İzledim

ADIM FARAH – Zorumuz Kolay Olsun

Adım Farah için üzen geri sayım yapmadan, dizimizin keyfini çıkartalım.  26. Bölüm analizi  Gözde‘ nin kaleminden, keyifli okumalar ^^

 

 

Geçtiğimiz bölümü Farah ile Tahir’in ayrı yerlerde polise yakalanmak üzere oldukları anlarda noktalamıştık. Farah’ın yanında Orhan, onun adamları, yaralı İlyas ve bir odaya saklanan Gönül vardı. Tahir ise silahını çatıdan uzağa fırlatarak ormana kaçabilmişti ancak peşinde onu bulmaya kararlı Mehmet vardı.

İkisinin de yakalanacaklarını ve yolun sonuna geldiklerini düşünürcesine kapılarak son kez telefonda birbirleriyle vedalaştılar. FaHir’in bu aşk dolu veda konuşması oldukça etkileyiciydi. Tabii ikisi de birbirinin ne halde olduğunu bilmediği için bir yandan da her şey normal akışında devam ediyormuş gibi konuşmaları gerekiyordu. Sahneden çok etkilendim. Bu sahne bana göre bir süredir seyrettiğimiz pek çok FaHir sahnesinden daha yoğun duygular içeriyordu. Bir de bu konuşmayı 14. Bölümdeki veda konuşmasına da benzettim. Ve o andan itibaren Tahir önünde sonunda hapse girecekmiş gibi bir hisse kapıldım.

 

 

Tahir ile Mehmet’in ormandaki yüzleşme sahnesi de oldukça başarılıydı. Tahir Mehmet’e derdini kısa ve öz çok doğru anlattı ancak beni üzen şey Mehmet’in duygusuz bakışlarıydı. Yakalamak için uğraştığı adam Tahir çıktığı için, karşısında bu sözleri söylediği için onun da tıpkı Tahir gibi üzüntü duymasını, gözlerinde hayal kırıklığı görmeyi beklerdim. Benim gördüğüm şey sadece kızgınlıktı. Bari anlık üzülseydi de bunu belli etmemeye çalışsaydı. Sonuçta karşısındaki kişi onu bulmak için mesleğini yakmaya çalıştığı kardeşi yahu.

Neden kendini ispat etme çabasında olan, hata yaptı diye mahcubiyet duymak zorunda olan hep Tahir? Mehmet neden Tahir’i hep azarlıyor da hiç anlamaya çalışmıyor?

Geçen hafta benzer sorular sormuş, eleştiriler getirmiştim. Bu haftaki durum da geçen haftadan çok farklı değildi. Neden gerçeği öğrendikleri günden beri ne olursa olsun birbirini olduğu gibi kabul eden, iş birliği yapan, sırt sırta yürüyen iki kardeş göremiyoruz? Neden bu sadece Tahir Mehmet’in istediği kalıpta olduğu sürece mümkün olabiliyor? Tahir hem kendi hem Farah hem Mehmet için değişmeye çalışırken, Mehmet neden sınırlarını esnetmeye çalışmıyor? Anladık inatçı oğlak burcu ama bu inadı en yakınlarına zarar veriyor. Belki de bu yüzden kimse ona tam anlamıyla dürüst olamıyordur ha? Yalnız sadece Mehmet’i suçlamıyorum bu ilişkide, yanlış anlaşılmak istemem. Ben hep Mehmet’e gerçeği anlatıp ondan yardım almalarını savundum. O yüzden Mehmet’in öfkesinde haklılık payı da yok değil. Hatta gerçeği anlatmış olsalardı, belki de Salim Müdür’den önce Mehmet Tahir’den onlar için çalışmasını isterdi.

 

Mehmet’in yanındaki sarışın komisere oyun içinde oyun yazılması güzel olmuş. Orhan onu adamı zannederken aslında onun iyi polis olması, ayrıca Salim Müdür’ü de Orhan için çalışıyor sanarken onun da aslında tam karşı tarafta yer alması çok sevindirici. Bir zahmet emniyette herkes de Orhan’a çalışmasın. Yoksa Orhan’dan kurtulunca çeteyi nasıl temizleriz? Ne güzel artık Mehmet’in yanında, onu dinleyen, ona inanan biri var. Üstelik Salim Müdür tam da benim istediğim gibi Orhan’a karşı Tahir’i muhbir olarak kullanacak. Bunu Mehmet’ten beklerdim ama müdür sayesinde bu operasyonun başında Mehmet’in olması ve MehTah’ın Orhan’a karşı birlikte çalışıyor olmaları da tatmin edici. Ama bari bu vesileyle MehTah’ın aralarındaki gerginlik bitseydi, uzlaşsalardı. Zorunlu değil gönüllü bir iş birliği olsaydı bu. Kardeş olduklarını öğrenmeden önceki MehTah’ın ilişkisi daha içtendi, daha sıcaktı yahu. Bu işte bayağı bir terslik var…

Orhan’ın üstünde biri daha olduğunu öğrendik. Bunu ilk sezondan beri tahmin ediyordum, ancak hiç tam anlamıyla vurgulanmamıştı. Keşke bu üst meselesine çok daha önce girilmiş olsaydı, şimdi kim olduğunu öğrenmemiz ve yakalanması finale sıkıştırılmış olacak. Bir de çok fazla sonu açık konu biriktiği için de bu durum ilgi çekici değil.

Tahir’in Orhan’ın yanında artık emniyet için bulunacak olmasına ben çok sevindim. Yeni Ak Kuzu olup yine o kirli dünyanın içine girdi diye üzülüyordum. Orhan yüzünden boşu boşuna hapisi boylamasını istemiyordum. Biz zaten Tahir’in gerçekten değişmek istediğini, yeni bir hayat kurmaya çalıştığını biliyorduk, Salim Müdür’ün teklifini kabul etmesiyle Mehmet efendi de inanmıştır herhalde. Hatta ben Mehmet nasıl Ali Galip’i onun öldürdüğüne inandı ve bu konuyu kurcalamadı şaşıyorum. Hiç mi tanımıyor Tahir’i, bilmiyor mu öldürmüş olsa bunu çoktan söyleyeceğini? Bu itiraf gerçek olsaydı en azından Vera ile son yüzleşmelerinde söylerdi, bunu akıl edemiyor mu? Demek ki Mehmet ya Tahir’i hiç tanımamış ya da öfkeden kafası çalışmıyor.

Ayrıca Tahir’in Mehmet’ten habersiz Salim Müdür’e karşı dürüst olması, Farah’ın suçundan ve onun suçunu üstlenme durumundan bahsetmesini de beğendim. Bu bölümde de o kadar çok Tahir’in hapise girme ihtimalinden bahsedildi ki önünde sonunda Tahir hapise girecek gibi görünüyor. Hayır, ömrünün kaç senesini hapiste geçirmiş bu adam neden yine hapise giriyor? Biri hapise girecekse o Gönül, Bade ve Farah olmalı ya da bir şekilde hiç kimse ceza almadan bu olay kapanabilmeli. Tahir’in işlemediği bir suç yüzünden yıllarca hapis yatma ihtimali bana göre büyük haksızlık. Aşk için fedakarlık yapılır ama bu kadar büyüğüne de hayır.

 

Öp öp öp öp doyamadım <3

 

Bu bölüm ilk 45 dakika telefondaki konuşma haricinde FaHir sahnesi yoktu. Ancak sonrasında güzel toparlandı. İkisini bir arada aksiyonda görmeye de razıyım, yeter ki onları yan yana görebileyim. Geçen seyrettiğim bir başka dizide karakter ölüm tehditi almışken çift bayağı tutkulu bir şekilde temas edip sonra da birlikte oldular. Bizim çiftimizde pekala şu anki durumda bir birliktelik yaşayabilir. Neden sadece Farah’ın Tahir’i şapur şupur öpmesinden fazlasını göremedik? Sanıyorum bunların devamını hayal etmek ve çiftimiz bir şeyler yaşıyor gibi kabul zorundayız. İlk sezondaki tutkulu çiftimi çok özledim…

 

Nihayet Farah ve Tahir birbirlerinin Orhan için çalıştığını öğrendiler. Başta birbirlerine kızdılar ancak öğrenmeleri çok iyi oldu. Böylece Orhan’a karşı birlikte hareket edebilme, plan kurabilme şansına eriştiler. Ha tabii Farah meraklı olmasaydı, kimin geleceğini merak etmeseydi bu karşılaşma gerçekleşemezdi. Birbirlerini gördükten sonra duvardaki kedi- köpek resminin altında kedi-köpek gibi tartışmaları da çok komikti. Bu benzerliği sevdim. ^^

Farah yüzünden Tahir sevkıyat konusunda iki arada kaldı. Ama Farah, Gönül’ü Mehmet’e gönderirken nereden bilebilirdi Tahir’in hem Orhan’la hem polisle çalıştığını? Bilmeden yaptığı bir şey için Tahir ona fazla öfkelendi ama onu da anlamak lazım. Bir yanda hayatının aşkını bir yanda ağabeyini yakma korkusu o kadar büyüktü ki, o iki arada sıkışmışlığını derinden hissettim. Ben bu konuda her ikisini de haklı buldum. Talihsiz bir denk geliş oldu ne yazık ki. O yüzden de bu problemi hem kendisine hem Tahir’e hem de Mehmet’e zarar gelmeyecek şekilde Farah’ın çözüp böylece bozduğu şeyi tamir etmiş olması yerinde oldu.

 

 

Tahir ile Gülsima’nın dertleşme sahnesi öyle çok sevdim ki. Mehmet’in Tahir’den esirgediği sorgusuz sualsiz ağabeyliğe bakın, bir de Gülsima’nın Tahir’in nasıl biri olduğunu anlamasına rağmen ona kucak açışına. Mehmet onu anlamaya çalışmazken Gülsima ise tam tersi onu dinliyor, anlamaya çalışıyor. Biliyorum bu farkın temel sebebi Mehmet ile Gülsima’nın mayalarının farklı olması ancak insanlar değişebilir. Sonuçta Tahir de hala o dünyadan kurtulamasa da özünde değişmedi mi?

 

Büyük harcandık…

 

Mehmet Bade’ye evlenme teklif etti ancak bu teklifte hissettiğim duygudan hoşlanmadım. Sanki adam kimsesizliğini gidermek için Bade ile evlenmek istedi, aşkından değil. Ama düştüğü haller komikti, tam Mehmet gibi odun bir adama yakışır türdendi. Bade’nin yerinde olsam ben de teklifi kabul edemezdim. Adamdan sakladığı sır o kadar büyük ki bunu unutup bir yuva kurulmaz. Ancak Mehmet’e gerçeği söyler, o da Bade’yi bu şekilde kabul eder, bu evlilik öyle olur. Ama bu Mehmet, Tahir gibi Bade’ye de sırtını döner diye korkuyorum. Belki de Gönül, Bade ve Farah’ın yaşadıklarını duyunca ve Tahir’in onlar için kendini feda ettiğini öğrenince bir kırılım yaşar. Unutmadan, bu sahnede Bade’ye Bekir’in Tahir’den daha iyi olduğunu söylemesi hiç hoş olmadı. O kadar da değil yani. İlk sezon başlarında Tahir Ali Galip’in sağ koluydu ancak merhametsizlik, acımasızlık konusunda Bekir ile asla yarışamazdı. Bekir açık ara öndeydi, kadın ve çocuk bile tanımazdı.

 

 

İlyas’ın sonunun bu kadar salakça olacağını hiç düşünmemiştim. Resmen Farah düzgün kalp masajı yapmadığı için ölmüş bile olabilir. ^^ O nasıl bir sahneydi öyle? Normalde dakikalarca kalp masajı yapması gereken Farah adama otuz saniye masaj yapıp ‘Öldü.’ deyip geçti. Hatta Farah İlyas’ın öldüğünü söyleyince bir an “İşin içinde bir iş mi var ?” diye düşündüm ancak resmen senaryo veya çekim hatasıymış.

En azından İlyas, ihanet ettiği Mehmet’in silahından çıkan kurşunla vurularak öldü, Mehmet böylece intikamını biraz olsun almış oldu sayılır. Ama yine de cezasını çekmeden ölmesi hiç adil değil. Ömür boyu hapiste kalacak olmasını, müebbet hapis cezası almış olmasını tercih ederdim. Alperen’in gerçek katili olduğu bile ortaya çıkmadı. Yahu dizideki bütün olaylar zinciri bu cinayetle başladı, bunu nasıl es geçersiniz? Ölmeyip hapse girmeden önce de Orhan’ın suçlarını üstlendiğini itiraf edebilirdi. Orhan hala elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Özetle ölümü sadece Behnam’ın sevkıyatıyla ilgili kısa bir süre tedirginlik yarattı hepsi bu. Kemal Burak Alper 2 sezon boyunca karakteri o kadar iyi canlandırdı ki İlyas’tan nefret ettirdi. Emeklerine sağlık, yolu açık olsun.

 

 

Gönül’ün nihayet gerçekleri öğrenmesi iyi oldu. Şeytan babasını melek sanıyordu saf kızım. Şükür bu sayede fabrika ayarlarına da dönmüş oldu. Bölüm boyunca Orhan karakterinin adı var kendisi yoktu. Bu durum karakter diziye dönmeden önce olsa anlarım ama şimdi saçma geldi. Örneğin Farah ve Tahir ile olmasa bile onu evinde görebilirdik, Gönül ile karşılaştıklarında Gönül’ün tavırlarından şüphelenecek mi görebilirdik. Perihan ile Gönül’ün, Orhan ve kısmen Bekir üzerine dertleşmelerini de sevdim. Perihan yakıp yıkmayıp karşısındakiyle insan gibi konuştuğunda sahneleri keyif veriyor. Ben de Gönül gibi onun korkudan hala Orhan’ın yanında durduğunu düşünüyorum. Yoksa Orhan’ın ona duygusu olmadığının farkında, hatta onu kolayca harcayabileceğini bile söyledi. Açıkçası Orhan, Gönül’ün gerçekleri bildiğini finalde öğrenirse Perihan’a bir şey yapabilir. Yalnız Farah da Perihan da benim düşüncemin aksine Gönül’ün Orhan’ın zaafı olduğunu, gerçekten tek sevdiği insan olduğunu vurgulayıp durdular. Finalde Gönül ile Orhan cephesinde ciddi gelişmeler bekliyorum. Belki de Orhan Gönül’e zarar verdiğini düşünüp intihar edebilir.

 

Behnam’ın durumunu “Ava giden avlanır.” cümlesi tam anlamıyla özetliyor. Kerimşah’a aldığı arabayla o evde olan biteni öğrenip Kerimşah’ı geri almanın planlarını yaparken önce annesiyle amcasından, sonra sırayla patlatmayı düşündüğü sevkıyattan, oğlundan, finalde de resmen özgürlüğünden oldu. Bugüne kadar yaptığı tüm kötülüklerin cezasını ödedi. Yalnız ben Kerimşah’a duyduğu sevginin samimiyetine artık inanıyorum. Onun da tıpkı Farah gibi evladı elinden alınınca gözü döndü. Ama onda sadece evlat kaybının acısı değil net bir şekilde Farah’ı kaptırmanın kıskançlığı da vardı. Halbuki seven insan sevdiği kiminle, nerede mutluysa orada olsun ister. İşte net bir şekilde gördük ki Behnam’ın Farah’a duyduğu şey aşk değildi, sadece büyük bir tutkuydu; o yüzden de bencildi. Bu yüzden de hem Tahir hem kendi ölsün istedi. Kendi kaybederken Tahir de kazanamasın istedi, ne Farah’ı ne Kerimşah’ı. Behnam’ın Tahir’e söylediği bir cümle de çok dikkat çekiciydi. Resmen Tahir’in sadece Farah’ın sevdiği adam olmasını değil, kendisinin asla olamayacağı adam olmasını da kıskanmış. Bahsettiği inşaat sahnesinde rolleri değişseler, Kerimşah babasız kalacak olsa dahi o Tahir’i kurtarmazdı.

 

“Sen merhamet ettikçe ben daha acımasız oldum.”

 

Farah’ın oğlunun babası diye Behnam’a gösterdiği merhamet de beni rahatsız etmedi. Onun doğası bu: Yaşatmak. Adam ölmüş olsa yıllarca bunun vicdan azabını da taşıyacaktı üzerinde, manasız.

Sonunda Behnam ve İranlı karakterlere veda ettik, oh yarabbi şükür. Bence bir karakter diziden ayrılacak diye illa ölmemeli. Bu bıkkınlık veren klişeyi Behnam, Rahşan, Akbar ve Merjan’a yazmadığınız için teşekkürler. Behnam’ın gidişine üzülen varsa kendisine şu cümleyi hatırlatmak isterim: Merhametten maraz doğar. Behnam’ın geldiği ilk günden beri Farah ve Tahir başta olmak üzere sevdiğimiz karakterlere neler çektirdiğini sakın unutmayın. Evet Behnam’ı hiçbirimiz sevmedik, hatta nefret ettik, bir an önce İran’a geri dönsün istedik ancak Feyyaz Duman’ı seyretmek harikaydı. Emeklerine sağlık, yolu açık olsun.

 

 

Rahşan ve Akbar’ın sonu da gayet hak ettikleri gibi oldu. Yaşadıkları ilişkinin cezası onların memleketine göre bu. Rahşan vakti zamanında Farah’a iftira atmış, onun ve Gülsima’nın çektiklerinden en az Behnam kadar mesul, bunun cezasını çekmemiş, aksine Akbar’a kavuşarak sefasını sürmüş. Akbar ise mniyete çalışıyor, Behnam’ın yasal olmayan işlerini öğrenip bilgi verecek, iyi biri gibi görünürken kendisi tam tersi kirli bir polis için oradaymış. Orhan için çalışan herkes gibi o da cezasını bir şekilde çekmeliydi. Ben her iki karakterin de dizide bekleneni veremediklerini ve çoğunlukla etkisiz kaldıklarını düşünüyorum. Özellikle Akbar benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Yine de Hatice Aslan ve Burak Tamdoğan’ı yeniden seyretmek güzeldi, emeklerinize sağlık.

 

 

Merjan’ın sonu ne oldu? Yanlışları da oldu ancak ben İranlılar içinde en çok onu sevdim. Hikaye akışına Behnam’dan sonra en çok katkı sunan İranlı karakterdi. Az kalsın onun yüzünden Farah’ın başı yanıyordu ancak yine de bence ölüm veya hücre cezasını da hak etmiyor. Yurt dışına gidip kendine yeni bir hayat kurmuş olmasını umuyorum. Farah’ın üstüne onun yüzünden suç kalmıştı ancak Behnam’ı vurarak yaptığı yanlışı eşitlemiş oldu. Sayesinde sadece Behnam ve Tahir birbirini vurmamakla kalmadılar, Behnam İran’a dönmeye de ikna oldu. E madem Merjan böyle aniden ortadan kaybolacaktı, neden geçen hafta Merjan ve Hızır Yılmaz çift olacaklar algısına kapıldık biz? Anlaşılan HızMer başlamadan bitti. Zaten esas çift doğru düzgün işlenmiyorken bu yeni çift mi yazılacaktı? Benimki de laf. Sera Kutlubey’i bu diziyle ilk defa seyrettim. Bence yetenekli ve ekran ışığı oldukça iyi. Yolu açık olsun, yeni projelerinde başarılar dilerim.

 

 

Bekir ve Hızır Yılmaz harika bir ikili olmuşlar olmasına da biz Engin Akyürek ve Genco Özak’ı karşılıklı sahnelerde seyretmeyi beklerken iki haftadır birlikte sahnelerinin olmaması şaka mıdır? Ağzımıza bir parmak bal çalınmış gibi hissediyorum açıkçası. Sahneye gelirsek; eğer Bekir bu işleri bırakmayacak olsaydı bu ikili birlikte çok iyi iş yapar, alemin tozunu attırırlardı. Kürşat ile sahnelerinde ben o enerjiyi aldım. Yine de kanka olarak yollarına devam ederler gibi hissediyorum.

 

Şimdi okullu olduk.

 

Kerimşah’ın okula başlaması, bir hayalinin daha gerçekleşmesi güzel bir gelişme. İlk bölümde hayallerini sayarken onunla birlikte çok ağlamıştım, şimdiyse yine onunla gülüyorum. Kerimşah’ı servise bindirdikleri sahnede Farah’ın tavırları inanılmaz gerçekçiydi, hiç rol gibi değildi. Oyuncumuzun anne olma zamanı gelmiş. ^^ Yalnız ilk gün çocukları okula velileri götürür, hatta dışarıda beklerler. Bizim çocuk servise bindi. Kesin kaçırılacak. Eğer kaçırılmayacaksa böyle bir saçmalık nasıl yazıldı? Bir de henüz Orhan konusu kapanmamışken neden bu kadar normalleştiler ki? Okul biraz daha bekleyemez miydi?

Bölüm oldukça heyecansız, merak uyandırmayan bir yerde sona erdi. Ancak final bölümünden gelen ilk fragman tam tersi oldukça merak uyandırıcı. Benim anladığım hapis ihtimali hiç kimse için yok, ancak herkesin Tahir’in öldüğünü sanacak gibi görünüyor. Fragmanda kusacak kadar çok Tahir’in ölmesi konuşuluyor. Hayatı acılarla geçmiş Tahir bence ölmez, ölmemeli, bu adil bir son olmaz. Finali dört gözle ve içim buruk bekliyorum. İnanın vedaya hiç hazır değilim…

Emeği geçen herkesin emeklerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

 

Göz atmanızı öneririz: Adım Farah Bölüm Yorumları

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap