İzledim

BABA – Tüm Çabam Sizin İçin

Baba dizisi dördüncü bölümü ile ekranlarda idi ve hala reyting skalasında rekabette zorlanıyor. Bu bölüm Total’de 4,15 reyting ile 9., AB’de 5,01 reyting ile 3. ve ABC1’de 5,63 reyting ile 5. oldu. Bölüm yorumu  Gözde‘den… Keyifli okumalar ^^

Geçtiğimiz bölümü Emin’in yardım götürdüğü taksi şoförünün mahallesindeki gençler tarafından soyulup tartaklanmasıyla bitirmiştik. Emin travmanın etkisiyle geçici hafıza kaybı yaşadı, adını bile hatırlamıyordu. Onu o halde bulan taksi şoförü de hiçbir şey hatırlamıyor diye haliyle panik oldu ama onu bıraktığı yere götürüp biraz soruştursa nerede oturduğunu bulurdu yani.

Kadir’i çok seviyorum. O kadar güzel, o kadar iyi bir adam ki. Zarar görmesin diye onu pamuklara sarıp sarmalamak istiyorum. Daha gelir gelmez öyle bir cenderenin içine düştü ki. Bir de çevresi zehirli yılanlarla sarılı. Üstüne daha yeni evine ayak basamadan kayıp olan Emin’in peşine düştü. Keşke Emin’i hastaneye götürselerdi, ancak Kadir bu kadar inatçı birini o hastanenin kapısından sokamayacağını bildiği için üstelemedi. Neyse ki Kadir’in bu yeni hayatında evde ve şirkette iki tane güvenilir yardımcısı var. Ceyhun ve Burak ile iyi bir enerji yakaladılar. Bir de Sevil de yanına gelirse gücü kuvveti artar.

 

 

Biz her hafta ağzımıza bir parmak bal çalınır gibi bir sahnecik KadSev ile mi yetineceğiz? Anlıyorum Sevil’e şu an hikayenin şartlarında yer yok, ancak bu bölüm bir iki kez daha Sevil ile Kadir’in telefon konuşması ya da mesajlaşması eklenebilirdi. Neyse… Haftaya Sevil İstanbul’a geliyor diye daha fazla sitem etmeyip Kadir’in nefes aldığı, ona ilaç gibi gelen Sevil ile telefon konuşması sahnesinin tadını çıkartacağım.

“İyiyim, sakinledim, unuttum. Seninle konuştum daha iyi oldum Sevil.”

Onların aşklarının edebiyattan beslenmesine ve onları derinleştirmesine bayılıyorum. Şiirlerle, kitaplarla, onlara göndermelerle anlaşıyorlar. Aslında Kadir’in Sevil’e ilk hediyesinden bahsederken bir flashback de hoş olabilirdi. Bu çifte bizi daha çok yakınlaştırırdı. Kadir geçmişte yaptıklarının cezasını elbette çekmeliydi ama bu güzel aşka yazık olması reva mıydı? Kaç yıllık hasret, çekilen onca acı ne olacak?

 

 

Büşra’nın neler çektiğini umursamayıp, daha doğrusu önemsemeyip Ahmet’i hemen eve kabul ettiniz onu anladık. Peki nasıl Kadir ile aynı evin içinde barınabileceklerini düşünüyorsunuz? Büşra onu yatıştırmasa Kadir o gece Ahmet’i hastanelik edecekti, peki bunun vebalini hanginiz ödeyecektiniz? Başlarım sizin kurallarınıza. Ama aferin Kadir’e, kendini dizginlemeyi öğrenmiş, Ahmet’e karşı yumruklarını değil aklını kullanmaya başladı. Yalnız umarım o kırdığın camın yapılmasına izin vermişsindir, Ahmet donacak diye senin de hasta olmanı istemeyiz Kadirciğim. Ve sakın merak etme Ahmet’i sen bezdiremezsen, evdekiler de geri göndermezse, İlhan onu önünde sonunda bu diyardan postalar. Ahmet’e öyle bir baktı ki, onun üzerinde hain planlarını uygulaması an meselesi.

 

 

Fazilet kendi de Emin’den şiddet gördüğü için Büşra’nın kocası gelince sevinmesini beklemesine şaşmamalı. Ona göre Ahmet’in yaptıkları normal. Kendisi de Emin’in sözünden asla çıkamadığı için kızının mutsuzluğunu görmemesine, boşanması için en ufak çaba harcamamasına da şaşmamalı. Maazallah bunu yaparsa Emin kızar. Cehalet nedeniyle çocukları olmadığı için Büşra’yı suçlamasına da şaşmamalı. Yüzde yüz eminim Büşra ve Ahmet bu nedenle hastaneye kontrole bile gitmemişlerdir. Çünkü hem laf olur hem de kusur kesin kadındadır. Neyse ki Kadir var da Büşra’yı o tiksindirici kocasıyla aynı odada yatmaktan kurtardı. Ahmet hıyarı sen bunca yıl karına yapmadığını bırakma, şimdi karın mirasa konunca onun kıymetini anla. Belki diğerleri yer ama Kadir, Büşra ve Binnur yemez.

Meğer ne güzel bir yengesi varmış Büşra’nın. Annesinin yapması gereken her şeyi o yapmış, küçük annesi olmuş onun. Binnur dizide en sevdiğim dördüncü karakter oluverdi hemen. Yalnız Büşra’ya gösterdiği ilgiyi, şefkati kendi öz kızına, Zeynep’e göstermezse Zeynep iğnelerini daha çok çıkartıp Büşra’ya batırır. Neden böyle yazdınız bu karakteri? Hani aklı başında bir gençti. Ayrıca neden biz bu dizide neredeyse her karaktere sövmek zorundayız? Büşra zaten kurallarınız, genellemeleriniz, onu görmezden gelmelerinizle yeterince ezilmiş, kırılmış, içine kapanmış bir de ona saygı duyması gereken yeğenlerinden darbe yemesin. Halbuki besbelli matematik zekası yüksek biri, aklından müthiş hesap yapabiliyor, üniversite okusa çok iyi yerlere gelebilirdi. Büşra bu yeteneğini şirkette kullandığında oranın vazgeçilmezi olsa fena mı olur? Ayrıca da nasıl bir erkek boşanıp yeniden evlenebiliyorsa kadınlar da evlenebilir. Evlilik sadece bacak arasından ibaret değildir. Böyle düşünen adamlarla zaten hiç evlenmeyin.

 

Cansu: “İnsan sevdikten sonra ister bekar olur, boşanmış olur, eşini kaybetmiş olur, çoluklu olur, çocuksuz olur. Hayır yani ne önemi var?”

 

 

İlhan, Büşra’ya planları dahilinde yaklaştı, önce bunu kabul edelim. Ancak bu İlBüş çiftinin güzelliğini görmeme ve bu çifte düşmeme engel değil. ^^ İlhan istediği kadar bir amaç uğruna Büşra’ya yaklaşmış olursa olsun, kalbinin sesine engel olamadı işte. Hiç tanımadığı, çok farklı bir hayattan gelmiş, çekingen, kırılgan bir kadına anlattığı kolej anılarının saçmalığı bile onun bir şeyler hissetmeye başladığının göstergesi. İnsan birinden hoşlandı mı eli ayağı karışır, kafasındakiler uçup gider ve saçmalar, İlhan’ın durumu da tam olarak öyleydi. İlk baş başa sohbette Büşra İlhan’ın ergenlikteki don rengini öğrenmek zorunda mıydı yani? ^^ Belki de ilk defa bir kadın İlhan’a hiçbir çıkar gütmeden, samimiyetle güldü. Muhtemelen Büşra’dan önce, çocukken bile hiç kimse onunla gerçekten ilgilenmemişti. Büşra bu yüzden kravatının onu rahatsız ettiğini fark edebildi.

 

“Gülmek sana çok yakışıyor. Hep gül.”

 

İlhan’ın ilk defa kalbi olduğunu, kalbinin attığını hatırlamasına, çocuk gibi sevinmesine, kalbini tutmasına düşmeyelim de ne edelim? Ben artık İlhan’ın istese de Büşra’ya direkt zarar verebileceğini düşünmüyorum. Dolaylı yoldan, yani başka aile bireyleri üzerinden ona da zarar vermiş olacaktır ancak direkt Büşra’ya zarar vermez. Bunu açık açık dile getirmesi bile onun da böyle düşündüğünü gösteriyor.

 

“Sizi üzmemek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Söz veriyorum Büşra Hanım. Ama aynı şeyi aileniz için söyleyemeyeceğim lütfen bağışlayın beni. Onun dışında bir isteğiniz olursa emrinizdeyim.”

 

Sonuç itibariyle ben İlhan’ı Büşra’ya karşı dürüst, samimi ve nahif buldum. Ondan gerçekten etkilenmese Ahmet’i niye kıskansın yani?

 

“Bu malla ne işin vardı ki senin.”

 

Evet, İlhan herkese karşı iyi bir gözlemci, kimi neyle etkileyebileceğini de çok iyi biliyor. İnsanların açıklarını bulmakta, onları kandırmakta da usta. Ağzı da çok iyi laf yapıyor. Ama Büşra’ya toka hediye etmesinde hiçbir art niyet yoktu; saçlarıyla oynadığını, onları sıradan bulduğunu fark etti ve onu sevindirmek istedi. Aynı şekilde Büşra da İlhan’a ileride fıstık ezmeli kurabiye yapıp onu sevindirecektir. ^^

 

 

Büşra İlhan’ın hediyesi tokayı kabul etti, bir de üstüne tokayı taktı diye hiç şaşırmadım. Eminim ki Büşra, Ahmet’ten bir gün bile hediye almamıştır. Ona herhangi bir özel günde de alsa alsa belki Kadir hediye almıştır. Büşra evdekiler fark eder korkusuyla da tokayı takmaya cesaret edemez diye düşünmedim. Baksanıza besbelli hiç kimse tokayı fark etmemiş bile. Hem de bu denli büyük ve gösterişli bir tokayı fark eden olmamış. Büşra o evde o kadar yalnız, o kadar ilgiye muhtaç ki bir tokanın ona vereceği değer görme hissine bile muhtaç.

 

 

Kadir: “Baba yapma gözünü seveyim.”

Emin: “Sen karışma.”

Kadir: “Çocuklar evde oturup ne yapacaklar baba?”

Emin: “Ödemiş’te ne yapıyorsa onu yapacak.”

Kadir: “Biz Ödemiş’ten çıkarken ne konuştuk seninle?”

Emin: “Ne?”

Kadir: “Sana bir soru sordum, cevabını hatırlıyor musun? Bana bırakacaktın.” 

Emin: “Ben öyle bir şey demedim.” 

Kadir: “Çocuklar yürüyün. Haydi. Kübra sen de.”

Emin: “Kadir. Ne yapıyorsun sen ya? Ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun?”

Kadir: “Pencereleri açıyorum.”

 

Kadir yola çıkarlarken Emin’den onun kararlarına uyacağı yönünde söz almıştı da ömrü boyunca ailenin bütün kararlarını alan Emin mi bundan bir anda vazgeçecekti? Ben de Kadir gibi saf olup Emin’e inanmak gibi bir hata yapmıştım ama ömrünü çevresindekileri yönetmekle geçirmiş bir adamın bundan vazgeçmesi neredeyse imkansız. Ayrıca görüyoruz ki Emin’in bu tavırları ailenin gerçekten bir aile olamamasına sebep olmuş. Bu aile dışardan parlak, lezzetli, sulu bir elma gibi görünüyor ancak aslında ortada içini kurtlar sarmış çürük bir elma var. Ve bunca yıl içlerinde bastırdıkları her şey İstanbul ve paranın etkisiyle bir bir ortaya çıkıyor.

twitter

 

Emin istediği kadar herkesi toplayıp hizaya çekmeye çalışsın balık baştan koktu bile. Öyle her akşam aynı saatte, aynı sofranın etrafında oturmakla aile olunmaz. Önce aile birliği olması gerekir. Peki Saruhanlı ailesinde birlik nerede? O yüzden İlhan, inan bana o sofranın özenilecek bir yanı yok. Sen Büşra ile bir sofrada baş başa yemek ye, gerisini boş ver.

Kadir aileyi bir arada tutabilmek ve borçları ödeyebilmek için mücadele edecek ama iki ağabeyi de, o çok güvendiği kız kardeşi de ona daha şimdiden yalan söylüyorlar. Servet ve Yaşar’a hiç şaşırmadım ancak Büşra’nın ağabeyinden İlhan ile görüştüğünü saklaması çok fena. Umarım İlhan’a rağmen Kadir’in sağ kolu olur ve onun aleyhine bir şey yapmaz. Bir de üzerine Emin onu eline geçen her fırsatta yaralamaya çalışıyor. Halbuki Fazilet’ten sonra Emin’e en çok değer veren, onu görmediği sevgiye, şefkate rağmen gerçekten seven evlat Kadir. Ailesi için kendinden vazgeçen, onlar için varını yoğunu ortaya koyarak çabalayan bir adama da böyle davranılmaz.

 

“Ama ya ben burayı kendi kurallarımla çevireceğim ya da burası beni kendine çevirecek. Ben buna müsaade etmem. Bir daha beni, bu aileyi rezil edecek, başını öne eğdirecek en ufak bir harekete müsamaham yoktur. Bir zenginliğin içine düştünüz, onu kendinizin zannediyorsunuz. O daha sizin değil. Hata yapan kendini Ödemiş’te baba evinde bulur ve bu servetten beş kuruş alamaz. Ne ben yaşarken ne ben öldükten sonra. Daha da kötüsünü söyleyeyim. Aileden kovarım. Kimseyle konuşmasına, görüşmesine izin vermem. Yapayalnız kalır. O zaman anlar ailenin değerini. Bilen bilir yaparım. Ayağınızı denk alın.”

 

 

Kadir’in yeğenlerini alıp şirkete götürmesini sadece Emin’e başkaldırı olarak görmek o sahnenin içeriğini yeterince anlamamak olur. Kadir onlara neyin içine düştüklerini, miras sahibi olmanın sadece bol paraya, zenginliğe kavuşmak anlamına gelmediğini ve onu elde tutmak, korumak ve gelecek nesillere aktarabilmek için mücadele etmeleri, çaba göstermeleri gerektiğini anlattı. Paranın durdukları yerde ellerinde kalmayacağını anlattı. Onlar kendilerini zirvede prensler ve prensesler gibi hissetseler de insanların onlara hala külkedisi gözüyle baktıklarını hiç düşünememişlerdi. Böyle bir hayatın kolay olduğunu sanıyorlardı.

 

“Benim bir derdim yoktu açıkçası. Cezam bitmişti, evime dönmüştüm. Orada oturur, işe gider gelir, daha önce nasıl yaşıyorsam öyle yaşardım yani. Daha fazlasında gözüm olmadı. Ama bu sizin için bir fırsat. Bu mirası alıp daha ileri taşımak isteyen varsa -kız, erkek fark etmez- başımın üzerinde yeri var. İsteyene en iyi eğitimi aldırmak da benim boynumun borcu, çekinmeyin. Birlik olmazsak, hep birlikte yapmazsak bu bizi aşar çocuklar. Hepinizin arkamda olduğunu bilmeye ihtiyacım var.”

 

 

İlhan’ın kötülüğünün tohumlarını Ferit’in attığını biliyoruz. Peki Emin ve ailesine neden düşman kesildi? Bir kere İlhan, Mehmet Ali Saruhanlı’yı da sevmiyordu. Halbuki o Emin’e göre görüntü olarak gayet modern idi. Kolejli İlhan, taşradan gelenlerden rahatsız oluyor diye yorumlayabilir miyiz? İkinci olarak İlhan, Mehmet Ali yaşarken de onun şirketine çöreklenmek istiyordu. Şimdi de aynı isteği devam ediyor. Bir de görünen o ki Verdana Grup’ta asıl söz hakkı hala Ferit’in. İlhan onun adına şirketi yönetiyor. Borcu alamayıp, şirkete zarar verip babası tarafından aşağılanma korkusu taşıyor. Ömrü boyunca “beceriksiz” diye yaftalanmış bu adam. Ferit’ten aferin almak onun yaşamındaki en önemli şey. Bu yüzden de Saruhanlılar’ı Ödemiş’e postalayıp Ornaz Holding’in başına geçip babasından aferin almak istiyor. Bir de Kadir’in direnişi onu bir hayli öfkelendirdi ve planlarını erkenden harekete geçirdi. Kadir yapacağı her başarılı hamlede karşısında İlhan’ı bulacak. Tıpkı gazetecilere başarılı bir konuşma yaptıktan sonra Kadircan’ın üstü çıplak fotoğrafının basına servis edilmesi gibi. Kadir’in o konuşması bir anda çöp oldu. Üstüne sanki bundan da Kadir sorumluymuş gibi Emin’den laf yemez mi? Emin başına gelen her felakette Kadir’e suç atacaksa işimiz var. Parmağı yansa Kadir’i suçlayacak resmen. Sanki Kadir çocukları evden çıkardı diye Kadircan el aleme böyle fotoğraf yolladı.

 

 

Ferit’in, haliyle İlhan’ın Kadir’den ilk taksiti üç gün içinde istemesi anlaşılır bir durum. Sonuçta çok ciddi bir borç var ortada, öyle lafla değil somut bir güvence istemek hakları. Hangimiz tanımadığı birine borç vermiş olsak nasılsa ödeyecek diye güven içinde huzurla dolaşır ki? Ancak kendilerine borcu var diye sürekli Burak’ı daraltması, Ornaz Holding babasının çiftliğiymiş gibi at koşturması yersiz. Borcun ödenmezse o zaman ne yaparsan yap. Ayrıca Mehmet Ali Bey’in İlhan’dan aldığı bu 400 milyon dolar şu an nerede? Bu para dünürlerle ortaklık için harcanmayacak mıydı? Uçakta bir bavulda taşınıp yanıp kül mü oldu? Çünkü eğer banka üzerinden müstakbel dünürlere gönderildiyse ya paranın geri alınması ya da ortaklığın devam etmesi gerekmez mi? Bu konuya açıklık getirilmeli.

 

 

Emin’in Kübra kız başına Kürşat’ı karşılamaya gitti ve kapıdaki gazetecilerle konuştu diye azarlaması ne kadar da kadınları aşağılayıcı bir tavır öyle değil mi? Evin içinde kadınlara karşı genel tavır zaten bu yönde. Dizideki pasif, ezilen, hor görülen kadınların en azından birkaç tanesinin güçlendiğini, kabuğunu kırdığını, hakkını aldığını görmeyi; senaryonun bu açıdan duruşunu belli etmesini isterim. En çok da Münevver’in. Emin Bey onu on beş yıllık gelini diye yanlarında tutarak ona iyilik yaptığını zannediyor ama o kadın her gün acı çekiyor. Kendisine tercih edilen kadını her gün görmek, yıllarca karısı olduğu adamın az ötede onunla olduğunu bilmek kolay mı? Haydi Ödemiş’te en azından evleri ayrıydı, günün neredeyse tamamında Şahika’yı görmek zorunda kalmıyordu ama burada böyle aynı evin içinde olmaz. Emin onu kızı gibi gördüğü için iyilik yaptığını sanıyor ancak en büyük kötülüğü yapıyor. Kübra bile annesine utanmadan neler söyledi. Bu sözler karşısında Münevver kalkıp da kızını tokatlasın demiyorum ama ağzının payını verebilirdi. Kadına daha kızı bile saygı duymuyor. Kübra, o çok beğendiğin Şahika da süslü püslü ama ahlak yoksunu. O yetersiz bulduğun annen gibi ol daha iyi inan. Bu arada Kübra Emin’den özür dilememekle iyi yaptı. Çünkü kadın olduğu için konuşmaması gerektiği için bu lafları yemeyi hak etmedi. Ona düşmediği için kızsalardı özür dilemesi gerekirdi. Unutmadan, Şahika’nın basında fotoğrafı ya da görüntüsü çıktığında dolandırdığı adamlardan birinin evin kapısına polisle dayanmasını heyecanla bekliyorum.

 

 

Emin’in hastalığının başlangıç aşamasında olduğu ve üç yıl içinde her şeyi hatırlamayacak hale geleceği söylendi, ancak beyin MR’ı çekilmeden ve nörolog olmayan bir doktor tarafından söylenmiş bir yorumdu bu. Ayrıca daha hastalığın başındaki bir kişi nasıl evden Saruhanlı’ya gidip halüsinasyon görebilir ki? O yüzden de Emin’in bu kadar sık halüsinasyon görmesi anlaşılabilir. Büyük ihtimalle yaşadığı stres, geçirdiği kaza, geçici hafıza kaybı Emin’in bu bölüm diğer bölümlerden daha fazla Resmiye’nin hayalini görmesine yol açtı. Eğer hastalığı bilinseydi, çalışma odasında Resmiye’nin hayalini gördüğü ve Fazilet odaya geldiği halde ondan kurtulamadığı anlar Fazilet için travmatik ve kalp kırıcı olmazdı. Fazilet, kendisine Resmiye dendiği için boşu boşuna yanlış şeyler düşünüp kendini üzecek. Ve bu durumun tekrarlanma ihtimali de oldukça yüksek. Zaten Emin uzun süre bu hastalığı Kadir’den saklayamaz. Cemal’in dediği gibi Kadir o evdeki herkesi A’dan Z’ye tanıyor. Emin’de de bir gariplik olduğunu şıp diye anladı. Ne olduğunu bulması çok uzun sürmez. En azından o ve Fazilet, Emin’in hastalığını öğrenirlerse hem kendileri hem de Emin için daha iyi olur. Böyle bir durumda Fazilet, Emin’in Resmiye’nin hayali ile konuştuğu anlar ve o da Emin’i daraltmaz, aksine sakinleştirmeye çalışırdı. Unutmadan, Resmiye ve kucağındaki çocuğun kim olduğunu anlatıcıdan dinlesek de pek çok seyirci bunu anlamadığı için Emin ve Resmiye’nin geçmişteki hayatına dair acil flashback gerekmekte.

 

 

Servet’in bu havalı hallerini ve Kadir geldiği için Emin onu şirkete göndermeyince aldığı tavrı görünce ona iki tane çakasım geliyor. Şiddet yanlısı değilim ama bu arkadaşa temiz bir dayak gerektiği aşikar. Bir de kendini İlhan’ın dostu sanmıyor mu? Arkadaş sen enayi misin İlhan’ın partisinde hangi yabancı senin videonu çekecek? İnsan bir anlık adamdan şüphe eder benimle oyun oynuyor mu diye? Servet kime çekmiş de bu kadar akıl fukarası olmuş anlamak mümkün değil. Bir de yıllardır Şahika tarafından boynuzlanıyor ama ruhu duymuyor. Çok merak ediyorum Şahika ile Servet nasıl tanıştılar, Emin Şahika’yı gelin olarak nasıl kabul etti? Servet’in, Münevver’den sonra Şahika gibi işveli cilveli bir kadına aklının kaymasına şaşırmıyorum. Münevver çok özgüvensiz, pasif bir karakter. Ama bu dolandırıcı kadın nasıl bu eve yeni gelin oldu, bu çakma ağabeyi nasıl gerçek diye yutturdu görmek isterim.

 

 

Yaşar sana Allah akıl fikir versin. Sen Uğur’u ne kadar tanıyorsun, Orhan Saruhanlı’dan hamile olduğuna yüzde yüz emin misin de kalkıp kadını lüks otelin suit odasına yerleştiriyorsun? O odanın parasını ödemek için kimden isteyeceksin? Kredi kartında limit olsa bile kimse sormayacak mı bu nedir diye? Üstelik dünya kadar borcunuz var İlhan’a. Bir de kadın sana dokununca heyecanlanıyorsun. Eğer o bebek Orhan’dan ise yasal olarak miras bebeğe kalıyor, bunun bilincinde olduğunu da hiç sanmıyorum. Hiç öyle kadın senin kontrolümde olsun diye bir tavrın var gibi gelmedi. Bir de Uğur kötü niyetliyse vay haline. E tabii bu olay da İlhan’dan kaçar mı? Bakalım Emin’e karşı bir hata yapmak istemeyen Yaşar bu hatası ortaya çıkıp Ödemiş’e gönderilen ilk kişi olacak mı? Belki de asıl mirasçıyı elde tuttu diye aksine sevinirler kim bilir?

Bu bölümü diğer bölümler içinde daha akıcı ve sürükleyici buldum. Renklerdeki canlılık ve kasvetin azalması da diziye yaramış. Ancak karakter fazlalığı zaman zaman yorucu olabiliyor. Bölüm bölüm bazı karakterleri geriye atmak etkili bir çözüm olabilir. Ayrıca diziye nefes aldıracak pozitif karakterler, olaylar lazım. Ceyhun bu yönde kullanılabilir. Sevil ve Üzüm de aynı şekilde pozitif karakterler olarak ön plana çıkıyorlar. Ön izleme sinir bozucu, fragman ise beklediğimden zayıf. Açıkçası fragmanların kurgusunu beğenmiyorum.

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

 

* Baba 4. Bölümde Kadir’in Sevil’e aldığı Üvercinka kitabı kime aittir? Üvercinka Cemal Süreya’nın şiir kitabıdır. 

 

YORUM

 

Göz atmanızı öneririz: Baba Bölüm Yorumları

 

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
Poldark
POLDARK – Eve Dönüş
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap