HEKİMOĞLU – Yalanlar Üstüne

Salı gününün zirve adaylarından Hekimoğlu’nun bu haftaki reytingleri Total 4. sıra 7,20; AB 1.sıra 8,75 ve ABC1 2.sıra 8,93.

Konuk yazarım Buke ‘nin kaleminden Hekimoğlu 8. bölüm değerlendirme yazısına göz atmak ister misiniz?  Keyifli okumalar ^^

 
   
 

 

Hekimoğlu sekizinci bölümüyle tam da dizimizin sloganı “Herkes yalan söyler” sözünü doğrular nitelikte vakalara şahitlik etti bu hafta. Bölümde A’dan Z’ye herkes yalan söyledi dersek yalan olmaz: Bir yandan hastalar, diğer yandan Memoli, Zeynep, Orhan…

Bölümü  tahminimce geçen haftaki iddianın 1 ay sonrasından açtık. Çünkü Hekimoğlu bu bölüm polikliniğe gitti yine. Yalnız bir aylık ara vermek bayağı yaramış doktorumuza. Hastalara karşı daha bir sakin, daha bir pozitif gördüm kendilerini…

Yine birbirinden ilginç poliklinik hastaları kontrol olmak için sırada bekliyordu. İlk hastamız tanıdıktı, internetten araştırarak hastalığının teşhisini kendi koyan hastamız bu sefer de Corona virüs kaptığına karar vermişti. Çok şiddetli baş ağrısı , halsizlik, vücut kırgınlığı, gözlerin kızarması vs… Ateş hastayı büyük bir dikkatle dinledikten sonra O’na çok yerinde bir öneride bulundu.

“İnterneti bırak, baş ağrısı, halsizlik, kan çanağı gözler hep internetten. İnternetten senin beynin bulanmış. Okuduğunu da anlamamışsın zaten. Yatıp güzelce uyuyacaksın. Bir güzel yemeğini yiyeceksin, bağışıklığın güçlensin. Çık artık dışarı, dolaş, hava al. Bir kendine gel. İnsan içine karış.”

Gerçekten de internet, sosyal medya o kadar hayatımızın içine girdi ki, bir şekilde herkesi ele geçirdi. Sosyalleşmek bile sanal ortamda gerçekleşiyor. Yüz yüze sohbetler ne kadar azaldı. Arkadaş ve iş ortamlarında, toplantılarında bile telefonlar baş rollerde oluyor genellikle, acı ama gerçek. Bu açıdan Hekimoğlu’nun verdiği mesajları seviyorum.

Hasta oğlunu, mikrop kapmasın diye evde bırakıp doktora gelen ve telefonla oğlunu arayıp doktora o şekilde muayene ettirmeyi planlayan anne ile ayrı bir imtihan verdi Hekimoğlu…

Hele bir ana oğul geldi ki sanırım en çok güldüğüm hasta bu oldu. Gelininin yemekleri yüzünden hasta olduğunu iddia eden kayınvalideye Ateş’in koyduğu  teşhis ile tıp literatürüne giren hastalığımızın adı: Gelinius Kıskanius oldu. Kadının, öğretmen olan oğlunun çantasındaki tebeşiri yutarak ateşini çıkarması pes dedirtti.

Bir gencimiz de hastanede tuvaletini yapamadığı için idrar testi için gerekli idrarı evde yapmak istedi. Hekimoğlu gelen idrarı teste yolladığında gence hamile teşhisi koydu. Çocuğun ısrarla örneğin kendisine ait olduğunu iddia etmesi komediydi.

Hekimoğlu en büyük şaşkınlığı, Zeynep’e pasladığı hastanın yatışının yapılmasıyla yaşadı: Kırk yılda bir polikliniği ekiyorum onda da gerçek hasta çıkmış.

Bölümdeki iki ana vakadan biri bu poliklinik hastasıydı diğeri de boksör Hamza Ertürk’tü.

Poliklinik hastasıyla Zeynep ilgilenirken boksör ile Ateş Emre ve Memoli ilgilendi. İki hastanın da teşhisi hastaların söylediği yalanlar yüzünden epey uzadı.

 

Hekimoğlu 8. Bölüm

 

Zeynep’in aldığı vakada günde 18 saat uyuyan kadını getirmişti eşi. Uykunun yanı sıra uyandığı zaman eşine zarar sinirli olması da sıkıntılıydı. Ateş’in yönlendirmesi ile yapılan testler sonuç vermeyince geriye Ateş’in savunduğu ‘Afrika Uyku Hastalığı’ kaldı. Doğru teşhisin bu hastalık  olması için çiftten birinin diğerini aldatmış olması gerekiyordu. Doktorların defalarca sormasına rağmen iki taraf da aldatmadıklarını söylemeye devam ettiler. En sonunda kadın komaya girince Ateş kadının eşiyle son bir konuşma yaptı. Adam karısının kendini aldatmış olabileceğini kabul edince tedaviye başlayabildiler. Adam karısı iyileşirse, aldatılmış olacağı gerçeğini kabul etmekte zorlanıyordu haliyle. Ama bir anlığına bile olsa karısının iyileşmemesini istemesi Zeynep’i kızdırmıştı. Karısının iyileşmesi adamı mutlu etmiş olsa da aldatılmış olma gerçeği ile adam karısıyla hastane odasında tartışıp çekip gittiğinde Zeynep denese de adamı durduramadı. Birbirlerini bu kadar severken birinden birinin aldatmış olmasına Zeynep de ihtimal vermemişti ama kadının yaptığı hata yüzünden terk edilmesi O’nu üzmüştü.

Hamza Ertürk vakasında da hasta boksör eski bir bağımlıydı ama 5 yıl önce uyuşturucuyu bırakmıştı. Ancak hastalığın seyri ve vücudun verdiği tepkiler uyuşturucu kullanmaya devam ettiğini gösteriyordu. Oysa hasta bunu ısrarla inkâr ediyordu. Karısı da O’na inanıyordu. Adamda böbrek yetmezliği baş gösterdiğinde kadın donör olmak istedi. Testler sonucu donör olabileceğini ancak hamile olduğunu öğrendi. Bebeği ve eşi arasında bir seçim yapması gerekiyordu. Kadın eşini seçti ancak adam böbreği ve nakli kabul etmedi. Kendisi ölse bile bebeği yaşamalıydı. Nakil yapılırsa hastaneyi şikayet edeceğini açık açık söyledi. Adam bir sebepten ölmeyi istiyordu . Bunun için antrenörünün ilaçlarını çalıp gizli gizli içtiğini fark etti Ateş. Ama adamın neden ölmek istediğini kimse anlamadı.

 

Hekimoğlu 8. Bölüm

 

Bu iki vaka da Zeynep’i etkiledi. Eşini kaybettiği için özellikle kanser vakalarına duygusal yaklaşıyor. Bu bölüm bebek konusunda bir yarası olduğuna dair hislerim güçlendi. Ateş ile Hamza’nın karısının bebek yerine eşini seçmesi konusunu konuşurken Zeynep “Siz olsanız kimi seçerdiniz?” sorusunu sordu Ateş’e. Ateş de adamın ne kadar yaşayacağının önemli olduğunu söyledi. “50 yıl yaşayacaksa sorun olmaz ama 6 ay sonra ölecekse bırak olsun bebek yaşasın” dedi. Hamza’nın eşine de bebeğinden vazgeçmemesini önermişti Ateş. Zeynep “Ben yapamazdım” dedi ancak cümlesini tamamlayamadı Ateş O’na at yarışına gitmeyi teklif edince. Bu arada Ateş nihayet Zeynep’in aldığı hediyeyi açtı da ne aldığına dair merakımızı gidermiş olduk. Cep saati almış Zeynep Ateş’e. Hediyeyi açtıktan sonra kızı at yarışına çağırmaya karar verdi Ateş.

Bu hafta hastalar dışında iki konumuz daha vardı. Biri cuma günü yapılacak olan ‘onkoloji semineri’ idi  ki, Orhan burada konuşmacı olacaktı. Diğeri ise Ateş’in büyük uğraşılar sonucu bir servet harcayarak edindiği at yarışı davetiyeleriydi. Orhan ile at yarısına gidip Şimşek’i izleyeceği için nasıl da çocuklar gibi sevinmişti Ateş. Ama işler planladığı gibi olmadı. Orhan cuma günü konuşmacı olacağı için gidemeyeceğini söyleyince büyük bir hayal kırıklığı yaşadı Ateş.

 

Hekimoğlu 8. Bölüm

 

Boşuna yalancının mumu yatsıya kadar yanar dememişler. Orhan’ın da konuşmacı olacağım bahanesinin bir yalandan ibaret olduğunu tesadüf sonucu öğrendi Ateş. Orhan ille gidemeyince birlikte at yarışına gitmeyi Zeynep’e teklif etti Ateş. Zeynep, cuma günü seminere gideceğini söyleyince; Ateş, Orhan konuşmacı olacağı için gidip dinlemesini söyledi sitemli bir şekilde. Zeynep de Orhan’ın konuşmacı olmayacağını, iki hafta önce bu programı iptal ettiğini öğrendiğini söyledi. Ateş Orhan’ın kendine yalan söylediğini öğrenmiş oldu . Bu O’nu daha da hayal kırıklığına uğrattı.

 

 
   
 

 

Zeynep’in Ateş’e karşı hisleri olduğu birkaç bölümdür izleyiciye yansıtılıyor. Doğum günü için hediye almalar, ilacını almayıp acı çeken Ateş için endişelenmeler, üzülmeler, merak edip aramalar. Hayranlık mı, hoşlanma mı, platonik aşk mı tam olarak adını koyamıyorum. Bu his ne ise, Zeynep’e Ateş’in teklifine evet dedirtti. Üstelik seminere birlikte gitme konusunda Emre’ye söz vermesine rağmen.  Bir hayal kırıklığı yaşamak da Emre’ye düştü maalesef. Zeynep başka bir işinin çıktığını söyleyince Emre bayağı bozuldu ama belli etmemeye çalıştı tabi. Zeynep fark etmese de Memoli fark etti.

Emre bayağı hoşlanıyor Zeynep’ten. Bunu Memoli de gördü ama bir Zeynep görmüyor. Çocuk kızla vakit geçireyim diye seminere mi gitmeye razı oluyor, yemek yemeği mi teklif etmiyor, hastasıyla konuşması konusunda mı yardımcı olmuyor ama nafile…

 

Hekimoğlu 8. Bölüm

 

Memoli de bölümün diğer yalan söyleyen elemanıydı. Bülent’in yerine gelen ilaç mümessili kız ile olan ilişkisini ekipten saklamak için bayağı uğraştı. İşe geç kalınca üstüne de bahaneler sıralayınca durum Ateş’in gözünden kaçmadı tabi. Ateş sayesinde Zeynep ve Emre de O’nun yalan söylediğini düşündüler. Ateş kız ile karşılaşınca ekibe ilk sorusu kızın kimin sevgilisi olduğu oldu tabi ki. Memoli durumu saklamaya çalışsa da kendini ele verdi . Ateş kızın kendine ulaşmak için Memoli’yi kullandığını hemen anladı.

Orhan Ateş’e yalan söylediği için, O’nu at yarışına gitme konusunda yalnız bıraktığı için içi rahat değildi. Ateş de böyle hissetmesine neden olmada bayağı rol oynadı bölüm boyunca. Laf atmalar, imalarda bulunmalar… Orhan içini rahatlatmak ve arkadaşının gönlünü almak için Ateş’i odasında ziyarete geldi. Üstelik yanında dizimizin gizli baş rolü de vardı. Evet dizimizin gizli baş rolü… Çünkü her bölüm istisnasız evimize misafir oluyor ve O’nu çok seviyoruz. Dizinin düzenli takipçileri kimden bahsettiğimi hemen anladı zaten. Evet TANTUNİ. Dizimizin ve Orhan – Ateş çiftinin vazgeçilmezi. Her hafta şimdi olsa da yesek dediğimiz lezzet… Normalde tantuniyi Ateş kapar gelirdi Orhan’ın odasına bu hafta sıra Orhan’daydı. Hem de Ateş’inki tam da istediği gibi domatessizdi. Tabi ki bu Ateş’in gönlünü almaya yetmedi.

Orhan’ı yalan söylemeye iten sebebin eşi Aslı olduğunu düşündüm bölüm boyunca. Dizinin ilk bölümünden itibaren eşi ile ayrıydı Orhan. Ha bu arada sarışın asistanı ile arayı tutturmaya çalışmadı da değil ama… Kadının da hocasının evli olduğunu bile bile peşinde dolaşması ayrı bir konu. Ateş’in deyimiyle Orhan aşk adamı. Gönlü pek çok sevgiyi barındıracak kadar geniş. Aslı Orhan’ın 3. eşi. Diğer eşlerini de çok sevmiş, Aslı’yı da çok seviyor. Boşanma durumuna gelmişler. Orhan evi yerine otelde kalıyordu. Bu hafta eşi ile arası düzeldi evine döndü Orhan. Eve dönmesi üzerine Ateş’e yalan söyleyince acaba Aslı mi istemiyor Orhan ve Ateş’in görüşmesini dedim. Bölüm sonunda asıl sebep ortaya çıktı: Avukat Selin. Ateş’in eski eşi, Orhan’ın da arkadaşı. Selin ile Orhan Ateş’ten önce de arkadaşmış. Selin İstanbul’a gelince Orhan’la da görüşmek istemiş. Orhan da Ateş rahatsız olur       Selin’in burada olmasından dolayı diye düşünüp saklamış Ateş’ten. İstemezse görüşmeye gitmeyeceğini söyleyince Ateş medeni insanlar olduklarını, istediği gibi gidip görüşebileceğini söyledi tabi. Ama Ateş’in Selin adını duyunca duraksaması, duymamış gibi davranıp konu değiştirmeye  çalışması, bu evlilikle ilgili bir yarası olduğuna işaret gibiydi. Acaba Ateş’in insanlardan kaçması, insanları kendinden uzak tutması, aşka  kendini kapatmasının arkasında Selin mi var? Boşanmanın ardında yatan sebepler ne? Acaba bu ilişkinin bitmesinin ardında bir bebek yarası olabilir mi? Selin’i ve Aslı’yı dizide görebilecek miyiz yoksa sadece isim olarak mı kalacaklar?

 

 
   
 

 

Bölüm finalini Ateş Zeynep randevusu ile yaptık. Tabi ikisinin buluştuğunu gören İpek’in Ateş’i kıskandığı da gözlerden kaçmadı.

 

Hekimoğlu 8. Bölüm

 

Tıpkı bölümler önce İpek’in randevusunu  sabote eden Ateş gibi. Ateş İpek’in taktığı şaldan buluşmaya gideceğini anlamış ve aynı mekana gittiği yetmemiş gibi kadının masasına da kendini davet ettirmişti Orhan ile birlikte. Ardından İpek’i adama karşı uyarıp kafasını karıştırmıştı. Sonuç olarak İpek adamla bir daha görüşmemişti.

Ateş ve İpek kedi köpek gibi olsalar da büyük aşklar nefretle başlar sözü onlar için söylenmiş gibi… Bu atışmaların sonunda aşık olacaklar gibi duruyor. Daha doğrusu zaten aşık olduklarını kendilerine itiraf edecekler ve kabullenecekler  bence. Birbirlerine ters gitmek hobi hâline gelmiş. Bu hafta yine zıtlaştılar Hamza Ertürk konusunda. Ateş böbrek nakli için adamı listeye almasını istedi ama İpek sırada bekleten o kadar insan varken ayrıcalık yapamayacağını belirtti. Aralarındaki atışma sonucu İpek Ateş’in çok konuştuğunu ima edince Ateş de O’nu susmakla cezalandırdı ve bölüm boyunca bir daha İpek’in yanında konuşmadı. Bir çocuktan farksız olduğu sahneler güldürdü. Hatta Orhan da İpek ve Ateş’i çocuk gibi davrandıkları konusunda uyardı. İkilinin aşık hallerini izlemenin en az atışmalarını izlemek kadar eğlenceli  olacağına inanıyorum.

 

Hekimoğlu 8. Bölüm

 

Hekimoğlu’nun yeni maceralarında bulaşmak üzere…

 

Hekimoğlu 9. Bölüm Fragmanları

 

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

İlgili diğer Yazılar

  • Gözde E.

    Selam Bükeciğim. Ellerine, kalemine sağlık. >3 Bu sezon en sevdiğim ikinci dizim Hekimoğlu sanırım ve O’nunla ilgili bir yazı görmek beni çok mutlu etti yine 🙂
    Bölümü yine çok beğendim, kusursuz diyebileceğim bir bölümdü. Zaten reytingler de ortada, seyirci hak ettiği değeri veriyor. Tek sevmediğim diğer diziler gibi teee 00.15’e kadar uzaması oldu bu hafta, alışmıştım 00’dan önce bitmesine doğrusu.

    Bölümle ilgili görüşlerimiz hemen hemen aynı çoğu ortak dizide olduğu gibi :))) Yalnız ben seni Ateş – İpek aşkı istemiyor, atışan iki tatlı arkadaş olarak kalsınlar istiyor sanıyordum, ne ara benim ship batağıma düştün sen de? 🙂

    Bu arada İpek’in yaşantısına dair neden çok az şey biliyoruz? Karakter tam bir kara kutu, ne zaman açacak acaba senaristimiz meraktayım.

    Aslı’yı görmesek de olur ama Selin’i çok merak ediyorum, orjinalde olduğuna göre diziye mutlaka dahil olacaktır ama çok bekletmesin. Twitter’da dizinin orjinalinde Ahu Türkpençe’ye benzeyen bir oyuncunun oynadığını yazmışlardı, umarım O oynar, çok sevdiğim bir oyuncudur kendisi. Şu sarışın asistan ise yine çok iticiydi, gidebilir mi lütfen :))

    Bu haftaki vakalardan birinde Emre Kızılırmak’ı görmek çok iyi oldu. Özlemişim oyuncuyu. Hikayesi nasıl bitti göremedik aslında, gelecek hafta tekrar görür müyüz ki kendisini?

    Fragmanlara göre Emre’nin babasıyla tanışacağız bu hafta, ilişkilerini çok merak ettim. Annesi yaşıyor muydu? Lafı geçmişti de iyi dinlememişim, hatırlayamadım ben. İpek – Ateş gelişmeleri de yaşanacak gibi 🙂 Ama Selin’e dair hiç veri yoktu, bu hafta görürüz kesin diye düşünmüştüm 🙁

    • Hande Aykan

      – Hekimoğlu benim için de bu sezonun en favori işlerinden biri. Üstelik daha dizi başlamadan önce kesinlikle izleyeceğimi belirtmiştim. Tanıtım fragmanları bile yetmişti. Haklı çıkmak güzel. Sadece o zaman için salı günleri ne kadar tutunabileceğinden emin olamamıştım ama hak ettiği değeri gördüğünü görmek güzel. Hekimoğlu dizisinin her bölümü House M.D dizisinin ilk sezon bölümlerinden birine denk geliyor ama bu hafta yalan temasıyla birlikte ilk defa iki farklı bölümdeki hastalıklar tek bir bölümde kullanılmış oldu ki dizinin temposunun düşmesindense bazen iki vaka bir bölüm olması çok daha iyi.
      – “Herkes Yalan Söyler” deyişi lisede hayatıma House tarafından girmiş ve hala haklı olduğunu düşündüğüm bir teori. Ancak Ateş ile birlikte gördüm ki zamanında House sevmemin nedeni kesinlikle maviş gözleri değilmiş aksine dış görünüşünden çok kafasının ne kadar çalıştığı ile ilişkiliymiş. İlham kaynağı olan dünya tarihinin yaratılmış en zeki ikinci karakteri olan Sherlock Holmes etkisi ile birlikte tüm huysuzluklarına rağmen onu izlerken büyük bir keyif alıyorum. Selin’i kesinlikle yakın bir zamanda göreceğiz. Ben aralarında ne geçtiğini biliyorum ama belki de burada farklı bir şekilde uyarlama yaparlar. Ahu Türkpençe biraz genç kalabilir bence en azından İpek karakterini oynayan oyuncu ile yaşıt olabilecek biri oynamalı. İpek ile Ateş arasındaki bütün bu didişmeler aslında bir nevi flört. Hatta ön sevişme demek istiyorum ama bir yandan da fazla ileri gitmek istemiyorum. Ateş kendisine devamlı olarak hayır demesinden bu kadar zor olmasından hoşlanıyor. İlkokulda hoşlandığı kızın saçına sakız yapıştıran erkek çocuğu gibi Ateş. Bu ilişkinin açılması uzun sürebilir.
      – Zeynep’in ona olan bu hoşlantı durumunu anlıyorum ama Zeynep’in mevcut durumunda bu platonik değil daha çok patolojik. Zeynep öleceğini bildiği adamla evlenmiş olmasından anlaşılabileceği gibi sahip olamayacağı ya da imkansızlıkların onu köşeye sıkıştıracağı ilişkilere takıntılı. Sanki mutluluğa düşman gibi. O yüzden Emre gibi ilişki kurması normal olacak birini görmesi pek mümkün olmuyor. Sanki hep yarım kalacağını başından bildiği şeylere karşı eğilimli. Bu karamsar haline rağmen birbirini gerçekten seven insanların varlığına inanması güzel. Ancak bazen aldatmanın ne sevmeyle ne de eşini sevmemekle ilgisi olmadığını anlayamayacak kadar hayalci. Bunu üzülerek söylüyorum ama ne yazık ki uzun süreli ilişkiler konusunda siyah ve beyaz durumu söz konusu değil. Ancak bu grilerin varlığına inanmam sizi yanıltmasın her ne kadar bazen aldatmanın sevmekle bir ilgisi olmadığını savunsam da aldatma konusunda adamın hissettiklerini de göz ardı edecek değilim. Bazen aldatma konusuna aşk dahil olabiliyor ama kalbine iki insanı sığdırabileceğin gerçeği yanındaki insanı aldatabileceğin anlamına gelmiyor.
      – Emre ne yazık ki çok yanlış bir kıza vurgun olmuş durumda. Ağzı ile kuş tutsa da Zeynep’in onu sevmesini sağlayabileceğini pek sanmıyorum. Sorun ağzı ile kuş tutabilecek olması. Zeynep kendi için bir şey yapmayacak hep verici tarafın kendisi olacağı ilişkiler arıyor. Oysa ki onların ilişkisinde Emre verici taraf. Zeynep’in duygusal herkesin acılarına karşı anlayışlı bu verici anaç yanı Emre için annesinde bulamadığı ya da alkolü yüzünden gösteremediği o sevgi arayışını bilinçdışı bir kapatabileceği bir kanal görevi görüyor. Zeynep’in temsil ettiği şeyi seviyor ama bir yandan da sevgi açlığını kapatma adına kendine herhangi bir hoşlanma belirtisi göstermeyen belki de tek kızı gene kendine soğuk davranan ebeveynlerinin yerine bu sefer onu komasına neden oluyor. Ailesinde olduğu gibi Zeynep de ona uzak gene el uzatan taraf kendisi olmak zorunda. Bir döngüyü devam ettiriyor. Zeynep’in hep yaraları sarılması gereken erkekleri çekici bulması gibi o da kendine soğuk davranan ama aynı zamanda gerçek biri olan Zeynep ile kendi döngüsünde hareket ediyor. Uzmanlığı olan yoğun bakım bile onun kişiliğini belli ediyor. Yoğun derecede sujelere bakım gösteren biri Emre.
      – Mehmet Ali belki de duygusal olarak içlerinde en normal olanı. İlişkiler konusunda henüz böyle derin yaraları varmış görünmüyor ama onun da geldiği yerden dolayı hep bir kabuğunu kırma daha iyi yerlere gelme insanların onu nasıl gördüğü ile ilgili sıkıntıları var. Hep giyimine geldiği yeri belli etmemek için dikkat etmek zorunda. Ancak ikili ilişkiler konusunun dışında sanırım Ateş’e en çok benzeyen de o. Ateş ile devamlı olarak çatışma halinde olmasının nedeni de bu sanırım. Orijinalinde bunu oynayan karakterden gerçekten nefret ediyordum. Tek çekilebilir yanı Thirteen ile olan ilişkisi idi. Neyse ki Kaan Yıldırım bu karakterde çok iyi iş çıkarıyor.
      – Kendi fikirleri olan ve bunun için özür dilemeyen ama kendi fikirlerinin de gerçekten iyi olduğunu varsaydığı için biraz kibirli ve de hocasının fikirlerine sürekli karşı çıktığı için de şüphecilik konusunda Ateş den aşağı kalmayan bir karakter olduğunu düşünüyorum. Onun sorunu da fazla mesafeli fazla duygulardan uzak bir karakter olması. Adamın uzmanlık alanı olan Nöroloji bile bunu ifade ediyor. Adam mantık adamı sadece 6. bölümde kuduzdan ölen hastaya yakınlık gösterdiğinde bir kalbi olduğunu görebildik. Burada sanırım bu yüzden onu çekici buluyorum. Kırılması gereken kalın bir kabuğu ve üstünden çıkarmadığı bir ton zırhı var. Bu arada bu son bölümde mümessil ile olan sahnelerine neden bu kadar boykot yapıldığını anlamadım. Sonuçta yemeğin bir iş yemeği olmadığını belirtti. Kızla başka bir partiye gitmeyi kabul etti. Bu olay iki doktor arasında olsaydı da bu olayı olduğundan farklı boyutlara taşırlar mıydılar merak ettim.
      – Herkes yalan söyler ama bazıları o yalanla ölmeyi tercih ederi anlatan güzel bir bölüm olmuş.

      • Buke Oguz

        Hoş geldiniz ve ellerinize sağlık. Karakterleri çok güzel analiz etmişsiniz.♥️ Farklı açılardan bakmamı sağladınız karakterlere.😄😄

        Vakalar kadar karakterlerin hikayelerine yapılan küçük dokunuşlar da hoşuma gidiyor. Onları tanıdıkça daha iyi anlayabilecegimizi düşünüyorum.

        Benim diziye başlama nedenim Timucin Esen ve doktor dizilerine olan zaafım oldu. Dizinin adını ve oyuncuyu duyduğumda izleyeceğim dediğim iş oldu.

        Tekli vakalar yerine çoklu vakalar bence de diziye tempo katmak açısından önemli.

        Son cümleniz dizinin bu bölümünü özetleyen ifade olmuş.

      • Gözde E.

        -Selam Hande. Kesinlikle iki vakanın bir bölümde olması çok iyi düşünülmüş. Böylece uzun bölüm süresinde tempo ve merak duygusu da azalmamış oldu.
        -Ahu Türkpençe küçük gösteren bir oyuncudur yoksa bayağı yaşı var. Zamanında Timuçin Esen’le partner olarak başrol oynadığı dizisi bile vardı :)) Sen yazınca araştırdım Ebru Özkan Saban’dan 1 yaş da büyükmüş. Haaa ama kesinlikle Ebru Özkan Saban daha büyük duruyor, ama eskiden beri büyük gösterdiğini düşünmüşümdür kendisininin. İpek Ateş ilişkisi olsun da, açılması biraz sürsün, çok güzeller beklerim ben. Aslı’yı görebilecek miyiz peki dizide?
        -Zeynep ve Emre analizlerin çok iyi cidden, bayıldım. Orjinalde evleniyorlarmış bile, burda mümkün görünmüyor mu sence bu?
        -“Orijinalinde bunu oynayan karakterden gerçekten nefret ediyordum. Tek çekilebilir yanı Thirteen ile olan ilişkisi idi.” demişsin Mehmet Ali için, Thirteen kimdir??

        Ben şu an Hekimoğlu özelinde asistanlardan en çok O’nu seviyorum seninle aynı gerekçeden.

        -Boykot mevzusu o kadar saçma ki… Bütün dizilerde en ufak şeyden hemen o meslek grubu olay çıkarmaya çalışıyor. Açıkçası artık sallamıyorum ben.

        • Hande Aykan

          – Ahu Türkpençe’nin o kadar yaşı olduğunu bilmiyordum. Gerçekten de küçük gösteriyor. Orijinal diziye uygun bir şekilde devam ederlerse Selin’ i çok fazla göreceğiz hatta bakmışsınız hastahane koridorlarında bile dolaşıyor olabilir. Ama Aslı bizim için adı var ama kendi yok gibi bir şey olacak. Onu gördüğümü hatırlamıyorum.
          – Orijinal dizide Emre ve Zeynep evleniyordu burada mümkün değil mi diye sormuşsun. O biraz da dizinin ne kadar sürdüğüne bağlı ama aralarında bir şey olmaz demiyorum ama mutlu olabileceklerini ya da aralarındakinin uzun sürebileceğini pek sanmıyorum. Bu ilişkide hep özveride bulunan Emre olur onun ittirmeleri ile süren bir ilişki olur diyorum. Orijinal dizi 8 sene devam etti ve Zeynep karakteri sadece ilk beş sezonda bir de 6. Sezonda boşanma konusunda belgeleri imzalamak için bir bölümde falan yer aldı. Bir noktadan sonra Zeynep hem büyümeyi hem de kendi mutsuzluk döngüsüne dönmeyi başarıyor.
          – House M.D ilk üç sezondan sonra Mehmet Ali’nin lisansında çıkan bir sorun Emre’nin işten atılması ve Zeynep’in bunun sonucunda büyümeye karar verip işten ayrılması sonucunda House ekipsiz kalınca 4. Sezonun yarısı kendine yeni bir ekip kurması ile geçiyor. O ekibin Thirteen lâkaplı kadın üyesi ile ekibe dönen Mehmet Ali karakteri arasında bir ilişki oluyor. Kız tam bir arıza. Duygusallıktan kaçınma konusunda Mehmet Ali ile yarışır bir kız ve Mehmet Ali de fazla hırslı bir adam. ( Sonradan Emre de ekibe dönüyor ama Zeynep asla dönmüyor. Son iki sezonda da Thirteen karakterinin yerini başka kızlar alıyor.) Mehmet Ali’yi aynı nedenlerden sevdiğini söyledin. Bu nedenler Ateş’e kafa tutmasına rağmen ona benzemesi mi yoksa kalın kabuğu ve üzerinde taşıdığı tonlarca zırhı mı anlayamadım.
          – Boykot mevzusunu benim gibi saçma bulan birilerini görmek güzel. Bu yaptıkları dizinin reytingini sekteye uğratır diye korktum ama silinen bölümlerin youtube yüklenmesi ısrarını görünce biraz rahatladım.

          • Gözde E.

            -Ahu’nun Bir İstanbul Masalı 2003’te başlamıştı, nerdeyse o zamankinden farksız vallahi. Beren Saat ile ikisi bu ülkenin en yaş almayanlarından :)) Selin’i sevdiğim bir oyuncu oynarsa bol bol görmenin mahsuru yok benim için 🙂

            -Demek ki House MD’de ekip bayağı karışıyor vs, bizde böyle olur mu bekleyip görelim. Yabancı dizileri seyretmediğimden Bizim Hikaye 1. sezon ve Kızım orjinaline ne kadar sadık uyarlandı bilmiyorum mesela bu senarist tarafından. Her ikisi de Mehmet Ali’yi sevmemin nedeni benim, biri diğerinden daha baskın diyemiyorum.

            -Çukur için de daha bu sezon ne boykotlar oldu ama reytinge yansımadı, yani endişelenmeye gerek yok bence. Ya evet sen kalk Youtube’a ilk bölümleri koy, sahneleri bol bol koy, kolaj videolar koy, sonra birden vazgeç. Bütün dizilerine yaptı bunu Kanal D, derdi neyse…

          • Hande Aykan

            – Ahu kesinlikle yaşlanmıyor. Bir İstanbul Masalı dizisinde severek izlemiştim. Daha sonraki işleri bana pek hitap etmedi ta ki Dağ 2 filminde onu görene kadar. Börü dizisinde oynadığı Asena karakterine bayılmıştım. Asker işlerinde biz güçlü kadınları bu kadar iyi temsil eden pozitif modeller görmek çok güzel. Filmde yer almaması o yüzden içimde bir burukluk olarak kalmıştı. Bence sevdiğim bir oyuncu ya da en azından Ateş karakterini oynayan oyuncu ile karşılıklı paslaşabilecek türde bir kadın oyuncu gelirse benim için de bir mahsuru olmaz. Ama sonuçta Ateş ile zamanında evlenmiş olduğuna göre karakter son derece zeki ve dikkat çekici biri olmalı.
            – House M.D ekibi zamanla kimler geldi kimler geçti durumuna dönüşüyor. Bizim ülkemizde o kadar uzun süre devam edebilir mi bilmiyorum ama 23×8= 184 bölümlük materyal var. Bunu iki iki kullansalar bile nereden bakarsan en az 4 yıl yetecek kadar bu sene hariç malzeme var. Kim bilir bakarsın Hekimoğlu yeni Arka Sokaklar olur. Kendi çizgisini bozmadığı sürece ne kadar sürerse sürsün izlerim. Ama çizgisini koruması önemli. Umarım yazar değişikliğine uğramaz ki bazı dizilerde yazar değişikliği dizinin sonunu getiriyor.
            – Bizim Hikayenin orijinal yapımı Shameless Amerika’da hala devam ediyor. 11. sezon onayı almış. Ben sadece ilk üç sezonu izlemiştim ama o dizi ile uyarlamanın çok kopuk olduğunu söyleyebilirim. Mutlu sonları seven biri olarak dizisinin sonlarını hep mutlu sonlarla bitiriyor. Kızım dizisinin orijinali mutlu sonla bitmemişti. Anlayacağın kopabiliyor orijinalden.
            – Mehmet Ali’yi sevenler kulübü mü kursak acaba? Ayrıca her iki nedenden dolayı da onu sevmene sevindim. Erkek seçimleri söz konusu olduğunda ben de en az Zeynep gibi sorunlu olabiliyorum. Kötü çocuklara ya da ruhu yaralı tiplere çekilirim ama yaş konusunda bir sınırım var. Mehmet Ali ikili ilişkilerde şimdilik sorunlu değil ama kalın kabuğu beni ona çeken nedenlerden biri.
            – Kanal D bütün dizilerine bunu yapıyor ancak Hekimoğlu konusunda büyük bir saldırıya uğradı. O yüzden de bölümleri tekrar yükledi. Mesela aynı izdiham bir Afili Aşk konusunda olmuyor. Şimdilik kanalın sadece 2 dizisini takip ediyorum. Bakalım diğer dizilerine de youtube uygulaması yapacak mı eğer bu durum sadece Karga Seven yapıma özgü ise Yeni Hayat dizisine de aynısını yapacak mı göreceğiz.

          • Gözde E.

            -Ben Şöhret dizisini de çok sevmiştim, zaten ondan sonraki işleri tutmadı maalesef. Timuçin ile olanı da bitmeden bırakmıştım kesinlikle. Dağ serisini hala seyredemedim. Ama Börü’de çok iyiydi ve filmde benim de gözlerim aradı. Selin için seçilecek oyuncuyu ince eleyip sık dokuyarak seçeceklerdir muhakkak. Ana kadro seçimleri, konuk oyuncu seçimleri oldukça başarılı, ben umutluyum.
            -Ben genel olarak en fazla 3 sezonu yeterli buluyorum. Çukur’da bile 4 olsun diyordum, çok sevdiğimden, bakalım seneye ne hissedeceğim. Arka Sokaklar yazarımız Büke’nin sevdiği bir dizi bu arada 🤣🤣
            -Bizim Hikaye ve Kızım’a mutlu son yakıştı. Çok ağlamıştım ikisinde de bölümlerde. Kitap uyarlamalarında da final değiştirmeler oluyor, demek ki seyirciyi memnun etmek ilk amaç. Ama yasal olarak doğru bir şey mi ki bu?
            -Aşk konularında çoğunlukla yanlış kişi seçenlerdenim ben de. 🙈🙈 Memoli fan club’a varım.
            -Bir ara Youtube kanallarına çok özen gösterir olmuştu, birden ne değişti ki? Yeni Hayat’a da özen göstermeli, iyi reyting ihtimali olan bir iş o.

          • Hande Aykan

            Memoli Fan Club’a hoş geldin o zaman.

    • Buke Oguz

      Selam canım. Senin de ellerine sağlık :)))
      Ipek Ateş aşkını hala istemiyorum ben atismalarini izlemek daha zevkli 🤣🤣🤣 Ama bu atışmaların altında kendilerine bile itiraf edemedikleri duyguları olduğunu düşünüyorum sadece 😄😄

      Dizi süresinin uzunluğu konusunda katılıyorum. Özeti ve reklamları kısa tutup 00.00 dan önce bitirilmeli bence de…

      Emre’nin de babasıyla arasında sorun varmış fragmandan anladığım kadarıyla. Annesinin 10 sene önce öldüğünü söylemişti Emre Ateş’e…

      Bakalım Selin ile tanışmamız ne zaman olacak?

      İpek’ in hayatına geçmişine gireceğimiz bölümler de gelecektir. Acaba Zeynep’ i kıskanması ile O’nun hikayesine de bir giriş yapar mıyız?

      • Gözde E.

        Ahahaha İpek Ateş düşüncelerin bakalım değişecek mi ilerde? Sevgili olup yine arada sırada atışsalar olmaz mı acaba? :)))

        Bütün diziler 00’dan önce bitebilir mi lütfen…
        Aslında Ateş Orhan’a İpek için kafe seçiminin yakın olmasından bahsederken hayatında en önemli şey işi, evi bile işe yakın demişti. Ama burdan sonrası gelmedi hikayesinde…

        • Buke Oguz

          Sevgili olunca işler değişiyor ya… O atışmalar falan yerini sevgi sözcüklerine bırakıyor… 😆😆

          Valla bütün diziler bitse 00.00 dan önce hayır demem…

          Aynen Ateş bütün hayatı işi, evi bile işe yakın demişti. Kadının taktiği gözlerinin rengini açığa çıkaran şaldan randevusu olduğunu anlayacak kadar dikkat ediyor Ateş Ipek’ e.. İpek de kendini işine vermiş Ateş de… Ortak özellikleri var… Aynı kutuplar birbirini iter… Bu kadar birbirlerine benzedikleri için mi birbirlerini itiyorlar acaba? Orhan bile İpek için “Tam bir dişi Hekimoğlu” tabirini kullanmıştı doğum günü meselesinde.

          • Gözde E.

            O zamaaan sevgililik öncesi uzayabildiği kadar uzasın ki bizde doyalım bu atışmalara :))
            Aşk bu kutup mutup tanımaz 😀

    • Hande Aykan

      Aklıma ne geldi şimdi Emre ile babasının kötü ilişkisini izleyenler hemen Mucize Doktor dizisinde Demir ile babasının ilişkisi kötüydü diye taklit ile suçlamasınlar. Gerçi onlar bilmez ama House M.D The Good Doctor dizisinin Kore versiyonundan önce de vardı. Ama bunu atlayan sazanlar olur bence. Ben her iki diziyi de takip ediyorum ama Hekimoğlu dizisine olan aşkım bir başka. Şu anda izlemekten olduğum çok az diziye aşkla bakıyorum: Vuslat, Edho, Hekimoğlu, Zemheri, Kuzey Yıldızı İlk Aşk.

      • Gözde E.

        Yorumum gitmemiş, hay Disqus’un ben…
        Bence de kesin sazanlar olacaktır. Ama her dizide benzerlikler oluyor, abartmamak lazım.
        Benim aşkla baktıklarım Çukur, Hekimoğlu, yeniden BZÇ ve Jet Sosyete. Babil de belki sayılabilir. Ama Zemheri’ye aşkla bakmıyorum maalesef… Seviyorum ama aramızda mesafe var. Sefirin Kızı’na duygularım karışık. Sırf Engin var mı diye bakıyorum yoksa seviyor muyum aslında…

        • Hande Aykan

          Sefirin Kızı ilk bölümlerde o kadar iyi değildi ama sonra hikaye fena gelmemeye başladı. Üzülerek de olsa Vuslat sonrası yas sürecim bitince ben de ailemle onu televizyondan izlemeye başlarım. Ben de Engin’i severim. Zamanında Kara Para Aşk dizisinde oynadığı Ömer karakterine ve Ölene Kadar dizisinde oynadığı Dağhan karakterine baya düşkündüm. Ama itiraf edeyim Uraz’ı Baba Candır zamanından beri daha çok seviyorum. Zemheri dizisini bu kadar sevmemde sanırım Ayaz ile Firuze karakterlerini oynayan oyuncuları hem işinde çok iyi bulmam hem de rolün hakkını verdiklerini düşünüyor olmamın bir etkisi var diye düşünüyorum.
          – Bunun dışında aramızda kalsın ama son zamanlarda ben de Çukur’a bakar oldum ama bu karışıklıklarla nereye kadar gider bilemiyorum. Olan bitenden bir şekilde haberdar oluyorum. Bu aralar sanırım en kötüsü de Çağatay karakterinin tespitlerinde haklı çıkıyor olması. Bu kadar dağılmışken Çukur’u nasıl toparlarlar bilemiyorum. Dediğim gibi ne yazık ki zamanında Söz ve Çukur arasında bir seçim yapmam gerekiyordu ve de ben tercihimi Söz dizisinden yana kullandım. Haliyle sonradan göz gezdirdiğim işe pek fazla aşk duyamıyorum.

          • Gözde E.

            KPA Ömer ve ÖK Dağhan benim de çok düşkün olduğum iki karakterdi. Fatmagül’deki Kerim’i de çok sevmiştim.
            Kesinlikle Ayaz Ve Firuze çok iyi canlandırılıyor. Galiba reytingler beni diziye karşı soğuttu yoksa severek başlamıştım.
            Çukur’a bakmana sevindim :)) Keşke ilk sezondan başlasaydın. O sezon bir başkaydı.

          • Hande Aykan

            Fatmagül’deki Kerim benim pek sevdiğim karakterlerden değildi. Hem diziyi tas tamam izlemiyordum hem de gördüğümde sanki o rolde biraz eziliyormuş gibime geliyordu. Sanki rahat değildi. Sonraki işinde Ömer karakterini oynarken ise üstünde müthiş bir rahatlık vardı.
            Çukur’a bakıyorum da ucu ucuna. Bölümü biraz parçalayarak görüyorum. Ama ilk sezondan da youtube sayesinde haberim var. Şunu söylemem lazım Sena hiçbir zaman sevebileceğim bir karakter olmadı. Senarist artık Nehir’de mi yoksa Efsun’da mı karar kılar bilmem ama oyunculuk olarak ondan daha iyiler. Onun dışında listemde olmamasına rağmen bu diziye bakmam konusunda etkili olan AzKar çiftini de tebrik etmek lazım. Bu dizi bir mafya dizisi ama her dizide de biraz aşk olmalı diye düşünüyorum.

          • Gözde E.

            Kesinlikle her dizide aşk olmalı. Çukur’da ilk sezon aşklarıyla favorim VarSad idi. Yani Vartolu ile Sadiş. AzKar hariç onun üzerine çıkan bir çift olmadı benim için şu ana kadar. Hazal Subaşı ve Damla Sönmez Dilan Çiçek Deniz’den daha iyi oyuncular, evet; oynadıkları karakterler de Yamaç’la daha uyumlu ama YaSen’in yerini dolduramazlar benim için 😢 Aslı’nın Çukur yazılarına da bekleriz seni, madem artık seyrediyorsun.

        • Hande Aykan

          Bir kristal kürem eksik. Youtube da Hekimoğlu dizisinin bu haftaki bölümünden Emre ile babasının sahnesi internete düşünce hemen bu çalıntı yorumlarını yapmışlar. İnsan hiç mi dikkat etmez anlamadım.

          • Gözde E.

            Aynen Instagram’da böyle yorumlar vardı… 🤦🏻‍♀️

          • Buke Oguz

            Maalesef insanlar hemen etiketlemeyi seviyorlar dizileri … Oysa bu baba figürünun işlendiği ne ilk dizi Hekimoğlu ne de son dizi olacak.