İzledim

MARAŞLI – Bir Ateşe Düştüm

Maraşlı  12. bölüm reytinglerde sert bir düşüş ile,  Total’de 5.64 reytingle 7., AB’de 5.02 reytingle 6.  ve ABC’de 4.87 reytingle 9.oldu. Bölüm izlenimleri konuk yazar Gözde‘nin kaleminden. Keyifli okumalar ^^

 

Bu haftaki bölüm sosyal medyada çok eleştiri alsa da ben beğendim. Fragmanlardan böyle bir bölüm seyredeceğimiz çok belliydi, o yüzden ne şaşırdım ne de MahCel sahneleri az diye moralim bozuldu. Aksine bugüne kadar zayıf bulduğum istihbarat kanadındaki toparlama beni memnun etti. Ayrıca çözülen düğümlerin hikayeye olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ancak yine de MahCel, aksiyon ve sırlar-düğümler bölüm içine dengeli dağılırsa herkesi memnun edecek bölümler ortaya çıkacaktır.

 

 

Geçtiğimiz bölümü Sami’yi öldüren Maraşlı’nın hastaneye, Mahur’un yanına gelişiyle noktalamıştık. Mahur, Maraşlı’yı o halde görünce hiç konuşmalarına gerek kalmadan intikam aldığını anladı ve ona hiçbir şey söylemeden kendini odasına kapattı. Ben bu sahneyi çok farklı hayal etmiştim. Öncesinde konuşacaklarını, Mahur odaya gittiğinde Maraşlı’nın susup kalmak yerine çabalayacağını düşünmüştüm. Ama Maraşlı da her şeyi imkansız hale getirdiğinin farkındaydı ve sustu. Aşık olmanın, sevdiği kadınla mutlu olmanın kendine haram olduğunu o kapı yüzüne kapanır kapanmaz tekrar anladı, kabullendi ve evine döndü.

 

 

Hilal, önce Zeliş’i, ardından da Maraşlı’yı evinden aldırdı ve Maraşlı’yı tam beş gün boyunca hücrede tuttu. Hilal, Maraşlı’ya bu eziyeti yapmakta haklıydı. Çünkü Maraşlı, hisleri yüzünden kontrolden çıkıp hata yapıp duruyordu. Acar ile Sami’yi öldürmemeliydi. Zeliş’e bunu yapanların cezasını çekmesi ve Mehmet İnce’nin ölümüne sebep olan operasyonun başarılı olması için otokontrolünü sağlamak zorunda. Ve sadece sert bir uyarıyla bunu sağlayabilecek durumda değildi.

Hücre sahnelerinde Burak Deniz’in performansı mükemmeldi. Maraşlı’nın içine düştüğü girdabı, çektiği acıyı, aşkını, kızına olan sevgisini, hayallerinde de olsa kavuşmanın mutluluğunu gördük yüzünde. Maraşlı iyi bir baba diyemeyiz, çünkü Zeliş’i tehlikeye attı. Görevdi, Mahur’du derken onunla yeterince vakit de geçiremiyor. Ama ona olan sevgisinin büyüklüğünü görmezden gelemeyiz. Zeliş’in nerede olduğunu, iyi olup olmadığını merak ettiği ve önce onun sonra da Mahur’un hayalini gördüğü sahnelerdeki duygu geçişleri tek kelimeyle efsaneydi.

 

 

Maraşlı, hücrede sırayla Zeliş ve Mahur’un hayalini gördü. Önce Zeliş’i gördü; çünkü o hayatta en vazgeçilmezi, şu an nerede, nasıl olduğunu bilemediği, onun için endişelendiği varlık. Hayalinde Zeliş’i -şu an belki de her şeyden daha fazla arzuladığı şekilde konuşurken ve eski günlerdeki gibi yüzü gülerken gördü. Zeliş’in hayali ona şu an iyi olduğunu, sağ olduğunu, endişelenmemesi gerektiğini söyledi aslında ama Maraşlı bunu fark edemedi. Ona “İyi ol, yanıma dön ve aile olalım.” der gibi evin sıcaklığını hatırlatan bir kek ve Maraşlı’nın evde gördüğü tamamlanmamış resmi getirmişti. Bu sahnede bir kez daha” Burak Deniz sen gerçek hayatta bir an önce baba olmalısın.” dedim.

 

Bir sen miydin yoksa bana iyi gelen hâlâ kapanmamış yaram

 

Maraşlı: “İyileşmişsiniz.”

