İzledim

ERKENCİ KUŞ – Gizemli Öpücükle Bağlanan Kalpler

Konuk yazarım Buke‘den Erkenci Kuş 3.bölüm yazısını görünce mail kutumda nasıl da sevindim… Diziyi izle(ye)meyen biri olarak yazıyı bloga eklerken Salı akşamlarının zirvesindeki dizinin gündemini takip etmiş oluyorum ^^

Ama siz izliyorsanız yorumlara uğramayı unutmayın. Keyifli okumalar…

 

Yabani çiçek Sanem ve Albatros Can’ın tesadüfen karşılaşması ve onları bağlayan öpücükle başlamıştı Erkenci Kuş’taki aşk hikayesi. Birinci bölümün sonunda Albatros Can yaban çiçeğini bulmuştu. Ama yabancı çiçeği Sanem’in belki de dünyanın en romantik erkeği olabilecek Albatros ’unu bulma çabaları geçen bölüm olduğu gibi bu bölümde de devam etti.

Geçen bölüm başında Can’ın evinde yakalanan Sanem, Emre’nin takım elbisesinin cebine koyduğu kutuyu hatırlamış ve bunu bahane ederek eve geliş nedeninin Emre Bey’in ceketinde unuttuğu emanet olduğuna inandırmıştı Can’ı. Ceketin cebinden yüzük çıkmasıyla Sanem nişanlı olduğu yalanını uydurmuş ve Emre’nin zoruyla bu oyuna devam etmişti. Can’ın bu nişanlılık haberine ilk başta bozulduğu Emre gibi benim de gözümden kaçmadı. Tabi sonrasında bu durumla ilgili şüphelere kapıldı Can. Özellikle de Sanem’in yana yakıla aradığı yüzüğü her defasında parmağında görememesi ve Sanem’in mantıksız açıklamaları bu şüphelerini perçinledi.

Sanem iki bölümdür elinde Albatros listesi ile dolanıyor şirketin içinde. Önüne gelen sakallıya 40.yıl kutlamalarına katılıp katılmadığını soruyor. Can da bir şekilde buna şahit oluyor tabi. Can Sanem’in gerçekten Albatrosu bulmak isteyip istemediğinden emin değil, bir de nişanlı olması durumu Can’ın Sanem’e itirafta bulunmasını engelliyor.

Emre bir yandan şirketin kuyusunu kazma pesinde bir yandan ailesini kaybetmekten korkuyor. Aylin’in hırsı onu tedirgin ediyor ve Can’ın durumu fark ederse olacaklardan endişe duyuyor. Ne ailesinden ne Aylin’den vazgeçebiliyor.

Bölüm boyunca Emre ve Aylin’in oyunları sürerken Sanem de Emre’ye borcu yüzünden bu oyunlara ortak oldu. Geçen bölüm Can, son anda Albatros kuşundan esinlenerek, şirkette hazırlanan havayolu kampanyasını değiştirerek işi kapmıştı.

Gravür baskı süreci ve öncesinde Sanem ile Can’ın yemek sahneleri oldukça eğlenceliydi. Müzik eşliğindeki klip tadındaki sahnelerde ikilinin uyumu hoşuma gidiyor.

 

      Can: Aç mısın?

      Sanem: Valla açlıktan ölüyorum …

      Can: İstanbul’da tanıdığım kızlar genelde acıkmaz, çay da içmez.

      Sanem: Artık ne tür kızlar tanıyorsanız!

 

Aylin’in durmaya niyeti yoktu tabi ki. Ne yapıp yapacak, Can’ın büyük müşteri almasını engelleyecekti. Sırada Arzu TAŞ’ın Can’ın şirketiyle anlaşma yapmasını engelleme sureci vardı.

Bu bölümde Arzu TAŞ’ın önce Canların şirketiyle anlaşma yapıp ardından Aylin’in tehdidiyle anlaşmayı feshetmesi sonucunda esas çiftimize Ağva yolu göründü. Böylece yeni bir maceraya başladılar. Tabi burada Sanem’e düşen görev Can’ın Arzu ile karşılaşmasını ve konuşmasını engellemekti.

Sanem aldığı paranın hakkini vermek zorundaydı tabi. Önce Can’ın ceketinin cebinden ehliyetini çaldı. Bunun üzerine Can anahtarları Sanem’e vererek arabayı onun kullanmasını istedi. Sanem’e gün doğmuştu, kontrol ondaydı artık. Önce arabayı yavaş kullanarak diğer sürücüler ve Can’ı deliye döndürdü, ardından sapa bir yola girerek arabanın çamura saplanmasına neden oldu. Arabayla imtihanın ardından en sonunda yola yaya devam ettiler. Sanem kaybolduklarına inanıyordu ama Can yön bulma kabiliyetine güveniyordu. Nihayet Can haklı çıktı ve Arzu TAŞ’ın kaldığı otele ulaştılar.

Sanem içeri girdiğinde Arzu Taş Sanem’in resepsiyonist ile konuşmalarına şahit olup Can Divit’in otele geldiğini öğrenince otelden ayrılmaktan vazgeçti. Bu  durum tabi ki Sanem’in işine gelmedi. Arzu’nun otelde olması demek Can ile karşılaşıp konuşması, Can’ın ikna kabiliyeti ile anlaşmayı kendi lehine bağlayabilme ihtimali demekti. Kız çok güzeldi, üstelik oğlan da yakışıklı. Sanem Arzu’nun Can’ın adını duyduğu anda sergilediği tavırdan tehlikenin sinyalini aldı…

Can’ın otele girmesini engellemeye çalıştı önce Sanem, Arzu’nun otelden ayrıldığı yalanını uydurdu. Tam o anda otel görevlilerinden biri araya girdi ve Arzu’nun fikrini değiştirdiğini otelde kalmaya devam edeceğini söyledi ancak başkasının işine karışmanın bedelini Can’ın valizlerini odaya çıkarması karşılığında verdiği bahşişi Sanem’e kaptırarak ödedi.

 

[wp_ad_camp_1]

 

Sanem ne olursa olsun bu ikilinin karşılaşmasını önleyecekti. Ama Arzu da boş durmuyordu tabi ki… Can’a ulaşmayı başardı. Bir saat sonra haberleşip buluşma kararı aldılar. Sanem bu bilgiyi Emre’ye haber verecekken gözüne ilişen bir broşür üzerine yeni bir plan yaptı. Arzu’yu tekne turuna, Can’ı bisiklet turuna yönlendirerek ikilinin karşılaşmamasını sağladı. Ormandaki bisiklet turu eğlenceliydi. Sanem’in anlattığı efsaneyi büyük bir dikkatle dinledi Can.  Fark ettiniz mi? Can’ın bakışları nasıl da Sanem’i etkiliyor. Can da güzel bakıyor gerçekten. Tabii Sanem’in bakışı bazen saftirik saftirik geliyor rahatsız oluyorum.

 

 

 

 

Can’ın Arzu ile zoraki çıktığı yemekte(!) aklında sadece Sanem vardı. Anlaşılan o ki detoks yapan kızlar yerine yemek yiyen, doğal davranan kızları tercih ediyor, bu nedenle Sanem’le karşılıklı sardalye yerken kendini mutlu hissetti belki de… Sanem’in saflığı ve yabani çiçek kokusu etkisi altına aldı Can’ı. Yemek, sahildeki gezinti, arabanın lastiğini değiştirme sahnelerini izlemek zevkliydi.

Sanem’in aklı Albatros’unda olsa, hatta ona görmeden âşık olmuş olsa da kalbine Can da girdi henüz farkında olmasa da… Hatta farkında olduğu halde kabul etmese de… Yoksa Can’ı Arzu’dan neden kıskansın? Kızın eteğine basmaları, sebze suyuna çilek katmalar… Can bile demedi mi ‘Sen beni kıskanıyor musun?’ diye…

Arzu çok sinir bozucu bir karakterdi. Gerçi aşağılık kompleksi olan, kendi ile barışık olmayan, kendini olduğundan farklı gösteren tiplemeyi güzel canlandırmıştı. Gerek otelde gerekse Can’ın evinde Can’a karşı tavırları çok abartılıydı . Bir de çekim sürecindeki kaprislerini izlemek hiç zevkli değildi doğrusu…

Can ve Sanem Ağva macerasını yaşarken dizinin diğer ayakları olan mahalle ve şirkette de olaylar devam ediyordu tabi ki…

 

 

Şirketin bütün bilgisayarları incelenmiş ve Aylin’e mail gönderilen bilgisayarın Leyla’nın laptopu olduğu tespit edilmişti. Şirket içinde Leyla’nın ajan olduğu konuşulmaya başlanmıştı bile. Tabi ki Sanem bu duruma tepkisiz kalmadı ve ablasını sonuna kadar savundu. Tabi onu savunan bir kişi daha vardı ki bu kişinin Emre olması gerekirken aksine şirkette Sanem’in arkadaşı olan kızdı. Hoş o da rolüne hazırlanırken havaya girerek bu savunmayı yapmıştı ama olsun, diğerlerini susturmayı başarmıştı ya…

Bu arada evde yemeğe, bakkalda babasına yardım eden Leyla birden iş kadınından ev kadınına dönüşmeye başladığını fark ederek bu duruma bir son vermek için kendini şirkete atmıştı. Emre ile yaptığı konuşmayla üzerine atılan suçlamayı da öğrenmiş oldu. Bu arada flashbackle mailleri atanın Emre olduğunu gördük ve şaşırmadık tabi ki. Emre bu durumda Leyla’dan yana olacak değildi ve olmadı da zaten. Emre’nin aksine ‘Leyla’nın suçsuz olduğunu, hatta maillerin atıldığı tarihte Leyla’nın tatilde olduğunu’ ortaya çıkaran Can oldu. Bu sayede Leyla geçici ev hanımlığından kurtulup iş kadınlığına geri döndü. Bu arada ev hanımlığını küçümseyici bir tavrı pek hoşuma gitmedi. En zor meslek ev hanımlığı sonuçta. Ülkemiz kadınlarının da çoğunluğu ev hanımıyken üstelik daha uygun bir üslup kullanılabilirdi sanki çalışamıyor olmaktan şikâyet edilirken!!!

 

[wp_ad_camp_1]

 

Gelelim mahalle ayağına. Bir yandan Ayhan’ın açtığı www.ayhanca.com sitesinin tanıtım broşürlerini mahalleliye dağıtma sürecini diğer yanda da Ayhan’ın ilk müşterisi olan Zebercet’i Sanem’in hoşuna gidecek hale getirme sürecine şahit olduk.

Zebercet’in ellerinin terleme konusu gündeme geldi. Bu sahnede aklıma Yonca Evcimik’in yıllar önce söylediği şarkısı geldi:

 

Bırak, bırak, bırak ellerimi

Ellerin çok terli, ellerin çok kirli

Dayanamam senin gibi

Bırak, bırak, bırak ellerimi

 

Gerek Sanem, Ayhan ve doktorun tavrından, gerekse şarkıdan yola çıkarak, elleri terleyen bir erkeğin kızlar tarafından beğenilmeyeceği sonucu çıkarılabilir tabi ama burada maksat el terlemesinin tedavisi olduğuna değinmekti sanırım. Evet botoks burada da karşımıza çıktı. Demek botoks ile el terlemesi sorunu çözülebiliyormuş. Peki o kadar iğne yemeye değer mi yoksa “Beni olduğum gibi kabul etmeyeni ben de istemem” deyip kendiyle barışık mı olmalı insan? Bu kişiden kişiye değişir. El terlemesi probleminin çözülmesinin ardından bir de Zebercet’i bakıma sokma sureci vardı tabi … Bakım ertesi o da artık genç kızların (Sanem) sevebileceği, ilgi duyacağı bir erkek olacaktı.

Ağva dönüşünde Sanem’i eve bırakan Can meraklı mahalleli ile de tanıştı. Sanem’in deyimiyle alacakaranlık kuşağının ortasına düştü. Bir yandan Ayhan, bir yandan meraklı Melahat, Zebercet, anne Mevkibe, pencereden beyaz saçlı teyze film izler gibi izlemeye başladılar bizimkileri. Zebercet evlilik konusunu açtı acaba Can  Sanem’in nişanlısının o olduğunu düşündü mü o an? Ellerinin ıslak olduğuna vurgu yapmaktan da geri kalmadı tabi. Can’a kalsa cay da içecekti ya Sanem onu zorla evine yolladı. Annenin ‘Can’la aranda bir şey var mı?’ sorusunun yanısıra bir de tedirgin edici bakışlarına da maruz kalan Sanem’in verdiği cevap karşısında Mevhibe’nin tepkisi komikti:

 

“Hakikaten yok ya olsa şaşardım zaten”  

 

Klasik kızlarına hayırlı kısmet arayan anne  ile evlilikte gözü olmayan kızlar modeli

 

Zebercet demişken, kız isteme konusunda haksızlığa uğradı bu aile. Verdikleri tepkide haklılar. ‘Madem vermeyecektiniz niye gel dediniz’ sitemleri de yerindeydi. Ben Zebercet’in yerinde olsam beni sevmeyen kızın peşinde dolanmam. Yoluma bakar beni sevecek birine kalbimi açardım.

Mahalle konusu açılınca Aydın ailesinden bahsetmemek olmaz. Bu bölüm diğer iki bölüm kadar gözüme batmadılar. Nihat bakkalı devretmeye karar verdiğini Mevkıbe’ye açıkladığı sahne hüzünlüydü.  Bir de Leyla ile bakkal önündeki konuşmaları tabi ki. Sanem’in babasının bakkalı devrettiğinden haberi yok, Nihat’ın borcun ödendiğinden haberi yok… Pisi pisine bedavaya gitti dükkân ve içindeki 100bin TL’lik mal valla.

Bölüm sonunda Arzu’nun içeceğine çilek koyan Sanem, Arzu’nun alerji yüzünden hastaneye koşmasının ardından yine Can’a yakalandı. Can’ın “Şimdi ne gerek vardı böyle bir şeye. Beni kıskanıyor musun yoksa?” sorusu üzerine yanından uzaklaşan Sanem’i kapıda yakalayıp ‘Artık kaçmak yok!’ dedi.

Bu cümlenin ardından “Seni öpen bendim” itirafı gelir mi acaba? Gelirse Sanem’in tepkisi ne olur?  Haftaya bu soruların yanıtını almayı umut ediyorum.

Yeni bölümde görüşmek üzere…

 

Erkenci Kuş 4. Bölüm Fragman

 

 

Dizi ile ilgili diğer yazılar için İzledim / Erkenci Kuş kategorisine göz atmayı unutmayın…

 

 

 

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
DARK – Finalde Cevapsız Kalan Sorular
Dark 3.sezon
DARK – 3.Sezon için Hazır mıyız?
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
BİZ İYİ İNSANLARIZ – İçimde Büyüyen Bir Canavar Var
Copy link
Powered by Social Snap