İzledim

BABA – Sonunda Yağmurlar Geldi

Baba dizisi 9. bölümde Total’de 4,02 reyting ile 7., AB’de 5,27 reyting ve ABC1’de 5,52 reyting ile 4. oldu. Bölüm yorumu  Gözde‘den… Keyifli okumalar ^^

Kardeş kavgası… Geçmişi insanlığın ilk yıllarına, Habil ile Kabil’in hikayesine kadar uzanır. Bizim hikayemizdeki Saruhanlı kardeşler de tıpkı onlar gibi fikir uyuşmazlığı yaşayıp birbirine düştüler. Oradaki gibi gerçekten değil ama mecazen birbirleri öldürmek için hamleler yaptılar. İlk bakışta Kabil, Büşra gibi görünse de aslında tam anlamıyla Servet’in Kabil olduğunu söylemek mümkün. Büşra’yı onca yıl o evde yok saymalarını ve Kadir de dahil hepsinin sırtını çevirmesini, onca zamandır aramadığını düşündükçe ona hak verebiliyoruz ancak Servet’in kardeşlerinin hiçbirine düşman olması, onları sırtından bıçaklaması için tek bir haklı neden bile yok. Bu Servet ailenin başına çok büyük belalar açacak hem de öyle böyle değil… Ve tüm bu olan bitenin içinde İlBüş çifti çiçek gibi açmaya devam ediyor, güzelliğiyle büyülüyor. Bu kavgalar onların mutluluğuna gölge düşürmesin yeter.

 

 

Geçtiğimiz bölümü Verdana grup yetkililerinin şirkete gelmesi ve onların yetkilendirdiği Elif’in şirkete yönetici olması için Büşra’nın ona destek vermesiyle noktalamıştık. Bu Kadir için düşmanıyla iş birliği, ihanet gibi gözükse de Büşra için ona ve sevdiği adama yanlış yapan ağabeylerine karşı bir başkaldırıydı. Kadir orada Büşra’yı gördüğünde gözlerine inanamadı, çevresinde konuşulan hiçbir şeyi duymaz oldu, sadece Büşra’ya odaklandı. Büşra yaptığının doğruluğuna inansa da en sevdiği ağabeyini böyle görmek onun için hiç kolay değildi. İkisi için de toplantı salonunda o an başka kimse yoktu.

Büşra: “İlhan’ın vücudunda onlarca kırık var. Uyanacak mı uyanmayacak mı belli değil. Onu bu hale kim getirdi peki? Servet Ağabeyim.”

Kadir: “Yalan.”

Büşra: “Gözlerimin içine bakarak söyledi. Bana inanmıyorsan git ona sor. İlhan’ı sen mi ittin diye sor. Müsaade edersen benim biraz işim var.”

Kadir: “Büşra. Büşra. Ağabeyim doğru bir şey yapmış demiyorum. Yanlış çok yanlış, çok yanlış. Peki o görüntüleri babamın önüne kim koydu?”

Büşra: “Servet ağabeyim de aynı şeyi söyledi. Ne önemi var ki?”

Kadir: “Sen bu herifi tanımıyorsun. Sen bu herifleri tanımıyorsun. Bunlar bize benzemezler. Bunlar bizim gibi değiller. Bambaşka hayatlar, bambaşka gerçekler, bambaşka öncelikler. Düşün Büşra’m ne olursun düşün, bak üzüleceksin. Bak çok üzüleceksin. Düşün. En azından hayatını kiminle geçirmek istediğini düşün. Ne olur.”

 

Onların bu olanlara dair yüzleşmesi ikisi açısından da bence olumlu oldu. En son hastanede konuştuklarında Büşra’yı anlayamayan Kadir, en azından şimdi Büşra’nın kendince haklı olduğu kabul etti. Büşra’nın yıllardır ne aile evinde ne Ahmet ile yaşadığı evde görmediği şefkati gördüğü İlhan’a neden böyle bağlanabildiğini, Servet’in yaptığı yanlışın onun için nasıl bir kin unsuruna dönüştüğünü, şirkette onun karşısına çıkmasının sadece kendisine değil, tüm ağabeylerine tepki olduğunu anladı. Keşke Büşra’yı öyle bir anda seçim yapmak zorunda bıraktığı için hatalı davrandığın, onu aramamasının yanlış olduğunu da fark edebilseydi… Üzülerek söylemek isterim ki Kadir Emin’e benziyor ve kendisinin hatalı olabildiği konularda bunu asla fark edemiyor. Kendini hata yapmayan biri olarak görüyor. Onun Ahmet’i bıçaklaması da ona göre hata değildi mesela. Şimdi de geçmişte dinlediği, anladığı Büşra’yı artık tam olarak dinlemediğini, anlayamadığını fark etmiyor. Muhtemelen Büşra İlhan’ın onu sevdiğini söylediğinde İlhan’ın kardeşine oyun oynadığına inandığı için bu söylediklerini de kale almamıştır.

 

 

Servet’in İlhan’ı inşaattan aşağıya itmesinin ortaya çıkmasıyla büyük bir kardeş kavgasının fitili de ateşlenmiş oldu. Kadir de Yaşar da Servet’e bu konuda kızmakta, onun bu yaptığının bedelini ödemesini istemekte sonuna kadar haklı. Herif düpedüz intikam ayağına taammüden adam öldürmeye teşebbüs etti. Servet kusura bakmasın da Yaşar onu polise ihbar etmekte sonuna kadar haklıydı, o ihbar etmese Kadir edecekti ve o da haklı olacaktı. Bunun doğrucu Davut olmakla alakası yok, adalet duygusuyla alakası var. Bu Servet’in sandığı gibi onlara ihanet etmeye bir gerekçe değil.

 

 

Servet sen ne biçim ağabeysin? Hangi ağabey kız kardeşine yıllarca her türlü şiddeti uygulamış bir herife boşanmaması için yardım eder? Ne Kadir’e ne İlhan’a ne de Büşra’ya öfkeyle bunu yapması akıl alır gibi değil. İnsan ne olursa olsun içindeki insanlık kırıntısıyla bile bu kötülüğü yapmaz. İnsan ne olursa olsun bir kadına bu şiddeti layık göremez. O zaman ne diye Ödemiş’te Kadir ile birlikte Ahmet’e boşanması için racon kesmeye gidiyordun? Otur sıfır Servet. Sanki İlhan Ahmet’i tereyağından kıl çeker gibi Büşra’nın hayatından çıkartamayacak? İlhan’ın karakolda tekerli sandalyedeki halinden bile ödün koptu. Adam o haliyle bile seni korkutmayı başardı. Bir de onu ittikten sonra “Sürünerek yaşa.” diyordun. İlhan’ın da Ferit’in de sürünen hali bile seni cebinden çıkartır. Ayrıca İlhan haklı, sen yaptığının arkasında bile duramayacak bir rezilsin. Yaptığının doğru olduğunu savunup duruyorsun ama bedel ödemeye gelince topukluyorsun. Kadir, Ahmet’i bıçakladığı için pekala bedelini ödedi, ailesinin yıllarca sesini bile duymadı, içi özlemle kavruldu. Büşra aşkı seçmesinin, birey olmak istemesinin bedelini ailesinden ayrı kalarak ödüyor, bunu kabul de ediyor. Peki ya sen? Senin ne ayrıcalığın var da elini kolunu sallaya sallaya gezeceksin Servet Efendi? Senin ödeyeceğin bedel de şirkete kara para aklatıp bu ortaya çıktığında hapsi boylamak olacak galiba.

 

Ferit ve Firuz’un Servet’in kara kaşına kara gözü için değil onun vasıtasıyla şirkette kara para aklamak için ona yanaştıkları besbelli. Ve Servet hem kolay manipüle edilmesi hem de İlhan’ı itmesinin verdiği avantajla doğru isimdi. Büşra’dan kalkıp da böyle bir şeyi isteyemezlerdi.

Dört kardeşin bir araya geldikleri ve ikisinin Karaçamlar’ın lehine oy verdiği yönetim kurulu sahnesinin bölümün bu odaktaki en iyi sahnelerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Kardeşler arasındaki çatışmanın, gerilimin yavaş yavaş doruğa tırmandığı ve büyük patlamanın yaşandığı o sahne. Yalnız keşke Yaşar şirket ortağı olduğunu unutup Servet’in üzerine uçarak bize kalçasını göstermeseydi. Açıkçası Yaşar’a hiç meraklı değilim. ^^ Yalnız benim bu sahnenin devamında en çok dikkatimi çeken şey Büşra’nın Servet’e Ferit hakkında söyledikleri oldu. Büşra aslında Ferit’in ne kadar tehlikeli olduğunun farkında. Muhtemelen 360 milyon dolar borç nedeniyle haklarını korumaları gerektiğine inandığı için Karaçamların bir yönetici atamasına destek olmuş, İlhan’ın emeklerinin boşa çıkmamasını istiyor.

 

 

Uğur’un hamileliğinin Yaşar’ın üzerine kalacağı besbelliydi. Vakti zamanında ne diye kadın koluna dokunduğunda heyecanlı heyecanlı gülersin be adam. ^^ Büşra’ya kağıt üzerinde evliyken kocasını aldattı diye sırtını çeviren ailenin, nikahsız hamile kalan kadına göz kulak olmayı kabullenmesi de ayrı bir komedi. Gerçi siz Büşra’yı evden kovup elinde video var diye Ahmet’e de sahip çıkmıştınız. Yalnız çok akıllı geçinen Kadir de dahil hiç kimse o bebeğin tek mirasçı olduğunu akıl edemiyor ya şaşıyorum iki bölümdür. Bu arada fark ettiniz mi Ferit’in işleri yeniden devralması, İlhan’ın yalnız kendi için yaşamaya karar vermesiyle dizide İlhan’ın misyonunu Servet üstlenir oldu. Onun Yaşar için planladıklarını gerçekleştirdi, tavırları konuşmaları bile İlhanvari bir halde. Atanamamış İlhan Karaçam istemiyorum.

Unutmadan, Kurban Bayramı ile Ramazan ayı arasında 8-9 ay var. Ama dizinin başında en az 4 haftalık hamile olan Uğur’un şimdi 20 haftalık hamile olduğunu söylediniz. Yani dizide 4 ay geçti ancak aslında 8 ay geçmiş olmalıydı. Uğur şu neredeyse doğurmaya yaklaşmış olmalıydı. Bir dizide de kronoloji düzgün olsun yahu.

 

 

Emin o bakkal dükkanının tadilatını bitirip açmadan kendini yeniden ailenin başına geçebilecek kadar iyileşmiş olarak görmeyecek belli ki. Ha o görse bile Alzheimer hastası olarak ailenin başında durması zor, hele şirketin başında durması imkansız. Tıpkı Servet’in polise ihbar edilmesi olayında olduğu gibi ona ara ara akıl danışacaklardır. Eski gücünü kaybetmiş, bu haliyle evdekileri eskisi gibi kanun misali kurallarıyla yönetemeyecek bir Emin Saruhanlı köşke geri dönmeye nasıl ikna olacak acaba?

Bu yüzden artık ailenin başında olma görevi Kadir’e ait. Bu nedenle Kadir’i devamlı kendinden çok ailesin ve şirketin sorunlarıyla uğraşırken görüyoruz ve görmeye de devam edeceğiz. Zaten Kadir’in huy olarak Emin’e benzerliği, hayatındaki önceliğin ailesi olması da onun aile içindeki misyonunun bu olduğunu gösteriyor.

Emin: “… Eee anlatmayacak mısın? Var sende bir şey.”

Kadir: “Dinleyecek misin de?”

Emin: “Sen hele bir anlat, dinleyen bulunur elbet.” 

Kadir: “Ne yapmam gerektiğini biliyorum da. Doğru bir tane çünkü.” 

Emin: “Hee karar vermen gerekiyor ama istemiyorsun. Hani için daralıyor, içinde sıkıntılar oluyor falan, hah?”

Kadir: “Doğru aynen öyle. Annem de git babana sor dedi. O doğrusunu bilir, sana söyler dedi.”

Emin: “Böyle zamanlarda gökyüzünü düşün, bulutları düşün. Cevabını bulursun.” 

Kadir: “Benim daha hızlı bir çözüme ihtiyacım var baba. Düşünecek vaktim yok.”

Emin: “Hiçbir bulut gökyüzünde sonsuza kadar asılı kalmaz. Tıpkı içimizdeki sıkıntılar gibi. Kar geçer gider. Onun için unutma. Gökyüzü esastır, bulutlar yolcu. Tıpkı bizim gibi. Yani demem o ki sorumluluk alacaksın. Aile reisi olmak nasıl bir şey? Böyle anlarda anlaşılır. Karar vermen gerektiğinde neye karar verirsen ver ama unutma gökyüzü esastır.”

twitter

 

Emin’in aile albümünden fotoğraf almak için şirkete güvenlik kıyafetiyle girmesi birçoklarına saçma gelmiştir. Lakin bu da Emin’in güçsüzlüğü yüzüne vurulmasın diye başvurduğu bir yöntem. Eğer Emin’i tanısalar geçmiş olsun ve benzeri söylemler havalarda uçuşacak, Alzheimer olduğunu duyan birileri varsa ardından bunu konuşacaktı. Emin gücünü kaybettiğini hissedecekti ve bu onun hayata yeniden başlama motivasyonunu da kıracaktı. Haliyle kendini bu şekilde kamufle etmesi mantıklıydı.

Emin’in bu macera vesilesiyle şirketin güvenlik görevlisinin hayatına dokunması, zor durumdaki aileye yardım etmesi bana Ödemiş’teyken Yusuf Emin’e söylediği şu cümleyi hatırlattı: Komşusu açken tok yatan bizden değildir. Yalnız Emin’in çevresindeki ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi çok güzel ancak ailesinin, özellikle evlatlarının duygusal ihtiyaçlarını karşılamamış olması ne olacak? Servet babasına gelip söylediklerinde haksız mı? Ben Servet’in hataları da yok demiyorum ancak onun böyle bir insan olmasında muhakkak Emin ve Fazilet’in de payı var. Emin’in ona göstermediği sevgi, olumlu bir şey yapsa bile en ufak bir takdir görmemesi Servet’in kendini değerli hissetmek için İlhan’ın arkadaşlık yalanlarına kanmasına, İlhan’ı inşaattan aşağı atmasına, şimdi de Ferit ile iş birliği yapmasına neden oluyor. Servet babası ona el vermediği için ona her el verenin elini tutabilecek kadar zayıf bir karakter haline gelmiş.

 

 

Bu bölüm Sevil’i hiç görmediğimize göre Sevil’in hikayesi dizide sonlandı sonlanmak üzere diyebiliriz. Zaten aşka inanmayan Elif’in de Kadir’e bariz şekilde yürüdüğü ortada. ^^ Dilara Aksüyek ve Tolga Sarıtaş’ın karşılıklı güzel bir enerji yakaladıklarını düşünüyorum. Elif ile Kadir’in hikayesi de ateşle barut tarzında işleniyor, devamlı aralarında bir inatlaşma var. Kadir güvenip ortaklık yaptığı Elif’e Ferit Karaçam’ın safına geçip ortaktan ziyade onun düşmanı olduğu için ona bozulmakta haklı. Üstelik Elif’in Kadir’in yönetim kurulu toplantısına girememesi için çevirdiği oyunlar da bu konuda Kadir’e hak vermeme neden oluyor. Ancak Elif’in de Kadir’e söylediklerinde haklı olduğu da ortada. Daha önce İlhan benzer şeyler söylediğinde de Kadir onu bu açıdan kale almamıştı. Kadir, hala neyin içine düştüğünü idrak edebilmiş değil. O dünyadaki güç savaşlarını algılayamadı, Ödemiş’te toptancı dükkanı idare etme kafasından çıkamadı. Ve 360 milyon dolar borç veren Karaçamlar’ın hiç tanımadıkları Saruhanlılar’a iki tane sözle güvenmesini bekledi. Kim on yılda geri ödenecek diye Ödemiş’ten gelmiş alelade insanlara kalkıp da güvenir? İlhan ya da Ferit Karaçam olsam açıkçası ben de güvenmem.

Elif: “Yetişkinlerin dünyasına hoş geldin Kadir Saruhanlı. Senin geldiğini yerde herkes birbirine çok iyi davranıyor olabilir. Kimse kimseye yalan söylemiyor, herkes birbirine karşı çok adil, kimse birbirinin ayağını kaydırmak için milyon tane takla atmıyor olabilir. Ama burası öyle bir yer değil. Sen burası nasıl bir yer biliyor musun? Sen daha o narin ayağını yere bastığın anda ayağının altındaki her şeyi alırlar Kadir. Öyle bir yer burası. Ya sen bunları gerçekten ilk defa benden mi? İlkin miyim ben senin Kadir? Olabilirim. Çok tatlı, çok mutlu oldum ama son olmayacağım. Ya ben senin hayatından bir süre sonra çekip gideceğim. Kimsenin hayatına fazla kalmayı sevmem çünkü. Ama sen benden sonra da bu oyunların hepsiyle baş etmek zorunda kalacaksın. Ya sen sırtını duvara yaslayarak yaşamayı öğrenmek zorundasın. Bir süre sonra sen de aynı şeyleri yapacaksın. Ha ya da yapmayacaksın. O zaman da tam da bu adamların istediği gibi o Ödemiş’ine geri döneceksin. Şimdi, gerçeklere dönelim. Siz zenginliği devralmadınız. Siz 360 milyon dolar borç devraldınız. 360 milyon dolar. 360 milyon dolarla neler yapılır sen biliyor musun? Ha! Monaco futbol takımı alınır. Futboldan anlıyorum evet. 3 tane yolcu uçağı alınır Kadir. 100 tane makam aracı alınır. Bu adamın bu kadar parası var içerde.”

Kadir: “Biz borcumuza sadığız.”

Elif: “Bu kadar büyük bir paradan bahsederken senin borcuna sadık olmak hiçbir işe yaramaz.”

 

Kadir’in süt fabrikasındaki işçilerin bir kısmı işten çıkartılmasın veya tamamının maaşları yarıya indirilmesin diye bulduğu çözüm şık görünmekle birlikte çok ütopik. Sen işçilere hisse verdin, onları işten çıkmaktan kurtardın da senin hiç hissen kalmadı, resmen 40 milyon dolarlık hisseyi hibe ettin o kadar borcun varken. Her fabrikayı bu kafayla yöneteceksen işimiz var seninle. Elif senin bu iyi patron halinden etkilenir tabii, o zaten senden etkilenmek için yer arıyordu. ^^ Elif, istediği kadar Büşra’ya, daha yeni tanıdığı birine haddi olmayarak aşk hakkında nutuklar çeksin, Büşra’ya aşk hakkında söylediklerini yutup Kadir’e deli gibi aşık olacağı kesin. Sizin dünyanızdakilerin kalbi yok mu hanımefendi, niye siz aşık olamayasınız ki? Saçmalık.

 

 

İlhan uyandığında, gözlerini açtığında karşısında Büşra’nın sevinçle parlayan gözlerini görecek diye beklerken adam kabus gibi Ferit ve Firuz’u gördü. Eminim, o an tekrar uyumak istemiştir. ^^ Ama olsun kendine geldi, Büşra’sına kavuştu ya bu da yeter bana. Büşra’nın odaya girip İlhan’ı uyanmış, aşkla kendine bakarken gördüğündeki o sevinci fırtınaların ardından gelen ılık bahar yağmurları gibiydi. İlhan uyurken Büşra’nın o fark etmeden tuttuğu elini şimdi bile isteye tutması için ona uzattı. Bu onların aslında ilk resmi el ele tutuşmalarıydı. Daha önce birbirlerine hem aşkla hem de tedirginlikle bakan gözlerde şimdi sadece aşk ve mutluluk vardı. İlhan’ın Büşra’nın hep başucunda olduğunu öğrenmesiyle şaşkınlıkla sevinirken Yaşar’ın onu evden kovduğunu öğrenmesiyle önce yüzüne kızgınlık, Büşra’nın göz yaşlarına karşılık da gözlerine yaş yerleşti. İlhan gibi bir adam için bu çok büyük bir şey. O numaradan değil, sadece darmadağın olduğunda gözyaşı döken adamlardan. Bugüne kadar Büşra kim bilir kaç kez gözyaşı dökmüştü Ahmet’in yaşattıkları yüzünden. Onu sevip ona aşık olmak yerine nefret duymuştu. Şimdiyse hayatındaki adam ona tam tersi duygular yaşatıyor, döktüğü gözyaşlarını siliyor. Ahmet ile kışı yaşayan Büşra’ya İlhan dört mevsim Güneş vaat ediyor.

İlhan: “Hep burada mıydın?”

Büşra: “Buradaydım.”

İlhan: “Nasıl, hiç gitmedin mi?”

Büşra: …

İlhan: “Peki, ne dedin evdekilere?”

Büşra: “Burada olduğumu biliyorlar. Yaşar Ağabeyim, seni öğrenince, senle ikim… Kovdu beni evden. Kovmasa da bırakmazdım seni tek başına. Yine beklerdim.”

İlhan: “Gerçekten mi?”

Büşra: “Gerçekten.”

İlhan: “Eee Büşra?”

Büşra: “Ne istedin? Su mu?”

İlhan: “Yok yok yok. Hiçbir yere gitme. Hep yanımda kal.”

Büşra: “Ben de korktum bir an. Kötü hissediyorsun sandım.”

İlhan: “Uzun zamandır kendimi bu kadar iyi hissetmemiştim aslına bakarsan.”

 

 

İlhan’ın Büşra’ya ailesiyle yaşadıklarına dair gerçekleri anlatması, ona karşı ne kadar dürüst olduğunun da göstergesi oldu. Onunla oyun oynuyor olsaydı geçiştirirdi, saklardı. Yaptıklarının nedenlerine kadar her şeyi dürüstçe anlattı. İlhan nasıl Büşra’yı dinliyorsa Büşra da onu dinledi. Aralarındaki aşk sadece kalplerinin çarpmasından ibaret değil, birbirleri gerçekten önemsiyorlar, saygı duyuyorlar. Büşra da öyle olduğunu bildiği için İlhan’a açık açık videoyu eve gönderip göndermediğini sorabildi. Eski dilsiz Büşü olsaydı alacağı cevaplardan korkar, aşkını kaybetmemek için duyduklarını içine atardı. Ama şimdiki Büşra sesini çıkarabilmesini, gücünü, birey olmaya başlamasını sadece aşka borçlu değil, aşk onun için sadece tetikleyici oldu. O yüzden İlhan’a gerçekleri öğrenebilmek için şans verdi. İlhan ona dürüst davranmasa, onu atlatmaya çalışsa Büşra çekip gidebilme cesaretini de pekala gösterirdi.

İlhan’ın artık sadece kendisi için yaşamak istemesi kendine yapabileceği en büyük iyilik. Yıllarca Ferit’ten iki güzel söz duymak için kendini paralamış, belki bilerek belki bilmeden ona benzeyen bir adama dönüşmüş. Ama ne olmuş, duyabildiği söz hala beceriksizden fazlası değil. O yüzden şimdi babasını değil kendini ve Büşra’yı mutlu etmek istemesi çok normal. Çünkü baksanıza babası bu haldeyken bile işlerini idare edebiliyor, İlhan’a ihtiyacı falan da yok. İlhan’ın Büşra’yı bu işlerden uzak tutmak istemesiyse bence yerinde. Babasının nasıl bir adam olduğu ortada. Büşra’nın bu yüzden zarar göreceğini ve muhtemelen ağabeyleriyle karşı karşıya gelip üzüleceği de biliyor.

 

İlhan: “Bütün bunları aileme neden yaptın diye düşünüyor olabilirsin. Sadece paramı geri almak için mi? Sanmıyorum. Belki gurur, belki güç, belki yalnızlık, belki de sadece babamı mutlu etmek için.”

Büşra: “Teşekkür ederim bana her şeyi olduğu gibi anlattığın için.”

İlhan: “Sana beni affet diyemeyeceğim, çünkü haklısın. Size, ailenize çok kötü şeyler yaptım.”

Büşra: “İlhan tamam daha fazla yorma kendini.”

 

İlhan: “Beni affetmeyeceksin belki. O yüzden her şeyi söylemek istiyorum. Aklımda kalmasın. Büşra. Seni gördükten, seni tanıdıktan sonra her şey karmakarışık oldu. Büşra’dan önce, Büşra’dan sonra. İki farklı İlhan. Hani derler ya. Bugün geri kalan hayatının ilk günü. Onun gibi işte. Sadece babasını mutlu etmek için yaşayan İlhan öldü. Onun yerine kendisi için yaşayan İlhan geldi. Bundan sonra sadece kendi mutluluğum için yaşayacağım ve seninle yaşayacağım. Eğer tabii sen de istersen. Çünkü ben sensiz mutlu olamam.”

 

“Büşra karışma bu işlere. Burası çok kirli bir dünya. Babamın güç savaşlarına da oyunlarına da kurban etmeyeceğim seni. Sen bütün bunlardan uzakta öyle güzelsin ki… Seni kirletemem. Duydun mu beni?

 

İleride evlendikten sonra İlhan’ın Büşra’nın üzülmesine engel olmak için, babasının karşısında yer alabileceğini ve Büşra’nın şirketteki hisselerini de yönetebileceğini düşünüyorum. İlhan ile Kadir’in böylece gelişebilecek yoldaşlığını seyretmek keyifli olacaktır. Tabii arada mutlaka didişmeliler. İlKad sahnelerini aşırı özledim bilinsin.

 

 

 

İlBüş ilişkisi güllük gülistanlık bir bahçe olmayacak. Zaten en güzel aşk zor olan değil midir? Önlerinde Büşra’nın ailesinin onlara apaçık karşı durmaları gerçeği var. Büşra’nın çocukluğundan bugüne gelen yaraları var. Ve bir de İlhan’ın da çocukluğundan kalma travmaları var. Çocukken masada sadece babasıyla yemek yiyor olmasından annesinin küçükken öldüğünü ya da onu terk ettiğini anlamıştık. Bunun ruhunda ne denli yaralar açmış olabileceğini tahmin etsem de gece uykusundan uyanıp Büşra’yı karşısında gördüğünde travmasının tetiklendiğini görmeyi hiç beklemiyordum. Psikoloji okumadım, kalkıp da İlhan’ın şu hastalığı var diyecek değilim. Sadece sahnenin bende uyandırdığını yorumlayabilirim. İlhan o anda Büşra’yı annesi sanması annesinin ölüsünü onun bulduğunu gösteriyor. Belki de annesi fiziğiyle Büşra’ya benziyordu. Büşra ona yaklaşmak istediğinde kızgınlıkla kolunu sıkıp ona öfkeyle bakmasından annesi onu küçük yaşta intihar ederek babasının eline bıraktığı için ona derin ve bitmek bilmez bir öfke duyduğunu düşündürüyor. Sonrasında ağlayacak gibi oldu, yeniden çocuklaştı, “Anne, anne, anne.” diye sayıkladı çünkü hala içindeki çocuk anne sevgisine, şefkatine muhtaç. Büşra uyanık olduğu zamanlarda ona nasıl şefkatle yaklaştıysa şimdi de aynı şefkatle yaklaştı. Belli ki Büşra ve İlhan birbirlerinin yaralarını saracaklar. Bu ilişki, aşkları, dostlukları onlara iyi gelecek. Büşra’nın sabah İlhan’ın gece olanları hatırlamadığı için onu zorlamayışı da ayrıca anlamlıydı. İlhan bu davranışından haberdar olmayabilir. Çünkü Büşra’nın söylediklerine karşı tavrı öyleydi. Büşra ne tatlı çorba içiriyordu İlhan’a öyle. Eminim küçüklüğünden beri İlhan’a böyle çorba içiren, hastalandığında başında duran bile olmamıştır.

Ferit Büşra’ya ne kadar da babacan yaklaşıyor, tıpkı Büşra’nın yıllardır Emin’den görmek istediği baba davranışlarını sergiliyor adam. E haliyle de Büşra’yı ikna etmesi de kaçınılmaz oluyor. Ama ciddi ciddi Ahmet’i ayak altından çektiği ve İlBüş’ün evlenmesinin önündeki engeli kaldırdığı için İlhan gibi teşekkür ederiz. Peki sizce Ahmet Büşra’dan gerçekten boşanacak mı? Ferit onu Büşra’ya istediklerini yaptırmak için bir kenarda mı tutuyor? Yalnız İlhan, Ahmet’ten kurtulmak için babasına ricacı oldu ancak tam anlamıyla kendine geldiğinde Ahmet’i bir posta dövdüğünü görsem içimin yağları eriyecek. Şiddete karşıyım elbette ama Ahmet de eşek sudan gelinceye kadar dövülmeyi hak ediyor. Büşra’ya yaptıkları, onu utanmadan gelip hastanede tehdit etmesi para alıp boşanmayı kabul etmesiyle silinmez.

 

 

Büşra ve İlhan: “Sonunda yağmurlar geldi. Bu kumsaldan göçmek vakti.”

İlhan: “Üzerindeki taş 4,5 milyar yaşında. Yani hepimizden yaşlı. Neredeyse dünya kadar. Biliyorum, zamanlamam inanılmaz kötü. Senin içinde bulunduğun durumun da farkındayım. Bitirmen gereken bir şeyler var. Ama ben beklemek istemiyorum. Benimle bu hayatı paylaşmaya var mısın? İyisiyle kötüsüyle, sevinciyle hüznüyle her şeyi. Yalansız, dolansız, riyasız. Sadece ikimiz. Sadece sen ve ben. Benimle evlenir misin?”

 

İlhan’ın Büşra’ya evlilik teklif ettiği sahneyi a’dan z’ye övebilirim. Öylesine kusursuzdu ki. Repliklerinden mizansenlerine, sanat yönetiminden müziklerine kadar çok ince düşünülmüş detaylarla bezeliydi. İlhan, şatafatlı ama bir yandan da onların aşklarını yaşama biçimleri kadar sade bir şekilde süsletmişti her yeri. Büşra için yaptığı güllerle dolu odayı hatırlatıyordu süslemeler bize. İlhan’ın yüzük seçimi bile özeldi. Pekala gidip herhangi lüks bir kuyumcudan bir pırlanta taşlı yüzük seçebilirdi, ancak o sevdiği kadına eşsiz bir hediye vermek istedi. Tıpkı Büşra gibi sade ve gösterişten uzak bir yüzük seçmiş. Büşra güllerle bezeli koridordan İlhan’ın yanına yürürken onların şarkısının çalması elbette güzeldi ancak ikisinin şarkıyı birbirlerine bakarak söylemesi enfesti. Büşra ilk kez birlikte dinledikleri şarkıya öyle kıymet vermiş ki sözlerini ezberleyivermiş. İlhan’ın konuşmak için zar zor ayağa kalkması, muhtemelen acı çekiyor olmasına rağmen bir de üzerine diz çöküp evlenme teklif etmesi bize Büşra için her şeyi göze aldığını gösterdi. İlhan Büşra’ya Ahmet ile bitirmeye çalıştığı bir evliliği olduğunu söylerken bile zarifti, onu incitmemek için adamın adını kullanmadı, evlilik demedi, söylemek istediğini üstü kapalı anlattı. O bu yolun farklılıklar, ailelerin tutumu, bugüne kadar yaşadıkları acılar, travmalar gibi nedenlerle sadece güzellik getirmeyeceğinin bilincinde olduğunu da vurguladı sözleriyle. Belki aşkları taptaze olduğu için böyle bir teklif için erkendi. Ancak bazen hayatınıza giren kişinin sizin için ne anlam ifade ettiğini anlamak için uzun zamanlara ihtiyaç yoktur. Bazı insanlar için kalplerinin sesi ve sezgileri yeterlidir. Üstelik şu da bir gerçek ki Büşra gibi yetişmiş bir kadın için bir erkekle uzun uzun flört etmek diye bir şey de yoktur.

 

 

Tabii yine en özel anlarımızı biri görüp de limon sıkmasa olmaz. İlk birlikteliğimizi de biri gözetlerse hiç şaşırmayacağım. Bu sefer de İlhan’ın Büşra’ya evlilik teklif ettiği anların bir tanıdığı vardı: Emin. Bir de Büşra’yı çok severmiş, onun kararlarında söz hakkı varmış, yıllarca onun acı çekmesine göz yummamış gibi konuşmaz mı? Onun gelişiyle Büşra için yine sevinç ve keder yan yana geldi. Hayatının en sevinçli anlarından birini yaşarken Emin’i fark etmesiyle yüzündeki sevinç gölgelendi. Büşra’nın hayatında sevinç ve keder hep yan yana mı olacak böyle? Umarım Emin’in gelişi Büşra’nın İlhan’a “Hayır.” cevabı vermesine neden olmaz. Büşra eğer bu evlilik yüzünden üzülecekse de üzülmeli, sevinecekse de sevinmeli. Hayatına dair kararları iyisiyle kötüsüyle kendisi almalı, hayatını başkaları kontrol etmemeli. Ön izlemede gördüğümüz Emin ile konuşmasının ardından İlhan’ın yanına dönmeli ve ona “Evet.” demeli.

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

*Baba 9. Bölümde çalan şarkılar: Yitirmeden – Pinhani

Sahil – Yavuz Çetin

 

 

YORUM

 

Göz atmanızı öneririz: Baba Bölüm Yorumları

 

 

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
Poldark
POLDARK – Eve Dönüş
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap