BAY YANLIŞ – Aşkın Gücü

Bay Yanlış 11.bölüm reytingleri:  TOTAL’de 4,88 reytingle üçüncü , AB’de 3,24 reytingle altıncı, ABC1’de 3,94 reytingle dördüncü sırada.

Bölüm izlenimleri konuk yazarım Gözde ‘nin kaleminden. Keyifli okumalar ^^ (For my foreign followers, please go to select language section for google translate. On the top right side of the screen for desktop, Last line on the hamburger menu bar for mobile)

 
   
 

 

Bay Yanlış’ta bu hafta aşkın gücüyle sevenlerin kavuştuğu çok tatlı bir bölüm seyrettik. Kötü karakterlerin varlığına rağmen ekran başında beni hiç yormayan, haftanın yorgunluğunu atmak için birebir bir bölümdü.

 

İyi ki doğdunuz EzGür

 

 

Geçtiğimiz bölümü Ezgi ile Özgür’ün yeniden bir araya gelmesine neden olan anda bırakmıştık. Onları barıştırmak isteyen arkadaşları Özgür’ün romantik doğum günü sürprizini yeniden gerçekleştirdiler ve bunu gören Ezgi Özgür’ü affetti. Ezgi daha önceki ilişkilerinde hiç böyle bir jestle karşılaşmamış olduğu için bunun onu kolayca yumuşatması çok doğal. Hatırlarsanız eski sevgilisi Soner’in ona hiçbir doğum gününde hediye bile almadığından bahsetmişti. Özgür ise hem böyle bir sürpriz hazırlamış hem hediye hazırlamış hem de etkileyici bir not yazmış. Üzerinde düşünülmüş bir organizasyon olduğu belliydi. Yalan yok Ezgi olsam ben de hemen sevdiğim adama sarılırdım.

 

“ Seninle bambaşka biriyim artık. En güzel aslam, olamaz dediğim her şeysin. İyi ki doğduk sevgilim.”

 

Yalnız karakter tanıtımlarında boğa burcu olduğu yazan Ezgi’nin doğum günü birden 30 Ağustos oldu, burcu da başak. Senaryo için doğum günü kutlaması gerekliydi belki ama Ezgi’nin karakteri de boğa burcu özellikleriyle daha benzer. Neyse… O halde yükseleni boğa burcu farz edelim biz de. ^^

 

Özgür’ün kaç bölümdür içinde ne olduğunu öğrenemediğimiz hediye kutusu nihayet açıldı. (Hele şükür!) Gerçekten çok ince düşünülmüş hediyeler çıktı kutunun içinden. Serdar’ın Ezgi’nin karakterine, ruhuna hiç uymayan gösterişli, pahalı hediyesi olan kolyenin yanında maddi değeri olmayan ama manevi değeri yüksek hediyeler hazırlamış Özgür. Hepsi yaşadıkları, paylaştıkları anlardan ilham alınmıştı:

Ezgi’nin Soner’i sinir etmek için sakladığı çakmağının yerine yeni bir çakmak, İsviçre çakısı, ilk yardım seti, tango CD’si, keçi Fitnat oyuncağı, İtalya’ya uçak bileti, Özgür’ün kapak olduğu derginin manşetinin “Bay Aşık” olarak değiştirilmiş hali.

E artık telefonundaki Bay Yanlış’ı Bay Aşık’la değiştirirsin Ezgiciğim. ^^ Bu hediyeler Özgür’ün Ezgi’nin geçmişindeki yaraları tamir etmek istediğini, birlikte yaşadıkları özel anları detaylıca hatırlıyor olduğunu, ona yeni mutluluklar yaşatmak istediğini, artık başka bir adam olduğunu gösteriyor bize. Ve tabii ne kadar romantik ve düşünceli bir adam olduğunu da.

 

 

 

Bugüne kadar Özgür’ün hep geçmişte ne yaşamış olabileceğini merak ettik. Neden aşktan ve ilişkilerden kaçıyordu? Bence geçtiğimiz bölümde bunun cevabını aldık. Özgür geçmişinde mutlaka benzer bir şey yaşamış olmalı. Yoksa Ezgi’nin hem onu hem Serdar’ı aynı anda idare edip yalan söylediğini düşünmez, bu kadar fevri bir karar vermezdi. Yine de eğer gerçekten böyle bir geçmişi varsa bunun mutlaka bir şekilde dile gelmesi lazım. Özgür’ün Ezgi’yle ilişkisinde içinde sakladığı adamı görüyoruz. Ancak uzun zamandır neden başka bir adam gibi davrandığını öğrenirsek altı daha dolu bir karakter seyrediyor olacağız.

 

 

Ezgi ve Özgür’ün ilişkisi bu bölüm çok doğal yansıtılmıştı. Her şey onların mizacına uygundu. Daha önceki ilişkisinde sevgilisiyle aynı evi paylaşan Ezgi’nin yeni ev tutana kadar Özgür’de kalmasını yadırgamadım, zaten çevremizde de aynı evde yaşayan çiftler oluyor. Kutlama gecesi ilk defa birliktelik yaşamalarını, sık sık öpüşmelerini, hatta ev dışında fazla samimi hallerini de garipsemedim; bundan rahatsız da olmadım. Çünkü bunlar hayatın içinde var. Herkesin kendi hayatında böyle davranmıyor olması dizideki çiftin de bu şekilde yazılması gerektiği anlamına gelmez. Bize sunulan karakterler bu düşünce yapısında insanlar. Onları böyle kabul edip seyrettiğimiz işten zevk almaya bakmalıyız.

Ezgi ve Özgür’ün ilişkisi zaten sadece bunlardan ibaret değil, onlar her konuyu karşılıklı konuşabilen, aynı zamanda iyi birer arkadaş. Ve bu arkadaşlıkları ilişkilerinin sağlam kurulmasını sağladı.

 

En güzel günaydın

 

 

İlk bölümde birliktelik yaşadığı kadınlarla sabah aynı yatakta uyandığında koşa koşa o kadının yanından uzaklaşıp duşa giren adam şimdi Ezgi’yle uyanınca yüzünde güller açıyor, biraz daha uyumak istiyor, hatta Ezgi ondan önce yataktan kalktı diye panikliyor. İşte aşk insanı böyle yeni bir adam yapabiliyor.

 

 

 

 

Özgür’ün Ezgi’nin organizasyon için gideceği yeri ve diğer detayları sorması da yanındaki insanı kıskanmasından çok ona, hayatına dair her şeyi merak ettiğinden ileri geliyor ve bu Ezgi’ye kendini değerli hissettiriyor. Mesela Soner’in böyle bir durumda hiçbir detayı sormayacağına adım kadar eminim.

 

Müstakbel Atasoy Ailesi

 

 

Ezgi, Özgür ve Tesla birlikte şahane bir aile gibi olmadılar mı sizce de? Bir de bu aileye Özgür’ün hayalinde kız çocuk da katılırsa tadından yenmez. Dizinin finalinde onları evli, mutlu ve çocuklu görmeyi şimdiden hayal edebiliyorum. Yanlarında Ezgi gibi uzun, güzel saçlı bir kız çocuğu mesela. ^^

 

Ezgi ve Özgür’ün annelerinin 30’una gelmiş iki yetişkin insanın hayatına müdahalelerinden o kadar bezmiştim ki Ezgi annesine ilişkisini açıkladığında Nevin’in anlayışla karşılaması güzel oldu. E zaten olması gereken de o. Tabii bunda Ünal faktörü yadsınamaz. Özgür geçmişte yanlışları olsa da Ezgi için doğru erkek. Ezgi’nin mutluluğuna tanık oldukça zamanla hiçbir tereddüdü kalmayacaktır Nevin’in.

Sevim de başlardaki gibi Ezgi’yi yeniden çok sevse de anneleri eskisi gibi birbirleriyle kaynaşmış görsek artık. Geçtiğimiz bölümlerdeki halleri kısmen komik de olsa tahammül sınırlarımı zorladı. İki tane nazik kadından paçoz kadına kaymaya hiç gerek yok.

 

 

Sevim ile Fitnat’ın İstanbul’a gelme sorunu da aşırı teferruatsız şekilde çözüldü. Benim “detaylı” teoriler çöp oldu. ^^ Magazin muhbiri Haydar’dan barıştıklarını öğrenip Ezgi ile Özgür’ü ayırmak için İstanbul’a yerleşmeye karar verdiler. Sevim ile Fitnat İstanbul’a gelirken Nevinlere uğrayıp konuşmak istediler. Bakalım bu konuşmadan bir uzlaşı çıkacak mı? Ve tabii onların İstanbul’a yerleşme kararına Özgür nasıl tepki verecek bayağı merak ediyorum. Neyse ki köpek var diye eve demirlemiyorlar, buna da şükür. Ama sağ olsunlar evin bütün negatif enerjisini temizlediler, EzGür şimdi o evde çok mutlu. ^^

 

OzDen artık resmen sevgili

 

Deniz ve Ozan’ın sahnelerinin çok güzel ama az olmasından yakınırken senaristlerimiz bu bölüm bizi OzDen’e doyurdular. Gerçekten hangi birini övsem bilemiyorum şu an. İlişkilerinin EzGür’e göre bambaşka bir havası var ve bu da yan çift olarak parıl parıl parlamalarına sebep oluyor. EzGür hem romantik hem de komikken OzDen daha romantik bir havada. İki ürkek liseli genç gibiler bazen. E zaten Ozan’ın çıkma teklifi de 90’ların liselilerinin yaptığı şey değil mi? Eminim otuz yaş üzerindeki çoğu seyirci Ozan “Benimle çıkar mısın?” diye sorduğunda gençliğimize döndük. Aşkları aslında o yıllarda başlayan OzDen’e de bu yakışırdı zaten.

 

 

Bu bölümde OzDen’in bize bir de sürprizi vardı. Ezgi’nin doğum günü için birlikte şarkı söylediler. Şarkının sözlerine, ikilinin uyumlarına, söylerken göz göze olmalarına düşmeyelim de ne yapalım? Cemre Gümeli’nin ne kadar güzel bir sesi varmış meğer. Bence dizide sesini ara ara mutlaka dinlemeliyiz. Mesela yeni mekan açılışında olabilir, ne dersiniz? Hatta müziklerini andıkları 90’lardan bir şarkı söylemesi daha da hoş olur. ^^

 

Ozan ve Deniz’in sesinden Öyle Kolay Aşık Olmam’ı dinlemek için:

 

 

 

Peki ya birlikte sabahlamaları ve Deniz uyurken bütün gece Ozan’ın Deniz’i seyretmesine ne demeli? Bu devirde böyle adamlar numunelik bence, bulan kaçırmasın. ^^

 

 

 

OzDen’in piknik sahnesi de görsel anlamda çok başarılıydı, film karesi gibi görüntüler vardı. Bu sahneleri çeken yardımcı yönetmen Beste Sultan Kasapoğulları’nı tebrik ederim, önü çok açık. OzDen’in ilk öpücüğü de geldi. Hayırlı olsun diyelim mi? ^^

Cansu’nun hamilelik olayı Deniz’in de yaralarının kanamasına sebep oldu. Ozan çocukları çok sevdiğinden, çocuk hayalinden bahsedince Deniz çok üzüldü. Herhalde ilk eşinden ayrılmasına, ilişkilerden bu denli uzak durmasına sebep olan şey Deniz’in çocuk sahibi olamayacağı için eski kocası tarafından terk edilmesi olmalı. Ama Ozan nahif biri, böyle bir şey için Deniz’i asla terk etmeyecektir. Umarım Deniz aksi bir fikre kapılıp Ozan’ı terk etmeye kalkışmaz. Birlikte evlat edinebilirler ya da hayvan besleyebilirler.

Deniz’in ilişkisine müdahale eden patronuna tepki göstererek avukatlık bürosundan ayrılması ve kendine yeni bir büro açma fikri de tam ona yakışır bir hareketti. Bize güçlü, kendini ezdirmeyen bir kadın olarak gösterilen Deniz’den tam da bunu beklerdim.

 

 

Üçüncü çiftimiz Cansu ile Levent cephesi ise diğer iki çiftimizin aksine daha komedi ağırlıklı. Tabii bunun sebebi Levent karakterinin mizacı. Bu bölümün yıldızı net Levent’ti benim için. Gürgen Öz karakterin gelgitli hislerini o nefis mimikleri ve ses tonlamasıyla harmanlayarak muazzam komik bir karakter sunuyor bize. Son üç bölümdür bu ilişkinin kazandığı ivme ile Levent sonunda ne istediği gerçekten bilen bir adam olarak çıktı karşımıza. Kızının zaten çaktığı ilişkilerini evlenmemeleri şartıyla onaylaması anlamsızdı. Şimdi Levent’in evlenme kararına tepkili ama zamanla yumuşayacaktır çünkü Cansu’ya kanının kaynadığı ortada. Yoksa bir çocuğu sevmediği biriyle kolay kolay görüştüremezsiniz. Levent önce evlenme teklifi sonrasında hastaneye Cansu’yla el ele girerek aşkını tam anlamıyla ispat etti. Tamam, teklifi Cansu hamile, mecburiyet diye yaptı ama öncesinde de sarhoşken çikolata paketinden bir yüzükle yapmıştı. Yalnız ben o ilk tekliften sonradan pişman olacağını biliyordum. Ayrıca Cansu’yla evlenmeyi gerçekten istemeseydi bebeği aldırmasını da teklif edebilirdi. Cansu’nun yanlış kişiye ait zarfı alıp hamile olduğunu sanması bu açıdan iyi oldu. Levent, korkuyla ertelediği teklifi sonunda yaptı.

Cansu’nun bu haberi Ezgi ve Deniz’le paylaştığı sahne ise inanılmaz gerçekçiydi. Herhalde bu kadar yakın olduğum arkadaşım da bana hamile olduğunu söylese böyle sevinirdim. Bazı sahneler insana sanki gerçekmiş gibi gelir ya, bu sahne de tıpkı öyleydi.

Cansu’nun hamile olduğunu Emre’ye söylemesi ise normaldi. Ezgi de barmen sandığı Özgür’e bütün hayat hikayesini anlatmıştı. Hem Levent’e bu haberi bu kadar eğlenceli Emre’den başka kim verebilirdi? ^^

 

“Doktor Levent! Doktor Levent! Müjde. Baba oluyorsunuz, Cansu Hanım hamile.”

 

Yalnız gerek doğum günü sürpriziyle Özgür, gerek piknik için hazırladığı detaylarla Ozan, gerek evlenme teklifindeki dans koreografisiyle Levent romantizmde çıtayı öyle yükseltti ki biz kadınlar beraber olduğumuz erkeklerden bunları beklemeye başlayacağız.

 

 

Barmen ve Doktor: Edi ile Büdü

 

Levent ile Emre sizce de çok iyi bir ikili olmadı mı? Yan yana geldikleri ilk bölüme dair yazıda bu ikiliyi fark ettiğimi yazmıştım. Tıpkı Edi ile Büdü gibiler. Aslında iki bambaşka dünyanın insanı olmalarına, birbirlerinden hiç hoşlanmamalarına rağmen bu kadar iyi anlaşmaları, esprili paslaşmalarıyla dizideki favori ikilim şu an onlar. Yakın arkadaş olacaklarını söylemiştim, baksanıza aynı evde bile kaldılar. Doktor ve Barmen’e daha çok güleceğiz besbelli.

 

 

Serdar ve Yeşim’i bu bölüm az gördüğümüze ne kadar sevindim anlatamam. ^^ Onların o kibirli hallerine zerre tahammülüm yok. Ama Serdar’ın Ezgi’ye yakın olmak ve Özgür’ü kıskandırmak için yaptığı planda işlerin tersine dönüp kendi kalesine attığı gol muazzamdı. Özgür’ün Serdar’ın da Ezgi’yle aynı organizasyonda olduğunu öğrenip yine kıskançlıkla oraya gidip beklediği gibi tepki vermemesini mi, Serdar’ın yüzüne karşı “Sevgilisiyim.” demesini mi, yoksa adamın önünde öpüşmelerini mi övsem acaba? Evet, bu öpüşme çok abartılıydı ama Serdar’ın mosmor olan suratını görmeye değerdi. ^^ Özgür artık Ezgi’ye tam anlamıyla güvenmeyi öğrendiği için yine yanlış anlasa kafasını kırmak farz olurdu zaten.

Bu morarmanın üzerine Serdar’ın eski sevgilisi İrem’e yanaşıp Ezgi’ye onunla nispet yapması falan çok sakil hareketlerdi. Nispeti boş verip direkt onunla evlensin bence. “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.” diyeceğimiz, tam birbirine göre bir çift Serdar ve İrem.

 

Geçtiğimiz bölüm diziye katılan Tolga bence Serdar’dan çok daha tahammül edilebilir bir karakter. Serdar kadar kibirli olmayışı, yersiz ama güldürebilen esprileri, daha mimikli bir karakter oluşu onu öne çıkarıyor. Özgür’e düşmanlık besleme sebebi Serdar’ınkinden daha altı dolu duruyor. Yani babasının ölümünden Özgür’ün babasını ve Özgür’ü sorumlu tutuyor oluşu sevdiği bir kadın için kin beslemekten daha akla yatkın. Yalnız Gizem’e hiç yakıştıramadım gidip onunla iş birliği yapmayı. Özgür ona aşık olmak zorunda değil ki. Neden pek çok seven bunu göz ardı ediyor? Yeni mekan açılışının organizasyonun ona değil de Ezgi’ye verilmesine bozulması da doğal ama bu çalıştığı yerde muhbirlik yapmayı mı gerektiriyor? Emre en kısa zamanda foyasını anlasın da Gizem de pılını pırtını toplayıp direkt Tolga’nın yanında çalışmaya gitsin. Yalnız Özgür organizasyonu Ezgi’nin yapmasını sadece sevgilisi olduğu için değil, yetenekli olduğu için de istedi bunu göz ardı etmemek lazım. Ama yine de Gizem’in de Ezgi’yle birlikte çalışmasını akıl edebilirdi. Ezgi restorandayken iyi bir ikili olmuşlardı. Özgür mekanında önemli yeri olan Gizem’e bunu hissettirmeliydi. Gizem’in bu ihanetinde ne yazık ki onun da suçu var.

 

 

Tolga ruhsatın çıkmasına engel olamayınca yeni hamle olarak yeni açılacak mekanın olduğu binayı satın almış. Artık nasıl bir intikam hırsı bürüdüyse gözünü… Ama ne Özgür’le Ozan’ın mekanı açmasına engel olabilir, ne de o mekanın da ünlenmesine. Çünkü Özgür yetenekli ve başarılı bir işletmeci. Ve çevresinde onu destekleyen birçok iyi insan var. Tolga ise sadece kurnaz.

Ve bölümün sonunda Özgür Ezgi’nin patronunun Tolga olduğunu öğrendi. Ezgi ile Özgür artık birbirlerinden hiçbir şey saklamamaya, herhangi bir şey olduğunda önce karşılıklı oturup konuşmaya karar vermişti. O yüzden Özgür Ezgi’nin patronunun aslında kim olduğunu bilmediğini anlayacaktır. Bu, aralarında bir sorun olmayacaktır. Ancak, Ezgi’nin o şirkette çalışmaya devam etmesine nasıl mani olacağını merak ediyorum. Ezgi’nin sözleşmesinde mutlaka buna engel olacak bir şeyler vardır, Tolga bunu düşünmüştür.

 

Fragmanlara göre Tolga’nın kurduğu oyun Özgür’ü La Gabbia’dan vazgeçmeye zorlayacak ve Özgür bunu kabullenecek. Çünkü önemli olan Ezgi’nin Özgür yüzünden zarar görmemesi olacak. Ve bakalım yeni mekan açılışında bizi bekleyen sürpriz ne?

 

Bölümde emeği geçen herkesin ellerine sağlık.

 

*Tweet’leriyle yazıma renk katan Sᴛᴇᴘʜᴀɴɪᴇ. , Buseağğ ‘a çok teşekkürler.

 

Bay Yanlış bölüm yorumları için tıklayınız.

 

Bay Yanlış 12.Bölüm Fragmanları

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

İlgili diğer Yazılar

  • Buke Oguz

    Gözde’ciğim merhaba. Ellerine saglik yine keyifli bir bolume yarasir bir yazı olmuş.

    Nihayet hediye kutusu açıldı da merakımızı giderdik. Özenle hazırlanmış hediyeler içinde en çok Bay Aşk’ı sevdim sanirim.🤣🤣

    Ezgi sayesinde Özgür’ün içindeki romantik adam da ortaya çıktı sonunda. Özgür’ün gerçek kendini sağlamasına sebep olan olaylara daha girilmedi ancak ben de bir aşk acısı, bir aldatılma yada terk edilme oldugunu dusunuyorum geçmişinde.

    Nihayet Ozan ve Deniz de resmi olarak sevgili oldular. Çok da güzel oldular. 90 li yıllardan yarım kalmış bir ask hikayesine yakışır bir teklif yaptı Ozan: Benimle çıkar mısın? 😍😍
    Ozan ve Deniz’in sarki söyleme, sahilde denize karşı uyuma sahneleri çok guzeldi. Insallah bu ilişki bozulmaz diyecegim ama Ozan’in çocuk sahibi olma isteği ve bunu duyan Deniz’in tepkisine bakilirsa bu iliski biterse Deniz’in çocuk sahibi olmamasından ve bunu Ozan’la paylaşmaktansa ondan uzak durmayı secmesinden dolayı olacaktır. Umudum o ki senaryo bu sekilde ilerlemez de Deniz kendini hazır hissettiğinde Ozan’a durumunu açıklar. Ozan Deniz’i gerçekten seviyor. Sırf çocuğu olmayacak diye kızı bırakacağını sanmam. Aksine ona destek olacak ve elini tutacak,onu bırakmayacaktır. Olur da aksi olursa da en azından ilişki başında her şey konuşulmuş ve bitmiş olur.

    Cansu’nun hamilelik meselesi kısa sürdü. Kızların sevinci ve tepkileri yerindeydi. Cansu testlerin karıştığını öğrenince üzüldü haliyle.

    Levent’in teklif edip de sözde sonra unuttuğu evlilik teklifinin uzeirne bir de hamile olduğunu sanıp yanlışlık olduğunu öğrenmesi kötü oldu.

    Levent sanırım sırf bebek olacak diye evlilik teklifinde bulundu . Bu ne kadar doğru bilemedim. Cansu’nun ona gerçeği söylemesi gerekmiyor muydu? ( Söyledi de ben mi kaçırdım acaba 🙈) Adam kadını hamile sandığı için yaptıysa teklifi , adam da kandırılmış oluyor ve bu hoş değil.

    Levent’in baba olacağını Emre’den ogrenmesi komik oldu ama sahne guzeldi. Levent ve Emre’nin daha cok sahnesi olmali zira ben kendi adıma bir tek o sahnelerde katlanılır buluyorum Levent’i. Karakteri sevemedim ne yapayım. Ozellikle de konuşma sekli beni yoruyor 🙈🙈

    Fitnat da sevemedigim diğer karakter. Ama keci Fitnat degil tabi onu sevdim …

    Ozgur Ezgi cephesinde aileler ile konuşmaların yapilmasi iyi oldu. Kiz tarafının durumu daha kolay kabullenmesi kesinlikle üvey babanın etkisi var. Adam aşktan anlıyor ve eşini de bu ilişkiye saygı duyması gerektigi konusunda olumlu etkiliyor . Ama oğlan tarafinda isler karışık. Bir an önce anneye acik acik iliskinin başlama sekli, sureci ve Gocek’teki abartılı oyun hakkında açıklama yapılması gerekiyor yoksa bu ilişkiye daha uzun süre karşı çıkar kadın.

    Eskisi gibi iki ailenin guzel anlaştığı, gelin ve damada sevgiyle baktıkları sahneler izlemek istiyorum…

    • Gözde E.

      Selam canım, çok teşekkürler.

      Ben de en çok Bay Aşık hediyesini sevdim. Ankette en çok papatya çıkmıştı ama papatyaya dair hiçbir şey olmaması şaşırttı doğrusu.

      Levent 2. teklifte bulunduktan hemen sonra Cansu hamile olmadığını söyledi, hatta tekrar bayıldı Levent. Sanırım senin dikkatinden kaçmış. Buna rağmen yüzüğü parmağına taktı ve ertesi gün el ele hastaneye girdi Cansu’yla. Levent ve Emre sahnelerinde daha göründükleri an istemsizce gülüyorum ama genel anlamda ben Levent’i sevmeye başladım, başta senin gibiydim.

      Aaaa Fitnat’ı neden sevmedin ki ? Çok komik değil mi?
      Umarım Özgür tarafı gerçekleri anlattıklarında da bu ilişkiye olumsuz bakmaz, benim aklıma böyle ihtimaller geliyor…

  • badem

    Merhaba Gözdecim,

    Kalemine sağlık. Baştan sonra koca bir tebessümle seyrettim bölümü. Zaman zaman gülmekten yarıldığım bile oldu. Nazar değmesin diyelim:)

    Ey aşk sen nelere kadirsin! Özgür’ün içinden bambaşka bir adam çıktı; romantik, naif, duygusal, kadınına değer veren… Böyle biri olduğunu baştan beri tahmin ediyorduk elbette, geçmişte ne yaşadıysa saklı tutuyordu gerçek Özgür’ü. Ama Ezgi tüm ezberleri bozdu. Geç olsun güç olmasın diyelim:) Tek üzüldüğüm nokta; EzGür atışmaları ve didişmeleri inanılmaz keyifli oluyordu. Artık bu sahneleri sık göremeyeceğiz.

    Linç yemeyeceksem OzDen çiftini daha çok sevdiğimi ve daha fazla seyretmek istediğimi söylemek isterim. Ozan’ın cesurluğu sayesinde “nihayet” diyorum. Deniz’e seneler öncesinde kalmış bir klişe olan “Benimle çıkar mısın?” diye sorması hem şaşırtıcı hem komikti. Senaristlerimiz burada ortaokul yıllarına atıf yapmak istemiş olmalılar. O an, şef Ozan ve avukat Deniz değillerdi. İki öğrenci vardı karşımızda. Bütün gece boyunca uyumayıp Deniz’i seyretmesi, piknik için tüm ince detayları düşünmesi, Deniz’i naif öpüşü… Ozan gibi adamlar o kadar az kaldı ki günümüzde…

    Ozan’ın “baba olmayı çok istiyorum”

    • Gözde E.

      Selam Badeciğim, hoş geldin.
      Sonran başlayalım. Sevim’le Fitnat konuşurken öğrendik Tolga’nın derdini. Babasının kumar borcu mu ne varmış, Özgür baba ödemiş ama Tolga baba yine de ölmüş yanlış anlamadıysam, galiba intihar. Geçtiğimiz bölümde vardı, tekrar seyredince detaylı yazacağım.

      Yazıya eklemeyi unutmuşum Cansu zarfları ilk alırken yakın çekim olunca aklıma karışma durumu geldi, hatta sonuçlara bakarken isme baktım Cansu Ak.. diye devam ediyordu, dedim ben yanıldım herhalde. Aslında dikkat edince zarfı alırken altta kalan zarfın Cansu Akbel olduğu görülüyormuş ama hızlı bir kareydi, onu görmek çok zordu. Ben Levent’in apar topar teklifine senin gibi kızmadım. Yapmasa, aldıralım dese kızardım ama. Zaten aşık ona, olmasa sarhoşken de etmezdi. Ya da çocuktan dolayı edecekse de danslı şovlarla etmezdi, dümdüz ederdi.
      Ve evet Cansu’nun sevinci de üzüntüsü de çok gerçekti.
      Acaba Deniz ile eski kocası Aykut tüp bebek de denediler de mi olmadı da Deniz bu kadar umutsuz? Ama aynı fikirdeyim dünyanın sonu değil.
      OzDen’i ben de çok seviyorum ama EzGür’üm bir tane. Asıl çiftimi yedirmem :))))

      Didişme açığımızı Barmen ve Doktor’la kapatacağız galiba :))