Adım Farah

ADIM FARAH – Asla Pes Etme

Geciken Adım Farah bölüm analizi, dizi yayınına 1 hafta ara verilmesi ile bölüm öncesine yetişti. Gözde‘ nin kaleminden bu özel yorumu keyifle okuyacağınızdan eminiz ^^

Adım Farah, 17. Bölümüyle nihayet o özlediğimiz Adım Farah ruhunu hissettiren bir bölümle ekrana geldi. İlk sezonda sevdiğimiz dünyasına, karakterlerine nihayet yeniden kavuştuk. Zaten ben hep yeni sezonun ilk iki bölümünün yeni hikayeye girizgâh olduğunu ve asıl olayların 17. Bölüm itibariyle başlayacağını söylüyordum. Bu bölüm de bu düşüncemin adeta ispatı oldu.

Geçtiğimiz bölümü Tahir’in Behnam tarafından öldürmek amacıyla inşaattan aşağı atılmasıyla noktalamıştık. Tam tahmin ettiğimiz gibi Tahir’i kurtaran Merjan oldu. Eğer Merjan olmasaydı Behnam Tahir’in kurtulmasına asla izin vermezdi. Tahir’in öldüğü haberi adeta bir domino taşı etkisi yarattı ve Farah için birçok şeyin değişmeye başlamasına neden oldu. Tahir’in öldüğünü duyan Farah, nasıl geçtiğimiz bölüm onun yerini Behnam’a söylememek için isyan ettiyse şimdi de o evden kaçacak, Behnam’a sesini çıkaracak raddeye geldi. Zaten biz biliyorduk ki Farah Tahir’in canı için de Behnam’a itaat ediyordu. Fakat bu bölümde anladık ki bu denli bir itaat sadece korkudan değilmiş. Farah sağlıklı düşünemiyormuş ki… Meğer yiyip içtiğine devamlı ilaç katıyorlarmış. Adına sakinleştirici dediler ama bence o verilenler basit bir sakinleştirici değildi.

Önceki iki bölümde Farah’ın korkularını ve Behnam’a neden karşı gelemediğini çok iyi anlıyor, yaşadıkları için büyük üzüntü duyuyordum. Hala güçlü olduğunu ancak işkencelerden direnecek halinin kalmadığını düşünüyordum. Onun davranışlarını yadırgamıyor, anormal bulmuyordum. Onca işkence çekmiş, hala işkence çekmeye devam eden, sevdikleri için susan, rol yapan ve bunu bize az da olsa hissettiren bir kadın görüyordum. Ama onun ilaçlarla aklının bulandırıldığını, sağlıklı düşünemediğini hiç aklıma getirmemiştim. Maşallah iki kere ilaç içmedi hemen Behnam’dan kurtulmanın planlarını yapmaya başladı. ^^ Evde çalışan diğer kadın aslen Rahşan’a çalıştığı için Gülizar’ın da korkuyla da olsa Farah için çalışacak olması bu sezonun ilk bölümünden beri beklediğim şeydi, çok da iyi oldu. 15. Bölümden Farah’ın yaralarına krem sürmesiyle, ona telefonunu vermesiyle Gülizar’dan böyle bir sinyal almıştım ancak bu bölüme kadar hiç Farah’a kendiliğinden yardım ettiğini görmedim. Şimdi önce korkuyla başlamış da olsa onun o evde neler çektiğinin şahidi olarak ona gönülden yardım edeceğinden şüphem yok.

Yalnız aklıma takılan bir şey var. Evde olan biten her şeyden haberdar olan Rahşan’ın Farah’a ilaç verildiğinden haberi yok muydu? Sonuçta ondan nefret eden bu kadın ilaçları içmesin, kafası yerinde olsun da evden ve hayatlarından defolup gitsin isterdi. Anlaşılan Rahşan’a haber uçuran kadın bunu ona söylememiş. Hayret…

 

“Anne aslan pes etti…”

Açıkçası ben Behnam Farah’a Kerimşah’ı İran’a gönderdiğini söylediğinde bunun kesinlikle gerçek olmadığını, Farah’ı kendine getirmek için bir blöf olduğunu düşünmüştüm. Adam o kadar kötü kalpli ki Farah’ın Tahir’in ölümüne üzülmesini bile cezalandırmaya kalkıştı, acısını yaşamasına bile izin vermedi, bu nasıl bir psikopatlıktır? Bırak kadın acısını yaşasın, yasını tutsun, sakinlesin, sonra elbet aklına hayatının en değerlisi Kerimşah gelecekti. Sanki kadın direkt Kerimşah’ı unutmuş, yok saymış gibi ne bu tavırlar… Farah hiçbir zaman Kerimşah’ı yok saymadı, Tahir’e çok aşık olsa da onun hayatının birinci sırası hep Kerimşah oldu ve biz bunu çok iyi biliyoruz.

Evet Farah bu değil ama hem Tahir’i hem Kerimşah’ı kaybettiğini düşününce intihar etmesi şaşılacak şey değil. Güçlü insanların da zaafları, vazgeçilmezleri vardır. Farah’ınkiler de Kerimşah ve Tahir. Farah onlarsız nasıl nefes alabilir ki… Anne aslan, yavru aslan olmayınca nasıl pes etmesin? Ve unutmayın, bazen yeniden başlamak için önce en dibe vurmak gerekir. Farah’ın uyanışı için de en dibe vurması gerekiyordu.

 

 

Farah’ın Tahir’i rüyasında gördüğü sahneyi çok sevdim ama sanki yaptıkları konuşma geleceğe dair bir şeyler içeriyormuş hissiyle doldum. Tahir onlar gibi adamların torunlarını göremediğini, çocuklarını görenlerin ise şanslı olduğunu söyledi. Bu Tahir finalde mutlaka ölecek anlamına mı geliyor? Bana göre dizinin finalinde Tahir ölmemeli, hayatını ve kaderini değiştirmeli; bu hikaye bir umut hikayesi olmalı FaHirŞah için.

İsteyenler FaHir’e dair hayal ve flashback sahnelerine diledikleri kadar isyan edebilirler ancak benim için bu sahneler bu bölümde FaHir ilişkisi diri tutmaya hizmet ettiler. Tahir’in Farah’ı rüyasında gördüğü sahne ne kadar da doğaldı öyle. Oyuncularımız o kadar rahat oynamışlar ki zerre rol hissi yoktu. Hatta bu sahne FaHir’in bugüne kadar en sevdiğim sahnelerinden oldu diyebilirim. İtiraf ediyorum sahnenin bir yerinden astronot kostümüyle Kerimşah fırlayacak diye bekledim. Ama onu her yere katmadığınız için de teşekkür ediyorum. ^^ Sonuçta ebeveynler böyle baş başa vakit geçiriyorlar. Yalnız lütfen böyle sahnelerde bu korkunç efekt kullanılmasın, güzelim sahneyi gölgelemeyelim.

 

 

FaHirŞah’ın flashback sahnesine de bayıldım. Bu sahne bize Tahir ile Kerimşah’ın arasındaki kan değil can bağını bir kez daha kanıtladı. Behnam istediği kadar çocuğa akülü araba hediye etsin, Kerimşah’ın Tahir ile direksiyonda olduğu günkü mutluluğu yaşayamadığına yemin edebilirim. Üç bölümdür, zaman atlamasından beridir ne Kerimşah Tahir’in adını anıyor ne de Tahir evlerine geldiğinde karşılaşıyorlar. Bu durum da çok dikkatimi çekiyor. Kerimşah’ın onu görünce vereceği tepkiyi, ona Tahir’in yokluğuyla ilgili ne söylendiğini aşırı merak ediyorum. Ama her bölüm tekrar tekrar emin oluyorum, Kerimşah’ın Behnam’ı ne kadar severse sevsin ona hiç Tahir’e baktığı gibi aşkla bakmıyor. TahirŞah’ın arasındaki sinerji asla Behnam ile Kerimşah’ın arasında yok.

 

 

Farah’ın intihar sonrası iyileşme sürecinde Kerimşah’ı gördüğü rüyası beni çok ağlattı. Bölümü tekrar seyrederken de aynı sahnede gözyaşı döktüm. Bu sahnede Kerimşah’ın ağlayarak konuştuğu anlar bana ilk bölümde yine beni çok ağlatan “Çiçek toplayacağım.” sahnesini hatırlattı. O sahneyi de her seyrettiğimde böyle hissediyorum. Bence çocuk oyuncumuz Rastin Paknahad,  ilk televizyon işinde oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Üstelik o astronot kostümüyle duygu verebilmek de bir hayli zor. Bu bölüm nihayet adı jenerikte yer aldı. Önünde uzun bir yol var, eğer kendini daha da geliştirirse uzun yıllar onu ekranlarda görmek isterim. Unutmadan, ne olur bize eski Kerimşah’ımızı verin. Bu çocuk hasta haliyle bile kendi kendine yemeğini yer, öyle tabletle falan işi olmazdı. Bu ne böyle ya, resmen zamane bebelerine döndü. Tek tesellim annesine duyduğu sevgi bağının asla değişmemesi ve artık Farah ile onu eskisi gibi görebilecek olmamız.

 

Tahir nasıl olur da Merjan’ın sözüyle Farah’ın senin yerini Behnam’a söylediğini düşünürsün? Farah’ın seni ölüme göndereceğine nasıl inanırsın? Farah’ın nasıl yaşadığınız baharı tamamıyla unutup menzilinin kış olduğunu düşünürsün? Açıkçası ben Tahir bu son yaşananlara rağmen Farah’tan bu konuda şüphe etmez sanıyordum, birazcık yıkıldım. Ama bu onun intikam ateşini yakan şey oldu. Ölümden dönmesiyle Behnam ile arasındaki durum şahsileşti. Ve evet Merjan Behnam’dan kendi intikamını alacak güce sahip olmadığı için bu güce sahip Tahir’e yanaştı.

Tahir’in boşanma dilekçesini imzalaması Farah gibi benim için de yıkım oldu ama yine de Tahir’in Farah’ı kalbinde bitiremeyeceğinden emindim. Farah onun ilk ve son aşkı, uğruna yeminlerini bozduğu, ona baharı yaşatan, yeni bir hayat düşlediği kadın. O yüzden ondan asla vazgeçemez, sadece vazgeçmiş gibi davranabilir, kendine ve herkese yalan söyleyip durur işte.

 

 

Ayrıca ben Merjan denen sarışın kadına zerre güvenmiyorum. Şimdilik Tahir’e iş birliği için yanaştı, davranışları arkadaşça görünüyor, zararsız duruyor kabul. Ancak Tahir çok hoş adam, boşanma dilekçesini de imzaladı, pekala artık Merjan ona alıcı gözle bakabilir. Keşke gerçek hayatta rastladığımız gibi kadın – erkek kanka olsalar, intikam yolunda yoldaş olsalar, dert ortağı olsalar… Merjan, Farah ile Tahir’in kavuşması için çabalasa…  İlla bir kadın ile bir erkek yan yana geldiklerinde birbirlerinden hoşlanmak zorunda değiller, Türk dizilerinde bu ucube klişenin artık yıkılması gerekiyor.

 

 

Behnam’ın Farah’ın intiharı üzerine yumuşayıp ona yaptığı işkencelere son vermesine, ona uyguladığı kısıtlamaları kaldırmasına sevindim sevinmesine ama Behnam’daki bu iyilik kırıntıları benim asla ona olan nefretimi yumuşatmadı. Sakın Behnam’ı bize iyi göstermek gibi bir amacınız olmasın, böyle bir adamın seyirci tarafından sevilmesinin seyirci için ne gereği ne de faydası var. Hem Behnam’ın Farah’a bir daha böyle davranmayacağının garantisini kim verebilir?

Behnam da maşallah iki tane tatlı söze, biraz cilveye, Farah’ın onun için hazırlanmış olmasına kanacak kadar aptalmış. Erkek işte biraz beğendiği bir kadının, kadınlığını ön plana çıkarmalarına dayanamayacak kadar güdüleriyle hareket eden canlı türü. Bir de sanki kadına orada kötü anılar yaşatmamış gibi İran’daki aşk günlerinden bahsetmez mi?

Yine de benim tanıdığım Behnam bu numaralara kolay kolay kanacak adam değil. Belki o da Farah’a inanmış görünüp onu gözlemliyordur, kim bilir? Umarım şirkette odasında kayıtta bir güvenlik kamerası yoktur, eğer varsa Farah yandı.

 

 

Tahir ile Mehmet’in aynı evde yaşamaya başlamaları bana göre bu bölümdeki en doğru üç hamleden biriydi. Öncelikle bu daha fazla MehTah sahnesi göreceğiz demek, bu da dizide nefes aldıran anların fazlalaşacağı anlamına geliyor. Çünkü onların sahneleri çoğunlukla bir hayli eğlenceli. Ak Kuzu, Kara Kuzu hikayesinin devamlılığı açısından da aynı evde olmaları önem teşkil ediyor. Çünkü o evde bu konu gündemde. Ayrıca iki kardeş o evde daha fazla yakınlaşacaklar ki Mehmet’in şu cümlesi de bunu doğrular nitelikte:

 

“Yaptığına saygı duyuyorum. Bana kardeşlik yapıyorsun.”

 

Ayrıca Tahir’in yeni evine bayıldım. Eski evinde Farah ve Kerimşah ile güzel anılarımız vardı ama o ev bana hep ruhsuz gelmişti. Ve uzun zaman sonra Tahir’i mutfakta görmeyi de özlemişim. En son kaçıncı bölümde onu böyle görmüştük? Herhalde bir 10 bölüm önceydi. Yalnız keşke Tahir, Behnam ile ortak olmak uğruna Mehmet’i kullanmamış olsaydı. Açıkçası bu bayağı kırıcı oldu. Yine de Mehmet’in Kara Kuzu olma ihtimali üzerinden bir dosyayla ilgilenmesi yeniden hayata tutunmasını sağlayacaktır. Bu arada İlyas’ın kendini Mehmet’e göstermemeye çalışması iyice dikkat çekici hale geldi. Haydi artık karşılaşsınlar da Mehmet onu kimin vurduğunu, İlyas’ın hain olduğunu hatırlasa. Belki onu asıl ayağa kaldıracak motivasyon kaynağı bu olur. Hem belki Orhan – Ali Galip iş birliğini öğrenmek onu Tahir ile kardeş oldukları gerçeğine götürecek anahtardır.

 

 

Tahir ile Mehmet’in bu ev arkadaşlığına ne kadar çok sevinsem de bu kararın Bade üzerinde yarattığı yıkıma da o denli üzüldüm. Mehmet’i de anlıyorum, Bade’nin karşısında kendini yetersiz görüyor ve ölümden dönmesinden sonra da bu duygusu iyice katlanmış durumda. Ancak gerçek aşkın, gerçek sevginin ne tiple ne başka bir şeyle alakası olmadığını anlayamıyor. Bade’nin ona duyduğu aşk her erkeğin isteyebileceği türden yüce bir sevgi. Ayrıca Bade’yi aşk nedeniyle ilk bölümlerde eski Bade olarak göremedik. Fakat artık Mehmet uyandı, Bade de işine gücüne dönebilir. O eski güçlü, kendinden emin, emniyet koridorlarını titreten kadını çok özledim. Ona böyle sürekli bir erkek için ağlamak yakışmıyor.

Unutmadan bu bölümde yine eskisi gibi bizi duygudan duyguya sürüklediniz. Saniyeler evvel Tahir’in Mehmet’i tekerlekli sandalyeyle kaçırmasına gülerken birkaç saniye sonra Bade ile hüzünlendim. Bu sersemlik duygusunu çok özlemişim. ^^ Ve sen Mehmet komiser o kızın kıymetini acilen anlayıp gönlünü al, adamı hasta etme.

 

“Affet beni kar tanem.”

 

Farah ile Gönül’ün flashback sahnesi nihayet “Bu kız kardeşliğe ne oldu, neden görüşmüyorlar?” sorularının cevaplarını verdi. Bence bu cevapları 16. Bölümde öğrenmeliydik. Neyse, “Geç olsun da güç olmasın.” diyelim. Farah’ın sırf Gönül’e bir şey olmasın diye Behnam’ın söylediklerini yapmaya mecbur kalması, yalnızlaşmaya razı gelmesi ne acı. Üstelik Gönül ve diğerleri onu zengin, mutlu, her şeyi unutmuş bir gamsız sanarken Farah tam tersi bir mezarın içindeydi. Gönül ile Bekir’in gördüğü sadece bir vitrindeki süs bebeği. Ayrıca bu flashback’te Kerimşah ile Gönül’ün diyaloğu ve Gönül’ün Kaan’dan bahsetmesi de yerinde, gerçekçi detaylardı. Gönül, Farah ile ilgili özlemini günlüğüne yazarken içimden direkt şunu dedim: Bu günlük bir gün biri tarafından okunacak ve Ali Galip ile ilgili gerçekler ortalığa saçılacak. Benim aklımdaki isimler Bekir ve Vera.

 

 

Bekir ne kadar da nahif seviyor Gönül’ü. Canı incinmesin diye ne kadar ürkek dokundu yarasına. Katil olmasının, Kaan’ın, istemeden de olsa Farah’ın açtığı yaraları çok güzel sarar bu adam; yaraları tekrar kanamasın diye kendini siper eder önüne. Bekir istediği kadar “Ailemdensin.” diyerek ona olan hislerini gizlemeye çalışsın, Gönül’ün onun duygularını anlamaması imkansız. Bir kadın kendisini seveni hisseder. Onları uzaktan gören Perihan da bence gerçeği anladı ve benim tanıdığım Perihan asla bu ilişkiyi onaylamaz. Gönül bir Akıncı yüzünden acı çekti diye ikincisi asla istemez. “Sen nasıl oldu da Bekir övdün?” demeyin, bu sezon karakter pek güzel yazılıyor ben ne yapayım? ^^

Tahir’in Haluk Mertoğlu’nun hisselerini almak için ona Akbar’ın ismini verdi ancak Akbar’ı asla gerçekten onun önüne attığını düşünmüyorum. Tahir açılış sonrası adamlarıyla Akbar’ı kurtarmaya gidecek. Onca mühimmat hazırlığı bunun için yapıldı. Yani iş birliği yaptığı kadının babasının ölmesine neden olacak hali yok. Bir de adam Behnam’ın amcası, iyice sıkıntı çıkar. Unutmadan senaristlerimizin Haluk Mertoğlu ismiyle senaryosunu yazdıklarını dizilerden biri olan Güneşin Kızları’na selam çakması da çok hoş bir hareketti.

 

 

Çok klişe de olsa Tahir’in lansmanda şirket ortaklığını açıkladığı sahneden aşırı bir zevk aldım. Tahir’in Behnam’ı delirtecek her hareketine tam puan. O şirkete girişi, Behnam’ı alkışlayışı, aniden adamın lafını kesip açıklama yapması hepsi on numara hareketlerdi. Ama favorim Behnam’a sunduğu asla yerine getirmeyeceğini bildiği pazarlık şartı ve gazeteciler fotoğraf çekerken Farah ile Behnam’ın arasına girip durmasıydı. Sözde Farah’tan vazgeçmişti ama Behnam’ın zayıf karnı Farah olduğu için onu en çıldırtacak hareket de buydu ve yapılmalıydı. Sözde diyorum çünkü inkar etseler, saklamaya çalışsalar da tavırları FaHir’in hislerini ele veriyordu.

Tahir’in şirkete ortak olmasının sadece Haluk’un hisseleriyle değil Ali Galip’in vasiyetiyle olması mükemmel oldu. AGA adamın ailesini, temiz ve mutlu bir hayat hakkını elinden almıştı. O hisseler asla bunların telafisi olamaz ama en azından Tahir’in onca yıl Ali Galip’e kazandırdıklarının biraz karşılığı verilmiş olur. Oh olsun o Vera’ya da. Nasıl da mosmor oldu vasiyette Tahir’in olduğunu duyunca. ^^ Şu vasiyet açılsa da biraz daha şenlense ortalık. Bana nedense Tahir’e bırakılan hisse çok daha büyükmüş gibi geliyor. Ve eğer Bekir’e de bırakılmış bir hisse varsa Bekir’in bu hissenin yönetimini asla Vera’ya bırakmayacağını, şirkete adım atacağını ve Tahir’in yanında yer alacağını düşünüyorum. O eski Tahir ile rekabet eden Bekir artık yok, o hırstan gözü dönmüş genç delikanlı artık çok daha olgun ve kurnazlıkla değil zekayla hareket etmeye başladı başlayacak. Behnam’ın faydasız diye dalga geçtiği adama hisse verilmiş olması da ayrıca seyir zevki verir. (Bölüm özetinde iki sürpriz diyordu, o yüzden ikinci bir hissedar olduğunu düşünüyorum.)

 

 

Tahir evlerine geldiğinde Farah ile konuştuğu sırada bileğindeki sargıyı ve yerdeki kırmızı şeridi görecek sanıp gerçekleri anlayacak diye çok heveslenmiştim. İkisini de görmeyi bırak, Farah’ın canını acıtacak sözleri etti, gözlerindeki boşanacak olmalarının hüznünü, aşkı, hiçbir şeyi görmedi… Şükür ki son sahnede Farah’ın bileğindeki dikiş izini gördü de derin bir ‘Oh!’ çektim. Tahir’in artık Farah’ın çektiklerine dair bir şeyleri fark etmesi gerekiyordu, çünkü Farah, Kerimşah ve Ali Galip cinayeti yüzünden bunu ona kendiliğinden söyleyemezdi. Tahir önce gayet normal bir şekilde bileğindeki izi sordu. Ama sonra aynı soruyu git gide daha büyük bir merak ve endişe duygusu içinde tekrarladı. Gözleri başta onu kızdırmak istercesine bakarken izi görmesiyle bakışlarına merak, endişe ve acı yerleşti. Farah ise başta ona kızmak isterken, dikiş izini fark etmesiyle ne yapacağını bilemez bir hale geldi. Sonuçta Tahir aptal değil, bu izin nasıl oluşabileceğini bilir. Ancak Farah bu soruya cevap vermeyip kesin onu geçiştirmeye çalışır. Tahir ise bu konunun peşine düşecektir.

Son gelişmeler, fragmanlar ve özetten sonra yeni bölümü büyük bir heyecanla bekliyorum. Kesinlikle bu sezonun en iyi bölümü geliyor. Emeği geçen herkesin emeklerine sağlık. Peki siz 17. Bölümü nasıl buldunuz?

 

Göz atmanızı öneririz: Adım Farah Bölüm Yorumları

 

 

Noel Pazarları
AVRUPA – En Güzel Noel Pazarları
sığacık ada masalı
SIĞACIK SEFERİHİSAR – Ada Masalı’nın Çekildiği Yer, Nam-ı Diğer Kırlangıç Adası
Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
Mekanlar Tarifler
Sütlü Tatlı
Yılbaşında Yapabileceğiniz 5 Şahane Sütlü Tatlı
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
BRIDGERTONE
BRIDGERTONE – Gölge Oyunları
BRIDGERTONE – Dearest Gentle Reader
Şimdiki Aklım Olsaydı (Si lo Hubiera Sabido)
ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI (Si lo Hubiera Sabido) – Ne Dilediğine Dikkat Et!
Poldark
POLDARK – Korkunun, Umutsuzluğun ve Sevginin Derinliklerinde
bergen
BERGEN – Bir Tek Şarkı Söylerken Utanmadım Ben
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
Deli Bayramı
DELİ BAYRAMI – Kim Akıllı Kim Deli, Nasıl Ayırt Etmeli?
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
Copy link
Powered by Social Snap