İzledim

MAHKUM – Hepimiz Mahkumuz, Kimimiz Özgürlüğe Kimimiz Köleliğe

Mahkum 4. bölüm reytingleri AB’de 8,76 ve 20,27 share, ABC1 20+’da 8,46 ve 17,89 share, Total’de ise 7,82 ve 16,60 share alarak perşembe gününün en çok izlenen dizisi oldu. Yeni bölümünün 20 Ocak’ta yayınlanması beklenen dizinin bölüm yazısı konuk yazar Büke ‘nin kaleminden. Keyifli okumalar.

 

Mahkum dördüncü bölümüyle ekrana geldi bu hafta. Duygudan duyguya girdim bölüm boyunca. Hacı ve Fırat’ın ikili sahneleriyle güldüm, Fırat’ın olay gününü hatırladığı sahnede, mahkeme sahnesinde ve neredeyse tüm flashback sahnelerinde duygulandım, Tahir’e bol bol kızdım, Barış’ın peşindeki şahsı bulma aşamasında ve Ferda ile olan sahnelerinde bir hata yapacak mı diye meraklandım, final sahnesinde ise çok gerildim. Bölüm bittiğinde ekrandan baş ağrısıyla kalktım. Sonuç olarak bölümü yine çok sevdim.

Bölüm yorumuna gelirsek;

Fırat’ın, olay öncesi, olay anı ve sonrasında sadece Barış’la ilgili detayları hatırlamaması, travma sebebinin Barış olduğunun kanıtı. Jenerik öncesi ilk sahnede Barış’ın fotoğrafına çok dikkatli bakışı, yüz ifadesindeki değişim sanki onu hatırlamış gibi bir his uyandırsa da o hatırlamadığını söyledi yine. Ya gerçekten hatırlamıyor Barış’ı ya da Barış’ın Nazlı’yla ilgili tehdidi o kadar büyük ki davanın seyrini değiştireceğini bildiği halde susuyor. Barış’ın fotoğrafıyla, hapishanede yakından gördüğü, kalemle rehin aldığı Savaş arasında bağlantı kurması ne kadar sürecek acaba?

Jenerik sonrası bölüm Hacı ve Fırat konuşmasıyla başladı. Hacı savcıdan içeriye jilet sokmasını buna karşılık ona yeni bir kelime vereceğini söyledi. Ardından Barış ve Ferda’nın geçen haftaki asansör sahnesinin devamı geldi.

 

 

Ferda tehlikeli bir kadın belli ki. Savaş’ın aslında Savaş olmadığını çözmesi uzun sürmeyecek gibi duruyor. Barış’a Savaş’la ilgili söylediklerinden anladığımız kadarıyla Savaş’ın iki hayatı var. İlki babasının varisi, ailenin iyi çocuğu, aile babası Savaş, ikinci hayatı ise diğerinin aksine karanlık bence. Savaş’ın içinde olduğu, yakında ortalığı karıştıracak olan iş çıkar ortaya elbet. Tabi bir de Savaş’ın dönmesini bekleyen birileri var. Aklıma ilk etapta kumar ya da mafya durumları geldi. Yani o cephe bayağı karışık ve gizemli duruyor. Tabi ki Savaş’ın bu durumu Barış’ı aklamaz, yaptıklarını haklı göstermez ve onu mağdur yapmaz. Ancak Savaş’ı da Barış gibi ya da ondan daha fazla kötü yapar. Bunu zaman gösterecek.

Barış’ın bu kadınla işi zor. Kadın Savaş’ı Barış’tan iyi tanıyor çünkü. Barış’ın her hareketini dikkatle inceliyor. Barış, canının yarısı kardeşinin acı yemediğini bir anlığına unutup- ya da kendinin Savaş olmadığını- yemeğine acı koyduğunda, işle ilgili konuşmadığında kadın şüphelendi haliyle. Son olarak da Savaş’ta olup Barış’ta olmayan yara izini fark ettiğine göre bakalım bundan sonraki adımı ne olacak Ferda’nın? Ferda sayesinde Savaş’ın Büge’yi umursamadığını, Barış’ı sevmediğini hatta nefret ettiğini de öğrendik. Barış’ın bu duydukları karşısında yaşadığı şaşkınlığı belki de hayal kırıklığını gözlerinden okuduk. Savaş belki de karısıyla babasının zoruyla evlendirildi ya da bir şekilde Barış’la Büge’nin geçmişteki ilişkisini öğrendi. Hatta oğlunun babasının Barış olduğunu da kim bilir.

Geçen hafta Barış’a fotoğraf ve notu yollayan Zafer’dir demiştim haklı çıktım ama bu kadar erken deşifre olacağını hiç düşünmemiştim. Barış’ın Zafer için ölüm emri de pek orijinaldi.

 

Sasha: Eee yapıyoruz? 

Barış: Bence kendisini işe alalım.

Sasha: Ne zaman?

Barış: Hemen başlasın işlemler.

 

Zafer hem kendi hem Fırat için intikam peşine düşmüş. Keşke daha önce konuşsaydı Cemre’yle. Barış’ı köşeye sıkıştırdı sıkıştırmasına da Sasha faktörünü hesaba katmadı. Savaş’ın Barış olduğunu kanıtlayacak imzayı atmış olmak Barış’ın yaptığı çok ciddi bir hata da Zafer bunu kullanamayacaksa, neden bu detaya girildi? Gözleri açık gitmiş gibi dursa da Zafer’in ölmemiş olma ihtimali nedir merak ediyorum ve tabi ki Sasha neden onu işini bitirmeden öylece bıraktı?

 

 

Zafer inşallah o dosyanın bir kopyasını Fırat’a ulaştırması için birine bırakmıştır ya da daha iyisi, ölmez de Barış’ı yakalatacak delilleri toplar. Barış’ın itirafının içinde olduğu kalem de Zafer’de diye düşünmüştüm geçen hafta ama sanırım değil. Barış’ta da olmadığına göre kimde peki o kayıtlar? Barış’ta olsa neden savcıda bana ait bir şey var desin, tabi o şey ses kaydından başka bir şey değilse.

Cemre Fırat’a verdiği sözü tutmak, hafızası yerine gelsin diye yardım edebilmek için elinden geleni yaptı. Fırat’ın psikiyatristiyle görüştü. Geçmişten fotoğraflar getirdi, yeniden olay yeri keşfi istedi. Tahir’in karşı çıkması ve isteği reddetmesine rağmen, Fırat’ın onu yönlendirmesiyle amacına ulaştı da.

Fırat’ın o gece kapının çaldığını hatırlaması üzerine Tahir paniğe kapıldı. Üstüne bir de Cemre’nin yeniden olay yeri keşfi istemesi taraflar arasındaki gerilimi artırdı. Olay gecesini hatırladığında Zeynep’in Tahir’le Fırat’ı aldatma durumunun olmadığını gördüğüme sevindim. Zaten o fotoğraftaki adam da Tahir gibi değildi. O fotoğraf gerçek mi photoshop mu, Fırat’ın nasıl eline geçti- tabi geçtiyse- fotoğraftaki adamla Zeynep’in nasıl bir ilişkisi var ilerleyen bölümlerde ortaya çıkar. Belki de aldatma mevzusu tamamen kurmacadır ki inşallah öyledir. Tam da tahmin ettiğim gibi Tahir’in Zeynep’e hissettiği karşılıksız aşk, belki de takıntı ta öğrencilik yıllarından süregelen. Zeynep onun hislerinin farkında olduğu için tedirgin oldu geldiğinde hatta Fırat’ı uyandırmak istedi. Tahir bahaneyle seni görmüş oldum deyince konuyu hemen değiştirdi. Şimdi akıllardaki soru Tahir evden ne zaman çıktı? Cinayetten önce çıktıysa sonra neden geri döndü? Tahir’in delilleri karartması, Fırat için ağırlaştırılmış müebbet istemesi başsavcının baskısıyla mı oldu acaba diye düşünmüştüm geçen hafta ama adamın bu durumla alakası yokmuş. Tahir kendini kurtarmak için yapmış hepsini. Başsavcı “Yoksa gerçekten Fırat mı yaptı bunu?” derken samimi geldi, olayın içinde değil gibi geldi bana ama bu dizide hiç kimseye hiçbir şeye güven olmaz. Şu an tek emin olduğum şey katil BEN değilim.

 

 

Gördük ki Zafer’den Zeynep’in ölüm saatinin 00:30 – 01:30 arasında olduğu bilgisini alan Tahir için delilleri karartma süreci başlamış. Bir anlığına “Ben o saatlerde oradaydım” diyecek olmuş sanki ama o saatlerde orada olan katildir deyince Zafer susmuş Tahir. Önce kamera kayıtlarıyla oynamış ve eve geldiği saatteki görüntülerini silmiş. Büyük ihtimalle Nazlı’ya getirdiği köpek balığındaki ses kaydını da silmiştir ya da oyuncağı almıştır deliler arasından bir şekilde. Cemre delillerin fotoğraflarını incelerken aralarında onun fotoğrafı var mı diye dikkat etmeye çalıştım ama olup olmadığını anlayamadım.

Fırat kendine düzenli olarak para gönderenin kayınvalidesi olduğunu öğrenince haklı olarak çok şaşırdı ve sebebini öğrenmek için Cemre’yi ona gönderdi. Cemre konuşmak için kadına gittiğinde Bekir engeline takıldı. Annesinin Bekir’in aksine Fırat’ın masum olduğuna inanması mutlu etti beni. Cemreyle konuşacağını bakışlarından anlamıştım. Görüşe gelenin o olduğunu ve jileti getirdiğini tahmin ettim.  Fırat onu karşısında görünce şaşırdı tabi.

Bu sahnede Zeynep’in cenaze törenine gittik. Fırat’ın soğukkanlı halinin Nezaket Hanım’ı orada görünce değişmesi, ondan özür dilemesi, kadının Fırat’a “oğlum” diye seslenmesi, katil olduğuna inanmaması, Fırat’ın Zeynep’le vedalaşmak için sesi titreyerek izin istemesi… Sizi bilmem ama Fırat’ın karısından af dilerken ki sözlerinde pişmanlığını, yaşadığı acıyla akıttığı gözyaşlarının gerçekliğini derinden hissettim ben.

 

 

Fırat: Zeyno koruyamadım ben sizi, koruyamadım. Hepsi benim hatam. Affet beni Zeyno. Zeyno’m. Nazlı’yı bulacağım, kızımızı bulacağım, bebeğimizi bulacağım. Söz sana. Söz…

 

Nezaket Hanım neden doğum gününde onlarla birlikte değildi merak ettim bölümü izlerken.

Fırat annesine neden para yolladığını sordu. “Kızının katili olduğuma inansan yollamazdın” dedi. Kadının, cenaze gününde söylediği sözü hatırlatmasıyla Fırat için cevaplanmayı bekleyen sorulara bir yenisi daha eklenmiş oldu.

 

Fırat: Sakın evi temizleme anne. Sakın evi temizleme.

 

Fırat annesine bir söz verdi orada. Katil oysa eğer, en ağır cezayı kendisine keseceğini söyledi. Nezaket Hanım Fırat’a ihtiyacı olan jileti verdi ve benim için eğlenceli anların başlangıcı o bu. Fırat Barış sahneleri kadar sevdiğim- hatta belki daha fazla- Fırat Hacı sahnesine giriş yaptık. Fırat beybabanın uyarısının ardından müdür ve baş efendiye karşı daha dikkatli. Jileti ağzında saklayıp koğuşa sokması, aranacaklarını tahmin edip Hacı’ya jilet yerine kutuda nazar boncuğu vermesi… Jileti gizlice arkadan Hacı’nın pantolonun içine yerleştirmesi, Hacı’nın bunu öğrenince verdiği tepki Fırat Savcımın yüzünü kısa bir anlığına da olsa güldürdü ya Allah da Hacı’yı güldürsün.

 

Fırat: Jilet sende

Hacı: Nasıl bende? Mabadıma soktun? Ya kesseydi bir yerimi?

Fırat: Kağıda sardım merak etme

Hacı: Hakikaten burada

Fırat: Dikkat et kestirme mabadı.

 

Fırat- Nazlı flashback sahnelerini çok seviyorum. Baba – kız sahneleri birbirinden güzeldi yine. Önce, Fırat jilete karşılık 16K ipucunu aldıktan sonra koğuşta Nazlı’nın kilosunu ölçtüklerini ve 16 kilo çıktığını hatırladı.

 

twitter

 

 

Bu sahneye paralele olarak Bekir nihayet Fırat’ın gömdüğü valizi buldu ve valiz boş çıktı. Haberlere düşünce Nezaket Hanım için torunun hayatta olma umudu doğdu. Barış ise bu durumdan hiç memnun olmadı. Neymiş beyimiz savcının müebbetten başka ceza alma ihtimaline bile deli oluyormuş. Neymiş Savcı yüzünden hayatı mahvolmuş. Bu ne pişkinliktir. Senin hayatını savcı mahvetmedi Barış Bey. 20 yaşında bir kızı öldürerek sen mahvettin. Savaş’ı öldürerek onun yerine geçmeyi sen tercih ettin. Savcı işini yapıp peşine düştü, zengin çocuğusun diye suçunu örtbas etmedi diye hayatını mahvetmiş mi oldu şimdi? Sen kendini kandırmaya devam et. Gerçeklerle yüzleşeceksin elbet.

 

 

Ardından olay yeri keşif sahnesi geldi ki bu bölümde en çok merak ettiğim anlardan biriydi. Aylar sonra evine gelen Fırat neler hissedecek, neler hatırlayacaktı? İlk andan itibaren etkisine aldı sahne beni. Fırat’ın hafızasında her şey o kadar canlıydı ki sanki dün çıkmıştı evden. Apartmana girdiğinde, kızının merdivenden inerken gördüğü hayalinden,  eve sanık olarak değil de savcı olarak girişini hayal etmesine , evden çıkmaya kadar ki her anında, karısına, annesine, kızına sarılışı ve ardından yokluklarıyla yüzleşmesiyle yaşadığı o duygu yoğunluğunu, duygu geçişlerini, kızına duyduğu özlemi, onun hayaliyle konuşmasını, yastığına sinen kokusunu içine çekmesini, onu koruyamadığı için duyduğu pişmanlığı acıyı en güzel ve gerçekçi şekilde yansıtmıştı Onur Tuna. O kadar Savcı Fırat olmuş ki izlerken Mucize Doktorun Ferman Hoca’sından en ufak bir iz bile görmüyorum onda.

 

 

Evden çıkarken cinayet gecesine ait bir anı hatırladı Fırat. Nazlı’yla akvaryumdaki balıklara yem veriyorlardı. Kameranın hafıza kartını akvaryuma attığını hatırlaması ise yine Hacı’dan aldığı balık ipucuyla oldu. Fırat Nazlıyla balıklara yem attıklarını hatırladı o sahnede.

 

 

Bu sahnede Hacı Fırat’a karşı ilk kez samimi geldi bana. Yoksa Fırat’a kızgınlığı geçmeye, onun suçsuzluğuna inanmaya mı başladı? Bakalım Fırat, ondan istediği insani isteği yerine getirebilecek mi? Hacı ve Fırat aynı koğuşta pek eğlenceli olur.

Fırat’ın güvenebileceği tek insan Cemre şu anda. Kendisi de yavaş yavaş bunun farkına varıyor. Tahir için hala kardeşim dese de eve gitme iznini almak için Cemre’den başsavcıyı Tahir’in olay yeri keşfinde dublör kullandığı bilgisiyle tehdit etmesini istiyor, başsavcı için “O kötü biri değil” dese de hatırladıklarını ona söylemek yerine kendine saklıyor, sadece Cemre’yle paylaşıyor ki doğrusu da bu zaten. Başsavcı istediği kadar Fırat’a senin yerin bende farklı, senin için elimden geleni yapacağım desin ona güvenmiyorum. Barış’a onu görevden almak zor olacak dediği günleri unutmadım henüz.

 

 

Duruşma günü geldiğinde izleyici olarak  “Savcı nasıl özgürlüğüne kavuşamayacak?” sorusunun yanıtını merak ederek izledim sahneyi. Duruşmaya hazırlık sahnesine “Ederlezi” parçası çok yakışmıştı. Temize çıkamayacağını bildiğim için ve de müziğin de etkisiyle belki de Fırat’ın umutlu gülüşü çok hüzünlü geldi bana. Araca başı önde binmesine içim burkuldu. Salonun önünde otururken Cemre’nin heyecanını paylaşamadı ta ki valizde kızına ait herhangi bir DNA bulunmadığını duyana kadar.

 

 

Özgür kalmaktan daha önemli onun için kızının hayatta olma ihtimali. Ki tahminimce kızının yaşaması için özgürlüğünden vazgeçti Fırat. Karısını yaralı ya da ölü bir şekilde evde bırakıp, kızını öldürmüş de valizle çıkarmış gibi yapıp ormanlık alana gömmesi, karısının cinayetini üstlenmesi için kızının hayatıyla tehdit edildiğini düşündürüyor bana. Barış’a ait olan telefondan gelen talimatları yerine getirdi bence Fırat o gece. Eve geri döndüğünde Zeynep’in cansız bedeninin yanında, uyanması, kalkması için yalvarması ama kaçmayıp polisin gelmesini beklemesinin, cinayeti Tahir’e itiraf etmesinin başka bir açıklamasını bulamıyorum. Tabi burada kafama takılan şey kameradaki hafıza kartını akvaryuma atması. Hem suçu üstlenip hem kartı oradan nasıl almayı planlıyordu acaba? Birini mi gönderip aldıracaktı onu yoksa katilin o olmadığı anlaşılmasın diye mi attı? Katilin başkası olduğu anlaşılırsa kızının öleceğinden mi korktu?

Duruşma anı bölümün en ağır sahnelerinden biriydi. Aslında Fırat’ın neredeyse her sahnesi öyleydi bu hafta. Cemre Fırat’ı kurtarmak için tüm gücüyle mücadele ederken Tahir de aynısını en yakın arkadaşı, kardeşi (!) Fırat’ı mahkum ettirebilmek için yaptı. Önce valizde Nazlı’nın DNA sının bulunmamasının o valizle taşınmadığını kanıtlamayacağını iddia etti Tahir. İyice sarılmış olursa DNA bulmanın imkansıza yakın olabileceğini belirtti. Bu anlarda Fırat’ın Tahir’e bakarken nasıl hayal kırıklığına uğradığı açıkça görülüyordu.

 

 

Kameranın hafıza kartındaki görüntüler ekrana geldiğinde hem Fırat hem de Nezaket ve Bekir için zor anlar başladı. Zeynep’in ölmeden önceki son anları karşılarındaydı. Görüntüde botları görünen kişinin de valizi evden çıkaranın da Sasha olduğunu düşünmüştüm ben. Tahir o görüntüdeki kişinin Fırat olduğunu, bu nedenle yakalandığı zaman bu hafıza kartından bahsetmediğini savundu. Fırat’ın aklı zaten ifadesini okuduğundan beri karışıktı. Katil olduğunu kabullenmekle, inkar etmek arasında gidip geliyordu. Hafızasının bir türlü yerine gelememesi de cabası. Dolayısıyla Tahir tarafından manipüle edilmesi hiç de zor olmadı. Cemre’nin hamlesine karşılık Fırat’ın itiraf videosunu sundu mahkemeye Tahir. İtirafı izlerken fenalaşan Nezaket Hanımı Bekir dışarı çıkarken Fırat arkalarından bakabildi ancak. Bu saatten sonra kadın Fırat’ın masum olduğuna inanır mi bilmem ama inanmasa da haklı. Fırat bile kendinden şüphe ederken kadının da etmesi kadar doğal bir şey olamaz. İfadesi alınırken aklının başında olduğunu, baskı altında olmadan dürüstçe suçunu itiraf ettiğini ekledi Tahir. Ardından da Zeynep’in görüntüsündeki kişinin Fırat olduğunu ona kabul ettirmeye yönelik sorularına başladı. İzlediklerinin ağırlığı altında ezilen Fırat, ayakkabının kendisine ait olmadığını söylerken soru yenilendikçe, kendinden şüphe etmeye başladı. Ayakkabının kendisine ait olabileceğini, videodakinin kendisi olabileceğini söylediğinde ise suçu sabit görülüp müebbet hapse mahkum edildi. Fırat mahkeme salonunda hazır bulup davayı izleyen Sasha’yı da tanımadı. Barış Fırat’ın müebbet hapis cezasına çarptırıldığı haberini mutlulukla izledi bilgisayardan ama son gülen iyi güler lafını unutmamalı. Eninde sonunda adalet yerini bulacak, Fırat hapishaneden çıkarken bugün ona gülen, onu mahkum ettirenler, onun yerine hak ettikleri yere, demir parmaklıkların ardına gidecekler.

 

 

Bu bölüm Fırat’ın koğuşunun yeni bir üyesi vardı. Fırat’la aynı gün mahkemesi olan Ali. Fırat’ın savunma hazırlamasına yardım ettiği Ali. Fırat müebbet alırken, onun yazdığı savunmayla beraat eden Ali. Gecenin sonunda Fırat için hayatına eklenen yeni bir pişmanlık oldu belki de Ali. Koğuşa döndüklerinde Ali’nin beraatı sevinçle karşılanırken, Fırat’tan iyi haber bekleyenler, “ben yaptım” demesiyle söyleyecek bir söz bulamadılar. Gece olduğunda herkes uyurken Fırat kendiyle hesaplaşıyordu. Yaşadıkları gözlerinin önünden geçerken eş zamanlı olarak Tahir’in dolabındaki ayakkabıları çöpe atışına şahit olduk. Zeynep’in ölmeden önce kayda aldığı videodaki ayakkabının sahibi Tahir’miş. İzlerken merak etmeden edemedim. Tahir ve Fırat’ın ayakkabı numaraları uyuşuyor mu? Uyuşuyorsa onları çöpe atmak yerine Fırat’ın evine yerleştirmesi daha mantıklı olmaz mıydı? Belki de nasılsa cezası onandı diye önemsememiştir.  Ama bizim tanıdığımız Cemre davayı burada bırakmaz. Temyiz falan ne gerekiyorsa yapar gerçekleri ortaya çıkarmak için. Cinayeti işleyenin Tahir olduğunu düşünmüyorum. Bir sebepten oraya geri dönmüş ve Zeynep’i yaralı halde bulmuş olabilir gibi geliyor. Ama bu durumda kamera görüntülerinde Tahir dışında biri daha olmalıydı. Burada aklım karışıyor. Katil oysa eğer bunu neden yapmış olabilir? Barış neyle tehdit etmiş ya da ne vaat etmiş olabilir? Zeynep videoyu kayda aldığında yani Tahir’in evde olduğu o anlarda Fırat içeride uyuyor muydu yoksa çoktan Nazlı’nın peşine düşmüş müydü?

Bu sorulara yanıt ararken bölüm sonunda yeni bir şok bekliyordu izleyiciyi. Annesine verdiği sözü hatırlayan Fırat artık sınıra gelmişti. Katil kendisiyse cezasını kesecekti, bunun için banyoya gitti ve kendini öldürmek için harekete geçti. Fırat katil olduğu için değil ailesini koruyamadığı- kendinden ya da katilden- için ölmeyi hak görüyor kendine. Haksız da sayılmaz hani. Bu noktada yine geçen haftaki sözlerimi yinelemem gerekiyor. Fırat nasıl oldu da Barış’ın açık tehditlerine kayıtsız kaldı?

 

Parktaki sahnede Barış ona dikkat et de ava giderken avlanma dedi. Aldırırız sana müebbet dedi. Fırat neden herhangi bir tedbir almadı?

Banyo perdesini boynuna geçirdiğinde “kırmızı balık gölde” şarkısını duydu ve o anda kızını okula son bırakışını hatırladı. Sesin geldiği yere baktığında karşısında sürpriz bir ismi gördü Fırat: ALİ

Bizim temiz yüzlü Ali bu sefer yüzüne, gözlerine yerleşmiş psikopat bir bakışla bakıyordu Fırat’a. Sözleriyle Fırat’ı hayata döndürmek mi istedi delirtmek mi bilinmez ama sonuç olarak Fırat intihar etmekten vazgeçti. Gözlerine yerleşen delice bir bakışla Ali’ye bakarken bölüm sona erdi.

 

Ali: Abi… Onları sen öldürmedin. Ben öldürdüm.

 

 

Fragmana göre Barış Ali’yi tanıyor. Ali konuşursa oyun biter diyor. Ali bu oyunun neresinde acaba? Öldüren değil bence ama Nazlı’yı kaçıran belki? Fırat’ı Barış’a ait numaradan arayan belki de.  Sasha ve Cemre Ali’nin peşine düşüyor. Peki Ali’yi önce kim bulacak? Maalesef ki bana Sasha daha yakın bir ihtimal geliyor. Ali neden Fırat’a böyle bir itirafta bulundu? Fırat’ın haline üzülüp pişmanlık duyduğu için mi, yoksa Barış yaşasın istediği için onu ölümden döndürmek için mi? Ali’yi içeri Barış mı soktu? Öyleyse Fırat’ın bir şey hatırlayıp hatırlamadığını öğrenmek için mi yaptı bunu, yoksa kafasını iyice karıştırıp onu delirtmek için mi? Fırat’ın artık bir umudu, hayata tutunmak için bir sebebi var: Nazlı’nın hayatta olma ihtimali. Ve nihayet Nazlı’nın bacakları ve ayakkabıları görünüyor fragmanda.

Zahit Bey ölen oğlunun Savaş olduğunu biliyor. Demek ki o yüzden ikide bir Barış’ı aşağılayan laflar ediyor. Savaş’ın acısını böyle çıkarıyor Barış’tan. Tıpkı Can’ın doğum gününde yaptığı gibi.

 

 

Adamın gözleri Barış’ın üzerinde olunca oğlunun başını bile doya doya okşayamadı oğluna gülümseyemedi Barış. Tomris’in hastalanmamasına şaşmamalı. Zahit gibi bir adama katlanmak kolay değil. Kadına müzik bile dinletmiyor, dans bile ettirmiyor. Oğlunun mezarının başında ağlaması dokunmadı bana şimdilik, bölümde ne olur bilmiyorum ama Zahit Bey’e hiç acıyamıyor, üzülemiyorum maalesef.

Barış, Büge konusunda telaşlı fragmanda. Muhtemelen Savaş’ın dönmesini bekleyenler ya da iş yaptığı kişilerle bağlantılı bir durum var kaçırılma vb.

Yeni bölüm 20 Ocak’ta ekranlara gelecek. Kanala göre kısa izleyiciye göre uzun olan bu aranın ardından, yeni bölüm Fırat’ın hapishaneden kaçtığı bölüm mü olacak acaba? Bu kaçışta başarılı olacak mı yoksa yakalanacak mı merak ediyorum. İlk bölümün açılış sahnesinde kaçarken önüne çıkan tırın sürücüsü Sasha olacak diye korkuyorum. O olursa yalnız değil Barış’la birlikte olur ve Fırat’ın yakalanmasını sağlarlar muhtemelen, öldürmeyecekleri kesin de.

Mahkum’u sevmemin sebebi üzerinde düşünülecek,  teori üretilecek çok malzeme vermesi bana. Ben teorilerimi yazıda dile getirmeye çalıştım. Siz de bölümle ve diziyle ilgili teorilerinizi yazı altı yorumlarında paylaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.

 

YORUM

 

Göz atmanızı öneririz: Mahkum

 

 

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap