İzledim

BABA – Bir Gece Ansızın

Haluk Bilginer’i yeniden televizyon ekranlarına konuk eden, kadrosu ve konusu ile merakla beklediğimiz Baba yayın hayatına başladı. Total’de 5,43 reyting ile 6., AB’de 5,44 reyting ile ve ABC1’de 6,18 reyting ile 4. oldu. Reytingi bol, ömrü uzun olsun dileklerimizle ilk bölümün analizi  Gözde‘den… Keyifli okumalar ^^

 

“… ve hiç kimse bu mutlu aile tablosunun bir gece ansızın bozulacağını bilmiyordu.”

 

Aylardır merakla beklediğimiz Baba salı akşamı görücüye çıktı. Başrollerde Haluk Bilginer ve Tolga Sarıtaş’ın varlığı, senaristlerden birinin Gökhan Horzum olması ve dizinin Ay Yapım işi olması benim dizinin ilk bölümüne ne olursa olsun bakma nedenim oldu. Bölüm bize sunulanlar ışığında beklediğim gibiydi. Dizinin büyük çoğunluğunun yavaş ilerlemesine ve soğuk bir havası olmasına rağmen oyunculuklar, merak uyandıran çatışmalar, ilgi çekici repliklerle beni cezbetti. Anlatıcı kullanılması ve anlatıcının Serkan Keskin olması da güzel düşünülmüş. Bana göre anlatıcı dizinin havasını biraz yumuşatmış.

Dizide o kadar çok karakter vardı ki açıkçası önceden karakter tanıtımlarını okumamış olsam kimin kim olduğunu anlamakta zorlanırdım. Ancak çok karakter olması bence dizi adına avantaj. Az karakter olduğunda senaristler bir yerden sonra olay yazmakta zorlanabiliyorlar. Bir de her seyirci farklı karakterleri benimseyip onlar için diziyi takip etmeye devam edebilir. Dizinin cast’ı da çok doğru isimlerden oluşuyor. Zaten Ay Yapım’ın oyuncu seçimlerindeki başarısı tartışılmaz. Haluk Bilginer’i uzun zamandır televizyon dizilerinde görmemiştik, kendisini televizyonda en son Kara Yazı dizisinde seyretmiştim. Onu her hafta seyredeceğimiz için mutluyum. Kadir rolünde seyrettiğimiz Tolga Sarıtaş’ı da ekranda görmeyi özlemişim. Arıza’daki Ali Rıza karakterini çok sevmiştim.

Dizi ilk bölümde ağırlıklı olarak Emin Saruhanlı ve ailesinin hayatına odaklanmıştı. Paralel olarak da Emin’in küs olduğu ağabeyi Mehmet Ali Saruhanlı ve ailesi ile yakın çevresini tanıdık. Dizinin yarıdan fazlası karakterleri tanıtmaya odaklı, geri kalanı ise Mehmet Ali Saruhanlı ve ailesinin ani ölümü sonucu gelişen olaylar odaklıydı.

Emin Saruhanlı ve ailesi Ödemiş’te bir aile apartmanında yaşıyorlar. Her akşam aynı sofraya oturan ve besbelli günün büyük çoğunluğunu birlikte geçirdikleri için apartmanın her yanı rahat dolaşılabilsin diye halıyla kaplanmış. Bir nevi köşk, konak hayatının apartmana entegre edilmiş hali diyebiliriz onlarınki için. Bu aile hayatı o kadar gerçek işlenmiş ki. Sanki tanıdığım bildiğim bir aileyi ekranda seyrediyor hissine kapıldım.

 

 

Emin rolündeki Haluk Bilginer’i öylece dursa bile seyrederim. Emin’e nadiren üzülmekle birlikte ona bölüm boyu sövmemin en önemli nedeni Emin’i Haluk Bilginer’in canlandırmasıdır kesinlikle. Usta aktör yine oyunculuk dersi vermiş. Hem bambaşka bir hayata başlayan hem Alzheimer olan karakterin değişimini, dönüşümünü bize muazzam bir şekilde sunacağı besbelli. Emin oldukça dindar görünüyor. Bazı düşünceleri, yardımseverliğiyle de oldukça da takdir edilesi.

 

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir. Biz çok şükür her gün istediğimizi alıp dolabımıza koyuyoruz. Önemli olan müşkül durumda olanlara yardım etmek.”

 

Ancak aşırı boyuttaki kuralcılığı, bağnazlığı, kendi düşüncesinin en doğru olduğuna inanması, saygıyla itaati birbirine karıştırmasıyla oldukça da nefretlik bir baba. Tüm ailede onun kuralları geçiyor. Kadir hariç tüm evlatları evlenmiş, evleri ayrı bile olsa o evlerin kurallarını bile Emin’in yazdığına bahse girerim. Evlenmiş ayrı ev kurmuş görünen insanlar her akşam aynı saate aynı sofrada yemek yiyor. Hapishanedeki Kadir bile hala evindeymiş gibi, her akşam aynı saatte sofraya oturmaya, yemeğe başlamadan dua etmeye devam ediyor. Artık nasıl kafasına kazındıysa bu aile alışkanlığı. Besbelli Emin, Kadir’in belirttiği gibi hiç değişmemiş ve muhtemelen Alzheimer etkisiyle de daha da sert bir adam olmuş.

 

 

Bütün aile Emin’in kurallarına harfiyen uyuyor, onun sözünden çıkmıyor, ona karşı gelmiyor, tek bir kişi hariç: Kadir. Kadir, babasının yanlış yaptığını düşündüğü her konuda sözünü esirgemiyor, iyi de ediyor. O kardeşleri içinde tek birey olmuş kişi. Bu sadece üniversiteye gitmesinden kaynaklı değil, onun mayası böyle. Kadir Emin’e aslında çok benziyor. İkisi de kendi bildiklerinden şaşmayan, inatçı, zeki, ketum, dindar adamlar. Yalnız Emin ile Kadir’in arasında bu denli çatışma olmasına rağmen Kadir’in Emin’in karısının bile bilmediği ağabeyi Mehmet Ali’den nasıl haberi olabiliyor? Emin bu denli ketum bir adamken Kadir bunu nasıl öğrendi acaba?

 

Kadir: “Baba.”

Emin: “Söyle.”

Kadir: “Pencereleri aç da biraz hava girsin içeri. Çocuklar boğulacak yoksa burada.

Benim evim, benim kurallarım.”

Kadir: “Baba. Nefes alınmıyor, nefes”

Emin: “Bıkmadın değil mi? Akıllanasın diye…”

Kadir: “Söyle, devamını getir.”

Emin: “Tövbe estağfurullah…”

 

Kadir dört yıldır kardeşi Büşra’ya şiddet uygulayan kocasını yaraladığı için hapiste. Bayram ziyareti için izinle ailesinin yanına geliyor. Açık cezaevinde olduğu için bu mümkün. Anladığım kadarıyla olay Ahmet’in Büşra için söylediği bir cümle üzerine gelişmiş. Öğreniyoruz ki şikayet geri çekilecekken Emin buna engel oluyor. Kendince oğluna ders vermek istemiş belli ama hapiste kalması yetmezmiş gibi, ziyarete gidilmesini de yasaklamış. Böyle ders mi olur? Haksız yere hapis yatan bir adamın alabileceği tek ders bana göre öfkesini dizginlemeyi öğrenmek olur. Doğru bildiğinden şaşmak, bunu dile getirmemek ders almışlık anlamına gelmez. Bana göre sadece kendinden ödün vermek, Emin’in karşısında sinmek olur.

 

 

Kadir ile Büşra’nın ilişkisi diğer kardeşlerinden çok başka, çok samimi. Onların ağabey – kardeş ilişkisi imrenilesi şekilde yazılmış. Kadir’in Büşra’ya verdiği değeri, özeni, sevgiyi Büşra’ya Emin bile göstermemiş. Kızının kendisine hem fizyolojik hem psikolojik şiddet uygulayan adamdan boşanmasına izin vermemiş. Hayır, oğlu Servet’e gelince ilk karısından boşanmasına ses etmeyen, hatta onu aynı apartmanda yaşatıp kendi sofrasına oturtan adam neden kızına da aynı muameleyi yapmamış? Erkek boşandığında laf söz olmuyor da kadın boşandığında mı oluyor? İşte Emin gibi düşünen insanlar kadınların boşandıklarında yeniden bir evlilik hayatı kuramayacaklarına inanıyorlar ve onları bu mutsuz evliliklere mahkum ediyorlar.  Ben Büşra’nın iğrenç kocasının dediği çürük yumurta olmadığına bahse girerim. O yüzden de Kadir’in Emin’in bu kararına rağmen Büşra’nın boşanması için adım atması, bir plan kurması gerekliydi. İlla ailenin reisidir diye Emin’in her kararı doğrudur, iyidir diye bir şey olamaz. Ayrıca o Büşra’nın kendi ailesinin iç işleri, Emin kendi düşüncesiyle çelişiyor onun aile hayatına karışırken. Benim bakış açıma göre Büşra boşanınca onların yanına dönecek diye de Emin’in söz hakkı olamaz, olmamalı. Sadece tavsiye verebilir.

 

Kadir: “O kız o evde neler çekiyordu en ufak bir fikrin var mı?”

Emin: “Ben sana ne dedim. Karışma dedim. Evlilikte olur böyle şeyler dedim. İnişler olur çıkışlar olur…”

Kadir: “Kızın her yeri mordu be!”

Emin: “Ne bağırıyorsun be! Kim var senin karşında. Benim ailem benim kurallarım. Benim sözümün üstüne söyleyeceksen gideceksin kendi aileni kuracaksın.”

Kadir: “Bu benim de ailem.”

Emin: “Bu ailenin reisi benim.”

Kadir: “Biraz değişir insan be, şu kadarcık olsun değişir.”

Emin: “Ben değişmem, ben neysem oyum.”

 

İlk bölümde Kadir’in sevdiği kadın olan Sevil’in yani Beril Pozam’ın hiç sahnesi olmamasını beklemiyordum doğrusu. Bu açıdan biraz hayal kırıklığına uğradım. Açıkçası Tolga Sarıtaş – Beril Pozam uyumunun nasıl olacağını merak ediyorum. Fragmandaki sahnelerinde gördüğümüz küçük kız çocuğunun babası Kadir mi merak ediyorum. Geçmişte nasıl bir ilişkileri olduğunu, neden ayrıldıklarını merak ediyorum. İlişkileri yeniden nasıl başlayacak merak ediyorum. Umarım 2. Bölümde onları yan yana görebiliriz. Neyse en azından bu bölümde Sevil’in fotoğrafını görebildik. ^^

 

 

Kadir belli ki annesi Fazilet’in en sevdiği oğlu. Fazilet o hapiste diye dört yıldır kocasıyla konuşmuyor. Emin’in sözünden çıkmasa da ona bu şekilde sert bir tepki gösterebilmesi bile çok önemli. Kadir eve geldiğinde Fazilet’in gözleri nasıl da ışıldadı. Fazilet belli ki hakkaniyetli bir kadın. Emin’in Mehmet Ali’den kalan mirası kabul etmesinde onun söylediklerinin etkisinin de büyük olduğunu düşünüyorum. Bence haklıydı, o para o çocukların hakkı. Ancak Emin de şu sözlerinde haksız sayılmaz:

 

“Paranın kendisi bizatihi değer değildir oğlum. Para tek başına mutluluk getirmez. Hayata değer katmak istiyorsan paradan daha değerli şeyler var. Güzel ahlak, iman, tevekkül, şükür. Para mutluluk getirseydi dünyadaki bütün zenginler mutluluktan ölürdü değil mi?”

 

Çünkü şu anki durumlarından o denli bir paraya kavuştuklarında ailenin birçok üyesinin nasıl davranacağı yüzlerinden okunuyor. ^^ İkinci oğlan Servet, şu anki eşi, ilk karısından olan kızı, Yaşar’ın oğlu Kadircan ve onun küçük kızı garanti parayı görünce kayışı koparır.

Bu yüzden Emin’in kendisinde unutkanlık olduğunu fark edip bunun orada araştırılmasını istemeyişi de doğru bir karar ve ona hak veriyorum. Hastalığının Ödemiş’te duyulmasını, ailesinin de öğrenmesini istemiyor. Baksanıza Servet daha mirası duyar duymaz ağabeyi Yaşar’a babasına vasi olmaktan bahsetti. Sanki vasi olup o serveti yönetebilecek kapasitesi var da. Benim gözlemim o ailede o parayı yönetebilecek tek kişi Kadir. Emin de her ne kadar Kadir ile çatışsa da sadece ona güvenir.

 

 

“Bizi neden terk ettin Emin?”

 

Emin’in Alzheimer’ın etkisiyle sesler duyduğuna ve halüsinasyon gördüğüne tanık olduk. Tipik Alzheimer hastaları gibi de geçmişini hatırlayıp durmakta. Peki Emin’in geçmişine ait Resmiye kim? Resmiye gerçekten intihar etti edip öldü mü? Kucağındaki bebek yaşıyor mu? İlk başta aklıma bu bebeğin Kadir olabileceği geldi ancak böyle bir durumda Emin karısını aldatmış olur, bu hiç Emin’in fıtratına uygun bir durum olmaz. Yine de bu ihtimali bir kenara koyuyorum. Ancak ileride karşımıza gizli bir evlat çıkarsa güzel bir çatışma unsuruna hayır demem.

 

 

Mehmet Ali Saruhanlı ve ailesi ilk bölümde ölerek diziden çıksalar da onların da yaşantılarının temelde Emin ve ailesine benzerlikler gözden kaçmadı. Onlar da aynı köşkte geniş aile gibi yaşıyorlar ve belli ki her akşam herkesin aynı sofrada toplanması geleneği onlarda da var. Mehmet Ali modern bir hayat sürse de o da Emin gibi bayramda kurban kesiyor ve çalışanlarına bayram ikramiyesi veren, hak yemeyen bir adam. Birbirlerini hala seven Emin ile Mehmet Ali Saruhanlı yıllar önce neden küsmüşler acaba? Bu küsmede Resmiye’nin payı olabilir mi diye düşünmedim değil.

 

 

Orhan Saruhanlı’nın birliktelik yaşadığı kadını da es geçmeyelim. Her ne kadar evli olduğu için yasak bir ilişki olsa da eğer Umay gerçekten Orhan’dan hamileyse Mehmet Ali’nin mirası yasal olarak Umay’ın karnındaki bebeğe kalır. Umay’ın gözü Orhan’ın parasında değilse bile bu kadına bir akıl veren mutlaka çıkacaktır. Bakalım bu mevzu nasıl bir çatışma doğuracak?

 

 

Mehmet Ali Saruhanlı’nın ortak iş yaptığı İlhan en dikkat çekici karakterlerden biri. Gerçekten sıkı bir kötü. Kendine özgü yöntemleri, sesini kullanma şekliyle şimdiden bu yılın çok konuşulacak kötülerinden biri olacağının sinyalini verdi bize. Hakan Kurtaş’a kötü rol oynamak yakışıyor doğrusu. Kadir ile İlhan’ın karşılaşmasını ve aralarındaki enerjiyi görmeyi şimdiden dört gözle bekliyorum.

 

 

Emin, bunca yıl bir ağabeyi olduğu herkesten saklayıp soranlara isim benzerliği diyerek konuyu kapatmayı iyi başarmış. Aslında iyi de etmiş, kesin oğullarından biri gider Mehmet Ali’den para falan isterdi maazallah. Yalnız Emin hem cenazeye gidip hem saklı kalmayı nasıl düşünüyordu acaba? ^^ Ayrıca bu gerçek ortaya çıktıktan sonra “Biz bugüne kadar nasıl yaşadıysak bundan sonra da öyle yaşamaya devam edeceğiz.” demek de çok gerçekçi değil, o çocuklar şimdilik sussalar da ara ara bu taleplerini tekrarlarlardı. Sindirilmiş olmak çok para, yeni ve lüks bir hayat istemeye ve ona ulaşmaya bir adım kala vazgeçmeye engel değil.

 

 

Emin Saruhanlı ve ailesi yeni evlere ayak bastıkları sırada Güneş tutulması gerçekleşti. Ailecek merakla tutulmayı seyrettiler. Yeni evleri olan köşk karanlık oldu. Eş zamanlı olarak Ödemiş’te aile apartmanlarının önünde Kadir de tutulmayı seyretti. Bu çok başarılı bir metafor olmuş. Güneş tutulması Saruhanlı ailesinin başına gelecek felaketlerin habercisi. Zaten dizinin başında Emin’i virane haline gelmiş o evde ilerlemiş Alzheimer durumunda bir başına görmemiz de bunu doğrular nitelikte.

 

“Daha fazla bakmasak mı? Uğursuzluk falan olur maazallah. Eskiler öyle derler evladım. Yani böyle zamanlardan sonra seldir, depremdir, Allah saklasın felaketler olur.”

 

İlk bölümü beğenmiş olmakla birlikte naçizane birkaç eleştirim de olacak. Emin Saruhanlı ile ailesi görüntü ve yaşayış olarak Ödemişli, Anadolulu gibi görünseler de konuşmalarında bunu tam anlamıyla hissedemedik. En azından Emin ve Fazilet’in yöreye özgü şiveyle konuşması gerekirdi. Çünkü Ödemiş, Manisa, Aydın, Denizli bölgelerimizdeki yerel halk şiveli konuşmakta.

Dizinin renkleri oldukça soğuk ve sanki görüntüler de biraz bulanık gibi. Kamera da çok fazla sallanıyor, göz görüyor. Bu durumun çözülmesi dizinin lehine olacaktır.

Bakalım yeni hayatlarında Saruhanlı ailesi neler yaşayacak? Aile üyelerinin ilişkileri ne hale evirilecek? Para aileye mutluluk getirecek mi? Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler Baba’nın ilk bölümünü nasıl buldunuz?

Eminim pek çok seyirci “Baba dizisi Ödemiş’te mi çekildi?” diye merak etmiştir. Baba dizisi Ödemiş’te değil, Yalova’da çekilmiştir.

Baba 1. Bölümde çalan şarkı: Zülfü Livaneli – Sürü

 

YORUM

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
Poldark
POLDARK – Eve Dönüş
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap