İzledim

ADA MASALI – Sen Sevda mısın Yoksa Yalan Dolan

Ada Masalı 7. Bölüm reytingleri  pek parlak değil ama gündem nedeni ile izlenme oranlarının düşmesi korkutmamalı. Dizi Total’de 2,10 reyting ile 4. ve AB’de 1,75, ABC1’de ise 1,94 reyting ile 5. oldu. Bir haftalık aralıktan sonra iki bölümlük yazı  konuk yazar Gözde‘den… Keyifli okumalar ^^

 

Nihayet uzun bir aradan sonra yeni bir yazı. Geçtiğimiz hafta başlayan ve günlerdir süregelen orman yangınları nedeniyle, yazmış olmama rağmen 6. Bölüm izlenimlerimin yayımlanmasını istemedim. Ancak yazılarımı keyifle takip edenleri daha fazla bekletmek olmaz, o yüzden bilgisayarın başına geçtim. Bu haftaki izlenimlerim iki bölüm birden şeklinde olacak.

Ada Masalı son üç bölümdür çok güzel bölümlerle ekrana geliyor. Sevgili Poyraz’ımız Alp Navruz’un dediği gibi gerçekten de 6. Bölümle olaylar olaylar serisine geçmiş olduk. Bu kadarını beklemiyordum doğrusu. ^^ Tüm karakterlerin hikayeye aktif katılımıyla oldukça hareketli iki bölüm seyrettik. Dizi kesinlikle üzerine koya koya ilerliyor ve her bölüm daha da güzelleşiyor.

 

Ada Masalı 6. Bölüm – BEN SANA KALBİMİ AÇTIM

 

Gül gibi uyuyan yılanı uyandırdın ^^

 

5. Bölümü Haziran, Aliye’nin başında ona Poyraz’a karşı hislerinden ve pişmanlığından bahsederken Aliye’nin uyanması ve eş zamanlı olarak Poyraz’ın Haziran’ın son sözlerini duymasıyla noktalamıştık. Aliye uyanmamış olsaydı Haziran “Çok pişmanım.” cümlesini Poyraz’a açıklamaktan o an biraz zor yırtardı, neyse ki Aliye imdadına yetişti. Aliye’nin komadan uyanması ve yüzünden anlaşıldığı üzere komadayken Haziran’ın söylediklerini duymuş olması -her ne kadar bizi üzse de- senaryoya katkısı olacağı için olması gereken şeylerdi.

Aliye evden hastaneye götürüldüğünde Haziran da peşlerinden gitti ve Aliye’nin Poyraz’a gerçekleri anlatıp anlatmadığını öğrenmek istedi. En baştan beri bu sırrı ya Haziran’ın Poyraz’a söylemesinden ya da Poyraz’ın kötülük ağacının dallarındaki yazıları okuyarak öğrenmesinden yanayım. O yüzden Aliye’nin hiçbir şey söylememiş olması isabet oldu. Yalnız kendisinin tam bir İdil sever olması büyük hayal kırıklığı. Hastanede Haziran’ın yüzüne meymenetsiz meymenetsiz bakarken sevgili İdilciğini yanına istedi. Ama Aliye Teyze ne kadar İdil sever olsa da Poyraz onun uyanmasından itibaren daha bir Haziran sever oldu. Haziran ile İdil arasındaki fark bu olayla bir kez daha belli oldu. İdil sırf Poyraz’dan yana puan toplamak için Aliye’nin uyanmasını istiyordu ve kendi yanında uyanmadığı, istediği pirimi yapamadığı için sinir oldu. Kadıncağız uyanmış, bundan daha önemli ne var? Haziran ise anneannesinin yadigarı, Poyraz’ın biricik babaannesinin iyileşmesini istiyordu sadece.

Haziran’ın hastanede hemşireyle konuştuğu sahnede hemşirenin aşık olduğunu söyleyip onunla ilgilenmemesi tıbben tuhaftı ama sahne çok şekerdi. Tam o sırada Poyraz’ın karşısında belirmesi de öyle. ^^ Poyraz’ın babaannesiyle ilgilenmek yerine Haziran’a iltifatlar edip durması da. ^^ Kesinlikle İdil’in serumları, ilaçları işe yarasa da Haziran Poyraz’a uğurlu geldi. Onun babaanneyle konuşması, sevgiyle temasları ilaçların etkisini hızlandırdı.

 

“Hani sen bana hep söylüyorsun ya, ben senin yanında mucizelere uyanıyorum diye. Asıl o mucizeleri yaratan sensin biliyorsun değil mi?”

 

Aliye bir uyandı, pir uyandı. Açıkçası ben şeker bir babaanne beklemiştim, bizimki zehirli yılan çıktı. İdil ve Hakan yetiyordu kötü kontenjanında, üçüncü olarak babaannemiz eklendi. Valla Haziran’a sözde espiri yapıyor ama cidden onu ısıracak gibi duruyordu. Açıkçası keşke uyumaya devam etseydi dediğim anlar olmadı değil…

Aliye’nin uyanması geçtiğimiz bölüm boyunca kendi duygularından kaçmaya çalışan, Haziran’ın duygularını sorgulayan Poyraz’ın artık Haziran’a karşı çok açık davranmasına ve tabiri caizse bölüm boyunca peşinden koşmasına neden oldu. Zaten 5. Bölümü göz önüne alırsak Poyraz’ın Haziran’dan daha atak davranacağı belliydi. Poyraz daha duvarlı, içine kapanık diye eminim çoğumuz aksini beklerdik ancak Haziran’ın sırrı vicdanında ağır bir yük olmaya devam ediyorken atak olanın Poyraz olması çok doğal. Tabii Poyraz ile devamlı iç içe olunca Haziran için duygularını bastırmak, irade savaşı vermek çok zor. Bir de buna emin olmak için onun kamp teklifini kabul etmeye karar vermez mi? He Haziran he yıldızların altında yanında sevdiğin adam otururken kalbinin sesi susacaktı. Buna çocuklar bile inanmaz.

Haziran aşkını bastırmak için Poyraz’dan kaçtıkça Poyraz daha çok üstüne düştü. E ne demişler: Kaçan kovalanır. Haziran hamağı denemek için uzanınca Poyraz birden aşka yürümeyi bırakıp uçmaya başladı. Otelin açılış konserinde gitarist hastalanınca sadece otel için değil Haziran üzülmesin, mutlu olsun diye yıllar sonra eline gitarı aldığını biz biliyorduk. Aslında Haziran da içten içe biliyordu ama Aliye’nin uyanmasıyla bilmezden gelme yolunu seçti. Ama aferin Poyraz’a, aşık olunca aşkına sahip çıkmayı biliyormuş. Sahneye Haziran için çıktığını çat diye söyleyiverdi. Ayrıca çok da romantikmiş, nahifmiş, kibarmış.

 

 

Poyraz’ın fotoğrafçı atacakken alıp otele getirdiği fotoğraf kabinlerini ben de çok severim. Tam baş başa kalma mekanı. Poyrazcığım da Haziran ile baş başa kalma fırsatını kaçırmadı tabii. Ah Poyrazcığım kızı öpmek için ne diye iki saat oyalandın… Orada aranızdaki o müthiş elektrik kaçırılır mıydı? Ayrıca aynı yere İdil ile niye giriyorsun? Valla Haziran’dan daha fazla sinir oldum bu duruma. Yalnız Haziran kıskandı mı gözü bir şeyi görmüyor ve bunu çok belli ediyor. Severim kıskanç aşıkları. ^^

 

 

Poyraz’ın geleneksel kamplarına Haziran’ı çağırması Haziran’ın annesi adalı olduğu için anormal değildi. Ayrıca o gelmese de İdilciğim sen Poyraz’ınla (!) yakınlaşamazdın. Ben 5. Bölümdeki diyaloglar yüzünden PoyHaz’ın baş başa kamp yapacaklarını hayal etmiştim, meğerse toplu bir etkinlikmiş.

Açıkçası İdil için hiç üzülmüyorum. Çünkü Poyraz onu sevmek zorunda değil. Aşk öyle pazardan karpuz seçmeye benzemez. Poyraz ve kalbi onun tapulu malı değil. Ancak kendisi bunu anlamamakta ısrarcı. Hakan ile tencere kapak gibiler ama Hakan’ın aşkına bile layık bulmuyorum. Aliye İdil’i çok seviyor, besbelli onu Poyraz’a yakıştırmış, ama bir bilse güleryüzünün, iyiliğinin altında zehirli bir kalbi olduğunu. Otel denetimden geçemesin diye mutfağa koyduğu böcekleri unutmadım. Haziran ona yaptığının ne kadar yanlış olduğunu sözleriyle döverek göstermeseydi bu yaptığından ve Poyraz’ı üzmekten de zerre pişmanlık duymayacaktı. O yüzden sen Haziran’ı sıkıştırıp Poyraz’a aşık olmayacaktın cart curt diye hesap soramazsın.

Kampta PoyHaz beklediğim kadar yakın olamasalar da Haziran ile Poyraz’ın ikide bir cilveleşmeleri, Poyraz’ın Haziran’ın elini kısacık da olsa tutması, Haziran’a açılmaktaki kararlı duruşu, Hakan’ın şişe çevirmece oyunu sayesinde de olsa az kalsın öpüşecek olmaları güzel anlardı. Ama en güzeli Poyraz’ın İdil’e karşı Haziran’ı savunmasıydı. Tabii ki Hakan’ın ortamı germe hevesi de atlanmamalı. Fark ettim de Hakan’a karşı iki cümlemden biri olumsuz. Sonuç olarak ben bu kampı saymıyor ve PoyHaz’ın baş başa yapacağı yeni bir kamp talep ediyorum. Mesela Haziran’ın 21 Ağustos’taki doğum gününde olabilir. ^^

Haziran’ın annesi Zeynep’in adaya gelişi beklediğimden de bereketli oldu. Zeynep’in Selma’nın evine ilk geldiği sahnede hiç çekinmeden herkesin içinde Haziran’ı yeren sözleriyle onun ne kadar kibirli bir kadın olduğu gelir gelmez belli oldu. Yalnız Poyraz’ın daha ilk bir araya geldikleri sahneden itibaren Haziran’ı annesine karşı savunması, onun yaptıklarını görmezden gelmesine izin vermemesi mükemmel bir hareketti. Zeynep’in Poyraz’ın Haziran’a ilgisini fark edip buna engel olmak isteyeceğine, kızına bu kadar değer veriliyor diye sevinmesi gerekir. Sen Kırlangıç Adası’nı sevmiyorsun diye Haziran da sevmemek zorunda değil? Şu dizilerdeki ebeveynler ne zaman evlatlarının kendi kararlarını alabilecek birer yetişkin olduğunu idrak edebilecek acaba?

Zeynep besbelli gençliğinde adada bayağı iz bırakmış. E güzel kadın. Eğer yanlış anlamadıysam Zeynep, Latif haricinde Poyraz’ın babasının da kalbini çalmış. Aliye’nin ona “Gaddar kız” diyeceği kadar ne yaptı acaba babasına? Bahsettiği hırsızlık ne olabilir? Acaba Selma ile arasının bozulması da bu yüzden mi? Zeynep, Selma’nın tasarımlarıyla ünlü olmuş olabilir mi? Yalnız Selma ile aralarında ne geçti bilmem ama aynı evin içinde Nehir’in arada kaldığı sahneler, kedi köpek gibi didişen kız kardeşler beni çok eğlendiriyor. Görkem’in Zeynep’in önce arkadasından koşup, sonra kendisini hapse attırdığı için ona attığı tripler ise çocukça olsa da eğlenceli. Onu Selma ile kıskandırmaksa güzel fikir. Zeynep de sanki başka arkadaşı varmış gibi Görkem ile barışmıyor. Halbuki Görkem onun iyiliği için yalan söyledi.

Biricik ile Alper’in arasındaki gerilimin son bulmasıyla resmen çift olmaları iyi oldu. Romantik dizilerde mutlaka yan çift olmalı. Evet, Melisa da çok tatlı kız, ama Alper onu kardeş gibi görüyor bu çok belli. Görkem’in Melisa için görümce yakıştırması onun konumuna cuk oturuyor. Hem Alper’in hem de Poyraz ile yakınlığı, ilişkileri üzerinde söz hakkı bile olması bunu gösteriyor. Umarım Melisa “Görümce görmeyeyim ömrümce.” sözünün aksine Biricik ve Haziran ile güzel geçinir. Madem Melisa, Alper ile çift olmayacak, yalnız kalmasın. Bir de açıkçası Melisa’nın devamlı negatif tavırları bana fazla geldi. Poyraz değişiyor diye sevinirken Melisa geçen bölümde tam bir dişi Poyraz gibiydi.

Hakan’ın İdil’den daha kötü, tehlikeli olduğunu baştan beri söylüyordum. Otele huysuz müşteri kılığında bir adam gönderip Poyraz tarafından şiddete uğramış algısı oluşturma fikri çok iyiydi kabul. Ama Hakan sen Poyraz’ın değişmeye başladığını göz ardı ettin. Ve o adamı adadan göndermekte çok geç kaldın. Yalnız bu olayda Haziran’dan başka kimsenin Poyraz’ın yapmadığına inanmaması çok acıydı. Hani Kırlangıç Adası halkı Poyraz’ı çok seviyordu, hani hep onun arkasındalardı? “Poyraz yapmışsa bildiği vardır.” demek mi onu sevip destek olmak? Poyraz ilk bölümlerde fazlasıyla yabaniydi, duvarlıydı, huysuzdu ama şiddet yanlısı da değildi be.

 

Sen çok özelsin

 

Nihayet Haziran’ın aşkını kabul edip irade savaşını sonlandırdı ve Poyraz’ın da açılma kararını netleştirdi. O ilk el ele tutuştukları ve Poyraz’ın evine doğru yürüdükleri an liseli aşıkların tatlılığı vardı üzerlerinde. Poyraz’ın Haziran’ın arzu ettiği gibi gerçekten istediğinde Haziran’a teknenin ismini ve neden silindiğini açıklaması ona ne kadar değer verdiğini gösterdi. Poyraz ilişki yaşamak istediği kadına en derin yarasını açtı. Tahmin ettiğim gibi teknenin ismi annesinin ismi çıktı. Annesi Ayten’in şehirli olduğunu ve o yedi yaşındayken onları terk ettiğini, babasının bir yıl sonra fırtınada bile isteye tekneyle denize açılıp öldüğünü öğrendik. Poyraz’ın şehirlilerle ilgili bu kadar keskin konuşması da anlattıklarından sonra anlam kazandı. Açıkçası ona böyle düşündüğü için hak verdim.

Dizinin güçlü bir dram sunacağı ilk günden belliydi. Önce Poyraz’ın Haziran’a annesinden bahsetmesi, ardından Aliye’nin konuşmasından sonra Haziran’ın Poyraz’dan uzaklaşmak istemesiyle dizi beklediğim dram yoluna girdi. Ayça Ayşin Turan dramdaki başarısını bir kez daha gösterdi, yine gözyaşlarıyla içimi dağladı. Yalnız ben Alp Navruz’u ilk kez seyrediyorum ve Haziran’ın onun kalbini kırmak için söyledikleriyle gözlerinin yaşarması, ikisinin karşılıklı yaşadığı üzüntüyle o anda kime üzüleceğimi şaşırdım. Duygusal balık ruhum ikisini de pamuklara sarıp sarmalamak istedi.

Ben Aliye Teyze’ye Haziran’a söyledikleri için kızmıyorum. Aksine onun da kendince haklı bir tarafı var. Oğlunun yaşadıklarından sonra torununa bu denli korumacı yaklaşması gayet olağan ve anlaşılır. Ancak Haziran’ın da Poyraz’a annesinin yaşattığını yaşatacak diye bir kural mı var? Poyraz’ın annesini affetmemesi Haziran’ı da affetmeyeceğini göstermez. Evet, annesi de pişman olmuş ve oğlu onu affetsin diye çabalamış ancak bir annenin evladını terk etmesiyle Haziran’ın yaptığı bir mi? Yalnız Poyraz sandığımdan da kindarmış, bunu da öğrenmiş olduk. Bu arada ben Aliye’den yumuşayabileceğinin sinyalini de aldım. Kendisinin Haziran’ı affedebileceğini söylerken samimiydi. Sadece dili çok sert olduğu için cadı babaanne izlenimi daha yoğun hissedildi. (7. Bölümden ve 8. Bölüm fragmanlarından sonra bu yazdıklarımı geri alsam yeridir.) 

Haziran’ın Poyraz’ı kendisinden uzaklaştırmak için söyledikleri çok can yakacak türdendi ama taşıdığı sırrın yüküyle nasıl biraz evvel Poyraz ile ilk kez el ele tutuşan, kalbinde kelebekler uçuşan o mutlu kadın olabilirdi? Hakikaten de Poyraz’ın dediği gibi Haziran birden bambaşka bir kadın olmuştu. “Bir şey seni almış bambaşka bir kıyıya atmış.” gerçekten de Haziran’ın durumu için çok doğru bir benzetme. Haziran’ın Poyraz gerçekleri öğrenmediği ve onu affetmediği sürece onunla sadece iş ortaklığını sürdürmek istemesi doğru olandı ancak keşke Poyraz’ı uzaklaştırmak için bu kadar can acıtıcı şeyler söylemeseydi. Hem de arkadaşlarının gözü önünde. Başka yalan mı yoktu?

 

Poyraz: “Haziran ben sana kalbimi açtım. Biz orada bahçede çok güzel bir şey yaşadık. Çok güzel bir anı paylaştık. Ne yaşadığımı biliyorum, ne konuştuğumu biliyorum.”

Haziran: “Tamam. Peki o zaman. Ben sana neden kaçtığımı anlatayım. Her şey o kadar hızlı gelişti ve değişti ki ben korktum tamam mı? Korktum. Böyle şeyler bana göre değil. Yani ben bir yere bağlanamam, bir kişiye bağlanamam. Biz ne güzel beraber çalışmayı öğrendik. Otelde işler yoluna giriyor. Böyle duygusal olaylar yaratıp bunu bozmaya gerek yok.”

Poyraz: “Duygusal olaylar…”

Haziran: “Aynen öyle. Biz yine eskisi gibi olabilir miyiz? Profesyonelce çalışan iki yabancı halimize dönebilir miyiz? O halimize.”

Poyraz: “Tamam. Öyle olsun.”

 

Biricik, Alper’in sinirini yatıştırayım derken ona bilançoların fotoğrafını çekenin Haziran olduğunu ağzından kaçırdı. Aslen kötü bir şey yapmış gibi dursa da en yakın arkadaşının göz göre göre suçlanmasına sesiz kalamazdı. Onu savunabileceği en iyi argüman de onun bu yaptığını telafi etmek için çabalıyor olması.

 

 

Ama tabii Haziran söylediklerinin üzerinden beş dakika bile geçmeden kendini açık edince Poyraz’ın onu dudaklarından öpmesi kaçınılmaz oldu. Madem adamı kendinden uzak tutmak istiyorsun, ne duyarsan duy sabredecektin Hazirancığım. Koskoca kadınsın, bunu ben mi öğreteceğim sana? Poyraz’ın Haziran’ı öperken kafasını iki eliyle kavraması estetik açıdan hoş olmasa, hatta komik olsa da devamlı yakınlaşan çiftim nihayet öpüştüğü için ekran başından mutlu ayrıldım.

twitter

 

Ada Masalı 7. Bölüm – SEN SEVDA MISIN YOKSA YALAN DOLAN

Aslında bu tam anlamıyla bir öpüşme değildi. İlk bölümün sonunda Haziran Poyraz’ı öpmüştü, şimdi de Poyraz Haziran’ı öptü. Ama Haziran bu öpücük karşısında heyecanlanması, titremesi, kalakalmasıyla ona aşık olduğunu belli etmiş oldu. Poyraz’ın bunu havalı havalı, kendinden emin bir şekilde onun yüzüne vurması bana çok egolu geldi. O yüzden Haziran’dan beklediği cevabı alamamasına üzülemedim. ^^ Poyraz, aldığı cevap karşısında Haziran’a bundan böyle karşısında başka bir Poyraz göreceğini söylerken açıkçası ben de o ilk bölümlerdeki yabani, kaba, duygularını belli etmeyen adamı göreceğimizi sanmıştım. Meğerse o zalim bir adam olmayı planlıyormuş. Daha hemen oteldeki turistlerle en güler yüzlü haliyle flört ederek başladı işe. Eğer işin aslı başka olmasa Haziran geceki o ağır sözlerinden sonra bu cezalandırmayı hak etmişti derdim ancak benim Haziran kuşum bu eziyeti hiç hak etmedi be Poyraz.

 

Kıskançlıkta dünya markası Haziran

 

Haziran’a kıskançlık çok yakıştı. Poyraz’ı o kadar güzel kıskandı, her hareketiyle bunu o kadar çok belli etti ki Poyraz’ın yerinde kim olsa keyiften dört köşe olurdu. Tabii Poyraz bunu Haziran dayanamayıp aşkını itiraf etsin diye yapıyordu ama Haziran’ı durduran şey tahmin edebileceğinden bambaşka olunca umduğunu bulamadı. Yalnız Haziran’ın otele kalmaya gelen arkadaşı Sena da kıskanılmayacak kadın değildi. “İstediğini alır Sena” lakabının hakkını verecek kadar güzel ve havalıydı. Sena’yı oynayan Eva Dedova Rus olmasına rağmen düzgün Türkçesiyle beni çok şaşırttı. Poyraz’ın Haziran kıskansın diye yaptıkları hiç yabani Poyraz’a göre değildi. Ama aferin flört nasıl edilir iyi biliyormuş. Kadının elinden kurabiye yemek nedir yahu? ^^ Sen Haziran’ın elinden bir şey yedin mi bugüne kadar acaba? Haziran da ilk bölümde Kırlangıç Adası’na gelmeden önce “Kendimi kaybedecek kadar da aşık olamam.” diyordu, şimdiyse Poyraz’ın peşinde kuyruk olacak, kıskançlıktan gözü dönüp Poyraz’ı Sena ile bir saniye yalnız bırakmayan, aşık olduğu adamı kaptırmak istemeyen dişi bir kaplan gibiydi. Tabii sonunda o da dayanamadı ve kör kütük aşık olduğunu arkadaşına itiraf etti.

 

“Poyraz’dan uzak dur tamam mı? O Benim Poyraz’ım.” 

 

Bu repliği duyunca aklıma İdil geldi maalesef ama Haziran’ın söylediği gerçek, İdil’inki ise kendi kendine gelin güvey olmak. Yalnız niye Poyraz’a aşık kadınlar aşırı sahiplenici oluyorlar böyle? ^^ Poyraz, Haziran’ı kıskançlıktan delirtmek için elinden geleni yaptı, amacına da ulaştı ama artık Poyraz’ın da Haziran’ı kıskandığı sahneleri görebilir miyiz? Rica edeceğim birkaç bölüm içinde Batu adaya gelsin ve Poyraz Bey kıskançlıktan kudursun.

 

 

Biricik, Alper’e Haziran’ın sırrını ağzından kaçırdığında ben Hakan’ın yaptıklarını da söyleyecek sanmıştım ancak öyle olmamış. Halbuki Haziran’ı savunmak için onu mutlaka öne çıkarması gerekirdi. Alper benim sandığım kadar soğukkanlı yaklaşamadı bu duruma. Hakan -aslında kendini k.çını kurtarmak için- ona anlatana kadar Haziran ile Poyraz’ın ortaklığının biteceğini ve Poyraz’ın borçlarını ödeyemeyeceğini kavrayamadı. Zaten Haziran da bu yüzden susmadı mı bugüne kadar? Aliye de bu yüzden bu sırrı saklamadı mı? Ayrıca duyan da Poyraz’ın bu olay öncesinde borçlarını zamanı geldiğinde ödeyebilecek durumda olduğunu sanacak. Haziran otel ortaklığıyla ona verdiği zarardan kat be kat büyük bir iyilik yaptı.

Biricik ile Alper, ship ismiyle BirAlp çifti bence çok güzel oldular. Onlar ilişkilerini PoyHaz’ın durumundan bağımsız kılmayı başarabilirlerse mutlu olabilirler. Bunu fark etmeleri iyi oldu. Biricik aptal değil ama çok saf bir kız, Alper ise Poyraz kadar kültürel donanımlı değil daha düz biri. Bence tam huyu huyuna, boyu boyuna bir çift oldular. Benim tek endişem Biricik’in onu hala yaz aşkı olarak görüyor olması. Ama Melisa’ya kendini sevdirmeye çalışması ve bunun için onun pastanesinde işe girmesi artık böyle düşünmediğini gösterir. Bari Biricik’in ailesi Alper’e karşı çıkmasın da en azından bir çiftten yüzümüz gülsün. Bu arada PoyHaz bile BirAlp kadar tutkulu öpüşmediler bugüne kadar. Esas çiftin günahı ne sevgili senaristler? ^^ Melisa’nın Biricik ile Alper’i çok neşeli bir şekilde görmesine üzüldüm ancak Alper kendini fark eder diye beklemek yerine ona açılsaymış. O yüzden Melisa’yı acilen bu aşktan kurtaralım, yoksa bu kadar agresif bir Melisa çekilmez.

 

 

Aliye’nin Haziran’a söylediklerine rağmen onun bir gün Haziran’a karşı yumuşayabileceğini düşünmüştüm ama bu hafta bana hiç öyle bir umut ışığı vermedi. Aksine daha da sertleşip İdil’den, Hakan’dan, Zeynep’ten bile kötü diyebileceğimiz hale geleceğini düşünüyorum. İki dakika konuştuğu Görkem’e bile Haziran’ın arkadaşı diye ne kadar burnu büyük davrandı. Poyraz, dili çatallı demişti ama bu kadarını beklemiyordum. Korumacılık adı altında kötü kalpli bir kadın var. Komadayken başucunda sana kitap okuyan, ellerine krem süren, seni alnından öpen Haziran’a bu denli kötü davranmak başka neyle açıklanabilir? Görkem ona Calamity Jane lakabını taktı. Calamity Jane (Martha Jane Cannary doğumlu; 1852 – 1 Ağustos 1903) Vahşi Batı’da maceraları ve istismarları gizem, efsane ve kendini tanıtma ile örtülü tartışmalı bir figürdü. Bir erkek gibi giyinip çalıştığı, sert bir içici olduğu ve silah ve at konusunda yetenekli olduğu biliniyor.

 

Şok şok şok!

 

Selma ile Zeynep’in küsme nedeni tam tahmin ettiğim gibi çıktı. Zeynep geçmişte katıldığı yarışmada jüriye Selma’nın çizimlerini vermiş ve kazanmış. Elbette kendi emeği de vardır ancak ünlenmesinde Selma’nın payı yadsınamaz. Ancak o bunu yapmasaydı belki de Selma ünlü bir tasarımcı olacaktı ve belki de Zeynep gibi batma noktasına gelmeyecekti kim bilir? Görkem’in küs olsalar bile gerektiğinde Zeynep’i savunması, Selma’ya da hakkaniyetli davranması çok güzeldi. Ve bence de iki kızkardeşin geçmişe sünger çekip sil baştan yeni bir sayfa açması gerekiyor. Tabii bu Zeynep’in Selma’ya üstten bakmayı bırakması şartıyla olabilir.

Zeynep’in geçmişte aşkına karşılık vermediği Latif’e açıkça evlenme teklif edersen kabul ederim demesi, ertesi sabah Latif’in aşırı sevinci göz önünde bulundurulduğunda Zeynep-Latif evliliği gerçekleşecek gibi görünüyor. Zeynep’in neden bunu istediği, altında bir menfaat olup olmadığı çok umurumda değil. Açıkçası bu Haziran ile İdil arasındaki çatışmanın artmasına ama daha komik bir hal almasına neden olabilir. Bir de düşünsenize Haziran ile İdil’in artık aynı evde yaşadığını? ^^ Veteriner Fatih’in de Selma’ya aşkı iyice belli oldu bu bölümde. Ne dersiniz Selma da onunla evlenip yeniden ikinci baharını yaşayabilir mi? Bir belediye başkanı, bir başkan adayı ve kardeş olan eşlerinden güzel komedi çıkar.

 

Koynumda yılan beslemişim

 

Poyraz, keşke Haziran hakkındaki gerçeği İdil’den değil de Haziran’ın ağzından duysaydı. Ancak Haziran’ın da işi zordu, deliler gibi aşık olduğu adama bu gerçeği söylemek kolay mı? Onu bu kadar severken tamamen kaybedeceğini bile bile konuşabilmek kolay mı? Poyraz’ın Hakan’ın vefasızlığını kendi araştırmaları sonucunda fark etmesine rağmen onu daha çok yıkacak, yaralayacak olan Haziran ile ilgili gerçeği ise Haziran’dan duyamamış olması tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Evet İdil, Haziran’ın fabrikadan bilançoları aldığını söylerken gerçeği söyledi ancak onları bankaya yollayan Haziran değil ki. İdil’in bu söylediği suçun en büyüğü Haziran’a aitmiş algısı yarattı. Halbuki kardeş gibi büyüdüğü, ona ağabeylik eden Poyraz’a ihanet eden, bundan dolayı hiçbir vicdan azabı duymayan ve borçlarını ödemesini sağlayacak oteli batırmaya çalışan Hakan’dı. İdil’in böcekleri mutfağa koymasına yardım eden, oteli karalaması için o huysuz müşteri rolündeki adamı otele yollayıp görüntüleri çeken de Hakan’dı. Onun yaptıklarının aksine Haziran ise hatasını telafi etmeye çalışıyordu. Ayrıca neden Poyraz, Hakan ile buluştuğu için İdil’e kızmadı? İdil, Hakan’a tekne ayarlamadı mı? Poyraz’a haber veren İdil değilse, onun sayesinde Hakan adadan kaçmayacak mıydı? Haber vermiş olsa bile Poyraz yetişemeseydi yine de İdil sayesinde kaçmış olmayacak mıydı?

 

İdil: “Ya utanması gereken tek kişi Hakan değil. Hakan değil. İşte suç ortağı da geliyor.”

Poyraz: “İdil bu meseleye de karıştırma Haziran’ı.”

İdil: “Ben karıştırmıyorum. Hakan az önce söyledi. Fabrikadan bilançoları alıp bankaya sızdıran kişi Haziran’mış.”

Poyraz (Hakan’a): “Ulan yalancı.”

Haziran: “Doğru söylüyor.”

 

Poyraz’ın ilk şokun ardından antik kente gitmesi anlamıydı. Haziran’ı ilk orada fark etti, ilk orada aralarında gerçek bir yakınlık kuruldu. Tam oradan ayrıldığında Haziran da oraya varmıştı. Poyraz’ı nereye gidebileceğini bilecek kadar iyi tanıyor işte. Yalnız bu sahnede Haziran’ın küpesindeki Güneş ve Ay figürlerinin olması tesadüf mü, bilinçli mi bilmiyorum ancak çok anlamlı bir detay olmuş. Poyraz, oraya ilk gittiklerinde ona Ay ve Güneş’in aşk hikayesini anlatmıştı.

 

 

 

Haziran: “Bak biliyorum hiçbir şey yaptığımı mazur göstermez. Ama ben onarmaya çalıştım. Sana yaptığım kötülüğü temizlemek için ben uğraştım.”

Poyraz: “Sen sırf patronların için benim dedemden kalan araziye, babaannemin hasta yattığı eve casusluk yaptın.”

Haziran: “Bimiyordum. Bunlardan haberim yoktu, haberim olsaydı…”

Poyraz: ”Ya sen bilseydin de yine aynı şeyi yapardın. O Hakan’dan tek bir farkın yok senin. Ne vicdanın var, ne onurun var. Tek derdin var para kariyer, başka bir şey yok. Sen söylesene beni batırmak için kaç para verdiler sana? Senin vicdanının bedeli ne kadar söyle Haziran?”

 

Poyraz’ın Haziran ile ilgili gerçeği öğrendiğinde bu kadar sert tepki vereceği belliydi. Bizim tanıdığımız Poyraz ile çelişen bir yanı da yoktu. Kendisini terk edip giden annesini çocukken bile affetmeyen, ona karşı ördüğü duvarların bir tuğlasını bile yıkmayan bir adamdan bahsediyoruz. Gerçeği öğrendikten sonra Haziran’ın kıyafetleri ile bavulunu kapının önüne fırlatması, onu adadan kovması, ona söyledikleri çok ağırdı. Haziran tepki görmeyi, kızılmayı tabii ki hak etti ama bu kadarı çok fazlaydı. Hiç mi tanımadın Haziran’ı be adam? Ayrıca Kırlangıç Adası senin tapulu malın değil Poyrazcığım. Haziran’ın da annesi adalı hatırlatırım sana.

Haziran ile Poyraz’ın bu ilk yüzleşmesine İdil’in de tanık olması ise sinirlerimi zıplattı. Poyraz eve gittiğinde Haziran ağlarken o yanından geçmesi yok muydu… Ayağı takılsın da yere düşüp bir yeri kırılsın istenecek cinstendi. Eminim senin içinin yağları erimiştir ama Poyraz’ın kalbinden Haziran öyle kolay çıkmaz İdil Hanım. Poyraz Haziran’ın Poyraz’ı ve hep öyle kalacak. Selma ile Nehir’in Haziran’ın yaptığından ötürü üzülmelerini anlıyorum ama Poyraz ile arasındaki bir mesele için ona küsmelerini doğru bulmuyorum. Onlar da sırt çevirirse bu Hazirancık kimsesiz mi kalacak?

 

Son pişmanlık neye yarar?

 

Haziran’ın otelde boş bir odada Poyraz’ın tam anlamıyla yüzleştiği sahne de kesinlikle diğeri gibi mükemmeldi. Haziran’ın Poyraz’a kendini anlatabilmek için verdiği o mücadele, Poyraz’ın dinmeyen öfkesi, aralarındaki o muhteşem gerilim ile sahne benden tam puan aldı. Haziran’ın yalansız dolansız her şeyi tüm açıklığıyla anlatması, asla yaptığını inkar etmemesi yerindeydi. Ama Poyraz ne yazık ki öfkeden onun çektiği vicdan azabını göremeyecek kadar kördü. Ama eminim Haziran’a da, bana da en çok koyan aşkının yalan olduğunu düşünmesiyle Hakan’dan da kötü olduğunu düşünmesi oldu. O ilk gün yalandan öpmüş olsa bile sonradan aşık olduğu kabak gibi belliydi. Bir kadın bu kadar aşık numarası yapabilir mi? Haziran seni kandırmak istiyor olsaydı Aliye’nin söylediklerine rağmen senden vazgeçmezdi a benim kör Poyraz’ım. Hakan’dan daha kötü olduğunu düşünmekse tam bir ahmaklık. Az evvel de yazdığım gibi kendisi yerine Haziran’ı adaya gönderen Hakan, oteli batırmak için elinden geleni ardına koymayan yine Hakan. Ama annesinin borçlarından çok senin borçların için o oteli açmaya çalışan ise Haziran. Hatırlatırım Haziran sana otel işini ilk teklif ettiğinde annesinin borçlarından haberi yoktu. Yani onun önceliği her zaman önce senin borçlarını ödemen oldu. Yüzleşme sahnesindeki tek olumlu şey Poyraz’ın Haziran’ın yüzüne dokunmasına izin vermesiydi. PoyHaz için hala umut var sayın seyirciler.

 

Poyraz: “Sen gidip yerleşsene ya Tokyo’ya. Hala burada ne işin var senin?”

Haziran: “Çünkü artık senin beni affetmenden daha önemli hiçbir şey yok ve ben sana usanmadan anlatacağım, sen de beni dinleyeceksin.”

Poyraz: “Ben seni hiçbir zaman dinlemeyeceğim.”

Haziran: “Poyraz bana bak, bana bak, yüzüme bak. Ben doğruyu söylüyorum, tamam mı? Ben bir hata yaptım evet. Ama ben çok pişman oldum.”

Poyraz: “Son pişmanlık hiçbir zaman işe yaramadı tamam mı? Hiçbir zaman da yaramayacak.”

Haziran: “Bana bunu yapma. Yaşadığımız onca şeyden sonra bu kadar katı olma.”

Poyraz: “Biz bir şey yaşamadık tamam mı? Biz hiçbir şey yaşamadık. Ben sadece öyle sanmışım. Ama artık açtım ben gözümü Haziran. Artık ben gözümü açtım. Sen de tıpkı o Hakan gibisin.”

Haziran: “Beni Hakan’la bir tutamazsın.”

Poyraz: “Doğru. Doğru. Sen o Hakan’dan da betersin.”

 

 

Onları kapıdan dinleyen Görkem, Biricik, Nehir ve Burak’ın tepkileri ise aşırı komik olmasına rağmen yüzleşme asla duygusundan bir şey kaybetmedi. Görkem ve tespitlerinin hastasıyım ya. Haziran ile Poyraz’ın kavgası için “Otel yanıyor.” demez mi? ^^ Onun sayesinde ağlayabileceğim yüzleşme sahnesini yüzümde aptal bir sırıtmayla seyrettim. Ama Görkem çok haklı onların aşk ve öfke ateşi o kadar büyük ki. Unutmadan, ben ilk yazılarda arzu ettiğim gibi PoyHaz’ın ilişkisi başlamadan yalanın ortaya çıkmasına çok sevindim. Senaristlerimizi bu klişeyi yazmadıkları için tebrik ediyorum. PoyHaz ilişkisi başlayabildiğinde aralarında sırlar olmayacak.

Poyraz istediği kadar Haziran’a adadan gitmesini emretsin, Haziran tabii ki kalmaya karar verdi. Neden sanki Poyraz’a aşık değilmiş gibi, ona ve ada halkına kendini affettirmeden oradan gitsin ki? Haziran için şu an en önemli olan şey İstanbul’daki şirketteki kariyeri değil ki. Onun için en önemli olan şey Poyraz. Aferin Haziran savaşmadan pes etmek yok. Siz savaşın sevgili PoyHaz ama sonunda elbet aşk kazanacak.

 

Haziran: “Gitmiyorum.”

Poyraz: “Gideceksin. Seni burada görmek istemiyorum artık.”

Haziran: “O zaman bana tahammül etmeyi öğrensen iyi olur çünkü gitmiyorum.”

Poyraz: “Ya niye gitmiyorsun? Senin burada görevin tamamlanmadı mı? Git ödülünü al işte Tokyo’ya mı gidiyorsun artık başka nereye gidiyorsun bilmiyorum, ama sana burada yer yok.”

Haziran: “Var. Bu otelin yarısı hala benim.”

Poyraz: “Satın alırım senden.”

Haziran: “Satmam.”

Poyraz: “Haziran, bak seni bu adada barındırmam.”

Haziran: “Elinden geleni yap. Benim ruhum savaşçı. Savaşmadan çekilmeyeceğim.

Poyraz: “Sen bu savaşı kaybedersin.”

Haziran: “Göreceğiz Poyraz Ali Özgür.”

 

 

YORUM

 

Yeni bölüm ön izleme, fragman ve bölüm fotoğraflarına göre Haziran için adadaki şartlar daha zorlaşıyor. Aliye’nin PoyHaz’a dair verdiği tepki dikkat çekici. Poyraz’ın öfkesine rağmen bu tepkiye bozulması ve Haziran’ın yalan ve kötülük ağacını fark etmesi ve Haziran’ın ona olan aşkının yalan olmadığını öğrenmesi olumlu bir gelişme. Haziran’ın otelin mutfağındaki soğuk depoya kapatılmasına da sırf onu Poyraz kurtarıyor ve başına gelenlerden acı çekiyor, hastayken baş ucunda bekliyor diye sevindim, yalan yok. Bölüm fotoğraflarında görüp en merak ettiğim şey ise İdil’in neden yere düştüğü?

Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler son iki bölümü nasıl buldunuz?

 

Göz atmanızı öneririz: Ada Masalı Bölüm Yorumları

 

Alaçatı Tatil
ALAÇATI – Sanki Ege’de bir Vaha
gezdim gördüm san diego
AMERİKA – San Diego
İNGİLTERE – Bath Sommerset
İstanbul havalimanı bagaj arabası iade
İstanbul Havalimanı – Bagaj Arabası İadesi için 5 TL’mizin Peşinde…
Mekanlar Tarifler
LONDRA – Londra’da Öğleden Sonra Çayı
künefe
Bir Değil İki Değil Çok Çeşitli Künefe
Kars ne yenir
KARS – Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?
emily in paris
EMILY in PARIS – Paris’te bir Amerikalı
the undoing hbo
The Undoing – Gerçeğin Peşinde
years and years dizi
YEARS AND YEARS – Ya Gerçek Olursa…
DARK – Finalde Cevapsız Kalan Sorular
romantik komedi filmler
Latte Kıvamında Romantik Komedi Filmleri
Yarına Tek Bilet Elle Çekim
YARINA TEK BİLET – Belki de Karşılaşmalar Tesadüf Değil Kaderdir
BİZ BÖYLEYİZ – Olsaydı Nasıl Olurdu?
GÖRÜLMÜŞTÜR – Gerçek ile Kurmaca Arasında
evlat oyunu
EVLAT – Her Şey Çok Zor
übü hep übü
ÜBÜ HEP ÜBÜ – Übülük Müessesesi Üzerine
yaşamaya dair
YAŞAMAYA DAİR – Yaşamayı Ciddiye Alacaksın
BİZ İYİ İNSANLARIZ – İçimde Büyüyen Bir Canavar Var
Copy link
Powered by Social Snap