İzledim

AŞK MANTIK İNTİKAM – His Hala Aynı da Yol Hala Ayrı mı?

Aşk Mantık İntikam 8. Bölüm reytinglerinde totalde yine zirvede. Üstelik tüm gruplarda yükselen reytingleri ile;  Total’de 4,90 reyting ile birinci olurken, AB’de 3,01 reyting  ve ABC1’de de 4,10 reytingle iki grupta da gün 2.’si oldu. Bölüm yorumu  Kore‘den. Keyifli okumalar…

Bir ev düşünün tüm felaketler, tüm göz yaşları, tüm hayal kırıklıkları birkaç süslü sevgi sözcüğü ile örtülebiliyor olsun.  Peki örtülebiliyor ama geçiyor mu? Geçiyorsa kimin için geçiyor. Bir türlü sonlandırmayı başaramadığımız toksit ilişkilerimiz çocuklarımıza ne yapıyor?

Kendi hatalarımızı düzeltmekten hatta düzeltmeye bile niyet etmekten aciz olan bizler o hataları çocuklarımızda temize çekmeye çalışıyoruz. Onları kendi olamadığımız kişi olmaya yönlendirirken de aslında onlara kederli bir kader bağışlıyoruz. Çünkü bizim yükümüzü alıyorlar. Oysa kendi hataları ve kendi yükleri olmalı ama biz bagajı çoktan doldurmuş olarak veriyoruz onlara. Bu bana hep ailedeki ölmüş birinin adını yaşatmak için çocuğuna veren kişileri hatırlatır sanki onun kaderini onu bağışlamak gibi.

Ne gerek var?  Neden kabul edemiyoruz, herkesin tek ve biricik olduğu kendi yolları kendi hataları kendi yaraları olacağını. Hayat zaten yeteri kadar zorken tek kişinin yükü ve yaraları zaten ağırken neden kendi yaralarımızı da veriyoruz. Sen sarmak için iyileştirmek için kendini ne yaptın ki kendi yapamadığını çocuğundan bekliyorsun.

Annesi tarafından kendi yaptığı hataları yapmasın diye kuleye kapatılmış bir küçük Rapunzel Esra. Duvarları babasının her şeyi yıkıp yıkıp süslü kelimelerle onardığını zannettiği taşlardan örülmüş. Annesinin affedişleri ile sıvanmış. Zaman geçmiş Esra giderek kuleden inmeye korkar olmuş. Zaten nasıl ineceğini de bilmiyor inecek bir yolda yok. Ayaklarına değecek toprağı, yaşatacağı hissi hayal etse merak etse bile cesaret edememiş. Sesini kimse duymamış (aslında birisi duyuyor artık ama istediği o değil ) duysa da zaten ona uzatacak saçları yokmuş. Prensin bir yol bulması gerekiyormuş ama daha onu görüp duymayan birisi nasıl bir yol bulabilirmiş ki. Pes etmiş Rapunzel kendisine kulesinde hapsolduğu dünyayı seçmiş. Görünmek için bu kadar hırpalanmadığı yalnız ama daha güvenli bir dünya.

 

 

 

Bu yüzden bu iki gidiş arasında hiçbir fark yok. Sesini duymayan, yaptıklarını görmeyen görünmedikçe değersiz hissettiği sevilmemekten korktuğu, sevilmediğini düşündüğü adamdan kaçıyor.

 

“Tüm o şirketin senin için her şeyden önemli değil mi”

“Sen bütün Türkiye ile iyisin bir benimle kötüsün”

“İstediğinde kibar olabiliyor ama bana gelince büyük büyük laflar”

 

Laflarının Esra’nın içinde bağırdığı bir korkusu var. Geçmişte de onu koparan ve bugüne taşıdığı bir korku. Sevdiğini, aşkının boyutunu kabul etmekten korkuyor çünkü Ozanın hayatında aynı karşılığı bulamayacağına onun önceliği olmadığına inanıyor. Hamile olduğunu bile öncelik olmadığına inanıp söylediğinde Ozanın yüzünde göreceği ifadeden korktuğu için söyleyemediğine eminim. Kendisine bir hayal kırıklığı daha yaşatamadı. Bu yüzdende Ozan için gösterdiği tüm o aşırı çabaya başka isimler verdi. Olağanüstü bir şekilde onun hayalleri için çabalarken ben aşık değilim ki bunların hepsini şu bu sebepten yapıyorum diye her birinin üstüne başka etiketler yapıştırdı. Kızamıyorum çünkü böyle zannetmesine yetecek her şey var ortada maalesef, bu yüzden sadece onun için üzülüyorum.

Hiç görünmüyor gerçekten yaptıkları, hep söylemesi bekleniyor, hep anlatması anlattığında çok dinlenmiş gibi. Peki beni sadece konuştuğumda anlayacak birini ne yapayım. Suskunluklarımdan tanımayacak birini. Ozan maalesef şu an bu durumda tüm bölüm ne oldu ne oldu diye sorması bu yüzden Esra’yı ve suskunluklarını tanımıyor. Sadece öyle olsa iyi Esra’nın kelimelerini de tanımıyor Ozan tanısa konuştuklarının altındaki bağıran acıları duyabilirdi.

Ama keşke artık hep kısa çöpü alıp eline kendisini korkularına kurban etmekten vazgeçsen Esra. En azından bir kuraya girip şansını denesen. Belki de bu sefer sen çekmeyeceksin kısa çöpü. Bu gönüllülük niye.

 

 

Esra aşkının aynı şiddette karşılık bulmadığından bulmayacağından korka dursun. Biz bu dünyada Ozan’ın bağ kurduğu ve cümle mahlukattan tek kişinin Esra olduğunu hem kendisinin hem annesinin ağzından onamış olduk. Ozan annesi kardeşi dahil başka kimsenin kendisine ulaşmasına izin vermeyen dünyada sadece Esra’nın uzattığı eli tutmuş birisi. Bu hayata onunla tutunmuş. Bu dünyada acısını dindirecek güce sahip olan tek kişi. O yüzden belki bunca zaman yaralı hayvan gibi saldırması.

O yüzden annesinin bile acısını dindirmeye yetmeyeceği bu adamın etrafına saçtığı nezaket sadece gizlenmiş bir samimiyetsizlik. Ne kadar umursamadığını hissettirmemek için takındığı bir maske. Çağla ile iletişim-sizliğinin beni anlık germekten öteye gidememesinin sebebi bu hatta bazen gülüp utanıyorum Çağla ve Ozan adına. Giderek yakınlaştığını zanneden Çağla arada asla aşamayacağı uçurumlar olduğunu bilse ne yapar. Nasıl anlatayım. Mesela Çınar’ın Esra için savaşmasının bir anlamı olacak. Esra da tabi ki ona karşılık verecek Ozan’dan başkasını sevecek değil ama Esra Çınar’a aşık olmasa da değer verebilir onun mizacı yapısı böyle. Bu yüzden onların sahneleri hep daha samimi çünkü gerçek. Ama Ozan’ın hiç umurunda olmayacak çünkü onun doğasında yok adamın. Habitatı sadece Esra’dan oluşan birisi. Hal böyle olunca da Çağla’nın zamanı gelince kendisine özel bir ilgi sandığı bu kibarlık maskesi kalktığında yaşayacağı şoku merakla bekliyorum. Çağla zamanı geldiğinde sen kimsin ki senin ya da dünyanın kalanının ne önemi var benim gözümde sanıyorsun tadında bir ayar yiyecek.

Maalesef Ozan’ında geçmişinden bugüne taşıdığı hatası Esra’yı görmemek ve bu ilişkiyi kendi kafasının içinde yaşamak. Bu bölümde Ozan değer verildiğini anladığı anda kendi kafasında işleri yoluna koymuştu çoktan. Esra ile yeni bir yola girmiş falan. Esra ise bambaşka bir yerde. Yine Esra’yı üzen şeyleri göremedi bu yüzden. İşte en başından beri bu ilişkiyi ve evliliği bu şekilde yaşamış Esra’yı bir biblo gibi vitrininin en güzel yerine koyup sabah akşam önünde ibadet etmiş. Duaları duyulduğunda yine o bibloya teşekkür etmiş duyulmadığında hakaret etmiş çarpıldığını bile anlamamış bu yüzden hiç tövbe etmemiş ve tüm bunları yaparken yanı başındaki gerçek Esra’yı görememiş bir adam Ozan.

“Seninle mezarda bile yan yana yatmam” diyen adam, “dizimde yattıysan ne olmuş” diyen adam oldu o kadar ilerledi ama nerde, kendi kafasında. Ozan bu işi davranışlarına dökmeyi öğrenmeli sanırım bunu da Çınar ile görecek.

 

 

Birde şöyle bir şey var Esra’ya davranışları açısından bir eski Ozan var, bir yeni Ozan. Belki şimdikinin aşkı çok daha gerçek ve yoğundur onu bilemem ama bu kabalık, başkalarına kibarken Esra’yı incitiyor. Biz insanlarla bağ kuramadığı zaten umurunda da olmadığı için belli nezaket kurallarına sığındığını anlıyoruz ama Esra zaten hayatında hiçbir zaman öncelik olamadığını düşünüyor.  Sevilmediğini düşünmesinin sebeplerinden biriside bu. Sevseydi eskisi gibi ya da daha yumuşak davranırdı diye düşünüyor çünkü kendisi Ozan’ı incitemiyor. Hiçbir zaman yapamamış acı çekmekten korkan bu kadın Ozanın çektiği acıları dindiren tek kişi öyle ki çekmesi muhtemel acıların bile önüne kendisini siper etmiş.

Ama yine de aşkının farkına vardıkça daha doğrusu kabullendikçe. Kendi ufacık şeylerden incinişinde Ozan’ı incitmelerini de anlıyor yavaş yavaş. Yoksa daha 8 yaşında bir önceki günden korktuğu için o sabaha Ozan’ a daha kötü davranan Esra’dan çok farklı da değil Ozan.

Rapunzel masalı şöyle bitiyor “rapunzel’in gözyaşları prensin gözüne gelince prensin kör olan gözleri açılmış.”  Dilerim yaralarını artık saklayamayan öylece ortada duran Esra da Ozan’ın gözlerini açar.

 

 

Bu minicik hediye seçme sahnesi o kadar güzel detaylarla donatılmış ki. İnanılmaz beğendim. Sırayla gidelim. Çağla açmış ekranı Ozan’a saat seçmeye çalışıyor. Ekranda 3 tane saat var ama Çağla sadece ikisini beğenmiş ve ikisi arasında seçim yapmaya çalışıyor. Esra yanına geldiğinde dünyadaki her sıradan insan gibi gayet sıradan bir şekilde fikir istiyor (  evet fikir sormasının bu kadar abartılmasına gülüyorum) Esra’dan iki saatten birini seçmesini istiyor bakın kenarda 3. Saat asla Çağlanın seçeneği olmayacak. Ama Esra saatin Ozan’a gittiğini anladığında diğer ikisini direk eleyerek Çağla’nın hiç ihtimalleri arasına almadığı saati seçiyor.

Sonrasında “sen beni gerçekten tanıyorsun Çağla” cümlesini duyuyoruz ama hiç rahatsız etmiyor. Çünkü bize diyor ki Çağla Ozan’ı zerre kadar tanımıyor. Bu durumda Çağla’nın bir profile hayalindeki bir resme tutulduğu gerçeğini de onaylamış oluyorlar.

Esra’nın buradaki cool dürüstlüğü bana Ozan’ın Çınar’a “bu yaştan sonra bu duyguların ne olduğunu da ben söylemeyeyim sana” cümlesini hatırlattı. Ozan ve Esra içleri acısa da dürüst insanlar.

 

 

 

“Sen hiç aşık oldun mu Çınar?”

 

Tabi ben cümleyi duyduğum anda kafamda Yasemin’in sesi ile Necdet diyerek tamamladım ve için acıdı. Bazen isimler değişir hikayeler aynıdır hayatta olduğu gibi. Çınar ve Ozan’ın evdeki oyun sahnesinden sonra gelen en mükemmel sahneydi her bir kelimesi ve mimiğinin altı dolu. Müthiş bir zıtlık ve uyum var.

Ozan için Çağla’ya hediye seçmiş üzgün üzgün yemek yiyen Esra var. Çınar hemen anlıyor gözlerindeki incinmeyi, Esra ise yorgunum diyor. Ama Çınar, Esra’nın yorgunluğu ile üzüntüsünü ayırt edebilecek kadar net görüyor Esra’yı ama üstelemiyor. Çünkü Esra’nın kendisi istemeden anlatmayacak biri olduğunu anlamış çoktan. Esra birkaç saniye sonra “Çınar” diye seslendiğinde Çınar baş eğişiyle biliyorum bir derdin olduğunu hadi söyle bakalım diyor. Ama ürkütmeden kucak açarak. Bu yüzden Esra’nın Zeynep yerine Çınar ile dertleşmesini tercih ederim. Zeynep çok yorucu bir arkadaş sadece damarına basıp yoruyor Esra’yı. Çınar’ın buradaki Esra’nın nasıl açılacağını bilen ne ısrar, ne kıstırmaya çalışmayan ifadesi çözüyor Esra’yı hemen. Çok tatlı bir başlangıç sohbet için.

Sonrası tam bir şölen…

 

-Sen hiç aşık oldun mu? (damdan düşenin halini damdan düşen anlar malum)

-Galiba oldum diyebilirim.  (İnsanın sesinin eli ayağı dolaşır mı Çınar’ın dolaştı vallahi. Çok yeni henüz içimdeki aşk ama oldum mu oldum)

-Peki onun bundan haberi var mıydı?  (Kendisini hiç görmeyen adam aşkını da görmüyor)

-Yok hiçbir fikri yok şu an. (Aşkı görülmeyen kadın, kendisine duyulan aşkı da görmüyor. Ama bu görülmeyiş ancak bu kadar yüce gönüllükle kabullenilir. Hem henüz hiçbir şey bitmedi )

-Haberi yok yani belki senin gibi hissetmeyecek, belki senin duygularına karşılık vermeyecek üzülmeyecek misin? (Ah be canım birini sevmek acıyı da kabullenmektir)

-Ben şu an onu sevmekle meşgulüm. Tadını çıkartıyorum. İnsan düşünüyor tabi karşılık alamazsam ne olur falan ama sonra düşünüyorum kendi kendime diyorum sonuçta ben kolay kolay vazgeçmeyeceğim. (Esra’nın hemen umutsuzluğa düşen doğasının tersine Çınar düşmüyor)

-Kim bu şanslı kız? (bence de şanslı)

-Yakında öğreneceksin bence çok sürmez. (benim içimde tutma kapasitem sınırlı )

 

İki tane aşka yeni düşmüş genç. Daha doğrusu Esra bunu yeni kabullendiği için onunkine yeni diyorum. Anlayışları birbirlerinin tam zıttı bu yüzdende tamamlayıcılıkları mükemmel. Birisi aşktan kırılmaktan ölesiye korkuyor ve kaçmak istiyor. Diğeri her türlü iyi kötü ihtimalin olduğu üstelik şu an için durumun pek parlak görünmediği bu denize hiç korkmadan atlamaya hazır.  Üstelik bırak kaçmak istemeyi vazgeçmeyeceğim diyor. Esra ve Ozan’ın birbirlerini sevmeyi Çınar’dan öğreneceklerini görüyoruz. Ama benim Ozan ve Esra’yı artık açık açık şüphelenirken yakında anladığında bu sorularında sorulma amacını fark edecek olan Çınar’a çok için acıyor. İlk aşk, ilk kalp kırıklığı.

 

YORUM

Aşk Mantık İntikam 8. Bölümden Kısa Kısa:

 

– En başından beri Zümrüt ve Esra’nın birbirlerine benzedikleri teorimiz doğrulandı. İçlerindeki acıyı farklı bir imajla ama aynı yolla gölgeliyorlar.

-Menekşe’nin de Ozan’ı neden bu kadar sevdiğini anlaşıldı. Damadı da kendisi kadar kör olduğu için sanırım.

-Çağla’nın hediye verme sahnesinde Çağla-Ozan ile Çağla –Esra durumlarının ne kadar farklı olduğu. Çağla ve Çınar’ın aşklarının farklılığı çok net ortaya koyuldu. Çağla Ozanı hiç tanımıyor ve bu yüzden aşk değil daha çok bir hedef Ozan onun için. Giderek de kazanma konusunda hırslanacağı bir hedef. Ama Çınar Esra’nın bir bakışı ile içini görebiliyor yorgun mu, üzgün mü ayırt edebiliyor. O yüzden onun sevgisi gerçek ve daha yapıcı olacaktır zaten karakteri de bir şey olmadığında dağıtan değil bir adım geri alıp daha toparlayıcı adım atmaya yönelik olarak tanıdık. Ozan ile mücadele edecektir sonuna kadar ki etsinde bazılarının buna ihtiyacı var ama Esra ile arasını bozup onu kenara alan bir düşünce tarzı yok tam tersine ona odaklı.

Bu yüzden bir hediye alma alışverişi de Çınar ve Esra arasında bekliyorum. Onlar bu farkı göstermek için yardımsız biçimde birbirlerinin seveceği şeyleri bulabileceklerdir.

-Çağla dergi kapağı yapma işini kendisi ayarlamış hatta baya uğraşmış ama yine onlar istedi diye yalan söyledi ve yine sormadan hareket etti.

-Ozan’ın babasının bahsinin çok geçmesi ve Menekşe’nin aldatma şüphesinin Zümrüt’ün yarasını açması ile babanın yakında piste çıkacağını düşündüm. Ozandaki bu terkedilme travmasını bir an önce çözüp Esra’ya bu konuda birkaç açıklama yaptırsak iyi olur. Gitmesinin onu sevmeyişi ile ya da para ile alakalı olmadığını her hâlükârda gidecek oluşunu.

– Esra ikidir Ozan uyurken dökülüyor. Sıra Ozan’a ne zaman gelir ki? Bence bizim her bölüm Ozan’a aşırı sempatiden gözümüz çıkmaz. Zaten kendisi ile zor bir ilişkimiz var

-Çınar, resmen Ozan ve Esra’nın geceyi birlikte geçirmiş olabileceğinden şüphelendi. İkisi de ulaşılamaz olunca ve bunu Çağlaya çaktırmadan kontrol etti. Daha sonrasında ikilimiz ayrı ayrı yalanları attı. Ortada Ozan’da kalmış bir bileklik var onda kalsın bakıp bakıp ağlasın, umurum değil de. Bunlar birleşip yakında Çınarı uyandıracak gibi. Bölüm fotosunda Çağla görüyor diyene kadar ben gelişime ve en başından hep fark edişine bakarak bizde ilk Çınar anlayacak diye düşündüm. Sanırım öyle olacak.  Üstelik ilk anlayacağı da arkadaşının aşkını çalması olacaktır.

 

Göz atmanızı öneririz: Aşk Mantık İntikam Bölüm Yorumları

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap