal Kün’e dönüştüğünden nasıl haberdar olmaz? Burası aklıma yatmıyor şu anda, ama senaristlerimiz benim bu konudaki soru işaretlerimi de çözer eminim.

 

 

Mahur, ailesinin kaybının ardından halası Hamiyet ile yaşamaya başlamış. Hamiyet’i Güneş Hayat oynuyor. Tip olarak Aziz ile benzeyen bir yüzü var. Mahur’un artık Hamiyet ile yaşamasını yadırgamadım. Ancak dizide daha önce bahsi geçmediği için bu bölümde Aziz ile bir küslük durumundan veya görüşmemelerine, onu hiç görmeyişimize dair bir şeyler duymalıydık. Hamiyet’in Mahur’a gösterdiği şefkat beni mutlu etti, Nuran-Sadık ve Behiye’yi ortada bırakmayıp yanına alması da öyle. Ancak Mahur’un aşk hayatına doğrudan müdahale etmesi beni kendisinden soğuttu. Bir ebeveyn gibi onun için endişelenebilirsin, Maraşlı’ya hala aşık olmasını doğru da bulmayabilirsin ama Mahur kendi kararlarını alabilecek, isterse kendi evinde de yaşayabilecek bir yetişkin. O yüzden de Mahur’un kalbine hükmetmeye çalışmamalı. Ayrıca her zaman bu böyledir, bu şekilde olumsuz tepkiler ters teper ve kişiyi istenmeyene doğru iter. Yalnız Tolga ile birlikte olmasını arzu ettiği halde başında belalar varken olmayacağını belirtmesi de doğru bir yaklaşımdı. Bu yüzden kırdığım 2 puanı kendisine geri veriyorum. ^^

 

 

Hakan Boyav’ın canlandırdığı Hurdacı, bölümde en çok merak ettiğim yeni karakterdi. Onu ilk olarak Hırsız Polis dizisinde seyretmiştim ve o günden beri oyunculuğunu beğenirim. Çok fazla göremedik kendisini ama gördüğümüz sahneler beni tatmin etmeye yetti. Hurdacı, sanki Savaş’ın ruh ikizi. Hani Savaş böyle abartısız, sakin bir kötü ya, Hurdacı da öyle. Kara para aklama, transfer işiyle meşgulmüş. Savaş ve kara para aklama sahnesi görünce aklıma Kara Para Aşk dizisinde Saygın Soysal’ın oynadığı Metin geldi. ^^ Hurdacı Ömer’in Necati’yi oğlu sandığını söyledi. O halde bu Ömer o kadar da masum biri değil. Demek ki Sedef ile Ömer bir şekilde görüşmüşler. O yüzden hala Mahur, Ömer’in kızı olabilir tezimin arkasındayım.

 

 

Unutmadan Savaş nasılsa intikamını aldı diye diziden çıkmış olsaydı çok sinirlenirdim. Savaş’sız bir Maraşlı düşünemiyorum. Tarzına ve esprilerine bayılıyorum. Hem daha Maraşlı’nın üzerine attığı iftiradan dolayı karşı karşıya gelecekler. Bir de yanlarında Hurdacı oldu mu alev alacak olacak ortalık. Önümüzdeki bölümde Tolga ve Dilara yerine Maraşlı, Savaş Hurdacı sahnelerine ağırlık verilmesini talep ediyorum sevgili senaristler.

 

 

Maraşlı’nın davasına yeni atanan Savcı Tolga’yı çok kılkuyruk buldum. Serhat Parıl’ın Bay Yanlış’ta seyrettiğim yine Tolga ismindeki karakterini anımsattı bana. Ayrıca Mahur’a sadece Maraşlı “Mahur çok güzel bir isim.” diyebilir, sen bir sus Tolga Efendi. Böyle özel bir detayı Tolga’nın ağzından bir kez duyduk, lütfen tekrarı olmasın. Tolga ile Mahur, dava için sık sık görüşmüşler ve bir yıllık süre içinde arkadaş olmuşlar. Tolga’nın Mahur kadar güzel ve güçlü bir kadından etkilenmesi normal. Ama Mahur ona ısrarla arkadaşça hisler beslediğini söylerken hala farklı gözle bakması hoş değil. Yalnız Maraşlı’ya Sami ile Acar’ı öldürmesine karşılık “Bir çiçek alsan yeterdi.” diyen Mahur’un Tolga’nın her gün gönderdiği çiçekleri istemeyişi önemli bir vurgu olmuş. Biz kadınlar çiçekten hoşlanırız ama eğer o çiçekler kalbimizdeki insandan geliyorsa. Mahur bana Tolga ile flört ediyor gibi gelmedi. Mahur önceleri de erkek arkadaşlarıyla samimi olan bir kadındı. E zaten bu flört diye yorumlanabilecek sahnenin üzerine Maraşlı’nın fotoğrafına denk geldiğinde allak bullak oluşu, Ecem’e söyledikleri Mahur’un aşkından asla şüphe etmememiz gerektiğini gösteriyor. Tolga’ya Maraşlı ile arasındaki aşkı söylemeyişi de onun katil olduğunu sırf bu yüzden düşündüğü imajı vermesin diyedir.

Dizide geçen bir yıl sürede Ecem saçları hariç hiç değişmemiş. Arkadaşının hala Maraşlı’yı sevdiğini bile bile onu Tolga ile baş göz etmeye çalışıyor. Ecem seni mümkünse 18. Bölümdeki gibi görmek istiyorum. Eğer çok beğendiysen Tolga’yı kendine alabilirsin. ^^

 

 

Maraşlı hapishaneden çıkınca Zeliş’in ardından Mahur’u görmeye gitti. Açıkçası onu Tolga ile görüp sevgili olduklarını sanmasına üzüldüm ama içimden de “Oh olsun.” dedim. Kızı hapishaneye geldiğinde onu sen kovmadın mı canım? Daha böyle çok delirirsin arabanın içinde. ^^ Yine de Mahur’un kendisinden vazgeçebileceğini düşünmesi tam bir ahmaklık. Bak Mahur nasıl “Ben vazgeçmediysem o da vazgeçmemiştir.” diyor, çünkü ikinizin arasında gözle görünmeyen kalpten kalbe bir yol olduğunu biliyor; senin de bunu biliyor olman gerekir. Yoksa böyle uzaktan izleyip, yanına gidemeyip arabalarda daha çok ağlarsın.

Tolga’nın Savcı cinayeti dosyasını yeniden açıp Savaş’ı karşısına alması çok cesur bir hamle. Ama koskoca savcı olmuş hala kendine gelen ölüm tehdidini ciddiye alıp yanına koruma bile almıyor, rahat rahat Mahur’u da tehlikeye atabiliyor. Maraşlı olmasaydı şu an ya helvasını kavuruyorduk ya da hastanedeydi. Doğal olarak Mahur yine kendi peşinde birileri olduğunu sandı. Sahi Savaş neden bir Türel olan Mahur’un peşinde değil? O masum diye mi?

 

 

Fuad’ın ölümcül hastalığı olduğu için erkenden tahliye olmasını çok şüpheli bulsam da şimdilik Maraşlı’ya yardımcı olduğu için bu konuyu rafa kaldırdım. Ölünce her şeyini ona bırakma fikrini ise garip bulmuyorum, hapishanede hem hayatını kurtardı hem de günlerce hücrede kaldığı halde onu gammazlamadı. En büyük sırrını bile paylaştı. Mehmet İnce yoluna Maraşlı olarak devam edecekse Fuad’ın yerine geçecek ve onun işlerini yürütecektir.

Fuad, resmen Maraşlı’nın şansı oldu ve onun kızı Dilara, Maraşlı’nın avukatlığını yapıp onun tahliyesini sağladı. Yalnız dava neden bu kadar geç görüldü, tutuksuz yargılama kararı aldırmak neden bu kadar uzun sürdü hukuk bilgim yetmediği için bunu kavrayamadım. Avukat Dilara’yı oynayan Burcu Karakaya gerçekten çok güzel bir kadın. Sezin Akbaşoğulları’nı andırıyor yüzü. Yalnız rica ediciğim Maraşlı’ya olan ilgisinden hemen vazgeçsin, üçgen-dörtgen hiç hazzettiğim şeyler değil. Maraşlı’ya olan ilgisi o kadar barizdi ki, onunla görüşmeye gelip Maraşlı’ya ulaşmaya çalışan Mahur’u neredeyse dövecekti.

 

 

Aferin Behiye’ye, Maraşlı’nın hapisten çıktığını öğrendi ve bunu Hamiyet ve Tolga gibi Mahur’dan saklamadı. Mahur, Dilara ile görüşmeye Fuad’ın evine geldiğinde tam evden ayrılırken nihayet Maraşlı ile karşılaştılar. Bir yıl sonra ilk karşılaşmaları beklediğim gibi son sahnedeydi ve saniyeler sürdü. Ama o otuz saniye bile o kadar anlamlı ki… Maraşlı’nın yüzündeki Mahur’u orada görmenin şaşkınlığı, Mahur’un bir yıllık karanlığın ardından Güneş doğmuşçasına sevinçle bakan yüzü… Tabii Maraşlı ona bu kadar öküz bir soru sormasaydı daha iyiydi, ama şaşkınlığına verelim. Ne de olsa onu Tolga ile mutlu sanıyor bay ahmak. Mahur diye seslenebildiğine şükür. ^^ Şimdi ne olacak? Bir yılın ardından bir araya gelen iki aşık ne yapacak? Bence Mahur aşkla Maraşlı’ya sarılacak. Sonrasında ise bol Mahcel sahneleriyle dolu bir bölüm olur diye düşünüyorum. Maraşlı’nın gerçek kimliğini, Mehmet İnce olduğunu Mahur’a bu bölüm söyleyebileceğini sanmıyorum. Bunu sezon finali bombası olarak görüyorum.

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Çok güzel bir bölümdü. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

Merak edenler için : Maraşlı 19. Bölümde çalan şarkı: Öldüm Ağlasam Ne Olur – Cem Yıldız

Kapak fotoğrafı: @fuskivardi

 

Göz atmanızı öneririz: Maraşlı Bölüm Yorumları

 

YORUM

 

 

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
DARK – Finalde Cevapsız Kalan Sorular
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
BİZ İYİ İNSANLARIZ – İçimde Büyüyen Bir Canavar Var
Copy link
Powered by Social Snap