ARIZA – Bu Yoldan Dönüş Yok

Arıza  üçüncü bölüm belki de ilk üç bölüm içinde en güzel bölümdü ama reytingleri bir önceki haftaya göre düşük geldi:  Total’de 4,59, AB’de 4,78 ve ABC1’de 5,72 reyting aldı. Bu düşüşün bu haftaya mahsus olması dileğiyle…

3. bölüm izlenimleri konuk yazarım Gözde ‘nin kaleminden. Keyifli okumalar ^^  (For my foreign followers, please go to select language section for google translate. On the top right side of the screen for desktop, Last line on the hamburger menu bar for mobile)

 
   
 

 

Arıza’da bu hafta geçtiğimiz bölümden daha tempolu, akıcı bir bölüm seyrettik. Doğrusu ekran başında sıkılmadım, ancak yine de 150 dakika ve reklamsız dizi takip etmek çok zor. 90 dakikada da pekâlâ aynı şeyleri daha derli toplu, çapaksız, daha tempolu anlatabilirsiniz. Üstelik yayın günü kaçırdığınızda internetten seyretmesi de ayrı bir zulüm oluyor. Bir kez daha “Yerli dizi yersiz uzun.” demek istiyorum.

Geçtiğimiz bölümü Ali Rıza’nın Ersoylular’ın yani aslında Konsorsiyum’un silah sevkıyatını engellemesiyle sonlandırmıştık. Bu olay üzerine Fuat da Haşmet’in evinden Sabri’yi alamadan ayrılmak zorunda kaldı.

Burak’ın silahları geçici olarak ambulanslarda hastanelerine götürüp morgda saklama fikri çok zekiceydi. Yaşar’ın da canını Ali Rıza’yı öldürmesi karşılığında bağışladı ama eminim o da biliyor yapamayacağını.

 

 

Muzaffer Ali Rıza’ya Konsorsiyum’u anlattı bu bölüm. Çok daha kalabalık bekliyordum açıkçası. Ama ortakların tarzları, üslupları gerektiği gibi olmuş. En çok Süslü Mithat’ı sevdim içlerinde. Daha kendine has bir duruşu var. Yine de Muzaffer ders gibi anlatırken kavramakta bir zorlanmadım değil. Ali Rıza kağıt kalem alsaydın yanına, not alırdın. ^^

 

 

Sabri’nin kaçırılmasından sonra bunu avantaja çevirerek Ali Rıza’nın Haşmet’e yaklaşması fikrini de çok tuttum.

Muzaffer Halide’nin de Ali Rıza’nın zaafı olduğunu anladı. Umarım onların yoluna taş koyanlardan olmaz bu yüzden. Aşk planlarını bozacak diye düşünüyor haklı olarak ama bir yandan da aşk insana yürüdüğü yolda güç vermez mi?

 

 

Tahmin edileceği gibi Halide’nin de eniştesi olan Mithat Ali Rıza ile tanışmak istedi. E onun başa geçme isteği malum. Kendine Ersoylular’a kafa tutan birini bulmuş, hiç kaçırır mı? Duruşundan ödün vermeyen, korkusuz haliyle Ali Rıza iyice gözüne girdi.

 

 

Bu vesileyle Halide’nin kuzeni Derya da Ali Rıza’yla tanıştı. Mümkünse hayran hayran bakan gözlerini çeksin üzerinden. Halide-Ali Rıza aşkı zaten yeterince imkansız, ona hiç gerek yok.

Melek karakterinden de hiç hazzetmiyorum. Yeşim Salkım cidden insanı gıcık eden bir karakteri çok iyi canlandırıyor. Kocası Konsorsiyum’da diye fazla havalanmış. Madem ablasını bu dünyaya kurban vermiş, neden kocan hala bu dünyada diye sormak lazım. Haşmet’e de kalkmış “Biten sensin Haşmet Ağa.” demeye kalkıyor, yakında görecek nasıl bitmeyip yeniden başlayacağını.

 

 

Haşmet şimdi Sabri için, Halide için silahını yeniden eline aldı. Bir de Fuat’ın geçmişte yaptıklarını duyunca hiç indirmez artık. Fuat’la görüşmeye gittiği sahnede onu bornozla gördüğündeki replik bölümün en akılda kalıcı repliklerinden değil miydi sizce de?

 

Haşmet: Gusül abdesti mi aldın Fuat?

Fuat: Hayırdır ağabey, sıkmaya mı geldin?

Haşmet: Sıkmaya gelsem haberini Rıfkı’dan değil Azrail’den alırdın.

 

 

Halide seyrettiği videodan dolayı annesi ve ağabeylerinin katillerinden birinin Burak olduğuna emin oldu. Ama neden Haşmet ve Ali Rıza’yla bunu paylaşmadı? Sabri olayının çözülmesini, suların durulmasını mı bekliyor? Yoksa önce Burak’la mı yüzleşmekti niyeti?

Ali Rıza da ona Burak’ın yerini nasıl öğrendiği söylemedi, acaba ilerde bir gün Halide’ye gerçeği, aslında neden aralarında olduğunu söyleyebilecek mi?

Halide ile Ali Rıza tartışırken bile ne kadar güzeller. Birlikte gülerken, aynı acıyı paylaşırken, tartışırken, endişelenirken her halleri bir başka güzel. Uzun zamandır en beğendiğim çift kesinlikle ArHal olabilir.

Ali Rıza Haşmet karşı çıksa da Halide’ye Sabri’yi getireceğine söz verdi. Ve zaman geçince Halide dayanamayıp Burak’la konuşmak isteyince engellemek istemekte sonuna kadar haklıydı. Ali Rıza’nın onun için ne kadar endişelendiğini ve hislerinin artık aşka döndüğünü görmemek imkansız. Derya’dan “Halide sizden çok bahsetti.” cümlesini duyunca yüzünde güller açması da bundan. İstediği kadar Muzaffer’e karşı inkâr etsin, her şey apaçık ortada. Eh Halide de zaten çoktan vuruldu ona, bu sahnedeki son bakışlarından da belli:

 

 

 

Halide de istifa etti ve artık babasının yanında kalacak. E artık onun da alınacak bir intikamı var. Ama mesleğini yapmaya, şifa dağıtmaya devam etmeli. Planlarını gizliden yürütmeli.

Böylece Haşmet’le de bol bol muhteşem baba-kız sahnelerini seyretmeye devam ederiz. Bazı babalar soğuktur, kızlarına pek sarılmazlar, sevip okşamazlar. Ama Haşmet Halide’nin kollarında ağlayabiliyor. Mafya adam ağlar mı demeyin, mafyaların duyguları yok mu sanki?

 

 

 

 

Hasan meğer Haşmet’in eskiden hapishaneden arkadaşıymış. Ali Rıza ile Haşmet arasında bir köprü olacağına inanıyorum. Gerçi Haşmet tanışmalarında soğuk davrandı ancak söylediklerinden ötürü haksız değil. Haşmet’in bahçe dahil evin her yerinde yalınayak gezmesinin ise bir gerekçesi varmış, hiçbir şeyin nedensiz olmayışını seviyorum bu dizide. Hapishanede terlikle volta atmaktan o kadar bıkmış ki, bir daha giymeyeceğim demiş.

 

 

 

Burak karakterini bayağı seviyorum. Evet, dizinin kötüsü ama seyretmesi keyifli bir karakter ortaya çıkartıyor Olgun Toker. Yaptıklarına sinirleniyorum ama bir yandan da çok güldürüyor. Sabri’yi kaçırıp depoya kapattığında telefonuyla “Kanalıma hoş geldiniz.” diye başlayarak çekim yapmasına kahkaha attım. Özellikle sinirlendiğinde kelimeleri iyice yanlış tonlaması da karakter özelliği olarak dikkat çekici.

 

 

 

 

Mert cidden aptalın önde gideni. Her bölüm aptallıklarına bir yenisini ekliyor. Şimdi de gitti o Faik’ten silah hediyesini kabul etti. Yakındır o silahla katil olması.

 

 

Rukiye’yi tepkilerinde haklı buluyorum. Kızından sonra oğullarını da kaybetmekten kim korkmaz? Hele Ali Rıza’nın o dünyaya girişine tanık olmaya devam ettikçe. Ali Rıza bu yolda yürüme uğruna ailesinden istemese de kopacak gibi…

Rukiye ve kızının Nihan’ın eşyalarını topladığı sahne beni mahvetti. Ne kadar zordur ailenden birinin, canından parçandan kalanları ayırmak… Sanki her verdiğinle o tekrar gider senden… Kalan giysiler ise onu hatırlatır, yüreğini dağlar…

Enişte ise onca parayla taksinin borcunu ödemeye kalktı. Kızı da cebinde tomarla para buldu. Neden hiç kimse şaşırmadı bu duruma? Hele Ali Rıza? Bu enişte ne iş yapıyor? Söylendi de ben mi kaçırdım?

 

 

 

Füsun karakterine karşı henüz net bir duygum oluşamadı. Ali Rıza’ya akıl vermeleri çok sinir edici. Hele hele Nihan’ın ölümünden Halide’yi sorumlu tutup Ali Rıza’yı bununla vurmaya çalışması… Ama suçu üstlenen kişiyle yaptığı konuşmaya, Murat’la uyumlarına bayıldım. Kesinlikle o da arıza bir karakter. Haşmet, Murat’ı onun ofisinden götüremesin diye adama silah çekmeye kalktı yahu. Böyle şaşırtmacaları severim.

 

 

 

Dizinin bu şekilde akmasında benim için bir problem yok ama sosyal medyada aksiyon sahnelerini az bulan bir kesim var. Benim bu eleştirilerde katıldığım nokta aksiyonunun bölüm içine yayılmaması sorunu. Hasan ise eski bir kabadayı olabilir ama aksiyon sahnesinde nedense inandırıcılığı zayıf geldi. Ali Rıza’nın da adamları indirmesini askerlik geçmişi ve becerileriyle inandırıcı bulsam da sahnelerin koreografisi daha iyi olmalı. Çukur dizisindeki gibi aksiyon yönetmeni ile çalışılması faydalı olur. Bir de post prodüksiyonda çok dikkatli olunmalı, Ali Rıza’nın Sabri’yi kurtarma sahnesinde ekran 2-3 kez siyaha düştü:

 

Fatih karakteri ise feci laubali, ekipte yer alacaksa daha ciddi bir Fatih tercih ederim. Müziklerdeki toparlanma devam ediyor, ama hala tam anlamıyla tatmin değilim. Zaten Cem Tuncer’in kariyerinde aksiyondan çok dram işler var.

Halide-Ali Rıza’nın bölümün yarısına kadar yan yana sahnesi hiç yoktu, bunun da bölüm içinde dengelenmesi gerekiyor. Çiftin uyumu muhteşem, onları görmek için beklemekten ağaç olup kök salmayalım. Bir de kostüm ekibinin Halide’ye bu kadar yüksek topuklu giydirmemeli. Ali Rıza yan yana güzel görünmüyorlar böyle.

 

 

 

Halide’nin Burak’la buluşması cidden büyük aptallıktı. Halide aslında güçlü, ama konu sevdiklerini korumak olunca önünü ardını pek düşünmüyor, hatalı kararlar alabiliyor. Yine de Burak’ın, kendisiyle Ali Rıza’yı Sabri’yi alabilsin diye buluştuğunu zannetmesi iyi oldu. Peki acaba Ali Rıza’nın sözlerinden ikna olmuş gibi görünürken neden Burak’la buluşmaya yine de gitti? Aptallık değil de bir plan mıydı bu buluşma?

 

 

Ali Rıza’nın yanlarına gidip Burak’ın karşısına çıkması on numara hareketti. Hem Burak’a gövde gösterisi yapmış oldu, hem de Halide’nin onun için ne kadar değerli olduğunu Burak’a gösterdi. E Halide’nin o geldiğindeki bakışları da bunun ispatı. Nasıl da hayranlıkla, aşkla bakıyor Ali Rıza’ya? ^^ Bölüm sonu bir Ali Rıza’nın restorana girişinde, bir o bakışta kaldım ben.

 

Hayranlık ve aşk dolu bakışlar

 

Ön izleme cidden çok iyi. Bu sahneden sonra uzun uzun küs kalmasınlar ama. Yalnız kesinlikle insanda öpüşeceklermiş gibi bir duygu uyandırıyor sahne. ^^

 

 

Tweet’leriyle yazıma renk katan Beklenen Kral , the nazar machine ‘e teşekkürler.

Arıza bölüm yorumları için tıklayın

 

Arıza 4. Bölüm İlk Sahne

(link otomatik olarak oynamadıysa Arıza ilk sahne için tıklayınız)

Arıza 4. Bölüm Fragmanlar

(link otomatik olarak oynamadıysa Arıza 1.Fragman için tıklayınız)

link otomatik olarak oynamadıysa Arıza 2.Fragman için tıklayınız)

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

İlgili diğer Yazılar