İzledim

MARAŞLI – Tam Her Şey Bitti Derken

Maraşlı  üçüncü bölümünde Total’de ve AB’de az da olsa yükselme ile Total’de 7,16 reytingle 5., AB’de 6.37 reytingle 2.,  ABC’de ise 6.08 reytingle 7. oldu. Bölüm izlenimleri konuk yazar Gözde‘nin kaleminden. Keyifli okumalar ^^

 

“Tam her şey bitti derken tekrar başlıyor ve her seferinde yanımda sen oluyorsun.”

 

Bu hafta yine çok güzel bir bölüm seyrettik. Hem de süresi 2 saatten daha kısaydı. Çiftimizin de bol bol birlikte sahnesi vardı. Aman nazar değmesin.

Geçtiğimiz bölümü Maraşlı’nın Mahur’a kendisini öldürmek isteyen kişinin ailesinden biri olduğunu söylemesiyle noktalamıştık. Elbette Mahur buna inanmadı, konuyu geçiştirdi. Ama hangimiz böyle bir şey duysak kafamızda bir soru işareti oluşur. İçimize yerleşen şüphe bizi kemirmeye başlar. Maraşlı’yı biraz olsun tanıyan Mahur, onun boşa konuşmayacağını da bildiği için akşam soluğu onun yanında aldı.

 

 

Bu bölüm için net bir şekilde söyleyebilirim ki Maraşlı, Mahur’a aşık olmaya başladı. Bunu Mahur o akşam evine gelmeden önce ses kaydı alırkenki halinden bile hissettim. Sanki sadece Zeliş’in Mahur’u çok sevdiğini değil de kendisinin de sevdiğini hissettiriyordu ses tonu. Gerçekten de Zeliş’in yüzü daha güleçti bu bölüm. Zeliş, onu bu kadar çok seven bir babası olduğu için çok şanslı. Kızlarının saçlarını tarayan, evladına bakarken içi titreyen babalar kalp ben. Annesi de sözde anne olacak, ortalarda yok. Öyle anne olmaz olsun… Onun boşluğunu Mahur doldurur nasılsa sevgi dolu kalbiyle.

Mahur, Maraşlı’nın Afganistan delilini mantıklı buldu bulmasına da inanmak istemedi. Kim böyle bir şeye inanabilir ki? Hayatınızda sizi en çok sevdiğine inandığınız babanızın, ağabeylerinizin, aileden bildiklerinizin sizi gözden çıkarması ihtimali bile korkunç. Bu saatten sonra o evde duramaz, bir dakika gözümü kapatıp uyuyamazdım. Bu şüphe, psikoloji yeni düzelmiş bir kadını ölüme bile sürükler.

Maraşlı, Savaş’ın savcıyı öldürürken yanında biri daha olduğunu söyledi. Dikkatli seyretmeme rağmen ben sadece Savaş’ın adamlarını gördüm. Mahur fotoğrafları çekerken bir anda olduğu yerden öne gelerek kadraja giren ama bizim görmediğimiz biri olmalı.

 

 

Mahur’u öldürmek isteyen kişi ailenin içindeki herkes olabilir. Kesin şudur diyemiyorum. Ailedeki o kişinin kim olduğunu Mahur’un annesi biliyormuş. Mahur, görüntülerini seyrederken annesi anlatacakları olduğunu söyleyip, odaya İlhan gelince sessizce bir şey diyor. Ben “Anlatacağım.” dedi diye anladım. Demek ki bu tehdit yeni değil, sadece ertelenmiş. Besbelli Mahur, sığınacak bir ana kucağı olmadığı için kendini her kötü hissettiğinde annesinin çektiği görüntülere sığınıyor. Ne yengesi Dilşad ne üvey annesi Firuzan ona anne yarısı bile olamamış. Teyze ya da hala da yok ortada. Böyle bir yoklukta bu boşluğu dolduracak birilerinin varlığı ilaç gibi geliyor. Mahur, bu ilacı bulamamış ve işine sarılmış dört elle.

Dilşad bu bölümdeki davranışlarıyla şüphe çekti. Ailenin erkekleri Mahur’u kurtarmak için yola koyulduğunda o gizemli bir telefon görüşmesi yapıyordu. İlk anda Savaş’a durumu bildirdiğini düşündüm. Belki de sadece gizli aşığı ya da planlar içinde olduğu bir arkadaşı var.

 

 

Necati’nin sabah hizmetçiye söyledikleri de yine kafa karıştırıcıydı. Ama ben hala ona kötülüğü konduramıyorum.

 

“Köyde büyüyenlerden değil, köyde kalanlardan hoşlanmıyorum. Asıl sorun şu ki şehirlilerden de hoşlanmıyorum. Kısaca kimseden hoşlanmıyorum. Keşke herkes ölse.”

 

Ozan’ın da ikide bir Maraşlı’nın Savaş ile birlikte çalıştığını iddia etmesi de kendini kamufle etmek için olabilir mi? Mahur’u almaya giderken telefonundan birine mesaj atarken de oldukça şüpheli geldi bana. İlhan’ın şirketteki yönetiminden Aziz’in memnun olmayışı, İlhan’ın şirketi bir sürü borca sokması onu yanlış yollara sevk etmiş olabilir. Bir de Savaş’a karşı çok öne atılıyor; yumruk atmalar, silah çekmeler… Bu da bilinçli olabilir. Şoför Sadık’ta da bir şeyler var sanki. Ailenin erkekleri Mahur’u almaya gitmeden önce arabanın ön kapağını açmış yağ ve su kontrolü değil de başka bir şey yapıyor gibiydi sanki.

 

 

Maraşlı haklıydı, fotoğrafları polise teslim etseler bile Mahur, gözüyle her şeyi gördüğü için onun için tehlike devam edecekti. Savaş’ın kolu ne kadar uzunsa fotoğrafların içinde olduğu harici diski bile yok ettirmiş. İçeri girdiği gece de avukatıyla adamları Mahur’a fotoğrafların kopyası olduğunu sormaya mı gelmişlerdi yoksa onu ifadesini geri çekmesi için alıkoymaya mı Allah bilir. Maraşlı fotoğrafların kopyası olmadığı söyledi ama benim tanıdığım Maraşlı temkinlidir, mutlaka bir kopyasını almıştır. O halde neden yalan söyledi?

Savaş’ın içerden çıkar çıkmaz ilk icraatı Mahur ve ailesinin karşısına çıkmak oldu. Adamdaki özgüven gerçekten çok fazla. Aileyle tartışmanın ardından restoran yetkilisi mekanı terk etmesini söylüyor ama o hiç istifini bozmayıp yemeğini yiyip, şarabını içmeye devam ediyor. Ve yine çok sakin.

Savaş, Mahur’dan onun peşini bırakmak için ifadesini geri çekmesini istedi. Ama ya Mahur’un ölmesini isteyen kişinin tek derdi savcının ölümüne tanık olması değilse? Ya Mahur ile hesabı eskiye dayanıyorsa? Annesinin Mahur’a söylemek istediği şey de bunu göstermiyor mu?

Maraşlı, Savaş’ın içerden çıktığını duyunca Mahur’u korumak için onu kaçırdı. Bu, hiç beklemediğim bir hareketti. O günün sabahında restoranda buluşup konuştuklarında Maraşlı bir plan yapacak, Mahur ile paylaşacak ve birlikte hareket edecekler diye düşünmüştüm. Olsun, böyle çok daha gerçekçi oldu. ^^ Bence yaptığı plan zaten buydu ama Mahur’a daha bunu anlatacak vakti olmadan onu kaçırmaya mecbur kaldı.

 

 

Kaçırılan Mahur’un “Ne iyi ettin de beni kaçırdın.” diyecek hali yok ya. O yüzden yol boyunca da dağ evinde de hiçbir davranışı beni şaşırtmadı, yerinde olsam ben de aynı şekilde kurtulmanın yolunu arar dururdum. Yolda giderlerken arabadan atlamak büyük cesaret ama. Kurtulacağım derken bir yerini kırabilirdi. Yalnız Mahur koşarken Maraşlı onu durdurmak isteyip üstüne düştüğünde ilk defa birbirlerinin nefesini duyacak kadar yakınlaştılar. Her ikisinin de birbirine bakışı bir başkaydı. O an kalplerinin son hız attığına eminim. ^^ Açıkçası orda Maraşlı değil de bir başkası olsa Mahur’u öperdi, net.

Mahur dağ evindeyken şu soruyu sormakta çok haklı.

 

Mahur: “Beni geri götüremez misin?”

Maraşlı: “Sürüden ayrılanı kurt kapar bayan. Senin sürün artık benim. Anla bunu.”

Mahur: “Niye yapıyorsun ki bunu? Niye o kadar değerliyim senin için?”

Maraşlı: ……

 

Maraşlı, neden onu koruyor, ölmesini istemiyor? Onun sayesinde bir şekilde aileyle yakın olup Zeliş’i bu hale getireni ortaya çıkartmak için mi, yoksa içinde yeni yeni filizlenen duygu için mi? Bence her ikisi de sebep. Mesela bölüm boyunca ona devamlı bayan demedi, arada “Mahur.” dedi, çoğunlukla senli benli konuştu. Bu samimiyet hissettiğini gösteriyor. Ayrıca Mahur hasta yatarken ona “Bana güvenebilirsin.” derken de samimiydi, bunu onu yanına çekmek için söylemedi.

Maraşlı, Mahur’u Karaçay’da bir dağ evine götürmüş. Karaçay Tekirdağ’da bulunan bir şelaleymiş. Açıkçası orda geçirdikleri sürenin ikisinin hayatı için de dönüm noktası olacağını düşünüyorum. Her şeyden ve herkesten uzakta, elektrik bile olmayan bir dağ evinde o kısacık zamanın sonunda Mahur Maraşlı’ya güvenecek, Maraşlı yeniden onun yakın koruması olacak ve kalbinin farklı duygularla attığını görecek.

 

 

Maraşlı gibi erkekler kaldı mı? Mahur banyodan çıktığında göz ucuyla bile bakmadı, bakmayı düşünmedi bile. Mahur, böyle numunelik bir adam bulmuşsun, sakın kaçırma onunla evlen, benden sana abla nasihati.

 

Mahur: “Bir de namuslu ayakları yapıyor ya.”

Maraşlı: “Lafını bil de konuş bayan. Allah’a şükür helal nedir, haram nedir biliriz.”

Mahur: “Gardaşım sen beni kaçırdın mı, kaçırmadın mı?”

Maraşlıl: “Kaçırdım. Ama nefsim için mi kaçırdım?”

Mahur: “Ne için kaçırdın? Allah rızası için mi?”

Maraşlı: “Bir yerde evet.”

Mahur: “Haydi işine bak ya.”

 

Yalnız şahane atışmıyorlar mı ya? İkisi de altta kalmıyor birbirine laf söylerken. Aşk başladığında da bu halleri devam etmeli ki daha enerjisi yüksek sahneler görebilelim. Tek sıkıntı Mahurcuğum biraz daha küçük sesle konuşabilir misin, bazen kulak tırmalayacak kadar bağırıyorsun da.

 

Mahur: “Neredeyiz biz?”

Maraşlı: “Dağ evinde.” 

Mahur: “Burası neresi?

Maraşlı: “Dağ.”

 

E Mahur, hem soğuk havada başı açık gezip hem inattan Maraşlı’nın su ısıtmasını beklemez, soğuk suyla yıkanırsan olacağı buydu, hastalandın. Valla ben olsam o banyoda, hele buz gibi soğuk suyla asla yıkanmaz, çamurlu otururdum. Mahur da bir şeyi kafasına taktı mı illa yapacak, katır inadı var. Bir ara ben Mahur’un eline silahı alıp Maraşlı’nın araba anahtarı istediğini sahnede Maraşlı’yı vuracağını ve onun Maraşlı ile ilgileneceğini sanmıştım ama bu klişeye girmedik iyi ki.

Neyse ki Maraşlı gibi bir hasta bakıcısı vardı Mahur’un. Tarhana çorbası, nane limon, vücuda soğuk suyla ıslatılmış bezle kompres. Ve bunu yaparken bile iç çamaşırlıyken bakmamaya çalışmak… Böyle bir adam Mahur’u asla sadece kendi amacı için kaçırmış olamaz. Onun kalbi kara değil.

 

Başka yarınlar var.

 

Mahur, Maraşlı’dan kendisine şiir okumasını istemekte çok haklı. Maraşlı öyle güzel şiir okuyor ki insana tüm acılarını unutturuyor, rahatlatıyor. Mahur da Maraşlı’nın şiir okumasıyla huzur buldu ve tekrar kendine acı veren bir rüya görmeden uyuyabildi. Annesinin bildiği gerçek her neyse bu ona öyle acı vermiş ki Mahur onu rüyasında ağlarken gördü. Bu gerçeğin ikide bir gördüğümüz annesinin tablosuyla bir bağlantısı olabilir mi?

Maraşlı’nın okuduğu şiir: Başka Yarınlar – Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 

Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin, 

bugün dudağında başka bir tad var, 

boyunda başka bir yücelik. 

Bugün kırmızı gülün bir başka daldan. 

Ayın gökyüzüne bugün sığmamış. 

Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş. 

Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle, 

bir başka kavga var dünyada senin yüzünden, 

dünyada bir başka gidiş 

Biz senin gözlerinden gördük 

arslanlara meydan okuyan o ceylanı, 

Başka bir ovası var o ceylanın bugün 

iki cihandan da dışarı 

Seven insanın ayağı mı yok, 

işte ona ölümsüzlük kapandı. 

Yukarlarda onunla uçar gider. 

Gözlerinin denizinde onu arama. 

O inci bir başka denizde. 

Bakarsın bugün sever bu yürek, 

yarın sevilir bakarsın. 

Yüreğimin özünde başka yarınlar var.

 

Evet, Mahur ve Maraşlı için gerçekten de başka yarınlar var. Bundan böyle sevip sevilecekler ve ikisinin de yarınlarında birbirleri olacak. Maraşlı bile okurken fark etti bunu ve birden duraksadı. Bu şiir de ilk bölümde okuduğu şiir gibi muhteşem bir seçimdi. Dizi, şiir ve müzik seçimleriyle büyülüyor beni. Günlerdir Maraşlı Mahur’un ateşini düşürmeye çalışırken çalan şarkıyı dinleyip duruyorum: Kül – Cem Adrian & Mark Eliyahu

 

 

Önce soğuk sulu bezle kompres yapmak, sonra da şiir okumak Maraşlı’nın aklını karıştırdı besbelli. O da fark etti Mahur’dan etkilendiğini, ona karşı bir şeyler hissetmeye başladığını ve yanından hızla uzaklaştı. Yaşadığı duygu karmaşasını öyle güzel yansıttı ki bize. Ama eğer kendini evden dışarı atmadan önce sahnenin bir bölümü kesilmeseydi daha fazla görebilecektik Maraşlı’nın bu duygu karmaşasını. Mahur’un başına bez koyup yanağını tutup evden çıkmamış meğer, biraz daha boynunun altına ve göğüslerine doğru kompres yapmış. Bir yandan onun ateşini söndürmek isterken, kendisinin alev alev yandığını gösteren anlarmış. YouTube’da yayınlanan bölüm videosunda da yok bu kısım, sahne ayrıca paylaşılmış oradan seyrettim ben de. Seyretmek isteyenler için:

 

 

 

E sabah da Mahur, Maraşlı ateşine bakmak için yüzüne dokunduğunda bir heyecanlandı, kalakaldı. Her ikisi için de aşk ateşi yanmaya resmen başladı diyorum. MahCel çifti gümbür gümbür geliyor.

Maraşlı hiç aşık olmamış. Aşktan, aşık olmaktan çok korkuyor. Daha önce aşk yüzünden çok yakınındaki birinin acı çektiğini mi gördü de böyle düşünüyor? Yoksa sadece okuduğu kitaplardan mı bu fikre kapıldı? Besbelli uzun bir süre direnecek hislerine. Onun bu hallerini, ardından itiraf ettiği anı görmek için çok beklemeyelim lütfen.

 

“Aşk insanı kendi olmaktan alıyor. Bana göre değil.”

“Sana aşk hakkında bildiğim en kötü şeyi söyleyeyim mi? Asla nereye gideceği bilinmiyor.”

 

Maraşlı çok haklı, aşk insana yapmam dediği şeyleri yaptırabilecek kadar kuvvetli bir duygu. İstanbul’dan başka yerde asla yaşayamam diyen ben, aşık olduğum adam için İzmir’e taşındım mesela.

Araya giren sorgu odası sahnelerinin ilk bölümün başında 1 yıl önce olduğunu öğrenmiştik. Ama her bölüm o sahneler girdiğinde ne zamana ait olduğu altta yazarsa daha iyi olacak. Acaba hepsi 1 yıl önceye mi ait, yoksa düzenli olarak o kişilerle görüştü mü Maraşlı? Aşk hakkında konuştukları sahnede de bu düşüncesi yüzünden Maraşlı’nın asla aşık olmaması gerektiğini savundu o kadın. Maraşlı’nın Mahur’a aşık olmaya başladığını fark ettiklerinde onu duygularından vazgeçirmeyi deneyeceklerdir. Eski eşiyle boşanmalarına da ona aşık olmaması mı sebep oldu acaba? Karısı da ona aşık olmadığı için, bir başkasına aşık olup Maraşlı ve kızını terk etmiş olabilir mi? Maraşlı’nın geçmişine, kimliğine dair tüm detayları çok merak ediyorum, eski eşi de dahil.

Maraşlı bu defa rüyasında gördüğü geyiğe ateş ediyordu. Bu erkek geyik kendisini temsil ediyorsa Maraşlı kendi içinde bir mücadele veriyor diyebiliriz. Düşünmek, hissetmek istemediği şeylerden dolayı da geyiği öldürmeye kalkıyordu. Yalnız bununla ilgilenmemiz gerek dedikleri halde Maraşlı neden bu rüyayı görmeye devam ediyor?

Mahur, ateşlenmeden önce gizlice Maraşlı’nın telefonundan babasına Karaçay’da olduklarını haber verdi. Bundan Maraşlı’nın haberi olduğuna emindim. Maraşlı uyumak gibi bir tedbirsizlik yapar mı daha gündüz kaçmak için kendine silah doğrultan bir kadın varken. ^^

 

 

Ailenin tüm erkekleri Mahur’u kurtarmak için yola çıktılar. İçlerindeki düşman hangisiyle eminim kendini ele vermemek için katıldı bu yolculuğa. Savaş’ın da peşlerinden geleceğini hepimiz biliyorduk. Bu, Mahur’un istediği somut delildi, ispattı. Ama o son ana kadar Maraşlı’ya inanmamayı seçti. İçten içe gerçeği hissettiği halde inanmak istemedi elbette. Çünkü bu Mahur gibi yaralı biri için çok ağır bir yük.

Maraşlı’nın tahmin ettiği gibi Mahur’u almaya ailenin diğer üyelerini etkisiz hale getiren, yanına da Ozan’ı almayı seçen Savaş geldi. E önce kendi arabalarıyla Ozan’ı gören Mahur da onun sözünü dinlemeyip kırdığı camdan çıkıp yanına gitti ve Savaş ile karşılaştı.

 

 

Bölüm sonundaki silah sesinden anladığım Maraşlı, Savaş’ı ya da yanındaki adamı vurup Mahur’u kurtaracak. Acaba bagajı yanan arabadaki babası ve ağabeyleri nasıl kurtulacak? Bu olaydan sonra Maraşlı’nın tekrar Mahur’un özel koruması olup ailenin içine sızacağı kesin. Mahur da artık Maraşlı’nın her söylediğine hiç şüphe duymadan inanacaktır. Ailesiyle ilgili şüphelerinin onu yiyip bitirmesine de onun varlığı engel olacaktır. Yeni bölüm fragmanına göre bunların hepsi gerçekleşiyor ama başka da bir şey anlayamıyoruz. Sanırım bu diziyi biraz da bulmaca çözer gibi seyrettiğimiz için seviyorum.

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

 

Maraşlı Bölüm Yorumları burayı tıklayın.

 

YORUM

 

Maraşlı 4. Bölüm Fragman

 

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap