İzledim

ARIZA – Ölüm Bile Ayıramayacak Bizi

Arıza 23. bölümde Total’de 5.66 reyting ile 4. , AB’de 4.22 reyting ile 6., ABC1’de 4.72 reyting ile 6.oldu. Bölüm izlenimleri konuk yazar Gözde‘nin kaleminden. Keyifli okumalar ^^

Geçtiğimiz haftaki eleştiri dolu yazımdan sonra bu hafta yine bölümü övmek için geçtim bilgisayar başına. Ama en çok başrollerimiz Tolga Sarıtaş ve Ayça Ayşin Turan’ı öveceğim. Çünkü bölümün öne çıkanı onların performanslarıydı. Özellikle Tolga Sarıtaş, Ali Rıza’nın dakikalar geçtikçe katmerlenen acısını bize mükemmel yansıttı. Onun aşkının ömürlük olduğunu, sevdiği için gözünü kırpmadan canını feda edebileceğini gördük. Bunun lafta değil, gerçek olduğuna şahit olduk. Evet, 17. Bölümün sonunda takas sahnesinde de bunu bize hissettirmişti ama o zamanki durum başkaydı, orada Burak’ın kendisini öldürmemesi için bir planı vardı. Ama şimdi her şey beklemediği şekilde gelişti.

 

 

Tahmin ettiğim gibi Halide’nin nasıl kaçırıldığını bu hafta flashbackle gördük. Ben Muzaffer kaçırmıştır diye tahminde bulunmuştum ama bunu söylerken şunu atlamışım: Muzaffer’in bir kez daha bunu yapmak için bir sebebi olmadığını. Zaten İhtiyar geldikten sonra da onun müstakbel gelinine bunu yapmaz. Hele ki Ali Rıza tam olarak masanın kılıcı gibi davranıyorken.

Uzunca bir süre dizide güçlü bir düşman eksikliğinden yakınmıştım. Cabir gibi, Numan gibi kısa süreli düşmanlarımız oluyordu. Şimdi Balaban’ın gelişiyle bu açık kapandı. Ali Rıza ve Burak’ın onu alıp İhtiyar’a teslim edebilmiş olmaları bunu değiştirmez. Çünkü Balaban’ı o istemeden kimse kolay kolay olduğu yerden alıp götüremez. Balaban, Halide’nin kaçırılma sürecini de o kadar başarılı yürüttü ki başta Rusların onu kaçırdığına bizi inandırdı ve finale kadar hep doğru hamleler yaptı. Sergei bile kullanıldığının farkına varamadı ve bu oyunda harcanan oldu.

 

Arıza çift Halide ve Ali Rıza

 

Bölümde aksiyon sahnelerinin sayıca fazlalığı, iyi çekilmiş olması dışında dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? Ali Rıza’nın yanında Kara Hasan ve Ramço yoktu, sadece Ferit vardı. Senaristler sesimizi duymuş.^^ Ama Ramço’nun diziden temelli çıkması gerekli miydi başkaları dururken?

Fuat’ı vurduğu bölümde görmüştük Halide’ye arızaya bağlamak çok yakışıyor. Ona yemek getiren adama tekme atıp ne güzel geçirdi kafasına tepsiyi. Keşke elindeki silahla Balaban’ı da vursaydı. Ne de olsa ailesinin katillerinden biri, onu vurmak Halide’ye düşer. Halide’ye sadece aşk ve dram sahneleri değil böyle aksiyon sahneleri de yazılmalı bol bol. Ali Rıza ile sırt sırta çatışmalılar tıpkı Bonnie ve Clyde gibi. Hayali bile ne kadar güzel değil mi? ^^

 

 

Geçen haftaki yazıda evlilik teklifi sahnesinden hemen ertesi sabaha geçmemizi eleştirmiştim. Hatta şarkı söyleme sahnesi de kutlamanın bir parçası olmalı demiştim. Sahnenin devamını bu haftaya saklamış senaristlerimiz, hemen gönlümü aldılar. Böylece Ali Rıza’nın bu teklifi ne kadar isteyerek, planlayarak yaptığını gören hiç kimsenin kafasında bir soru işareti kalmamıştır. Ah Ali Rıza’m arada odun olsan da aşkla değişebilmenin en güzel örneğisin. Üstelik teklifin kutlaması gerektiğini düşünebilecek kadar da anlıyorsun aslında bu romantizm işlerinden. Ali Rıza Bey okuduğunuz hangi kitaptan öğrendiniz bu kadar romantik olmayı? Ali Rıza’nın da dediği gibi takside tanışan bir çifte takside evlenme teklifi yakışırdı. Yalnız maşallah bir şeye alıştı mı onu bırakmayan Ali Rıza, Halide ile öpüşmeye iyi alıştı. Bulduğu her fırsatta öpüşüyor çiftimiz. ^^

 

Ali Rıza: “Aşk böyle bir şeymiş işte. İnsana yapmam dediği ne varsa yaptırıyormuş. Haydi bunu kutlayalım.”

Halide: “Nasıl?”

Ali Rıza: “İnsan neyi eksikse ona içermiş. Ben bu gece sayende tamamlandım Halide. Onun için sana içiyoruz.”

 

Halide ile Ali Rıza’nın evlilik, aile, çocuk hayalleri ne kadar güzeldi. Ali Rıza da maşallah nerdeyse bir düzine çocuk isteyecek. Ama hepsi kız. Sanırsın kız voleybol takımı kuracak. ^^ Halide’yi o kadar seviyor ki anneleri gibi kızları olsun istiyor. Ama Halide de babalarını çok seviyor, o da erkek istiyor. Bu hayalleri yarım kalmaz da inşallah ArHal’ı çocuklarıyla mutlu bir aile olarak görebiliriz.

Halide’nin Ali Rıza teknede onu bırakıp gittiği için anlatamadığı sırrı beni çok etkiledi. Yakınlarını, hele böyle gözünün önünde kaybedince insanda tüm sevdiklerimi kaybedeceğim travması oluşması kadar doğal bir şey yok. Bunun için terapiste gitmesi de bir sır olmamalı, profesyonel yardıma ihtiyaç duymak bu kadar büyük bir kayıpta çok doğal. İnsan böyle durumlarda kendini kapayabiliyor, en yakınlarınız bile size ulaşamadıklarını düşünebiliyor. Ama bunu Ali Rıza ile paylaşması önemli. Ali Rıza onun kendisinden haber alamadığı durumlarda ne hissettiğini şimdi daha iyi anlayacak, onunla empati yapabilecek.

 

Ali Rıza: “Biz beraber yaşlanacağız Halide. Hayatımın sonuna kadar seni seveceğim. Eğer bu dediklerimi unutur, vazgeçersem…”

Halide: “Ali Rıza. Kötüyü düşünme. Çağırma. Senin de dediğin gibi biz çok mutlu olacağız. Ölüm bile ayıramayacak bizi.”

 

Yalnız Halide’nin ölüm ve sevdiklerini kaybetme korkusu bana kesin başına bunlar gelecek dedirtti. Finalde Ali Rıza’nın ölümünün ardından tek başına çocuklarını büyüten bir Halide görürsek hiç şaşırmam.

 

 

Ali Rıza çok fazla konuşmadan bize sadece gözleriyle, mimikleriyle acısını hissettirdi. Durduğu yere sığamadı, ne yapacağını bilemeden gözyaşlarını içine akıttı, onu kurtarmak için varını yoğunu ortaya koydu. Bir de bunun üzerine Halide’yi koruyamadı diye Haşmet tarafından azarlandı ya… Ah Haşmet bunu baba olarak endişene veriyorum, Ali Rıza hiç hak etmedi bu muameleyi. Ama Haşmet de Ali Rıza’nın öfkelenip söyledikleriyle o an anladı hatalı davrandığını. Çünkü böyle birbirlerini yiyeceklerine, ortak hareket etmeleri gerekiyordu.

 

Haşmet: “Nerede kızım, buldun mu?”

Ali Rıza: “Yok burada değil.”

Haşmet: Bu muydu planın? Böyle mi koruyacaksın Halide’yi?”

Ali Rıza: “Yapma. Yapma.”

Haşmet: “Neyi yapma? Kızımı sana emanet ettim. Hata mı ettim Ali Rıza? Böyle mi sahip çıkıyorsun?”

Ali Rıza: “Ya ne diyorsun? Ben canımdan çok seviyorum Halide’yi. Saçının teline zarar gelecek diye gözüme uyku girmiyor benim. Bir tek senin mi canın yanıyor? Bir tek sana mı zor?”

 

Rukiye: “Sabah mutlaka Güneş doğacak oğlum.”

 

İyi ki günün sonunda Ali Rıza’nın yanında Rukiye gibi ona sadece sımsıkı sarılarak destek olan annesi vardı. Bu sahneden sonra bir kez daha “Ali Rıza’nın annesi ne olursa olsun Rukiye’dir.” dedim. Mert’in de az ama öz konuşarak onu teselli etmesini sevdim. Düğün hayalleri Ali Rıza’ya bayağı moral oldu.

 

 

Ali Rıza’nın Sergei’nin testi için gözünü kırpmadan başına silahı dayadığı ve Halide’nin bunu görüntülü konuşmayla seyrettiği sahneyi Ramo’dan çaldığımızı söylemişler. Halbuki bu daha önce Ezel dahil pek çok dizide gördüğümüz bir sahne. Çukur’da da böyle bir güven testi var. Tabii Ali Rıza’nın aşkının böyle testlere ihtiyacı yok benim gözümde. Açıkçası ben tetiği çekecek ama bir şekilde silah patlamayacak diye beklemiştim. Sonunu bilsem de yine de bizi geren bir sahne çekilmiş. Haşmet de gözünün önünde gerçekleşen bu andan sonra damadına sahip çıksın.

 

 

Bu bölüm Ali Rıza’ya söyledikleriyle Ferit için ayrı bir paragraf açmak lazım. Gözünün önünde sevdiğini kaybetmek kadar acı bir şey yok. Sevgili, eş, anne, baba, kardeş hiç fark etmez. Ve o an istesen de hiç unutulmuyor. Ferit’in acısı hala o kadar taze ki ona bunu hatırlatacak her an yarası yeniden kanıyor. Seyretmekten hiç hazzetmediğim karakterler yerine Ferit’in dramını seyretmeyi tercih ederim.

 

 

Burak’ın Halide’den vazgeçtiğine inanan var mıydı? Ben bir an olsun ona olan takıntısından vazgeçtiğine inanmadım. Kendi menfaati ve psikolojik desteğe ihtiyacı olduğu için Derya ile beraber. Ama en azından kendisi seviyor diye Halide’nin de onu sevmek zorunda olmadığını kavramış, buna da şükür. En azından Halide’nin onun kırmızı çizgisi olması Ali Rıza birlik olmasını hayal ettiğim Balaban’dan onu uzaklaştırdı. Gerçi bu kaçırma olayından sonra Ali Rıza-Balaban ikilisi de hayal oldu.

Burak, Füsun’un söyledikleri yüzünden Murat’a biat etti. Murat’ın hala kafasında bir gün yerini Burak’a bırakmak olduğunu öğrenmese hala ağabeyinin karşısında durmaya devam edecekti. Bence Murat, onun koşulunu da aslında kabul etmedi, sadece onu yanında tutmak için yalan söyledi. Ve bir gün koltuğunu bırakmak gibi bir niyeti yok. Yalnız inanabiliyor musunuz Füsun’a bu hafta başka replikler yazılmış. Bir an yanlış duydum sandım. ^^

 

 

Mithat, Burak ile mallar için hem yanlış bir anlaşma yaptı hem de bunu ortaya çıkardı diye Melek’ten boşanmaya kalkıyor. Bence kendi kaybeder. Onun güçlü olmasında Melek’in etkisi çok büyük. Haşmet ile müttefik olduğunu söyleyip sonra kıskançlığa düşüp yanlış yollara sapan kendisi. Haşmet’e yanlış yapan Fuat’ın sonunu gördük. Ayrıca onu şimdilik İhtiyar’a satmayan Burak’ın daha sonra satmayacağı ne malum? Burak’a hiç güvenmiyorum.

Balaban, Halide’ye Ali Rıza’nın babasıyla ilgili gerçekleri öğrendiği video kaydını seyrettirdi. Ama Halide’nin tepkisi hiç beklediğim gibi olmadı. Demek ki Halide asla Ali Rıza’yı babasının yaptıklarından dolayı suçlamayacak, ondan bu yüzden ayrılmaya kalkmayacak. Kendisinden bunu sakladığını da düşünmemeli, çünkü Ali Rıza emin olduğunda bunu ona açıklayacağını ima etmişti zaten. Aksine kendisi Ali Rıza’nın emanet olduğu gerçeği sakladığı için bir ayrılık bekliyorum ben.

 

“Ne yani sadece ismi geçiyor diye sana inanacağımı mı düşünüyorsun?”

 

İhtiyar bekleneni veremedi eleştirileri vardı bölüm sonu sosyal medyada. Karakter diziye gelmeden önce bize müthiş bir güç olarak lanse edilmişti. Peki ne oldu da Balaban’ı kendisi yakalayamayıp Burak’a yakalattı? Bence bu Burak’ın Balaban ile olan iş birliğinden emin olmak içindi. Yoksa koskoca İhtiyar pekala Balaban’ın yerini önünde sonunda bulurdu.

 

 

Peki Balaban’a neden bu kadar müsamaha gösteriyor? Onun arkasında Mehmet Emin olduğunu ve Balaban’a vereceği tavizlerle onun saklandığı inden çıkacağını düşünüyor olmalı. Bakarsınız çok yakında Konsorsiyum’da Balaban’a verilen koltukta oturmak için birdenbire Mehmet Emin çıkagelir. Bence Balaban’ın özgüveni sadece sokaklarda yaşamasından kaynaklı değil zaten, Mehmet Emin’in de bu özgüvene katkısı büyük.

 

 

Meğer İhtiyar, Ali Rıza’nın öz oğlu olduğunu biliyormuş. E biz zaten çoktan anlamıştık. Safir’in Ali Rıza’yı İhtiyar’a benzettiği o konuşmayla da kesinleşmişti benim için. Zaten Ali Rıza’nın Halide’yi kurtarmak için ona ait silahları kullandığı planına da çok fazla düşünmeden izin vermesi, yani ona olan bu güveni de bunun bir göstergesiydi.

 

İhtiyar: “Balaban’a bu gücü veremem. Bana böyle boyun eğdirmelerine izin veremem.”

Muzaffer: “Neye izin vereceksiniz, Ali Rıza’nın ölmesine mi?”

İhtiyar: “Muzaffer, bu bir blöf. Yapmayacaklar. Blöf.”

Muzaffer: “Ya değilse? Ya o bomba patlarsa?”

İhtiyar: “Hayır. Patlamayacak. Biliyorum.”

Muzaffer: “Bergüzar Hanım, Ali Rıza sizin oğlunuz. Hem de öz oğlunuz. Ali Rıza’nın ölmesine izin veremezsiniz.”

 

O zaman soralım: Bergüzar, Ali Rıza’nın kendi oğlu olduğunu ne zamandan beri biliyor? Bunca yıl neden oğluna kavuşmak için bir şey yapmadı? Mehmet Emin, neden Ali Rıza’yı annesinden ayırıp emniyette bulduğu bir bebekmiş gibi kendi evine getirdi? Muzaffer, Ali Rıza’yı onun isteğiyle mi devlet için çalışacaksın diye kandırıp bu dünyanın içine soktu?  Bergüzar ,neden Ali Rıza’nın yanında sanki oğlu değilmiş gibi ruhsuz davranıyor? Ali Rıza ile Halide patlamak üzere olan bir bombayla baş başayken nasıl hiç telaşlanmayıp bunun bir blöf olduğunu söyleyebiliyor? Neyse ki Muzaffer, Ali Rıza’nın öz oğlu olduğunu ona hatırlatınca gardını düşürdü de anneliğini hissedebildik. Yani Bergüzar aslında kırılgan, yaralı bir kadın ama İhtiyar olarak bunu gizlemek zorunda. O yüzden de sakin, kudretli, kendinden emin bir profil çiziyor.

 

Aşk engel tanımaz.

 

Ali Rıza, Halide’yi üzerinde patlamak üzere olan bir bombayla buldu. Ben de İhtiyar gibi bunun bir blöf olduğunu düşündüm. Ama bu bir dizi olmasaydı ya da final bölümü olsaydı o bomba kesin patlardı. Ali Rıza’nın bombayı durdurmak için Muzaffer’den yardım istemesi ile Halide onu görmüş oldu. Bakalım Ali Rıza, onunla ilgili gerçeği açıklayacak mı? Muzaffer ile aralarının düzelebileceğini düşünüyorum.

 

Halide: “Ali Rıza. Ali Rıza. Ali Rıza, eğer beni birazcık sevdiysen ne olursun git buradan. Sana yalvarıyorum git buradan. Ne olursun git buradan. Sana yalvarıyorum Ali Rıza.”

Ali Rıza: “Halide sen yaşamayacaksan ben zaten yaşayamam. Buradayım.”

Halide: “Ali Rıza bak bana bunu yapma. Ne olursun, sana yalvarıyorum bana bunu yapma. Aileni düşün, anneni düşün, kardeşlerini düşün, onlar için git buradan lütfen. Sana yalvarıyorum onlar için git.”

Ali Rıza: “Halide hiçbir şey umurumda değil hiçbir şey. Ben buradayım seninleyim. Öleceksek beraber öleceğiz.”

Ali Rıza: “Halide’m.”

Halide: “Ali Rıza yapma. Yapma. En azından senin yaşadığı bileceğim. Yapma. Ne olursun git buradan. Sana yalvarıyorum.”

Ali Rıza: “Hani taksideyken sana demiştim ya, ölürken ellerini tutmak istiyorum diye. Biraz erken oldu ama. Olsun, sözümü tutuyorum.”

Halide: “Hala vaktin var. Git buradan sana yalvarıyorum. Git buradan lütfen.”

Ali Rıza: “Bana son sözün bu mu?”

Halide: “Seni çok seviyorum.”

Ali Rıza: “Seni çok seviyorum. Kimsenin sevemeyeceği kadar.”

Halide: “Ali Rıza…”

Ali Rıza: “Halide…”

 

En başta da belirttiğim gibi bombaya rağmen kendi canını hiçe sayıp Halide’yi orda bir başına bırakmaması, hatta gelip ellerini tutması, belki de son kez onun için gözyaşlarını akıtmasıyla Ali Rıza ve eli kolu bağlı hiçbir şey yapamayıp sadece gözleriyle, ses tonuyla aşkını, sevdiğini koruma istediğini hissettiren Halide, bize “İşte gerçek aşk bu.” dedirtti. Hele hele bomba patlamak üzereyken son saniyelerde öpüşmek, ölüme gitmeden evvel son kez sevdiğini öpmek de çok romantik be. Son zamanlarda seyrettiğim en iyi aşk sahnesi budur, net! Resmen Ali Rıza’nın rüyasındaki “Batacaksak birlikte batalım.” durumu gerçek oldu.

Geçen haftadan kat be kat iyi bir bölümdü. Keyifle seyrettim. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

 

 

 

 

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
DARK – Finalde Cevapsız Kalan Sorular
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
BİZ İYİ İNSANLARIZ – İçimde Büyüyen Bir Canavar Var
Copy link
Powered by Social Snap