İzledim

KANUNSUZ TOPRAKLAR – Vicdan Meselesi

Kanunsuz Topraklar reyting sonuçları gösteriyor ki dizi iki tane izleyici kitlesi kemikleşmiş iki güçlü diziyle savaşmaya hazır. İkinci bölümde reytingler, Total’de 5,19 reytig ile 5. , AB’de 3,98 reyting ve ABC1’de 4,85 reyting ile 6. oldu. Bölüm yazısı  Gözde‘den… Keyifli okumalar ^^

 

Kanunsuz Topraklar’da bu hafta özellikle ikinci yarısı çok daha tempolu ve heyecanlı bir bölüm seyrettik. İki ayrı dünya arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması, değişmesi, karakterlerin de gelişen olaylar karşısında aldığı kararlar ile hikayede yepyeni yollar açıldı.

 

 

Geçtiğimiz bölümü Davut’un Malik’i vurması ve Gülfem’in bu ana tanık olmasıyla noktalamıştık. Esra Bilgiç’in bu sahnedeki oyunculuğu muazzamdı. Kim olsa onun “Katil!” diye haykırırkenki halini aklından çıkartamazdı. Davut’u biraz tanıyan onun işlediği suçun sorumluluğunu alıp kaçmayacağını bilirdi. Kardeşleri istedikleri kadar onu mağaraya kaçırsınlar, eşkiyalardan kurtulur kurtulmaz gidip jandarmaya teslim olmadı mı? Bunu Fatma Ana onun yerine teslim oldu diye değil, sorumluluk duygusuyla yaptı. Davut, yaptığı şeyin arkasında duramayacaksa onu yapacak biri değil. Onun ilkeleri var. Şimdi bölüm içerisinde Malik’in teklifini kabul etti diye dokuz canın hesabını sormaktan da vazgeçecek mi? Asla.

 

 

Bu hafta Gülfem’e karşı hislerim 180 derece değişti. Açıkçası Gülfem’in bu kadar hızlı değişeceğini beklemiyordum. Ancak vicdan öyle bir kavram ki oradaki yükler birikip dağ gibi olduğunda insanın kalbine tahmin edemeyeceği kadar ağır gelebiliyor. Gülfem, muhtemelen bugüne kadar çevresinde olan bitene sadece seyirci kalmış. Babası ne dediyse inanmış. Hiç oturup sorgulamamış, ona güvenmeyi tercih etmiş. Elif’in ölümü onun için ışık oldu. Hayata yeni bir pencereden bakmaya başladı. Doğru bildiklerinin aslında yanlış olabileceğini gördü. Para ve refah içindeki o hayatı yaşayabilmek için insanların neler çektiğini, neler yaşadığını fark etti. Davut’un evini basmaya gittiğindeki Gülfem ile Fatma Ana’dan Elif’in öldüğünü ve duymamak için kulaklarını kapattığı madene dair gerçekleri duyan Gülfem başka iki kadındı.

 

 

Davut, Gülfem’e karşı fazla ön yargılı. Onun iyi niyetini bile göremiyor. Ona göre zenginler hep kötü, hep zalim, hep vurdumduymaz, hep bir çıkar peşinde. Hele bir de Malik’in kızı olunca direkt öyle olması gerekir değil mi? Halbuki Gülfem, jandarma komutanına babasını onun vurmadığı söylerken bunu çıkar için yapmadı. Daha doğrusu ortada bir çıkar varsa o da vicdanını rahatlatmaktı. Çünkü Gülfem Davut’u buna iten olayda kendini sorumlu hissediyordu. Malik, Davut’a tokat atarken, kapısından kovarken, büyüklük gösterip arabasını vermezken sessiz kaldığı için Elif’in ölümünden kendini suçluyordu.

 

Sezai: “Gülfem Hanım! Niçin doğruyu söylemediniz?”

Gülfem: “Bazen doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür Sezai Bey.”

Malik: “Komutana ne dedin? Davut’un vurduğunu söyledin değil mi?”

Gülfem: “Hayır.”

Behice: “Hayır mı? Ne demek hayır?”

Gülfem: Babamın yaptığı kötülükler vicdanıma öyle bir azap yükledi ki, dilim varmadı Davut vurdu demeye.”

 

Bence Malik, Davut’a o kadar öfkeliydi ki Gülfem ne kadar yalvarırsa yalvarsın arabasını vermezdi. Şu anda da Davut’a karşı bu u dönüşü vicdanının sesine kulak vermesinden, suçluluk duymasından ya da Gülfem’in sözlerinden değil. Çolak’ın onu öldüreceğine ve paralarını aldığına inanmasa kılını bile kıpırdamazdı. Malik’ten asla işçiye dost, hakkaniyetli patron çıkmaz. Malik bu dizde dönüşüm gösterebilir diyebileceğim bir karakter değil.

 

 

Fatma Ana ne kadar kızarsa kızsın Davut’un Malik’in teklifini kabul etmesi gerekliydi. Birincisi annesini hapisten kurtardı. İkincisi madende usta başı olduğunda orada bir şeyleri değiştirme şansı var. Üçüncüsü de o ve kardeşleri işe geri döndükleri için evlerine ekmek götürebilecekler.

 

“Benim Davut’um ölür de zalime boyun eğmez.”

 

 

Bölümde en beğendiğim sahne mezarın orada Gülfem ile Davut’un yüzleştikleri sahneydi. İki oyuncu da karşılıklı devleştiler. Onları daha sık bir arada görelim. Aralarında mükemmel bir uyum var. Bir araya geldikleri sahneler kumda bir inci gibi parlıyor. Bu sahnede Davut’un gözünü kör eden ön yargılarıyla Gülfem’e karşı söylediklerinin bir kısmı doğru olsa bile, ona o kadar ağır şeyler söyledi ki Gülfem tepki göstermekte haklıydı. Ancak tokat çok fazla oldu. Nedir bu Davut’un çektiği yahu? Önüne gelen tokatlıyor, eziyet ediyor. Artık Davut’u daha fazla ezmeyin. Umarım bu tokat ve Gülfem’in sözleri Davut’un ona karşı ön yargısını bir nebze azaltmıştır.

 

Gülfem: “Biliyorum ne söylesem ne desem kaybettiklerini geri getirmeyecek. Keşke otomobili vermesi için babama yalvarsaydım. Keşke kilitli kapı için hesap sormaya geldiğinde babama değil sana inansaydım.”

Davut: “Ama yapmadın.”

Gülfem: “Yapamadım. Yapamazdım çünkü o benim babam.”

Davut: “Hayır. Sen sırça köşkünde yaşarken kömür amelesi bir adamın derdine kulak asmak rahatını bozardı da ondan.” 

Gülfem: “Ne yapsaydım? Hiç tanımadığım bir adam için babama yüz mü çevirseydim? Kim olduğumu, ailemi unutsa mıydım bir anda?” 

Davut: “Vicdan meselesi bu, vicdan. Ahlak meselesi. İnsan olabilme meselesi. Ki zaten sen onu da yapamazsın. Zenginlik vicdanınızı köreltmiş.”

Gülfem: “Bu kadar aşağılanmayı hak edecek hiçbir şey yapmadım ben. Babamın zengin olması benim suçum mu?” 

Davut: Eğer o babanın işçini sabah akşam aç kalmamak için kara mancar çorbası içiyorsa, eğer o baba işçilerini ölüme kapatıyorsa, kapısına gelip aman dileyene yüz çeviriyorsa sen de suçlusun küçük hanım. Sustuğun için suçlusun. Ama bunlardan sana ne ki? Ha sana ne bunlardan? Senin için varsa yoksa balolar, eğlenceler. Tahirler ölmüş, Elifler ölmüş, ocaklar sönmüş bunlardan sana ne?” 

Gülfem: “Lanet olsun bana ki seni buraya uyarmaya gelmiştim. Babam sana ne teklif ettiyse yapma, kabul etme demeye. Madem beni bu kadar kötü belledin, madem burnunun dikine gideceksin, o zaman ne halin varsa gör.” 

 

 

 

Ali Gelik sahnelerinin sayıca az olmasından şikayetçiyim. Üstelik bu bölümün ilk yarısında hiç sahnesi yoktu. Lakin bu kadar az sahneyle de karakteri tanıyabilmek mümkün. Tam bir salon beyefendisi gibi gözüken ancak sevgilisi olan Asude’ye kıskançlık adı altında şiddet uygulayan bir adam. Asude’nin ne senden önceki geçmişi ne de senin söylediğin gibi başka erkeklerle oynaşması bunu haklı göstermez. O yüzden Ali Gelik’ten soğudum, kendisini sevemeyeceğim.

Malik, Gülfem’i resmen Ali Gelik’e satmak istiyor. Kızının rızası olmadan, sırf maddi güçlerini birleştirmek için Gülfem’i onunla evlendirmek istemesi düpedüz satmaktır. Ali Gelik’in hayatında Asude var diye bu teklifi reddeceğini sanmam. Çünkü zenginlik, bol para, rahat rahat para harcayabilmek alışılan ve kolay kolay bırakılamaz. Ve daha fazlası da çok tatlı gelir.

 

twitter

 

Yavuz’un çıkarları için yapmayacağı şey yok. Maşallah herkesi ayrı şekilde parmağında oynatıyor. Yalnız Malik de dizinin kötüsü ancak yanındakilerin arkasından çevirdiği işleri de göremeyecek kadar kör. Yavuz da Murtaza da arkasından iş çeviriyor. Yine de Yavuz’un yaptığı ilk beceriksizlikten, başarısız plandan sonra işleri böyle güzel toparlamasına bravo. O Malik’ten daha uyanık, daha kötü, daha tehlikeli biri. Davut, silahı denerken Yavuz’a doğrulttuğunda onu öldürse hiç fena olmazdı. ^^

Behice sen de bu herif için Gülfem’e diş bileyip arkasından işler çeviriyorsun. Halbuki Gülfem’in Yavuz ile işi olmadığı çok açık. Gülfem tarafından evlilik teklifi reddedilen Yavuz, çok yakında Behice’ye aynı teklifle gider. Behice de sırf Gülfem’e inat bu teklifi kabul ederse hiç şaşırmam. Ancak ileride bir gün Yavuz hakkındaki gerçekleri öğrendiğinde yine de aşk adı altında bunlara ses çıkartmazsan bozuşuruz Behice.

 

 

Fikriye’yi her geçen bölüm daha çok seviyorum. Babasının başucunda babası onu sevsin diye nasıl çırpındığını, neler hissettiğini anlatırken sırf sevgi için kendi gibi olmaktan yer yer vazgeçmesi beni çok yaraladı. Evlatlarınızı oldukları gibi sevin. Evladın kızı, erkeği olmaz. Önemli olan sizin canınızdan, kanınızdan ve sağlıklı olmaları, o kadar.

 

“Erkek gibi yetiştirmek istedin beni hep. Ben de erkek olmak istedim aslında. Eğer öyle olabilirsem, diğer kızları kadar sever belki babam beni de dedim. Sevdin mi baba? Hı? Hakikaten sevdin mi beni hiç?”

 

 

Bu olanlardan sonra Gülfem ile Fikriye’nin İstanbul’da bir teyzeleri olduğunu öğrendik. Acaba teyze Zonguldak’a gelip hikayemize dahil olacak mı? Beni bu bölümde Gülfem’in Malik’e sesini çıkarmasından ziyade babasıyla aynı evde yaşamak istemeyecek hale gelmesi, evden kaçma girişimi şaşırttı. İlk bölümde tam bir babacı olan, yanlış dahi olsa onun yanında duran Gülfem’in ondan bu denli rahatsız hale gelmesi beklediğim bir durum değildi. Fikriye’nin de aynı görüşte olmasına şaşırmadım, o ilk bölümden böyle biri olduğunu bize göstermişti. Gülfem ile Fikriye, eğer babalarının himayesinden kurtulmak, ona muhtaç olmadan yaşamak istiyorlarsa yapmaları gereken şey İstanbul’a teyzelerinin yanına kaçmak değil. Önce bir meslek sahibi olup çalışıp kendi paralarını kazanmalılar.

 

 

Eşkiya Çolak ve adamları Davut’u atın arkasına bağlayıp yerlerde sürüklediğinde seyredenlerin aklına muhakkak Uğur Güneş’in bir önceki dizisindeki benzer sahne gelmiştir. Nedir bu Uğur Güneş’in kaderi canım, her oynadığı rolde yerlerde sürünüyor bu adam? Davut, atın üzerindeki eşkiyayı indirdikten sonra at ile birlikte uçuruma doğru sürüklendikleri anlar müthiş heyecanlıydı. Davut ayaklarındaki ipi kesse yine eşkiyaların elinde kalacaktı. Ancak eğer başrol olmasaydı da uçurumdan düşünce ölmesi gerekirdi. İki ucu boklu değnek bir durum vardı ortada.

 

 

Son sahnede iş tecavüz girişimine gelmeden de pekala Davut, Gülfem’i kurtarabilirdi. Çolak, bakire kelimesini kullanmayabilirdi. Ancak ben yine de sahneyi yadırgamadım. Dizinin geçtiği yıl ve bunu yapan da eşkiya olunca bu eylem bana olası geldi. Üstelik dizide çok da abartılmadan gösterilmiş, çekimi rahatsız edici değildi. Bir de dizide bu tecavüz girişimine asla olumlu bir yaklaşım yok, aksine iğrenç bir şey olduğu vurgulanıyor. Zaten olay çok ilerlemeden de Davut gelip Çolak’ı öldürdü ve Gülfem’i kurtardı. Dünya bir pislikten kurtulmuş oldu. Sanıyorum önümüzdeki bölüm diziye dahil olacak olan Hazar Motan’ın bu Çolak ile bağlantısı var, onun kızı olabilir. Çünkü fragmandaki gözler Çolak’ınkilere çok benziyor. Umarım bu karakter Davut’a aşık olmaz. ^^

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

 

YORUM

 

Göz atmanızı öneririz: Kanunsuz Topraklar Bölüm Yorumları

 

 

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap