İzledim

YALI ÇAPKINI – Beni Aşkına İnandır

Yalı Çapkını 21. bölümü ile ekranlardaydı. Bu bölüm AB grubunda bu yılın en yüksek reyting oranlarına ulaştı. Dizi Total’de 13,83,  AB’de 11,17 ve ABC’de 12,55 reyting ile zirvede. Bölüm izlenimleri Gözde‘den… Keyifli okumalar ^^

 

Yalı Çapkını deprem nedeniyle verilen aranın ardından bu hafta yeniden bizlerle buluştu. Keşke o iki büyük deprem hiç olmasaydı, onca can yitip gitmeseydi, onca insan evsiz kalmasaydı da varsın biz ekran başından bir süredir olduğu gibi memnuniyetsiz kalksaydık… Bölüm analizine geçmeden önce deprem nedeniyle hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve sevenlerine sabır, yaralılara acil şifa, evlerini kaybedenlerin bir an önce yeniden yuva hissedebilecekleri bir yer bulabilmelerini diliyorum. Umarım bu depremden ülkece gereken dersleri çıkartabilmişizdir…

Dizi bu hafta 21 bölüm için bana göre en iyi bölümlerinden biriyle ekrana geldi. Verilen ara, besbelli senaryoda yapılan değişikler, daha özenli çekimler diziye yaramış. Nihayet o başta vurulduğumuz Yalı Çapkını dünyası geri geldi! Burada pek çok kez belirttiğimiz sorunların olabildiğince aşılmış olduğunu görmek harikaydı. <3 Dilerim sezon finaline kadar hep böyle devam edilir.

 

 

Geçtiğimiz bölümü Seyran’ın Pelin’i yalıdan yaka paça atmasının ardından, sözünü dinlemeyen Ferit’i sopayla kovalaması ve ardından Halis Ağa’nın olanları duyması üzerine Seyran’la konuşmak istemesiyle noktalamıştık. Seyran’ın güçlü duruşundan vazgeçmeyip gayet haklı olduğu bir konuda Halis Ağa’ya bile kendini ezdirmeyişini ben çok beğendim. Seyran’ı aşık olduğu adamla evliliğine sahip çıkmaya çalıştığı için gurursuz bulanlar olabilir, kabul belki bu yaptığı fazlasıyla gurursuzca ancak aşk gururu yeniyorsa, mantık devre dışı kalıyorsa, kalp aklımızı ele geçiriyorsa yanlış da olsa Seyran’ın gittiği yolu kabul etmek daha yerinde olur. Bunun içi onu yargılayamam. Sonuçta bölümlerdir yaptığı tüm yanlışlara rağmen Ferit’in kalbinde ufacık bir aşk kırıntısı görmese o da aşkına, evliliğine sahip çıkmaya kalkışmazdı. Şurada anlaşalım Seyran gözü parada pulda olan, sırf Antep’e dönmemek, ailesini ezdirmemek, onların hayatını değiştirmemek için kendine eziyet etmekten zevk alacak biri değil. Onun bu davranışları sadece kalbinin yolunu seçmesinden kaynaklı. Seyran’ın “Bakın ben böyle ne annelik yapabilirim ne de torununuza eş olabilirim efendim.” repliği de Ferit’ten gerçekten bir çocuk sahibi olmayı, onunla aile olmayı istediğine vurgu. Bugüne kadar hep çocuk konusu açıldığında Halis Ağa torun istiyor diye kabul ediyor görünüp geciştiriyor gibiydi, bu cümleyse bunu artık gönülden istediğini gösterdi bize.

Seyran’ın kırmızı çizgisi dürüstlük olan Halis Ağa’ya gerçekleri anlatması da artık gerekliydi. Yalıdakiler rahatları kaçmasın, huzurları bozulmasın diye gencecik bir kıza hiç acımadılar. Gülgün bile Ferit’in sözleriyle yumuşayıp Pelin’i evden göndermekten vazgeçmedi mi? Kendi eniştesiyle münasebeti olan İfakat, Seyran’ın canı acısın diye Pelin’i kahvaltı sofrasına davet etmedi mi? Ferit bunları yaparken merhamet duygusunu öne sürdü ama merhametin yolu bu mu? O bile o odanın Seyran’ın da odası olduğunu hiçe saymadı mı? Bu ve saymadığım pek çok nedenle Seyran’ın biriktirdiklerini daha fazla içinde tutmaması iyi oldu, çünkü içinde tuttukça zarar gören hep o oldu. Artık Suna dışında Korhanlardan daha kuvvetli bir desteğe ihtiyacı vardı, özellikle İfakat’ten daha güçlü bir desteğe.

Halis Ağa’nın Latif’e Seyran’ı evin hanımı olacak şekilde görevlendirdiğinde söyledikleri ilerisi için net spoiler içeriyor. Bence ileride Halis Ağa ölecek ve Latif, o ölse bile bir şekilde bu görevi bir şekilde yerine getirecek. Halis Ağa mirasının aile üyelerine bu koşulda verilmesiyle ilgili bir vasiyetname hazırlatabilir. Yoksa Latif’i ekarte edip İfakat de Gülgün de evin hanımlığına oynamak isteyeceklerdir. Gülgün istediği kadar iyi kayınvalide de olsa gelininin ona hanımlık yapmasını istemez.

 

“Latif: Bu gecenin sabahında bu evde çok şey değişmiş olacak.”

 

Ferit’in Seyran Halis Ağa’nın yanına girdiğinde gözlerinde yalnızca korku vardı. Seyran’ın gerçeği söyleyeceğini biliyordu, bence iki yönden endişesi vardı: Seyran ondan boşanmak isteyecek miydi ve Halis Ağa duydukları karşısında ona nasıl bir ceza verecekti? Ben açıkçası Halis Ağa ile Ferit’in konuşmasını beklediğim kadar ağır bulmadım. Ferit’in istemediği bir kızla evlendirilmesinden sadece ailesi mi mesuldü? O günden bu yana olanlardaki payını ne yapacağız? Ailesi arkasını kollayıp durdu, hatalarının üstünü örttü ama tüm yanlışları yapan Ferit’in ta kendisi değil mi? Evlendikleri gece balayı suitine Pelin’i getiren de o, gazeteye çıktığı mekana giden de o, Pelin’e önce ayrılalım deyip üstüne vicdan yapıp dengesiz davranan da o, Pelin’i Serter’den koruyacağım derdine ailesini tehlikeye atan da o, Seyran’a onca bölüm bir dünya şey yapan da o. Halis Ağa’ya iki ağlayıp zırladı diye bir ufak azardan çok daha fazlasını hak ediyordu. Kesinlikle Halis Ağa Ferit’i o kadar çok seviyor ki Ferit’in ondaki kredisi sonsuz, asla bitmek bilmiyor. Ve hiç kusura bakmasın onun bu davranışı Fuat’a büyük haksızlık. Senelerdir sevilmek için didinip duran Fuat ama bu çabası görülmeyen, aksine bir takı tasarladı diye tüm övgüleri alan Ferit. Ailesi onu böyle yetiştirdi, böyle bir adam olmasına sebep oldu diye sonuca kızmayacak mıyız şimdi?

 

 

“Benim kudretimden, zenginliğimden korkmuşsunuz, bana yalan söylemişsiniz, ne çıkar. Allah’a karşı yalancı duruma düştükten sonra bu yaptıklarınız ne kadar cılız ne kadar küçük şeyler. Allah sizin kalbinizi, içinizden geçen şeyleri bilmiyor mu? Benim vereceğim cezaların, bağırıp çağırmaların Allah katında kesilecek cezaların yanında zerre-i miskal kadar bile hükmü yoktur. Şu gözümde düştüğünüz durumdan ben utanıyorum, ben. Hiç mi aynaya bakmıyorsunuz? Hiç mi utanmıyorsunuz? Ben bugün ailemin bir avuç yalancıdan oluştuğunu öğrendim hem de bu yaşımda. Huzur içinde odamda hakka yürümeyi beklerken koskoca bir kor düştü içime. Ben sizin nasıl inanacağım laflarınıza? Nasıl huzurla koyacağım başımı yastığıma. Emri hak vuku bulduğunda gözlerimi nasıl kapayacağım ha? Hiç mi utanmadınız bu rezil yalanlarınızı söylerken? Doğruya dönecek fırsatlar sunmadım mı ben size hiç?”

“Ama herkes bilsin, herkes duysun Halis Ağa ölmedi! İşinin başına da geçer, sizin gibi rezilleri adam da eder! Ben bunca yıl adımı, saygınlığımı korumak, örfümü, adetimi, gelenek göreneklerimi korumak için yaşadım. Emek verdim! Canımı kattım! Ne için? Sizler gibi güvendiğim biri gelsin de bunca emeği yerle bir etsin diye mi? Hepinizden utanıyorum! Kimsiniz siz be, ha, kimsiniz? Her birinize tek tek soruyorum! Siz kimsiniz ey haddini bilmezler sürüsü sizi? Sizin ne kadarcık beyniniz var ki beni salak yerine koyuyorsunuz ha? Bugüne kadar ne becermişsiniz, taş üstüne taş mı koydunuz? Ben olmasam, benim servetim olmasa siz nesiniz? Şimdi yiyin yiyebildiğiniz kadar! Hazır yiyiciler sizi!”

 

Halis Ağa’nın aile sofrasında tüm aile üyelerinin içinden geçtiği sahnede içimin yağları nasıl eridi bilemezsiniz. Söylediği her şey kelimesi kelimesine doğruydu. Herkes duyduklarını hak etmişti. Sahne boyunca arkada sağanak yağmur yağması, şimşek çakması, gök gürlemesi denk mi geldi bilemiyorum ama Halis Ağa da gök gürlemesi misali esti gürledi resmen. O kükredikçe gökyüzü de onunla birlik olmuşçasına şimşekler çaktı, gök gürledi. Halis Ağa sözleriyle ailesini bombalayarak adeta üzerlerine yağmur gibi yağdı. Halis Ağa “Hazır yiyiciler sizi.” derken haksız mıydı? Onun tasarımları olmasa, onun bulduğu ustalar olmasa sadece Orhan ve Fuat ile şirket döner mi? O masadaki herkes aman ağzımızın tadı kaçmasın diye Seyran’ın döktüğü göz yaşlarını hiç umursamadan, yardım ediyoruz ayağına o Pelin’i, Ferit’in resmen metresinin gelinlerinin odasında kalmasına müsaade ettiler. O kızın değil Seyran’ın odasında, misafir odasında bile kalmaması gerekirdi. İfakat elindeki güçle kendini dev aynasında görüyordu, başkası onu zaten torun da yok diye ailesinin yanına gönderebilirdi ama o yalıya hanım yapılmıştı sınırsız yetkiyle. Utanmadan eniştesiyle bile ilişki kurmuştu Halis Ağa’nın bunu duyarsa çıldıracağını bile bile. Orhan da karısı dururken yengesiyle ilişkiye giren, bir benzerini gelinine yapan oğluna hiç “Oğlum sen ne yapıyorsun?” demeyen adamın teki. Evet Halis Ağa onu hep ezdiği için çok pasif kalmış ancak her ezilen pasif olmuyor, sesini çıkartabilenler de var. Gülgün her ne kadar mükemmel bir kayınvalide gibi gözükse de fazla iyi olması beni hep şüpheye düşürmüştü. Halis Ferit’i tokatladığında Seyran’ın bunu neden yaptığını hiç sormayıp önce oğlum demişti hatırlayın. Ha hakkını yiyemem Gülgün yine de Seyran’ı hep kızı gibi gördü ama çok büyük olaylarda oğulları için gelinlerini harcarsa şaşırtmaz. Beni Halis’in kararları içinde en çok evin yönetiminin Latif’e geçmesi sevindirdi. İfakat öyle şımarmıştı ki bu ona ders olsun.

 

 

Hattuç ile Halis’in ikinci baharı çok güzel, çok dokunaklı ama benim Hattuç’a kızgınlığım geçmedi, çünkü karakterde gelişim olsa da pişmanlık yok. Özellikle geçen bölüm evin kadınlarını sofraya asıl kabul etmeyenin o olduğunu anladığımızdan beri iyice kin doluyum. Hattuç’un yıllarda onları ezdirdiğini, kendine yapılanların acısını onlardan çıkardığını büyük bir vicdan azabı içinde onlara söylemesini ve af dilemesini istiyorum. Kazım’ın da bu ilişkiye dahil olması hadsizce. Sana ne senden yaşça büyük kadının gönül işlerinden? Esme’nin de kendini hanım gibi hissetmesi iyi güzel hoş da bu kadının ciddi boyuttaki hastalığı sihirli güçler tarafından mı iyileştirildi? Esme mide kanseri çıkıp ölmeyecek mi? Ölümü kızlarda yeni bir travma yaratmayacak mı? Seyran ve Suna’yı Gülseren Budayıcıoğlu’na gitmeye iten süreçte bu olayın etkisi olmayacak mı?

 

 

Ferit’in yemek sonrası yine Seyran’ı suçlayan tavrı karşısında ağzının ortasına iki tane çakmak istedim. Bir insan hiç mi dönüp kendine sormaz “Benim hiç mi bu olanlarda kabahatim yok?” diye. Ama aferin Seyran’a eskiden Ferit’e pek fazla cevap vermezdi, şimdiyse hiç altta kalmayıp kendini ezdirmeyin duyması gerekenleri bir bir söyledi yüzüne yüzüne. Ve Feritçiğim hiç kusura bakma Seyran dedenin bir numarası olmayı sonuna kadar hak etti. Çünkü Halis Korhan için dürüstlük her şeyden önce gelir. Seyran hiç korkmadan, yalıdaki herkes benden nefret mi eder diye düşünmeden doğru olanı yaptı ve dürüst davrandı. Peki ya sen? Sen Seyran’ın kalbini, ruhunu kırıp döktün, tamiri zor yaralar açtın. Şimdi kırk fırın ekmek yiyip o yaraları onarma vakti. Yok öyle armut piş ağzıma düş. Senin tıpkı evliliği, aşkı için çabalayan Seyran gibi, ondan daha fazla çabalaman gerekiyor bu aşkı, SeyFer’i gerçekten inşa etmek için. İlk defa bu sahnede Ferit’ten bu yönde değişim sinyali gördük ya o yüzden ben Ferit’ten umutluyum. Fark ettiyseniz Seyran’ı sözünü kesmeden dinledi, bir düşündü, tepki vermedi, ona hak verdi. Ve dedesinin bir numarası olduğuna da gerçekten sevindi, karıcığıyla gurur duydu.

Seyran’ın Ferit’i gizlice öpmek için yaklaştığı sahnenin daha önceki Ferit sahnesinin paraleli olmasına bayıldım. Senaristimizin önceki bölümleri unutmayışını seviyorum. Aslında bu defa da Ferit aslında o an uyandığını gizleyip ardından gizli gizli Seyran’ı süzebilirdi. Aynı şekilde Ferit’in onun da bileklik tasarladığını söylediği sahne de Seyran karşısında birdenbire pijamasının altını çıkardığı sahne de eski bölümleri unutmadıklarının göstergesiydi. Ferit’i birden donuyla gördüğümüz sahne bana SeyFer’in ilk bölümlerde odadaki hallerini hatırlattı. Yalnız o don havuçlu olmalıydı, ne gülerdik ama. ^^ Artık Ferit Seyran’ın gözü önünde soyunup giyinirken Seyran Ferit’e gözünü kaçırmadan bakabiliyor. Ve tam bir eş gibi onun kıyafetleri seçiyor, onu işe yolcu ediyor. Bunlar gerçek karı kocalık evresine geçişin bir göstergesi değil de nedir? Ferit’in saydığı her şeyi sırayla görmek istiyorum duyun beni. ^^

Ben Seyran’ın Pelin’in telefonunu engelleyip silmesini değil, Ferit’in bunu yapmasını isterdim. Doğru olan buydu. Pelin’i hayatlarından çıkaran Ferit olmalıydı ki ben ona iyice inanayım. O yüzden ben istiyorum ki Ferit Pelin’in yaptıklarını öğrensin ve Seyran’ın değil, Ferit’in Pelin’i kendi isteğiyle hayatından çıkardığını duyalım. Hatta Pelin gibi biriyle birlikte olduğu için pişmanlık duymalı ama bir yandan da Seyran ile evliliğine vesile olduğunu da yüzüne vurmalı.

 

 

Seyran ve Pelin’in sahnesi bu bölümde seyrettiğim açık ara en anlamsız sahne. Evet Pelin’i varoş bir kadın gibi yalıdan atmak Seyran’a yakışmadı ancak onu yalıdan bu şekilde gönderdiği için Seyran neden özür diliyor? Sırf Pelin karakterini mağdur göstermek için yazılmış daha doğrusu yazdırılmış bir sahne olduğu o kadar açık ki. Ama biz yemiyoruz hiç kusura bakmayın. Bir de Seyran’dan bütün kalbiyle nefret ediyormuş hanımefendi. Asıl biz senden nefret ediyoruz bugüne kadarki yaptıkların için, Ferit’in Seyran’a aşık olduğunu kabullendiğin halde onun aşık olduğu kadınla mutlu olmasını dilemen gerekirken tam tersini yaptığın için. Pelin’in yaptıklarının hiçbirini unutmuş değilim ve diziden gitmeden bunlar ortaya çıkmak zorunda. İlk bölümde Ferit kendiyle evlensin diye 17 yaşında bir kızı adamın koynuna soktuğunu, annesine ödediği parayı unutmadık. Evli adamla ilişkisini bitirmeyip artık Seyran’a ait odaya destursuz girdiğini, Ferit’i kıskandırmak için Serter’i kullandığını ve yaptığı diğer şeyleri de unutmadık. Ayrıca Seyran Ferit’e duyduğu hisleri, SeyFer’in hikayesini neden Pelin’e anlatıyor? Pelin kim ki? Pelin bu hikayeyi anlatacağı son kişi. Seyran’ın SeyFer’in hikayesini anlatım tarzı o kadar güzeldi ki resmen bu Pelin’e harcandığı için çok sinirliyim. Seyran’ın bunu İfakat’e veya Halis Ağa’ya anlatması bile çok daha yerinde olurdu. Bu sahnede mantıklı olan şeyler sadece Seyran’ın Pelin’e Ferit’in peşini bırak tarzı bir şey dememiş olması, çok asil olması ve Pelin’in Seyran’ı manipüle etmeye çalışmasıydı. Resmen ona güvensizlik aşılamaya ve SeyFer’in aşkını baltalamaya çalıştı. Ayrıca bu buluşmayı Ferit’in sözleriyle destekletmeniz de abeste iştigaldi. Haydi diyelim Ferit gerçekten Pelin için gerçekten merhamet duygusu besliyor, madem öyle neden Seyran’ı bu kadar çok incitti Pelin için?

 

 

“Ferit, sen istesen de ona yaptıklarının aynısını bana yapamazsın. Çünkü ben buna izin vermem. Onu kafana yaz. Büyük harflerle yaz olur mu?”

 

Eğer SeyFer aşkı yaşanacaksa Ferit’in yaptıkları için duyduğu pişmanlığı dibine kadar hissettirmesi, Seyran ile empati kurduğunu göstermesi, Seyran’ı yeniden kırmaktan çok korkması, Seyran’a karşı hissettiği aşka Seyran’ı ve bizi inandıracak şeyler yapması gerekiyor. Seyran ve Ferit’i çift olarak çok yakıştırsam da seyrettiğimiz bölümleri unutmam mümkün değil. O bölümleri seyirciye unutturacak bir Ferit aşkı sunmalısınız ki biz de bu çiftin peşinden tam anlamıyla koşabilelim. Gerçekten de Seyran ve Ferit arasında öyle bir enerji, öyle bir tutku var ki Seyran’ın Ferit ile kedi fare gibi oynadığı, onu öpecekmiş gibi davrandığı ama aslında oyaladığı anlarda ekran alev aldı. Unutmadan Ferit’in Seyran’ın saçlarını kestirdiğini fark etmesi, bunun üzerine konuşmaları ve saçlarına dokunup durması çok doğru bir detaydı. Partneriyle gerçekten ilgili bir erkek böyle bir değişimi fark eder. Unutmadan, Ferit ve Seyran’ın doğaçlama dozunun azaltılması da çok yerinde olmuş. Aşırı doğaçlama bir yerden sonra çifti kanka gibi görmeye başlamaya neden oluyor. Halbuki her şey kararında olduğunda Afra Saraçoğlu ve Mert Ramazan Demir arasındaki kimya inanılmaz iyi. Hatta o kadar iyi ki çift birbirinden 3 metre uzak olsa aralarındaki elektriği hissedebiliyorsunuz. Hele yan yana geldiklerinde, birbirlerine temas ettiklerinde, sarıldıklarında ateşle barutun birleşmesiyle ekran alev alıyor. Düşünün SeyFer öpüşmeden, sevişmeden bile böyle, ilk birlikte olacakları sahneyi düşünemiyorum bile.

 

 

Ferit: “Peki Seyran, biz tahmini aynı yatakta karı koca gibi uyuyacağız?”

Seyran: “Bunun için çok çaba sarf etmen gerekecek Ferit. Beni inandırman gerekecek.”

Ferit: “Neye?”

Seyran: “Gerçekten beni sevdiğine.”

Ferit: “Seyran… Seni seviyorum.”

 

Seyran ilk defa Ferit’i zorunluluktan değil kendi isteğiyle yatağa birlikte uyumaya çağırdı. 9. Bölümde kirlendi dediği yatak kendi istediği an saf duygularla temizlendi. Tabii yine de Seyran’ın Ferit’e karşı gardını hemen düşürmemesi de gerekliydi. Çünkü Ferit’ten emin olmadan, onun duygularıyla oynamasından korkuyordu. Seyran’a bunun için kızamıyorum. Onca şeyden sonra hemen güvenememekte haklı. Hem zaten aşk bir yandan çok cesur, bir yandan da en korkak olduğumuz duygu değil midir? Aşıkken kendimizi hem çok güçlü hem de çok zayıf hissetmez miyiz? O yüzden de Seyran, Ferit bu aşka onu inandırana kadar sabredecek ve mükafatını da alacak. Sabretmesi belki zor olacak ama bu aşk zor olduğu için de kıymetli olacak. Bu sahnede SeyFer’in aralarındaki aşk ve tutku nedeniyle bunların yoğunlaştığı anlarda ışığın birden kırmızıya dönüşmesi detayı çok başarılıydı. Sahnenin duygusunu besleyen bir efekt olmuş. Bu sahnede benim hep istediğim gibi ilk seni seviyorum cümlesi Ferit’ten geldi. Çünkü bu aşka partnerini inandırması gereken kişi Ferit. Ben onun bu itirafına inandım. Bakışlarına, gözlerinin nemlenmesine, ses tonundaki nahifliğe inandım. Seyran da inandı ve Ferit’e karşı örmek zorunda kaldığı duvarlar yakında yeniden yıkılacak.

 

 

Orhan’ın İfakat ile ilişkisi temelli bitirmesi beni memnun etti. Hem İfakat’e gıcık olduğumdan hem de Gülgün’e üzüldüğümden tabii ki. ^^ İfakat’in her masada yenilmesi bana büyük zevk veriyor. Orhan, yıllardır her daim yanında duran kadını seçti. Şefkatiyle, sevgisiyle onu iyileştirmek isteyen eşini seçti. Ferit’e ilk bölümde bahsettiği haksızlığı artık yapmak istemediğini gördük. Seyran’ın başına gelenler onu kendi gerçeğiyle yüzleştirdi. Orhan’ın sinir krizi geçirdiği sahnede Emre Altuğ’un performansı müthişti. Yıllar sonra yeniden bir televizyon dizisinde oynayan Emre Altuğ övgüyü sonuna kadar hak ediyor.

Keşke Seyran’a sadece Gülgün’den özür dileme sahnesi yazsaydınız da özür dilemek anlamlı bir eylem gibi gelseydi. Siz Pelin’den özür diletince bu özrü de zedelemiş oldunuz. Her ne kadar Gülgün’den yukarıda yazdığım gibi çekincem olsa da bu sahnede onu Seyran’a karşı samimi buldum. Belki de kastettiği değişim sadece İfakat’e karşıdır, kendini düzeltmeye dayalıdır. Bir bakarsınız Gülgün üniversiteyi falan bitirir veya para kazanacağı bir iş kolu yaratır kendine ha ne dersiniz?

 

 

Oh be nihayet en başlarda görmemiz gereken Korhanların şirketini görebildik. Hangi dağda kurt öldü de yapım paraya kıydı? ^^ Yalnız şirkette çalışmaya başlayacak olan Ferit’e gösterilen tavır beni memnun etti. Anca ofis boyluktan başlayabilecek adamın muhasebeye verilip iş öğrenmesi mantıklı bir karar. Soyadı Korhan diye kalkıp üst düzey görev verecek değillerdi ya? Yalnız Halis Ağa’nın şirkete geri döndü diye onca çalışanın önünde Orhan’a yaptığı muamele çok onur kırıcıydı. Git aynı büyüklükte başka bir odaya yerleş, o adamın onca senelik emeğinin hiç mi değeri yok? Bu Orhan’a kendini iyice yetersiz, beceriksiz, pısırık hissettirmekten başka bir şeye yaramaz. Bakalım Orhan nereye kadar dayanıp sonunda isyan edecek? Şirketteki iki yeni oyuncumuz Sadık ve Mehveş de güzel seçimler, iki oyuncuyu da severim. Onlara Defne ve Efe’den çok daha mantıklı roller yazılmış, onlar gibi damdan düşmüş veya yapaylık hissi uyandırmıyorlar. Bu arada tavırlarından belli ki bu Orhan ve Fuat şirkette olan biten her şeyi Halis Ağa’ya söylerken onun asla onaylamayacağı bir şeyi gizlemişler. Şirketin daha da büyümesine engel olan bir şey olabilir veya Halis Ağa’nın normalde asla onaylamayacağı bir iş anlaşması olabilir. Onun karşı olduğu bazı şeyler vardı, ilk bölümlerde duymuştuk, sanırım satış veya mağazayla ilgiliydi, acaba sakladıkları şey bununla mı ilgili? Defne’den bahsetmişken; Defne neden hala dizide? Orhan ile aşkları mı alevlenecek? Efe belli ki çıktı, bari o iş en azından “Kocam onaylamadı da yapmadım.” şeklinde yansıtılmasın, bu doğru bir mesaj değil seyircilere.

Fuat’ın uzun zaman sonra Asuman’a ilgi göstermesi güzel ama ben kendisine hiç güvenmiyorum. Bunun nedeni Fuat’ın holdingdeki sekreterle arasında bir şey olma ihtimali. O kadını gözüm hiç gözüm tutmadı. Ferit’in ona veya onun Ferit’e asıldığı iddia edildi ama bence alakası yok, kadın ona Korhan soyadından dolayı yalakalık peşindeydi. Kadının net Orhan ya da Fuat ile ilişkisi var. Hiçbir sekreter şirkete ait öyle pahalı bir bilekliği kendisi satın alamaz, durduk yere de kimse hediye etmez. Orhan’ın yalı çapkını olduğunu zaten biliyoruz, Fuat’ın ise baba olamayacağını anladıktan sonra bu kadına ilgisi olmuş olabilir.  Çünkü baba olmayı ne kadar istediği belli ve evlatlık fikrine de sıcak bakmıyordu, soy takıntısına sahip.

 

Suna: “Ferit. Salaksın. Vallahi. Su katılmamış bir salaksın. Bu kız niye yaptı bütün bunları?”

Ferit: “Suna ne bileyim niye yaptı? Ben tanıyamıyorum Seyran’ı. Çözemiyorum hareketlerini. Ne yaşıyor bu kız ya?”

Suna: “Senin onu sevdiğin gibi o da seni seviyor da ondan. Kafasız.”

Ferit: “O ne ya? Kim söyledi bunu sana? Seyran mı?”

Suna: “Hayır. Ama davranışlar sözlerden daha çok şey anlatır.”

Ferit: “Ha?”

Suna: “Hı. Az önce kardeşimin yaptığı şey aşkını ilan etmekti, tamam? Ben kardeşimi çok iyi tanıyorum istese çekip giderdi. Gitmedi ama. Ne yaptı? Evliliğine, size, sana sahip çıktı. Ya bunu, kim niye yapar görsene artık şunları.”

Ferit: “Ahahaha.”

Suna: “Sırıtma domuz. Çok iyi biliyorsun sen de olanları bitenleri de… Neyse…”

 

Bu bölüm Suna yine en sevdiğim karakterlerden biri oldu. Birden fazla olayda doğru yönlendirmeleri dikkat çekiciydi. Suna bunu daha önce de yapmıştı, o yüzden çok da fazla şaşırmadım. Seyran’ı havalimanına gitmesi için teşvik etmişti, Kazım ile Seyran için konuşmuştu, şimdi de yine hem Ferit hem Seyran’a akıl verdi. Suna maşallah en büyük SeyFer fanı. ^^ Suna’nın Ferit ile olan baldız ilişkisi de Seyran ile olan abla kardeş ilişkisi de çok gerçekçi yansıtıldı bölümde. Özellikle Beril Pozam ve Afra Saraçoğlu’nun gerçek hayatta da abla kardeş gibi olduklarını düşünüyorum, enerjileri çok gerçek. Ferit, Suna’dan Seyran’ın kendisini sevdiğini duyunca nasıl da sevindi ama, şapşal ya. ^^ Yalnız Ferit’in Seyran’a nasıl davranacağını bilemediğinde Suna’dan akıl almayı düşünmesi de akıllıca. Çünkü ne de olsa Suna Seyran’ı söylemediklerini bile anlayabilecek kadar iyi tanıyor. Keşke Ferit Suna’dan akıl almaya gelmek yerine Seyran’ın daha önce söylediği şeyi ciddiye alarak davranışların da dili olduğu düşünüp onun davranışlarını aşkına yorabilseydi.

 

 

Abidin: “Siz şu anda beni imkansız bir şeye inandırıyorsunuz.”

Suna: “Allah nasip etmeyeceği şeyi hayal ettirmezmiş. Gerisi artık ikimizde.”

Abidin: “İkimizde.”

 

Nahif çiftimiz AbSun. 15 bölümdür her bölümde 1-2, nadiren 3 sahnede görebildiğimiz Yeşilçam’dan günümüze gelmiş gibi görünen çiftimiz. <3 Bunca haftadır onlara ilk kez özette yer verilmesiyle açıkçası sahnelerini büyük bir beklenti ve heyecanla bekledim. Açıkçası bölüm mükemmel olsa da bu çifte 3 dakikalık bir sahnenin yetersiz olduğu apaçık ortada. Sahneyi, repliklerini, duygusunu çok beğensem de çiftin gelişimi nedeniyle aşklarını itiraf etmeleri aceleye gelmiş hissi uyandırdı. Çiftin ekran süresi artar ve daha fazla şey paylaşırlarsa, örneğin birbirlerine geçmişlerini, yaralarını anlatabilirlerse, bu itiraf, bu aşk beslenecektir, altı daha dolu olacaktır kalplerindeki duyguların. Açıkçası bu ilişkide atak, cesur tarafın Suna olması da daha güzel. Çünkü baktığınızda Suna sosyo ekonomik olarak Abidin’den üstte. Bir de başlarda Gaziantep’te ve hala rezidanstaki yaşam koşulları nedeniyle zengin bir eş, zengin bir hayat arzulayan Suna’nın, Abidin ona bunları belki de hiç veremeyecek olmasına rağmen bu aşktan vazgeçmemesi çok değerli. Aslında Abidin Suna’ya baba evinde göremediği değeri, sevgiyi, şefkati veren adam; Suna ona bu yüzden vuruldu. Babası gözünün yaşına bakmazken, Abidin onun gözünün içine bakmaya dahi kıyamıyor. Suna’nın büyük bir cesaretle Abidin’in ellerini sımsıkı tutmasının ardından Abidin’in onun ellerini zarif ama liseli bir genç gibi heyecandan içi titreyerek öpmesi de çok güzeldi. Tüm sahneyi onları basınca mutlu olan Asuman gibi seyrettim. Asuman bu aşkın en büyük destekçilerinden olacaktır. Sadece Fuat ile Suna arasında bir şey olmadığı için değil; gerçek aşka, duygulara saygısı olduğu için. Asuman’ın desteğiyle bu aşkta çok ciddi gelişimler göreceğimizi düşünüyorum. Onun sayesinde daha fazla gizli buluşma gerçekleşecektir. Esas SeyFer bu aşkı öğrendiğinde ne tepki verecekler çok merak ediyorum. Asuman’ınkinden daha komik olacağı kesin. ^^

 

 

Sultan ve Yusuf sahnesi bölümün kilit sahnelerinden biriydi. Yusuf’un Sultan’a doksandan attığı gol harika değil miydi? ^^ Evet Yusuf Seyran’ın eski sevgilisi ancak bunu gizleyen sadece Seyran değil ki. Ferit de gerçeği gizliyor, o da bu yalana ortak. Yani bu konu tek başına Seyran’ı yakamaz, Ferit çıkar “Ben karıma güveniyorum.” der, “Bunu saklamak benim fikrimdi” der, olur biter. Seyran’ı yakmak isteyen Sultan kendine baksın önce. Yusuf onu Ferit ile gördüğünü Halis Ağa’ya yumurtlasa, Sultan ile Ferit yüzleştirilse aralarındaki münasebet direkt anlaşılır. Hatta ben Fırat olayının kapandığını da düşünmüyorum. Senaristler bu konuda ya kararsızlar ya da vaktini bekliyorlar.

 

“Ferit Bey ile arandakileri biliyor mu, Halis Ağa? Sen konuşursan ben de konuşurum. Kaç kere gördüm birlikte sizi. Bakalım benim gördüklerimi Halis Ağa da duyunca ilk kim kovulacak bu yalıdan?”

 

 

İfakat’e gelirsek kendisinin yıllarca Orhan ile ilişkisi yokmuş gibi bu ne rahatlık? İfakat ile Orhan ayrılmış da olsalar hem Seyran hem Ferit’in onları gördüğü gerçeği değişmiyor. Ben eminim ki Yusuf olayı ortaya çıksa dahi Halis Ağa Seyran’a ya da Ferit’e bu konuda inanır. Çünkü ikisi de böyle bir iftira atacak gençler değiller. Unutmadan, Yusuf Sultan’a Dicle’ye duyguları olmadığını söyledi ancak ben buna inanmıyorum, Dicle’den en azından hoşlanıyor ve ikisinin yalıdan birlikte ayrılacağını düşünüyorum.

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki siz yeni bölümü nasıl buldunuz?

*Yalı Çapkını 21. Bölümde çalan şarkı: Derya Bedavacı & Cem Adrian – Viran

 

Göz atmanızı öneririz: Yalı Çapkını Bölüm Yorumları

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap