BAY YANLIŞ – Aşka Yelken Açalım

Bay Yanlış  3.bölüm Survivor gibi dönemin en çok konuşulan yapımını geride bırakarak AB’de zirveye oturdu, yapımın ve kanalın yüzünü güldürdü. 3. bölüm reytingleri ilk iki bölümden daha iyi: Total 5,45 – 18,23 share  AB 4,91 – 19,99 share ve  ABC1’de 4,80 – 17,27 share .

Bölüm izlenimleri konuk yazarım Gözde ‘nin kaleminden. Keyifli okumalar ^^  (For my foreign followers, please go to select language section on the top right side of the screen for google translate.)

 
   
 

 

Her hafta çıtayı daha yükseğe çıkartıyor Bay Yanlış, bir öncekinden daha iyi bir bölümle karşımıza çıkıyor. Abartmıyorum, muazzam bir romantik komedi seyrediyoruz. Özge Gürel ve Can Yaman karşılıklı döktürüyorlar. Ezgi ve Özgür karakterleri için onlardan başkasını düşünemiyorum. Kesinlikle önceki işlerindeki rollerinden çok farklılar. Ezgi çok tanıdık, içimizden biri gibi; Özgür ise aşırı sempatik. Yine Dolunay’daki Nazlı ile Ferit’ten daha çok sevdim ben Ezgi ile Özgür’ü doğrusu. İki oyuncu da mimiklerini çok iyi kullanıyorlar, özellikle bu bölüm Can Yaman’ın mimiklerine ayrı bir bayıldım.

Geçtiğimiz bölümü tartışmalı bir şekilde aralarındaki anlaşmayı bitiren Ezgi ile Özgür’ün yeni mekanda karşılaşması ile noktalamıştık. Tabii ki yine didişmeden duramadılar, birbirlerini yediler ve Ezgi de başlamadan işinden oldu. Bir şekilde barış sağlanacağını bildiğim için bu konuyu hiç dert etmedim. Ama Özgür, Ezgi’ye sözünde durmayıp O’nu yarı yolda bıraktığı söylerken çok haklıydı. Ezgi pekala randevuyu başka bir güne alabilirdi ama Özgür’ün şu an sevgili rolü için bulabileceği yeni biri yoktu.

 

 

Asıl, daha sonra Ezgi’nin yaşadıkları üzdü beni. Aldatıldığı yetmiyormuş gibi bir de Soner ve nişanlısıyla Serdar’ın muayenehanesinde karşılaşıp nişanlısının hamile olduğunu öğrendi. Bir de o arada düşüp bileğini incitti. Hayvansın Soner! Bir de Ezgi’nin kuzeninin çalıştığı hastanedeki doktora getiriyorsun nişanlını. Madem Ezgi senin için doğru insan değildi üç koca yıl niye oyaladın? Ezgi’nin sana davranış şekli annen gibiyse bunu anlayıp heyecanını kaybetmen üç yıl mı sürdü? Ama Ezgi’nin önce yanlışlıkla, sonra bilerek Soner’i arayarak O’nunla yüzleşmesi bence doğru bir hareketti. Ardından ertesi sabah kızlarla ondan kalan şeyleri yakıp kurtulmak da. Önüne bakabilmesi için geçmişinden kurtulması lazım. Gerçi yakmak bana göre çok abartılı ama netice bu bir romantik komedi ve abartı olacak. Bir kere adamın Ezgi’ye gerçekten değer vermediği hiç hediye almamasından belliymiş. Ama Ezgi o kadar iyi niyetli ki bu konudaki saçma sapan sözlerine kanıvermiş. Unutmadan, birlikte çekilen fotoğraf, hediyeler ve notlardan fazlasını saklamamak gerekiyor, yoksa ev çöp eve döner sonunda. Tabii Soner’in yakılan eşyalarının arasına Özgür’ün tişörtü karışmasa daha iyiydi. ^^

Ezgi ile Özgür kesin barışır diyordum ama bunun gelişiminin karakterlerimizi de daha iyi tanıyacağımız şekilde olması işin bonusu oldu. Ezgi, hastanede Cansu’yla konuştuktan sonra kendini sokaklara vurdu; bir barda sarhoş, yağmur altında sırılsıklam oldu. Kendine böyle işkence edecek ne vardı Ezgi’ciğim? Özgür’le konuşurken de fark ettiğin gibi sen önce kendini sevip değer vermelisin. Gerçekten de kendine güvenen insanların hayatta daha kolay yol aldıkları ortada.

Ezgi’inin arkasındaki dizide 2. kez gördüğümüz afişi spoiler olarak görebilir miyiz? “Kendini Sev çok yakında” yazısı Ezgi’nin artık değişeceğini mi gösteriyor? Ezgi’nin hem o günkü hem bu zamana kadarki ilişki durumunu anlatan şarkı olarak seçilen Zeynep Bastık’tan Uslanmıyor Bu ise nokta atışıydı.

“Ama sen onu gel anlat kalbe
Yürüyor önümde büyük harbe
Darbe üstüne darbe
Uslanmıyor bu”

Üst üste yanlış ilişkiler yaşamış, maalesef hep terk edilmiş ve benzer hatalar yapan bir kadın için daha iyi bir şarkı olamazdı.

 

 

Ezgi o gün yaşadıklarından sonra o halde Özgür’ün kapısına dayandı. Özgür evde olmayınca kapının önünde oturup O’nu beklemeye başladı. Yanında bir kadınla çıka gelen Özgür eskiden olsa Ezgi’yi kendi kapısının önüne bırakır, o kadınla geceye devam ederdi. Ama şimdi Ezgi diğer kadınlardan daha değerli O’nun için. Ozan’ın da dediği gibi Özgür Ezgi’den hoşlanıyor bu çok belli. Eğer hoşlanıyorsa o kadınla niye buluştu diye sorulabilir tabii. Bence duygularının üzerini örtmek için. Özgür, şu an Ezgi’ye aşık olmaktan o kadar çok korkuyor ki hemen bu yolu seçti. Acaba Özgür ne yaşadı aşktan bu kadar korkacak?

Özgür, Ezgi’yi önce evine bırakmak istedi ama Ezgi çantada anahtarını bulamayınca kendi evine götürdü. Ezgi kadınların çantası karıştırılmaz dediğinde buna saygı göstermesi ve çantanın içinden çıkanların bitmek bilmemesi güzel detaylardı. Özgür’ün Ezgi’nin ateşini düşürmek için ne de güzel ilgilendi O’nunla, ne kadar da şefkatliydi. Ateşinin düştüğünü gördüğünde yüzünde oluşan tatlı sevinci fark ettiniz mi siz de? Zaten Özgür o kadar da hayatı anlık yaşayan, dalgacı, kimseyi gerçekten umursamayan biri olsaydı mekanında sarhoş olduğu gece Ezgi’yi iyi niyetle otele götürmez ya da O’na ilişki koçluğu yapmaya kalkmazdı. Evinde hayvan da beslemezdi. O, sadece bir şeyleri perdelemek için kendini eğlenceye, kadınlarla günübirlik ilişkilere vermiş besbelli.

 

 

İki bölümdür apartmanın güvenlik görevlisi Haydar’dan hiç bahsetmek istememiştim. Çünkü bana inanılmaz gereksiz bir karakter gibi gelmişti abartılı hal ve hareketleriyle. Ama bu bölüm Haydar’ın Ezgi’ye olan ciddi ilgisi Özgür’ü ne kadar da gıcık etti. Özgür’ün kıskançlığını ortaya çıkartacak her eylemin yanındayım. ^^ Ezgi apartmana kusunca, Özgür temizletmek için Haydar’ı çağırdı. Kusmuk muhabbetleri aslında mide kaldırıcı olsa da Haydar’ın bu temizlik için Ezgi’yle buluşma pazarlığı ve yerleri temizlerken ki hali çok güldürdü. Sanırsın kusmukla değil korona virüsle mücadele ediyor. ^^ Üzerindeki beyaz tulum maske ve Güneş gözlüğü ile bana direkt bu pandemi hastanelerinde çalışanları hatırlattı. (Sağlık çalışanlarımıza teşekkür etmeyi unutmuyoruz.) Güneş gözlüğünü Ezgi’den soğumamak için taktığını söylemesine koptum doğrusu. Düşününce, çok da mantıklı. Bakalım Ezgi Haydar’la mineralli su içmek için buluşacak mı? Özgür, bu buluşmayı kesin engelleyecektir. Haydar’dan kıskanmaz demeyin, seven erkek herkesten kıskanabilir. ^^

Özgür’ün Ezgi’nin başucunda uyuya kalmasını tercih ederdim aslında ama O salonda koltukta uyumuş. Ezgi’nin tabii yine bir şey hatırlamadığı için, Özgür’ün yatağında ve O’nun tişörtüyle uyanınca yaşadığı panik o tanıştıkları geceki otel sahnesini hatırlattı. Ezgi her içtiğinde bu hale gelecekse Özgür’ün çekeceği var. ^^

Bu bölüm Cansu nihayet Levent’e hak ettiği gibi davranmaya başladı. O’na rest çekmesi, her istediğine evet demeyen tavrı beklediğim gelişmeler. Levent resmen kadını parmağında oynatıyor. Bir de geçen gece kızını eve çağırdığını ağzından kaçırdı, az kalsın Cansu gerçeği öğrenecekti, son anda yırttı. Umarım Levent’in çevirdiği başka dolaplar da varsa hepsini öğrenir Cansu. Çift olarak birbirlerine yakışıyorlar ama sevgilisi tarafından oyalanan ve onun peşinden koşup duran bir kadın görmek istemiyorum.

 

 

Deniz ise tam iki kere Ozan’la karşılaşmak zorunda kaldı. Sanırsın Ozan adam yiyiyor. Bir insan kendini aşka bu kadar da kapatmamalı canım. İlk karşılaşmada mutfaktaki Ozan’ın barda oturan Deniz’e bakarken arkasındaki ocağın alevlerini görmemiz, Ozan’ın o anki hislerinin böyle bir metaforla anlatılması güzel düşünülmüştü. Her iki seferde de Gizem’in çöpçatan halleri hoşuma gitti. Ama hem yeni mekanda hayal ettiği işi, hem Özgür’ü Ezgi’ye kaptırdığını anlayınca O’nunla uğraşması hiç hoşuma gitmeyecek. Barmen Emre ise şimdilik komik gelmiyor bana pek, üzgünüm. Ama içimdeki ses ilerde O’nu seveceğimi söylüyor. Emre, bana Cansu’yu beğendi gibi geldi, ya size? Gizem ve Emre’nin sırf dizinin maliyetini azaltmak için bir şekilde yeni mekanda çalışmaya başlayacaklarını düşünüyorum. Deniz’in ofisteki rakibi İrem’in Ozan konusunda da rakibi olacağı konusunda da yanılmamışım. Nasıl da evrak teslim etmeyi bahane ederek mekana gitmeye çalıştı.

 

 

Ezgi ile Özgür arasında olan bitenleri kızların bu kadar çabuk öğreneceğini beklemiyordum açıkçası. Ama tabii Ezgi ile Özgür’ün Nevinlerin kahvaltıcısına gitmesi sırrın açığa çıkmasını hızlandırdı. Bir de üstüne Deniz, Cansu ile yine Özgür’ün mekanına gelip Ozan da ortağıyla Göcek’e gittiğini ağzından kaçırınca. Önünde sonunda bu olacaktı zaten, bugüne kadar iyi idare etti Ezgi. Mesela tenis turnuvası partisinde Özgür kadar belirgin bir erkeği kızların fark etmemesine, Ezgi’nin üzerindeki koskocaman tişörtü de Soner’in sanmalarına şaşırmıştım.

Ezgi ile Serdar arasında bir elektrik göremiyorum ben. Serdar, Ezgi’yi muayene etmek için bileğine dokunduğunda Ezgi’nin kalbi titremedi Özgür’leyken olduğu gibi. Serdar’ın ilgisi de henüz beğeni aşamasında. İlerleyip ilerlemeyeceği bile meçhul. Bu evlilik olsa olsa mantık evliliği olur. Ama olamayacağına göre soyadın da Öztürk değil Atasoy olacak inşallah Ezgi’ciğim. Ezgi Atasoy kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? ^^

 

 

Ezgi Soner’den yediği yeni darbenin ardından Özgür’e verdiği sözü tutmaya karar verdi ve ikili Göcek yoluna düştüler. O arada yeni işini de geri aldı tabii. Açıkçası baştan sona Göcek yolculuğu ve oradaki sahneler çok ama çok eğlenceliydi. Ağzım hiç kapanmadı dakikalar boyunca.

 

Müstakbel damat
Müstakbel damat

 

Bu seyahat ikilinin birbirini daha iyi tanımasını, birbirlerinin dünyalarına girmelerini sağladı. Biri tesadüf sonucu da olsa her ikisi de karşı tarafın ailesiyle tanışmış oldu.

Özgür’ün kahvaltı etmek için Ezgi’yi tesadüfen Nevin’in Bursa’daki kahvaltıcısına getirmesi bölümdeki favorilerimdendi. Nevin, Ezgi’yi görüp seslendiğindeki “Bu coşkulu kadın kim?” sorusuna “Annem.” cevabına karşılık tavırlarına bittim. Nevin’le Ünal’ın O’nu Doktor Serdar sanıp gösterdikleri yakınlık aslında Özgür’ün kendisineydi bence. Belki Serdar olsaydı bu kadar sevmeyeceklerdi. Özgür hiç rol yapmadı yanlarında, neyse oydu. Onların sevdikleri Özgür’ün bu davranışları, konuşmaları oldu. O’nun pozitif, enerjik havasını sevdiler kesinlikle. Ama Özgür de çok sevdi onları, ileride çok iyi bir damat olacağı kesin. ^^ Yalnız, Ezgi’nin anneye çektiği iyice belli oldu. Ah be Nevin, hiç kızının yeni sevgilisinin yanında eski sevgilisinden bahsedip “O gitti bağırsak solucanı için üç ay yas tuttu.” denir mi? Belki kız eski ilişkisinden bahsetmedi ya da başka türlü anlattı. (Bağırsak solucanı lakabını da kim düşündüyse tebrik ediyorum, duyduğum en iyi kötü lakaplardan biri.) Allah’tan Özgür’ün kapağında olduğu dergi mekanlarında olmasına rağmen Nevin’in dikkatini çekmiş ama bir türlü hatırlayamadı orda gördüğünü. Yoksa hakkında bambaşka düşünebilirlerdi. Kahvaltıcı olarak kullanılan mekan şahane bu arada dizinin diğer tüm mekanları gibi.

 

 

Bu seyahat sayesinde her ne kadar yine bol bol didişseler de, birbirlerinin dünyasını tanımaya başladı ikilimiz. Tabii ki Ezgi de Özgür’ün ailesinde tam not aldı. Özellikle Ezgi’nin aynı odada kalmak istememesinden çok etkilendi Sevim. Bize tanıtılan Ezgi, gerçekten sevgili olsalardı bile annesinin evinde Özgür’le aynı odada kalmazdı. Kendi annesinin yanında da gerçekten sevgili olsaydı bile Özgür’ün elini onlar ısrar etmeden tutmazdı. O, büyüklerinin yanında böyle davranacak bir kız. Fazlasıyla terbiyeli. Sevim’in Ezgi’nin bacaklarına dikkat edip beğenmesi de hamamda kız bakmaya gidenleri çağrıştırdı. Yalnız dikkatinizi çekti mi genelde dizilerde zengin erkeğin annesi gelin adayını başta hiç sevmez, istemezdi. Burada tersi oldu, ne de güzel oldu.

 

Küçük Özgür (Can Yaman)

 

Ezgi kaldığı odada Özgür’ün çocukluk fotoğraflarına bakarken aklıma daha önceki sevgililerinin onu anneleriyle tanıştırmaması geldi. Kesin çocukluk fotoğraflarını da göstermemiştir hiçbiri. Can Yaman’ın küçüklüğü de çok tatlıymış.

 

Sorgu memuru

 

Göcek seyahatinde nihayet merakla beklediğimiz Fitnat’la da tanıştık. Deniz Özerman, Fitnat için beklediğimden genç görünse de performansı muazzamdı. Ezgi’den çok daha fazla konuşan biriyle karşılaştık sonunda. Sen Ezgi’nin 7 saat boyunca aralıksız konuşma ihtimaline kurban ol Özgür. ^^ Fitnat’ı seyretmek beklediğimden daha eğlenceliydi. Fitnat cidden “Fitne Fitnat.” lakabının hakkını veriyor. Ve bu sahnede de Özgür’le Ezgi’nin mimiklerine en az Fitnat’ın konuşmalarına güldüğüm kadar güldüm. Özgür boşuna Göcek’ten İstanbul’a kaçmamış. İstese pekala o bölgede sezonluk bir mekan da işletebilirdi. Sevim iyi dayanıyor Fitnat’a. Ama sakın söylediklerini ciddiye alıp da Ezgi’nin annesini aramaya kalkmasın. Bizimkiler sonra kendisini hop diye nikah masasında bulur valla.

Tabii Fitnat bir de kendisine benzeyen bir sürü kadının birazdan oraya geleceğini söyleyince Özgür bir yalan uydurup Ezgi’yi apar topar kaçırdı evden. Valla geç bile kalmıştı, o kadar dakika çok iyi dayandılar.

 

 

Şimdi o teknede olmak vardı.

 

İkilimiz motorla sahile gittiler ve baş başa tekneyle denize açıldılar. Göcek’e de en son altı yıl önce turla gitmiştim, özlemişim çok. Ne iyi etmişler de Özgür’ün ailesini orada yaşıyor olarak yazılmış. İçim açıldı. İkilimiz teknede ilk olarak Fitnat’la tekrar karşılaştıklarında sorularına nasıl cevap vereceklerini düşünmeye başladılar. Tanışma sahnesinin değiştirilmiş versiyonları kesinlikle berbattı. Nerde o bol didişmeli tanışmamız, nerde bunlar? EzGür’ün didişmelerini seviyorum ben ya. Teknede hem onlar birbirlerini, hem biz onları daha yakından tanıdık. Ama yine Özgür’ün böyle yaşamasına, kadınlarla günübirlik ilişkiler kurmasına sebep olan şeyi öğrenemedik. Ama Ezgi “Hiç aşık oldun mu?” diye sorduğunda O’na bakışı bir kez daha ispatladı ki Özgür Ezgi’ye aşık olmakta…

 

Aşk dolu bakışlar

 

Nihayet beklenen romantik sahnelerle yine gözlerimden kalpler çıktı. Özge Gürel ve Can Yaman sadece didişmeli sahnelerde değil romantik sahnelerde de çok uyumlular. Ve yönetmen Deniz Yorulmazer de o kadar güzel çekmiş ki bu sahneleri EzGür’ün aşkını hissetmemek imkansızdı. Özgür Ezgi dümeni tutarken O’nun ellerini tutup “En zoru her zaman ilk adımı atmak.” derken aslında aşka attığı bu adımı kastediyordu. Birbirlerinin gözlerinin içine ne de güzel bakıyorsunuz siz öyle? Şimdi bu saatten sonra Özgür Ezgi’ye ilişki koçluğu yapabilir mi? Ya da Ezgi Serdar’la buluşmak isteyebilir mi? Çok zor, çok.

 

“Sence ben sana bir şey olmasına izin verir miyim?” Bence Özgür’ün bölüm boyunca Ezgi’ye söylediği en güzel cümleydi. Ve bu cümlenin anlamı çok büyük. Özgür’ün Ezgi’ye ne kadar değer verdiği, kalbinin O’nun için attığının ifadesi bu soru cümlesi.

Özgür bölüm sonunda tekneyi koya çekti ve yüzmek isteyen Ezgi’yi kucaklayıp denize atladı ve dipten suya yükseldiklerinde Ezgi’nin sözlerine karşılık O’na böyle cevap verdi. Bölüm tam EzGür öpüşecekken son buldu. Bakalım haftaya öpüşme tamamlanacak mı yoksa son anda çiftimizden birisi cayacak mı? Yola arkadaş olarak mı, sevgili olarak mı devam edecekler?

Tweet’leriyle yazıma renk katan Bir Damlacık ve şeyda#şampiyonccc‘ya çok teşekkürler.

 

Bay Yanlış dizi yorumları için tıklayın.

 

Bay Yanlış 4. Bölüm Fragmanlar


 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

İlgili diğer Yazılar

  • Hande Aykan

    Bu bölüm için uzun bir yorum yapmam pek mümkün olmadı. Kısmet bundan sonraki bölümler için ama Özgür’ün aşktan kaçınma durumunun altında daha önce kalbinin kırılmış olmasından daha farklı bir hikaye seziyorum aslında. Babasının konusu her açıldığında konuyu kapattığını hissettim. Babasına yapılan vurgular söz konusu. Annesi de benimle bir çay içebilmek için altı ay kapımda yatmıştı deyince. Şöyle bir teori geliştirdim. Kalbi kırık bir adam olsa kadınlar konusunda gene de bu kadar duyarlı olmazdı. Acaba diyorum babasını kaybettikten sonra annesinin halini gördü bir de ilk kez gerçek anlamda sevdiği birini kaybetti ya o yüzden sevmekten ve kaybetmekten korkup aşktan saklanıyor olabilir mi? Yoksa ben mi ayrı bir senaryo yazıyorum acaba? Bir kere de önceden kalbi kırılmış adam klişesi olmasın diye umut ediyor da olabilir.

    • Gözde E.

      Selam, geç de olsa hoş geldin. Özgür’ün aşktan kaçınma durumu ile ilgili teorilerin benim de aklıma yattı ve dediğin gibi farklı olursa çok güzel olur altındaki sebep. Yeni bölüm yazısında görüşmek üzere.

  • badem

    Merhaba Gözdecim,
    Kalemine sağlık… Her bölüm bir öncekinden daha iyi oluyor. 2.bölüme çok iyi demiştim ama 3.bölüm çok daha iyiydi. Nazar değmesin diyorum 😊
    Bölüm başındaki Ezgi-Özgür didişmesi inanılmaz tatlıydı. İkisinin de laf altında kalmaması, mimikleri, vücut dili seyrine doyumsuz bir sahneler ortaya çıkarıyor. Artık aynı mekanda çalışacaklarına göre bu didişmeleri bol bol göreceğiz demek. Tam da istediğim buydu.
    Ozan’ın spor salonunda Özgür’e söylediklerinin altına imzamı atıyorum. Özgür Ezgi’ye aşık olmaktan korkuyor, hatta Ezgi’yi sarhoş bir halde kendi evinin kapısının önünde bulduğundaki bakışları,tavırları ve de O’nu eve aldıktan sonraki ilgisi ” Özgür Ezgi’den iyiden iyiye hoşlanıyor” dedirtti bana.
    Emre karakteri maalesef şu ana kadar benim için de hayalkırıklığı. Anıl Çelik Erkenci Kuş’ta çizmiş olduğu efsane karakterle çıtayı hayli yükseltmiş olduğu için Emre beni tatmin edemiyor ne yazık ki. Ama umudumu hala yitirmiyorum. Ben Cansu’dan hoşlanmış olabileceğini hissetmedim, kaldı ki ilk bölümde yapmış olduğu bir telefon konuşmasında sevgilisi ile konuşmuyor muydu? Hatta kullanmış olduğu ilginç hitap şekli ile Özgür’ün diline de dolanmıştı. Yanlış mı hatırlıyorum acaba?
    Ezgi ile Özgür’ün Göcek yoluna düşmesiyle esas eğlence başlıyor diye düşünürken Nevin hanım’ın mekanında sürpriz karşılaşma, Sevim hanım’ın Ezgi’yi gelini olarak bağrına basması, evlerden ırak Fitnat yenge derken işler iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Hoşgeldin kaos, hoşgeldin eğlence:)
    Böylesine güzel bir bölümün romantik bir şekilde bitmesi de ayrıca keyifli oldu.
    Cuma akşamı görüşmek dileğiyle. Sağlıkla kalın:)

    • Gözde E.

      Selam Badeciğim, öncelikle çok teşekkürler.
      Ben aynı mekanda çalışmasınlar demiştim ilk bölüm ama sözümü geri alıyorum şu an.

      Ben de acaba Emre’yi beğenmememde bir tuhaflık mı var diyordum ama yanılmamışım. Evet, ilk bölüm minnoşum dediği biriyle konuşuyordu ama Cansu geldiğinde ona beğenmiş gibi bakışları dikkatimi çekti. Ama onun yerine minnoşu tercih ederim, Cansu Levent olumsuzluklarına rağmen sevdiğim bir çift.

      Şimdi dizi İstanbul’da devam edince Fitnat Yenge’den uzak mı kalacağız, ona takıldım biraz, sen ne dersin? Evlerden ırak da olsa hep olsun, çok komik :))
      Peki sence öpüşme tamamlanacak mı? Fragmanlardan çıkarım yapamadım 🙂

      • badem

        Bence öpüşme olsaydı bölüm öyle tamamlanırdı. Yüzde doksan oranında böyle olmuştur dizilerde:)
        Nevin ve Sevim’i nasıl görüyorsak Fitnat’ı da öyle görürürüz bence. Belki de Ezgi ve Özgür sık sık Göcek’e gelmek durumunda kalırlar kimbilir… Ne de olsa Sevim hanım Ezgi’yi bağrına bastı:)

        • Gözde E.

          Ben de öpüşme olmayacak diyorum :(( Neyse nasılsa ilerde sevgili olunca öpüşürler 🙂
          Bakalım Göcek ve aile mevzusu nasıl toparlanacak bilemedim. Birkaç teorim var ama tam oturtamadım.