İzledim

MAHKUM – Yüzleşme Zamanı

Mahkum fianal olmasın! Ama bu reytingler ile zor… 29. Bölüm reyting sonuçlarında Total’de 2,42 reyting ile 15., AB’de 1,91 reyting ile 16.  ve ABC1’de 1,84 reyting ile 17. olması çok üzücü. Bölüm yazısı konuk yazar Büke ‘nin kaleminden. Keyifli okumalar.

 

Mahkum tek kelimeyle mükemmel bir 29.bölümle ekranlardaydı bu hafta. Bunda en büyük etken Fırat ve Barış’ın mücadelesinin yer altından yer üstüne çıkması, bol bol Fırat Barış izlemek, eski bölümlerden görüntüler, iki adet Barış Büge flashback’i, Savaş Barış sahnesi, Sasha ve Büge’ye karşılıklı sahne yazılması yani kısacası Mahkumun ana kadro ( 1.sezon) oyuncularının ön planda olmasıydı. Yeraltı ekibinin hikayeleri izleyiciyi fazla çekmedi bu açık bir şey. Özellikle ilk 3 bölümde ağırlıklı olarak yeni karakterlerin hikayesine değinilmesi, izleyiciyi diziden uzaklaştırdı maalesef. Bu hafta ise tam tersi bir durum söz konusuydu. Böyle olunca da araya serpiştirilmiş olan yeni karakterlerin sahneleri rahatsız etmedi izleyiciyi. Sonuç olarak sosyal medya yorumları, izleyicinin %90 ekran karşısından mutlu ayrıldığını gösteriyordu.

Önceki haftalar için bir şey demedim ama bu hafta aldığı bu reytingleri hiç hak etmediğini net bir şekilde söyleyebilirim.

Dizinin beş dakika özet verip 20.15 te yayına girmesi ve bu kararın önceden izleyiciye bildirilmemiş olması- özeti izlemek için açmamış olsam ilk 45 dakikayı kaçıracaktım mesela, tesadüfen gördüm erken başlayacağını- dizinin neredeyse 1.5 saatinin maçla çakışması, aldığımız reyting üzerinde etkili olmuş mudur, normal saatinde, 21.00 – 00.00 arasında yayınlansa reytinglerde artış olur muydu? sorusunun cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

Ve maalesef beklenen haber bugün geldi. Dizimizde son iki haftaya girmiş bulunuyoruz. 31.bölümde final yapıyoruz.

Gönlümden geçen hiç olmazsa 39.bölümde final olmasıydı ama buna da şükür. Haftaya apar topar bitirilmeyecek en azından. Karakterlerimizin hikayelerinin iki bölümde tamamlanıp kendine yakışan ve biz izleyicilere hak ettiğimiz unutulmaz bir finalin çekilmesini umut ediyorum.

Pek çok izleyici gibi ben de dizimizin 1 sezon olması taraftarıydım. 2.sezon haberi geldiğinde umarım ekip ve yapımının bir bildiği vardır ve aldıkları karardan pişmanlık duymazlar demiştim. Onlar ne hissediyor şu an bilemiyorum ama ben diziyi izlemeye devam ettiğim için hiç pişmanlık duymadım. İlk iki bölümü biraz yadırgamış olsam da 2.sezonu keyifle izledim sonuna kadar da izleyeceğim.

Gelelim bu hafta yaşananlara;

28.bölümü Fırat’ın Barış’ı yakalayıp ardından emniyet güçlerine teslim etmeden kaçırmasıyla noktalamıştık.

29.bölümü jenerik öncesinde Fırat’ın sözleriyle, yeni sezon ilk tanıtım videosundaki sahneyle açtık. Tek bir farklı sahne sonunda kırılan aynada sanki Zeyno’nun yansıması vardı. Barış’tan sonra Fırat da halüsinasyon görmeye başlayacak diye korktum.

Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için aynalara ihtiyacımız var. Ayna yalan söylemez. Siz ağlarken, o gülmez. Ama bir gün düşmanınıza benzerseniz, sizi ilk o terk eder.

Jenerik sonrası bölüm açılışını Fırat ve Barış’ın yolculuğuyla açtık. Barış gibi biz de Fırat onu nereye götürecek, ona ne yapmayı planladı diye merak ederek izledik varış noktasına kadar geçen süreyi. Arabada çalan “Ah O Günler” şarkısıyla önce Barış geçmişe gitti ardından Fırat.

 

 

Ne varsa her şey hatırımda
Sanki daha dünmüş gibi
Senden gelen senin olan
Ne varsa her şey hatırımda

Ay o günler, o günler
Şimdi yabancı gibiler
Bir günlük mutluluğa
Bir ömür alıp gittiler
Ne günlerdi ah o günler

 Bir daha dönülse
Şu yalancı dünyaya
Bir ömür verirdim ben yine
Seninle bir günlük mutluluğa

Ay o günler, o günler
Şimdi yabancı gibiler
Bir günlük mutluluğa
Bir ömür alıp gittiler
Ne günlerdi, ah o günler”

 

 

Bu hayallerle biz izleyiciler de eski bölümlere gittik. Barış-Büge, Barış-Savaş, Savaş-Büge, Barış’ın oğluyla tanışma anı,  Fırat-Zeynep-Nazlı doğum günü sabahı ve gecesi, o geceden izleyemediğimiz  Fırat-Zeynep dans sahnesi, Zeynep’in ölümü ve mahkum tayfa… Eski bölümleri yeniden açıp izleme isteğiyle doldum o anda. Mahkum tayfayı ne kadar özlediğimi bir kere daha fark ettim. Yalnız Bulut ailesinden cinayet günü öncesine ait sahneler izlemeyi hayal etmiştim. Maalesef yine o gündendi gelenler. Kim bilir belki bu hafta yine konuk olur Alara Bozbey de Bulut ailesiyle ilgili farklı sahneler gelir.

Fırat Barış sahneleri ve repliklerinin her biri birbirinden güzeldi. Bol bol güldürdüler beni sağ olsunlar.

Barış’ın Fırat’ın onu kaçırmasına, yoluna çıkan Mami’yi saf dışı bırakmasına, Sasha ve Rafi’yi atlatmak için araba çalmasına verdiği tepkiler çok iyiydi. Hem şaşırdı hem de büyük zevk aldı bu durumdan. Fırat’ı zayıf noktasından vurmaya çalıştı o anlarda, onu kendine benzemekle itham ederken.

 

 

Fırat, düşmanına benzememeye ve katil olmamaya kararlıydı. Bu nedenle Barış’ın yarasına pansuman yaptı. Ateşini düşürmek için uğraştı, Giryan’la bağlantıya geçip ilaç getirtti.

Fırat’ın istediği Barış’ın ölmesi değil, onu yaptıklarıyla yüzleştirmek ve ekibinin saklandığı yeri söylemesini sağlamaktı. Sadece Barış’ı değil tüm yeraltı ekibini adalete teslim etmekti amacı.

Barış, başına ne geleceğini bilmemenin tedirginliğini yaşadı yol boyunca şakaya vurmaya çalışsa da. Özellikle de şehirden uzaklaştıkça. O sordukça, Fırat sustu. Barış’ın bu halinin keyfini çıkardı.

Yolun sonunda nihayet bir dağ evine vardılar.

 

Barış :”Sen beni dağ evine mi atıyorsun savcı?”

Fırat : “Evet şömine de var ayı postu da var.”

Barış : “Yok artık!”

 

Eve varlıkları andan itibaren onları gözetleyen kişinin Dadaloğlu’nun adamı olduğunu düşünmüştüm meğerse kendisiymiş. Fırat’ın Barış’ı kendilerine ait o eve getireceğini tahmin etmiş.

Dadaloğlu’nu bu bölüm çözmekte zorlandım. Barış’la ilgili nasıl bir planı var anlayamadım bir türlü. Fırat, ona, Barış yüzünden yaşadıklarını tane tane anlattığı halde, Barış’a yardım etmesindeki amaç tam olarak ne? Onu Fırat’tan uzak tutmak mı? Gözünün önünde bulundurup oğluna zarar vermesini engellemek mi? Barış’ı bir şekilde Fırat’a teslim etmek mi? Her şeyi halledip oğlunun karşısına öyle çıkmayı planladığını, Fırat’ın onu kaçırmasının işleri bozduğunu söyledi bu bölüm. Korkusu Barış’ın konuşup yeraltında saklandıkları mekânı Dadaloğlu’nun onlara sağladığını söylemesi. Böylece oğlunun gözünde suçluya dönüşecek ve yeniden hapis yolu görünecek. Fırat Barış’ı öldürürse de o suçlu duruma düşecek. Oğluyla kendini yakma arasında bir tercih yapma noktasına geldi bu bölüm Dadaloğlu. Barış ve Fırat’ın yerini Rafi’ye söyleyerek ikisini de suçlu olmaktan kurtarmayı seçti galiba. Önce kendini kurtarmak uğruna Fırat’ı yakacak gibi geldi bana ama amacı bu değildi sanırım. Barış konuşmayacak, ekibi de onu Fırat’tan alacaktı. Peki ama Dadaloğlu Barış-Fırat meselesine hiç dahil olmadan, gerçekten sadece evsizlere yemek veren legal bir iş yeri sahibi olarak dahil olsaydı diziye olmaz mıydı? Yeraltıyla hiçbir bağlantısı olmayan biri olarak, işlediği ya da üzerine atılan suçun bedelini ödeyip dönmüş bir baba olarak oğlunun karşısına çıkamaz mıydı? Baba oğul çatışması yaratmaksa amaç, bu, geçmiş suçlar ve terk etme üzerine olabilirdi. Şimdi ise durum farklı. Barış’a yardım ve yataklık eden kişinin babası olduğunu öğrenmek yeni bir darbe, yeni bir şok olacak Fırat için. Geçmişi affetmek geçse de gönlünden şu anki günahları(amacı Fırat’a yardım etmekse bile)- ki buna Hacı’nın kardeşinin vur emrini vermek de var- buna engel olacak korkarım.

Fırat, eve geldiklerinde Barış’ı geçmişleriyle yüzleştirdi. Melike cinayetiyle başladı Can’ın babalar günü mesajıyla bitirdi. Tüm öldürülenlerin ismi geçecek orada diye düşünmüştüm fragmanı izleyince ama ekstra olarak Melike’nin fotoğrafı Can’ın videosu vardı.

 

 

Can’ı görene kadar her şeye bir bahane bulan Barış, oğlunu görünce duygusal olarak dağıldı. Yine de bu ekibinin saklandığı yeri Fırat’a söylemesini sağlamadı tabi. Fırat pes etmedi. Barış’ı kilitlediği karanlık odada geçen bir gecenin ardından aynı soruyu bir daha sordu ama Barış konuşmayacağı belliydi. Amacı ekibini korumak değil, yeri geldiğinde kendisi için ölecek askerlerini kaybetmemek,  zamanında gelince onları kendine kalkan yapabilmek. Barış hala her şeyi aşk için aşkının büyüklüğünden yaptığını söyleyip duruyor. Bunu bir de karısını öldürdüğü adamın yanında söylüyor, onun yanında Büge’nin aşkı sayesinde ölümsüz olduğundan bahsediyor. Onunki tam anlamıyla aşk değil aşkla karışık saplantı, takıntı. İşlediği her cinayet için bir suçlu var onun gözünde. Melike’yi kendisini Savaş sandığı ve ikinci seçenek olarak gördüğü için öldürdü. Savaş’ı kendisi her ne kadar Büge’yi ve Can’ı geri alabilmek için öldürdüğünü iddia etse de Savaş onu polise teslim edeceği için öldürdü. Zeynep’i ise Savaş’ı öldürmesinin sorumlusu olarak Fırat’ı gördüğü için öldürdü. Zeynep’i öldürerek Savaş’ın intikamını aldı aklınca. Kendi ellerine nasıl kardeşinin kanı bulaştıysa Fırat’a da aynı şeyi yaşatarak, onun elini kolunu bağladı ve görünüşte özgür ama Savaş kimliğinde tutsak hayatına devam etti.

Barış’ın iyi insanlara karşı bir antipatisi var onları çekemiyor gibi hissediyorum. Önce Fırat’ı tehditle hapse yolladı ve adamın aylarca kendini katil zannetmesini zevkle izledi. Şimdi de Büge’ye çalıntı mücevherleri verip onu Dadaloğlu’na yönlendirdi ki onları kendi eliyle paraya çevirtsin. Bir çocuğun hayatını kurtarmak için bile olsa suç işlesin ve kendi adaletine inansın diye. Büge Defne yerine Dadaloğlu’na gitseydi ve Fırat onu suç üstü yakalasaydı Büge hapse girecekti. Barış güven testi yapacağım derken Büge’yi tehlikeye attı bir bakıma gözünü bile kırpmadan. Aynı Barış’ın onu yaralı bulan gençleri basları belaya girmesin diye yanından uzaklaştırmaya çalışması, Büge’nin evinde yakalandı diye oraya silah zoruyla geldiğini, Büge’nin bir suçu olmadığını söylemesi epey bir tezat oldu.

Fırat ve Barış arasında geçen aile konulu konuşmada Fırat ilk kez babasız büyüdüğünden terkedildiğinden bahsetti Barış’a. Dünyanın sevgisiz büyüyen insanlarla dolu olduğunu ama hepsinin katil olmadığını söylerken haklıydı. Ama Barış’ın en azından yanında başını okşayan bir babası olduğunu, zengin ve şımarıklığından babam beni sevmedi bahanesine sığındığını söylerken ön yargılı davrandı. Barış’ın çocukluğundan beri babasıyla neler yaşadığını bilmiyor sonuçta. Dışarıdan konuşmak kolay. Ama Barış’ın babasına “Beni sen katil ettin” lafına o zaman da katılmamıştım yine de aynı şeyi söylüyorum. Barış işlediği her suçtan kendisi hariç herkesi sorumlu tutuyor. Ona göre kendi hep masum ve mağdur suçlu hep başkaları. Ama cinayet işlemesi için onu kimse zorlamadı. Kendi iradesiyle işlediği suçların sorumluluğunu artık alması gerekiyor.

 

Barış’ın Fırat’tan kaçıp ormanda düştüğü ve karşısına çıkan Savaş’la tartıştığı sahneyi gerçek sandım bir an için. Savaş’ın kaybolup Fırat’ın yanına gelmesinin ardından ter ve ateş içinde uyanan Barış’ı görünce, hepsinin kabus olduğunu anladım. Barış’ın yine halüsinasyon gördüğü günlere dönmekten korktuğunu da anladık bu sahne sayesinde. Yine de Barış’ın tamamen iyileşmiş olduğunu düşünmüyorum. Onun seviyesinde hasta olan biri bir aylık tedaviyle düzelemez gibi geliyor. Bugün kabusla ortaya çıktı Savaş yarın günlük hayatta onu tekrar görmeyeceğinin garantisi yok bence.  30.bölümde ikiliyi bir daha görürüz belki. Barış ve Savaş’ı karşılıklı izlemek her zamanki gibi güzeldi.

 

Fırat’ın yarasını pansuman yapıp ona ilaç vermesinden dolayı duyduğu yalandan minneti dile getiren Barış teşekkür mahiyetinde (!) ona makasla saldırıp elinden yaraladı. Bir de minnet duyduğuma inandın ama değil mi diyor ya pes…

Fırat Barış’ı konuşarak ikna edemeyeceğini anlayınca Savaş’ın videosunu gösterdi ona. Savaş Büge’yle ilgili bir itirafta bulunacakken videoyu kapatınca Barış deliye döndü.

 

 

Videonun devamını izleyebilmek için Fırat’ı saklandıkları yere götürmesi gerekiyordu.

Bölüm boyunca bir yandan Bekir ve Hacı, diğer yandan Sasha ve Rafi, Fırat ve Barış’ı aradı durdu Sinyor’un ikiliyi kaçırdığı zamandan sonra bir kez daha.

 

Sasha’nın yanında Rafi’nin yerine Büge , Bekir ve Hacı’nın yanında Cemre ve mahkum tayfa vardı tabi o zamanlar. Dörtlü karşı karşıya geldi ama iki taraf da bu buluşmadan eli boş döndü. İki taraf da birbirinden bir şey öğrenemedi. Tek artısı Hacı ve Bekir’in onlardan önce davranıp Fırat’ı bulmaları gerektiğini fark etmeleri oldu.

 

 

Defne de bir yandan Fırat’ın peşindeydi. Fırat, Barış’ı kaçırdığı için suçlu konuma düştü ve Defne bulunduğu yerde yakalanması için kesin talimat verdi. Ekiptekiler bu kararı doğru bulmasa da Fırat’a hak vermeye çalışsalar da ellerinden gelen fazla bir şey yoktu.

Büge cephesinde ise durumlar duygusal anlamda karıştı. Bir kez daha kalbiyle aklı arasında sıkışıp kaldı. Fırat’ın onu adalete teslim etmesini ve Barış’ın cezasını çekmesini istiyordu elbette ama aynı zamanda onu öldürmesinden, Barış’ı bir kez daha kaybetmekten de çok korkuyordu.

 

 

İlk başta Giryan’la tartışsalar da sonrasında dertleşmek için onun yanına gitti Büge. Giryan bir kadın olarak Büge’nin hislerine ve samimiyetine inandı. Onu sorgulamadı da suçlamadı da. Aşk konusunda kimse suçlanamazdı sonuçta.

Büge Barış’la anılarının saklı olduğu sandığa bakarken bulduğu yüzükle Barış’la mutlu günlerinden birine yolculuk yaptı. Yemek ve karaokenin ardından gelen evlilik teklifini hatırladı. Barış’ın “O şarkıdaki kız sensin hâlâ” dediği şarkı İlhan Şeşen’den “Sen Benim Şarkılarımsın” imiş. Bu sahnede onu da öğrendik.

 

Sahnenin asıl sürprizi onları izleyen Savaş’ın varlığıydı elbette. Barış’ın niyetini öğrendikten sonrası babasını arayıp onu göndermeleri gerektiğini, aksi halde kendilerini rezil edeceğini söylüyor Savaş. Savaş’ın Barış’a karşı hissettiği şey nefret mi kıskançlık mı emin olamadım. Onun sevdiğini elinden almak isteyecek kadar ne yaşadı bu adam? Bu noktada Sinyorla kaybedeceğimiz zamanı Savaş’ın iç dünyasını öğrenmeye ayırsaydık keşke demeden duramıyorum. Köstebeklik meselesi bunun için iyi bir kapı açmıştı. Babası Barış’ın adını vermesini istediği halde bunu yapmayan Savaş, kardeşi hakkında neler hissediyordu acaba? Bu konu Sinyoru diziye dahil etmek yerine Savaş- Büge, Savaş-Barış flashbackleriyle işlenseydi dizimiz bu kadar izleyici kaybetmeyecekti diye düşünüyorum. Konuyu hukuk dizisinden mafyavari bir diziye kaydırma yoluna girilmesi, mahkumun ana hikayesine zarar verdi maalesef. Üzerine bir de Cemre’nin öldürülmesiyle hukuk ayağı iyice zayıfladı dizimizin. Hep diyorum Fırat ve mahkum tayfanın adalet arayışı Cemre aracılığıyla sürdürülmeli ve Fırat’ın masumiyeti kanıtlanana kadar rolü devam etmeliydi.

twitter

İkinci sezon gelen özel ekip, hukuk konusundaki eksikliği biraz olsun kapattı. Barış ve ekibinin peşine yasal yollarla adliyede değil belki ama – işini yaparken izlemek sadece 3 bölüm kısmet olduysa da- resmiyette bir savcı olarak devam ediyor Fırat. Barış’ı kaçırarak hata yaptığını geçen hafta yazmıştım zaten. İkilinin sahnelerini severek izlemem, bu hareketinin bir hata olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bölüm sonu itibariyle de haksız olmadığımı görmüş oldum.

 

 

Büge ve Barış’ın diğer flashback sahnesi ilk tanıştıkları zamanlara aitti. Büge’nin Barış’la ilgili şüpheleri olduğu, Barış’ın duyguları konusunda onu ikna etmeye çalıştığı, biraz cilveleşip biraz atıştıkları ama bir o kadar da mutlu oldukları zamanlara.

Evliliğe ilk adımı atmışken, Zahit ve Savaş yüzünden Barış’ın gitmek zorunda bırakıldığını biliyoruz. Büge’nin onunla gitmeme sebebini öğrenemedik. Ailesinin durumu mu engel oldu yoksa cesaret mi edemedi bilinmez ama o gidemediyse Barış bir şekilde kalmanın yolunu bulamaz mıydı? Babası “Sen gideceksin Büge Savaş’la evlenecek” demişken açık açık neyine güvenerek Büge’yi ailesiyle aynı şehirde bıraktı ki…

Cevap bekleyen o kadar çok soru var ki iki bölümde hepsine cevap alabileceğimize dair umudum yok maalesef.

Eylül Giryan cephesinde de gelişmeler yaşandı bu hafta. Eylül Büge ve Can’ı kaçırmak için evine girecekken ablasının engeline takıldı ve Giryan kardeşini korumak için onu Fırat’ın evinde bir odaya kilitlemek zorunda kaldı. Ayşe ve Bekir’in eve geldiği anlarda Eylül neredeyse yakalanacakken Hacı’dan gelen telefonla ucuz kurtuldu. Ablasına tepkiliydi Eylül. Büge Giryan konuşmasına şahit olduğunda Büge’ye hak verirken kendisini Barış’a olan aşkından dolayı yargıladığını söylediğini. Giryan kardeşinin bir psikopata aşık olmasını kabullenemezdi elbette. Aradan biraz zaman geçip de iki kardeş kavga etmeden konuşmayı başarınca Eylül ablasına karşı yumuşamaya başladı.

Ayşe’den Eylül’ün yerinin tespit edildiğine dair telefon gelmese Giryan kardeşini Defne’ye teslim etmezdi. Tabi ki bunu Ayşe’ye itiraf edemedi.

Son sahneye gelirken Barış’ın Fırat’ı oyaladığı ve saklandıkları yeri söylemeyeceği belliydi. Fırat hala Barış’ın dürüst davranacağına nasıl inanıyor anlayamıyorum.

 

 

Sasha okul çıkışında çocukları alıp arabaya bindiren Büge’yi rehin alıp “Barış’a gidiyoruz” deyince onları yer altına indirip Nazlı’yı sokağa bırakacak diye düşünmüştüm ama nasıl olduysa Sasha pat diye Fırat ve Barış’ın yerini buluverdi. Ve Fırat bir kez daha Nazlı’yı kaybetmekle sınandı. Nazlı da bir kez daha babasının ona korkuyla bakan gözlerine, yüzüne şahit oldu. Bir kere daha silahlarla karşı karşıya kaldığı bir ortamda korkuyla babasına bakıyordu. En büyük korkusuyla yeniden yüzleşmek zorunda kalan Fırat hep bedenen hem de psikolojik olarak çöktü bu sefer. Gelen kulak çınlamasının ardından yere yığılıp kaldı ve kendinden geçti .

 

Tam o anda Sasha kelepçenin anahtarını alırken bu sefer de Hacı, Bekir ve Mami ortaya çıkıverdi. Dağ evinin arazisinde başlayan takip sokak ortasına kadar nasıl devam etti bilinmez. Hadi bizimkiler Fırat’ın yeni telefonunun sinyalini takip ettiler diyelim, Sasha’nın orayı nasıl bulduğunun cevabı yok bende. Sonuç olarak tam da tahmin ettiğim gibi Barış bir kez daha Fırat’ın elinden kaçmayı başardı. Kendine gelen Fırat’ın Hacı’yı tanımaması ise final sürprizi oldu.

 

Fragman sahnelerine bakarsak Fırat hafıza kaybı kısa sürüyor. Bir nevi büyük depremin habercisi olan öncü küçük deprem gibi bu atak Fırat için bir uyarı niteliğinde olacak.

Hastane sahnelerinin arasında Fırat’ın yanında Eylül’ün olduğu ve Barış’a Savaş’ın anlattıklarından bahsettiği bir tane var. Bu da yeniden hatırladığını gösteriyor.

Barış’ın hastane odasında Fırat’ın boğazına yapıştığı sahnenin Fırat’ın kabusu olduğunu düşünüyorum. O kabustan sonra uyanacak büyük ihtimalle. Büge Fırat sahnesi bunun devamında gelebilir.

Fırat daha çabuk unutacağını öğrendiğinde Nazlı için video çekmiş. Orada sandıktan bahsettiğini düşünüyorum. Nazlı’dan sandığı ona vermesini isteyecek bence. Böylece aldığı notlar sayesinde Nazlı hakkındaki her şeyi yeniden öğrenip hatırlamasa da ona babalık yapabilecek tabi hastalığı ölümcül değilse.

Barış’ın Büge’ye hesap sorduğu sahne Savaş’ın anlattıklarıyla ilgili. Bu video gerçek mi yoksa Barış’ı konuşturmak için mi kurgulandı. Gerçekse eğer Fırat ve Savaş’ın sevkiyat yapılacak gemilerin orada buluştuğu gün çekilmiş olabilir. Savaş Fırat’a hem Barış’ı getireceğini hem de büyük sevkiyatın yerini ve zamanını söyleyeceğinin sözünü vermişti. Samimi olduğunu göstermek içinse önden Fırat’a Barış ve Büge’yle ilgili bir şeyler anlatabilir. Bu da Fırat’ın Barış ve Büge’nin sevgili oldukları, Can’ın Barış’ın oğlu olduğu bilgilerine tepkisiz kalmasını açıklar. Fırat başından beri bunları ve daha fazlasını biliyordu belki de.  Video büyük ihtimalle Can’la ilgili gibi geliyor bana. Can’ın kendi oğlu olduğunu, Büge’nin bu konuda Barış’a yalan söylediğini söylemiş olabilir Savaş videoda.

Bu bölüm Barış gittikten sonra Büge ve Savaş arasında neler yaşandığı, Büge’nin hayatını nasıl kurtardığıyla( böyle bir cümle kurmuştu Büge Barış’a yanlış hatırlamıyorsam) ilgili flashback gelebilir bir ihtimal.

Madem son iki bölüme girdik bu bölümler ve finalle ilgili beklentilerimi de yazmak istiyorum bölüm yazısını tamamlamadan önce.

Öncelikle 30.bölümde sezon finali sahnesini izlememiz gerektiğini düşünüyorum. Hem de son sahne olarak değil ortalarda. Fırat hafızası yerine gelip Barış’la konuştuktan ve Barış Büge yüzleşmesinden sonra Eylül yardımıyla yerleri ifşa olan yeraltı ekibinin kaçışı ilk yarıda olmalı. Bu kaçış sırasında diğerleri yakalanmalı, bir ihtimal Sasha da dahil. Barış yalnız kalıp o sahile kaçmalı.

Dadaloğlu kimliğini Fırat’a açıklamalı. Fırat’ın hastalığı söz konusu sonuçta adam oğlunun yanında olmak isteyecektir. Baba oğul yüzleşmesi bu bölüm yine ilk yarıda hastane sahneleri ya da sonrasında gerçekleşmeli . Barış’ın bulunamaması üzerine evlenme fikrini Büge’nin ortaya atmasını bekliyorum çünkü Barış’ın bir tek bu yolla deliye dönüp intikam için geri döneceğini biliyor. Evlilik fotosunun ilk yarının sonunda Barış’a ulaşmaları. İkinci yarı Barış’ın geri donup Büge ve Fırat’a saldırı girişiminin polis tarafından engellenip Barış’ın tutuklanmasıyla bitmeli.

31.bölümde Barış ve Sasha’yı ayrı ayrı hapishanede ve tek kişilik hücrelerinde yalnız başına izlemeliyiz. Kim bilir Sasha için de bir iki flashback yazılır da nasıl bir katile dönüştüğünü en azından son bölümde izleriz.  Zamanında Barış’ın yaptığı gibi Fırat da Barış için ölmesine izin verilmemesi emrini vermeli. Sorumlu gardiyan olarak Mücahit gelebilir final bölümünde. Barış Savaş halüsinasyonları sayesinde yaptıklarıyla yüzleşmeli.

Fırat’ın hastalığının ilerlemesi üzerine Hacı’nın mahkum tayfaya haber vermesini ve son bölümde onları Fırat’ın yanında izlemek isterim. Ve son bölümün konuğu olarak Gürberk Polat’ın gelmesini isterim. Eren’in tedaviyi tamamlayıp nefsi müdafaa indirimiyle cezasını tamamlayıp hapisten çıkması; Fırat, Beybaba, Paşa, Kamber ve Hacı tarafından karşılanması ve son kez “Halime’nin Aşıkları”nı birlikte söylemeleri hayalim var birinci sezondan beri.

Ardından Fırat’ın her şeyi unutmuş bir şekilde uyandığını görürüz. Her şeyi baştan öğrenme süreci bir şarkı eşliğinde sahne geçişleriyle gösterilebilir.

Finali mahkum tayfa, özel ekip Büge ve Can hep birlikte bir masa etrafında ya da piknikteyken izleyerek bitirebiliriz. Ekran üçe bölünür ve bir yanda Sasha bir yanda Barış ortada ise dışarıdakiler olabilir.  Sasha ve Barış’ın eş zamanlı olarak o zehri içip intihar ettiklerini de görebiliriz üçlü ekranda ama gönlümden geçen ölmemeleri.

30.bölümün ardından finalde olacaklar hakkında daha net tahminlerde bulunabiliriz belki.

Benim beklentilerim bunlar. Peki siz nasıl bir final hayal ediyorsunuz ?

Yeni bölüm yazısında buluşmak dileğiyle… Keyifli okumalar.

Göz atmanızı öneririz: Mahkum Bölüm Yorumları

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
Poldark
POLDARK – Eve Dönüş
liar yalancı
LIAR (Yalancı) – İki Taraf Tek Doğru
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap