İzledim

BİR ZAMANLAR ÇUKUROVA – Geçmişin Gölgesinde

Bir Zamanlar Çukurova başrollerin hikayeden ayrılmasından etkilenmeden 80. Bölümünde de Total’de 12,04 reyting,  AB’de 9,33 reyting ve ABC1 11,70 reyting ile yine zirvede.  Üçüncü sezonun 17. bölüm yazısı konuk yazarım Gözde ‘nin kaleminden. Keyifli okumalar^^

 

İki önemli başrolümüz Hünkar ve Yılmaz’ın ardından bu hafta sanki başka bir dizi seyrediyor gibi hissettim kendimi. İçim buruktu özellikle Yılmaz yok diye. Ama itiraf etmek gerekirse dizi yine de heyecanlı ve sürükleyiciydi, ekran başında sıkılmadım iki buçuk saat boyunca.

 

Züleyha’nın konakta çocukları için kaldığı belliydi. Demir’den boşanıp iki çocuğuyla ayrı bir evde yaşamak istemiş tabii ki, ama Demir yine Leyla’yı vermeye yanaşmamış. Yılmaz varken bunu anlarım da kadın tek kalacakken itiraz etmemeliydi Demir. Sevda’nın kağıt üzerindeki evlilikleri ve gelecekleri hakkındaki yorumlarından hiç hoşlanmadım, ağzına terlikte vurasım geldi. Kimse çocukları var diye evli kalmak ya da kocasını sevmek zorunda değil. Yılmaz öldü diye Demir’e aşık olmak zorunda mı Züleyha? Kendisi Adnan’a bir bağı olmamasına rağmen sadık kalmış, Züleyha çocuklarından birinin babası olan Yılmaz’a kalamaz mı? Demir’i aşkından vazgeçmemesi, pes etmemesi konusunda cesaretlendirmek yerine boşanmaya teşvik etse daha iyi değil mi?

 

 

Bu durumda Züleyha’nın hanım ağalık görevini yerine getirmesi de pekala doğal. En azından evin içinde saksı gibi oturmaz. Geldiği yeri unutmayıp huğlardaki çalışanlarla ilgilenmesinden, çocuklarına kalacak topraklar için çalışmasından daha güzel ne olabilir? Ama Hünkar’ın yaptıklarını unutup onu devamlı anması biraz rahatsız edici. Yılmaz’ı da yeri geldikçe anıyor, onun için ağlıyor ama ben daha fazla Yılmaz’ı hatırladığını görmek isterdim. Demir’e gösterdiği fotoğraflardan sonra, Demir odadan çıktığında aynı yerde Yılmaz ile çektirdikleri fotoğrafa bakıp gözyaşı döken bir Züleyha görebilirdik. Müjgan’ın Yılmaz ile olan anılarını hatırlaması gibi Züleyha da kendi anılarını hatırlayabilirdi.

Züleyha’nın derneğin de yeni başkası olması güzel oldu. Sonuçta İstanbul’da büyümüş, farklı bir görgüsü var. Hünkar’ın giysilerini açık arttırmayla satma fikrini de ben çok beğendim. Sonuçta bu giysilerin çoğunu yardıma muhtaç insanlar üzerinde taşıyamaz. Yalnız Behice’nin İstanbul’a gitme niyeti olmasaydı, Züleyha’ya oy vermez, kendi de aday olmaya kalkışırdı kesin.

 

 

Sanayi Odası Vergi Rekortmenleri Ödül Gecesi’nde Demir’in kürsüde kucağında Adnan’la birlikte konuşması, eğer çok kısa bir süre önce bu çocuk Yılmaz’ın oğlu olarak anons edilmese normal olabilirdi. Açıkçası başkası sayesinde elde ettiği erkek evladıyla böbürlenmesi benim hoşuma gitmedi. Ancak Hünkar’ın holdingdeki hisselerini Züleyha’ya vermesi şık bir hareket. O hisseler Züleyha’nın hakkı, çünkü o, kızı Leyla’nın annesi.

 

 

Aynı gece Fikret’in Demir’e karşı negatif elektriği çok net bir şekilde hissediliyordu. Bunu Fekeli’nin hala fark edememiş olması çok garip. Doğru söylüyorsun Demir, bundan sonra en sıkı rakibin Fikret. Ali Rahmet Fekeli’nin yeğeni olduğu için değil tabii, kardeşin olduğu için.

Fikret’in resmen Adnan Yaman’ın oğlu olduğunu onun ağzından öğrendik. Meğer mezarlığa bu ödül töreni sonrası gitmiş ve Adnan Yaman’ın mezar taşını kırmış. Fikret ve annesinin hikayesi beni çok üzdü. Musa Fekeli’nin, Fikret Adnan’ın oğlu diye karısıyla çocuğu evden kovması normal. Acaba bu olay üzerine mi öldü Musa? Onların Almanya’ya gidişini çevresine nasıl açıkladı? Şu an gördüğümüz Çukurova’da dedikodu eksik olmuyor malum. Adnan Yaman’ın gayri meşru çocuğundan Hünkar’ın haberi nasıl olmadı? Fikret ve annesi, Yamanlar Konağı’nın kapısına geldiklerinde onları gören Demir, o geceyi hiç mi hatırlamıyor? Metresi Sevda’yı oğluna emanet eden Adnan, bu çocuktan ona hiç mi bahsetmedi? Fikret’in o kadar küçük yaşta bu yaşadıklarını hatırlaması çok travmatik bir olay olduğu için normal. Annesinin yıllarca çektikleri, döndüğü gözyaşları için intikam almak istemesini de anlıyorum ama bu intikamı alması gereken kişi Adnan Yaman, hiçbir şeyden haberi olmayan Demir değil ki. Adnan, kendisinin de hakkı olan sevgiyi, ilgiyi, iyi bir yaşamı, iyi eğitimi Demir’e sağladı diye Demir’in suçu ne? “Babaların günahlarını oğulları çeker.” diye bir mantık olur mu? Yine de Fikret’in intikam hamlelerini seyretmek keyifli benim için.

Fikret ertesi sabah sanki mezarı kıran kendisi değilmiş de Yılmaz’ı ziyarete gelmiş gibi Demir’in yanına gelip onunla sohbet ettiğinde Demir ondan işkillenir diye düşünmüştüm ama çok da işkillenmiş gibi gelmedi bana. Bakalım ne zaman fark edecek gizli düşmanını?

 

 

Demir, ilk gördüğü andan itibaren Ümit’ten etkilendi. Ama yine de Züleyha’yı tamamen kalbinden silmiş değil. O yüzden bu ilgiye aşk değil de uzun zaman sonra ilk defa bir kadına başka bir gözle bakabilmek diyebiliriz. Ümit’in “Demir Yaman” adını duyunca daha fazla ilgi çekmek için adını gizlediği belli. Gizem ilgi çeker ne de olsa. Açıkçası ben Ümit’in arabasının lastiğinin de durduk yere patladığına inanmıyorum. Demir Ümit’ten nasıl etkilendiyse onun ödül töreninde içeriye alınmadığı görünce kendi misafiri olduğunu söyledi. Ümit’in Demir’in evliliğini bozmak, kafasını karıştırmak istediği besbelli. Normalde o yıllarda hiçbir kadın evli bir adama Çukurova’yı birlikte gezmek istediğini ima etmez. Ediyorsa ya yolludur ya da bir amacı vardır.

 

 

Sevda’nın kayıp bir kızı olduğunu tahmin ediyorduk. Adnan Yaman’la tanışmadan önce, İstanbul’da doğurduğu bir kız çocuk olmalı. Züleyha eskiden çalıştığı terzide gelinlik diktiği bir aile ve gelinlerinden bahsettiğinde Sevda’nın yüzü değişti. Çorakçılar ailesinin gelinleri Berrin’i ve huysuz annesini tanıdığını çok belliydi, belki de sadece anneyi. Tahminim kızını bu aileye evlatlık verdiği yönünde. Bu kız Berrin üvey kardeşi Ümit Kahraman diye düşünüyorum. Çünkü Ümit de davette Sevda’yı ilk gördüğünde onu çok iyi tanıyormuşçasına baktı. Plaklarında fotoğrafını gördüğü bir şarkıcıyı tanımış olmaktan daha fazlası vardı bu bakışlarda. Sevda, Ümit’in soyadını duyduysa bile o olduğunu anlamamış olabilir çünkü onun koyduğu ismi pekala değiştirmiş olabilirler. Bakalım bu teorilerim tutacak mı?

 

 

Müjgan’ın psikolojik sorunlarından dolayı başhekim olamayacağını ve yeni gelecek kadın karakterin başhekim olacağını uzun zaman önce tahmin etmiştim. Müjgan tam başhekimliğe atamasını beklerken, İstanbul’dan gelen Ümit hastanenin yeni başhekimi oldu ve böylece onu Çukurova’ya resmen bağlayan bir şey kalmadı. Ben Behice’nin İstanbul’a gitmek diye ısrarla beynini ütülemesine rağmen Müjgan’ın daha fazla direnmesini ve halasına yüksek sesle karşı çıkmasını isterdim. Böyle kolay manipüle olabilmesi yüzünden yaptı birçok hatayı. Nasılsa İstanbul’a gidemeyince hastanede çalışmaya devam edecek ve ben ilk tanışmalarında pot da kırsa Ümit ile iyi anlaşacaklarını düşünüyorum. Tabii Ümit, Fikret’in Müjgan’a olan ilgisini fark etmediği sürece geçerli bu.

Müjgan’ın Behice yüzünden Fekeli Konağı’ndan ayrılma sahnesinde Fekeli için çok üzüldüm. Yılmaz’ı nüfusuna geçirmemiş olabilir ama bu Yılmaz’ı öz oğlu, Kerem Ali’yi de öz torunu gibi sevdiği gerçeğini değiştirmez. Adam resmen darbe üstüne darbe yiyor, çekmediği kalmadı. Fikret’in de gerçekte kim olduğunu öğrendiğinde ona olan güvenini de kaybedecek. Behice’nin katil olduğu ortaya çıkıp gebermesinden sonra ölüp bu dünyanın dertlerinden kurtulsun, daha fazla acı çekmesin istiyorum Fekeli. Son olaylardan sonra Behice ölmeden Müjgan’ı yeniden konağa almaz ama miras mevzusundan gidemediklerini duyunca onlara ayrı bir ev açacaktır, gönlü el vermez zorda kalmasına torununun.

 

Ne oldu rengin soldu? ^^

 

Sanırım dizinin devamında en merakla beklediğim sahne Yılmaz’ın mirasının açıklanmasıydı. Behice’nin o an yüzünün alacağı şekli görmek için sabırsızlanıyordum. Yılmaz’ın tüm mal varlığını satıp paraya çevirdiğini, mirasın sadece küçük konaktan ibaret olduğunu duyunca yüzünün aldığı şekli görmek paha biçilemez bir andı. Behice’nin ağlanacak haline kahkahalarımla eşlik ettim. Keşke daha uzun görseydik yüzünü, doyamadım o hayal kırıklığını görmeye. ^^ Haftaya arkasına bile bakmadan ayrıldığı Fekeli Konağı’na paraların hesabını sormaya gittiğinde Fekeli’nin hiçbir şey bilmediğini söyleyip onu bir kez daha kovduğunu görmek için şimdiden sabırsızlanıyorum. Umarım Gülten ve Çetin’in elinden küçük konağı almaya kalkmazlar. Yılmaz orda onların yaşamasını istemişti. Paraların Fekeli’de olmadığını öğrenince Züleyha’da olduğunu düşünüp onun üzerine saldıracaktır, gelsin yeni bir kaos. ^^

Onca ay geçmesine rağmen Hünkar’ın katilinin bulunamayışına şaşırıyorum. Hem de sadece emniyet değil, Fekeli’nin eski polis arkadaşı da var bu işin peşinde. Sanırım yöntemleri yanlış ve ne Demir emniyet müdürüne ne Fekeli arkadaşına Behice’nin adını vermedi. Sevda’nın o dönem kaldığı konağın komşularını da kimse sorgulamadı mı? Behice takıları evine saklarken gören o kızla kimse nasıl konuşmaz yahu? Hünkar’ın da Behice’yi araştırdığı dedektiften en azından şoförünün haberi olması gerekmez miydi? Züleyha’nın İstanbul’da mahallesinden tanıdığı o eski baş komiserden umudum yüksek, belki o da Behice hakkında Hünkar’ın dedektifinin bulduğu bilgilere ulaşacaktır ya da benim bu gördüğüm eksiklerin üzerine gidecektir. Keşke Yılmaz da Behice yüzünden araba kazası geçirmiş olsaydı da Züleyha sadece Hünkar’ın değil Yılmaz’ın katili için de çaba harcasaydı.

Hünkar’ın katilinin Behice olduğunu bilen Gaffur’un bundan zerre vicdan azabı duymamasından, kendisi de Hatip’i öldürdüğü halde elini kolunu sallaya sallaya gezmesinden artık bunaldım. Ben Gaffur’u tanıyorsam mecbur kalmadığı sürece ağzından Behice’yle ilgili sırrı duyamayacağız. Ve yüzde yüz Saniye’nin elinde gördüğü Hünkar’dan yadigar broşu konaktaki çalışma odasındaki kasadan çalıp tefeciye verecek. İnşallah direkt satmaya çalışıp yakalanır da dolandırıldığı ortaya çıkar. Onun yüzünden Gülten ile Çetin’in yılan hikayesine dönen düğünleri de ertelenmez umarım. Gülten’i gelinlikle provada değil, Çetin’e evet derken görmek istiyorum.

 

 

Fikret’in telefonla görüştüğü kişinin bir kadın olduğundan ve bunun Ümit karakteri olacağından emindim. Fikret telefonu kapatırken “Ben de.” deyişinden aralarında bir gönül ilişkisi olabileceğini de tahmin etmiştim. O zaman Fikret, neden Müjgan’a ona his besliyormuş gibi davranıyor? Ona olan davranışları hiç de arkadaşça değil. Gerçekten de aşkla bakıyor Müjgan’a. “Soydur çeker, boktur kokar.” diye boşuna dememiş atalarımız. Fikret de babası Adnan Yaman’a çekmiş işte, onun gibi çapkın adamın teki. Ah Müjgan, Yılmaz’dan sonra yeniden hayal kırıklığı yaşayacak demek ki. Halbuki yeniden sevilmeyi, mutlu olmayı sonuna kadar hak ediyor. Fikret, eğer onunla oynuyorsa bir an önce uzaklaşsın. Müjgan’ı mutlu edecek yeni biri gelsin diziye. Behice, Fikret’i Müjgan’a uygun bulmuyordu ama adam koskoca doçent doktoru tavlamış. ^^ Hatta kadın o kadar aşık ki adamın planları için kalkmış buralara kadar gelmiş. Bölüm Ümit ile Fikret’in sevgili oldukları anladığımız öpüşme ile son buldu.

 

Bir Zamanlar Dallas

 

 

Fikret: “Nihayet geldin.”

Ümit: “Nihayet.”

Fikret: “Seni tanımıyor gibi davranmak çok zordu.”

Ümit: “Benim için de çok zordu. Çok zordu Fikret.”

 

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

 

Bir Zamanlar Çukurova dizi yorumları için  İzledim / Bir Zamanlar Çukurova  kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

 

YORUM

 

 

Bir Zamanlar Çukurova 81. Bölüm Fragmanlar

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap