İzledim

MAHKUM – Hayat Bir Savaş, En Büyük Düşmanımız Kendimiziz

Mahkum ikinci sezonun ikinci bölümünde reytingler bir önceki bölüme göre gerilemiş,  reytingler sıralamasında Total’de 2,71 reyting ile 13. ,AB’de 3,18  reyting ile 9.. ve  ABC’de 2,80 reyting ile 12. oldu. 26. Bölüm yazısı konuk yazar Büke ‘nin kaleminden. Keyifli okumalar.

Mahkum sezonun ikinci bölümüyle ekranlarımızdaydı bu hafta. Perşembe günü reyting yarışına katılan yeni diziyle beraber maalesef ki reyting kaybederek diziler arasında 4.sıraya düştü. Geçen hafta ikinci bölümün önemli olduğunu, eski kadronun ağırlıkta olduğu, Barış- Fırat savaşının, adalet savaşının alevlendiği bir bölümle eski kitlesinden geri dönüş alabilir belki demiştim. Ne yazık ki bu hafta bunu başaramadı dizimiz ama dizi mezarlığı olan ve reytingi düşen dizinin gözünün yaşına bakmayan bir kanalda yayınlanmasına rağmen yine de her şey bitmiş değil. Kanal ve yapım diziye kaç bölüm şans tanır bilmem ama sonuna kadar izlemeye devam. Yeraltı krallığı ve psikopat bir katilden kahraman yaratma çabaları beni cezbetmese de Fırat cephesi hâlâ ilgimi çekiyor.

Geçen sezon Barış’ın hayatının neredeyse tüm ayrıntılarını izlemişken, diğer karakterlerin hayatı Barış’la yolunun kesiştiği anda başlamış, öncesi yokmuş gibi davranılarak, hiç değinilmemesinden duyduğum memnuniyetsizliği defalarca dile getirmiştim. Diğer karakterlerin geçmişine giriş yapılması, flashbackerle Fırat, Büge, Sasha ve Savaş’ın hikayelerine de girmemiz gerektiğini düşündüğümü söylemiştim. Konuyu ikinci sezona uzatmak uğruna, Sinyor meselesiyle zaman ve izleyici kaybetmektense, Fırat ve mahkum tayfa’nın kaçışını yavaşlatıp, adalet mücadelesinin Cemre aracılığıyla yürütülmesi sağlanabilirdi. Nazlı’nın daha erken Barış’ın elinden alınabilirdi mesela. Barış ve Büge’nin hayat hikâyesine ek olarak Savaş’ın ve Savaş- Büge’nin hikâyesini, Sasha’nın geçmişi ve Barış’la geçen yedi senesinin ayrıntılarını izleyebilirdik. İlla ikinci sezon olacaksa da Fırat’ın suçsuzluğunu ispatı sezon finali ya da son iki bölümde olabilir, bıçak sorunsalı sakız gibi uzamadan, parmak izi tespit edilerek, Barış mahkemeye çıkarılabilir, son sahne Barış’ın kaçışı olabilirdi.  Cemre’nin babası ve Beybaba’nın hikâyesi ve davaları ikinci sezon işlenebilirdi. Bir sezonda bitmesi gereken hikâyeyi uzatmak için seçilen yolun belli bir kesimi memnun etmediği geçen sezon başlayan reyting kaybıyla kendini göstermişti aslında.

Geçen sezonun sonunda Fırat’ın geçmişine giriş yapılacağına dair hisse kapılmıştım. Nihayet bu sezon Fırat’ın hikâyesi başlıyor. Darısı Sasha’nın başına. Barış, Hacı ve Bekir sahnelerine nasip olmadı belki -bu haftakinde olmadı ama – Fukara’yla olan sahnelerden birinde Sasha flashbackleri gelir.

25.bölümü Barış ve Fırat’ı karşı karşıya bırakmıştık. Fırat Barış’ın oyununa gelmiş ve bir seçim yapma aşamasına gelmişti. Giryan’ı Ali Rıza’nın elinden kurtarmak için ateş etmesi gerekiyordu. O ateş etmezse, Ali Rıza hayatta kalmak uğruna yapması gerekeni yapacaktı. Barış silahı Fırat’ın ayaklarının dibine yolladığında bölüm sona erdi. 26.bölümü aynı sahneyle açtık. Fragmanda Fırat’ı ateş ederken gördüğümde bir yandan yanıltmaca olabilir dedim ama diğer yandan Fırat’ın yeni sezon tanıtımında düşmanına benzemekle ilgili sözleri, acaba Fırat masum bir kadını kurtarmak için katil olur mu? Sorusunu aklıma getirmedi de değil. Karısının katili olduğu halde Barış’ı bile öldürmemiş, tek derdi onu yakalayıp hapse göndermek olan Fırat beni yanıltmadı ve yine yolundan şaşmadı. Ali Rıza’yı konuşarak ikna etmeye çalıştı. Araya Sasha girip de adamı vurmasaydı belki de başarılı olur, adamı yapmak üzere olduğu yanlıştan geri döndürebilirdi. Barış ve Sasha buna izin vermedi tabi ki. Fırat kimse ölmeyecek dedi ya illa tersi olacak.

 

 

Giryan Ali Rıza’nın elinden kurtuldu ama olayın etkisinde de kaldı haliyle. Kendinden daha çok kardeşinin yaşadıklarıyla yüzleşmek yaraladı onu. O da Fırat da kendi cephesinden bakıyor adalete, herkesin adalet anlayışı farklı. Giryan bir noktada Barış’ın düşüncesine daha yakın, adalet meselesine daha duygusal yaklaşıyor. Fırat ise kitaba göre konuşuyor. Eğitimini aldığı, yıllarını verdiği adalet sistemini savunuyor her koşulda.

 

 

Eylül hapse girmeden önce de mi böyleydi acaba yoksa içeride mi oldu? Sasha’ya öfkesini anlarım, intikamını kendi alma isteğini de ama ceza olarak öldürüleceğini öğrenen, zincire vurulup üzerine onlarca kuru sıkı mermi sıkılan bir insanın bundan keyif alması hiç normal bir hareket değil. Barış’a aşık olduğu için bunu bir fantezi olarak mı görüyor yoksa Barış bu insanların yiyeceğine, içeceğine bir şeyler mi katıyor emin olamıyorum. Hipnotize edilmiş gibi davranıyor bazen. Barış da kızı çok güzel kullanıyor. Sadece Eylül değil diğerleri de tuhaf. Kendilerine umut verdi, intikamlarını aldırma vaadinde bulundu diye, sorgusuz sualsiz bir adamla kadının emirlerine boyun eğdikleri yetmiyor gibi, sırf elindeki silahı ateşlemedi diye yanı başlarında biri öldürülüyor hiçbirinin umurunda olmuyor. Hoş onlar için gözlerini kırpmadan kendilerini öldürebilecek insanların böyle davranmaları şaşırtıcı olmasa gerek.

 

 

Bölümün en sevdiğim sahnelerini sıralamam gerekirse Fırat ve Nazlı sahnelerinden başlamam gerekir. Fırat’ın hastalığı ilerliyor. Şimdilik sadece saç nasıl örülür onu unuttu ama devamı gelecek maalesef. Nazlı’ya bunu nasıl örüyorduk diye sorması, hep sen örüyordun cevabına karşılık daha güzelini yapmak için demesi içimi burktu. Şimdilik tek başına idare edebiliyor ama daha sık unuttukça ne yapacak, bunu çevresindekilerden ve Nazlı’dan nasıl saklayacak? Hacı’ya çocukları sinemaya götürecektim unutmuşum derken nasıl da tedirgindi. Onun hali Hacı’yı da tedirgin etti ama konunun basitliğini görünce rahatladı. Fırat’ın temelli unutacağını bilse onu bir an olsun yalnız bırakmaz. Giryan da Fırat’ın her tepkisini, her davranışını dikkatle takip ediyor. Bunu Fırat’tan hoşlandığı için mi yapıyor, Eylül’ün davasına bakan savcı olduğu için, ona yakın durarak bir şekilde intikam alma derdinde mi yoksa? Barış’ın peşindeymiş gibi davranırken asıl hedefi Fırat olabilir mi?

Barış emniyet içine de sızmış herhalde ya da etraftan topladığı adamları polis kılığında okulun önünde bekleyen polislerin arasına yerleştirmiş, böylece Büge ve Can’ı izliyor. Sinema planını öğrenince de harekete geçti. Sinema sahnesinde Nazlı ve Can çok tatlıydılar. Büge ve Fırat’la birlikte güzel bir dörtlü oldular. Sinema’da palyaço kıyafeti giyen adamın Zeyat karakteri olduğunu düşünmüştüm ama Zeyat Hacı’nın Diyarbakır’daki kardeşiymiş Dadaloğlu’nun dediğine göre. Barış tarafından ekibe dahil edilmiş olabilir mi bilemedim. Barış sinemada yine şovunu yaptı ama olan Can’a oldu. Babasının görmenin, ölmediğini öğrenmenin verdiği ilk şok yerini öfkeye bıraktı.

 

 

Nazlı’yı tersleyen, annesini yalancılıkla suçlayan Can’ı sakinleştiren Nazlı oldu. Nasıl güzel, nasıl masumiyet dolu bir sahneydi.

Nazlı: Can bence üzüleceğine sevinmelisin.

Can: Niyeymiş o?   

Nazlı: Ne güzel bak baban yaşıyormuş, keşke benim de annem yaşasaydı. Onu o kadar çok özledim ki.

Can: Ben de babamı çok özledim.

Nazlı: Bak baban çizgi film oldu geldi. Hani sen demiyor muydun babam çılgın prens diye, demek ki çok güçlüymüş. Mutlaka seni almaya gelecek.   

Can: Gerçekten gelir mi?   

Nazlı: Babanı sevmiyorum ama sen mutlu ol diye gelsin istiyorum.

Can: Belki senin annen de gelir Nazlı.

Nazlı: Hep dua ediyorum ama gelmiyor. Bir gelse… O zaman çok mutlu olmaz mıyız?

Can: Benim babam gelse ben havalara uçarım.   

Nazlı: Ben de annemin kokusunu çok özledim. Boynunu koklardım şimdi gelse.

 

Büge Barış’a Can’la ilgili isyanında sonuna kadar haklıydı. Barış’ın bu şekilde oğlunun dengesini bozmaya hakkı yok ama bunu istediği kadar anlatmaya çalışsın Büge, Barış anlayamaz sadece anlamış gibi görünür.

twitter

Büge ve Fırat dostluğunu seviyorum genel olarak ama Büge’nin ona açık olmaması rahatsız ediyor beni arada. İkisi de birbirine yardım etmek için elinden geleni yapıyor. Nazlı bakma konusunda da Büge, Fırat’ın en büyük destekçisi. Büge ikisinin ilişkisini kader ortaklığı olarak görse de birlikte çok şey yaşadıklarını söylese de aslında tam olarak öyle sayılmaz. Yani ikisi birbirinden bağımsız şeyler yaşadılar sadece yaşatan ortak. Büge Barış Can’a zarar verir diye endişe edene kadar Barış’ı Fırat’a vermeyi hiç düşünmedi. Onu her şekilde Fırat’a karşı savundu, kendi vicdanında aklamaya çalıştı. Suçunu çeksin diye değil tedavi olup iyileşsin diye ihbar etti Savaş olarak. Fırat’la aralarındaki bağ vakıfta taşındıkları andan itibaren Nazlı’ya bakmış olmasından ibaret aslında. Sinyor meselesinde hep birlikte mücadele etmişlerdi çocukları için sadece Fırat ve Büge’ye özel bir durum değildi. Büge- ona ne yaşatmış olursa olsun- hala Barış’a karşı zaafını ve sevgisini koruyor. Ona kızsa da oğluna yaşattıklarından dolayı isyan etse de ondan korktuğunu her fırsatta dile getirse de Barış gel dediğinde geliyor. Aradığında telefonları açıyor. Telefonunu değiştirmesinin Barış’a engel olmayacağını bilmiyor mu sanki. Bilinmeyen numaradan gelen aramanın Barış’tan olduğunu çok iyi biliyor da neden Fırat’tan saklıyor? Fırat Büge’deki tuhaflığın, tedirginliğin farkında, Barış’la iletişim halinde olduğundan şüpheleniyor zaten. O yüzden soruyor kadına ama Büge bir türlü itiraf edemiyor. Büge, kendi ayaklarının üzerinde durma kararı almıştı geçen hafta. Yesarilerin desteği olmadan en iyi bildiği işi yapacak, çocuklar için çalışacaktı. Bu hafta başlattığı kampanya istediği sonucu vermeyince, bir kez daha Barış’ın yardımını, kuyumcudan çaldığı mücevher dolu çantayı kabul etmiş oldu. Barış’a olan bakışında değiştiğine, iyi biri olmaya çalıştığına inanıyorum ifadesi vardı sanki.  “Robin Hood” Barış, bu sefer zenginden çaldığını, ihtiyacı olan çocuklara bağışlayarak Büge’nin gönlünü fethetmeye çalışıyordu. Başarılı da oldu korkarım. Yeni bölüm fragmanında Ceyda’nın sözlerini dikkate alıp Barış ve çantadan Fırat’a bahsedecek mi merak ediyorum. Bu hafta Ceyda’nın uyarılarına rağmen Barış’a gitti sonuçta. Barış Büge’nin geldiği görünce hem sevindi hem de bunu kendisini hala sevdiğine yordu. İçten bir şekilde ve özlemle sarıldı ona.

 

 

Büge ve Can’ın Fırat’a olan yakınlığı Barış’ı çok kızdırdı. Hem kızdı hem de çok kıskandı. Hatta bu yüzden Büge’ye telefonda da yüz yüze de ona hesap sordu. Fırat’la sadece arkadaş olması bağlamıyor Barış’ı. Buna inanmıyor da. Ona ait olana yakın olmanın bedelini Fırat’a ödetecekmiş. Ne hoş. Birincisi Büge ve Can onun malı değil. Kimse kimseye ait değil bu hayatta, birbirinden ve kendinden sorumlu olabilir insanlar ancak. İkincisi Barış Zeynep’e yaptıklarının bedelini ödedi sanki de Fırat’a ödetmeye kalkıyor. Barış hala dünyada her şey onunla ilgili gibi davranmaya devam ediyor. Onun karısına ve çocuğuna kimse dokunamaz ama o bir aileyi dağıtabilir. O bir çocuğun annesini, birilerinin evladını, babasını öldürebilir ama hele biri onun ölmüş annesine küfretsin ortalığı kana bular… En büyük acıları o çeker. Hep o haklı, hep o mağdur. Eski Barış’ı kendinden bağımsız biri olarak görüyor şu anda. Günahlarını eski Barış’a yükleyip, yeni Barış’ı iyi bir kimliğe büründürmeye çalışıyor. Hayatta herkes ikinci bir şansı hak eder belki ama bunun için önce cezasını çekmeli insan. Yaptıklarından gerçekten pişman olmalı ve yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmeli. Aklınca adalet dağıtıyor, adaleti sağlama misyonu üstleniyor ve insanları bir inandırıp umut tacirliği yapıyor şu anda. Aslında onu cezbeden şey bu insanların ona koşulsuz bağlılığı, ona duydukları saygı ve sevgi(!) Ailesi tarafından sevilmemişken, sevdiği kadına ve oğluna yaklaşamıyorken, bu insanlar ona kendini iyi hissettiriyor. Sahi Barış hangi vasfıyla bu insanların, Barış maskeli gençlerin kahramanı, idolü oldu merak ediyorum doğrusu. Adaletsizlikle mücadele ediyor görünmesi olabilir mi bu sebep? Adaleti sağlamak adına kaos yaratıyor ve bu insanların hoşuna gidiyorsa demek! Bu arada “ Hiçbir suçun cezasız kalmaması umuduyla” dedi Barış. Amin Barış’çığım. Senin de işlediğin suçların cezasız kalmaması umudumuz.

Barış’ın sarhoşluktan sızmışken kabusunda Fırat’ı anlar bölümün favori sahnelerinden biriydi. Bir anda Savaş’ın yerini Fırat aldı, Barış bu sefer Fırat’ın hayalini görüyor, halüsinasyonları devam ediyor sandım. Kendine geldiğinde yanında gördüğü ve ona aşkını itiraf eden Eylül’e sözleri Büge’ye olan duygularını bir kez daha gösterdi.

Barış: Duyuyorsun değil mi? Buranın var olma sebebini ben olarak görüyorsun ya, ben de var olma sebebim olarak Büge’yi görüyorum. Burada sadece o var. Son zamanlarda kötü şeyler yaşadın. Daha fazla kalbin kırılmasın.

 

 

Fırat Nazlı masal sahnesi sevdiğim sahnelerden biriydi. Baba kız Can ve Barış hakkında konutular. Can mutlu olsun diye babasının gelmesini isteyen Nazlı, babasına, Barış’ın Can’ı götürmesinden korktuğunu anlatıyordu. Fırat onu sakinleştirdi ve Barış’ın Can’ı alamayacağının güvencesini verdi. Fırat’ın Nazlı Prenses’ine sözleri hoşuma gitti.

 

Fırat: Kızımın onu kurtaracak bir prense ihtiyacı yok, Rapunzel gibi saçını uzatmaya da. Çünkü kızımın kendisi bir prenses, eğer birinin kurtarılması gerekiyorsa kızım gider ve prensi kurtarır.

 

Barış cephesinde bu sefer intikamı alınacak mahkum Azimet oldu. On yaşındaki çocuğunun tedavi parası için çalıştığı kuyumcudan bir yüzük çalmak zorunda kalan, adamın şikayet etmesi üzerin , adamının yaralanmasına sebep olan hem hapse giren hem de evladını kaybeden kadın için intikam vaktiydi.

Barış sinema sahnesinde filmi bölerek yeni eylemin gece 00.00 da olacağını Fırat’a duyurduktan sonra Fırat ve ekibi önce kimin intikamına sıra geldiğini tespit ettiler. Ardından Fırat ve Giryan kendilerini kurbana ulaştıracak adamı bulacakları bara gittiler. Burada oynadıkları sevgili rolü onları adama ve yeni kurbanın kimliğine ulaştırdı. Yeni bölümde ikili arasındaki çekim bir ilişkiye mi dönüşecek, yoksa bir noktada ikiliden biri geri adım mı atacak göreceğiz. Fragmandaki sahne nasıl devam eder bilinmez ama 3 aylık sonra Barış’ı bir kumsalda elinde Fırat ve Büge’nin düğün fotoğrafıyla göreceğimiz biliyoruz. Ben de Fırat ve Nazlı birbirine yeter, Fırat’a bir ilişki yazmaya gerek yok diyenlerdenim ama bir yanım da 3 ay sonra her şeyi unutacak bir adamın yanında, onu mutlu edecek, yüzünü güldürecek, yoldaş olacak bir insan olsa fena olmaz mı diyor. Duygularım karışık bu konuda. İlla bir ilişki yaşayacaksa Büge yerine Giryan’ı tercih ederim sanırım. Ama Fırat ve Nazlı’yı baba kız, iki kişilik bir aile olarak izlemek ilk tercihim. Yanlarında bonus olarak Bekir ve Hacı olsun yeter. Hatta mümkünse Beybaba, Paşa ve Kamber geri dönsün. Mahkum tayfa tekrar buluşsun.     Yeni ekip eskisinin yerini dolduramadı maalesef.

 

Kuyumcu meselesinde Barış’tan bir ters köşe daha geldi. Baştan beri planı soygun muydu yoksa Fırat kuyumcuya ulaştığı için mi planı değiştirip öldürmek yerine dükkanı soymaya mı karar verdi emin olamadım. Sonuç olarak Fırat’ın ekibi kuyumcunun evinde pusu kurmuş olası bir cinayeti engellemek için beklerken, Barış’ın ekibi soygunu gerçekleştirdi. Eylül’ün kuyumcunun evinin önünde bulundurulması hedef şaşırtmak içindi belki de. Defne Müsteşar onun için vur emri vermiş olsa da Giryan kardeşinin öldürülmesine göz yummayacaktı tabi. Yaptığı hamleye şaşırmadım.

Giryan: Sevdiğinin birinin gözlerinin önünde ölmesine katlanabilir miydin?

Fırat: Kaldıramadım. Gözlerimin önünde kollarımdaydı çünkü.

 

Giryan televizyon izlemiyor olabilir mi? Fırat’la Barış’ın meselesi tam olarak ne bilmiyor sanki. Fırat’ın verdiği cevaba şaşırdı gibi çünkü.

 

 

Gelelim Dadaloğlu cephesine.  Son sahne itibariyle Dadaloğlu’nun Fırat’ın babası olduğu kesinleşti gibi. İkinci ihtimal de fotoğrafı çeken kişi olabilir. Amca ya da dayı mesela. Ama Fırat’ın arkasından aynı annene benziyorsun deyişi oğluyla konuşan baba havasındaydı. Peki o zaman bu adam neden Barış’la iş yapıyor? Oğlunun hayatını altüst adamı neden Fırat’tan saklıyor? Neden oğlunun yakın arkadaşı Hacı’yı öldürtmekteki inadı. Tamam Barış sayesinde Hacı konusunda hata yaptığını anladı, Barış da bu hamlesiyle Dadaloğlu’yla anlaşmasına kaldığı yerden devam edecek ama sırf oğlunun hatırı için bile Hacı’yı listesinden çıkarabilirdi. Hacı’nın babasıyla arkadaş, çocukluğundan tanıyor Hacı onu. Fırat ise gördüğümüz tek aile fotoğrafında daha en fazla 3-4 yaşlarında. Yani babasını tanımaması normal.  Gerçi fragmandaki Dadaloğlu Fırat sahnesinde, Fırat’ın ona bakışı sanki babası olduğunu biliyor gibiydi. Hukuk yolunu seçmesi belki de babası yüzündendir. Annesi babası yüzünden mi öldü merak ediyorum.

Dadaloğlu Hacı konuşmasının ortasına dalan Fırat adamı epey tedirgin etti hatta sinirlendirdi. Bu arada Hacı basının uyuşturucu işinden haberdar değilmiş gibi geldi bana.  Bakalım bu üçlü cephede önümüzdeki haftalarda nasıl gelişmeler yaşanacak.

Bekir- Sasha , Fukara- Mami kaçma kovalamasının galiplerinin Sasha ve Fukara olmasına şaşırmadım. Gönlüm Bekir’den yanaydı ama Sasha onun zaafını bildiği için dikkatini Zeynep’i kullanarak dağıttı. Mami bir polis olarak Fukarayı alt eder dedim ama çocuk atik çıktı.

Son sahne öncesinde Fukara’nın polisi peşlerinden uzaklaştırmak için geri dönmesi, Mami hazırlıksız yakalayıp ateş etmesi, Defne’yle arasındaki buzların erimesine vesile olur belki. Karı koca barışır mı bilmem ama Mami komik bir karakter. Ayşe’yle muhabbetini sevdim.

Ayşe demişken Hacı da ondan hoşlandı sanki . Aradığı aşkı Ayşe’de bulma ihtimalini düşük görsem de zaman ne gösterir bilinmez.

Fragmanda Barış’ın dizlerine yatıp ağladığı kişi Azimet büyük ihtimalle. Azimet onu ölen çocuğunun yerine koymuş gibi. Barış da onda anne sıcaklığı bulacak sanki. Barış özüne dönüyor hissine kapıldım. Büge’ye olan duygularını kadınla paylaşıyor.

Büge – Barış doğum günü flashback’i geliyor. Barış Büge’yi görmenin bir yolunu bulacak mı, Büge’ye doğum günü hediyesi verecek mi, yoksa eski sahne ve Büge’nin iç sesiyle mi geçecek sahne bakalım. Barış’ın planını merak ediyorum.

Dadaloğlu Nazlı’yı görüyor yanıltmaca değilse. Bakalım Fırat’ın “senin hiç ardından bekleyen bir evladın oldu mu?” sorusuna ne yanıt verecek?

Diziye yeni bir çocuk oyuncu katılıyor. Büyük ihtimalle önümüzdeki bölüm ya da sonrakinde Fırat’ın çocukluk flashbackleri gelecek. Dizide ilgimi çeken konular Fırat’ın hastalığı geçmişi, baba kız ilişkisi, Büge Can sahneleri, bulut ve yesari dörtlü sahneler olduğu için, gelecek bölümü merakla bekliyorum.

Fırat’ın Barış akıntısının ciddiyetini gören Giryan ona yakınlaşacak mı yoksa ondan uzak durmayı mı seçecek acaba?

Yeni bölüm yorumlarında görüşmek dileğiyle. Keyifli okumalar.

 

YORUM

Göz atmanızı öneririz: Mahkum Bölüm Yorumları

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap