ÇUKUR – Umut Olmadan Yaşanmaz

Orman yanar, toprak simsiyah olur. Yağmur külü yıkar. Minnacık bir tohum filiz verir. O umuttur. Umut olmadan yaşanmaz.

Umut olmadan yaşanmaz! Çok doğru. Umut insana güç katar çünkü. Konuyu izleyici gözünden  Çukur’a bağlarsak, ne kadar süre  umut ettik böylesi bölümleri izlemeyi?

 
   
 

 

Bölümü beğenmedim dersem Allah çarpar, ama çok beğendim de diyemem ^^ Serzeniş bölüm yazılarının olmazsa olmazı oldu zaten bu sezon. Alıştınız. Ama hakkını vermek lazım, su gibi akıp gitti. Çatapat da – yarısı rüya bile olsa,  vardı, dram da;  yüzleşme de, soru işaretlerinin cevap bulması da… Hatta yalanların son bulması bile vardı. Bunca güzel şeyin içinde bi’ Sadiş ile İdris Jr. kurtulamadı. Onlar da bebek ayaklanana kadar kurtulacak gibi değil.

 

çukur - umut olmadan yaşanmaz 1

 

Bölümün yıldızı elbette ki Aras Bulut İynemli. Çok sevdim Yamaç – Sena sahnesini. Buraya bazı sevdiğim diyalogları taşıyacaktım ki kısa videolarda yok bu sahne? Bölümün en güzel kesitini neden koymazlar ki özel sahnelere?

Gelelim Yamaç –  Salih yüzleşmesine. Salih’in Sadiş’i, Karakuzular’ın tehdidini neden sakladığını bir türlü anlamadığım ve kabullenemediğim için  – hikayeye çatışma gerek o ayrı konu, Salih’in ‘kendi halletmem gereken iş’ detaylarının ortaya çıkmasına sevindim. Ama ondan öte, Sadiş’in yaşadığını, bir bebeği olduğunu kakalı bir bebek bezinden öğrenen Yamaç’ın sevinci öyle güzel, öyle içtendi ki bu adamdan bu haber nasıl saklanır diye ayrıca hayıflandım. Hayat kadar kişiler de üstüne üstüne gidiyor, kıyamam…

 

çukur - umut olmadan yaşanmaz 1

 

Salih’in açıklaması kendine göre tutarlı olsa da kalbime göre değildi. Tutarlı olan tek yanı da ‘hata yapsam kafama sıkarım, sen hata yapsan?’ kısmı zaten. Biraz olsun pişmanlıkla desteklenseydi bu konuşma belki daha çok içime sinerdi ama, senin arkadan iş çevirmek kolay mı?  –  Ee çevirme işte…

 

Gizli reklamlar bana hep Truman Show’u hatırlatır, Yazıyı sabah yayına alsaydın filme atıfta bulunup ilk cümleyi “Günaydın. Olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.” Yapardım, tüh…  Filmi izlememiş olan var ise mutlaka izlesin diye not düştükten sonra konuya geri dönelim.

Senaryoya gizlice reklam yerleştirilmesine sinir oluyorum. Gizlice de değil, ayan beyan, reklam üzeri senaryo kurgulanan… Bu güzel(!) senaryo sayesinde Vartolu’nun özel bir fotoğrafçısının olduğunu öğrendik ^^

 

 

 

Sultan Ana is back! Kaçılın ^^

 

 

Kadın bir dirildi, tam dirildi. Hemen eski  – ve sevimsiz, formatına geri dönüverdi.  Meliha’nın yaşadığını da öğrenmişti. Bu konuda bir aksiyon alacak mı dersiniz? Madem hastane masrafları konusu açıldı. Paşa’da para ne gezer. Meliha’yı yaşatan kişi Sultan’mış, Paşa da biliyoruz ki emir eri… Elbette ki bu bir zaman dile gelecek. Baksanıza Salih kenarına çay içmeye giden Sultan Meliha’ya mı gitmeyecek? 3 bölüm içinde izleriz bu sahneyi, demişti dersiniz…

 

Ayşe’ye üzülüyorum aslında, ama bir o kadar da seviyorum. Nasıl Sena’nın sordukları / söyledikleri Mahsun’a dokunuyorsa Ayşe’nin yorumları da bulmaca Çeto’yu açıyor aslında. Çeto demişken Erkan Avcı ne güzel giydi karakteri üstüne. Ah’ bir de Gökhan Bey’cim daha detaylı – ve hızlı, anlatabilseydi karakteri…Çeto’nun hikayesi biraz da olsa Salih’inkine benzerlik gösteriyor değil mi?

Çeto’nun yöneliminin farklı olduğunu düşünmekle birlikte, elektrik net hissediliyor. Aşağıdaki tweete yorumun ise ben de ^^

 

 

 
   
 

 

Çözülen sorulardan biri Veysel’di. Yamaç’ı görünce çekinmesi, kahveyi patlatırken Salih’e pis pis gülümsemesi… Karakuzu’ların kapısında görmesek de seni gözünden tanımıştık be Çıyan. Kaçamazsın! Adamları da bu yolda mevta oldu ama belki de bir/ birden fazla hayatı kurtardılar öyle düşünmek lazım^^

Kutu süt hikayesinde İdris’e küfretmeyen var mı aranızda? Benden okkalı… Her flashback’de biraz dana nefret edilesi bir ‘baba’ çıkıyor ortaya. Sonra neymiş Çukur’muş, aileymiş… Şimdi ‘ikonik’ Volvo’sunu yeniden trafiğe çıkarıp İdris Baba oluverdi yeniden, bakalım bu küçük bir heves mi?

Hatalarını kabullenen ama ezilmeyen Selim’i daha çok sevdim. Hata derken, epey büyük bir hata tabii, ama sonuçları ile ilgili yeteri kadar başını eğdi. Acaba biraz kardeşi Salih’den ders mi alsa bu konuda. Bölümün sonunda eski Selim’i gördüğüme sevindiğim kadar bölüm içinde de eski Karaca’yı gördüğüme sevindim.  Karaca Selim’den çok Vartolu’nun kızı olmalıymış ^^ Bunu ilk sezonda da hissetmiştim.  Babalı kızlı Çukur’u ne güzel yönetirlerdi. Sahi, Karaca  Celasun ve Akşın’a karşı bu kadar minnoş olacaksa geçen sezon düğün öncesi Celasun’una söylediklerini nereye oturtacağız?

Selim’in kızının söylediklerinden güç alması ile biraderleri ile buluşmaya gitmesine <3

Ve artık Koçovalı Biraderler bir arada diyebiliriz; Üç Silahşörler…  – Yalnız bakmayın bir araya geliş zamanlamalarına ben hep Dartanyan’ın Salih olduğuna inandım…

Tweetleriyle yazımı renklendiren  Jess  Yasmine   Ayten Teksoy  ve melanie ’e çok teşekkürler.

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim / Çukur  kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

İlgili diğer Yazılar