Mahur: “Bu yaralar iyileşir Maraşlı. Asıl buradaki yaralar ne olacak?”

Maraşlı: “Kanamayan yaradır o. Ben aslından korkarım.”

Mahur: “Nasıl oluyormuş kanamayan yara?”

Maraşlı: “Gönül yarasıdır. Kanar ama insanın içine içine.”

 

Maraşlı’nın Mahur’u hayal ettiğinde onlara 2. Bölümdeki konuşmalarına paralel replikler yazılmıştı. Şu an Mahur, Maraşlı’nın kanamayan yarası. Ne onunla olabiliyor ne de onsuz. Seviyor, seviliyor ama bir türlü birlikte olamıyorlar. Mahur, Maraşlı’ya su getirip dudaklarını ıslattı. Ona can suyu oldu. Ona her şeyin düzeleceğini müjdeleyen bir ışık oldu ve Maraşlı o andan sonra önce kana kana su içti, sonra yemek yedi ve ümitsizlikten kurtuldu. Unutmadan, Maraşlı’nın Mahur’u ilişkilerinin ilk gününde giydiği kıyafetlerle görmesi detayını da es geçmeyelim. Ne de olsa şu ana kadarki en özel, en mutlu günleriydi.

 

 

Beş günün sonunda Maraşlı hücreden çıkartıldı ve Hilal ile yüzleşti. Tahmin ettiğimiz gibi Hilal, Maraşlı’nın eski eşi ve Zeliş’in annesi çıktı. Hilal, Maraşlı’nın Zeliş’i tehlikeye attığı konusunda çok haklıydı, çocuk içerideyken ev tarandı ötesi var mı? Ama bir de kendine baksın. Hasta kızı görev uğruna babanın başına bırakmış, haydi diyelim buna mecbur ama besbelli kızını adam akıllı gelip görmüyor da. Öyle olsa bu kız Mahur’dan gördüğü sevgiye, şefkate bir anne şefkati gibi sarılmazdı. Zeliş’in yaptığı resimden de bunu görebiliyoruz. Resimdeki anne figürü Hilal de olsa Mahur da olsa elini tutmuyor, yani Zeliş için aile şu an sadece babası demek. Ayrıca konuşmalara göre sözde evi istihbarat da koruyormuş ama besbelli iyi koruyamamışlar. Kızım içeride olsa ben oraya deli gibi adam yığarım.

 

Hilal: “Bak biz böyle anlaşmamıştık. Ortalıkta adam keserken kızını koruyamazsın. Görevini tamamlamadan kızınla yaşamana izin veremem.”

Maraşlı: “Kızım o benim. Böyle bir şeye hakkın yok senin.”

Hilal: “Var.”

Maraşlı: “Yok!”

Hilal: “Unutuyorsun Maraşlı, ben onun annesiyim. Onu tehlikeye atamam.”

 

Hilal ile Maraşlı’nın, Zeliş’e bakarak onun hakkındaki duygusal konuşmaları benim hoşuma gitti. Pek çok boşanmış anne baba çocuğu için bir araya gelmeyi, gelse bile böyle sakin sakin konuşmayı başaramıyor. Çocuğunun yanında diğer ebeveyni suçlayan konuşmalar yapabiliyor. O yüzden bu konuşmayı güzel bir örnek olarak değerlendirdim. Ancak Maraşlı’nın hem kayıt alırken hem de sorgu odasında anlattığı doğum hikayesiyle Hilal’in anlattığı birbirinden çok başkaydı. Tabii Hilal’in anlattığı kısım Maraşlı’nın doğumu öğrenip yanına gelmesinden sonrasına dair olabilir, o yüzden şimdilik bunu sorgulamayacağım.

Yalnız Hilal’in evlilikleri ve Mahur’a aşkı hakkındaki konuşmaları çok lüzumsuzdu. Kendisini sevmeyen bir adamla, yuva kurmak için evlenmeseymiş o zaman. Ayrıca Maraşlı’nın da üstüne basa basa söylediği gibi “Âşık olmak da suç değil.”

 

 

Behram’ın gelmesi ve istihbaratın operasyonu hakkında bilgi edinmemiz çok iyi oldu. Dizinin bu kanadı aksıyordu. Maraşlı’nın sadece Zeliş’in vurulmasına sebep oldukları için değil; eski bir asker olarak vatanı için bu operasyonda yer alması, bu duyguyla da hareket ediyor oluşu ve Behram evine geldiğinde bunu dile getirerek racon kesmesi de bence istihbarat kısmına değer kattı. Operasyon, klişe bir intikamdan fazlasına dönüştü.

Operasyonun başının Ömer’in arabasına uyuşturucuyu koyan Mutlu’ya kadar dayanması, operasyonun Türeller ile olan bağlantısını da açıklamış oldu. Hilal’in anlattıkları ve Maraşlı’nın Mutlu’nun hücre arkadaşı Şevket’ten öğrendiklerinden anladığım Mutlu’yu aslında beyaz yüzlü uzun boylu Savaş ile alkolik Necati öldürmüş. Öldürmeden önce Mutlu’yu Aziz’in tuttuğunu da öğrenmişlerdir. Olay on yıl önce gerçekleştiğine göre Necati, Ömer’in oğlu olduğu gerçeğini oldukça uzun zamandır biliyor. Besbelli iki kardeş babalarının arabasına uyuşturucu koyan adamın peşine düşmüşler. Peki neden bunca yıl beklediler intikam almak için? Necati, annesi Sedef ölmeden harekete geçmek istememiş olabilir. Ya da Aziz’in emekli olup şirketin başına daha kolay kandırılabilir İlhan’ın geçmesini beklemiştir.

 

 

Tahmin ettiğim gibi Necati, İlhan’ı değil sadece Ozan’ın öldürüldüğünü yani cesedin yerini ihbar etmiş. Böylece İlhan istemediği halde uyuşturucu ticaretinin bir parçası oldu. İlhan’ın Ozan’ın cesedini teşhis ederken kusmasına, lavaboda yaşadığı anlara bence gerek vardı. İlhan’ın içine düştüğü durumu daha da belirginleştirmişti. Ama kusmuğu full HD görmesek de olurdu. Yalnız İlhan, polislerin karşısında o kadar korkmuş vaziyetteydi ki normalde ondan şüphelenmeleri gerekirdi. Sonrasındaysa neden Ozan’ın öldüğü gece buluştukları ortaya çıkmadı? Maşallah İlhan da Dilşad da geri kalan aile bireyleri de hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına güllük gülistanlık devam ediyorlar. Hatta kocasını boynuzlamış Dilşad Hanımefendi elinde ikinci bir aday kalmayınca İlhan’ı Ecem’den kıskanabiliyor. Pes! Yeni bir yakışıklı bulsa yine İlhan’ı aldatırsın, kimi kandırıyorsun Dilşad?

Maraşlının İlhan’ı Sami’nin elinden kurtardığı gün bu olayın Maraşlı’nın Türeller’e yakın olmasının yeni yolu olacağını söylemiştim. Evet, İlhan korkak bir adam lakin Maraşlı’ya içinde bulunduğu durumu anlatması korkak olmasına ters değil. Öyle olsa hem Maraşlı ile iş birliği yapıp hem kendini alkole vurup ağzından bir şeyleri kaçırmazdı.

Savaş’ın Behram karşısında eski Savaş gibi olmaması, “Deli deliyi görünce sopasını saklar.” diyeceğimiz türden davranması normal olsa da ben eski Savaş’ı özledim. Necati yüzünden Maraşlı’ya da dokunamıyor zaten. Lütfen dizinin marjinal kötüsü Savaş’ı Necati’yi ön plana çıkarmak için harcamayın.

 

 

Maraşlı’nın Savaş ile Behram’ı birbirine düşürüp Savaş’ın evdeki bağlantısı öğrenmek için yaptığı plan ve bu sahneler çok iyiydi. Tabii takip edildiğini fark etmeyip Necati ile buluşan Suat da sağ olsun. Maraşlı, Necati’nin yüzünü göremedi ama onu kovalarken düşürdüğü içki matarasını buldu.

 

Nevzat: “O ne komutanım?”

Maraşlı: “Şeytan’ın kılık değiştirmiş hali.”

 

Maraşlı’nın Necati’yi öğrenmesi beklediğimden erken gerçekleşti. Necati de onun neden peşinde olduğunu az çok anladı. Ama Necati, Maraşlı’nın onun kimliğini anladığını da şu an bilmiyor. İkisi arasındaki savaşın nasıl şekilleneceğini çok merak ediyorum. Demek ki senaristler dizideki en büyük sır olarak Maraşlı’nın Mahur’dan görevini saklamasını görüyor.

 

 

Mahur ile Maraşlı bu bölümde hiç yan yana gelemeseler de birbirlerini öyle derin seviyorlar ki bazı şeyleri hissedebiliyorlar. Maraşlı hücreye atıldığında, işkence görürken Mahur’un yarasının sızlaması, onun da canının yanması; Maraşlı operasyon için çalıştırılırken saat 12 olduğunda duvardaki saate bakması ve daha notu görmeden Mahur’un beklediğini biliyor gibi oraya gidemediği için içinin burkulması buna en güzel örnekti. Evet onlar ayrı olsalar da aşk onların bütün benliğini sarmış durumda. Tıpkı Mahur’un 6. Bölümde söylediği gibi “Aşk her yerde. Bütün benliğimizde, aklımızda, kalbimizde, dilimizde.”

 

Seven sahilde hep yalnız kalır…

 

Mahur’un hastanede kapıyı Maraşlı’nın yüzüne kapadığına pişman olması ve bu yüzden onu araması, haber alamayınca başına bir şey geldi mi diye endişelenmesini güçsüzlük olarak görmedim. Ne olursa olsun Maraşlı’yı dinlemesi gerekirdi. Madem böyle bir adamla birlikte olmak istemiyordu en baştan havaalanından dönmeyecekti.

Mahur, Şirin Abla’dan Maraşlı’nın memlekete gittiğini duyunca şiir defterinin içinde ona bir not bıraktı. Mahur’un onu her gün aynı saatte o özel yerde beklemesi, beklerken elinde Maraşlı’dan ilk kez dinlediği şiirin içinde bulunduğu kitabın olması çok güzel bir detaydı. Telefonla ulaşamayınca, onun da kendisine kırıldığı düşünüp görüşebilmek için seçtiği yol kırgın bir adamı etkileyebilecek kadar güzeldi.

 

“Her gün 12’de beni ilk kez dinlediğin yerde olacağım.”

 

E Maraşlı’da notu bulur bulmaz Nevzat’a gitmeyeceğini söylese de soluğu buluşma yerinde aldı. ^^ Besbelli kavuşmak zamanı gelmemiş olacak ki tam Maraşlı’nın buluşma yerine gittiği gün Mahur’un iki haftalık bekleyişin ardından maalesef pes edip stüdyodaki işine devam etmeyi seçti. Sonrasında Maraşlı’nın evine uğrayıp onu bulamadı, arabasıyla oradan uzaklaşırken Maraşlı o sırada sokağa ters yönden giriş yaptı. Kader mi demeli, kötü şans mı demeli, bir türlü bir araya gelemediler o gün.

 

 

Meğer o gün Mahur’un doğum günüymüş. Türeller ailecek stüdyoya sürpriz bir ziyaret yapıp doğum gününü kutladılar. Mahur, doğum günü kutlamasında pastayı üfleyip dilek dilerken şu anki en büyük dileği olan Maraşlı’yı gördü. Ardından onun yanına gitti ancak ne Mahur ne de biz Maraşlı’nın yüzünü göremedik. Eğer gördüğü kişi gerçekten Maraşlı ise, Mahur ile Necati konuşurken onun sırtının parçasını değil yüzünü görmemiz gerekirdi. Böylece sahne gerçek anlamına ulaşırdı. Çünkü bu Maraşlı’nın görevine odaklanmayı seçtiği halde Mahur’a duyduğu aşkın bitmediğini ama içinde yaşamayı seçtiğini bize bir kez daha gösterirdi. Bu sahneden bir flashback gelmeli. Eğer Maraşlı, buluşma yerine gelmediği için Mahur’un onu görmek istemeyeceğini düşünmeseydi gizli gizli izlemez, direkt karşısına çıkardı… Halbuki nereden bilecek o anda Mahur’un sadece umutsuzluğa düştüğü için gelemediğini, bir anda karşısına onun fotoğrafı çıktığı için hasretten kahrolduğunu, sergisinin ismini onun okuduğu şiirden esinlenerek koymayı planladığını…

Keşke Maraşlı’nın da Mahur’dan vazgeçmediğini, sadece şu anda yirmi gündür ayrı kaldığı evladının sevgisinin daha ağır bastığını daha iyi hissedebilseydik. Mahur, bu bölüm aşkını bize iliklerimize kadar hissettirdi ancak Maraşlı’ya yazılan sahneler yetersizdi. Onun evladına kavuşmak için görevini ön plana koyduğunu, Zeliş’i getirmesi için Hilal’e kendini ispat etmeye çalıştığını görsek de aşkını daha derinden hissedebileceğimiz bir sahne olsaydı keşke. Var olanlarda da eksiklik vardı. Ama ben hiçbir zaman Maraşlı’nın aşkından şüpheye düşmedim, sadece evlat sevgisinin aşktan daha büyük olduğunu bildiğim için onu anlamaya çalıştım. Maraşlı, Mahur’a yaklaşıp yine aynı hataları yapmaktan korkmuş olabilir. Çünkü bu hatalar günlerce kızından ayrı kalmasına sebep oldu. Ses kayıt cihazına bu defa kayıt yapamayışı da Maraşlı’nın içine düştüğü ikilemin en büyük göstergesidir bu bölümde. Kendini Zeliş, görev, Mahur arasında o kadar sıkışmış hissediyordu ki, düştüğü ikilemi nasıl dile getireceğini bilemedi.

 

“Ne yapacağım Nevzat gönül görmek istiyor, görev sakınacaksın diyor.”

 

 

Firuzan karakteri beklediğimin aksine çok pasif ilerliyor. Hikayeye bugüne kadar ciddi bir katkısı olmadı. Yalnız Mahur, Maraşlı’nın geldiği duyup onu görmeye gideceği zaman çok kesin bir dille konuştu ve beni Hilal’in ajanı olabileceği konusunda işkillendirdi. Evet, Aziz’in zenginliği çok cazip ama Firuzan gibi libidosu güçlü bir kadın sırf para için Aziz ile evlenir mi gerçekten? Bu libidoyla çoktan onu aldatırdı normalde, Maraşlı Bey’e bile ilk görüşte göz koymuştu hatırlarsınız. Şirin Hanım’ın da Hilal için çalıştığını düşünüyorum.  Belki de onun akrabasıdır, neden olmasın?

 

“Nasılsa artık Maraşlı ile Mahur arasında bir şey olamaz.”

 

 

Mahur, İlhan’dan Maraşlı’nın döndüğünü öğrenince Aziz’in engellemek istemesine rağmen onu görmeye gitmek istedi. Buna gurursuzluk, zayıflık diyemeyiz çünkü o ya konuşup barışmak ya da yüzleşip kafasında da bu ilişkiyi bitirmek için gitti. Tam o sırada Maraşlı, Hilal’i ikna etmiş ve Zeliş eve dönmüştü. Mahur’a kapıyı Hilal açtı. Bu sahne beni rahatsız etmedi, sadece fragmana son sahnenin konulması sürprizi kaçırdı. Beni asıl meraklandıran bu sahnenin devamında ne olacağı? Mahur, hiçbir şey söylemeden oradan gidecek mi? Maraşlı, Mahur’un geldiğini görüp ona kendini anlatacak ve iki aşığın kavuşması için bir başlangıç yaşanacak mı? Zeliş, Mahur’un geldiğini görüp ona koşup sarılacak mı? Açıkçası Zeliş ile ilgili ihtimal benim favorim. Çünkü Mahur gelmeden önce Zeliş hiç de evde annesi de olduğu için memnun görünmüyordu, ses gelen mutfağa bakarken yüz ifadesinden anlaşılabiliyordu bu.

twitter

 

Bu bölümde çalan şarkıların muazzamlığını da belirtmek istiyorum. Özellikle Cem Yıldız şarkıları Maraşlı’nın ruhuna çok uygun. Bu bölümdeki iki yeni şarkısı ise ilk kez dizide dinleyicileriyle buluştu. Maraşlı 12. Bölümde çalan şarkılar (dinlemek için tıklayınız):

Bu Yüzden – Güncel Gürsel Artıktay

Teslim – Cem Yıldız & Zeynep Yıldız

Geldim Şu Alemi Islah Edeyim – Cem Yıldız & Meltem Yılmazkaya

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Burak Deniz korona olduğu için ne yazık ki bu hafta yeni bölüm yayınlanmayacakmış. Biz bekleriz, sağlık daha önemli.

* Kapak fotoğrafı için pikaçu ‘ya çok teşekkürler.

 

Göz atmanızı öneririz: Maraşlı Bölüm Yorumları

 

YORUM

 

 

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap